Gösterilen sonuçlar: 1 ile 2 Toplam: 2

Konu: Bugday

  1. #1
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647

    Bugday

    Merhaba



    Birincisi buğdayda dünya fiyatları dediğiniz esas olarak 4 ülkenin (ABD, Kanada, Avustralya, Arjantin), özellikle de ABD ve Kanada'nın fiyatları. Bu ülkelerin ortak özellikleri nüfuslarına oranla çok geniş tarım topraklarına sahip olmaları ve buralarda en ileri teknolojiyi uygulamaları. Dolayısıyla, bırakın Türkiye'yi, meselâ Fransa'nın bile buğday verimliliğinde ABD'ye yetişmesi mümkün değil.

    Teknolojinin uygulanması ise sanayide olduğu gibi makina ithali ile çözülecek bir sorun değil, çünkü verimlilik makinaların yanı sıra coğrafya ve toplumsal yapıya da bağlı. ABD ve Kanada'nın uçsuz bucaksız düz ovalarında bir çiftçinin binlerce dönüm toprağı var. Topraklar geniş ve az sayıda kişinin elinde toplanmış olunca tarım makinaları ekonomik olarak kullanılabildiği gibi orada da devlet tarafından yürütülen tarım tekniğini geliştirme çabalarının üreticiye iletilmesi de çok daha kolay.

    Bizde ise toprak mülkiyeti belli yöreler dışında son derece parçalanmış durumda. Dolayısıyla 50, 100 dönüm toprağı olan bir sürü çiftçi meselâ bir traktör maliyetini üstleniyor. Bir de bizde traktör aynı zamanda köylünün arabasıdır. Bu yapı çerçevesinde Amerika'dan ne getirirseniz getirin, tahıl tarımında verimliliği fazla yükseltemezsiniz.

    Farzedelim ki tarım topraklarını Stalin usulü cebren konsolide edecek gücünüz var. Bunu yaptığınızda da kırsal kesimin Türkiye nüfusunun yüzde 40 küsurunu barındırma imkânı kalmaz. Bu durumda ortada kalacak milyonlarca kişiyi hangi şehirlere yerleştirecek, sanayi ve hizmet sektörlerinin neresinde istihdam edeceksiniz? Bu bir. İkincisi, Türkiye büyüklüğünde bir ülkenin bütün buğday ihtiyacını ithalatla karşılaması durumunda dünya fiyatlarının hâlâ aynı kalabileceğini düşünmek de büyük bir gaflet.

    Son yıllarda dünya buğday ihracatı yılda 80 milyon ton civarında gerçekleşiyor. Türkiye'nin yıllık ihtiyacı ise 20 milyon ton ve bunun onda biri kadarını ithalatla karşılıyor. Dünya piyasasasına ekstra bir 18 milyon tonun girmesiyle, yani talebin dörtte bire yakın oranda artmasıyla fiyatların ne kadar yükseleceğini Allah bilir. O zaman ithal malın ucuza gelmesi hesabı tersine dönebilir. Bu arada, Türkiye'nin jeostratejik öneminde bir ülkenin buğday et ve şekerde dışa bağımlı hale gelmesinin yaratabileceği stratejik sıkıntılara hiç girmiyorum.

    Türk tarımında yapılacak iş çok, ama masa başında ortaya atılan sloganlarla bir yere varmak da mümkün değil.

    Selim Somcag
    Tarımda “Dünya Fiyatları“ Edebiyatı (Finansal Forum, 1998)

  2. #2
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647
    Merhaba



    Galyalıların Sezar’ın zamanından bu yana tahılları vardı: kişi onların ve Tötonların tahıl ekmeyi nereden bulduklarını merak eder. İnsanlar Tyrianların onu İspanya’ya, İspanyolların Galya’ya [Fransa] ve Galyalıların Almanya’ya getirdikleri yanıtını verirler. Ve Surlular tahılı nerde buldular? Büyük bir olasılıkla, kendileri ile karşılık olarak alfabelerini değiş tokuş ettikleri Yunanlıların arasında. Kim bunu Yunanlılara sunmuştur? Bu önceleri hiçbir kuşku olmaksızın Serez’di; ve kişi bir kez geriye Serez’e gider gitmez, kolay kolay daha öteye gidemez. Serez bize buğdayı, çavdarı, arpayı vb. vermek için gökten amaçlı olarak gelmiş olmalıdır.

    Ama tahılı Yunanlılara vermiş olan Serez’in güvenilirliği, ve onu Mısırlılara bağışlayan İshet ya da İsis’in güvenilirliği bugünlerde çok azaldığı için, tahılın kökeni konusunda belirsizlik içinde kalırız. Sanchoniathon’un ileri sürdüğüne göre Thaut’un torunlarından biri olan Dagon ya da Dragon Fenike’de tahılın denetimini elinde tutuyordu. Evet, onun Thaut’u bizim Jared’imiz ile aşağı yukarı aynı zamana düşer. Bundan şu çıkar ki tahıl çok eskidir, ve eskiliği otunki ile aynıdır. Belki de bu Dagon ekmek yapan ilk insandı, ama bu tanıtlanmış değildir. Tuhaf şey! şarabı Nuh’a borçlu olduğumuzu kesin olarak bilirken, ekmeği kime borçlu olduğumuzu bilmeyiz. Ve daha da tuhaf olan şey, Nuh’a minnettar olmaktan öylesine uzağız ki, Bakhüs’ün onuruna iki binden daha çok şarkımız varken, kurtarıcımız Nuh’un onuruna söyleyecek yalnızca tek bir şarkımız vardır.

    Bir Yahudi bana tahılın Mezopotamya’da kendiliğinden çıktığı konusunda inanca verdi, tıpkı Batıdaki elmalar, yaban armutları, kestaneler, muşmulalar gibi. Aykırısından emin oluncaya dek, ona inanmayı istiyorum; çünkü tahıl hiç kuşkusuz bir yerde büyümüş olmalıdır. İyi iklimlerde ve boydan boya Kuzeyde olağan ve vazgeçilmez besin olmuştur. Yeteneklerine saygı duyduğumuz ve dizgelerini izlemediğimiz kimi büyük felsefeciler (Buffon) ‘‘Köpeğin Doğal Tarihi’’nin 195’inci sayfasında insanlığın tahılı yaptığını, ‘lolium’ ve ‘gra mina’nın [iki ot türü] ekilmesi yoluyla onları buğdaya değiştirdiklerini ileri sürmüşlerdir. Bu felsefeciler kabuklar konusunda bizim görüşümüzde olmadıklarından, bize tahıl konusunda onların görüşünde olmama iznini vereceklerdir. Birinin hiçbir zaman yaseminlerden laleler büyüttüğüne inanmayız. Bir tahılın tohumunun lolium tohumundan bütünüyle ayrı olduğunu buluruz, ve bir türsel başkalaşıma inanmayız. Biri onu bize gösterdiğinde, geri çekiliriz. Tahıl hiç kuşkusuz dünyanın büyük bölümünün besini değildir. Mısır, tapioca Amerikanın bütününü besler.

    Tüm köylülerinin çavdar ya da arpadan daha besleyici ve daha lezzetli olan ve askere verilen tayın ekmeğinden çok daha iyi olan kestane ekmeğinden başka birşey yemedikleri bütün illerimiz vardır. Güney Afrika’nın bütünü ekmeği bilmez. Engin Hint takımadaları, Siyam, Laos, Pegu, Cochin, Çin, ve bir parçası olan Tonkin, Japonya, Malabar kıyısı ve Cokomandel, Ganj kıyıları bir pirinç üretir ki, ekilmesi buğdayınkinden çok daha kolaydır ve onun gözardı edilmesine neden olur. Tahıl Buzul Denizi kıyılarındaki 1500 fersahlık bölge için kesinlikle bilinmeyen birşeydir. Alıştığımız bu besin aramızda öylesine değerlidir ki, onun bir kıtlığını görme korkusu bile boyuneğdirilmiş halklar arasında ayaklanmalara neden olur. Tahıl tecimi her yerde hükümetin büyük işlerinden biridir; varlığımızın bir parçasıdır, ve gene de bu özsel mal zaman zaman gülünç bir biçimde çarçur edilir. Pudra tecimcileri genç erkek ve kadınlarımızın başlarını kaplamak için en iyi unu kullanırlar. Ama yeryüzünün dörtte üçünde ekmek hiç yenmez. İnsanlar Etyopyalıların ekmekle yaşayan Mısırlılarla alay ettiklerini ileri sürerler.

    Ama bizim başlıca besinimiz olduğu için, tahıl tecim ve politikanın büyük işlerinden biri olmuştur. Bu konu üzerine öyle çok yazılmıştır ki, eğer bir çiftçi elimizde bu mal üzerine bulunan kitaplar kadar tahıl ekecek olsaydı, bol bir hasat umabilir ve yaldızlı ve vernikli salonlarında onun çok aşırı emeğini ve sefilliğini gözardı edenlerden daha varsıl olabilirdi.

    TAHIL
    Voltaire
    DICTIONNAIRE PHILOSPHIQUE, 1764

Yukarı Çık