Gösterilen sonuçlar: 1 ile 2 Toplam: 2
  1. #1
    Kıdemli Üye SMN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Nerden
    Sinop
    Mesaj
    918
    Blog Mesajları
    21
    Rep Gücü
    162

    Post Enflasyon nedir?

    Enflasyon, fiyatlar genel ve özel seviyesinde görülen sürekli artıştır.

    Tanımda iki durumdan bahsedilmektedir.

    Birinci olarak tek bir fiyat ya da fiyat grubu değil, fiyatlar genel seviyesi gösterge alınmaktadır.

    İkinci olarak artışın bir kereye ya da birkaç defaya mahsus olmadığı, sürekli olduğu vurgulanmaktadır.

    Fiyatların genel seviyesi, ekonomide seçilen belli bir mal ve hizmet kümesinin(sepetinin) parasal karşılığıdır. Fiyatlar, mal ve hizmetlerle dolaşımdaki para miktarı arasındaki dengeye göre oluşur. Para miktarındaki artış (emisyon), mal ve hizmet miktarındaki artış (büyüme) ile dengeli olursa fiyatların genel seviyesi değişmez. Ama bunlardan biri diğerinden fazla üretilirse az üretilen kıymetli hale gelir.

    Nominal milli gelirin, bu gelirle satın alınan mal miktarına (gerçek milli gelir) nazaran artması yani şişmesi demektir. Deflasyonun aksidir.

    Talep ve Maliyet enflasyonu

    Enflasyon, genellikle talep şişkinIiğinden ve maliyet masraflarının kabarmasından ileri gelebilir. Maliyet enflasyonu ile talep enflasyonu, tavukla yumurta gibi, biri diğerinin sebebidir. Her ikisinin sebebi de ekonomide dengelerin bozulmasıdır.
    Talep enflasyonu: (En çok rastlanan) Talep enflasyonu, para bolluğundan dolayı daha fazla mal ve hizmet talep edilmesine ve fiyatların artmasına yol açan olaydır. Harcamalar ve ihracat toplamınım üretim ve ithalat tutarını aşması, talep enflasyonu meydana getirir. Bu çeşit enflasyon moneter (parasal) karakterli olabilir veya olmayabilir. Para ve kredi hacminin genişlemesi harcamalarda artışa ve fiyatlarda pahalılığa sebep olmuşsa, talep enflasyonu moneter karekterIidir.
    Maliyet enflasyonu: Maliyet enflasyonu, üretilen mal ve hizmetlerin maliyetinin sürekli artmasıdır. Emek, sermaye ve tabii kaynaklar gibi üretim faktörleri, üretilen mal ve hizmetlerin gerçek maliyetini oluşturur. Dolayısıyla bunların piyasa fiyatlarının artması,

    kaçınılmaz olarak maliyetlerin artmasını gerektirir. Başlıca şu sebeplerle ilgilidir:

    Dış ticaretin kısıtlanmış bir rejime bağlı bulunması ve gümrük vergilerinin aşırı derecede yüksek olması,
    Gider - istihlak - istihsal vergllerinin ağırlığı,
    Mali tekeller ve eksik rekabet koşulları,
    Faiz haddinin yüksekliği,
    Toplu sözleşmelerle ücretlere yapılan zamlar,
    Devalüasyon.

    Enflasyonun hız ve şiddet dereceleri

    Enflasyonlar, hız ve şiddet derecelerine göre bir takım sınıflara ayrılabilir:

    Aşırı (hiper) enflasyon: Daima moneter karakterli olan bir talep şişkinliğidir. Emisyonun hızla kabarması, tüketime karşı talebi artırır. Bu, aşırı enflasyonun bir özelliğidir.Aylık enflasyon haddinin bir yıl boyunca en az %50 arttığı ve böylece yıllık enflasyon haddinin yaklaşık 13000 olduğu enflasyon türüdür.Bir enflasyon dolaşımındaki parayı
    tahrip etmekte,yabancı paraların ya da yabancı parayla mevduat hesapların yeri paranın yerini almasına sebep olur(bu olguya para ikamesi)denir.

    Kronik (müzmin) enflasyon: Moneter karakterli olabilir veya olmayabilir. Bu tip enflasyonun özelliği, hızının mutedil fakat süresinin uzun olmasıdır.
    Belirsiz enflasyon veya sürünen enflasyon:Özelliği fiyat yükselişlerinin yavaş bir tempo izlemesidir. Bu çeşit enflasyonda, para kıymetinin bir yıldan diğerine kaydettiği düşüklüğü çok defa faiz haddi telafi edebilir.Sürünen enflasyon, %3- %8 gibi tek haneli enflasyon haddine denir.
    Dört nala enflasyon: %25-%80 gibi iki haneli enflasyon haddine denir.

    Etkileri

    Enflasyon, iktisadi faaliyetin akışını etkiler.

    dağılımı enflasyondan olumsuz etkilenir. Halkın bir kısmının geliri enflasyon hızından fazla ve bir kısmının geliri enflasyon hızından yavaş artar. Zengini daha zengin, fakiri daha fakir yapan bir durum hasıl olur.

    Satınalma gücünden zayıflamalar sosyal huzursuzluklara yol açar. Spekülasyon kazançlar alınteri kazançlarına üstün gelir. Enflasyondan genellikle dar ve sabit gelirliler (memurlar) çok zarar görür. Çünkü gelirlerinin yükselen fiyat düzeyine intibak etmesi zordur. Ve yine enflasyondan en çok zarar görenler para halinde tasarruf yapmış olanlarla alacaklı bulunanlardır. Para değerini gücü de zayıflar.
    Buna karşılık enflasyon borçlular için avantajlıdır. Çünkü paranın değeri düştüğü için borçlarını daha kolaylıkla ödeyebilirler.
    Enflasyon devam ettiği sürece herkes değeri günden güne düşmekte olan parayı elden çıkarıp mala veya gayrimenkule yatırır. Bu yüzden her çeşit mala karşı talep artar. Böylece paranın tedavül sürati artarak para değerinin düşmesine sebep olur.
    Enflasyon prodüktivite ve kalite üzerinde zararlı etkiler yapar. İş bulma kolaylığı ve kazançların rahatlığı, işçileri ve satıcıları kayıtsız, aldırış etmez davranışlara sürükler. Kolay kazanan ve pervasız harcayan bir zümrenin türemesi; her türlü malın sürülmesi fırsatını doğurur.
    Enflasyon, dış ödemeler dengesini de sarsar. Sermayeler; para değerinin emin ve para kirasının yüksek olduğu bölgelere açık veya gizli yollardan göç eder. Enflasyon hızı diğer ülkelerden fazla ise ihracatın tıkandığı ve ithal mallarına rağbetin arttığı görülür. Turizm gelirlerinin gelişme temposu yavaşlar ve vatandaşların dış seyahatlerdeki harcamaları çoğalır.
    Bütün bu olaylarda para (veya kredi) çokluğundan hareketlenen enflasyon hızlandıkça hızlanır ve artık bunun yanında para miktarındaki artışın etkisi önemsiz kalır.

  2. #2
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Nov 2005
    Nerden
    Uzay:))
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Erkek
    Yaş
    42
    Mesaj
    11.462
    Blog Mesajları
    33
    Rep Gücü
    93742

    Enflasyon nedir? Nasıl hesaplanır? Nasıl yorumlanır?

    Enflasyon, genel fiyat düzeyinin devamlı artması ve para değerinin düşmesidir. Toplam mal ve hizmet arzının toplam talebi karşılayamaması,enflasyonun en önemli özelliğidir.

    Ekonomide söz konusu olan enflasyon tipleri; harcamaların toplam üretim miktarını aşmasıyla oluşan talep enflasyonu ve maliyet şişmelerinin ürün fiyatlarındaki artışına neden olan maliyet enflasyonudur.

    Maliyet enflasyonu, vasıtalı vergi yükünün ağırlaşması, devalüasyonlar, faiz hadlerinin yüksekliği ile hammadde ve ara malları fiyatlarının yükselmesinden kaynaklanabilir.

    Ekonomide fiyatların takibi ancak fiyat endeksleri sayesinde mümkün olmaktadır. Türkiye'de iki çeşit fiyat endeksi kullanılmaktadır. Bunlar Tüketici Fiyatları Endeksi (TÜFE) ve Toptan Eşya Fiyat Endeksi (TEFE) olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu endeksler, ülke enflasyonu haricinde sektör bazında bilgiler de vermektedir.

    TÜFE'yi ve TEFE'yi oluşturan sektörler ve ağırlıkları şu şekildedir:

    TÜFE Toplam 100.00
    Gıda, İçki, Tütün 31.09
    Giyim, Ayakkabı 9.71
    Konut, Kira 25.80
    Ev eşyası 9.35
    Sağlık 2.76
    Ulaştırma 9.30
    Eğlence, Kültür 2.95
    Eğitim 1.59
    Otel, Pastane, Lokanta 3.07
    Çeşitli mal ve hizmetler 4.38

    ÜFE Toplam 100.00
    Tarım 22.22
    Madencilik 2.47
    İmalat 71.12
    Enerji 4.19

    TÜFE, tüketime açık olan mal gruplarının fiyat değişimini ifade eder. TÜFE'de toplamda %56.89'luk paya sahip olan gıda ve kamu sektöründeki küçük artışlar, endekste önemli değişmelere yol açmaktadır. Bu sektörlerden konut sektörü istikrarlı bir yapıya sahipken, gıda sektörü dönemsel farklılıklar gösterebilmektedir.

    ÜFE'de ise, alt kollar daha az olmasına rağmen bu kolların kamu ve özel sektör fiyat değişimleri incelenmektedir. ÜFE'de en çok izlenen rakam, çekirdek enflasyon"dur. Çekirdek enflasyon, özel imalat sanayi fiyat endeksidir. Yani, imalat sanayi özel kesiminin o ay içinde yaptığı fiyat hareketini gösterir.

    Tüketici fiyatlarındaki artış oranı, toplu iş sözleşmelerinde veya memur ve emekli maaşlarının belirlenmesinde pazarlığa baz olarak alınır ve ayrıca gerçek ücretlerin hesaplanmasında da kullanılır.

    - Hiperenflasyon: Enflasyonun yılda %1000'i aşan düzeylerde artış göstermesi olarak tanımlanmaktadır. Ayrıca, bir yılda fiyatların %5 arttığı bir ülkede,enflasyonun %70-80'lere yükselmesi de bir hiperenflasyon olarak algılanabilir. Hiperenflasyon dönemlerinde; yatırımlar azalır, borsa endeksi düşük seviyelerde kalır, paradan kaçışla beraber reel kıymetler taleplerinde aşırı bir artış görülür ve gelir dağılımındaki dengesizlik had safhalara ulaşır.

    - Milli Gelir Deflatörü: En iyi enflasyon ölçüsü olarak kabul edilen milli gelir deflatörü, milli gelir hesabında yer alan tüm mal ve hizmetlerin fiyat artışını içerir. Bu deflatörü bulmak için, GSMH'deki cari artış, sabit fiyatlarla hesaplanan reel artışla karşılaştırılır.

    Nasıl hesaplanır?

    TÜFE'yi hesaplarken ilk olarak, Türkiye'nin genelini temsil eden bir örnek kitlenin bir yıl içinde hangi mal ve hizmete ne kadar para harcadığı hesaplanır. Ayrıca her mal ve hizmetin toplam içindeki ağırlıkları belirlenir.

    Yılın her ayının belirli günlerinde ve belirli alışveriş merkezlerinden alınan mal ve hizmet fiyatlarındaki değişim, belirli ağırlıklara göre ölçülür. Her ayın 25'inden sonraki fiyat artışı bir sonraki ayın enflasyon oranına yansır.

    5 ayrı coğrafi bölge ve 16 büyük kent için açıklanan aylık endeks rakamlarında; kentsel yerlerde 347 mal ve hizmetin, kırsal yerlerde ise 280 adet malın fiyatları derlenir.

    ÜFE ise, tarım, madencilik, imalat sanayi ve enerji sektöründeki 640 ürünün fiyatlarındaki değişimleri inceler.

    Nasıl değerlendirilir?

    ÜFE'nin TÜFE'ye göre daha yüksek olması, maliyet enflasyonunun yaklaşmakta olduğuna dair bir işaret olarak kabul edilmektedir. Faiz, ücret, hammadde ve ara malı fiyatlarındaki artıştan kaynaklanan bu artış, bir süre sonra da tüketici fiyatlarına yansır.

    TÜFE, ÜFE'den yüksek olmasının, iç talebin canlılığından kaynaklandığı söylenebilir. Talep enflasyonunun bir belirtisi olarak kabul edilen bu durum, para arzının ve gelirlerin yükselişi ile ortaya çıkar.

    Enflasyonist beklentiler, yeni fiyat artışları üretir. Fiyatların sürekli yükseleceği inancı yaygın olduğunda, enflasyonist ortam sonraki dönemlerin fiyat artışlarını doğurur.

    Döviz kurlarında ve kredi faiz oranlarında, enflasyon oranının üstünde görülen artışlar yeni fiyat artışlarına neden olabilir. Emisyon ve para arzında görülen hızlı artış, bütçe açığının yüksekliği; sonraki dönemler için, bir tür enflasyon habercisi olarak kabul edilebilir.

    İhracatın artışı, üretim artışı ile paralel gitmiyorsa; iç piyasaya arzedilen mal azalır ve fiyatlar yükselir. Enflasyon oranının çok üstünde belirlenen ücret artışları ve yüksek faizler de fiyatları hareketlendirir.

    Yatırımların duraklaması da sonraki dönemlerde arzdaki artışı önleyeceği için fiyatları yükseltir.Ekonominin canlı olduğu ve ücretlerin yükseldiği dönemlerde, fiyatlarda hareketlilik gözlenir.

    İstikrarsızlık ve belirsizlik dönemlerinde ise; satıcılar, içgüdüsel olarak fiyat artışlarını hızlandırır. Kuraklık nedeniyle tarımsal üretimin düşmesi veya geri teknoloji nedeniyle maliyetlerin yükselmesi gibi etkenler de, enflasyonu artırıcı niteliğe sahiptirler.Dünya piyasalarında herhangi bir malın fiyatının yükselişi, bir süre sonra iç piyasalara da yansır.

    İç piyasadaki eksik rekabet, fiyat düzeyinin sürekli yüksek kalmasıyla sonuçlanır. Tekelleşme ve fiyat anlaşmaları da enflasyonun en önemli nedenlerindendir.

    Milli Hasıla (GSMH ve GSYİH) nedir? Nasıl hesaplanır? Nasıl yorumlanır?
    Milli Hasıla (Milli Gelir), belirli bir dönemde (genellikle bir yıl) toplumdaki bireylerin yarattıkları mal ve hizmetlerin toplamıdır. Milli Gelirin dönemler itibariyle gösterdiği değişiklik, ekonominin performansının hassas bir göstergesidir. Toplam değerin ölçülmesinde ve yorumlanmasında; Gayri Safi Milli Hasıla (GSMH) ve Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYİH) rakamları dikkate alınmaktadır.

    - Gayri Safi Milli Hasıla: Bir yıl içerisinde bir ülkede ve aynı zamanda ülke vatandaşlarının yurtdışında faaliyet gösteren kuruluşlarda çalışarak ürettiği malların ve verdiği hizmetlerin o ülkenin para birimine göre değerlenip toplanmasına verilen addır. Başka bir deyişle, bir ülke adına, bir yılda üretilen katma değerdir.

    - Gayri Safi Yurtiçi Hasıla: Bir yıl süresince sadece ülke sınırları içerisinde üretilen ve sunulan mal ve hizmetlerin o ülkenin para birimine göre değerlenmesi ile oluşan rakamdır. Bu açıdan, GSMH hesabından ayrılan noktası; yurtdışında elde edilen gelirlerdir.

    Nasıl hesaplanır?

    Milli Gelir hesaplamalarında, cari fiyat ve sabit fiyat değerlemesi olmak üzere iki çeşit uygulama söz konusudur. Cari fiyatlarla günümüz değerlemeleri üzerine yapılan hesaplamalarda, enflasyonun etkisi gözükmez.

    Cari fiyatlarla hesaplanan GSMH değeri ile büyüme hakkında sağlıklı sonuçlar alınamayacağından, her ülkede kullanılan sabit fiyatlı sistem önemlidir. Buna göre, baz olarak herhangi bir yıl alınır ve o yıla endeksli reel artışların hesabıyla gerçek artışları görmek mümkün olur. Bu hesaplamada iki metod söz konusudur. İlk metod olan gelirler yöntemi ile hesaplamada, gelir niteliği taşıyan üretim ve hizmet alanındaki kalemler esas alınır.

    Kullanılan ana kalemler şu şekilde sıralanabilir:

    [Tarım + Sanayi + İnşaat + Ticaret + Ulaştırma, Haberleşme + Mali Kuruluşlar + Konut + Hizmetler Toplamı (Kamu ve Özel) + İthalat Vergisi] = GSYİH

    GSYİH + Net Dış Alem Faktör Gelirleri = GSMH

    İkinci metod ise, GSYİH rakamının harcamalar yoluyla hesaplanmasıdır.Özel sektör ve kamu sektör tarafından yapılan harcamaların hesaplanmasını takiben gerekli istatistiki hatalar giderilir ve böylelikle GSYİH rak***** ulaşılır.

    Hesaplama yöntemi, kısaca, şu şekilde açıklanabilir:

    [Özel Nihai Tüketim Harcamaları + Kamu Nihai Tüketim Harcamaları + Gayri Safi Sabit Sermaye Oluşumu (Kamu ve Özel) + Stok Değişmeleri + Mal ve Hizmet İhracatı + Mal ve Hizmet İthalatı] = GSYİH

    (Bu hesaplamadan sonra, istatistiki hata ile toplanan GSYİH rakamı, gelirler yöntemi ile hesaplanan GSYİH rak***** eşit olur.)

    Nasıl Değerlendirilir?

    Milli Gelir Göstergeleri şu şekilde değerlendirilir:

    Yıllık büyüme oranı değerlendirmeye alındığında, aynı zamanda nüfus artış hızı da gözönünde bulundurulmalıdır. Eşit seviyede büyüme oranı gözlenen iki farklı ülkede; nüfus artış hızlarının farklı olması halinde, büyümenin refaha etkisi de kaçınılmaz olarak farklı olacaktır.

    Herhangi bir yılın ardışık üç çeyreğinde büyüme oranlarının düşük olması, resesyon tehlikesinin başlangıç sinyali olarak gösterilebilir. Buna karşın, ardışık olarak yüksek çıkan büyüme oranları, bir büyüme ivmesinin varlığı olarak da yorumlanabilir.

    Sürdürülebilir (sustainable) bir ekonomik büyümeden söz edilebiliyorsa; büyüme hızının yüksek olduğu bir yılda, yatırımlar ve ihracatın duraklaması gibi bir durum söz konusu olamaz.

    GSMH'nın mutlak değerinin her yılın üç aylık dönemlerinde aynı olması sözkonusu değildir. Kış koşulları nedeniyle, üretilen mal ve hizmetlerin toplam değeri, yılın ilk üç ayında daha düşüktür. Kıpırdanmalar, ikinci çeyrekte başlar. Üçüncü çeyrekte ise, tarımsal üretim nedeniyle yükselme gözlenir. Son çeyrekle beraber, canlanan sanayinin de katkısıyla, üretim toplam değeri yılın en yüksek seviyesine ulaşır.

    Bu nedenledir ki; herhangi bir dönemdeki büyüme oranını bir önceki dönemle karşılaştırmak yanıltıcı sonuçların elde edilmesine neden olabilir.

    İç talepteki artış hızının, GSYİH'daki artış oranının üstünde olması ise, ekonominin aşırı ısındığı yönündeki kuşkuları artırır

Benzer Konular

  1. Enflasyon rakamları açıklandı!
    mopsy Tarafından Borsa ve Ekonomi Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 05-09-2011, 11:16 AM
  2. Yıl sonunda enflasyon kaç olacak?
    mopsy Tarafından Borsa ve Ekonomi Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 22-08-2010, 02:35 PM
  3. Flaş!!! Enflasyon rakamları
    mopsy Tarafından Borsa ve Ekonomi Foruma
    Yorum: 3
    Son mesaj: 06-07-2010, 08:38 AM
  4. Fizik Tedavi Nedir? Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanlığı Nedir?
    İnci Tarafından Sağlık Sorularınız Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 22-11-2009, 03:04 AM
  5. ENFLASYON NEDİR
    dogangunes Tarafından Borsa ve Ekonomi Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 05-06-2007, 01:52 AM

Anahtar kelimeler

Yukarı Çık