Gösterilen sonuçlar: 1 ile 6 Toplam: 6

Konu: Opera Nedir

  1. #1
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.801
    Rep Gücü
    137443

    Opera Nedir

    Geçmişte opera sözcüğü İtalyanca'da Eser anl***** geliyor.Daha önce yapılan müzikli oyunlarda olduğu gibi operada müzik oyuna sonradan eklenmiştir Operanın müziği metin ve sahneyle bir bütün halindedir İlk operalar reçitatiflerden oluşuyordu. Reçitatifte konuşma dilinin ritimsel özelliği ve sözlerin anlamı müzikten öndedir. Daha sonra da arya biçiminin akıca müziği önem kazanıyor. Opera'nın ilk adı Drama Per Musica dır
    Bugün şu anadaki kabaca tanımıyla opera ise solistleri korosu orkestrası kostümü sahnesi ışığı dramatik oyunu ile müziğe uyarlanmış bir çeşit tiyatrodur

    Opera'nın Doğuşu

    Floransa’da bulunan kendilerine Camerala diyen bir grup aydın (şair-besteci-şarkıcı-çalgıcılardan oluşan) Rönesans’ın da etkisiyle Eski Yunan’daki müzikli dramaları geri döndürme hareketini başlatmışlardır Eski Yunan’daki Erupides ve Sofokles’in tragedyalarından yola çıkmışlardır Sonra Ortaçağ daki dinsel dramların kilise sınırlarını aşıp dindışı öğelerden etkilenmesiyle Mystere adlı oyunlar ortaya çıkıyor. Oyun öncesinde orkestra giriş müziği çalıyor ayrıca sahneye çıkan her karakter de müzik eşliğinde tanıtılıyor Böylece tiyatro , koro ve orkestranın bir arada olduğu ortamlar oluşturuluyor.

    13.yüzyıl başındaki Pastoral komedilerde halk ezgileri de tiyatroya ekleniyor

    Bu arada zamanın pek çok ünlü madrigal bestecisi başlı başına bir müzik biçimi haline gelen İntermezzo için besteler yapmışlardır.Konusunu doğadan alan Pastoral şiirler ve madrigal komedileri de operanın öncüleri arasındadır.

    •Tarihte ilk opera 1597’de Floransa karnavalında oynanan , Rinuçini'nin şiirsel metni üzerine Peri’nin müziklendirdiği Dafne dir.

    Arya (Aria)
    Belli bir kalıp içinde orkestra eşliğinde söz ve müziğin birleşimidir. Opera kantata ve orotoryoda aryanın yeri çok önemlidir. Söylem ve biçim açısından aryanın 17. yüzyıl başından beri gösterdiği gelişme , operanın bir sahne biçimi olarak gelişmesinin benzeridir. Barok dönemde operaseverler sırf ünlü bir aryayı ve solistini dinlemek için operaya gitmeye başlarlar. Çalgısal müzikte de arya biçimine rastlanır

    Konçerto Grosso'larada Süitlerde diğer bölümlerin tersine dans niteliği taşımayan ezgisel bir parçadır. Ariyozo ( Arioso) ise , Barok ile gelen arya benzeri anlamında reçitatif ve arya arasındaki ezgidir. Besteciler aryalarda giderek bildik halk ezgilerini kullanıp müziği opera içinde alımlı bir hale getirirler 18. yüzyılda önem kazanan A-B-A kalıbındaki da capo arya Bach'ın ve Handel’in kantatlarında ve operalarda kullanılan başlıca biçimidir 19. yüzyıl ile iki bölümlü ve daha dramatik arya biçimleri doğar Bunların ilk bölümü ağır ikincisi hızlı tempolarda düzenlenir soliste yer yer bir başka karakter ya da koro katılabilir.

    alıntıdır

  2. #2
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.801
    Rep Gücü
    137443

    Cevap: Opera Nedir

    [dm]xognj[/dm]

    Nessun Dorma-Carreras Domingo Pavarotti

    Her Hakkım Saklıdır®
    |l|lllll|lll||ll||lll||ll||
    ³³°¹³²¹³ °¹²¹²²³
    © σяigiиαL-ρяσfiLє ®

    Supermeydan

  3. #3
    Eftelya
    Misafir..

    Cevap: Opera Nedir

    OPERA

    Sanatın her dalında ileri gitmiş Floransa'nın Medici yönetimi, tüm sanatları içine alacak yeni bir sanat yaratmak için kolları sıvadılar. İçlerinde, edebiyatçıların, ressamların, mimarların, bestecilerin, tiyatrocu ve dansçıların olduğu çalışma grubu, birkaç yıllık çaba sonunda "Daphne" adlı, konusunu mitolojiden alan, Jacobo Peri tarafından bestelen ilk ürününü verdi. Geçen yıllar içinde opera denen bu sanat, hızla gelişti.Önce İtalya'nın diğer kentlerine, sonra Fransa, İngiltere ve Almanya 'ya değişerek-gelişerek yayıldı.

    TÜRKİYE'DE OPERA

    Ansiklopediler "Opera" nın tanımını kısaca şöyle yapmışlar: "Sözlerinin tümü ya da büyük bölümü şarkı olarak söylenen, müziğe uygulanmış sahne yapıtı ve baştan sona bestelenmiş, sololu, korolu, orkestralı sahne oyunu" gibi.

    Türkiye'de opera deyince konumuzu iki büyük başlık altında incelemek gerekmektedir.


    I. Osmanlı İmparatorluğu Dönemi
    II. Cumhuriyet Dönemi

    I. OSMANLI İMPARATORLUĞU DÖNEMİ
    Osmanlı İmparatorluğu döneminde, Avrupa ülkelerine gönderilen elçilerin ülkemize döndüklerinde padişaha hazırlayıp sundukları raporlarda, "Opera" kelimesinden bahsettikleri görülür. Uzun uzun bu seyrettikleri operaları anlatan elçiler, sarayda operalara karşı bir ilginin oluşmasına neden oldular. Böylece padişah III Murad döneminde (1574-1595) sarayda ilk müzikli oyun sergilendi. Daha sonraları kendisi de bir besteci olan padişah III Selim döneminde (1761-1808), Topkapı sarayında 1797 yılında yabancı bir topluluğa opera temsili verdirdiği o dönemin saray katibinin tuttuğu notlardan anlaşılmaktadır. 18. ve 19. yüzyıllarda da Osmanlı elçilerinin sefaretnamelerinde opera ile ilgili bilgileri devam etti. Tanzimat'tan sonra İstanbul'da yapılan tiyatro binalarında İtalyan opera toplulukları tarafından Verdi operalarının temsilleri verildi. Türkiye'de daha çok 19.yüzyılın ortalarına doğru başlamış bulunan, müzikte yenilenme çabalarına, herşeyden önce İtalyan opera sanatı örnek olmuş ve bu sanatın beşiği demek olan İtalya'daki hocalardan yararlanılmıştır. Hatta bu konuda, karşılaşılan ilk önemli örnek, Tanzimat'tan 7 yıl sonra, büyük İtalyan bestecisi Giuseppe Verdi'nin (1813-1901) 1846 yılında, bir İtalyan opera grubu tarafından Beyoğlu'nda oynanan "Ernani" operasıdır. Yapılan araştırmalarla, Verdi operalarının, 1846-77 yılları arasında ve İtalya'daki dünya prömiyerlerinden bir ya da birkaç yıl sonra İstanbul'da oynanmış oldukları kesinlikle tespit edilmiştir. Bu dönemde İstanbul'da Beyoğlu tiyatrolarında, İtalyan opera topluluklarının sergiledikleri operalarla ilgili afişler ve dönemin gazetelerinden gösterilerle ilgili yazıların yayınlanmasından da anlaşılıyor ki büyük bir izleyici grubuna hitap edilmeye başlanmıştır.

    1840'ta Bosco adlı bir İtalyan tarafından yapılan ilk tiyatro binasında, metinleri Türkçe'ye çevrilerek oynanan operaların ilki, Gaetano Donizetti'nin "Belisario" operasıydı. 1844'te Bosco'nun tiyatrosu Tütüncüoğlu Michael Naum Efendi'ye devredildi. Naum Efendi 26 yıl istanbullulara hizmet verdi. Naum Tiyatrosu'nda oynanan ilk opera (29 Aralık 1844) Gaetano Donizetti'nin "Lucrezia Borgia" adlı yapıtı oldu. 1946 yılında yanan bu tiyatronun yerine, Naum Efendi, bugünkü Tokatlıyan İşhanının bulunduğu yörede yeni bir tiyatro kurdu ve ilk temsiline Sultan Abdülmecit de geldi.

    Naum Tiyatrosu'nun 5 Haziran 1870'de ikinci defa yanması ve Osmanlı İmparatorluğu'nun özellikle o sıralarda büyük siyasi bunalımlar içinde bulunması, opera konusunun gereğince ele alınmasına imkan sağlamamıştır. Ama Naum Efendi'nin tiyatrosu ikinci kez yanıncaya kadar, düzenli opera temsilleri verildi. Naum Efendi, tiyatrosunda yabancı dillerde yapıtlar sahneleyebilmek için "imtiyaz" alarak bu konuda bir tekel oluşturdu. Bu arada azınlıkların kurduğu opera kumpanyaları da ayrı bir önem taşır. Dikran Çuhacıyan'ın, Güllü Agop'un, Küçük İsmail ile Mınakyan'ın kumpanyaları bunların arasında en önemlileridir. Böylece 1885 yılından, imparatorluğun tarihe karıştığı yıl olan 1923'e kadar geçen 38 yıllık bir süre içinde de, çoksesli Türk Sanat Müziği, hele opera konusu tamamen duraklama dönemine girmiştir.




    II. CUMHURİYET DÖNEMİ

    Cumhuriyet'in ilan edildiği yıllarda ülkemizde opera dalında önemli gelişmeler olmadı. Ziya Gökalp'in müzik konusundaki görüşlerinden etkilenen Atatürk, Cumhuriyet sonrasında devletin müzik politikasını, "Türk halk müziğini temel alıp Batı'da geliştirilmiş çoksesli teknik ve yöntemleri kullanarak yeni bir müziğin yoğurulması" biçiminde belirlemişti. Bu temel ilke uyarınca yetenekli gençler Avrupa'ya müzik öğrenimine gönderildi. Avrupa'daki müzik eğitimini tamamlayarak yurda dönen genç müzikçiler, 1930'lardan sonra bu alanda da etkinliklerini göstermeye başladılar. Ankara'da Musiki Muallim Mektebi'nin, İstanbul'da Darülelhan'ın kurulması, dışarda eğitim gören genç öğretim üyelerinin bu kuruluşlarda öğrenci yetiştirmeye başlaması, opera alanında gerek besteci, gerekse yorumcu açısından umutlu bir geleceğe atılan ilk adımlar oldu.

    Cumhuriyet'in müzik politikasına uygun ilk operayı Ahmet Adnan Saygun besteledi. Konusu ve librettosu üzerinde Mustafa Kemal'in de titizlikle durduğu "Özsoy" (öbür adıyla Feridun) adlı bu operanın metnini Münir Hayri (Egeli) yazmıştı. Türklerin İranlılarla aynı soydan geldiği temasını işleyen "Özsoy" ilk kez 19 Haziran 1934'te, Mustafa Kemal'in ve onun resmi konuğu İran şahı Rıza Pehlevi'nin huzurunda sahnelendi. Bu ilk operayı, gene Ahmet Adnan Saygun'nun "Taşbebek" iyle, Necil Kazım Akses'in "Bayönder"i izledi.

    Türkiye'de oynayan ilk ulusal operalar beklenen sonucu kısa sürede vermiş ve Milli Eğitim Bakanlığı, Atatürk'ün direktifleriyle Ankara'da bir devlet konservatuvarının kurulmasıyla ilgili hazırlıklara başlamıştır. Milli Eğitim Bakanlığı'nda ilk olarak bir Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü kurulmuştur. 1936 yılında da 1924 yılında Ankara'da faaliyete geçirilmiş bulunan Musiki Muallim Mektebi'nin öğrencileri arasından seçilen yetenekli elemanlarla, gene aynı kurumun içinde ilk olarak devlet konservatuvarı sınıfları faaliyete geçirilmiştir. Çünkü 1935/36 ders yılı döneminde, Almanya'dan ünlü besteci Paul Hindemith ile, ünlü tiyatro rejisörü Karl Ebert Ankara'da davet edilmişler ve her ikisinin de yaptığı incelemeler sonunda verilen raporlara göre, Musiki Muallim Mektebi içinde devlet konservatuvarı sınıfları çalışmaya başlamıştır. 1935/36 ders yılında, Musiki Muallim Mektebi'nde kurulmuş bulunan devlet konservatuvarı sınıflarında, müzik sanatının bütün dallarında olduğu gibi, tiyatro ve opera alanında da çalışmalara hızla başlanmış ve kısa zamanda uzun mesafeler alınmıştır. Paul Hindemith'in, sürekli görev kabul etmeyerek, zaman zaman Ankara'ya gelip konservatuvarı denetlemesi ve rapor vermesi yanında, anlaşmalı uzman olarak Ankara'da kalmış olan Karl Ebert, Devlet Konservatuvarı tiyatro tatbikat sahnesi ile, opera stüdyosunu, dokuz yıl kesintisiz yönetmiştir. Karl Ebert'in Ankara Devlet Konservatuvarı'nın opera stüdyosundaki eğitim öğretimle ilgili çalışmaları, başlangıçta, uluslararası opera literatürünün standart eserlerinden alınan örneklerle, Türkçe metinli denemeler halinde oluşup gelişmiştir ve bu alanda öğrencilerin sahneye koydukları ilk oyun, W. A. Mozart'ın bir perdelik Bastien and Bastienne adlı operası olmuştur. Türkiye'de Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası'nın eşliğinde ilk olarak Türkçe metinle oynanmış bulunan bu eser, zamanın basınında geniş ilgi yaratmıştır. Opera konusunda elde edilmiş olan olumlu sonuç, batı operalarından türkçe librettolu operalar oluşturma çabasına yol açmış ve 1940 yılında Türkiye'de ilk olarak, ünlü besteci G. Puccini'nin Madame Butterfly operasının sadece 2.perdesi, 1941 yılının mayıs ayında da gene Puccini'nin Tosca operasının sadece 2.perdesi, konservatuvarın opera stüdyosu elemanları tarafından, türkçe librettolarla ve üstün bir başarı ile sahneye konmuş ve bu ilk opera temsilleri, zamanın basınında oldukça ilginç yankılar yaratmıştır. Üç yıllık yoğun çalışma sonunda elde edilen bu büyük başarı, bu konuda gerekli önlemlerin alınmasını gerektirmiştir. 16 Mayıs 1940 tarihinde yürürlüğe giren bir yasa ile Musiki Muallim Mektebi içinde idareten kurulup faaliyete geçirilmiş olan devlet konservatuvarı sınıflarının: Müzik, Opera, Bale ve Tiyatro bölümlerini içine alan bir Devlet Konservatuvarı'na dönüşmesini sağlamıştır. Nitekim yıllar geçmiş, Ata'nın beklediği günler de gelmiş, devlet konservatuvarı, yetenekli besteciler, müzikçiler, solistler, balerinler yetiştirmiştir. 1947/48 yılları arasında Ankara'da, ünlü Alman mimar Bonatz tarafından, Sergievi binası tiyatro ve opera binasına dönüştürülmüş ve Büyük Tiyatro, 2 Nisan 1948 Cuma gecesi törenle hizmete girmiştir. "Türk Beşlileri" olarak nitelenen bestecilerin eserlerine yer verilen bir programla açılışı yapılan "Büyük Tiyatro" da, o gece, Ahmet Adnan Saygun'un "Kerem" operası da ilk kez seslendirilmiştir.

    1949 yılında özel bir yasa ile çalışmalarına başlamış bulunan Ankara Devlet Opera ve Balesi ile bu kurumun kolu halinde kurulan İstanbul Devlet Opera ve Balesi'nin çeşitli kadro ihtiyacını, devlet konservatuvarından mezun olan sanatçılarla karşılayabilme imkanı elde edilmiştir. Ankara Devlet Operası'nın kuruluşunda önemle yer alması gereken opera orkestrası ile korusu ve balesinin de 1950/53 yıllarından itibaren organize edilmelerine başlanmış olması, bu üç ayrı ünitenin zamanla üstün düzeyde bir bütün oluşturmasına imkan sağlanmıştır ve bunlardan bale okulu, 1947 yılında İngiltere'den davet edilen ünlü bale uzmanı Dame Ninette de Valois'in katkısıyla, önce İstanbul'da Yeşilköy'deki pansiyonlu ilkokulda kurulmuş ve değerli bale uzmanlarının eğitimi altında yetiştirilmiş bulunan ilk baleciler, üç yıllık bir eğitim ve öğretimden sonra, öğrenimlerini 1950 yılında, Ankara Devlet Konservatuvarı'nda kurulan bale bölümünde sürdürmüşlerdir. İlk mezunlarını da 1956/57 yılında vermiştir. Devlet Tiyatroları'nın ilk genel müdürü Muhsin Ertuğrul'dan sonra göreve 1951'de Cevat Memduh Altar getirildi. Altar, operada "repertuvar" sistemi ile "yıldız" sistemine önem vererek, dünya sahnelerinin ünlü kişilerini davet etti.

    1958'de tiyatro ile opera ayrılıp iki farklı Genel Müdürlük olunca, Ankara Devlet Opera ve Balesi'nin ilk genel müdürlüğüne de Necil Kazım Akses getirilmiştir. 1959/60 yılında İstanbul'da da opera kurma çalışmaları sonuçlandı ve Aydın Gün, Tepebaşı Dram Tiyatrosu'nda İstanbul Şehir Operası'nı kurdu. 1970'te özel bir yasayla devlete bağlanan bu kuruluş halen İstanbul Devlet Opera ve Balesi Müdürlüğü olarak etkinliklerini Atatürk Kültür Merkezi'nde sürdürmektedir. Ankara Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü'ne bağlı olarak İstanbul'dan sonra 1983 yılında İzmir Devlet Opera ve Balesi Müdürlüğü, 1992 yılında Mersin Devlet Opera ve Balesi Müdürlüğü ve 1999 yılında da Antalya Devlet Opera ve Balesi Müdürlüğü kurulmuştur.

  4. #4
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647

    Cevap: Opera Nedir

    Selam

    Giuseppe Verdi'nin Traviata adli opera eserinin videosu varmi koyabilirmisiniz?

    hoscakalin!

  5. #5
    Üyecik fidel castro - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Mesaj
    37
    Rep Gücü
    177

    Cevap: Opera Nedir

    opera konusnnda mılletımız yeterlı bır bılınce sahıp degıl. arkadaslarımızla gıtmeyıdusunduk ama malesef her yerde yoki:S

  6. #6
    Acemi Üye sailor - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2010
    Mesaj
    244
    Rep Gücü
    5530
    Cecilia Bartoli'yi dinlerseniz operanın nasıl olduğunu anlarsınız:)Kadın gerçekten çok iyi operacı.

Benzer Konular

  1. Opera Mini 5.1
    dogangunes Tarafından Bada İşletim sistemi (samsung) Foruma
    Yorum: 2
    Son mesaj: 15-05-2012, 02:47 AM
  2. Opera Mini
    YukseLL Tarafından Symbian İşletim Sistemi (Nokia) Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 13-11-2010, 03:08 PM
  3. AGRI'da OPERA
    mopsy Tarafından Destekliyoruz, Alkışlıyoruz Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 01-10-2009, 01:54 PM
  4. Üç Kuruşluk Opera
    mopsy Tarafından Opera Bale Dans Foruma
    Yorum: 3
    Son mesaj: 26-09-2009, 10:58 PM
  5. Opera indir
    Bay X Tarafından İnternet Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 07-07-2007, 10:45 PM
Yukarı Çık