Gösterilen sonuçlar: 1 ile 2 Toplam: 2
  1. #1
    Kıdemli Üye Runaw@y - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2007
    Nerden
    izmir/buca
    Yaş
    28
    Mesaj
    721
    Rep Gücü
    170

    Mini kredi ile kendi işinizi kurabilirsiniz...

    Toplum Gönülüleri Vakfı, mikro kredi uygulamasını 'Aile Ekonomisini Güçlendirme Programı' adıyla Türkiye geneline yaygınlaştırıyor. HSBC Bank projeye ilk yılında 200 bin, programın başarılı gitmesi durumunda da 5 yılda toplam 5 milyon dolarlık 'uygun maliyetli' fon sağlayacak

    Programa katılmak isteyenler projeleriyle vakfa başvuracak, vakıf üyesi gençler projeleri inceleyip kredi konusunda karar verecek. Kredi miktarı 100-700 YTL arasında değişecek ve yıllık faiz yüzde 15 olacak. Kredi ilk bir ayı ödemesiz süre olmak üzere 13 ayda ve 23 eşit taksitte geri ödenecek

    İbrahim Betil'i 1982 yılının haziran ayında Pamukbank Genel Müdür Yardımcısı iken beni dış ticaret uzman yardımcısı olarak işe almak için yaptığı mülakatta tanıdım. Mülakatı geçtim ama bankacı olmadım. Betil ise önce banka genel müdürü, sonra banka patronu oldu. 1994 yılında da bankasını devrederek kendini sivil toplumun hizmetine adadı. Önce Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı'nın gelişiminde büyük rol oynadı. Ardından Toplum Gönüllüleri Vakfı'nın (TOG) kuruluşuna önderlik etti ve bu sivil toplum kuruluşunu gönüllü arkadaşlarıyla birlikte binlerce üniversiteli gönüllüsüyle topluma hizmet veren bir kuruluş haline getirdiler. Toplum Gönüllleri Vakfı bugün HSBC Bank'ın da desteğiyle yeni bir hizmeti başlatıyor. Bangladeş'te yoksulluğun ortadan kaldırılması için devreye konulan ve Türkiye'de de bir süre önce küçük ölçekte uygulanmaya başlayan 'mikro kredi sistemi' TOG tarafından 'Aile Ekonomisini Güçlendirme, Küçük Destek Büyük Çözüm Programı' adıyla yaygınlaştırılıyor. Betil ile 'Aile Ekonomisini Güçlendirme, Küçük Destek Büyük Çözüm Programı'nı konuştuk.
    Nasıl gelişti bu aile ekonomisini güçlendirme programı?
    2005'te Bangladeş'e davet edildim. Orda büyük bir sivil toplum kuruluşu kendi orta kademe yöneticilerine eğitim verilmesini istemişti. Uganda'dan bir sivil toplum görevlisi, London School of Economist'ten iki öğretim üyesi, bir de ben vardım. Bu, dünyadaki en büyük sivil toplum kuruluşu olan BRAC idi. 1970'li yılların ortasında Doğu Pakistan'ın Batı Pakistan'dan kopmasıyla birlikte, buna önderlik eden Fazıl Abed tarafından kurulmuş ve zaman içinde dünyanın en büyük sivil toplum kuruluşu haline gelmiş.
    Burada eğitimciler, sağlık görevlileri, mikro kredi dağıtıcıları gibi 70 bine yakın profesyonel kişi çalışıyor. Orta kademe yöneticilerine bir eğitim programı tasarlarken, ismimi bulmuşlar ve beni davet ettiler. Yaklaşık bir hafta kaldım eğitim merkezinde. Yaptıklarını görebilmem için beni köylere kadar götürdüler. Fabrikalarını, okullarını, marketlerini, sağlık merkezlerini gezdim. Mikro kredi uygulamalarını inceledim. Mikro kredi uygulamasında model, kredilerin veriliş şekli, geriye toplanması çok dikkatimi çekti. Birebir bunları yapan kişilerle beraber köylerin içinde, en yoksul noktalarda dolaştım ve çok etkilendim. Her şeyi devletten beklemeyip, bir sivil inisiyatifle, toplumda ters giden bazı şeylerin nasıl düzeltilebildiğini gördüm.
    Ben de onlara Türkiye'deki toplum gönüllülerini anlattım. Üniversiteleri varmış ve çok ilgilendiler. Arayıp da bulamadığımız bir iş dediler. "Bizim gençlerimize de sosyal sorumluluk bilinci kazandırmak için burda toplum gönüllüleri kurabilir miyiz?" dediler. Onlardan dört genci Türkiye'ye davet ettik. Bizim gençlerimizle sahadaki projeleri izlediler. Sonra biz üç gencimizi gönderdik Bangladeş'e. Orada, üniversitede eğitimler verdiler. Toplum gönüllülerinin ilk yurtdışı uygulamasını Bangladeş'te BRAC Üniversitesi'nde hayata geçirmiş olduk.
    Yoksulluk Türkiye'nin ciddi bir sorunu. Resmi kayıtlara göre 18 milyon yoksul insan var. Uluslararası standartlara göre günlük iki doların altında gelir sağlayan insanlar yoksul, bir doların altında gelir sağlayanlarsa aç. Türkiye'de yoksulluk gençliğin bir sorunu mudur, diye bir soru attık ortaya. Eğitim, sağlık, çevre, haklar, kadın hakları, çocuk hakları, engelliler gençliğin bir sorunuysa yoksulluk da gençliğin bir sorunudur. O zaman bu konuda bizim de bir şeyler yapmamız gerekir.
    Bilimsel çalışmalar gösteriyor ki, kadınların aile ekonomisine destek sağlamaları halinde, bu sadece kadınların ekonomik hayata katılmasıyla kalmıyor, çocukların eğitimine de ciddi katkılar sağlıyor. Bu çerçeveden baktığımızda, kadınlar için geçici eğitimler verelim dedik. Ve bunu Türkiye'de değişik noktalarda uygulamaya başladık. Bunlar on gün süren eğitim programları. Bunun için de bu işi iyi tasarlayan bir danışman eğitimci bulduk.
    Ne anlatıyordunuz?
    Bir kadın küçük bir fikri nasıl hayata geçirebilir? Bunun için nasıl bir çalışma yapması lazım, maliyet hesabı nedir, gelir nedir, satış kanalları nasıl oluşturulabilir gibi şeyler. Yani basit bir şekilde bir ekonomik fizibilite çalışmasını, çok küçük bir iş kurma çalışmasını bir grup kadına aktarmaya başladık.
    Bu da 2005'te, Bangladeş seyahatinden önce başladığımız bir program. Bu program bittikten altı ay sonra sonuçları ne oluyor, diye merak ettim ve eğitimlerden birinin verildiği Samsun'un 19 Mayıs beldesine ikinci bir eğitimin başlangıcında gittim. Ben merak ediyorum, bu eğitimi altı ay önce alan kadınlar şimdi ne yapıyorlar, diye sordum.
    Öğrendiniz mi ne yaptıklarını?
    Bir saat sonra o eğitimi almış iki kadın geldi. Ne yapıyorsunuz, dedim. Bir tanesi dedi ki: "Benim bahçemde böğürtlen ağaçları var. Ayrıca çevrede de arsalarımız var, orada da çok böğürtlen var. Buranın da böğürtleni meşhurdur. Böğürtlenden çok iyi reçel yaparım" dedi. Hesaplamış, ağaçlardan 150 kilo böğürtlen toplanabiliyor, bunları yapmak için şu kadar kilo şekere ihtiyacı var, bunları koyabilecekleri 275 gramlık kavanozların maliyetleri 300 YTL, etiketlerinin yapımı şu kadar, kapaklarıyla beraber bu reçeli 275 gramlık kavanozda 3 YTL'ye satarsa eğer, çocuğunun bir yıllık eğitim giderlerini fazlasıyla karşılayabiliyor. Bizden aldığı eğitimle, 19 Mayıs beldesinin uzak bir köyünden gelen bir kadın ayaküstü bana bir ekonomik yapılabilirlik hesabını sonuçlarıyla birlikte sundu. Peki yaptınız mı dedim. "Param yok ki" dedi. "800 YTL lazım kavanozları ve şekeri alabilmem, etiketleri yaptırabilmem için" dedi. O anda dedim ki biz bir şeyi eksik yapıyoruz. Eğitim veriyoruz, insanları düşündürüyoruz, ama arkasına bir 800 YTL. koyamadığımız için düşünülenleri hayata geçiremiyoruz, uygulanamıyor.
    Diğer kadın geldi ve dedi ki: "Köyümde Türk hamamı yok. Herkes evinde yıkanamıyor, hamam için ilçeye gidiyor. Halbuki bizim köyde şu kadar insan oturuyor haftada şu kadar insan hamama gidiyor. Bir hamam yapsam, şu kadar insan gelir, kişi başına şu kadar para alırım. Ama bir hamam kurmam için 2 bin 500 YTL'ye ihtiyacım var" dedi. Parayı veremediğimiz için o da hamamı kuramıyor.
    Eğitim alan kadınların, girişimcilik konusunda ne kadar yaratıcı olduğunu gördük.
    Ama bu eğitimin arkasına para koyamadığımız için yaratacılıklarını hayata geçiremediler. Arkasından Bangladeş'e gidip orada çok daha küçük paralarla milyonlarca kadının, aile ekonomisine nasıl destek verdiğini, küçücük desteklerle ne kadar büyük çözümler yarattığını gördükten sonra üniversiteli gençlerimize döndük:"Yoksulluk bizim meselemiz mi değil mi, bu işle uğraşmak istiyor musunuz" diye sorduk. "Evet bizim işimiz ve uğraşacağız" dediler.
    Neden Samsun'da başladı bu iş?
    Samsun 19 Mayıs Üniversitesi gençleri birinci olarak bu işe çok fazla sahip çıktı. Bizim orada bir gençlik merkezimiz var. Dolayısıyla daha iyi örgütlenebileceklerini düşündüler. 19 Mayıs Üniversitesi'nde 400-500 gönüllümüz var bizim. Son derece tutkulu, son derece kararlı projeler yapıyorlar. 55-60 kişilik bir grup da çıkıp biz burada mikro krediyi başlatacağız dedi. O grubun içinden beş kişiyi Bangladeş'e göndermek istiyordum, ancak orada son üç aydır, siyasi durumda ciddi bir çalkantı var. Sıkıyönetim ilan edildi bundan bir ay önce. Ortalık daha yeni yeni yumuşuyor. Dolayısıyla gönderemedik. Çünkü oradakiler mikro kredide 30 yıllık deneyimleri olduğunu ve bu deneyimi bize aktarabileceklerini söylediler. Ama belirttiğim nedenlerden dolayı gönderemedik gençlerimizi.
    Bu arada Türkiye İsrafı Önleme Vakfı bu projeye Diyarbakır'da, Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı İstanbul'da ve Adapazarı'nda başladı. Bir taraftan gençlere eğitimlerimizi veriyoruz, bir taraftan gençler bu işi nasıl yapacaklarına dair mahalle muhtarlarını, camilerdeki hocaları, ebeleri topluyorlar, onlara anlatıyorlar. Samsun Valisi, 19 Mayıs Belediye Başkanı çok benimsediler projeyi ve her türlü desteği vereceklerini söylediler.
    Gençler kurdular gruplarını, gidiyoruz yönetim kurulundan arkadaşlarımızla. İki toplantı yaptık bu iş nasıl olur diye. Çünkü yoksul evlere gireceksin. Tutuculukları olabilir, kendilerinden kötü bir şey istediğimizi düşünebilirler. Bunun için uzun vadede yerel destek çok önemli. Muhtarlar, müftülük, hocalar, sağlık görevlileri çok desteklediler.
    Gençlere eğitim programları hazırladık. Gençler gerçekten kendilerinden çok fazla ödün vererek, bu projeye odaklandılar, kendi ekiplerini kurdular. İlkelerini yazıp bize gönderdiler. HSBC'den ve diğer bankalardan gönüllü arkadaşlarımız, bir hafta sonu sabahtan akşama kadar kriterleri tartıştık. Kredi kime verilecek, nasıl verilecek, geriye nasıl alınacak, alınamazsa yasal bir işlem uygulayacak mıyız, diye tartıştık.
    Biz modelimizi şöyle kurduk: Bir kere adına mikro kredi değil, aile ekonomisini güçlendirme programı diyoruz buna, daha kolay anlaşılması için. Gençler de 'Küçük destek, büyük çözüm programı' diye bir slogan buldular.
    Bu desteğe talip olan kişi varsa, en az üç, en çok da beş kişilik bir grup oluşturması gerekiyor. Grubu oluşturduktan sonra, genç ekiplerimiz gidip bu insanları bilgilendiriyor. Bu gruptaki insanlar birbirinden emin olacak, yasal olarak değil ama bir anlamda birbirine kefil olacak. Biz de bu insanlara en az 100, en fazla 700 YTL. para vereceğiz. Aile ekonomisini güçlendirme progr***** katılmak isteyenler, projelerini gençlerimize anlatacak. Ne kadar para verileceğine veya para verilip verilmeyeceğine de gençler karar verecek. Gereken parayı da HSBC Bank veriyor.
    Peki onları nasıl ikna ettiniz?
    Geçen sene, toplum gönüllüleri olarak başlattığımız halk kütüphanelerini yenileme projesi sayesinde oldu. Bu proje için bankalara gidip, küçük katılımlarla bir sendikasyon oluşturmaya başladık.Bu arada HSBC Bank'a gittik. Genel Müdür Piraye Hanım başka ne yaptığımızı sordu. Ben de tesadüf o sırada girişimcilik eğitimi alıp da, reçel yapamayan, hamam kuramayan kadınlarla konuşup gelmiştim. Anlattım kadınların hikâyesini,
    eğitimleri verip sonuç getiremediğimizi. Bu Piraye Hanım'ın dikkatini çekti. "Biz kütüphane projesine girmeyelim, başka bankalar girsinler. Biz size bu konuda destek olabilecek başka proje geliştirelim" dediler.
    Aradan 4-5 ay geçtikten sonra arayıp dediler ki size bu iş için ilk kademede 200 bin dolar, başarılı giderse beş yıl içinde beş milyon dolar verelim. HSBC bu işten kâr etmiyor, sadece maliyetini alıyor bizden faiz olarak. Biz de hiç kâr etmeden aynı maliyeti öbür tarafa aktarıyoruz. 100 YTL alan yıllık 115 YTL ödüyor, 200 alan 230 YTL. Bu da ilk bir ayı
    ödemesiz 13 aylık kredi. Ondan sonra da 15 günde bir 23 eşit taksitte ödenecek.
    Peki başladınız mı kredileri vermeye?
    İlk kredimizi her alde birkaç hafta içinde vereceğiz. Samsunlu gençlerimiz dört grup bulmuşlar bu krediden yararlanmak isteyen. Ancak şu sıralarda bir yandan dönem sınavları bir yandan yarıyıl tatili ancak toparlanıyorlar. Bu proje gençlerimizin birikimi ve kişisel gelişimleri için de çok önemli.
    Kredinin geri dönmeme oranı nedir?
    Yoksullara verilen kredinin geriye dönmeme oranı dünya örneklerinde yüzde birlerin altında. İnsanlar onurlarına çok duyarlı. Küçük bir çevredeler çünkü. Bir de yarın, öbür gün ikinci kredi söz konusu. Birinci ödendikten sonra ikinci krediyi alabilir. İkinci kredi 1.500 lira. Birinci krediyi ödeyemezse üzerine düşmeyeceğiz, yasal yollara başvurmayacağız. Zararı bize yapılan başka bağışlar için kurduğumuz fondan karşılayacağız. Dolayısıyla bu işten zararımız olmayacak.
    HSBC bize verdiği paranın dışında bağış da yapıyor. Şimdilik birinci amacımız bu pilot projeyi işler hale getirmek. Proje işler hale geldikten altı ay sonra Samsun'da yapacağımız bir çalışmada, Türkiye'deki bütün üniversitelerden toplum gönüllüsü gençleri davet edeceğiz. Projenin uygulamasını yerinde görecekler ve akranlarından uygulamayla ilgili bilgileri, eğitimleri alacaklar. Ve bunu Türkiye'nin her noktasında uygulanabilir hale getireceğiz.
    Peki neden önce Samsun'da başlıyor?
    Biz bu duyuruyu yaptığımız zaman, Samsun 19 Mayıs Üniversitesi gençleri bu işi yapmak istediklerini söylediler.
    Geleceğe yönelik ne düşünüyordunuz vakfı kurarken, ne bekliyordunuz?
    TOG'yi kurarken, dördüncü yılın sonunda 70 üniversiteye yayılabileceğimizi, 12 binin üzerinde genç gönüllü olabileceğini, yılda 400-500 proje yapılabileceğini hayal edemiyordum açıkçası. 2007 bütçemiz geldi ve 6 milyon YTL'nin üzerine çıktı. Yani demek ki 2007'de 6 milyon lira bulacağız. 2006'da bütçemiz 2.5 milyondu ama 4 milyon YTL. olarak gerçekleşti. Yani tahminimizin üzerinde destek bulduk. Bir sivil toplum kuruluşuna bağışlarla 6 milyon bulabilmek çok kolay değil. Ama bize katkıda bulunanlar az değil. Türkiye'de böyle projelere duyarlı çok insan var. Onun için şimdi ben bir senenin sonunda 1000 ya da 5 bin kişiye ulaştık diyemem. Ama hayalimi soruyorsanız; Türkiye'de 18 milyon yoksul varsa, 10 yıl içinde bir milyon yoksul insana ulaşabilmemiz o kadar zor olmaz, diye düşünüyorum. Çünkü destekleyen, para vermeye hazır çok insan ve de bu işi yapmak isteyen binlerce duyarlı gencimiz var.
    Gençlerinizin siyasi eğilimi ne, sağcı, solcu, şu, bu... böyle şey var mı?
    Toplum gönüllülerinin temel ilkesi, farklı olanla bir arada bulunmaktır. Kürt'müş, Türk'müş, başı bağlıymış, başı açıkmış, komünistmiş, liberalmiş, ülkücüymüş veya muhafazakârmış... Bunlar bizim için herhangi bir mesele değil, Toplum Gönüllülerinin platformu hepsine açıktır. Bu Türkiye'nin bir barış projesidir. Gençlerimizin farklı kimlik, farklı inanç, farklı düşüncelerle bir araya gelip topluma hizmet için işbirliği yaptığı bir projedir.
    Peki kaç yaşındaki çocuklar bunlar?
    17-25 yaş grubu üniversite gençliğidir. Toplum gönüllülerinin ilkelerine uyduğu sürece herkes bu projeye kabul edilir. İlkelerimiz; farklı olanla bir arada olmak, herhangi bir ideolojiyi, siyasi görüşü, kimliği ya da inancı bir başkasına dayatmak gibi bir yaklaşım içine girmemektir. Burada amaç gönüllü olmak, yerelle işbirliği yapmak, şeffaflığı ilke edinmiş olmak, topladığı kaynaklarda, yaptığı hizmetlerde, aldığı desteklerde rapor ve bilgi verme açısından duyarlı olmak. Bunun için gençlerimizi çeşitli eğitimlerden geçiriyoruz. İlkeleri benimseyen gençlerimiz aramıza katılıyor.
    Peki Samsun'dakiler ne yapacaklar? Hangi projeyi yapacaklar?
    Samsun'da Atakum'da üç yıl önce gençlerimizin kurduğu merkezde bugüne kadar çok yararlı işler yaptılar. Binlerce insana hizmet götürdüler. Şimdi de aile ekonomisini güçlendirme programından yararlanmak isteyen insanları belirliyorlar, bu projeyi başlatacaklar.

  2. #2
    Aktif Üye orkuorkun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2007
    Nerden
    BULGARISTAN, ROMANYA, UKRAYNA, ISTANBUL, JAKARTA
    Yaş
    48
    Mesaj
    1.942
    Blog Mesajları
    3
    Rep Gücü
    37781

    Cevap: Mini kredi ile kendi işinizi kurabilirsiniz...

    mikro kredi guzel birsey'

    memlektimizde is firsatlari esit yaptiklari zaman ' vergilerde esitlik saglandiginda'belediyeler memlektcilik yapmadigi surece' bankalar krediyi para kazanma araci degilde turkiyenin gelecegi icin verirse
    ev kadinlari vatandaslar uretime baslar cok sey degisir ureten bir ulke oluruz'
    singapore' cin' kore gibi'


    japonlar felsefede 1 dolar 1 yen oluncaya kadar calisacagiz politikasi guttuler senelerce '
    aclik ve sefalet yasadilar'' dunyaya elektronik malzeme satmadan once kapaliydilar''
    tokyo terlik satarak' fermuar YKK gibi urunlerle girdiler dunayaya' elektronigi once kendilerine urettiler.

    korede Goldstar samsung ta ayniydi -hyundaii de koreliler mesela spor ayakkabi sanayiinde devrim yaptilar' hersey Olimpiyatlardan sonra gelisti. kendilerini tanitma firsati buldular' adidastan daha iyi adidas taklidi yapinca' adidas firmasi bu ulkeye lisans vermek zorunda kaldi

    dunyaya kendini ifade etme sanatiydi bu''

Benzer Konular

  1. Galaxy S3 Mini
    YukseLL Tarafından Cep Telefonu Tanıtım, inceleme Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 11-10-2012, 10:30 AM
  2. Mini Blaster
    dogangunes Tarafından Cep Telefonu Oyunları Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 06-09-2011, 02:58 AM
  3. kendi çalıp kendi oynayan....
    güney Tarafından Serbest Kürsü Foruma
    Yorum: 15
    Son mesaj: 20-01-2009, 04:03 PM
  4. Mini Etek
    D€NiZ Tarafından Öykü ve Hikayeler Foruma
    Yorum: 7
    Son mesaj: 12-01-2009, 03:01 PM
  5. Mini büfeler
    dogangunes Tarafından Ev Dekorasyonu Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 22-02-2008, 02:58 PM
Yukarı Çık