Merhaba

Diğer Avro Bölgesi ülkelerinin Almanya'yı örnek alarak taahhütleri anayasalarına geçirme noktasında direnmeleri beklenmiyor.
Ancak anayasalarına geçirseler bile taahhütleri yerine getirmekte –özellikle krizin doğrudan vurduğu ülkelerde- zorlanacaklardır



Merkel ve Sakozy Lizbon'dan Atina'ya uzanan krizin yayılmasını önlemek için Salı günü Paris'te bir araya geldiler. Portekiz, İspanya ve Yunanistan'dan sonra krizin İtalya'yı kuşatması Akdeniz ülkelerini zirveden Eurobond'lar (Avro Bölgesi ortak tahvili) konusunda çıkacak karara kilitlemişti. Ancak Merkel sözcüsü aralıcığıyla konuya bakışını zirve öncesinde yineleyerek geri adım atmayacağını ve Eurobond'lara gelmeden farklı yolların denenmesi gerektiğini hatırlattı. Merkel'in aksine Sarkozy Avrupa Merkez Bankası'nın 17 Avro ülkesi adına piyasaya süreceği tahvillerin krizin yayılmasında önleyici bir rol oynayabileceğini düşünüyordu. Ne var ki Fransa görüşünü Almanya'ya kabul ettiremedi ve zirveden Almanya'nın istediği üç öneri diğer Avro ülkelerine sunulmak üzere gerçekleştirilen ortak basın toplantısında duyruldu.

İlk öneri Avro Bölgesi ülkelerinin 2012 tarihine kadar finansman dengelerini taahhüt etmelerini ve bu taahhüdü 2012'nin yazına kadar anayasalarına geçirmelerini hedefliyor. Bu noktada Almanya –örnek ülke olması sebebiyle- finansman dengesine ilişkin yasayı 2009'da kabul etti. Fransa'da yasa tartışılıyor. Senato ve parlamneto metni kabul etti; ancak anayasaya geçmesi için Kongre'nin beşte üç çoğunlukla yasayı kabul etmesi gerekiyor. Bunun içinde sağcıların Sosyalist Partisi'nin desteğine ihtiyaçları var. Ancak sosyalistler bu metne destek vermeyi düşünmediklerini deklare ettiler ve görüşmeler tıkandı. Sarkozy yaşanacaklardan sosyalistleri sorumlu olacağını söyleyerek 2012 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde halkın bunun hesabını soracağını söyledi. Diğer Avro Bölgesi ülkelerinin Almanya'yı örnek alarak taahhütleri anayasalarına geçirme noktasında direnmeleri beklenmiyor. Ancak anayasalarına geçirseler bile taahhütleri yerine getirmekte –özellikle krizin doğrudan vurduğu ülkelerde- zorlanacaklarını düşünüyoruz.

Merkel ve Sarkozy uzun zamandır konuşulan ancak bir türlü yola koyulamayan Avro Bölgesi ekonomi hükümeti fikrini yeniden tartışmaya açtılar. Kurulucak hükümetin başına AB Konsey Başkanı Van Rompuy'un getirlmesi ve yılda iki defa toplanacak olan konseyin başkanlığına getirilecek kişinin iki buçuk yıl görev yapmasını öneriyorlar. Diğer Avro Bölgesi üyelerinin projeye sıcak baktıkları biliniyor; ancak bunun gerçekleşemsi de uzun zaman alacaktır.

Liderlerin son önerisi finansal işlemler vergisine ilişkin. Liderler kabul edilecek vergiyle yapısal fonların güçlendirilmesini hedefliyorlar. Bu öneri aslında Komisyon'un yaz başında bütçe görüşmelerinde kendi finansmanını sağlamak ve biraz daha bağımsız hale gelmek için yaptığı AB vergisinin ismi değişmiş halinden başka birşey değil. Liderler bu kararlarıyla Komisyon'un önerisini sahiplenmiş oldular; ancak Komsiyon'un önerisine İngiltere ve Kuzey Avrupa ülkelerinin çekinceleri vardı. Liderlerin sahiplenmesi çekinceleri ortadan kaldırmıyor. Bu sebepten üçüncü önerinin hayata geçirilmesi diğer iki öneriye nazaran daha zor görünüyor ; çünki Avro Bölgesi dışında bulunan diğer AB üyesi ülkeleri de doğrudan ilgilendiriyor. Almanya ve Fransa'nın 2013'ten itibaren her iki ülkede yürürlüğe girecek ortak vergi konusunda anlaştıkları da ifade ediliyor.

Yatırımcıların Avrupa Finansal İstikrar Fonu'nun (440 milyar avro) kapasitesinin artırılması yönündeki beklentileri karşılık bulmadı. Liderler fonun güçlendirilmesine sıcak bakmadıklarını ve yeterli düzeyde olduğunu ifade ettiler. Diğer kabul edilmeyen Avro Bölgesi ortak tahvili Eurobond'lar oldu. Bu güne kadar federal Avrupa projesini destekleyenler tarafından sıkça dillendirilen Eurobond'lar yaşanan avro krizinden sonra başta Akdeniz ülkeleri olmak üzere Fransa ve İngiltere'nin de sıcak baktığı bir proje idi. Destekleyenler kervanına son olarak George Soros katıldı. Pazartesi Financial Times'ta yayımlanan yazısında Avro'nun çökmemesi için bir an önce Eurbond'ların yürürlüğe girmesi gerektiğini söylüyor.

Akdeniz ülkeleri dışardan yüksek faizle borçlanmak yerine düşük faizli tahvillerle kamu borçlarını kontrol altına alabileceklerini söylüyorlar. İtalya Ekonomi Bakanı Tremonti "Eurobond'lar zamanında kabul edilseydi bu gün yaşadığımız krizi yaşamazdık" diyor. Almanya'nın ileri sürdüğü argüman Akdeniz ülkelerinin bu yolla mali disiplinden uzaklaşacakları yönünde. Almanya'nın sıcak bakmaması ayrıca borçlanma noktasında sorun yaşamamasıyla da ilintili. Eurobond'un oluşturulması Almanya'nın avantajına değil. Alman kamuoyunun sıcak bakmaması da Merkel'in kararlılığında etkili olduğu biliniyor.

Paris Zirvesi'nde Merkel ve Sarkozy'nin kabul ettikleri ve diğer Avro Böllgesi ülkelerine sunacakları üç öneriye piyasaların ilk tepkisi olumlu oldu. Avro dolar karşısında değer kazandı. Ancak bu güne kadar liderlerin Avro krizinde ortaya koydukları gerçekleşmesi veya yürütülmesi güç yaklaşımlar sebebiyle her üç önerinin kısa vadede Avro Bölgesine her hangi pozitif katkısı olmayacağı, piyasaların ilk tepkisi olumlu olsada bu durumun uzun sürmeyeceği ve başlangıç noktasına dönüleceğini gösteriyor.

Avro krizinde sil baştan? | Haber Analiz | Dünya Bülteni