Gösterilen sonuçlar: 1 ile 2 Toplam: 2

"Hayvancılıkta Çöküş Hızlanacak!"

YAŞAM VE İNSAN Kategorisi Borsa ve Ekonomi Forumunda "Hayvancılıkta Çöküş Hızlanacak!" Konusununun içerigi kısaca ->> "Hayvancılıkta Çöküş Hızlanacak!" Dün hükümet tarafından et fiyatlarının yüksek olmasıyla gerekçelendirilen bir karar alındı. Et ve Balık Kurumu'na et ithalatı ...

  1. #1
    - Çevrimdışı
    Hiper Aktif Üye SOSYALİST - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2008
    Nerden
    KAPİTALİZM SİLAH ÜRETİR, MERMİ ÜRETR, BOMBA ÜRETİR; ELBETTE BUNLARIN TÜKETİMİ İÇİN ORTAM HAZRLAYCTR
    Cinsiyet
    Erkek
    Mesaj
    5.719
    Blog Mesajları
    2
    Rep Gücü
    67062

    "Hayvancılıkta Çöküş Hızlanacak!"

    "Hayvancılıkta Çöküş Hızlanacak!"

    Dün hükümet tarafından et fiyatlarının yüksek olmasıyla gerekçelendirilen bir karar alındı. Et ve Balık Kurumu'na et ithalatı yapma izni verildi. Veteriner Hekimler Derneği İstanbul Temsilcisi Prof. Dr. Murat Arslan, alınan son kararın hayvancılıkta yaşanan çöküşü hızlandıracağını ve halk sağlığını olumsuz etkileyebileceğini belirtti.

    Dış Ticaretten Sorumlu Devlet Bakanı Zafer Çağlayan, Dış Ticaret Müsteşarlığı'nın Et ve Balık Kurumu'na (EBK) canlı hayvan ve et ithalatı yapabilmesi için gerekli belgeleri gönderdiğini açıkladı. Hükümet tarafından alınan son kararı soL'a değerlendiren Veteriner Hekimler Derneği İstanbul Temsilcisi Prof. Dr. Murat Arslan, kararın hükümetler tarafından yıllardır izlenen yanlış stratejiler ve özelleştirme politikalarının sonucunda ortaya çıktığını ifade etti.

    Prof. Dr. Arslan'ın, konuya ilişkin değerlendirmeleri, alınan kararda hükümete baskı yapan sermaye gruplarının etkisi olduğunu gösterirken, Veterinerlik teşkilatı oldukça zayıflatılmış olan ülkemizde "deli dana" gibi hastalıklara davetiye çıkarılacağına işaret ediyor. Arslan'ın değerlendirmeleri şöyle:

    "Hayvancılıkta yıkım süreci yıllardır devam ediyor"
    "Alınan karar aslında uzun soluklu bir stratejinin sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Bu stratejide bilerek veya bilmeyerek hükümetin ilgili bakanlığı ve uzun zamandır et ithalatı için hükümete baskı yapan sermaye grupları yer almaktadır. Ruminant hayvan (koyun, keçi, sığır) sayımız 1980 den başlayarak 81 milyondan bu gün 40 milyonun altına azalırken, meslek örgütleri, üretici birlikleri ve diğer sivil toplum örgütleri tarafından gerekli uyarılar yapılmış ancak, resmi otorite tarafından gerekli önlemler alınmamıştır. Son zamanlarda sıkça dile getirildiği gibi elbette spekülatif yönlendirmeler et fiyatlarını yükseltmiştir. Ancak sorun bu kadar basit değildir. Asıl sorun Türkiye’de uygulanan teşviklerin üretime yönelik olmaması ve yetersiz olmasıdır. Et ithalatının bu soruna çözüm olamayacağını yaşadığımız acı bir tecrübe göstermiştir. Geçmişte damızlık ithalatına izin verilmiş, ancak ülkeye getirilen damızlık hayvanların sonu mezbaha olmuştur. Bu ithalat için harcanan para adeta zengin Avrupa çiftçisine verilmiş bir teşviktir.

    "Gıda stratejik bir konudur"
    "Canlı hayvan ve et ithalatı izni, kısa bir süredir ürünü para eden ve nefes alan Türk üreticisine yeni bir darbe olacak, çiftçi elindeki damızlığı kesime sevk edecek, hayvancılığımız topyekün zarar görecektir. Bu ithalatın en yıkıcı ve görülmesi gereken etkisi bu olmalıdır. 3-4 liralık bir indirimle belki geçici olarak tüketiciye hoş görünebilirsiniz, ancak hayvancılığa vereceğiniz zarar 3-4 nesil etkisini sürdürebilir. Hayvancılık ve dolayısıyla gıda bir ülke için en stratejik konudur. Hükümetler özelleştirme yaparken bu noktayı göz önünde bulundurmalı, giderek tükenen gıda kaynaklarını elde tutabilmek için doğru adımlar atmalıdırlar. Gelişmiş ülkeler bile özelleştirme yaparken tek kriterleri kârlılık olmamaktadır. Ülkemizde Et Balık Kurumu bu anlamda üzerinde çok durulması gereken acı bir gerçektir.

    "Deli dana geliyor"
    "Bu ithalat izninin halk sağlığı açısından da üzerinde durulması gereken tarafları bulunmaktadır. İthalat izni verilen ülkeler arasında AB ülkeleri de bulunmaktadır. Bu ülkelerin çoğunda halk arasında deli dana olarak bilinen BSE hastalığı yakın zamanda birçok insanın hayatını kaybetmesine neden olmuştur. AB ülkeleri kendi içinde bu konuyla ilgili önlemler almışlar Veteriner teşkilatlarını güçlendirmişlerdir. Yapılacak ithalatla özellikle de etle bu hastalığın ülkemize girişi hem toplum sağlığı hem de ekonomik açıdan önemli zararlara neden olabilir. Zira bu hastalık etkeninin tespit edilmesi önümüzdeki yıllarda AB ülkelerine yapılabilecek et veya canlı hayvan ihracatı şansını da ortadan kaldırmaktadır.

    "Hayvancılık uzun soluklu düşünmeyi gerektirir, yatırımların ve teşviklerin buna göre planlaması ve uygulanması gerekir. Temel sorunları görmezden gelerek geçici önlemlerle ancak hayvancılıktaki çöküş hızlandırılabilir."

    (soL-Haber Merkezi)
    HERKES BİR GÜN KOMÜNİST OLACAK

  2. #2
    - Çevrimdışı
    Süper Aktif Üye simqe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Nerden
    Türkiye
    Mesaj
    3.362
    Rep Gücü
    67755
    TV ekranlarında kırmızı et ithali yapılıyor, et fiyatları ucuzlayacak haberleri veriliyor. Ne büyük bir yanılgı?
    Üstelik son 30 yıldır bu tür oyunlarla Türkiye tarımını ve hayvancılığını yok ettiler. Turgut Özal gibi politikacılar, Mehmet Altan gibi liberal yazarlar bugün Türkiye'nin geldiği noktanın hazırlayıcıları oldukları bir gerçek.
    Ve bu oyun hala "et fiyatları ucuzlayacak" laflarıyla oynanmaya devam ediliyor. Kimse dünyada neden gelişmiş ülkelerin et ithali yapmadığına dikkat çekmiyor. Deli Dana hastalığını kimse gündeme getirmiyor. Vatandaş ucuzluk numaralarıyla kandırılmaya devam ediliyor.
    Türk Veteriner Hekimleri Birliği Dr. Mehmet Alkan bakın tüketiciyi, üreticiyi nasıl uyarıyor:
    “Türkiye, 1980-84 yılları arasında toplam ihracatı 5 Milyar dolar iken, Ortadoğu ülkelerine yılda 300- 400 Milyon Dolarlık kırmızı et ihracatı gerçekleştirmekteydi.
    1980 li yılların ikinci yarısında yapılan damızlık ithalatı, 1990 yılında başlayan kasaplık hayvan ve et ithalatları, ülke hayvancılığına hiçbir katkı sağlamadığı gibi, 80 li yıllardan günümüze özellikle küçük baş hayvan sayılarımızda çok daha fazla olmak üzere hayvan sayılarında hızlı bir düşüş yaşanarak günümüzün şartları oluşmuştur.
    1991 yılında 60 Milyonun üzerinde olan küçük baş hayvan (koyun+keçi) sayısı 2009 yılında 30 Milyonun altına düşmüştür.
    1990 yılında nüfusumuzun 60 Milyon, 2009 yılında da 72 milyon olduğu dikkate alındığında, bu rakamlar, kişi başına düşen küçük baş birim hayvan sayısının dramatik şekilde azaldığını göstermektedir.
    Bunun yanında son yıllarda süt fiyatlarının düşüklüğü nedeniyle büyük baş damızlık hayvanlarının kesime gönderilmesi de hayvan sayılarının azalmasında önemli etken olmuştur.
    Süt fiyatlarına zamanında yapılacak küçük bütçeli desteklerle bu facianın önüne geçilebilirdi. 300-400 bin arasında olduğu tahmin edilen damızlık materyal kesimi ülke ekonomisine milyonlarca TL lik telafisi zor zararlar açmıştır.
    Biz o günlerde birazda ironi yaparak “ SÜT VEREN İNEK KESİLİR Mİ?” diyerek tüm yetkilileri uyarmıştık.
    Bu güne kadar yaşadığımız tecrübeler de göstermektedir ki; İthalat kısa dönem de fiyat hareketlerini engellemek için yapıldığında hiçbir zaman çare olmamıştır, aksine hayvancılığımıza büyük darbeler vurmuştur. Bu gün yapılacak ithalat da aynı sonuçları doğuracaktır.

    Ülkemizde hayvancılığın bu duruma gelişinin sebebi uygulanan yanlış politikalardır.
    Bu nedenle, ithalat yerine hayvancılık politikaları yeniden gözden geçirilmeli ve tarım destekleme oranları değiştirilmelidir.
    Bugün, gelişmiş ülkeler ve AB ülkeleri et ihracatçısı konumundadır ve bu ülkelerde Hayvancılık tarımın lokomotifidir. Ülkemizin hayvancılık potansiyeli bu ülkelere göre daha elverişli durumda olmasına rağmen uygulanan yanlış politikalar nedeniyle ülkemiz hayvan ve hayvansal ürün ithalatçısı konumuna getirilmiştir. Uygulanan yanlış politikalardan vazgeçilerek, hayvancılığın yapısal sorunları giderildiği takdirde, ülkemiz de hayvan ve hayvansal ürün ihracatçısı konumuna gelecek potansiyele sahiptir.
    Hayvan ve hayvansal ürün ihracatçısı durumunda olan ülkelere bakıldığında, hepsinin gelişmiş ülkeler olduğu ve hayvancılığın tarım içindeki paylarının % 50 lerin üzerinde olduğunu görürüz. Ülkemizde ise hayvancılığın tarım içindeki payı % 25 civarındadır.
    Bu oran arttırılmadığı ve buna uygun politikalar üretilmediği müddetçe ülkemiz her geçen gün daha büyük damızlık hayvan ve et ithalatçısı konumuna düşecektir.

    IRAK-SURİYE GİBİ OLDUK

    Bugün, Rusya ülkemizden 500 bin ton beyaz et talebinde bulunmaktadır. Körfez ülkeleri, Kafkas ülkeleri, Irak ve Suriye gibi birçok bölge ülkesi önemli ithalatçı konumundadır. İşin gerçeği bölgemizde önemli bir hayvan ve hayvansal ürün talebi bulunmaktadır. Türkiye bu talepleri karşılayabilecek potansiyele sahiptir.
    Bugün tüm gelişmiş ülkelerde, et ve et ürünlerinde fiyat istikrarı ve yetiştiricinin korunması desteklemelerle ve piyasa müdahaleleri ile sağlanmaktadır.
    Bunun için hayvancılık politikalarımızı değiştirerek, hayvan ve hayvansal üretimimizi arttıracak tedbirleri almak ve hayvancılığımızı uluslar arası rekabet edebilir duruma getirmek zorundayız.

    NE YAPILMALI
    Bu amaçla;
    1-Bu gün hayvancılık desteklemelerinin tarım destekleri içerisindeki payı % 20 civarındadır. Hayvancılık desteklerinin hem oransal olarak % 50 lere çıkarılması hem de miktar alarak arttırılması gerekir.
    2-Hayvancılığın en önemli girdisi olan yemle ilgili olarak; kaliteli kaba yem açığının giderilmesi için ekim alanlarının genişletilmesi, meraların ıslahı yapılmalıdır
    3- Özellikle et açığının kapatılmasında küçük baş hayvancılık ülkemiz açısından özel bir yere sahiptir. Bu nedenle küçük baş hayvancılığın destekleri arttırılmalıdır.
    4- Irk ıslahı ve hayvan hastalıkları ile mücadele çalışmalarına hız verilmelidir.
    Yetkililere ve Kamuoyuna saygı ile duyurulur.”
    Odatv.com

Benzer Konular

  1. Dün "canım" olan yarın "düşmanım" olmaz benim...
    Venhar Tarafından Edebiyat Foruma
    Yorum: 6
    Son mesaj: 17-09-2010, 09:02 PM
  2. "Gerçek Mümin" ile "Çakma Müslüman" arasındaki farklar
    elosia Tarafından Dini Sohbet Foruma
    Yorum: 31
    Son mesaj: 09-02-2010, 04:39 PM
  3. "Hayır demesini bilmeyenin "evet"inin de bir anlamı yoktur."
    İnci Tarafından Serbest Kürsü Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 26-06-2009, 11:48 AM
  4. "Evin"siz ("oikos"suz) Ekoloji"= "Sözde çevrecilik!"
    kalemsör Tarafından Çevre Forum'u Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 27-04-2009, 04:04 PM
  5. <font color="#000000" size="4" face=
    m_cumur Tarafından windows (xp,vista) Foruma
    Yorum: 5
    Son mesaj: 04-02-2008, 09:41 PM
Yukarı Çık