3. Sayfa, Toplam 11 BirinciBirinci 12345 ... SonSon
Gösterilen sonuçlar: 21 ile 30 Toplam: 103
  1. #21
    Aktif Üye Bay X - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2007
    Nerden
    İSTANBUL
    Mesaj
    2.170
    Rep Gücü
    37029

    KAYGISIZLAR (The Persuaders)

    Çok eski bir diziydi, başrollerinde Roger Moore ve Tony Curtis oynamıştı. Roger Moore, çok asil ve kibar İngiliz Lordu, Tony Curtis ise sonradan zengin olmuş Amerikalı bir çapkındı. Yargıcın biri bu ikisini bir araya getirerek polisin çözemediği olayları çözmelerini istemişti. Böylece kahramanlarımız heyecanlı maceralara dalarken sıkı fıkı iki dost olup çıkmışlardı. Her bölümde hızlı arabalar, güzel kızlar, hareket, aksiyon eksik olmazdı.

  2. #22
    Aktif Üye Bay X - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2007
    Nerden
    İSTANBUL
    Mesaj
    2.170
    Rep Gücü
    37029

    KAĞIT BEBEKLER (Paper Dolls)

    Mankenler, moda dünyasındaki entrikalar hakkında bir diziydi. Küçük kızlarını model olsunlar diye ajanslara satan anneler, kaltak mankenler, pırıltılı ama boş hayatı yüzünden acı çeken modeller, hepsi bu dizideydi. Basbayağı pembe dizi işte. Aman pek meraklısıydım ben bunun nedense??? Oyuncuları arasında Morgan Fairchild, Lauren Hutton gibi Seksenlerin tv yıldızları bulunuyordu.

  3. #23
    Aktif Üye Bay X - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2007
    Nerden
    İSTANBUL
    Mesaj
    2.170
    Rep Gücü
    37029

    FLIPPER

    Bizim için dünydaki tüm yunusların adı Flipper'dı. Bunun sebebi de bu eski diziydi. Bu akıllı bıdık yunus, sürekli bir sırıtma ifadesi taşıyan , oynak, fingirdek birşeydi. Sandy bunu ağlardan kurtardığı için ne zaman çocuğun başı sıkışsa Flipper yüzer yetişirdi. Maceranın sonunda ciyak ciyak sevinçli sesler çıkartır, kuyruğunun üzerinde hoplayıp sıçrardı.

  4. #24
    Aktif Üye Bay X - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2007
    Nerden
    İSTANBUL
    Mesaj
    2.170
    Rep Gücü
    37029

    BOLERO 1984


    Seksenli yıllarda televizyonda buz dansı izlemek, yarışmacıların rengarenk ve çiftlerin uyumlu kıyafetlerini çekiştirmek çok hoşumuza giderdi. 1984 Saraybosna Olimpiyatları buz dansı kategorisinde bir ilke sahne olarak tarihe geçmişti. İngiliz Jayne Torvill & Christopher Dean ikilisi, Ravel'in Bolero'su eşliğinde yaptıkları serbest dansları ile tüm jüriden 6 tam puan alarak şampiyon olmuşlar, buzda kusursuzluğu yakalayarak ekran başında hepimizi büyülemişlerdi. Bu ikili Seksenlerin başından itibaren tüm şampiyonalarda Rus egemenliğine son verip birincilikler kazanmaktaydı. 1984 yılından sonra ise profesyonel olarak kariyerlerine devam ettiler. Bolero'da ikili buzun üzerinde ağır ağır dans ederek dans ederek başlıyor ve müziğin temposuyla beraber hızlanarak, sonunda artistik bir şekilde yere yuvarlanıp "ölüyor"lardı. Kıyafetleri açıklı koyulu mor tonlardan oluşmuştu. İkili danslarını bitirdikten sonra jüri şakırt diye 6'ları basmış ve Torvill & Dean efsane olmuştu. Ne zaman Bolero'yu dinlesem gözümün önüne buzda süzülen Torvill & Dean ikilisi gelir.

  5. #25
    Aktif Üye Bay X - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2007
    Nerden
    İSTANBUL
    Mesaj
    2.170
    Rep Gücü
    37029

    EUROVISION 1989 , BANA BANA

    Nereden başlasam, Bana Bana'yı nasıl anlatsam? Büyük usta Timur Selçuk'un yazıp bestelediği çok değişik bir şarkıydı. Çok sesli bir yapısı, oryantal melodileri, zengin orkestra müziğiyle aslında çok emek verilmiş bir şarkıydı ama sözleri tam bir fiyaskoydu. Sürekli tekrarlanan "Bana bana, bana bana, bana bunu bana bunu bana bana" tadında biteviye devam eden sözleri vardı şarkının. Şimdi dinlediğimde bana tuhaf ve hoş gelse de, o sene bu şarkıyla inanılmaz derecede dalga geçmiştik. Fakat asıl bomba yarışmada patladı, Timur Selçuk aynı zamanda orkestrayı da yönetiyordu ve Grup Pan " o bir gün, giderse, gene seni, gene seni üzerse" diye şarkıya başlarken inanılmaz coşmuş, adeta uçarak yönetmiştir orkestrayı. Sahnedeki gruptan çok o izlenmiş ve ekranda her belirdiğinde "Aha şimdi uçacak" dedirtmişti.

    YouTube - Bana Bana

  6. #26
    Aktif Üye Bay X - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2007
    Nerden
    İSTANBUL
    Mesaj
    2.170
    Rep Gücü
    37029

    EUROVISION 1983 , OPERA

    Eurovision'da ülkemize tarihi bir hezimet yaşatan, sıfır puan alarak sonuncu olan ilk şarkımız Opera idi. Şarkıyı rahmetli Çetin Alp seslendirmiş, ve Opera'dan sonra kariyeri sona erip hayata kırgın ve küs vefat etmiştir. Halbuki şarkının o korkunç sözlerini Aysel Gürel yazmış, sarkıcıyı da TRT seçmişti. Şarkının sözleri "İşte opera, heyecan fırtınası, coşar ruhumda, duyarım sönmez o aşkı, baleli aşk dolu, müzikli oyunlar, uvertür, trio, düetto, korolar, saraydan kız kaçırma, ölmez la traviata..." şeklinde başlayıp aynı saçmalıkta devam ediyordu. Arkada da gülünç kılıklar içinde bir türlü senkronize olamayan vokal ekibi bu curcunayı tamamlamaktaydı. Evlere şenlik bu şarkı yıllar sonra Eurovision tarihinin en kötü şarkısı seçilmişti. Bence kesinlikle seksenlerin en unutulmaz şarkılarındandır.

    YouTube - Turkey 1983

  7. #27
    Aktif Üye Bay X - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2007
    Nerden
    İSTANBUL
    Mesaj
    2.170
    Rep Gücü
    37029

    EUROVISON 1980 - PETROL

    Türkiye'de Yetmişli yılların ikinci yarısında başlayan Eurovision çılgınlığı seksenlerde binbir türlü hezimetle bezeli ulusal bir takıntıya dönmüştü. Bu yüzden TRT'de 1980 yılında yarışmaya Süperstar Ajda Pekkan'ı gönderdi. Ajda memleketin en Avrupai kadınıydı, güzelliği, yabancı bestelerden uyarlama şarkıları ve estetik ameliyatları ile en parlak yıldızımızdı. Bütün bunlara rağmen yarışmaya alabildiğine oryantal bir şarkıyla katılmıştı : Petrol. Amaan petrool, canıım petrool artık sana sana sana muhtacıım petrool diye uzayıp giden ağdalı melodisiyle şarkı 15. olabilmiş, Ajda Pekkan uzun süre depresyondan çıkamamıştı.

    YouTube - Turkey 1980

  8. #28
    Aktif Üye Bay X - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2007
    Nerden
    İSTANBUL
    Mesaj
    2.170
    Rep Gücü
    37029

    EVLİ VE ÇOCUKLU (Married with Children)


    Eğer sadece 80lerde değil, doksanlarda, ikibinlerde ve mümkünse tüm ömrümce izleyeceğim bir dizi varsa işte bu idi. Bu dizi birbirlerinden nefret eden, hayattan bezmiş sefil Bundyler'in hayatını anlatırdı. Abazan oğul Bud ve aptal sarışın kaşar ablası Kelly mütemadiyen didişir, anneleri Peggy günü tv karşısında geçirip kocasının cüzdanını yağma etmenin yeni yollarını keşfederdi. Ailenin babası, hepimizin idolu Al Bundy idi. Zavallım bütün gün gün sefil bir ayakkabıcıda çalışır, akşam eve geldiğinde Peggy buna bir tas bile yemek vermez, üzerine illa uyuz komşu Marcy ile kocası (önce Steve sonra Jefferson) damlarlardı. Al ne yapsın, elini çüküne sokar, tv karşısında kendinden geçmeye çalışırdı. Yıllar geçtikçe Al'ın saçları seyreldi, göbeği çıktı, ama yaşlandıkça filozofluğu da tavan yaptı. Bir keresinde sevişmek isteyen Peggy'e "Lütfen Peg, 16 yıldır evliyiz, artık sadece arkadaş olamaz mıyız?" demesini asla unutamamışımdır. CNBC-e yıllardır döndüre döndüre bu diziyi yayınlar, hayır duamızı alır

  9. #29
    Aktif Üye Bay X - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2007
    Nerden
    İSTANBUL
    Mesaj
    2.170
    Rep Gücü
    37029

    BÜYÜK TUZAK (Wiseguy)


    Seksenlerin sonunda TRT'de yayınlanmış ve ortalığı kırıp geçmiş bir mafia dizisiydi. Başrolde gizli ajan Vinnie Terranova rolünde harikulade sesi ve muhteşem fiziğiyle genç kızların ilahı olan Ken Wahl oynardı. Şimdi bakıyorum da tekkaşlı imiş kendisi. Diziden sonra da söndü gitti zaten, o karizmayı devam ettirememişti. Dizide ise Frank McPike yönetimindeki organize suçlar departmanının en has adamıydı, kimlik değiştirir, tekinsiz adamların peşine düşer, başı sıkışınca tekerlekli sandalyedeki Mike amcayı arardı. Mike amca ne yapar eder Vinnie'nin paçasını kurtarırdı. Ken Wahl ayrıldıktan sonra dizinin de bütün havası sönüp gitmişti.

  10. #30
    Aktif Üye Bay X - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2007
    Nerden
    İSTANBUL
    Mesaj
    2.170
    Rep Gücü
    37029

    POP SAATİ


    Bu sanki yüzyıllardır devam eden bir müzik programıdır. Pop Saati'ni Erhan Konuk hazırlayıp sunardı. Hiç değişmeyen bir dekorun önünde hiç kıpırdamadan oturur, ifadesiz bir yüzle ve tane tane konuşarak videoları takdim ederdi izleyenlere. Aradan Allah bilir işte kaç yıl geçti, Erhan Konuk ne dekorunu ne jeneriğini ne de pozisyonunu değiştirdi, hala aynı şekilde sevgili izleyenleriyle buluşmaya devam ediyor, tek fark saçlarına düşen aklar, böylece eski programlarla yenileri ayırd edebilirsiniz. Zamanında bunun hakkında "programını sadece 7 kişi izliyor" diye espriler yapılırdı. Erhan Konuk her videouyu hakkıyla sonuna kadar gösterir, Sezen Cumhur Önal gibi cart diye kesmezdi sonunu.

Benzer Konular

  1. Atatürk'ün son yılları ve ölümü
    Yakamoz Tarafından Mustafa Kemal Atatürk Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 10-11-2010, 10:11 AM
  2. Kaybolan Yılları Aramak
    sempatikman Tarafından Öykü ve Hikayeler Foruma
    Yorum: 3
    Son mesaj: 24-05-2009, 11:01 AM
  3. Nostalji
    Eftelya Tarafından Nostalji (Mazi'den Kalanlar) Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 06-02-2009, 12:30 PM
  4. Türk Sinemasının Kötü Yılları
    Bay X Tarafından Sinemalar Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 21-05-2007, 01:01 AM
  5. Ünlülerin gercek dogum yılları
    SUPERMEYDAN Tarafından Kültür, Sanat Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 17-05-2007, 12:27 PM
Yukarı Çık