Merhaba

Dünya piyasalarının üzerinde kara bulutların dolaştığı bugünlerde uluslar arası kuruluşların
Türkiye için tavsiyelerini neden yükselttiği sorgulanıyor.



ABD ekonomisi yavaşlamaya devam ederken, Avrupa üzerindeki kara bulutlar dağılmak bilmiyor. Bankacılık sektörüne yönelik yeni problemlerin ön plana çıkması, bankacılık sektörünün neden olduğu 2008 krizini akıllara getiriyor. Ünlü yatırım gurupları , Avrupa borç krizinin 2008 krizinden daha kötü olabileceği yönündeki yorumlarıyla mevcut kara tabloyu derinleştirmeye devam ederken uluslar arası yatırım bankaları ardı ardına Türkiye için tavsiyelerini yükseltiyorlar.

Son olarak geçtiğimiz günlerde Royal Bank of Scotland Group Plc (RBS), ABD'de mortgage sağlayıcısı Fannie Mae ve Freddie Mac şirketlerine bilinçli olarak sorunlu kredi satması nedeniyle 17 banka aleyhine dava açması ve borçlanma konusunda yatırımcı endişelerin sürmesine bağlı olarak banka hisselerinde sert düşüşler görüldü.

Avrupa bankalarının 2009’daki en düşük seviyelerini test ettiği bugünlerde uluslar arası yatırım bankaları, Türk hisse senetlerine ‘al’ tavsiyesi vererek öngörülerini bankacılık hisselerinin karlarında artış olacağı yönünde revize ediyorlar.

RAPORLAR NE DİYOR?

ING Bank Raporu’nda, Türk bankalarının küresel yavaşlamaya karşı güçlü pozisyonda olduğu kaydedilerek bankaların 2012’de faiz marjlarındaki toparlanma ile kar büyümesi yakalayabileceği belirtildi.

Türk bankalarını Avrupa, Orta Doğu ve Afrika bankaları ile karşılaştıran raporunda,Türk bankalarının değerleme açısından bölgedeki diğer bankalara göre daha cazip olduğu belirtilerek Türk bankaları, Polonya bankalarına göre yüzde 50 ve EMEA bankalarına göre ise yüzde 20 iskontolu durumda işlem görüyor yorumunda bulundu.

Raporda, küresel yavaşlamanın, petrol talebini ve fiyatını düşürecek olması ve bunun da Türkiye'nin dış açığını ve enflasyonunu kontrol altında tutmasına yardımcı olacağından dolayı Türkiye´ye faydalı olurken, güçlü iç talebin Türkiye´nin büyümesini desteklemeye devam edeceği vurgulandı.

Oyak Yatırım Raporu’nda 2012’de ekonominin yüzde 2 daralacağı buna karşın bankalarda yüzde 6 kar büyümesi beklendiğinin altı çizildi.

Deutsche Bank Raporu’nda genişlemeci para politikasının Türk bankaları için destekleyici unsur olduğu, faizin düşük kalacağı, para politikasının genişleyici olmaya devam edeceği belirtilerek Türk bankalarının rakiplerine göre düşük hisse performansının sonuna geldiği kaydedildi.

Morgan Stanley Raporu’nda küresel ekonomideki yavaş büyüme ortamının Türk bankalarına uyduğu bildirildi.

NEDEN RAPORLAR TÜRKİYE’Yİ İŞARET EDİYOR?

EFG İstanbul Araştırma Direktörü Mete Yüksel, Gazeteport’a yaptığı açıklamada, Türk bankalarının yurtdışına kıyasla çok güçlü olduğunu belirtti. Yüksel, Türk bankalarının açık pozisyon çalışmadıkları ve döviz cinsi kredi vermemelerinden dolayı TL’nin değer kaybından negatif etkilenmelerinin mümkün olmadığını dile getirdi. Zorunlu karşılıklardaki artışın aynen geriye dönmek suretiyle kar katkısı yapabileceğinin altını çizen Yüksel, bunun diğer ülkelerin bankalarında olan bir durum olmadığını söyledi.

BANKA HİSSELERİNİ ALMAK İÇİN DOĞRU ZAMAN

İçinde bulunulan ortamın farklı olduğuna değinen Yüksel, kredi faizlerinin hızlı şekilde yükselirken mevduat faizlerinin düştüğünü belirtti. Yüksel, eski dönemlerde birlikte hareket eden iki kalem arasında makasın açıldığını kaydederek makastaki açılmanın bankaların 3. ve 4 .çeyrek dönemlerinde operasyonel karlılıklarında iyileşme görüleceğini dile getirdi. Bankacılık hisselerine alım için doğru zaman olduğunu bildiren Yüksel, birkaç aylık vadede ciddi getiri olabileceğini söyledi. Döviz pozisyonu uzun olan bankalar ile sermaye yeterliliği yüksek olan bankaların cazip olduğuna değinen Yüksel, kredi kartı dışında bireysel kredi riski yüksek bankaları tercih ettiklerini dile getirdi.

AVRUPA GÜVEN BUNALIMI BANKALARI FAZLA ETKİLEMEZ

Avrupa’daki güven bunalımının Türk bankacılık sektörüne olası etkisini değerlendiren Yüksel, sendikasyon dışındaki borç araçlarının satışının eskisi kadar olmayabileceğini bildirdi. Bankaların, Eurobond ihraçlarını eskisi kadar rahat yapamayabileceklerini kaydeden Yüksel, Türk bankalarının kendilerini ağırlı mevduatla fonlamalarından ve kapalı ekonomide çalışmalarının avantajı nedeniyle çok fazla etkilenmeyeceklerini söyledi.

MERKEZ’İN DÖVİZ ADIMI BANKALARIN MALİYETİNİ DÜŞÜRECEK

Öte yandan, TL munzamın bir kısmının dövizde tutulmasının bankacılık maliyetlerinde yüzde 4’e yakın azalışa neden olacağı belirtildi.

Geçtiğimiz günlerde Merkez Bankası’nın ekonomistlerle yaptığı toplantıda öne çıkan konulardan biri olan bankaların TL mevduatlar için tuttuğu zorunlu karşılıkların bir kısmını TL yerine döviz olarak tutmasının bankaların karlarını arttırıcı yönde katkı yapması bekleniyor.

Zorunlu karşılık yükünü repolar aracılığıyla finanse eden bankaların, karşılıkların bir kısmını dövizle mevduatıyla finanse etmeleri durumunda maliyetlerde düşüş olacağı kaydedildi.

Bankaların yurtdışından daha düşük maliyette kaynak bularak Türkiye'ye yeni kaynak girişinin amaçlandığı bu uygulama ile banka aracılık maliyetlerinin azalacağı, TL likiditesinin artarak bankaların ek kredi verebilecekleri, swap yollu dalgalanmaların hafifletilebileceği ve Merkez Bankası’nın azalan döviz rezervini destekleyeceği belirtildi.

Türk bankalarının farkı ne? | Son Dakika Finans ve Ekonomi Haberleri | Bigpara.com