Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 Toplam: 10
  1. #1
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.801
    Rep Gücü
    137443

    Finans Sözlüğü A-Z

    Finans, Ekonomi ve Borsa terimlerinin Türkçe tanımları ve İngilizce karşılıkları

    A
    ACENTA (agent) :
    Acentalık sözleşmesi çerçevesinde, sadece sermaye piyasası araçlarına ilişkin alım ve satım emirlerinin aracı kuruma iletilmesine ve gerçekleşen emirlerin tasfiyesine aracılık eden gerçek kişi veya ticaret şirketleridir.

    ACİZ (insolvency) :
    Borçların, vadesi gelmesine rağmen ödenememesi durumudur. Böyle bir durumda, alacaklı borçlunun borcunu ödeyemeyecek durumda olduğunu mahkemeye bildirir, borçlu ise, acz içinde olduğunu ileri sürerek mahkemeden iflasını isteyebilir.

    ACİZ VESİKASI :
    Borçlunun kanuni yönden takip edilen alacağı ödemeye yeterli malı bulunmadığına dair İcra Dairesi tarafından verilen resmi belge. "Kesin" ve "geçici" olmak üzere iki çeşittir. Kesin aciz vesikası, borçlunun kovuşturulan alacağı tamamen veya kısmen ödeyemeyecek durumda olduğunu kesin şekilde gösteren belgedir. Geçici aciz vesikası ise borçlunun yeterli malı bulunmadığı hallerde haczedilmiş mallara takdir edilen kıymetle alacak miktarı arasındaki farkı gösteren tutanaktan ibarettir. Alacaklıya, borçlunun mallarına bu fark kadar haciz konulması hakkını verir ve malların satışından sonra bu vesika geçerli olmaz. Yerine kesin aciz vesikası alınır.

    AÇIĞA DAYALI HARCAMA (deficit spending) :
    Bu politika ile, ekonominin durgunluk veya daralma dönemlerinde, toplam talep artırılarak, durgunluktan çıkılması hedeflenir.

    AÇIĞA SATIŞ (short selling) :
    Sahip olunmayan menkul kıymetlerin ödünç alınmak sureti ile satılmasıdır. Yani, yatırımcıların portföylerinde bulunmayan ve fiyatları düşme eğiliminde olan hisseleri satması ve hisseyi daha alt fiyat seviyelerinden alması olarak gerçekleştirilir.

    AÇIK BONO (blank bill) :
    Tutarı ve hamili belli olmayan, sadece açığa imza atmak suretiyle düzenlenen bonodur.

    AÇIK EKONOMİ (open economy) :İthalat ve ihracat üzerinde hiçbir sınırlanmanın bulunmadığı ekonomidir.

    AÇIK EKSİLTME (auction by underbidding) :
    Satın alınacak mala en düşük fiyatı verecek satıcıyı bulmak için uygulanan yöntemdir.

    AÇIK FİNANSMAN (deficit financing) :
    Bütçe açığının, yapılan borçlanmalarla kapatılması (harcamaların gelirlerden fazla tutulması) yöntemi olup, istihdamı artırmak ve ekonomik hayatı canlandırmak için uygulanır.

    AÇIK KABUL (acceptance in blank) :
    Poliçeyi düzenleyenin imzası olmadan, poliçenin muhatap tarafından kabul edilmesidir.

    AÇIK KREDİ (open credit) :
    Yüksek moralite ve kredibilitesi bulunan bir şahıs veya firmadan, kefalet ve teminat istenmeksizin, sadece imzası ile kullandırılan kredidir. Böyle bir durumda krediyi kullanan şahıs veya firma, tüm mal varlığı ile alacaklıya karşı sorumludur.

    AÇIK POZİSYON (short position) :
    Vadeli işlem piyasalarında alınmış ve henüz kapatılmamış pozisyonlara denir. Bankacılık da, döviz pozisyonunun aşılarak döviz toplanması, TL.'ye çevrilerek kredi kullandırılması anlamında kullanılır.

    AÇILIŞ FİYATI (opening price) :
    Menkul kıymetin borsada işlem gördüğü ilk fiyattır.

    ADAT :
    Faiz hesaplamalarında kullanılan ve borç bakiyenin faize esas gün sayısı ile çarpılıp yüze bölünmesi sonucu bulunan tutar.

    ADİ ŞİRKET (partnership) :İki veya daha fazla kişinin, ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere, belirli bir ortaklık sözleşmesiyle kurdukları şirkettir. Adi şirketlerin tüzel kişilikleri, ünvanları ve ticaret siciline kayıt zorunlulukları bulunmamaktadır. Ayrıca, iflasa tâbi değildirler.

    AĞIRLIKLI ORTALAMA (weighted average) :
    Dizi içindeki her bir birimin, kendi ortalamasıyla ayrı ayrı çarpıldıktan sonra alınan toplamın, ağırlık topl***** bölünmesi ile elde edilen ortalamadır. Özellikle indeks hesaplamalarında yaygın bir biçimde kullanılırlar.

    AĞIRLIKLI ORTALAMA FİYAT (weighted average price) :
    Bir hissenin seans boyunca işlem gördüğü her fiyat seviyesindeki işlem miktarları ile çarpılması ve çıkan her rakamın basit ortalamasının alınmasıyla hesaplanır. Hissenin tavan ve taban fiyatları hesaplanırken, o hissenin bir önceki seanstaki ağırlıklı ortalama fiyatından faydalanılır. Formülü:
    AOF= (f1*i1 + f2*i2 + f3*i3.....) / (i1+i2+i3+................)
    f: fiyat seviyesi i: işlem miktarı


    AHZU KABZ :
    Bir alacağın tahsili, ya da bir miktar paranın alınması veya kasa hesabına kaydı demektir. Bir kimsenin temsilcisi veya vekili sıfatıyla akit yapan kişi, kendine ayrıca yetki verilmemişse, temsil ettiği kişi adına bir tahsilat yapamaz.
    Örneğin herhangi bir alacağı dava için avukata verilen temsil yetkisi, dava kazanılmış olsa da parayı ahzu kabz edemez. Verilen vekalette parayı almaya da yetki (ahzu kabza yetki) verilmiş olması lazımdır (HUMK. M. 63). Kanun, sadece davayı takip için yetki verilen avukata hasım tarafın sorumlu tutulduğu yargılama masraflarını ve takip ücretlerini alma yetkisini vermiştir. Avukatın dava konusu için bir miktar avans aldığı varsayımına göre bu hüküm kabul edilmiştir.
    Ticari mümessiller, temsil ettikleri işletme sahibinin ticari işlerinden alacaklı oldukları mal ve paraları ahzukabza yetkilidirler.
    Diğer taraftan; Para çekmek isteyen üçüncü şahıslar adına vekaletname ibraz edecek kişilerin ahzukabza yetkili olup olmadıklarını bankalar dikkatle araştırmak zorundadırlar. Genel ya da özel vekaletnamelerde açıkça bu kayıt bulunmazsa ödeme yapılamaz.

    AJUR :
    Muhasebede kullanılan bu terim, muhasebe kayıtlarının, defter değerlerinin günlük olarak tutulup kapatıldığı, işlemlerin günü gününe deftere işlendiği, başka deyişle kayıtların güncel olduğu anl***** gelir.

    AKREDİTİF (letter of credit) :
    Bir bankanın belirli bir miktar ve belirli bir süre için, üçüncü bir kişi lehine, nezdinde kredi açması için yabancı ülkelerdeki muhabir bankaya gönderdiği mektuptur. Bankanın riske girmesi dolayısıyla, bir tür kredidir.

    AKSEPTANS :
    Akseptans, kabul demektir. Kabul işlemlerine tacirler arasındaki ilişkilerde ve bankacılıkta rastlanır. Bir poliçe, muhatabı tarafından kabul edilerek kabulümdür diye imzalandıktan sonra, daha kolay kırdırılabilir. Bankalar da poliçeleri kabul ederek gerektiğinde borçlunun yerine ödeme yapmayı taahhüt edebilirler. Buna Banka akseptansyonu denir. Banka tarafından kabul edilmiş bir poliçe elbette sağlamdır. Akseptans işlemlerine en çok dış ticarette ve uluslararası mali ilişkilerde başvurulmalıdır.

    AKTİF KARLILIĞI ORANI :
    Aktiflerde yapılan yatırımın net karlılığını göstermektedir. Yüksek çıkması olumlu olmakla birlikte, yapılan yatırımın özkaynaklarla mı, yabancı kaynaklarla mı yapıldığı önemli bir etkendir. Formülü:
    Aktif Karlılığı Oranı = (Net Dönem Karı) / (Toplam Aktifler)

    AKTİFLER :
    Bir şirketin sahip olduğu bütün varlıkları (hazır değerleri, alacakları, stokları, duran varlıkları) ifade eder.

    AKTİF/PASİF YÖNETİMİ :
    Banka bilançosundaki aktif ve pasif kalemler ile bilanço dışı kalemlerin düzeylerinin, bileşimlerinin ve değişimlerinin plânlanması, malî risklerin kontrol altına alınması gibi temel bazı yükümlülüklerin yerine getirilmesi suretiyle gerçekleştirilen banka yönetimi.

    AKTÜER :
    Sigorta şirketlerine prim belirlemede ve ödeme güçlerine paralel olarak verebilecekleri tazminatların saptanmasında yardımcı olan hayat sigortası istatistikleri uzmanıdır.

    ALACAK DEVİR HIZI (accounts receivables turnover rate) :
    Şirketin satışlardan doğan alacaklarını tahsil ettiği hızı gösterir. Genelde devir hızının yüksek olması ve artması iyi bir gösterge olarak yorumlanabilir. Formülü:
    ADH= (Net Satışlar) / (Kısa Vadeli Ticari Alacaklar)

    ALICI PİYASASI (buyer's market) :
    Talebin arzdan az olduğu ve fiyatları tüketicinin belirleyebildiği piyasadır.

    ALIŞ KURU (buying rate) :
    Piyasa belirleyicilerinin dövizi aldığı fiyattır.

    ALİVRE :
    Alivre, sonradan teslim anl***** gelen Fransızca bir kelimedir. Ticarette alivre; mahsul henüz tarladayken ve yetiştiği zaman teslim edilmek üzere, önceden pay verilerek yapılan satış olup mukaveleye göre satıcının, satılan bir malı belli bir vade içinde teslim etmeyi yüklenmesidir. Alıcı, örneğine bakarak o anda bulunmayan malı teslim tarihinde daha fazla fiyata satarak kar etmek düşüncesiyle alır, satıcı da teslim tarihinde tedarik edeceği malı daha ucuza mal edeceği düşüncesinden hareket eder. Her iki tarafın da amacı yapılan satış anlaşmasından kar sağlamaktır.

    ALONJ (alonge) :Çek ve senetlerin arka yüzünde, işlem yapmak için yer kalmaması halinde, işlem yapmak veya cirolamak amacıyla eklenen kağıt parçasıdır.

    ALTIN ANKESİ (gold encaisse) :İhtiyat amacıyla, Merkez Bankalarının kasalarında bulundurdukları altın stoğuna verilen addır.

    ALTIN PİYASASI (gold market) :
    Altının, alıcılarının ve satıcıların bir araya geldiği, alım-satım işleminin yapıldığı, Menkul Kıymetler Borsası tarzında olan borsadır.

    ALTIN VE KIYMETLİ MADENLER FONU (Golden and Precious Metals Funds) :
    Portföyünün en az %51’ini altın ve diğer kıymetli madenlerin oluşturduğu fonlardır.

    AMBARGO (embargo) :
    Belirli bir mal veya hizmetin ihraç edilmesine veya ithalatına, Devlet veya yetkili makamlar tarafından yasaklama getirilmesidir.

    AMORTİSMAN (depreciation amortisation) :
    Bir firmada, bir yıldan daha fazla süre kullanılacağı düşünülen ve değer düşüklüğü yaşanabilecek olan gayrimenkul, makine, teçhizat, gibi değerlerin, bir yıl içinde uğradıkları değer kayıplarının, üretilen malların maliyetlerine yansıtılması veya gider yazılması işlemidir. Çeşitli uygulama istisnaları mevcuttur.

    AMORTİSMAN KARŞILIKLARI (capital consumption allowances) :
    Malların zaman içinde aşınma, eskime, yıpranma gibi nedenlerle elden çıkmasına karşılık olarak bilançoda ayrılan paylardır.

    ANKES (encaisse) :
    Taahhütleri yerine getirmek amacıyla, her an hazır bulundurulması gereken nakit paradır. Ayrıca emisyon yapmaya yetkili bankaların çıkardıkları banknotlara karşılık kasalarında hazır bulundurdukları gümüş ve altın paraların toplamını ifade eder. Bankacılıkta ise Şubelerin kasasında bulundurduğu nakit para.

    ANONİM ŞİRKET (incorporated company) :
    En az 5 gerçek ya da tüzel kişi tarafından şirket sözleşmesinde yazılı konularda faaliyette bulunmak üzere kurulmuş olan ve esas sermayesi belli paylara bölünmüş olan sermaye şirketleridir. Anonim şirketlerde ortakların sorumluluklar taahhüt etmiş bulundukları sermaye tutarları ile sınırlıdır.

    ANÜİTE :
    Anüite sözcüğü latince annus=yıl sözcüğünden gelmektedir. Terim olarak, belirli bir dönem boyunca, eşit dönem aralıklarında eşit tutarlarda ve dönem sonlarında yapılan yatırım veya ödemelerin (nakit akımları) gelecekteki değeri ya da bugünkü değerini hesaplama yöntemi.

    ANTİDAMPİNG VERGİSİ :
    Dış ticarette damping yaparak haksız rekabet uygulayan ülkelere karşı başvurulan bir yöntem. Damping uygulamasından gümrük tarifeleri etkinliğini kaybeder ve yerli üretim korumadan yoksun kalır. Bu durumda yerli üretimi korumak için dampingle gerçekleştirilen fiyat indirimine eşit bir gümrük vergisi konur.

    ANTİTRÖST YASALARI :
    Piyasadaki haksız ya da tekelci sayılan uygulamaları kısıtlayan yasalar. Firmalar arası rekabet koşullarını çeşitli yasalar aracılığıyla korumaya yönelik en uzun ömürlü politika, ABD«de uygulanmaktadır. Bu tür yasaların ilki ve en ünlüsü ticareti kısıtlayan her birleşme ya da sözleşmeyi yasadışı sayan 1890 tarihli Sherman Antitröst Yasası«dır. Buna göre eyaletlerarası ticaret kurallara bağlanmış, hem iç hem de dış ticareti kısıtlayıcı her tür uygulama kanun dışı ilan edilmiştir.

    ANTREPO (warehouse) :
    Gümrük vergisine tabi olup, henüz vergi ve resimleri ödenmemiş malların korunduğu depolardır.

    APEL :
    Türk Ticaret Kanunu'nun 285. maddesi gereğince bir anonim şirketin kurulabilmesi için dörtte bir sermayesinin peşinen yatırılmış olması gerekmektedir. Sermayenin geriye kalan kısmının, belli oranlarda ve zamanlarda ortaklardan istenilen taksitlerine apel denir.
    Sermaye koyma borcunu yerine getirmeyen (apellerini ödemeyen) ortak iştirak taahhüdünden ve yaptığı peşin ödemelerden doğan haklarını kaybedebilir ve yerine başka ortak alınabilir.

    ARACI KURUM (brokerage house) :
    Sermaye piyasası faaliyetlerinde bulunmak üzere, Sermaye Piyasası Kurulu tarafından aracılık yetkisi verilmiş şirketlerdir.

    ARAMAL (intermediate goods) :Üretim sürecinde, hammadde ya da son ürün olan maldır.

    ARBİTRAJ (arbitrage) :
    Döviz piyasasındaki ya da ülkeler arasındaki faiz oranlarındaki farktan yararlanmak üzere yapılan kısa vadeli ve bir piyasadan alım yapıp, diğerinde satmak amaçlı işlemdir.

    ARİTMETİK ORTALAMA (arithmetic mean,Average) :
    Ortalaması alınacak sayıların toplamının, toplam terim adedine bölünmesi ile bulunan değerdir.

    ASİT-TEST ORANI (acid-test ratio) :
    Cari likit aktiflerinin (nakitler, menkuller, vb.) kısa vadeli borçlara oranıdır. Nakte en hızlı dönüşen kalemleri kapsar. Förmülü:
    (Hazır Değerler + Menkul Değerler Cüzdanı + Ticari Alacaklar + Diğer Alacaklar) / (Kısa Vadeli Borçlar)

    A TİPİ YATIRIM FONU (A type mutual fund/investment trust) :
    Portföy değerinin en az %25’ini hisse senetlerinde tutma zorunluluğu olan yatırım fonlarıdır.

    AVAL :
    Kambiyo senetlerinden doğan bir borca, üçüncü bir kişinin kefil olması. Bu kişiye ise, 'aval veren' denir.

    AVİSTA :
    Poliçelere "görüldüğünde" ödenmek üzere anlamında konan terimdir.

    AYI PİYASASI (bear market) :
    Gelecek hakkında karamsarlığın ve fiyatlarda düşme olacağı beklentisinin hâkim olduğu piyasalardır. Bu beklentinin hakim olduğu piyasalarda, yatırımcılar, ileride daha düşükten alınabileceğini düşünerek satım yaparlar.
    _____________

    Her Hakkım Saklıdır®
    |l|lllll|lll||ll||lll||ll||
    ³³°¹³²¹³ °¹²¹²²³
    © σяigiиαL-ρяσfiLє ®

    Supermeydan

  2. #2
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.801
    Rep Gücü
    137443

    Cevap: Finans Sözlüğü A-Z

    BAÇ :Osmanlı devleti döneminde devletin şehirlerdeki ticari kazançlardan aldığı vergidir. Bu vergi, "rüsum-u şeriye" (şeriatlık vergiler) adı altında toplanan vergilerden biridir. Devlet bu vergileri şeriatlık görevleri için toplamaktaydı. Baç, önceleri sadaka ve zekat, yani bir çeşit yardım iken sonraları kişilerce, ticari kazançları için devlete ödenen bir çeşit resim haline gelmiştir.

    BAĞLI KREDİLER (TRED CREDITS) :
    Uluslararası kredilendirme işlemlerinde bazı kredilerin nerelerde kullanılacağını krediyi veren ülke belirler. Bu tip kredilere bağlı krediler adı verilir.

    BAĞLI TALEP (JOINT DEMAND) :
    Birbirlerinden tamamen farklı olmalarına rağmen, belirli bir ihtiyacın giderilmesi için her ikisinin de birlikte kullanımının zorunlu olduğu mallara olan taleptir. Örneğin, otomobil ile gitme ihtiyacının karşılanmasında benzin-otomobil; mürekkeple yazma ihtiyacında dolmakalem-mürekkep gibi.

    BAĞLI ÜRÜNLER (JOINT PRODUCTS) :
    Aynı üretim sürecinin işleyiş biçiminin özelliğinden dolayı, sürecin sonunda ayrı ayrı elde edilen ürünlerdir. Örneğin, et üretimi süresinde et üretilirken ham da olsa deri de elde edilmektedir. Burada et ve deri bağlı ürünler olmaktadırlar.

    BAKİYE :
    Alacak ve borç arasındaki fark, kalan.

    BANKA (BANK) :
    Sermaye, para, kredi, yatırım, hizmet sunma gibi alanlarda her türlü işlemi yapan kuruluştur. Günümüzde işlevleri çok çeşitli olan bankalar emisyon bankaları, ticaret bankaları, sanayi bankaları, ipotek bankaları, tarım bankaları gibi çeşitlidirler. Türkiye'deki başlıca banka türleri ise; özel yasayla kurulan bankalar, ulusal bankalar ve yabancı bankalardır.

    BANKA BONOLARI (bank bills) :
    Kalkınma ve Yatırım Bankalarının borçlu sıfatıyla düzenleyip, ihraç ettikleri emre veya hamiline yazılı bir sermaye piyasası aracıdır.

    BANKA GARANTİLİ BONOLAR (bank guaranteed bills) :
    Kalkınma ve Yatırım Bankalarından kredi kullanan ortaklıkların, bu kredilerin teminatı olarak borçlu sıfatıyla düzenleyip, alacaklı bankaya verdikleri emre muharrer senetlerden, bu krediyi kullandırmış olan bankaca kendi garantisi altında ihraç edilen bir sermaye piyasası aracıdır.

    BANKA HESABI (BANK ACCOUNT) :
    Bankada açtırılan hesapları izlemek ve gerektiğinde denetim, karşılaştırma yapmak için tutulan hesaba verilen addır. Herhangi bir kurum veya kuruluşun çeşitli bankalarla olan ilişkilerini sürdürmek için kullandıkları hesaplarda genellikle banka hesabı olarak adlandırılmaktadır.

    BANKA İHTİYATLARI (BANK RESERVES) :
    Gelecekte olabilecek zararları temin etmek amacıyla her yıl bankanın kârından ayrılan bir tür güvenlik fonudur. Yasa gereği anonim şirket olarak kurulan bankalar, her yıl safi kârının %5'ini ihtiyat olarak ayırmak zorundadır. Bu işlem, fon bankanın ödenmiş sermayesinin %20'sine ulaşıncaya kadar devam eder. Ayrıca, safi kârın %5'ide muhtemel zararlara karşı ayrılır. Bu işlem ise, ayrılan kısım ödenmiş sermayenin %100'üne ulaşana kadar devam eder. İhtiyatların tümünün devlet tahvillerine yatırılması zorunludur. Banka bu tahviller üzerinde istediği tasarrufu yapmakta serbesttir.

    BANKA İŞLEMLERİ (BANK TRANSACTIONS) :
    Bankaların sermaye sağlama, sermaye yatırımı ve hizmet sunma gibi işlemlerinin tümüne verilen addır. Tahvil çıkarma, mevduat kabulü, reeskont işlemleri, iskonto, kredi sağlama, senet tahsili, müşteri adına dış ticari işlemler yapma, nakil, emanet alma banka işlemlerinin başlıcalarıdır.

    BANKA KREDİSİ (BANK CREDIT) :
    Belirli bir süre sonunda bankaya geri ödenmek tartıyla belirli bir faiz karşılığında bankadan ödünç alınan tutardır. Genellikle ticari, tarımsal, sanayi faaliyetlerinde bulunan kişi veya kurumlara verilen krediler, özel amaçlar çerçevesinde bu faaliyetlerde bulunmayanlara da verilmektedir.

    BANKA PARASI (BANK MONEY) :
    Çek ile kullanılabilen vadesiz mevduatta bir para türüdür ve banka parası veya kaydî para olarak adlandırılır. Burada ödeme aracı olarak görev yapan çek değil, "mevduat"tır. Ödemelerde para değil, bankadaki mevduatı temsilen çek kullanılır.

    BANKER :
    Banker sözlükte, banka sahibi, büyük sarraf, mecazi anlamda çok zengin demektir. Bugünkü anlayışa göre "banker" i, para, kredi, esham ve tahvilat işleriyle ve buna benzer diğer işlemler ile uğraşan bir kişi olarak tanımlayablliriz. Yabancı ülkelerde, bankacılara "banker" de denmektedir. Türkçede ise, bankacı ve banker kavramları arasında kesin bir sınır vardır. Bankacı, bu iş kolunu meslek edinenlerdir. Banker ise, bankacı durumunda olmaksızın, para altın ve diğer menkul değerler ticaretiyle uğraşanlardır.

    BANKALARARASI MEVZUAT (INTERBANK DEPOSITS) :
    Bankaların kendi aralarında gerçekleştirdikleri mevduata verilen addır. Diğer mevduattan ayırmak için bankalar mevduatı ayrı bir hesapta izlenir. Bankalar mevduatında T.C.Merkez Bankası, dahildeki bankalar, hariçteki bankalar, bankaların alacak durumuna geçen borçlu cari hesapları, bankaların dövize çevirilebilir TL hesapları bulunur. Bir bankanın kendi kendi şubeleri arasındaki mevduatı, bankalar mevduatına dahil edilemez.

    BANKNOT (BANK-NOTE) :
    Günümüzde para otoritesi olan Merkez Bankası tarafından çıkarılan kağıttan yapılmış ödeme aracıdır.

    BASİT FAİZ (SIMPLE INTEREST) :
    Belirli bir dönem için, belirli bir sermaye üzerinden hesaplanan faizdir. Yıllık, aylık ve günlük olarak hesaplanabilir. Basit faiz hesaplamasında aşağıdaki formül kullanılır.
    Faiz hesabında gün kullanılırsa: Faiz hesabında ay kullanılırsa:
    F= a*t*n* / 100*360 F= a*t*n* / 100*12
    a: sermaye t: faiz oranı n:süre F: Faiz miktarı

    BASİT ORTALAMA (simple average) :
    Bu terim borsada, belirli bir dönem aralığında hisse veya endeksin kapanış fiyatlarının toplanarak bu dönem aralığındaki gün sayısına bölünmesi sonucu oluşturulan ortalamayı ifade eder.

    BAŞ VE OMUZ FORMASYONLARI:
    Hisse senetlerinin teknik analizinde kullanılan formasyonlardandır. Bu tip formasyonlar, fiyatların insan omuzu gibi düz bir seyir izlerken birden yükselip (başı oluşturup) tekrar omuz seviyesine dönmesi ile oluşur.

    BAŞLANGIÇ SERMAYESİ (initial capital) :
    Kayıtlı sermaye sistemine tabi ortaklıkların sahip olmaları zorunlu asgari çıkarılmış sermayeleridir.

    BAZ DÖNEM (BASE PERIOD) :
    Endeks veya büyüme oranının dayandırıldığı zaman dönemidir. Örneğin, toptan eşya fiyatalrı 1986 yılı için "150(1985=100)" şeklinde ifade edilmişse, 1985'te 100 olan toptan eşya fiyatları, 1986'da 150'ye çıkmış demektir. Buradaki baz dönem 1985'tir.

    BAZ FİYAT (BASE PRICE) :
    Bir hisse senedinin bir seans süresince işlem görebileceği en alt ve en üst fiyat limitlerinin yani taban ve tavan fiyatlarının belirlenmesinde kullanılır. Bir hissenin bir önceki seansta oluşan ağırlıklı ortalama fiyatının en yakın fiyat adımına yuvarlanması ile hesaplanır.

    BAZ YIL (BASE YEAR) :
    Endekslerde başlangıç alınan yıldır. Baz alınan yıla genellikle 100 değeri verilir. Bundan sonra gelen yıllarda bu 100 değerine göre yüzde olarak kolaylıkla hesaplanır.

    BEDELLİ SERMAYE ARTTIRIMI (CAPITAL INCREASE THROUGH RIGHTS ISSUES) :
    Anonim ortaklıklar sermaye artırımlarını ya iç ya da dış kaynak kullanarak yapabilir. Bu tip ortaklıkların artırdıkları sermaye karşılığı çıkardıkları hisse senetlerini ortaklarına belirli bir nakit karşılığı dağıttıkları sermaye artırımlarına verilen isimdir.

    BEDELSİZ SERMAYE ARTIRIMI (CAPITAL INCREASE THROUGH BONUS ISSUES) :
    Anonim ortaklıkların, iç kaynaklarından yaptıkları sermaye artırımı ifade eder. Bu tip ortaklıkların artırdıkları sermaye karşılığı çıkardıkları hisse senetlerini bir bedel almaksızın ortaklarına dağıtarak gerçekleştirdikleri sermaye artırımlarıdır.

    BETA KATSAYISI:
    Hisse senedinin hareketliliğini gösteren bir katsayıdır. Bir hissenin betası, hisse senedi fiyatındaki yüzdesel değişimin, piyasa endeksindeki yüzdesel değişime bölünmesiyle hesaplanır. Çıkan sayınının 1’den büyük ise hissenin hareketliliğinin yüksek olduğu söylenebilir. Ayrıca bu katsayı hissenin borsadaki genel bir düşüş ya da yükseliş trendinde nasıl tepki vereceğini ortaya koyabilir.

    BEŞ YILLIK PLAN (FIVE YEAR PLAN) :
    Ülkede orta vadede uygulanacak ekonomi politikalarının genel gelişme yönünü, amaçlarını, kaynaklarını ve şartlarını öngören karardır.

    BEYANNAME:
    Yazı ile bildirmek anl***** gelir. Çok çeşitleri vardır :
    1 - Hukuki veya fiili bir durumun varlığını duyuran veya yetkili makamtara bildirilen belge. Sayıştayın Millet Meclisine verdiği genel mutabakat beyannemesi, harcırah beyannamesi gibi.
    2 - Vergi borçlarının miktarını hesaplamak için ya Yükümlü tarafından ya da Yükümlü adına ödemeyi yapan kuruluşlar tarafından kanuni süresi içinde vergi dairelerine verilen yazılı kağıtlar da beyannamedir. Vergi beyannameleri gibi.
    3 - Maliye, Tapu ve diğer Hükümet dairelerine verilmesi kanunlarda yazılı olup da bunlardan gelir, sigorta, gümrük beyannameleri gibi imza tasdikini gerektirmeyen beyannamelerden başka Noterlerce imza ve mühür tasdikine ait beyannameler veya ticaret sicili beyannameleri de vardır.

    BIN (Base Identification Number) :
    Kredi kartı ihraç etmeye yetkili banka ve kuruluşlara tahsis edilen üye numarası.

    BİLANÇO (BALANCE SHEET) :
    Bir kuruluşun belirli bir tarihteki ekonomik değerlerinin kaynaklarını ve bu değerlerin hangi alanlara yatırıldıklarını gösterne tablodur. Aktif ve pasiften oluşur. Bilançonun aktifinde kuruluşun mevcut değerleri, alacakları ve varsa zarar miktarı bulunur. Pasif tarafında ise, tablonun toplamından kuruluşun borçları düşüldükten sonra kalan meblağ yâni özsermaye bulunur. Böylece, bilançonun aktif ve pasif tarafları daima birbirlerine eşit olmuş olur.

    BİLEŞİK FAİZ (COMPOUND INTEREST) :
    Faize yatırılan sermayeden dönem sonunda elde edilen faiz tutarının, sermayenin üzerine eklenip bir sonraki faiz hesabının bu yeni tutar üzerinden hesaplanmasıdır. Bileşik faiz C=a (1+t)n formülü ile hesaplanır. Formülde yer alan C:sermayenin dönem sonunda ulaşacağı miktarı; a: sermayeyi; t: faiz oranını; n: süreyi göstermektedir.

    BİLEŞİK OLASILIK (COMPOUND PROBABILITY) :
    X ve Y gibi iki olayın birlikte ortaya çıkma olasılıklarıdır. Bu olasılık şöyle hesaplanır:
    P(X Y) = P(X) . P(Y/X) = P(Y), F(X1Y)

    BİRİNCİL PİYASALAR (PRIMARY MARKET) :
    Menkul kıymetleri ihraç eden şirketler ile tasarruf sahiplerinin doğrudan doğruya karşılaştıkları piyasalardır. Diğer bir deyişle, menkul kıymetlerin ihraçcı kuruluşlar tarafından tasarruf sahiplerine ilk kez satışa sunulduğu piyasalardır.

    BLOKAJ :
    Bir varlığın kullanımına yetkililer tarafından getirilen kısıtlamadır. Böyle bir durumda Varlığın gerçek sahibi kendisine ait olan varlığı istediği gibi kullanamaz.

    BLOKE ÇEK :
    Karşılığı olduğu, banka tarafından tasdik edilmiş çek.

    BLOK SATIŞ (BLOCK SALE) :
    Bir firmanın sermayesinin %10’undan daha fazla hisse satışını ifade eder.

    BLUE CHIPS (blue chip stocks) :
    Borsalarda büyük firmalara ait ve yıllar itibariyle istikrarlı bir seyir izleyen hisselere verilen isimdir. Bunlar genelde tanınmış şirketlerin hisselerinden oluşur. Yatırımcının bu hisselere güven tam olması nedeniyle fiyatları nispeten yüksektir.

    BOĞA PİYASASI (BULL MARKET) :
    Talebin arzdan daha çok olduğu ve borsada fiyatların tırmanışa geçtiği dönemi ifade eder.

    BONO VEYA EMRE YAZILI SENET (BOND) :
    Bir bedelin ödeneceğini ifade eden, düzenleyenin imzasını, düzenleme tarihini, alacaklını ismini, bono veya emre muharrer senet sözcükleri içeren taahhüt senedidir. Bono da belirtilen "düzenleme yeri" ve "ödeme yeri" ifadelerinden birinin bulunmaması bononun niteliğini değiştirmez, fakat bu ifadelerden her ikisininde bono da bulunmaması halinde, diğer unsurlar yer alsa bile senet adî senet kabul edilir.

    BORCUN KONVERSİYONU (CONVERSION OF PUBLIC DEBT) :
    Faiz oranı yüksek olan bir kamu borcunu, faiz oranı düşük diğer tahvillerle değiştirme sürecidir.

    BORÇ (DEBT) :
    Bir kişi veya kuruluşun, bir diğerine karşı, genellikle daha önce alınmış belirli bir paranın, ana para, faiz ve öteki ödentilerle beraber geri verilmesi şeklinde yerine getirmek zorunda olduğu yükümlülüktür. Tarafların anlaşma şekline göre, bu yükümlülüğün yerine getirilmesi veya karşılığında bir hizmetin görülmesi şeklinde olabilir.

    BORÇ DEVİR HIZI :
    Borçların satışların maliyetine oranlanması; şirketin borçlarını ne hızda ödediğini gösterir. Bu oranın düşük olması şirket için o kadar iyidir.

    BORÇLANMA ORANI :
    İşletmenin borçlanarak sağladığı yabancı kaynaklar ile, ortakların sağladığı ve faaliyet sonucu yaratılan özsermaye arasındaki ilişkiyi göstermektedir.
    Borçlar Toplamı / Özsermaye formülü ile hesaplanır.

    BORÇ / ÖZERMAYE ORANI :
    Şirket, işletme sermayesi ve yatırımlarının finansman ihtiyacını dış kaynaklardan mı (borç) yoksa iç kaynaklardan mı (özsermaye) karşıladığını gösterir. Ülkemizde dış kaynak finansmanı genelde içsel kaynaklardan daha yüksek maliyetli olduğu düşünülürse bu oranın düşük olması tercih edilir.

    BORÇ YÖNETİMİ (DEBT MANAGEMENT) :
    Kamu borcu bakımından, borcun sağlanmasından geri ödemenin yapılmasına kadar geçen süredeki ödeme ve buna ilişkin falliyetlerin tümüne verilen addır. Borç yönetimi, ekonominin genel özellikleri ve yapısına uygun biçimde, alınacak borcun miktarının, ödeme şartlarının, ekonomiye getireceği yükün, borç servis yükünün ağırlaşması durumunda alınabilecek önlemlerin hesaplanmasını kapsar.

    BORÇ YÜKÜ (DEBT BURDEN) :
    Kamusal nitelik taşıyan hizmetlerin finansmanında borçlanma yoluna başvurulması nedeniyle katlanılan yüktür.

    BORSA (BOURSE) :
    Belirli ticaret merkezlerinde, belirli tarihlerde alıcı ve satıcıların biraraya gelerek menkul değerlerin fiyatlarını saptadıkları yerlerdir. Borsalarda sözkonusu malların hazır bulundurulmaları gerekli değildir. Borsaların başlıca türleri şunlardır:
    a) Menkul değerler ve kambiyo borsaları: Hisse senedi, tahvil, çek, poliçe, altın ve yasaların izin verdiği ölçüde yabancı paraların satıldığı borsalardır.
    b) Ticaret ve emtia borsaları: Tahıl ve benzeri ürünlerin örnek üzerinden alınıp satıldığı borsalardır.
    c) Hizmet borsaları: Nakliye ve sigorta gibi hizmetlerin fiyatlarının saptandığı borsalardır.

    BORSA DIŞI PİYASALAR (over the counter market(OTC) ) :
    Borsa resmi listesine alınmış olan menkul kıymetlerin yanı sıra, borsada işlem görmeyen menkul kıymetlerin de alım satımının yapıldığı, borsaya göre daha az ayrıntılı kurallara ve daha az kısıtlamalara tabi piyasadır. Fiziksel bir mekan bulunmaz.

    BORSA EMİRLERİ (order) :
    Müşteri emirleri, üye temsilcileri tarafından seans içinde borsa bilgisayar sistemine aktarıldığında borsa emrine dönüşür.

    BORSA FİYATI (stock exchange price) :
    Borsada belirli kurallara göre işleyen organize pazarlarda işlem gören menkul kıymetlerin, borsadaki arz ve talep koşullarına göre oluşan fiyatıdır.

    BORSA KOTU :
    Borsada işlem görmesine izin verilen menkul kıymetlerin listesidir.

    BÖLGESEL PAZAR (regional markets) :
    Ülkenin çeşitli bölgelerinde faaliyet gösteren küçük ve orta ölçekli hisse senetlerinin güvenli bir ortamda işlem görmesini sağlamak amacıyla kurulmuştur. Aynı zamanda Ulusal pazar için geçerli kotasyon şartlarını sağlayamayan şirketler de burada işlem görür.

    BRÜT KAR MARJI (gross profit margin) :
    İşletmenin satışlarının brüt karlılığını göstermektedir.

    BROKER (BROKER) :
    Borsalarda başkası adına alım satım ile ilgili şartları görüşen, malın mülkiyeti ile ilgisi olmayan ve yaptığı hizmetten belirli bir komisyon alan aracıdır.

    B TİPİ YATIRIM FONU (TYPE B MUTUAL FUNDS) :
    Portföylerinin hisse senedi içermesi zorunlu olmayan fonlardır.

    BUGÜNKÜ DEĞER :
    Gelecekteki herhangi bir nakit akımının bugünkü değeri. Faiz hesaplamalarına esas alınan tutar olan anapara anl***** da gelir.

    BULDOG :
    İngiltere'de ihraç edilen yabancı tahvillerdir.

    BÜTÇE (BUDGET) :
    Gelecekte belirli bir dönemde gerçekletmesi öngörülen gelir ve giderlerin karşılıklı tahminlerini içeren cetveldir. Bütçe, kuruluşların finansal planlama ve denetimlerinde son derece önemli bir unsurdur. Kamusal anlamda bütçe, kamu kesiminin gelecek dönem içinde elde edeceği gelirlerle, yapacağı giderleri bir arada gösteren bir belgedir.

    BÜTÇE AÇIĞI (BUDGET DEFICIT) :
    Bütçe giderlerinin bütçe gelirlerinden daha fazla olmasıyla ortaya çıkan farktır.

    BÜTÇE ÇOĞALTAN (BUDGET MULTIPLIER) :
    Kamu gelirleri ile kamu giderlerinin gerçek gelir düzeyi üzerinde yarattıkları etkiye verilen addır. Bütçe çoğaltanı, kamu giderlerinin borçlanma ve emisyon yoluyla karşılanmasına göre farklı etkiler yapar.

    BÜTÇE DENETİMİ (BUDGET CONTROL) :
    Yasama organının yürütme organından aldığı yetkiye dayanarak yaptığı gelir toplama ve harcama faaliyetlerinin alınan yetki çerçevesinde yapılıp yapılmadığının denetimidir. Bu denetim sırasında en öenm verilen konu harcamaların ne şekilde yapıldığıdır. Konuya yasal ve ekonomik denetim bakımından yaklaşılır. yasalara uygunluğu, etkinlik sağlanıp sağlanmadığı kontrol edilir. Bütçenin denetimi ise, Sayıştay tarafından yapılır.

    BÜTÇE DENKLİĞİ (BLANCED BUDGET) :
    Bütçenin gelir ve gider kalemlerinin birbirlerine denk olmaları durumudur. Geleneksel görüşler, ülkenin ekonomik yapısına bakılmaksızın bütçenin denk olması gerektiğini savunurlarken; modern görüşler ise ekonomide temel dengelerin sağlanamaması durumunda bütçenin denkliğinin sağlanmasının bir anlam taşımadığını savunmaktadırlar.

    BÜTÇE İLKELERİ (BUDGETING PRINCIPLES) :
    Kamu bütçelerinin itlevlerini yerine getirebilmek için uyulması gerekli iki ilke vardır:
    a)Genellik İlkesi: Tüm kamusal gelir ve giderlerin her türlü ayrıntısı ile bütçede yer almasıdır. Eğer bazı kamusal gelirler bazı kamusal hizmetlerin karşılığı sayılabiliyorsa, bu durum bütçenin genel ilkesine uyulduğunu gösterir.
    b)Birlik İlkesi: Kamu kesiminde mevcut tüm üreticilerin gelir ve giderlerinin bir tek bütçe içinde gösterilmesidir. Eğer bu ilkeye uyulmuş ise, tüm kamu kesimi tek bir üretici birim olarak kabul edilir.

    BÜTÇE TASARISI (BUDGET PROPOSAL) :
    Bakanlıkların kendi gelir ve gider bütçelerinin hazırladıktan sonra bunların birleştirilmesi ile oluşturulan ve devletin yıllık genel bütçesinin çekirdeğinin oluşturan tasarı mahiyetindedir. Türkiye'de her bakanlık kendi bütçesinin hazırladıktan sonra bunları Maliye ve Gümrük Bakanlığı'na göndermektedir. Bu Bakanlık'ta diğer bakanlıklardan gelen bütçeleri kendi bütçesi ile birleştirerek devletin yıllık genel bütçe tasarısını hazırlayarak Bakanlar Kurulu'na sunmaktadır. Bütçe tasarıları mali yıl başından en az üç ay önce TBMM'ye sunulmaktadır.

    BÜYÜME (GROWTH) :
    İktisadi bir sistemin, ekonomik ve toplumsal yapısında nitelik ve nicelik bakımından yoğun bir süreç içerisinde gerçekleşen değişim ve gelişmelerin tümüdür.

    BÜYÜME ORANI (GROWTH RATE) :
    Bir ekonomide sayısal olarak ifadesi mümkün olan bir büyüklüğün yüzde olarak artışıdır. Bu büyüklük milli gelir, üretim hacmi, vb. gibi çeşitli olabilir.

    Her Hakkım Saklıdır®
    |l|lllll|lll||ll||lll||ll||
    ³³°¹³²¹³ °¹²¹²²³
    © σяigiиαL-ρяσfiLє ®

    Supermeydan

  3. #3
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.801
    Rep Gücü
    137443

    Cevap: Finans Sözlüğü A-Z

    C-Ç


    CARİ HESAP (CURRENT ACCOUNT) :İki kişinin para, mal veya hizmetten doğan, birbirlerinden olan alacaklarından vazgeçerek, bunları her biri ayrı bir kalem oluşturacak biçimde borç ve alacak şekline sokarak aradaki farkı isteyebileceklerine dair yaptıkları sözleşmedir. Cari hesaplarda faiz direkt ve endirekt olarak hesaplanır. Bankacılıkta ise cari hesap, bankaya para yatıran ve çekenlerin durumlarının takip edildiği hesap anl***** gelmektedir.

    CARİ KUR (CURRENT EXCHANGE RATE) :
    Döviz piyasalarında günlük döviz alım-satımıyla oluşan kur anl***** gelmektedir. Gerçek kur dolarakta ifade edilir.

    CARİ ORAN (CURRENT RATE) :
    Paraya çevrilebilir değerlerin, kısa süreli borçlara bölünmesi ile ortaya çıkan orandır. Cari oranın yükselmesi, ödeme gücünün arttığını gösterir. Bu oran, işletmenin kısa vadeli borçları ile ödeme kapasitesini ölçmek ve net işletme sermayesinin yeterlilik düzeyini saptamak için kullanılır.

    CARİ VARLIKLAR (CURRENT ASSETS) :
    Cari varlıklar; satılabilir pay senedi ve tahviller, alacaklar (senetli veya senetsiz), stoklar, kasa ve diğer döner varlıklardan oluşmaktadır.

    CCI GÖSTEGESİ-Mal Kanal İndeksi (Commodity Channel Index) :
    CCI hissenin kapanış fiyatının, o hissenin fiyatının istatistiki ortalamasından nasıl bir farklılık gösterdiğini ortaya koyar. Yani, CCI, hissenin verilen döneme ait kapanış fiyatı ile bir önceki döneme ait ağırlıklı ortalamalarını karşılaştırmaktadır. CCI normal şartlarda (-100, +100) arasında hareket etmektedir. Bu gösterge +100’ün üzerine çıktığında bu duruma (over-bought) aşırı alım bölgesi denilir.

    CF (COST AND FREIGHT) :
    Satıcının malı belirli bir noktaya kadar taşımayı taahhüt ettiği ve taşıma giderlerinin mal fiyatına dahil olduğu bir alım-satım şeklidir. Bu tip satışlarda, satıcı sigorta giderlerini ödemekle yükümlü değildir.

    CIF (COST, INSURANCE, FREIGHT) :
    İthalatta, mal fiyatının üzerine sigorta ve navlun giderlerinin de eklendiği bir alım-satım şeklidir. Bu tip satışlarda, satıcı sigorta ve navlun maliyetlerine katlanmak zorundadır. Ayrıca satıcı, malı ithalatçının istediği yere kadar götürmekle yükümlüdür.

    CİRANTA :
    Emre muharrer senedin arkasını imzalayarak, bir başkasına devreden kişi.

    CİRO (ENDORSEMENT) :
    Hak sahibi tarafından değerli evrakın arkasına atılan bir imza veya yazılan bir ifade ile sözkonusu evraktan doğan hakların başkasına devredilmesini sağlayan işleme verilen addır. Ayrıca iş hacmi (turnover) anl***** da gelmektedir. Döner sermaye miktarı x devir sayısı olarak formüle edilmiştir.

    ÇAPRAZ KUR (CROSS RATE) :
    İki döviz arasındaki ve her birinin bir üçüncü döviz ile (genellikle ABD Doları) olan paritesiyle tanımlanan kambiyo kurudur.

    ÇEK (CHEQUE) :
    Görüldüğü zaman ödemesi zorunlu olan ödeme emridir. Çeki imzalayan kişiye "keşideci", tahsil eden kişiye "lehdar", ödeyecek olan kişiye de "muhatap" denir.

    ÇIKARILMIŞ SERMAYE (ISSUED CAPİTAL) :
    Kayıtlı sermaye sistemine tabi ortaklıkların satışı yapılmış hisse senetlerini temsil eden sermayeleridir.

    ÇİFTE VERGİLEME (DOUBLE TAXATION) :
    Bir vergi matrahının aynı ülkede ya da ayrı ayrı iki ülkede iki kez vergilendirilmesidir.

    ÇOĞALTAN (MULTIPLIER) :
    Belirli miktardaki gerçek sermaye yatırımının toplam gelir veya toplam istihdam üzerindeki etkisini gösteren katsayıdır. Yatırım miktarındaki değişmeler, toplam gelir ve toplam istihdamda kendisinden daha fazla değişiklik oluşturur.

    ÇOK YANLI TİCARET (MULTILATERAL TRADE) :Çok sayıda ülkenin birbirleriyle ticaret ilişkisinde bulunduğu ve teke tek ilişkilerde bir ticaret fazlası ya da açığı olmasına karşılık, toplam dış ticaret bilançolarının dengede tutulması amacıyla benimsedikleri uluslararası ticaret şeklidir. Bu ticaret şeklinin avantajı, toplam ticaret hacmini genişletmek açısından ikili ticaret anlaşmalarına göre daha çok imkan sağlamasıdır. GATT kurulduğu günden bu yana, çok yanlı ticaretin gelişmesinin başlıca destekçisidir.

    ÇOKULUSLU ŞİRKETLER (MULTINATIONAL CORPORATIONS) :
    Birden çok ülkede faaliyette bulunan, kendi ülkeleri dışında üretim faaliyetlerini sürdüren şirketlerdir. Çok uluslu şirketler genellikle dünya pazarları için üretim yaparlar ve gelişme stratejilerine bir ülkeye göre değil, dünya çapında yaparlar.
    __________________

    Her Hakkım Saklıdır®
    |l|lllll|lll||ll||lll||ll||
    ³³°¹³²¹³ °¹²¹²²³
    © σяigiиαL-ρяσfiLє ®

    Supermeydan

  4. #4
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.801
    Rep Gücü
    137443

    Cevap: Finans Sözlüğü A-Z

    D

    DEFLASYON :
    Bir ekonomide toplam arzın, toplam talebi aşması durumudur. Bu durumda fiyatlarda bir düşüş görülür.

    DEFTER DEĞERİ (BOOK VALUE) :
    Bir işletmenin özsermaye toplamının hisse senedi sayısına bölünmesiyle belirlenir.

    DEFTER-İ KEBİR :
    Günlük deftere geçirilmiş işlemleri, hesaplara dağıtan ve bu hesaplarda belli bir düzene göre toplayan defter.

    DEĞİŞİM EKONOMİSİ (EXCHANGE ECONOMY) :
    Tarafların, mal ve hizmet değişimlerini serbestçe gerçekleştirebildikleri piyasa şeklidir.

    DEĞİŞKEN MALİYET (VARIABLE COST) :
    Toplam üretim hacmindeki artış veya azalmaya göre değişen maliyettir. Hammadde ve işçilik maliyetleri değişken maliyetlere örnektir.

    DENGE (EQUILIBRIUM) :
    Etkileyici güçler toplamının sıfıra eşit olduğu, bu eşitliğin değişmesi halinde hiçbir eğilimin olmaması durumudur. Bir mala olan arz ve talep eşit ise, o mal piyasada denge halindedir.

    DENGE DÖVİZ KURU (EQUILIBRIUM EXCHANGE RATE) :
    Toplam döviz talebinin toplam döviz arzına eşit olduğu noktada oluşan kurdur.

    DENGE FİYATI (EQUILIBRIUM PRICE) :
    Piyasalarda arz ve talebin birbirlerine eşitlendiği fiyat düzeyidir.

    DENGELİ BÜYÜME (BALANCED GROWTH) :
    Ekonomide tüm sektörlerin birbirleriyle uyumlu biçimde büyümelerini öngören plana verilen addır. Bu tür planlar genellikle az gelişmiş ülkelerde yapılır. Dengeli büyümenin gerçekleştirilebilmesi, birbirini tamamlayıcı nitelikte bir üretim zincirinin gerçekleştirilmesine bağlıdır. ???

    DENGESİZ BÜYÜME (UNBALANCED GROWTH) :
    Bir ekonomide belirli sektörlere ağırlık verilerek büyüme sürecinin hızlandırılmasıdır. Bu sektörler seçilirken, ileriye ve geriye doğru bağlılıkları yüksek olan sektörler tercih edilir.

    DENGESİZLİK (DISEQUILIBRIUM) :
    Birbirlerini ters yönde etkileyebilen güçlerin, birbirlerini karşılıklı olarak etkisizleştiremedikleri durumdur. Tüketicilerin cari fiyattan satın almayı düşündükleri mal miktarı, üreticilerin satmayı düşündüklerinden yüksek ise, bu piyasadaki dengesizliği gösterir.

    DENK BÜTÇE ÇARPIMI (BALANCED BUDGET MULTIPLIER) :
    Kamu giderlerinin vergilerle finanse edilmesi durumunda gayri safi milli hasılada oluşacak değişmenin büyüklüğünü belirleyen katsayıdır.

    DENKLEŞTİRİCİ KALEMLER (BALANCING ITEMS) :
    Otonom işlemler sonucunda ortaya çıkan ödemeler dengesi açık veya fazlalarını dengeleyen kalemlerdir. Denkleştirici işlemler konusunda ortak ölçü, kalemin oluşma amacına göre farklılık gösterir.

    DESTEK NOKTASI :
    Fiyatların düşerken yoğun alımlar ile karşılaştığı ve daha aşağıya düşmekte zorlandığı seviyedir.

    DETERMİNASYON KATSAYISI (DETERMINATION COEFFICIENT) :
    (Y) bağımlı değişkeni (X) bağımsız değişkeni ile neden-sonuç ilişkisi kurabiliyorsa, (Y)'nin varyansının (X) ile açıklanan kısmını gösteren ölçüdür. Korelasyon katsıyısının tersidir. Korelasyonun eğrisel olması durumunda "determinasyon endeksi" terimi kullanılır.

    DEVALÜASYON (DEVALUATION) :
    Hükümetin aldığı bir kararla, ulusal paranın yabancı para birimlerine karşı satınalma gücünün düşürülmesidir. Devalüasyon ile ithalat kısılıp döviz tasarrufu sağlanmaya çalışırken, diğer yandan da ihraç gelirlerinin artmasıyla döviz gelirlerinin çoğaltılmasına çalışılır. Devalüasyon finansal bakımdan dış açıkların giderilmesinde etkili bir yöntemdir.

    DEVLET BORÇLARI (STATE DEBTS; NATIONAL DEBTS) :
    Devletin yurtiçi ve yurtdışı kaynaklardan sağladığı borçlardır.

    DEVLET İÇ BORÇLANMA SENETLERİ-DİBS (government debt securities) :
    Devletin cari yıl bütçe kanununa dayanarak, bütçe açıklarının finansmanı amacıyla çıkarmış olduğu borçlanma senetlerinin genel adıdır

    DEVLET TAHVİLİ (GOVERNMENT BOND) :
    Devletin ödünç fon sağlamak amacıyla piyasaya çıkardığı borç senedidir. Devlet tahvilleri genellikle üç şekilde çıkartılır:

    DİKEY ANALİZ :
    Aynı dönem içinde bilanço kalemlerin toplam aktifler içindeki payları ve gelir tablosu kalemleri için net satışlar içindeki payına bakılarak yapılan analiz metodudur.

    DİRENÇ NOKTASI :
    Borsada, belli bir süreç içinde sürekli bir fiyat artışının yoğun satışlar sonucu durdurulduğu fiyat seviyesini ifade eder.

    DİSPONİBİLİTE (STOCK) :
    Hesap sahiplerinin istedikleri zaman paralarını çekebilmeleri için, bankaların hemen paraya çevrilebilecek değerler bulundurma zorunluluğudur. Mevduat ve hemen paraya çevrilebilir değerler arasındaki ilişkiyi gösteren bu oranı merkez bankası belirler. Disponibilte oranı, piyasanın likiditesini etkileyen bir para politikası aracı olarak kullanılır.

    DİSTRİBÜTÖR :
    Kelime anlamı olarak "dağıtan, paylaştıran, düzenleyen" anl***** gelir. Ticari terim olarak ise, "Baş satıcı, başbayi" anlamında kullanılır.

    DİVİDANT :
    Anonim şirketlerde, safi kardan ve bu amaçla ayrılmış yedek akçelerden ortaklara, şirkete yatırmış oldukları sermayeyle orantılı bir şekilde nakit olarak ya da hisse senedi şeklinde dağıtılan paylardır. Dividant dağıtımı şirket genel kurulunun yetkisi içine girer. Uygulamada anonirri şirket yönetim kurulları dağıtılmasını önerdikleri kar payını genel kurula bildirirler. Genel kurul ise bu öneriyi kabul eder ya da etmez. Şirket ana sözleşmesinde belirIenmiş kurallar varsa yönetim ve genel kurul bunlara uymak zorundadır. İşletmelerin dividant dağıtımı kararı alırken birçok unsuru (sadece karların dağıtılabileceği, işletmenin likidite durumu, borçlanma sözleşmelerinin sınırlamaları, işletmenin yatırımlarının geleceği, ortakların özel vergi durumları, karların yıllar itibariyle gösterdiği seyir, dağıtılmayan karların vergi durumu ve şirketin halka açık olup olmaması v.b.) ayrıntılı olarak analiz etmelerinde yarar vardır.

    DOK :
    Tersane havuzu, kalafat yeri, gemilerin onarım yeridir. Aynı zamanda emtianın yüklenip boşaltıldığı deniz anırepolarına da "Dok" denir.

    DOLAR AÇIĞI (DOLLAR GAP) :
    İkinci Dünya Savaşı sonrası Batı Avrupa ülkelerinde ortaya çıkan dolar kıtlığıdır. Avrupa ülkeleri, savaş sonrası ekonomilerini düzeltmek için gerekli mal ve hizmetleri ABD'den karşılıyorlardı. Bu dönemde, Avrupa'nın elinde bulunan tüm altın ve dolar rezervlerinin ABD'ye akması, 1950 oratalarına dek Avrupa'da dolar açığı yaşanmasına yol açmıştır.

    DOLAR PARİTESİ (DOLLAR PARITY) :
    Herhangi bir ulusal paranın resmi dolar fiyatıdır.

    DOLAYLI VERGİ (INDIRECT TAX) :
    Yasama organı tarafından fiyatlara eklenmesi istenerek, tüketicilerden alınan vergidir. Satış vergileri, bu tip vergilere bir örnektir.

    DOLAYSIZ VERGİ (DIRECT TAX) :
    Yasama organı tarafından çıkartılan ve verginin doğrudan doğruya yükümlüsünden alınmasını istediği vergidir. Gelir ve mülkiyet vergileri dolaysız vergiye örnektirler.

    DONATAN :
    Donatan, gemisini deniz ticaretinde kullanan gemi sahibine denir (T.K. mad. 946/1). "Donatan" a halk dilinde Armatör denmektedir.
    Kendisinin olmayan bir gemiyi kendi adına deniz ticaretinde kendisi veya kaptanı ile kullanan kimse, üçüncü şahıslara karşı da "donatan" sayılır (T.K. mad. 946/2).
    Donatan, gemi adamlarından birinin görev kusurundan doğacak zararlardan dolayı üçüncü şahıslara karşı sorumludur. Bu sorumluluk zarar miktarı kadardır (T.K. mad. 947).

    DÖNEN VARLIKLAR (CURRENT ASSETS) :
    Üretim sürecinde yer alıp, belrli bir dönem içerisinde sağladığı yarar yine o dönem içerisinde sona eren varlıklardır. Değişen varlıklar olarakta adlandırılırlar.

    DÖNER AKREDİTİF (REVOLVING CREDIT) :
    Akreditifin, sözleşme uyarınca bir kısmının veya tamamının kullanılması durumunda otomatik olarak yenilenen akreditiftir.

    DÖVİZ (FOREIGN EXCHANGE) :
    Yabancı bir ülkede ödeme sırasında geçerli olan her türlü bono, çek, kredi mektubu, poliçe, havale gibi her türlü değerli kağıda verilen addır. Nakit olan yabancı paralara "efektif döviz" de denmektedir.

    DÖVİZE NATIK ÇEK :
    Bankaların, DTH hesabı olan müşterilerine döviz üzerinden kendileri, üçüncü kişiler lehine ya da hamiline keşide ettikleri çeklerdir.

    DÖVİZ KURU :
    Bir ülkenin ulusal parasının yabancı ülkelerin parası cinsinden değeridir.

    DÖVİZ TEVDİAT HESABI :
    Yurtiçi ve yurtdışında yerleşik kişilerin, ticari bankalarda açmış oldukları yabancı para cinsinden mevduata verilen isimdir.

    DURAN VARLIKLAR :
    Şirketin likit olmayan aktiflerini gösterir, yani uzun vadeli alacaklar, iştirakler ve maddi duran varlıklar.

    DÜNYA BANKASI (WORLD BANK) :
    Dünya Bankası (World Bank) ya da Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası’nın temel amacı, üye ülkelerin gelişmesine yardımcı olacak mali kaynakları sağlamaktır.

    DÜZELTME :
    Mevcut fiyat trendinin aksi yönünde oluşan hareketlerdir. Fiyatlar mevcut trendin yönünde tekrar ilerlemeye başlamadan önce genelde belirli bir yüzdeyle bir düzeltme yaparlar.

    DÜOPOL (DUOPOLY) :İki üretici ve çok sayıda tüketicinin bulunduğu piyasadır. Tüketiciler bakımından, tam rekabet piyasasına çok benzer. Üreticilerin arzı kontrol edememeleri satış fiyatını etkiler. Bu da, fiyatın tekel piyasasındaki fiyata yaklaşmasına yol açar. Bu tip piyasalara, kısmi tekel piyasası da denilmektedir.

    DÜOPSON (DUOPSONY) :
    Birbirlerine benzer ürünlerin çok sayıda üreticisinin fakat sadece iki tüketicisinin bulunduğu piyasalara verilen addır.

    DÜZ KUR (DIRECT EXCHANGE RATE) :
    İki milli paranın birbirleri cinsinden tanımlanmalarıdır. Örneğin, 1 ABD Doları = 275.000 TL düz bir kurdur. Düz kurun tersi "çapraz kur" dur.

    Her Hakkım Saklıdır®
    |l|lllll|lll||ll||lll||ll||
    ³³°¹³²¹³ °¹²¹²²³
    © σяigiиαL-ρяσfiLє ®

    Supermeydan

  5. #5
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.801
    Rep Gücü
    137443

    Cevap: Finans Sözlüğü A-Z

    E


    EFEKTİF DÖVİZ :
    Merkez Bankası’nca alım ve satımı yapılan ve Türk lirası olarak kurları belirlenen yabancı ülkelere ait kağıt paradır.

    EFEKTİF TALEP (EFFECTIVE DEMAND) :
    Ekonomide, çeşitli mal ve hizmetleri satınalmak amacıyla harcanmış paradır. Ayrıca satınalma gücü ile mevcut olan talep anl***** da gelmektedir.

    EFT (ELECTRONIC FOND TRANSFER ):
    Bankalararası TL fon akışının düzenlenmesi amacıyla kullanılan ulusal bir ödeme ağıdır. Başka bir deyişle bankalararası para transferi denebilir.

    EK İTHALAT VERGİSİ (IMPORT-SURCHARGE) :
    Döviz kurundaki istikrarı sağlamak ve ödemeler dengesi açığını kapatmak için konulan ek vergilerdir.

    EKONOMETRİ (ECONOMETRICS) :
    İstatistik ve matematikten yararlanmak suretiyle, ekonomik olayların ölçülmesini sağlayan bir iktisat dalıdır. Ekonomik sorunlar önce kuramsal düzeyde incelenir ve belirli matematiksel bir modele yerleştirilir. Bu modelde bulunan değişkenler istatistiksel yöntemler uygulanarak hesaplanır ve veriler arasında fark olduğu takdirde, bu farkın nedenleri araştırılır.

    EKONOMİ (ECONOMY, ECONOMICS) :
    Genel olarak ekonomi, sonsuz ihtiyaçları olan insan ile bu ihtiyaçları sağlamaya elverişli doğa arasındaki geçerli ilişkileri araştıran bilimdir.

    EKONOMİK (ECONOMIC) :
    Kaynakların en düşük maliyet ve en yüksek fayda sağlayacak biçimde kullanılmasıdır.

    EKONOMİK BÜYÜME (ECONOMIC GROWTH) :
    Belirli bir amaç doğrultusunda, birçok bakımdan ölçülebilen ve çoğunlukla ekonomideki üretim kapasitesinde olan artışı ifade etmek için kullanılan bir kavramdır. Ekonomik büyüme, toplam sanayi ürünü olarak büyüme, milli gelir toplam milli hasıladaki artış veya kişi başına düşen ürün miktarındaki artış şeklinde birçok bakımdan ölçülebilir. Ekonomik büyümenin ölçüm yollarından hangisinin daha verimli olduğu, ölçümün hangi amaçla yapıldığına bağlıdır.

    EKONOMİK RANT (ECONOMIC RENT) :
    Üretim faktörünün üretime sağladığı yararın üzerinde gerçekleşen ödemedir. Iki çeşit rant mevcuttur. Tüketici rantı, tüketicinin malı satın alma sürecinde, almayı düşündüğü fiyatın altında almasıdır. Üretici rantı ise, üreticinin malını istediği fiyattan yukarıya satması ile gerçekletir.

    EKSİK DEĞERLENMİŞ PARA (UNDER VALUED CURRENCY) :
    Eksik değerlenmiş para, yabancı para cinsinden değeri, serbest piyasa değerine veya uzun dönem içerisinde ulaşacağı değere göre düşük olan paradır. Mili paranın aşırı eksiltilmesi ya da değerlendirilmesi dış ticaret politikasında bir değişim uygulamasıdır. Paranın aşırı değerlendirilmesi ile, ithalat ucuzlarken, ihracat pahalılaşır. Develüasyonla da, ihracatın artırılması ve ithalatın azaltılması hedeflenmektedir.

    EKSİK REKABET (INCOMPLETE COMPETITION) :
    Firmaların fiyatları bir dereceye kadar etkileyebildikleri rekabet durumudur. Bu durumda, piyasa tam rekabet yapısından çıkar. Eksik rekabet, tam rekabet ve monopol yapı arasındaki tüm durumlarda geçerlidir.

    EMEK ARZI (LABOR SUPPLY) :
    Toplam nüfus içerisinden, ekonomik faaliyetlere katılmak isteyenlerin sayısıdır. Emek arzı, nüfusa, bu nüfus içerisinde çalışmak isteyenlerin sayısına ve bu kişilerin çalıştıkları saat sayısına göre farklılık gösterir.

    EMEK DEVİR ORANI (LABOR TURNOVER) :
    Bir firmadan belirli bir dönemde, kendi istekleri veya başka bir sebeple çıkartılmış işçi sayısının, firmada çalışan işçi sayısına oranıdır. Emek devir oranı ne kadar yüksekse, firma için işgücü maliyeti de o kadar büyüktür.

    EMEK PİYASASI (LABOR MARKET) :
    Çalışma koşulları ile ücretlerin belirlendiği piyasadır.

    EMİR İYİLEŞTİRMESİ (ORDER IMPROVEMENT) :
    Alış emirlerinde fiyatların yukarıya, satış emirlerinde aşağıya çekilerek fiyat önceliğinin değiştirilmesidir.

    EMİRLERDE GEÇERLİLİK SÜRESİ :
    Borsa emirlerinin geçerlilik süresi bir tam gün (2 seans) olarak belirlenmiştir.

    EMİSYON (ISSUE -OF BANK-NOTES, SECURITIES, BILLS, ETC.-) :
    Hisse senedi, kağıt para, tahvil gibi değerlerin ilk kez piyasaya sürülmesidir. Tek başına kullanıldığında ise, genellikle devletin yetki verdiği bankaların piyasaya kağıt çıkarması anl***** gelmektedir.

    EMİSYON HACMİ (BANK-NOTES ISSUED) :
    Devletin yetkili kıldığı banka tarafından piyasaya sürülmüş toplam kağıt para miktarıdır.

    ENDEKS SAYILARI (INDEX NUMBERS) :
    Belirli bir yıl ile baz alınan yıl arasında geçen süre içinde fiyat, maliyet gibi konularda gerçekleşen değişimleri gösteren sayılardır. Tüketici fiyat endeksi, toptan eşya fiyat endeksi, sanayi üretim endeksi bunlara örnektir.

    ENDEKSLİ TAHVİL (INDEX-LINKED BONDS) :
    Enflasyonun tahvillerde yazılı değeri aşındırmasını önleyerek, tahvil sahiplerinin zarara uğramamaları için çıkartılan bir tahvil türüdür. Bu tip tahvillerde, ana para ve faizi altın, döviz gibi bir değer ölçüsüne bağlanarak, ödeme günü geldiğinde tahvilin değeri bu ölçülere göre saptanarak ödeme yapılır. Böylece tahvil sahibi enflasyondan etkilenmemit olur.

    ENDOJEN VE EGZOJEN DEĞİŞKENLER (ENDOGENEOUS AND EXOGENEOUS VARIABLES) :
    Endojen değişken, değeri modelin içerisinde belirlenip açıklanan; egzojen değişken ise değeri modele dışarıdan verilen değişkendir. "İçsel ve dışsal değişkenler" olarakta ifade ifade edilirler.

    ENFLASYON (INFLATION) :
    Bir ülkede fiyatlar genel seviyesinin sürekli yükselmesi, paranın satınalma gücünün sürekli azalması durumudur. Sürekli enflasyon ülkenin ekonomik, toplumsal olmak üzere bütün kesimini etkileyebilir.

    ENFLASYON RİSKİ :
    Enflasyon nedeniyle yatırımcı tarafından arzulanmayan bir reel getiri oranının gerçekleşme olasılığını ifade eder.

    ENFLASYON SARMALI (INFLATION SPRIAL) :
    Bir kez başladığında kendi kendini büyüterek gelişen enflasyondur. Bu gelişim şöyle gerçekleşmektedir: fiyatların artması maliyetlerin artmasına, bu da fiyat seviyesinin daha da artarak sürecin bu şeklide gelişmesine yol açar.

    ENFLASYONİST AÇIK (INFLATIONARY GAP) :
    Ekonomide mevcut toplam talebin toplam arzdan daha fazla olmasından dolayı ortaya çıkan açıktır. Böyle durumlarda, eğer toplam talep arz seviyesine indirilemezse veya toplam arz talebi karşılayacak kadar yükseltilemezse, fiyatlar yükselir.

    ENVANTÖR (INVENTORY) :
    Belirli bir tarihe ilişkin borç, alacak ve varlıkların miktarlarının ve değerlerinin, sayım, kontrol ve düzeltme yaparak saptanmasıdır.

    ERGONOMİ (ERGONOMICS) :
    İnsanın fiziksel gücünün üretimde kullanılması için gerekli koşulları inceleyen bilim dalıdır. Amacı, maksimum işgücü ve sermaye üretmek için en elverişli fiziksel ortamı sağlamaktır.

    ESNEK ARZ (ELASTIC SUPPLY) :
    Esnek arz, arzın fiyatta meydana gelen değişmelere rağmen, daha büyük oranda değişmemesi şeklinde tanımlanmaktadır.

    ESNEK TALEP (ELASTIC DEMAND) :
    Esnek talep, talebin fiyatta meydana gelen artış veya azalış neticesinde, fiyattan daha büyük oranda artması veya azalması şeklinde tanımlanmaktadır.

    ESNEKLİK (ELASTICITY) :
    Bir değişkenin diğer bir değişkendeki artma veya azalma karşısında gösterdiği duyarlıktır. Örneğin, bir malın fiyatı % 10 artarsa, o malın talebi de % 10 azalır. Fakat piyasa şartları her zaman böylesine normal bir esneklik göstermez.

    EŞEL MOBİL (ESCALATOR PRINCIPLE) :
    Eşel mobil, sabit gelirli kişilerin satınalma güçlerinin enflasyon dolayısıyla azalmasını önleyen bir sistemdir. Bu sisteme göre, belirli bir dönemde enflasyon % 50 artıyorsa, sabit gelirli kişilerin satın alma güçleri de % 50 oranında artmaktadır.

    EURO :
    Maastricht anlaşması uyarınca, gerekli kriterleri yerine getiren Avrupa Birliği’ne üye ülkelerin 1999 yılı itibariyle kaydi olarak kullanmaya başladığı para birimi. Daha sonraki dönemde dolaşıma da sürülmesi planlanan bu para birimi Avrupa Birliği’ne üye tüm ülkelerin ortak para birimi haline gelecek.

    EUROCHEQUE :
    Avrupa’da nakit kullanmadan alışveriş imkânı sağlayan, çek ile ödeme sistemi.

    EURO TAHVİL (EUROBOND) :
    Uzun vadeli ve sabit faizli olup, uluslararası piyasalarda alım satımı yapılabilen uluslararası bir menkul değerdir. Bu tip tahvillerin ulusal piyasada mevcut menkul kıymetler borsasında kote edilme gibi bir zorunluluğu yoktur. Euro-tahvillerin işlem gördüğü yâni alım-satımının yapıldığı piyasaya euro-tahvil piyasası denilmektedir.

    EVALÜASYON :
    Bankaların kayıtlarında sabit kur üzerinden geçirilen dövizlerin her ay sonunda geçerli cari kura göre düzenlenmesi işlemediri.

    EXIMBANK (EXPORT-IMPORT BANK) :İhracatta kredi kolaylıkları sağlayan, ithalat ve ihracatta uzmanlaşmış finansal bir kurumdur.

    Her Hakkım Saklıdır®
    |l|lllll|lll||ll||lll||ll||
    ³³°¹³²¹³ °¹²¹²²³
    © σяigiиαL-ρяσfiLє ®

    Supermeydan

  6. #6
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.801
    Rep Gücü
    137443

    Cevap: Finans Sözlüğü A-Z

    F


    FAİZ (INTEREST) :
    Belirli bir paranın, belirli bir süre için iade şartı ile kullanılmasına karşılık verilen tutara verilen addır.

    FAİZ ARBİTRAJI (INTEREST ARBITRAGE) :
    Fonların, iki mali piyasa arasında mevcut kısa süreli faiz oranı farkından yararlanmak için, kısa süreli yabancı menkul kıymet alım satımında kullanılmasıdır.

    FAİZ DIŞI FAZLA :
    Faiz dışı fazla toplam gelirlerle faiz harcamaları dışındaki diğer harcamalar arasındaki farktır. Bütçe toplamda açık verse dahi, bütçe açığı faiz harcamalarından daha düşükse, faiz dışı fazla veriliyor demektir. Daha açık bir ifadeyle, faiz dışı fazla verildiğinde, vadesi gelen borçlar yeniden borçlanarak ödeniyor. Borçların faizlerinin ise bir kısmı yeniden borçlanılmak zorunda kalınıyor. Kalanı gelirlerle karşılanıyor.

    FAİZ ORANI (RATE OF INTEREST) :
    Faiz miktarını shesaplayabilmek amacıyla, paranın çarpının % cinsinden değerdir.

    FAKİRLEŞEN BÜYÜME (IMMISERIZING GROWTH) :
    Ekonomik büyümenin dış ticareti olumsuz etkileyerek ülkeyi fakirleştirmesidir. Burada ülkenin ihraç mallarının dış talep fiyat esnekliğinin derecesi öenmlidir. Çünkü bu fiyat düşük ise, ülkenin fakirleşen büyüme yaşaması mümkümdür.

    FAKTORİNG (FACTORING) :
    Faktoring, alacak hakkı başka bir kuruluşa likit fon karşılığında devredilmek suretiyle gerçekleşen işlemdir. Bunun yanısıra, firmalara vadeli satış bedellerini vadesinden önce tahsil etme imkanı sağlayan finans kuruluşlarına da "faktoring" denilmektedir. Bu firmalar, vadeli satış yapmış şirketlerin fatura edilmiş alacaklarını peşin fakat iskontolu olarak satın alırlar ve vadesi geldiğinde alacağı kendileri tahsil ederler.

    FAKTÖR (FACTOR) :
    Bütünü oluşturan unsurların her biri; üretim unsurları ve acenta, komisyoncu şeklinde çeşitli anlamlara gelmektedir.

    FASON İHRACAT (FASON EXPORT) :
    Bir ülkedeki ihracatçı firmanın yabancı bir ihracatçı firmanın talebi üzerine mal üretimi yaparak, bu malları yabancı firmanın pazarlarına ihraç ederek gerçekleştirilen ihracata verilen addır.

    FAYDA (UTILITY) :
    Mal veya hizmetelerin ihtiyaçları giderme özelliğidir. Kullanma değeri olan birşeye faydalı, kullanma değeri olmayan bir şeye ise faydasız denilmektedir.

    FAYDA-MALİYET ANALİZİ (COST-BENEFIT ANALYSIS) :
    Bu analiz, yatırım projelerinin net cari değerini iskontolamak suretiyle, projenin maliyet ve faydasını değerlendirmeye yarayan bir tekniktir. Fayda-maliyet analizi ile, bir yatırım yapılıp yapılmayacağına karar verilir.

    FED (FEDERAL RESERVE BANKS) :
    ABD’de 1913 yılında çıkarılan Federal Reserve yasası ile kurulan sistem içerisinde yer alan bankalardır. Bu sisteme içerisindeki bankaların oluşturduğu organizasyon ABD’nin Merkez Bankası FED’i meydana getirmiştir. FED farklı bir yapıyla meydana gelmiş olmasına rağmen bir merkez bankası’nın sahip olduğu tüm fonksiyonlara sahiptir.

    FESİH (ABOLITION) :
    Ortaklık faaliyetlerinin esas sözleşme şartlarına bağlı olarak ya da kanunlarda belirtilen şartlardan birinin gerçekleşmesi halinde sona erdirilmesidir. Sözkonusu durum gerçekleştiğinde Ortaklık hisse senetleri Borsa kotundan da çıkarılır.

    FIRSAT MALİYETİ (OPPORTUNITY COST) :Üretim unsurlarının bazı işlerde kullanılmasından dolayı, kaçırılan fırsatların oluşturacağı maliyettir.

    FISHER ENDEKSİ (FISHER'S IDEAL INDEX) :
    Paranın değerinin ölçülmesinde kullanılması öngörülen I. Fisher tarafından geliştirilmiş olan fiyat endeksidir.

    FİNANSAL KİRALAMA -LEASİNG- (FINANCIAL LEASING) :
    Bir yatırımcı ile bir leasing şirketi arasında yapılan sözleşme gereğince, yatırımcının seçmiş olduğu yatırım malının leasing şirketince kiralanarak, belirli bir kira karşılığında yatırımcının kullanımına sunumunu sağlayan finans metodudur. Kiralanan malın mülkiyeti sözleşme müddetince, leasing şirketindedir.

    FİNANSAL RASYOLAR (FINANCIAL RATIOS) :
    Rasyo, iki değerin birbirine olan oranıdır. Finansal rasyolar ise, fon ihtiyacının ve işletmenin ne denli iyi bir finansal yapıya sahip olduğunun belirlenmesinde kullanılan finansal analiz araçlarından biridir. Bunlar, % cinsinden veya birbirlerinin katını belirten değerler olarak ifade edilmektedirler. Cari aktifler/cari borçlar; ortalama borçlar/alacaklar; sabit değerler/ öz sermaye; satışlar/stoklar; cari borçlar/özsermaye; satışlar/net döner sermaye; satışlar/özsermaye ; hızla nakite dönüştürülebilen cari aktifler/cari borçlar finansal analizlerde kullanılan rasyoların başında gelmektedirler.

    FİNANSLAMA (FINANCING) :
    Üretim, yatırım ve satış faaliyetlerinin yapılması için gerekli parasal değerlaerin sağlanması, ödenmesi gibi para bulma ve kullanma etkinliklerinin tümüdür. Özel sektör bu faaliyetleri, bankalar ve finans kuruluşlarından sağladığı fonlar yardımıyla gerçekleştirirken; kamu sektöründe ise dış borçlanma, emisyon, menkul kıymet ihracı gibi kaynaklardan sağlanan fonlardan yararlanılmaktadır.

    FİNANSMAN BONOSU (COMMERCIAL PAPERS) :
    Şirketlerin kısa vadeli işletme sermayesi ihtiyaçlarını karşılamak için borçlu sıfatı ile düzenleyip ihraç ettikleri emre veya hamiline yazılı çıkardıkları teminatsız senetlere verilen isimdir.

    FİYAT (PRICE) :
    Bir mal veya hizmet elde etmek için verilen belirli miktar para veya maldır.

    FİYAT ADIMI (PRICE INCREMENT-tick-) :
    Her hisse senedi için fiyat adımları belirlenir. Belirlenen bu fiyat adımları bir defada gerçekleştirilebilecek en küçük fiyat değişimini ifade eder. Bu adımlar baz fiyat aralığına göre belirlenir. İMKB’de Baz fiyat aralığına göre fiyat adımları aşağıdaki gibidir:
    10-1000 TL - 10 TL.
    1.025-2.500 TL - 25 TL.
    2.550-5.000 TL - 50 TL.
    5.100-10.000 TL - 100 TL.
    10.250-25.000 TL - 250 TL.
    25.500 -50.000 TL - 500 TL.
    51.000-100.000 TL - 1.000 TL.
    102.500-250.000 TL - 2.500 TL.
    255.000- 500.000 TL - 5.000 TL.
    510.000 TL ve üstü - 10.000 TL.

    FİYAT / KAZANÇ ORANI (PRICE / EARNING RATIO) :
    Sermaye sahiplerinin sahip oldukları pay senetlerinden gelir beklentileri ile ilgili bir orandır. Bu oranda hedeflenen değer 10 ve 15 arasında bir değerdir. Fiyat/Kazanç oranı aşağıdaki formüller ile hesaplanır:
    Hisse Senedinin Dönem Sonu Fiyatı / Dönem Hisse Başına Kazancı
    Şirketin Dönem Sonu Piyasa Değeri / Şirketin Dönem Net Karı


    FİYAT DESTEKLEMESİ (PRICE SUPPORT) :
    Devletin müdahalesiyle, fiyatların daha önce belirlenmiş olan düzeyin altına düşmesinin engellemesidir. Asgari ücret ve taban fiyat uygulamaları fiyat desteklemelerine örnektir.

    FİYAT DIŞI REKABET (NON-PRICE COMPETITION) :
    Firmaların satış ve kârlılığı için fiyat rekabeti şarttır fakat firmalar promosyon, kârın kalitesi gibi uygulamalarla fiyat dışı rekabet yapabilirler.

    FİYAT DÜZEYİ (PRICE LEVEL) :
    Mal ve hizmet fiyatlarının ekonomideki genel seviyesidir.

    FİYAT ENDEKSLERİ (PRICE INDICES) :
    Malların belirli bir dönemdeki fiyatlarını baz alarak daha sonraki dönemlerde bu fiyatları baz alınan fiyatlara göre oranlayarak, fiyatların ne denli azalıp arttığını gösteren endekstir. Toptan eşya ve tüketici fiyat endeksleri olarak ikiye ayrılır.

    FİYAT ETKİSİ (PRICE EFFECT) :
    Fiyatta meydana gelen değişmeden dolayı satın alınan mal miktarında meydana gelen toplam değişmedir. Fiyat etkisi ikame ve gelir etkisi olarak incelenir. Fiyat yükseldiği zaman satın alınan mal miktarı azalır; fiyat azaldığı zaman ise miktar artar.

    FİYAT İSTİKRARI (PRICE STABILITY) :
    Enflasyonist fiyat değişikliklerine fırsat tanımayarak,paranın satın alma gücünün, üretim, yatırım ve istihdam seviyelerinin korunmasıdır. Tam istihdamın ve ödemeler dengesinin sağlanması fiyat istikrarının başlıca amaçlarından biridir.

    FİYAT MARJI (PRICE RANGE) :
    Bir hisse senedinin seans içinde önerilebilecek en düşük (taban) ve en yüksek (tavan) fiyat aralığını oluşturur. Fiyat marjı her hisse için baz fiyatın %10 altı ve üstü şeklinde otomatik olarak hesaplanır.

    FİYAT POLİTİKASI (PRICE POLICY) :
    Bir firma veya ekonomiyi yöneten kişilerin fiyatları istenilen seviyede tutmak için sergiledikleri genel tutumdur.

    FİZİBİLİTE (FEASABILITY) :
    Herhangi bir yatırım veya projenin, sağlayacağı kazanca değer olup olmadığının saptanması için yapılan çalışmalardır.

    FON (FUND) :
    Belirli bir alanda gerçekleştirilecek faaliyet için ayrılmış para veya yerine geçebilecek değerlerin tümüdür.

    FONKSİYON (FUNCTION) :
    Bağımsız değişkenin kat sayıları ile beraber bağımlı değişkenin değerini belirlemesinin kantitatifsel olarak yorumlanmasıdır. Y= f(x) şeklinde ifade edilir. Burada y bağımlı, x bağımsız değişkeni simgeler.

    FONKSİYONEL BÜTÇE (FUNCTIONAL BUDGET) :
    Devlet gelirlerinin, devletin eğitim, sağlık gibi gerçekleştirdiği işlevlere göre dağıtılacak miktarları öngören bütçeye verilen addır.

    FORFAITING :
    Vadeli mal ve hizmet ihracatından kaynaklanan senetli alacak haklarının, "forfaiting şirketi” adı verilen finansal kuruluşlar tarafından satın alınma işlemi.

    FORMASYON :
    Teknik analizde kullanılan bu terim, fiyat grafiğinin belirli bir dönem içinde çizdiği şeklin bilinen bir geometrik şekile benzemesini ifade eder. Fiyat formasyonları bir tahmin değeri taşır.

    FORWARD İŞLEMLERİ (FORWARD TRANSACTIONS):
    Döviz piyasalarında gerçekleştirilen vadeli işlemlerdir. Para birimlerini gelecekteki bir tarihte değiştirilmek üzere yapılan kontrata dayanır.

    FREKANS DAĞILIMI (FREQUENCY DISTRIBUTION) :
    Belirli bir değişken baz alınarak hesaplanan, istatistiksel olarak sunulan dağılımdır. Kesikli ve sürekli frekans dağılımları olarak ikiye ayrılırlar.

    FUTURES PİYASALARI (FUTURES MARKETS) :
    Fiyat dışındaki şartları standartlaştırılmış bir vadeli (forward) sözleşmenin işlem gördüğü piyasalardır. Bu piyasalarda sözleşmeye konu teşkil eden ürün kontrat şartlarına uygun olarak ileri bir teslimat tarihinden alınıp satılmaktadır.

    Her Hakkım Saklıdır®
    |l|lllll|lll||ll||lll||ll||
    ³³°¹³²¹³ °¹²¹²²³
    © σяigiиαL-ρяσfiLє ®

    Supermeydan

  7. #7
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.801
    Rep Gücü
    137443

    Cevap: Finans Sözlüğü A-Z

    G


    GARANTİ MEKTUPLARI (LETTERS OF GUARANTEE) :
    Ticarette, karşı tarafa iş yapma konusunda güvence vermek amacıyla verilen mektuplardır. Teminat mektupları ve dış garantiler olarak ikiye ayrılırlar.

    GARANTİSİZ TİCARİ BORÇLAR (NON-GUARANTEED SUPPLIER'S ) :
    Resmi kurumlara verilmit bir garanti veya sigortası bulunmaksızın gerçekleştirilen ithalatta, ithal bedelinin döviz yetersizliğinden dolayı ödenemeyerek oluşan borçlardır.

    GAYRİ KABİLİ DEVİR AKREDİTİF (NONTRANSFERABLE LETTER OF CREDIT) :
    Gayri kabili devir akreditif, akreditif lehdarının başka kişilere devrinin mümkün olmadığı akreditif tipidir.

    GAYRİ KABİLİ RÜCU AKREDİTİF (IRREVOCABLE LETTER OF CREDIT) :
    Gayri kabili rücu akreditif, süresinden önce banka veya müdürün onayı alınmadan değiştirilmesi ve iptali mümkün olmayan akreditiftir. Teyitli ve teyitsiz olarak ikiye ayrılır. Teyitlide ithalatçı, ihracatçı, banka ve muhabir banak sorumluyken; teyitsizde yabancı banka sorumlu değildir.bu tip akreditif, ihracatçı yönünden güvenilirdir.

    GAYRİMENKUL MALLAR (IMMOVABLE PROPERTY) :
    Değerini ve niteliğini yitirmeksizin bir yerden başka bir yere götürülemeyen mallardır. Taşınmaz mallar da denilmektedir. Ev, arazi, apartman, gibi malları kapsar.

    GAYRİMENKUL YATIRIM ORTAKLIKLARI (REAL ESTATE INVESTMENT TRUSTS) :
    Gayrimenkuller ve gayrimenkule dayalı sermaye piyasası araçlarından oluşan portföyü işleten ve gayrimenkule dayalı projelere yatırım yapan sermaye piyasası kurumlarıdır.

    GAYRİSAFİ DEĞİŞİM TİCARET HADLERİ (GROSS BARTER TERMS OF TRADE) :
    İthalat miktar endeksinin ihracat miktar endeksine olan oranıdır. Bu oranın artması bize daha çok ithalat yapılabileceğini göstermektedir.

    GAYRİSAFİ FAİZ (CROSS INTEREST) :
    Sermayenin kullandırılması karşılığında sağlanan vergi öncesi faizdir.

    GAYRİSAFİ KÂR (GROSS PROFIT) :
    Belirli bir dönemde gerçekleştirilen net satışlardan, satılan malın maliyetinin çıkartılması suretiyle hesaplanan kârdır.

    GAYRİSAFİ MİLLİ HARCAMA (GROSS NATIONAL EXPENDITURE) :
    Bir ülkede belirli bir dönem içinde tüketilen mal ve hizmet miktarıyla gerçekleştirilen yatırımlardır. Bu değerden vasıtalı vergiler düşüldüğünde, ülke harcamaları bulunur.

    GAYRİSAFİ MİLLİ HASILA (GROSS NATIONAL PRODUCT -GNP- ) :
    Bir ülkede belirli bir dönem içinde üretilen son malların değerlerinin ya da katma değerlerinin toplamıdır.

    GAYRİSAFİ MİLLİ ÜRÜN (GROSS INVESTIMENT) :
    Belirli bir dönemde bir ekonomi veya bir firmada yapılan yatırım giderlerinin tümüne verilen addır. Bu harcamalara, eskiyen veya aşınan yatırımlar için yapılan harcamalarda dahildir.

    GAYRİSAFİ YURTİÇİ HASILA(sabit fiyatlarla) (GROSS NATIONAL PRODUCT,AT CONSTANT PRICES) :
    Gayrisafi Milli Hasıla'da meydana gelen değişimleri belirlemek için, belirli bir yılı baz alarak bu yıla göre yapılan hesaplarla bulunan hasıladır.

    GEÇİCİ İHRACAT (PROVISORY EXPORTATION) :
    Bir ürünün nihai bir ürün olabilmesi amacıyla gerekli işlemlerinin gerçekleşmesi için geçici olarak yurtdışına gönderilmesidir.

    GEÇİCİ KABUL (TEMPORARY ADMISSION) :
    İhraç edilmek için üretilen bir nihai malın üretimi sırasında kullanılacak girdilerin gümrüksüz olarak ithal edilmesidir.

    GEÇİNME ENDEKSİ (COST OF LIVING INDEX) :
    Fiyatlardaki değişimlerin, kişilerin geçinme imkanlarını ne denli etkilediğini saptamak için hesaplanan endekstir.

    GELECEKTEKİ DEĞER :
    Bugünkü bir paranın, belli bir faiz oranı üzerinden belirli bir süre sonunda ulaşacağı değer.

    GELİR ÇARPANI (INCOME MULTIPLIER) :
    Gelirde meydana gelen artışın, otonom giderlerde meydana gelen artışa olan oranıdır.

    GELİR ETKİSİ (INCOME EFFECT) :
    Herhangi bir mal veya hizmet fiyatında gerçekleşen değişimin, ilk olarak tüketici geliri ve daha sonra diğer mal ve hizmet talebine yansımak suretiyle ortaya çıkardığı durumdur.

    GELİR TABLOSU : Şirketlerin mali tablolarından birisidir. Gelir tablosu şirketin dönem içindeki satışları, satışların maliyetlerini, faaliyet giderleri, faaliyet dışı gelir-gider, vergi karşılıkları ve kar/zararı gösterir.

    GELİR TİCARET HADLERİ (INCOME TERMS OF TRADE) :
    Gelir ticaret hadleri, net değişim ticaret hadlerinin ihracat hacim endeksi ile çarpımı sonucu bulunur. Bu terim, ithalat kapasitesi endeksi olarakta ifade edilmektedir.

    GELİR VERGİSİ (INCOME TAX) :
    Gerçek kişilerin genellikle bir yıl gibi belirli bir dönem içerisinde elde ettikleri net gelirlerden alınan vergidir. Bu vergi alınırken, yükümlünün kişisel veya ailesel pozisyonu gözönüne alınır.

    GENEL BÜTÇE (GOVERNMENT BUDGET) :
    Genel bütçe, devleti oluşturan kurum ve kuruluşların bütçelerinin tamamıdır.

    GENEL DENGE (GENERAL EQUILIBRIUM) :
    Bütün ekonomik kesimlerin ve birimlerin yarattığı mal ve hizmetlerin arz, talep ve fiyatlarının birbirleriyle tutarlı olmasıdır.

    GEOMETRİK DİZİ (GEOMETRIC PROGRESSION) :
    Geometrik dizi, sabit bir oranda artma veya azalma gösteren seridir. Örneğin, 3,9,18,36,72... gibi

    GEOMETRİK ORTALAMA (GEOMETRIC MEAN / GEOMETRIC AVERAGE) :
    Geometrik ortalama, (n) kadar terimin oluşturduğu bir istatistik serisinin, mevcut terimlerin birbirleri ile çarpımlarının (n). Dereceden köküdür.

    GETİRİ ENDEKSLERİ (RETURN INDICES) :
    Hisse senetlerinin fiyatlarındaki değişimlerin yanı sıra şirketlerin ödedikleri kar paylarını da dikkate alarak hesaplanan endekslerdir.

    GİDER (OUTLAY, EXPENDITURE) :
    İktisadi bir kuruluşun, mal ve hizmet üretmek, faaliyetini devam ettirebilmek veya bulara sahip olabilmek için para ya da benzeri değerleri elden çıkartmaları olarak ifade edilmektedir.

    GİDER VERGİLERİ (OUTLAY TAXES) :
    Servet veya gelirin harcanmasından doalyı alınan vergilerdir. "İktisadi veya hukuki muamele vergileri" ve "genel ve özel gider vergileri" olarak ikiye ayrılmaktadırlar.

    GİRDİ-ÇIKTI ANALİZİ (INPUT-OUTPUT ANALYSIS) :
    Sağlam bir planlama yapabilmek için, şirketin satın aldığı mal ve hizmet miktarı ile sattığı mal ve hizmetler arasındaki ilişkinin analizinde kullanılan yöntemdir.

    GİRDİ-ÇIKTI KATSAYISI (INPUT-OUTPUT COEFFICIENT) :
    Xü=aü.X şeklinde ifade edilen ve girdi- çıktı analizinde yer alan aü katsayısına verilen addır.

    GİRİŞ VE ÇIKIŞ (ENTRY AND EXIT) :
    Yeni şirketlerin piyasada mevcut bir sanayi dalına katılmaları ve eski şirketlerin ise herhangi bir nedenden dolayı (iflas, tasfiye, vb.) mevcut bir sanayi dalından ayrılmalarıdır.

    GİZLİ ARTAN ORANLILIK (DISGUISED PROGRESSIVITY) :
    Bir verginin yapılan bazı indirim ve eklemeler sonucu artan oranlı bir vergi haline gelmesidir.

    GİZLİ ENFLASYON (HIDDEN INFLATION) :
    Fiyatların çok yavaş artmasından dolayı, para değerinde meydana gelen düşüşün faiz politikası ile dengelenebildiği enflasyon ortamıdır.

    GİZLİ FİYAT ARTIŞI (HIDDEN PRICE INCREASE) :
    Fiyatların sabit kalmasına rağmen, mal ve hizmetin miktar veya kalitesinde meydana gelen azalmadır. Örneğin ekmeğin fiyatının değişmemesine rağmen boyutunun küçültülmesi gibi.

    GİZLİ İHTİYAT (SECRET RESERVE) :
    Varlıkların değerlerini olduğundan düşük veya borçalrı olduğundan yüksek göstermek yoluyla gizlenen anamaldır. Bu anamal bilançoda görülmez.

    GİZLİ İŞSİZLİK (HIDDEN-DISGUISED- UNEMPLOYMENT) :
    Ekonomide çalışıyor görünmesine rağmen, üretime hiçbir katkısı olmayan işçilerin yarattığı durumdur. Genellikle az gelişmiş ülkelerde görülür. Nedeni, sermaye ve organizasyon eksikliğidir. Bir işyerinde çalışıyor görünmesine rağmen, çalışmasıyla üretimde meydana gelen arışa hiçbir katkısı olmayan işçilerin meydana getirdiği duruma verilen addır. Azgelişmiş ülkelerde, kişileri tam olarak verimli çalıştıracak koşullar bulunmadığından sürekli olarak gizli işsizlik vardır.

    GİZLİ VERGİ (HIDDEN TAX) :
    Gizli vergi, ürünün fiyatına dahil olan vergidir. Katma değer vergisi hariç, tüm dolaylı vergiler gizli vergi kategorisine dahil edilebilir.

    GÖLGE FİYAT (SHADOW PRICE) :
    Gölge fiyat, bir malın belli bir teknoloji içinde, üretim maliyetlerine bağlı olarak oluşan fiyatının piyasadaki fiyatı ile arasındaki farktır.

    GÖNÜLLÜ İŞSİZLİK (VOLUNTARY UNEMPOLYMENT) :
    Cari ücret karşılığında çalışmak istememelerinden dolayı işsiz kalanların meydana getirdiği işsizliktir.

    GÖZALTI PAZARI (WATCHLİST COMPANIES MARKET) :
    İMKB’de işlem gören şirketlerin hisse senetleri işlemleri ile ilgili olarak olağandışı durumların ortaya çıkması nedeniyle ya da bu şirketlerin kamuya aktarılacak bilgilerin zamanında, doğru olarak aktarılmadığı durumlarda, ilgili şirketlerin sürekli denetim, gözetim ve sürekli kontrol altında tutulabilmesi için açılmıştır. Yukarıda adı geçen işlemler nedeniyle gözaltı pazarına alınmasına karar verilen şirketlerin hissleri bu pazarda işlem görmeye başlar.

    GREV (STRIKE) :
    İşçilerin, bir işkolu veya bir işyerinde haklarını elde etmek için, faaliyeti durdurmak veya işin niteliği çerçevesinde işi önemli ölçüde aksatmak şeklinde kendi aralarında veya bir sendika tarafından alınmış karara uyarak işi bırakmalarıdır.

    GSMH DEFLATÖRÜ (GNP DEFLATOR) :
    Ekonomideki tüm mal ve hizmetleri kapsayan ve fiyat seviye ölçütlerinin en anlamlısı olarak kabul edilen fiyat endeks sayısıdır. Cari fiyatlarla GSMH / Sabit fiyatlarla GSMH X 100 şeklinde tanımlanmaktadır.

    GÜDÜMLÜ EKONOMİ (COMMAND ECONOMY) :
    Güdümlü ekonomi, ekonominin örgütlenmesine ve denetimine üst bir yetke tarafından yön veren ekonomidir. Bu kavram, sosyal ülke ekonomilerinden kapitalist ülke ekonomilerine kadar çeşitli koşullarda kullanılan bir uygulamadır.

    GÜMRÜK (CUSTOMS, DUTY) :
    Bir ülkeye giren ya da ülkeden çıkan her türlü eşyadan alınan vergi, resim veya harçtır. Gümrük kavramı, bu işlemlerin yapıldığı yer içinde kullanılmaktadır.

    GÜMRÜK TARİFELERİ (TARIFFS) :İthal malların bir ülkeye girişinde hangi matrah ve ne oranda vergi ödeyeceklerini bildiren tarifedir. Gümrük tarifeleri, ilgili ülkeler tarafından saptanır ve malların cinsiyle her malın vergi oranını kapsamaktadır. İki türlü gümrük tarifesi vardır: Anlaşmalı gümrük tarifeleri kendileriyle ticaret anlaşması olan ülkelerden gelen mallar için yapılırken; genel gümrük tarifesi kendileriyle ticaret anlaşması olmayan ülkeler mallarına uygulanan tarifelerdir.

    GÜMRÜK VERGİLERİ (CUSTOMS DUTIES) :
    Bir ülkeye giren ithal mallardan veya bir ülkeden çıkan ihraç mallardan alınan vergilerdir. Gümrük vergileri, genellikle ithal mallara uygulanırlar ve değer (ad valorem) ya da fiziksel miktar üzerinden alınırlar. Yerli sanayii korumak için alınanlar ve devlete gelir sağlamak için alınanlar şeklinde ikiye ayrılırlar.

    GÜMRÜK VERGİSİ İADESİ (DRAWBACK) :
    Malın gümrük sınırından girişinde alınarak, çıkışında iade edilen vergiye verilen addır.

    GÜNLÜK KUR (DAILY EXCHANGE RATE) :
    Döviz kurunun yetkili bir kurum tarafından her gün belirli bir yöntemle saptanmasıdır.

    GÜVEN FONU (TRUST FUND) :
    Uluslararası Para Fonu'nun altın satışlarından elde ettiği geliri az gelişmiş ülkelere transferi esnasında kullanılan fondur.

    Her Hakkım Saklıdır®
    |l|lllll|lll||ll||lll||ll||
    ³³°¹³²¹³ °¹²¹²²³
    © σяigiиαL-ρяσfiLє ®

    Supermeydan

  8. #8
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.801
    Rep Gücü
    137443

    Cevap: Finans Sözlüğü A-Z

    H


    HAKSIZ REKABET (UNFAIR COMPETITION) :
    İyi niyet kurallarına aykırı, hileli veya yasalar tarafından yasaklanmış davranış ve işlemlerle yapılarak bir kişi veya bir kuruluşun ekonomik bakımdan zarara uğramasına yol açan rekabettir.

    HALKA AÇIKLIK ORANI (FREE FLOAT RATE) :
    Halka açık hisselerin nominal değerleri toplamının, tüm hisselerin toplam nominal değerlerine oranını ifade eder.

    HALKA AÇIK ŞİRKET (PUBLICY HELD COMPANY) :
    Halka açık şirketler, hisse senetlerinin bir kısmını veya tamamını halka sunmuş şirketlerdir.

    HALKA AÇILMA :
    Bir anonim ortaklığın ya da şirketin hisselerini halka arz etmesidir

    HALKA ARZ (PUBLIC OFFERING) :
    SPK Kanunları uyarınca sermaye piyasası araçlarının satın alınması için her türlü yoldan halka çağrıda bulunulmasına, halkın bir anonim ortaklığa katılmaya ve kurucu olmaya davet edilmesine ayrıca hisse senetlerinin borsada işlem görmesi, anonim ortaklıkların sermaye artırımları dolayısıyla hisse senetlerini satışına bu isim verilir.

    HAMİL (HOLDER) :
    Çek, bono, hisse senedi, poliçe,vb. Kıymetli evrakı elinde bulunduran kimseye verilen addır. Kıymetli evrakın taşıyanı onun tahsil, devir ve rehininde yetkilidir.

    HARCAMA (EXPENSE) :
    Para veya parayla ifade edilen değerlerin bir amaç doğrultusunda herhangi bir iş ya da mal için elden çıkartılmasıdır.

    HATIR SENEDİ :
    Tarafların birbirine borçluymuş gibi düzenledikleri, ancak gerçekte ticarî bir işleme dayanmayan senetlerdir. Bu tür senetler genelde, kredi kullanan firmanın, teminat çeki açığını kapatmak amacıyla fiktif olarak düzenlenir ve vadesinde ya geri iade alınır ya da lehine hatır senedi verilen kişi veya firma tarafından ödenir.

    HAZİNE (TREASURY) :
    Kamusal gelirlerin toplanması ve kamusal giderlerin yapılmasına ilişkin faaliyetlerle görevli kurum.

    HAZİNE BONOSU (TREASURY BILL) :
    Hazinenin kısa vadede ihtiyacı olan finansman açığını kapatmak amacıyla çıkarttığı ve vadesi bir yıldan az olan borçlanma senetleridir. Bankalara satıldığı gibi halka da satış yapılabilir.
    Hazine bonosu ve 1 yıllık devlet tahvili bileşik getirisi şu formülle hesaplanır:
    (Vadeye Kalan Gün Sayısı/365) / (1+Yıllık Bileşik Getiri Oranı)
    Hazine bonosu ve 1 yıllık devlet tahvilleri basit getirisi ise şu formülle hesaplanır:
    Nominal Değer / 1+((Vadeye Kalan/365)xFaiz Oranı)

    HEDGİNG (HEDGING) :
    Döviz ve para piyasalarında gelecekteki kur riski ve fiyat hareketlerinden korunmak için yapılan vadeli işlemlerdir.

    HİLELİ İFLAS (FRANDULENT BANKRUPTCY) :
    Alacaklılarını zarara sokmak amacıyla hileli işlemler yaparak gerçekleştirilen iflastır.

    HİPERENFLASYON (HYPERINFLATION) :
    Fiyat genel düzeyinin sürekli olarak çok hızlı bir biçimde yükselmesidir. Hiperenflasyon paranın el değiştirme hızını yükseltir ve parasal tasarrufların değerini ortadan kaldırır. Bu dönemlerde kredi ve banknot hacmi çok hızlı bir şekilde artar.

    HİSSE SENEDİ (SHARE, STOCK) :
    Anonim ortaklıklar tarafından çıkarılan ve anonim ortaklığın sermayesine belirli bir katılma payını temsil eden, yasal şekil şartlarına uygun olarak düzenlenmiş kıymetli evraktır. Hisse senedinin üzerinde yazılı miktara senedin "nominal" veya "itibari" değeri, piyasada alınıp satıldığı değere ise "rayiç" fiyatı denilmektedir.

    HİSSE SENEDİ BORSA ENDEKSİ (STOCK EXCHANGE INDEX) :
    Hisse senetlerinin işlem gördüğü menkul kıymetler borsasında, hisse senetlerinin fiyat değişikliklerini göstermek amacıyla oluşturulan endekse verilen addır. Hisse senetlerinde gerçekleşen fiyat değişkiklikleri, aritmetik ortalamalr ve endeksleme ile belirlenir. En çok bilinen borsa endeksleri, Dow Jones ve NYSE Common Stock Endeksidir. Türkiye'de ise IMKB endeksi kullanılmaktadır.

    HİSSE SENEDİ FONU:
    Portföyünün en az %51’ini devamlı olarak hisse senetlerine yatırılmış fonlardır.

    HİSSE SENEDİ İHRAÇ FİYATI:
    Şirket tarafından çıkarılışı aşamasında satışa sunulduğu fiyattır.

    HİSSE SENEDİ VE TAHVİL PİYASASI (STOCK EXCHANGE MARKET) :
    Hisse senedi ve tahvillerin alış satışının gerçekleştiği piyasadır.

    HİSTOGRAM (HISTOGRAM) :
    Grafiklerin dikdörtgen bloklar halinde gösterilmesidir.

    HİZMET (SERVICE) :
    Maddi niteliği bulunmaksızın alım satımı yapılabilen faaliyetlerdir. (doktorluk, avukatlık hizmeti gibi). Ayrıca müşteriye sunulan bakım, montaj, vb faaliyetlerde hizmet olarak adlandırılmaktadır.

    HİZMET ENDEKSİ (SERVICES INDEX) :
    Hizmetler sektöründe yer alan şirketlerin hisse senetlerinin fiyatlarındaki değişmeler dikkate alınarak hesaplanan hisse senetleri piyasası endeksidir.

    HİZMET SEKTÖRÜ (SERVICE SECTOR) :
    Fiziksel bir varlığı olmaksızın, tüketiciler veya sanayi kuruluşları tarafından üretildiği anda tüketilen ekonomik malların üretildiği sektördür.

    HOLDİNG :
    Bir ya da birden çok şirketin yarıdan fazla hissesine sahip ve bunları tek merkezden yöneten şirketlerdir.

    HOMOJEN ÜRÜNLER (HOMOGENEOUS PRODUCTS) :
    Farklı firmalarda üretildikleri halde, tüketici bakımından birbirleriyle aynı olarak görülen ürünlerdir. Homojen ürünler özdeş ürünler olarakta adlandırılımaktadırlar.
    __________________

    Her Hakkım Saklıdır®
    |l|lllll|lll||ll||lll||ll||
    ³³°¹³²¹³ °¹²¹²²³
    © σяigiиαL-ρяσfiLє ®

    Supermeydan

  9. #9
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.801
    Rep Gücü
    137443

    Cevap: Finans Sözlüğü A-Z


    I-İ



    IFC Kredisi (International Finance Corporation Credit) :
    Dünya Bankası’nın özel kesimi destekleyen kolu International Finance Corporation (1956 yılında kurulmuş olup 175 üyesi vardır) tarafından, gelişmekte olan ülkelerin imalat sektöründe faaliyet gösteren firmalarına üretim, ihracat ve istihdam olanaklarının iyileştirilmesi amacıyla yapılacak yatırım projelerini finanse etmek amacıyla orta vadeli ve 6 ayda bir eşit taksitlerle ödenen kredidir.

    IMF (Uluslararası Para Fonu) :
    Uluslararası para sistemi ile ilgili doğan gelişme ve sorunlar konusunda üyeler arasında dayanışma sağlayan, çok yanlı bir uluslararası ödeme sistemini geliştiren, üye ülkelerin kısa dönemli kredi gereksinimlerini sağlayan ve üye ülkelerin dış ödemeler bilançosunda ortaya çıkan dengesizliklerin giderilmesine yardımcı olan bir kurumdur.

    İBRA :
    Alacaklının alacağından vazgeçmesi yolu ile borçlunun borç yükümlülüğünün ortadan kalkması.

    İÇERİDEN ÖĞRENENLER TİCARETİ (INSIDER TRADING) :
    Sermaye piyasası araçlarının değerini etkileyebilecek, henüz kamuya açıklanmamış bilgileri kendisine veya üçüncü kişilere menfaat sağlamak amacıyla kullanarak sermaye piyasasında işlem yapanlar arasında fırsat eşitliğini bozacak şekilde haksız yarar sağlamak veya bir zararı bertaraf etmektir.

    İÇ TİCARET HADLERİ (INTERNAL TERMS OF TRADE) :
    Sektör fiyat endekslerinin karşılaştırma yapmak için kullanılmasıdır.

    İFLAS (BANKRUPTCY) :
    Şirketin borçlarını ödeyemez duruma düşmesi nedeniyle faaliyetlerinin sona erdirilmesidir.

    İHRACAT (EXPORT) :
    Ülkede bir kişi veya bir firma tarafından üretilen bir malın yabancı ülkelere satılmasıdır. Bir ülkenin ekonomik gücü ithalata karşı ithalatın büyüklüğüne göre belirlenir. İhracat, kapitalist düzende en bir gelir kaynağıdır.

    İHRACAT ÇARPANI (EXPORT MULTIPLIER) :
    İhracatın milli gelirde sağladığı artışın, ihracat gelirindeki artışa olan oranıdır. Bu çarpanın büyüklüğü, ülkede gerçekleşen ithalata ve ihracattan gelir elde edenlerin yaptıkları tasarruflara göre değişir.

    İHRACAT DÖVİZİNİ KULLANMA HAKKI (FOREIGN EXCHANGE RETAIN SCHEME) :
    İhracat dövizini kullanma hakkı, ihracat yoluyla kazanılan dövizin bir bölümünün ülkeye getirilmemesi ile elde edilen teşviktir.

    İHRACAT KOTALARI (EXPORT QUOTAS) :
    Dünya bazında bir mala olan talebin, arzdan daha az olmasından dolayı fiyatın belirli bir seviyenin altına düşmemesi için malı üreten ülkelerin yaptıkları anlaşma çerçevesinde belirledikleri, ihracatı kısıtlayıcı önlemlerdir.

    İHRACAT PRİMİ (EXPORT BOUNTY, EXPORT SUBSIDY) :
    İhracat primi, ihracatı teşvik yollarından biridir. Devletin, ihraç edilecek malın ucuzlatılması için yaptığı parasal yardım olarak ifade edilmektedir.

    İHRACAT REJİMİ (EXPORT REGIME) :
    İhracat rejimi, ihracatla ilgili şartları kapsayan yasal düzenlemelerdir.

    İHRACAT SİGORTASI (EXPORT INSURANCE) :
    İhracat sigortası, ihracatçı şirketi yurt dışında mevcut risklerden korumak için yapılan bir sigorta türüdür.

    İHRACAT TEŞVİKİ (EXPORT PROMOTION) :
    Devletin ihracatı arttırmak için ihracat yapanlara sağladığı kolaylıkların tümü "ihracat teşviki" olarak adlandırılır. İhracat vergi iadesini, ihracat primini ihracat tetviklerine örnek verebiliriz.

    İHRACAT VERGİLERİ (EXPORT TAXES) :
    İhracat vergileri, devletin kendisine gelir sağlamak için ihraç mallar üzerinden aldığı vergilerdir. 19. Yüzyılın başlarında kullanılmaya başlanan bu uygulama, günümüzde kullanılmamaktadır.

    İHRACATA YÖNELİK BÜYÜME (EXPORT ORIENTED GROWTH; EXPORT LED GROWTH) :
    Bazı ihracat sektörlerinde uzmanlaşmak suretiyle ihracatta büyümek için, genellikle az gelişmiş ülkeler tarafından kullanılan bir stratejidir. Bu strateji izlenirken çeşitli yollardan ihracata teşvik sözkonusudur. Vergi avantajları, döviz kuru teşvikleri , ithalat kolaylıkları gibi teşvikleri bu teşviklere örnek verebiliriz.

    İHRACATTA VERGİ İADESİ (EXPORT RESTITUTION) :
    İhracatta vergi iadesi, ihracatı teşvik tedbirlerinden biridir. Vergi iadesiyle, ihracatı teşvik edilmek istenen ürünlerin maliyetine dahil vergilerin kısmen veya tamamen ihracatçıya ödenmesi yoluyla, ihraç edilecek olan malın maliyetini azaltmaktır.

    İHRACATTA VERGİ MUAFİYETİ (TAX EXEMPTION FOR EXPORTS) :
    İhracatta vergi muafiyeti, ihracatı teşvik tedbirlerinden biridir. Vergi muafiyetiyle, ihracatı teşvik edilmek istenen ürünlerin gümrük, ihracat kredilerinden vergi, resim, harç almama gibi teşviklerle, ihraç edilecek olan malın maliyetini azaltmaktır.

    İHRAÇ (ISSUE) :
    Tahvil, hisse senedi gibi sermaye piyasası araçlarının ihraçcılar tarafından çıkarılıp, halka arz edilerek veya halka arz edilmeksizin satışıdır.

    İHRAÇCI (ISSUER) :
    Sermaye piyasası araçlarını ihraç eden anonim ortaklıklar, mevzuata göre özelleştirme kaps***** alınanlar dahil kamu iktisadi teşebbüsleri, mahalli idareler ile bunlarla ilgili özel mevzuatları uyarınca faaliyet gösteren kuruluş idare ve işletmelerdir.

    İHRAÇ DEĞERİ (RATE OF ISSUE, PRICE OF ISSUE) :
    İhraç değeri, bir tahvil veya bir pay senedinin ilk çıkarıldığı andaki satış değeridir. Bu değer, tahvil veya pay senedinin itibari değerinden daha yüksektir.

    İHRAÇ EDİLMİŞ SERMAYE (ISSUED CAPITAL, SUBSCRIBED CAPITAL) :
    İhraç edilmiş sermaye, kayıtlı sermayeyi meydana getiren hisselerin fiilen satılmış kısmından oluşmaktadır.

    İKAME ESNEKLİĞİ (ELASTICITY OF SUBSTITUTION) :
    İkame esnekliği, üreticiler yönünden üretim faktörleri, tüketiciler yönünden se malların birbirleri ile ikam edebilme kolaylığı veya güçlüğüdür. Eğer mallar yönünden bu esneklik artıyorsa, bu bize iki malın birbirlerinin yerine kullanılabilme imkanının arttığını gösterir. üretim faktörlerinde ise bu esnekliğin artması bize bu faktörlerin teknojik bakımdan birbirlerinin yerine kullanılabileceğini gösterir.

    İKAME ETKİSİ (SUBSTITUTION EFFECT) :
    Belirli bir malın fiyatında meydana gelen düşme sonucu, fiyatı düşen malın diğer mallar karşısındaki nisbi ucuzluğu karşısında, talepte olan değişimdir. Tüketiciye göre ucuzlayan bir malın, bireyin tercih arzularında nisbi olarak pahalılaşmış olan diğer mallardan daha fazla talep edilmesi normaldir.

    İKAME MALLAR (SUBSTITUTES, SUBSTITUTES GOODS) :
    İhtiyaç halinde birbirlerinin yerine geçebilen aynı tür mallardır. Bunlardan birinin fiyatı düştüğünde diğerine olan talep azalır; birinin fiyatı yükseldiğinde, ötekine olan talep artar.

    İKİ YANLI TEKEL (BILATERAL MONOPOLY) :
    Bir malın tek bir alıcısı ve tek bir satıcısının bulunduğu piyasalara verilen addır. Bu tip piyasalara çoğunlukla hammadde piyasalarında rastlanır.

    İKİ YANLI TİCARET ANLAŞMALARI (BILATERAL TRADE AGREEMENT) :
    Uluslararası ticarette iki ülkenin birbirlerine özel ayrıcalıklar tanımalarıdır. Bu tür anlaşmalarda döviz kullanılmaz. Mal karşılığında mal verilir. İki yanlı ticaret anlaşmaları serbest mal ve hizmet akışını sınırlayarak dünya ticaretinin daralmasına neden olduğundan, bu anlaşmalar günümüzde büyük ölçüde terkedilmiştir.

    İKİNCİL PİYASALAR (SECONDARY MARKET) :
    Daha önce ihraç edilmiş sermaye piyasası araçlarının işlem gördüğü piyasalardır.

    İKTİSADİ BİRLİK :
    Birden fazla ülkenin biraraya gelerek dış ticaret politikaları, yurtiçi ticaret politikaları gibi konularda ortak bir karar alarak, bu karar çerçevesinde hareket etmeleridir.

    İKTİSADİ BÜTÜNLEŞME (ECONOMIC INTEGRATION) :
    Bir grup ülkenin kendi aralarında anlaşarak kurdukları iktisadi birliklerdir. Serbest Ticaret Bölgesi, Gümrük Birliği, Ortak Pazar ve İktisadi Birlik iktisadi bütünleşme kaps***** girerler.

    İKTİSADİ GÖSTERGELER (ECONOMIC INDICATORS) :
    İktisadi göstergeler, ekonomik hayatın durumunu, meydana gelen değişiklikleri gösteren istatistik serileridir. Bunlara örnek olarak şunlar verilebilir: fiyatlar genel seviyesi, ticaret hadleri, ithalat fazlası, işsizlik seviyesi, vb.

    İKTİSADİ GÜÇ (ECONOMIC POWER) :
    İktisadi güç, kaynakların tahsisini etkileyeme veya bu tahsisi belirleme gücüne verilen addır.

    İKTİSADİ İSTATİSTİKLER (ECONOMIC STATISTICS) :
    Fiyat, üretim, tüketim, gelir, nüfus, vb. gibi çeşitli makroekonomik değişkenlere ait veri ve endekslerin tümü iktisadi istatistiklerdir.

    İKTİSADİ MAL (ECONOMIC GOODS) :
    İhtiyaç giderme özelliği taşıyan fakat bir gayret veya fedakarlık sonunda elde edilebilen mal ya da hizmettir. Bu mal ve hizmetlerin elde edilmesi ancak başka şeylerden vazgeçilmesi ile gerçekleşebilir. Vazgeçilen şey ise genellikle paradır.

    İKTİSADİ PLANLAMA (ECONOMIC PLANNING) :
    İktisadi planlama, belirli bir ekonomik hedefe ulaşmak ve onu maksimize etmek için ekonomideki kıt kaynakların en iyi biçimde dağılımını sağlayarak, onlardan azami olarak yararlanmayı amaçlamaktadır. İktisadi planlama, bir kişi, bir firma, yerel yönetim veya ulusal ekonomi içinde geçerlidir.

    İKTİSADİ RANT (ECONOMIC RENT) :
    İktisadi rant, üretim faktörlerinden birini bulunulan sektörde etkin tutmak için ödenmesi gereken miktardan daha fazla ödeme yapılmasıdır. Fakat iktisadi ranta konu olan üretim faktörünün alternatifinin bulunması şart değildir.

    İKTİSAT POLİTİKASI (ECONOMIC POLICY) :
    İktisat politikası, hükümetlerin toplum refahını arttırmak amacıyla belirledikleri tüm hedefler ve bu hedeflere ulaşmak amacıyla kullanılan araçların ve karşılaşılan problemleri çözmek için alınan önlem ve çözüm yollarıdır.

    İLK GİREN İLK ÇIKAR (FIFO = FIRST-IN FIRST-OUT) :
    Üretimde ilk defa kullanılan hammadde ve malzemenin stoklara en eski tarih itibariyle girdiği varsayılarak yapılan stok değerlendirme yöntemidir. Bu yöntemde, malzeme ve hammadde alış tarihindeki maliyetler üzerinden değerlendirilir. Eğer ilk giren hammadde ve malzemenin maliyeti düşük ise, şirketin kârı gerçek değerinden yüksek çıkar.

    İLKSEL ÜRÜNLER (PRIMARY COMMODITIES) :
    Bir malın üretiminde kulanılan işlenmemiş veya yarı işlenmiş gıda maddeleri, tarımsal hammaddeler ve madenler ilksel ürünler olarak adlandırılmaktadır. Temel ürünler olarakta ifade edilirler.

    İMALAT (IMPORT) :
    İmalat, yabancı bir ülkeden mal ve hizmet alınmasıdır.

    İMALAT SANAYİ (MANUFACTURING INDUSTRY) :
    Tarım ve maden çıkarma işleminden elde edilen maddelerin işlenmek yoluyla yararlı hale getirilmesidir. İmalat sanayileri, hammaddeleri işleyerek mamul haline getiren sanayiler ve yarı tamamlanmış ürünleri üretim sürecinde hammadde olarak kullanan sanayiler diye iki ayrı grupta incelenebilir.

    İMKB (İSTANBUL MENKUL KIYMETLER BORSASI) :
    Menkul Kıymetlerin alım ve satım işlemlerinin yapıldığı menkul kıymetler piyasasıdır. Hisse senetlerinin alım ve satım işlemleri hisse senedi birinci ve ikinci pazarında yapılır. Tahvil, hazine bonosu, finansman bonosu ve gelir ortaklığı senedi gibi menkul kıymetlerin alım ve satımı da tahvil ve bono pazarında gerçekleştirilir.

    İMKB TAKAS ve SAKLAMA BANKASI A.Ş :
    Sermaye piyasasında faaliyet gösteren banka ve aracı kurumlara saklama ve takas hizmeti veren kuruluştur.

    İMPRİNTER :
    İş yerlerinin, kredi kartı uygulamasında kullandığı mekanik cihaz. İş yeri bu cihazı kullanarak, kredi kartının ön yüzündeki kart bilgilerini satış belgesi üzerine geçirir, satış tutarı ve işlem tarihi yazıldıktan sonra kart hamiline imzalatılır.

    İMTİYAZLI HİSSE SENEDİ (PREFERRED STOCK) :
    Esas sözleşmede hüküm bulunmak kaydı ile, sahiplerine temettü ödemesi, rüçhan hakkı kullanımı, oy hakkı gibi konularda ayrıcalık tanıyan senetlerdir.

    İNCE AYAR (FINE TUNING) :
    Para ve maliye politikalarının, kısa süreli dalgalanmaları önlemek için üretim, ödemeler dengesi veya enflasyon seviyesinde kullanılmasıdır.

    İNDİKATÖR :
    Son fiyatın ve hacmin önceki fiyatlar ve hacimler ile mukayesesini yaparak oluşturulan grafik ve göstergedir.

    İPOTEK (MORTGAGE) :İpotek, herhangi bir borca karşılık teminat olan taşınmaz mal yâni gayrimenkuldür. Taşınabilir mallara ipotek konulamaz. Bir taşınmazın rehni için tapu kaydının olması şarttır. Bir taşınmazın ipoteği için rehin sözleşmesi ve tescil gereklidir. Taşınmaz mallara birden çok ipotek işlemi yapmak mümkündür.

    İPOTEKLİ BORÇ SENEDİ (MORTGAGE BONDS) :
    İpotekli borç senedi, gayrimenkul ipoteği ile temin edilmiş kişisel alacak karşılığında verilen senettir. Bu tür senetler kıymetli evrak sayılırlar ve elden ele dolaşabilirler. İpotekli borç senedi, alacaklısına yalnızca gayrimenkulü hedef alan bir talep hakkı vermektedir.

    İSKONTO (DISCOUNT) :İskonto, satıcının bir malı satarken alıcı lehine yaptığı indirimdir. Ayrıca senede bağlı bir alacağın senette yazılı miktar üzerinden vadesine göre hesaplanan giderler çıkartıldıktan sonra, kalan miktarın banka tarafından alacaklıya ödenmeside iskonto olarak ifade edilmektedir.

    İSKONTO / İŞTİRA KREDİSİ :
    İskonto, ticari bir senedin kredi kullandırım tarihinden senet vadesine kadar olan süreye ait faiz,komisyon, KKDF ve BSMV'si düşüldükten sonra bakiyesinin müşteriye ödenmesiyle ortaya çıkan bir nakit kredidir.
    Ödeme yeri işlemin yapıldığı yerin belediye hudutları dışında olan bono ve poliçenin iskontosu, iştira kredisini oluşturur.

    İSKONTO ORANI (RATE OF DISCOUNT) :İskonto oranı, vadesi gelmeden ödenmek istenen borç miktarından borçlu lehine yapılan indirimin belirlenmesinde kullanılan yüzde oranıdır. Piyasa faiz haddine göre değişmektedir.

    İSKONTO ŞİRKETİ (DISCOUNT HOUSE) :İskonto piyasasının bir parçası olan iskonto şirketleri, bono ve tahvillerin iskontolanmasında uzmanlaşmış finansal kuruluşlardır.

    İSTİHDAM (EMPLOYMENT) :
    İstihdam, bir ülkede belirli bir gelir elde etmek için çalışan kişilerin hizmetlerinden yararlanmak suretiyle çalıştırılmalarıdır.

    İSTİHDAM HACMİ (EMPLOYMENT VOLUME) :
    Bir ülke ekonomisinde, bir sektör veya bir bölgede belirli bir tarih içerisinde istihdam edilen kişilerin toplam sayısıdır.

    İSTİHDAM ORANI (EMPLOYMENT RATIO, EMPLOYMENT RATE) :
    Bir ülke ekonomisinde, belirli bir tarihte istihdam edilen işgücünün toplam işgücüne oranıdır.

    İSTİKRAR (STABILITY) :
    Ekonomideki fiyat düzeyi, faiz oranları, istihdam hacmi, vb. faktörlerin dengede kalması ve ekonomide iç ve dış faktörlerden kaynaklanan değişiklik beklenmemesidir.

    İSTİKRAR POLİTİKASI (STABILIZATION POLICY) :
    Ekonomideki toplam talep ve arz arasındaki dengesizlikleri gidermek amacıyla hazırlanmış politikalardır. Genellikle ödemeler dengesi açığı ve fiyat artışı şeklinde ortaya çıkarlar.

    İŞÇİ SENDİKASI (TRADE UNION, LABOR UNION) :
    İşçilerin ücretlerinin yükseltilmesi, çalışma şartlarının iyileştirilmesi gibi nedenlerden dolayı haklarını korumak için kurdukları örgüttür. İşçi birliği deyimiyle özleştirilmiştir.

    İŞGÜCÜ (LABOR FORCE) :İşgücü, bir ülkede , belirli bir dönem içerisinde 15-65 yaş arasındaki çalışabilir nüfustan çalışmak istemeyenler düşüldükten sonra kalan nüfustur.

    İŞGÜCÜ ARZI (LABOR SUPPLY) :
    İşgücü arzı, çalışan kişilerin ortaya koydukalrı toplam iş saatini belirten kavramdır.

    İŞGÜCÜ TALEBİ (LABOR DEMAND) :
    İşgücü talebi, ekonomide belirli bir dönem içerisinde talep edilen toplam işgücü miktarıdır.

    İŞLEM HACMİ (TRADED VALUE) :
    Her hisse senedi için gerçekleşen işlemlerdeki hisse senedi sayısı ile işlem fiyatının çarpılmasıyla elde edilen değerlerin toplamıdır. Tüm hisse senetlerinin işlem hacimleri toplamı, piyasanın toplam hacmini oluşturur.

    İŞLEM MİKTARI (TRADING VALUME) :
    Bir seans içinde ya da belli bir dönemde alınıp satılan menkul kıymet adedidir.

    İŞLEM SAATLERİ :
    Gözaltı Pazarı: 14:00-15:00
    Ulusal Pazar, Bölgesel Pazar, Yeni Şirketler Pazarı: 10:00-12:00 (1.seans)
    14:00-16:00 (2.seans)

    İŞLETME (ENTREPRISE; BUSINESS) :
    İşletme, planlı olarak mal ve hizmet üretmek amacıyla kurulmuş ekonomik birimlere verilen addır.

    İŞSİZLİK (UNEMPLOYMENT) :
    Çalışma gücüne sahip kişilerin iş aramalarına rağmen iş bulamamaları durumudur. Bu tip işsizlik "gayri iradi işsizlik" olarakta adlandırılır. İşsizlik, yapısal işsizlik, mevsimsel işsizlik, konjonktürel işsizlik ve teknolojik işsizlik olarak çeşitlidir.

    İŞSİZLİK ORANI (UNEMPLOYMENT RATE) :
    İşsizlik oranı, işsizlerin işgücüne olan oranıdır. Şöyle ifade edilmektedir: İ / Ç+İ X 100
    (İ) işsiz sayısını, (Ç) ise istihdam edenleri göstermektedir.

    İŞTİRAK (PARTICIPATION) :
    Bir ortaklık ile işletme arasında, sözkonusu ortaklığın yönetimine ve ortaklık politikalarının belirlenmesine katılma anlamında devamlı bir bağ yaratan, doğrudan veya dolaylı sermaye ve yönetim ilişkisidir.

    İŞVEREN SENDİKASI (EMPLOYER'S UNION) :
    İşverenlerin, kendi aralarında yardımlaşma sağlamak ve ortak çıkarlarını savunabilmek amacıyla kurdukları sendikadır.

    İTFA (REDEMPTION) :
    Bir borcun ödenerek kapanmasıdır. Hazine Bonosu işlemlerinde de, bononun vadesinde yatırımcıya geri ödenmesi olarak kullanılmaktadır.

    İTHAL İKAMESİ (IMPORT SUBSTITUTION) :İthal ikamesi, daha önce yurtdışından ithal edilen mal ve hizmetlerin yavaş yavaş ülke içerisinde üretilmeye başlanmasıdır. Ithal ikamesi ile toplam arz da bulunan ithalat payıda azalır. Ithalat ikamesi, genellikle tüketim malları üretimi, ara malları üretimi ve yatırım malları üretimi olaarak gerçekleştirilir.

    İTHAL SINIRLAMALARI (IMPORT RESTRICTIONS) :
    İthal kotaları ve gümrük tarifeleri gibi yollarla yapılan sınırlandırmalara ithal sınırlamaları denmektedir.

    İTHAL VESAİKİ KARŞILIĞI AVANS (ADVANCE ON IMPORT DOCUMENTS) :
    İthal vesaiki karşılğı avans, ithal edilen mallar karşılığında gösterilmek suretiyle elde edilen kredidir.

    İTHALAT EĞİLİMİ (PROPENSITY TO IMPORT) :
    İthalat eğilimi, ithalat ile milli gelir arasındaki ilişkidir. Ithalat eğilimi, ortalama ithalat eğilimi ve marjinal ithalat eğilimi olarak ikiye ayrılır. Milli gelir arttıkça ithalat eğilimi artar.

    İTHALAT FONKSİYONU (IMPORT FUNCTION) :
    İthalat fonksiyonu, bir ülkedeki ithalat talebi ile milli gelir arasındaki fonksiyonel ilişkiyi göstermektedir. M=M(Y) olarak ifade edilir. (M) mallara olan talebi, (Y) ise milli gelirin bir fonksiyonu olarak gösterilmektedir.

    İTHALAT KARTELLERİ (IMPORT CARTELS) :
    İthalat kartelleri, ithalatçılar tarafından fiyatların denetlenmesi için kurulmuş olan birleşmelerdir. İthalatçılar bu yöntemle, fiyatları ve kârlılıklarını saptamaya çalışırlar.

    İTHALAT KOTALARI (IMPORT QUOTAS) :İthalat kotaları yapılacak ithalatın devlet tarafından alınan önlemler ile sınırlandırılmaya çalışılmasıdır. Eğer bu sınırlandırma, bir kişi veya ülkeye yönelik değilse global kota'dır.

    İTHALAT TEMİNATLARI (IMPORT GUARANTEE DEPOSITS) :
    Emisyon hacmini daraltmak veya itrhalatı sınırlandırmak için uygulanan bir yöntemdir. Bu yöntem uygulanırken, ithalatçı ithal edeceği malın değerinin bir kısmını sipariş anında güvence olarak Merkez Bankasına yatırır ve ithalat gerçekleşince geri alır.

    İTHALAT TRANSFERİ (IMPORT TRANSFER) :İthalat transferi, aracı bankanın gerçekleştirilen ihracatın bedelini ihracatçıya ödemesi ile gerçekleşir.

    İTHALAT YASAKLARI (IMPORT PROHIBITITIONS) :
    Bazı malların ülkeye girişinin yasaklanmasıdır. Ithalat yasakları yerli sanayiyi korumak, dış ödemeler bilançosu açıklarının azaltılmasına yardımcı olmak gibi amaçlarla yapılmakta olup, ithalat kısıtlamalarının en katısıdır.

    İTİBARİ DEĞER (NOMINAL VALUE, FACE VALUE) :
    İtibari değer, menkul kıymetlerin üzerinde yazılı olan değerdir. Nominal değer olarakta kullanılmaktadır. Bu değer, ihraç değerinin altında veya üzerinde olabilir.

    İZAHNAME (PROSPECTUS) :
    Sermaye piyasası araçlarının ihracında ya da halka arzında ortaklıklarca halkı şirket ve hisse senetleri konularında bilgilendirmek amacıyla düzenlenmesi gereken belgedir
    __________________

    Her Hakkım Saklıdır®
    |l|lllll|lll||ll||lll||ll||
    ³³°¹³²¹³ °¹²¹²²³
    © σяigiиαL-ρяσfiLє ®

    Supermeydan

  10. #10
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.801
    Rep Gücü
    137443

    Cevap: Finans Sözlüğü A-Z

    K


    KABİLİ DEVİR AKREDİTİF (TRANSFERABLE LETTER OF CREDIT) :
    Kabili devir akreditif, lehdarı tarafından üçüncü şahıslara devredilen akreditiftir. Bunlar sadece bir kere devredilebilirler. Kendisine bu tip bir akreditif devredilmiş olan ikinci bir lehdar, bunu bir üçüncü şahısa devredemez.

    KABİLİ NAKİL AKREDİTİF (TRANSMISSIBLE LETTER OF CREDIT) :
    Kabili nakil akreditif, lehdarı tarafından başka bir ülkeye nakli mümkün olan akreditiftir. Bu tip akreditifler sadece lehdarın malın ilk üreticisi olmadığı zamanlarda kullanılabilir.

    KABİLİ RÜCU AKREDİTİF (REVOCABLE LETTER OF CREDIT) :
    Kabili rücu akreditif, akreditif açtırma emrini veren kişi veya banka tarafından koşulların kısmen ya da tamamen değiştirilebildiği veya iptal edilebildiği akreditiftir.

    KABUL (ACCEPTANCE) :
    Bir poliçeyi ödeyecek kişinin bedeli vadesi geldiği zaman ödeyeceğine dair imza yoluyla taahüt etmesidir. Muhatabın, poliçeye "kabul edilmiştir" diye yazarak imzalaması gereklidir.

    KABUL KREDİSİ (ACCEPTANCE CREDIT) :
    Bir finans şirketinin, üçüncü şahsın kıymetli kağıdını garanti etmesi ve ödeme taahhüdünde bulunması şartı ile verilen kredidir. Kabul kredisi, dış ticaret işlemlerde çok fazla kullanılmaktadır.

    KALKINMA (DEVELOPMENT) :
    Geri kalmış ülkelerin sosyokültürel ve ekonomik bakımdan düzenlemeler yaparak gelişmiş ülkelere yetişme çabalarıdır. Bu çabalara, milli gelirin ve üretimin arttırılması, sosyal ve ekonomik yapının değiştirilmesi, halkın değer yargılarının dünya standartlarında gelişmesi gibi değişimleri dahil edebiliriz.

    KALKINMA KREDİSİ (DEVELOPMENT CREDIT) :
    Gelişmekte olan ülkelere sanayi alanındaki gelişmelerini hızlandırmak ve uzun vadeli düşük faizli fon temin etmek için verilen kredilerdir. Bu krediler genellikle yeni yatırım alanlarına yönelen devlet ve özel kuruluşların projeleri için verilmektedir.

    KALKINMA PLANLAMASI (DEVELOPMENT PLANNING) :
    Ekonomik ve sosyal amaçları gerçekleştirmek için, toplumsal ve ekonomik yapıya farklı bir nitelik kazandırmak amacıyla bir plan hazırlanmasıdır.

    KAMBİYO :
    Tüm yabancı ülke paraları ve bu paralarla ödeme yapabilen her tür hesap, belge, bono,poliçe, çek vb. parasal araçların tümüne kambiyo denir.

    KAMBİYO DENKLEŞTİRME FONU (EXCHANGE EQUALIZATION FUND) :
    Kambiyo değiştirme fonu, kısa dönem içerisinde olabilecek ani kur değişmlerine karşı oluşturulan istikrar fonudur.

    KAMBİYO KONTROLÜ (EXCHANGE CONTROL) :
    Kambiyo kontrolü, ülkeye giren ve ülkeden çıkan döviz miktarının devlet tarafından denetim altına alınması demektir. Bu uygulamaya göre, döviz fiyatları devlet tarafından belirlenir. Devlet, dövize olan arz ve talebin döviz fiyatalrını etkilemesine imkan vermez.

    KAMBİYO SENEDİ (BILL OF EXCHANGE) :
    Kambiyo senedi, uluslararası ticarette kullanılmak için, karşılığı dövizle ödenmek üzere hazırlanan senetlerdir. Bu tip senetler başka bir kişiye ciro edilebilirler. Ayrıca vadesi gelmeden piyasadan iskontoda ettirilebilirler.

    KAMU HARCAMALARI (PUBLIC EXPENDITURE) :
    Devletin, belirli bir dönemde ekonomik ,sosyal,siyasi ve idari faaliyetlerini gerçekleştirmek için yapmış olduğu mal ve hizmet satınalma yönündeki harcamaların tümüdür.

    KAMU İKTİSADİ TEŞEBBÜSLERİ (PUBLIC ECONOMIC ENTERPRISE; STATE ECONOMIC ENTERPRISE) :
    Devletin ekonomik alanda mal ve hizmet üreten kuruluşlarının tümüne verilen addır.Bunların sermayelerinin tümü devlet tarafından karşılanır ve bu kuruluşlar özel hükümlere bağlı olarak yönetilirler.Kamu İktisadi Teşebbüsleri (KİT),Kamu İktisadi Kuruluşları (KİK) ve İktisadi Devlet Teşebbüsleri (İDT) olarak ikiye ayrılır.Sermayesi devlete ait olan ve ekonomik alanda faaliyet gösteren İDT'lerden bazıları şunlardır:TEKEL,THY,TCDD,TEK,...

    KAMU İŞLETMELERİ (PUBLIC ENTERPRISES) :
    Sermayelerinin tümü veya büyük bir kısmı devlete ait olan kuruluşlardır.Bu kuruluşlar devlete gelir sağlamak,ekonomik kalkınmayı hızlandırmak gibi kar amaçla kuruldukları gibi ; sosyal ve kültürel bakımdan gelişmemiş bölgelerin gelişmesini sağlamak gibi sosyal amaçla da kurulabilirler.

    KAMU MALİYESİ (PUBLIC FINANCE) :
    Kamu maliyesi, devlet faaliyetlerini iktisadi ve mali yönden ele alan ve bu faaliyetlerin neden olduğu sorunlara çözüm yolu arayan bir bilim dalıdır. Bu bilim dalının başlıca konusunu , kamu gelirleri ve harcamaları oluşturmaktadır. Kamu maliyesi , yapılacak harcamaları ve bunlar için gerekli gelirlerin sağlanmasına yönelik sorunları iktisadi , mali , hukuki yönden ele alarak incelemektedir.

    KAMU SEKTÖRÜ (PUBLIC SECTOR) :
    Semayesinin tümü veya yarısından çoğu devlete ait olan , dolayısıyla devlet kontrolü altında işlevlerini sürdüren ekonomik birimlerin tümüne verilen addır.Ülkede gerekli olan altyapıyı sağlamak , yatırımlar gerçekleştirmek , gelir dağılımının iyileştirilmesi kamu sektörünün başlıca görevlerindendir.

    KAMU SEKTÖRÜ AÇIĞI (PUBLIC SECTOR DEFICIT ) :
    Kamu sektöründe meydana gelen ve kamu gelirlerinin kamu giderlerini karşılayamaması durumuna "Kamu Sektörü Açığı" denmektedir.Bunu gidermek için , devlet finansman sağlamak amacıyla iç ve dış borçlanma yoluna gider.Bu açığı gidermenin bir başka yolu ise emisyon yoluyla kamu giderlerini finanse etmektir.

    KAMU TÜKETİMİ (PUBLIC CONSUMPTION) :
    Kamu Tüketimi , kamu hizmetlerini karşılamak amacıyla gerekli olan mal ve hizmetlerin alımıyla ilgili olarak yapılan cari harcamaların tümüdür.Bir harcamanın kamu tüketimi sayılabilmesi için gerekli olan bir mal veya hizmeti kapsayan harcama niteliği taşıması gerekmektedir.

    KAMULAŞTIRMA (EXPROPRIATION, NATIONALISATION) :
    Hükümet veya kamu tüzel kişileri tarafından kamu yararı için özel mülkiyete ait mallara el konulmasıdır. Bunun karşılığında mal sahibine malın değeri ödenir ve malın mülkiyeti malı satın alan kuruma geçer.

    KANUNİ YEDEK AKÇE (LEGAL RESERVE) :
    Anonim şirketlerin ana sermayenin sürekliliğine yardım amacıyla , ayırmak zorunda oldukları meblağdır. Bu meblağ şirketlerin yıl sonu net kârlarının %5'idir.

    KAPANIŞ FİYATI (CLOSING PRICE) :
    Bir seansta Borsa kaydına alınan (tescil edilen) en son işlem gördüğü fiyattır.

    KAPASİTE KULLANIM ORANI (RATE OF CAPACITY UTILISATION) :
    Kapasite kullanım oranı, bir üretim biriminin kullanım kapasitesinin, aynı üretim biriminin maksimum kapasitesine olan oranıdır. Fakat maksimum kapasiteye ulaşmak çok zor olduğundan, genellikle "çalışma derecesi" denilen formülden yararlanılmaktadır. çalışma derecesi, kullanım kapasitesinin prtaik kapasiteye olan oranıdır.

    KAPİTALİZASYON :
    Herhangi bir işletmenin birikmiş yedek akçe ve karının sermaye artırımında kullanılmasına denir.

    KAPİTALİZM (CAPITALISM) :
    Kapitalizm, özel mülkiyet ve kişel kârlılığa dayanan bir ekonomik örgütlenme şeklidir. Bu sistemede kişiler kendi çıkarları doğrultusunda ekonomik faaliyetlerde bulunurlar.

    KÂR (PROFIT) :
    Kâr, bir üretim faktörü olarak müteşebbüsün üretimden almış olduğu paya verilen addır.

    KARA PARA (ILLICIT MONEY) :
    Kara Para, illegal yollarla elde edilen gelirleri ifade etmek için kullanılan bir kavramdır.

    KÂR DAĞILIMI (PROFIT DISTRIBUTION) :
    Kâr dağıtımı, her yıl sonunda şirketlerin elde ettiklerikârdan şirket ortaklıkları arasında paylaşımışeklinde ifade edilmektedir. Fakat şirketler kâr sağlayamadıkları sürece kâr dağıtamazlar. Kâr, ortaklar arasında şirket sözleşmesi ve kanunda belirtilen oranda dağıtılmaktadır.

    KAR DAĞITIM ORANI :
    İşletmenin net dönem karından ne kadarının adi hisselere temettü olarak dağıtıldığını gösterir. (Toplam Temettü / Net Dönem Karı)

    KÂR GÜDÜSÜ (PROFIT MOTIVE) :
    Kâr güdüsü, mütetebbüsün üretim faaliyetine giritmesini ve faaliyetin devamlılığını sağlayan etkendir.

    KÂR MAKSİMİZASYONU (PROFIT MAXIMIZATION) :
    Belli bir üretimi en az maliyetle veya en yüksek üretimi en az maliyetle gerçekleştirme amacına kâr maksimizasyonu denilmektedir.

    KAR MARJLARI :
    Brüt, faaliyet, ve net kar rakamlara bakılır - ne kadar yüksekse o kadar iyi-. Ayrıca, nakit çıkış gerektirmeyen kalemlere faaliyet karı ilave ederek Vergi, Finansman gideri, Amortisamn öncesi Kar (VFAÖK) marja da bakarak gerçekte şirket operasyonlarından ne kadar kar ettiğini gösterir

    KÂRLILIK (PROFITABILITY) :
    Karlılık , işletmenin belli bir dönemde sağladığı karın aynı dönem işletmede kullanılan sermayeye oranıdır.Karlılık ayrıca üretim maliyetinin sermayeye bölünmesi şeklinde de formüle edilebilir.

    KÂRLILIK RASYOLARI (PROFITABILITY RATIOS) :
    Karlılık Rasyoları , işletmenin finansman ve işletme politikalarının uygulama sonuçlarını ölçen oranlardır.1)Gayrisafi faaliyet marjı rasyosu:Gayrisafi Faaliyet karı / Satışlar 2)Faaliyet Marjı Rasyosu:Faaliyet Karları / Satışlar 3)Net Kar Rasyosu:Net Kar / Satışlar 4)Pay Başına Kazanç Ve Temettü Rasyoları:Pay Başına Kazanç;Net Kar / Pay Sayısı Pay Başına Temettüağıtılacak Kar / Pay Sayısı

    KARMA EKONOMİ (MIXED ECONOMY ) :
    Özel sektörün yanında kamu sektörününde üretici, düzenleyici ve denetleyici olarak ekonomide yer aldığı düzendir.

    KARMA FON :
    Hisse senetleri, borçlanma senetleri, altın ve diğer kıymetli madenlerin en az ikisinden oluşan ve her birinin değeri fon portföy değerinin %20’sinden az olmayan fonlardır.

    KARMA İŞLETMELER (PRIVATE AND PUBLIC OWNED INSTITUTIONS) :
    Kamu tüzel kişilerin ve özel kişilerin biraraya gelerek kurdukları işletmelerdir.

    KARŞILIK (PROVISION) :
    İşletmenin gerçekleşmiş veya gerçekleşebilecek zararları karşılamak amacıyla aldığı muhasebe önlemidir.Bu önlemler , genellikle varlıklar değerindeki azalmalara karşı ve işletme için yükümlülük doğurabilecek olaylara karşı alınmaktadır.

    KARŞILIKSIZ ÇEK (BAD CHEQUE, OVERDRAFT) :
    Karşılıksız Çek , keşide edilmiş olan çekin muhatap bankada karşılığı olmaması durumudur.

    KARTEL (CARTEL) :
    Şirketlerin hukuki varlıklarını korumak şartıyla ekonomik faaliyetlerdeki bağımsızlıklarını kaybetmeleridir.Kartel anlaşması yapan şirketler, tüzel kişiliklerini korudukları halde piyasayı etkilemek üzere anlaşma yaptıkları konularda artık bağımsız hareket imkanından yararlanamazlar.

    KÂR-ZARAR HESABI (PROFIT AND LOSS ACCOUNT) :
    Kâr- zarar hesabı, bir işletmede dönem sonu kâr- zarar durumunu ortaya koyan, gelir ve giderleri özetleyen hesap türüdür.

    KATILMA BELGESİ :
    Yatırım fonlarına katılanların sahip oldukları payları ve hakları gösteren, paraya çevrilebilen, nama ve hamiline yazılı kıymetli evraktır.

    KATILMA PAYI (SHARE) :
    Katılma Payı , bir şirkete ortak olan bir kişinin, şirketin toplam sermayesi içindeki payıdır.

    KATMA BÜTÇE (ANNEXED BUDGET) :
    Kamu bütçesinden ayrı olarak, Kamu İktisadi kuruluş ve işleyiş kanunlarına uygun olarak hazırlanan bütçelerdir. Bu bütçelerin gelir ve giderleri arasındaki fark, genel bütçeye dahil edilir.

    KATMA DEĞER (ADDED VALUE) :
    Bir malın üretiminin tüm aşamalarında satış fiyatından bir önceki aşamada yapılmaış ana tüketim harcamasının çıkarılmasından kalan miktardır.

    KATMA DEĞER VERGİSİ (VALUE ADDED TAX) :
    Katma Değer Vergisi malın üretiminden tüketimine kadar geçen süre içinde kazandığı katma değer üzerinden alınan ve vergimatrahından düşülmesine imkan veren veya her aşamadaki katma değeri vergileyen bir yayılı muamele vergisidir.Katma Değer Vergisi tüketim vergisi niteliğindedir.Bu yüzden , mallardan başka ,bankacılık serbest meslek sahibi hizmetleri , sigorta ,vb.hizmetlerden de alınmaktadır.

    KAYDİ PARA :
    Bankaya yatırılarak mevduat hesabına geçen nakit para. Bankalar, topladıkları mevduatın belli bir oranını yasal karşılık olarak ayırıp, kalanı ile nakit kredi verebilirler. Bu kredi bankacılık sistemine tekrar mevduat olarak girdiğinde, kaydi para kredi miktarı kadar artar.

    KAYITLI SERMAYE (REGISTERED, AUTHORIZED CAPITAL ) :
    Ortaklıkların, esas sözleşmelerinde hüküm bulunmak kaydıyla, Yönetim Kurulu Kararı ile, Türk Ticaret Kanunu'nun sermayenin artırılmasına dair hükümlerine tâbi olmaksızın, çıkartabilecekleri azami hisse senedi miktarını gösteren, Ticaret Sicili'ne tescil edilmiş sermayeleridir. Kayıtlı Sermaye sözleşme hükümleri uyarınca anonim şirketlerde,sayıları ve nominal değerleri belirlenmişşekilde ihraç edilebilecek hisse senetlerinin tutarı şeklinde tanımlanmaktadır.

    KAYNAK (SOURCE, RESOURCE) :
    Kaynak,insanların toplum içinde mevcut gereksinimlerini karşılamak üzere mal ve hizmet üretmek için gerekli faktörlerdir.Ayrıca bir işletmenin faaliyetini başlatması ve devam ettirebilmesi için gerekli para, kredi gibi varlıklarda kaynak olarak kullanılmaktadır.

    KAYNAK DAĞILIMI (RESOURCE ALLOCATION) :
    Bir ülkeninin sahip olduğu kaynakların , ülke ekonomisinde çeşitli kullanım alanları arasında dağılımıdır.Bu dağılımı ,bazı ülkelerde merkezi otorite tarafından belirlenirken bazı ülkelerde de piyasa mekanizmasının otomatik işleyişi doğrultusunda belirlenmektedir.Kaynak dağılımında mevcut en önemli sorun etkin kaynak dağılımının gerçekleştirilmemesidir.

    KAYNAK TAHSİSİ (ALLOCATION OF RESOURCES) :
    Bir ülkede üretim amaçları çerçevesinde gerçekleştirilmemesi istenen kıt kaynakların , girdi bazında kullanım önceliklerinin saptanmasıdır.

    KAZA SİGORTASI (ACCIDENT INSURANCE) :
    Sigorta yaptıran kişinin bir kaza sonucu olabilecek hasarını karşılayan sigorta türüdür.Kaza sigortaları ,hırsızlık sigortası ,kişisel kaza sigortası ,motorlu kaza nakil araçları sigortası gibi çeşitlidirler.

    KEŞİDE (DRAWING) :
    Keşide, ödeme emri niteliği taşıyan herhangi bir çek veya poliçenin düzenlenerek imzalanması ve muhataba ibraz edilmek üzere lehdara veya hamile verilmesidir.

    KEŞİDECİ (DRAWER) :
    Keşideci,ödeme emri niteliği taşıyan herhangi bir çek veya poliçeyi düzenleyerek imzalayan ve muhataba veya lekdara yapılacak olan ödeme için emri veren kitidir.

    KIDEM TAZMİNATI (SEVERANCE PAY, DISMISSAL PAY) :
    Bir işyerinde en az bir yıl çalışmış bir işçiye , hizmet sözleşmesindeki şartların sona ermesi durumunda , işveren tarafından ödenen paradır.İşçiye kıdem tazminatının verildiği durumlar şunlardır:işçinin ölümü ; hizmet sözleşmesinin işveren tarafından feshi ; hizmet sözleşmesinin işçi tarafından feshi ; işçinin emekliliğe hak kazanarak işten ayrılması ; işçinin askerlik nedeniyle işten ayrılmasıdır.

    KISA DÖNEM (SHORT PERIOD, SHORT RUN) :
    Kısa Dönem ,firmaların mevcut üretim kapasiteleri ile üretimlerini arttırabilecekleri dönemdir.Kısa dönemde , firma mevcut üretim kapasitesini daha az veya çok kullanmak ya da stok ayarlamaları yapmak suretiyle piyasada olan talep değişimlerine cevap verebilmektir.

    KISA DÖNEM MALİYET EĞRİLERİ (SHORT RUN COST CURVES) :
    İşletmecilerin sadece bazı girdilerin miktarlarını değiştirebildikleri, bazılarının ise sabit kalma zorunluluğu olduğu belirli bir dönemde karşılaşılan üretim maliyet ilişkileridir.

    KISA VADELİ BORÇ (SHORT TERM LOAN) :
    Genellikle bir yıl gibi kısa bir dönem içerisinde ödenmesi gereken borçtur.

    KISMİ DENGE ANALİZİ (PARTIAL EQUILIBRIUM ANALYSIS) :
    Kısmi Denge Analizi , ekonominin yalnızca belirli bir kesiminin denge durumunu inceleyen analizdir.Ekonomik olayların çeşitli gruplara ayrıldığı Kısmi Denge Analizinde , meydana gelen olayların sabit kaldığı ve birbirlerini etkilemedikleri varsayılır.Böylece , incelenen olayın temel faktörleri arasındaki fonksiyonel bağlılık belirlenir.

    KIYI (OFF-SHORE)BANKACILIĞI (OFF-SHORE BANKING) :
    Kıyı Bankacılığı , ülke dışından temin edilen fonların yine o ülke dışında kullandırılmasını amaçlayan bir bankacılık türüdür.Bu tip bankalar genellikle serbest bölgelerde faaliyet göstermektedirler.Kıyı Bankalarının bulundukları ülkedeki banka kurallarına uyma zorunlulukları yoktur , ayrıca bu bankalar bulundukları ülkede mevduat toplayamazlar.Bu bankaların döviz hesaplarına bir kısıtlama konulamaz ve gelirleri vergilendirilemez.

    KIYMETLİ EVRAK (SECURITY) :
    Kıymetli Evrak , üzerinde yazılı hakkın senetten ayrı olarak ileri sürülemediği ve ayrı olarak başkasına devredilmeyen yazılı senetlerdir.Senet ibraz edilmeksizin , hiçbir hak ileri sürülemezve talep edilemez.Poliçe , bono ,çek dışında hisse senetleri , konşimento ,tahviller ,varant kıymetli evrak türleridir.Kıymetli Evrak devir bakımından isme yazılı senetler ,emre yazılı senetler ve hamile yazılı senetler olarak üçe ayrılırlar .İsme yazılı senetlerin devir beyanı ile başkasına devredilebilirler.Emre yazılı senetler ciro ile başkasına devredilebilirler.Tedavül imkanı çok olan hamile yazılı senetler ise taşıyanın hak sahibi olduğu ve senedin teslimi ile hakkında devredilebildiği senetlerdir.

    KİRA (RENT) :
    Kira, belirli bir bedel karşılığında herhangi bir mal gayrimenkul veya bir menkulün kullanım hakkını elde etmektir.Kira genellikle para olarak ödendiği gibi , tarımda para yerine ürün olarak da verilebilmektedir.

    KİRLİ DALGALANMA (DIRTY FLOAT) :
    Ülkenin ekonomik bakımdan rekabet gücünü kaybetmemesi için veya koruması için döviz kurlarına yapılan resmi müdahaleye kirli dalgalanma denilmektedir.

    KİŞİ BAŞINA GELİR (PER CAPITAL INCOME) :
    Bir ülkede yaratılan mal ve hizmetlerin parasal değerlerinin toplamının o ülkede yaşayanların sayısına bölümüdür.Kişi başına milli gelirin artması , milli gelirin nüfustan daha hızlı arttığını göstermektedir.

    KİŞİSEL GELİR (PERSONEL INCOME) :
    Milli ekonomide , genellikle bir yıl gibi belirli bir dönem içerisinde kişilerin ellerine geçen toplam gelir miktarıdır.Kişisel gelir şöyle hesaplanmaktadır:.MG:Milli Gelir + ( transfer harcamaları + subvansiyonlar ) - ( kurumlar vergisi + şirketlerin dağıtılmayan karı + sosyal kesintiler )

    KOLLEKTİF ŞİRKET (OPEN COMPANY) :
    İki veya daha fazla kişinin biraraya gelerek kurdukları ve borçlularına karşı sınırsızca sorumlu olmak için anlaşarak kurdukları şirkete kollektif şirket denilmektedir.Kollektif şirketler sözleşme ile ve sadece özel kişiler tarafından kurulabilirler.Tüzel kişiler bu şirkete katılamazlar.

    KOMANDİT ŞİRKET (COMMANDITE COMPANY) :
    Şirket alacaklılarına karşı sorumlulukları sınırlı ve sınırsız olmak üzere çeşitli ortaklıklardan kurulu şirkete komandit şirket denilmektedir.Sorumlulukları sınırlı olmayan ortaklara "komandite" şirkete yatırdıkları anamal oranında sorumlu ortaklara ise "komanditer " denilmektedir.Şirketi yöneten kişiler komandite ortaklar olup , komanditen ortaklarsa tüzel kişilerdir.

    KONKORDATO (ARRANGEMENT OF BANKRUPTCY, FILING FOR FINANCIAL PROTECTION) :
    Kendi kusuru olmaksızın, malî durumu bozulmuş olan bir borçlunun alacakları ile yaptığı bir anlaşmadır. Bu anlaşma sonucunda, alacaklıların en az üçte iki oranında çoğunluğu alacaklarının belirli bir bölümünden vazgeçer, borçlu ise geri kalan borçlarını bir plan dahilinde ödemeyi kabul eder. Konkordato, Ticaret Mahkemesi'nin onayı ile geçerlilik kazanır. İflas etmiş iyi niyetli bir borçlunun , malları tasfiye edilmeden işini devam ettirerek borçlarını ödeyeceğine dair alacaklılar ile yaptığı sözleşmedir.

    KONSERN (CONCERN) :
    İki veya daha fazla işletmenin tasarruf amacı ile ekonomik ve hukuk açısından bağımsız kalarak mali yönden birleşmeleridir.Bu tip işletmeler , hisse senetlerini birbirleriyle değiştirerek aralarıda ortaklık oluştururlar.

    KONSİNYE MAL (CONSIGNMENT) :
    Konsinye Mal , satılmak üzere bir komisyoncu veya tüccara bırakılan maldır. Bu satış, malı satan kişinin adına fakat mal sahibinin hesabına yapılır.

    KONSOLİDASYON (CONSOLIDATION) :
    Devletin vadesi gelmiş kısa vadeli borçlarını ödeme imkanına sahip olmamasından dolayı bu borcu orta veya uzun vadeli borca dönüştürülmesidir.Devlet bu işlemi bazen piyasanın enflasyonist baskı altına girmesi endişesi ile de yapabilir.Konsolidasyon devletin hem iç borçlarına ,hem de dış borçlarına yapılabilir.

    KONSOLİDE BİLANÇO (CONSOLIDATED BALANCE SHEET) :
    Konsolide Bilanço,aralarında sermaye ilişkisi olan firmaların aynı tarih veya döneme ait bilanço kalemlerinden ve karşılıklı ilişkiler ile ilgili kayıtların biraraya gelmesiyle düzenlenen bilançodur.

    KONSOLİDE BÜTÇE (CONSOLIDATED BUDGET) :
    Konsolide Bütçe , devletin bütün gelir ve giderlerinin tek bir bütçe içinde toplanmasını amaçlayan ve bütçe birliği ilkesinin sağlanması için kamuya ait tüm birimlerin bütçelerinin biraraya getirilmesi ile oluşan bütçedir.

    KONSORSİYUM (CONSORTIUM) :
    Konsorsiyum, iki veya daha fazla itletmenin artak bir amacı gerçekleştirmek için gerekli olan finansman konusunda geçici olarak yaptıkları işbirliğidir.Projenin gerçekleşmesinden sonra yapılan bu işbirliği geçerliliğini kaybetmektedir.Elde edilen kar ise işletmeler arası bölüşülür.

    KONŞİMENTO (CONSIGNMENT, BILL OF LOADING) :
    Gemiye yüklenilen bir malın teslim alındığını gösteren ,gönderenin ve alıcının adlarının yazılı olduğu hukuki belgedir.Malın alıcısına genellikle önceden gönderilen bu belge , alıcının mal üzerindeki mülkiyet hakkını gösterir.Alıcı ,bu belge olmaksızın malları teslim alamaz.

    KONTRGARANTİ (COUNTER GUARANTEE) :
    Dış ticaret işlemlerinde peşin olarak mal satışı sırasında ihracatçı ülkenin malı teslim etmemesi durumunda ödenen meblağnın ihracatçıya ülkeye iade edileceğini bildiren ve ihracatçı ülkenin güvenilir bir bankasının taahhüdünü kapsayan teminattır.

    KONVERTİBİLİTE (CONVERTIBILITY) :
    Bir ülke parasının , döviz piyasalarında başka bir ülke parasıyla serbestçe değiştirililebilmesidir.Bu değişim için gerekli özelliklere sahip paraya konvertibl para denilmektedir.Bir paranın konvertibl olabilmesi için uluslararası olarak talep edilmesi ve istikrarlı bir değere sahip olması gerekmektedir.Bir ülke parasının başka bir ülke parasıyla kısıtlama olmaksızın değiştirilmesi tam konvertibilite , bazı sınırlamalar çerçevesinde değiştirilmesi ise sınırlı konvertibilite olarak adlandırılmaktadır.

    KONVERTİBL TAHVİL (CONVERTIBLE BOND) :
    Tahvil satın alan kişilere , ihraçcı şirket tarafından ,bu tahvilin belirli bir fiyat belirli bir fiyat karşılığı başka menkul kıymetlere dönüştürebilme hakkının tanındığı tahvil türüdür.Tahvil hisse senedine veya herhangi bir menkul kıymete çevirilebilir.Bu tip tahvillerde tahvilin dönüştürülme süresinin başlangıç ve bitiş sürelerinin baştan belirlenmesi şarttır.

    KOOPERATİF (COOPERATIVE) :
    İnsan gereksinimlerinin yoluyla sağlanan ve ortakların çıkarlarının korunması amacıyla kurulmuş olan ekonomik kuruluşa verilen addır.Kooperatifler üretim,tüketim,kredi ve yapı kooperatifleri olarak bölümlendirilebilir.Üretim kooperatifleri ,ortak üretimde bulunmak için ;tüketim kooperatifleri,gereksinim maddelerinin daha ucuza sağlanması için ;kredi kooperatifleri,ortaklara kısa vadeli krediler sağlamak için ;yapı kooperatifleri ise ortakların daha az maliyetle konut sahibi olabilmeleri için biraraya gelerek kurdukları kooperatiflerdir.

    KOTA (QUATO) :
    Uluslararası ticaretteithaline izin verilecek mal miktarının hükümet tarafından miktar veya değer olarak sınırlandırılmasıdır.Kotalar , global kotalar ve gümrük tarife kotaları olarak çeşitlidir.Global kotalar , sadece ithal edilecek mal miktarını belirleyen kotalardır.Gümrük tarifeleri kotaları ise ,belirli bir ithalat miktarına kadar ödenen gümrük vergisi normal iken , bu miktarın aşılması halinde tarifeler değişmektedir.Kotalarda genellikle hükümet tarafından bir üst sınır saptanır ve bu sınırın üzerinde olan miktarlar için malın ithaline izin verilmez.

    KOTASYON (LISTING) :
    Menkul kıymetlerin listeye alınması işlemidir.

    KOTE EDİLMİŞ MENKUL DEĞERLER (LISTED SECURITIES) :
    Örgütlenmiş menkul değerler borsasında alınıp satılan finansal varlıkların tümüne verilen addır.

    KOTE OLMAYAN MENKUL DEĞERLER PİYASASI (OVER-THE-COUNTER MARKET) :
    Örgütlenmiş menkul kıymetler borsasına kote edilmemiş olan menkul kıymetlerin alınıp satıldığı borsalara verilen addır.

    KREDİ (CREDIT) :
    Kredi,mal veya para cinsinden bir değerin belirli bir süre sonunda , belirli şartlar çerçevesinde geri alınmak üzere verilmesi veya verilmiş bir varlığın ödenmesine kefil olunması durumudur.Krediler , vadelerine,kullanıldıkları sektörlere ,kredi alanlarına ,veriliş yerlerine göre çeşitlidirler.Kısa,orta,uzun, vadeli krediler,teminatlı ve teminatsız krediler üretim,tüketim kredileri ,ticari endüstriyel krediler tarım kredileri , yapı kredileri,özel sektöre ve kamu sektörüne verilen krediler şeklinde örnek verilebilir.

    KREDİ DEĞERLİLİĞİ (CREDIT WORTHINESS) :
    Kredi talebinde bulunan firmaya kredi verilip verilmeyeceği için yapılan istihbarat ve değerlendirme sonrası varılan sonuca kredi değerliliği denilmektedir.

    KREDİ KARTI (CREDIT CARD) :
    Bir kredi kurumunun üye ve kart sahiplarine belirli yerlerde kredili alışveriş imkanı sağlayan kartıdır.Bu kartlar sadece kredi kartının geçerli olduğu mağazalarda geçerlidir.

    KREDİ STOKU (CREDIT STOCK) :
    Ticaret ,yatırım ve kalkınma bankalarının verdiği krediler ile merkez bankasının kredilerinin oluşturulduğu kredi miktarıdır.

    KREDİLİ SATIŞ (SALE ON ACCOUNT) :
    Malın teslim edilmesinden bir süre sonra bedelinin ödenmesi şeklinde yapılan satış türüdür.Bu tip satışlarda belirli bir vade söz konusudur.Eğer bedel alıcı tarafından vadesinden önce ödenirse ,belirli bir oranda indirim yapılır.

    KULLANILABİLİR GELİR (DISPOSABLE INCOME) :
    Kişisel gelirden doğrudan doğruya devlete ödenen vasıtasız vergilerin çıkartılmasından sonra kalan gelirdir.

    KUPON (COUPON) :
    Tahvillerin faizini almak üzere veya hisse senedi sahiplerinin bazı ortaklık haklarının (karpayı, bedelli/bedelsiz sermaye artırımına katılma hakları) kullanımını teminen hisse senetleri üzerinde bulunan ve sistematik olarak numaralandırılmış kıymetli evraktır.

    KUPÜR (DENOMINATION) :
    Para, tahvil ve hisse senetlerinin, üzerlerinde yazılı değere göre, her birimine verilen isimdir.

    KUR RİSKİ (EXCHANGE RISK) :
    Döviz kurlarında meydana gelen değişikliklerden dolayı olabilecek zarar olasıklarıdır.Bu değişiklerin çok yaşandığı dönemlerde kur riski dış ticaretin yavaşlamasına neden olur.

    KURTAJ (BROKERAGE FEE) :
    Aracı kuruluşların, aracı olarak Borsada gerçekleştirdikleri işlemler karşılığında menkul kıymetlerin işlem fiyatlarıyla hesaplanan tutar üzerinden müşterilerinden aldıkları komisyondur. Kambiyo ve menkul değerler borsalarında faaliyette bulunan borsa acentelerinin ,müşterileri adına yaptıkları alım satımlar üzerinden aldıkları ücrettir.

    KURUCU HİSSE SENEDİ (FOUNDER'S SHARE) :
    Anonim ortaklıkların kuruluşu sırasında veya bu ortaklıkların sermaye arttırımlarında kuruculara ya da kuruluşa yararı geçen diğer kişilere verilen nama yazılı bedelsiz hisse senetlerine " kurucu hisse senedi " denir.Bu tip senetler sadece kara katılma hakkı sağlarlar.

    KURUMLAR VERGİSİ (CORPORATION TAX) :
    Safi kurum kazançları üzerinden alınan nisbi bir vergidir.Gerçek kişiler dışında kalan bazı kişilerin safi kazançlarından alınan

    KURUMSAL YATIRIMCI (INSTITUTIONAL INVESTOR) :
    Sigorta şirketleri, bankalar, yatırım ortaklıkları gibi bazı işletmeler yatırım yapmak amacıyla yüklü fonlara sahiptirler.Bu tip yatırımcılar piyasada kurumsal yatırımcı olarak adlandırılır.

    KURYE KREDİSİ (MAIL CREDIT) :
    Dış ticaret işlemlerinde kullanılan ve amir bankanın muhabir bankadan sağladığı kısa vadeli kredi türüdür.Bu uygulamada , muhabir banka amir bankanın açacağı akreditife dayanarak ihracatçıya ödeme yapar ve ödeme dekontunu ve belgelerini amir bankaya gönderir.Amir banka da muhabir bankaya geri ödeme yapar.

    KUVERTÜR (PROVISION) :
    Akreditif karşılığı yapılan ithalat sırasında , akreditif tutarı kadar dövizin muhabir bankada hazır olduğunu ve mal belgeleri ile dekontun verilmesiyle ihracatçıya ödeme yapılması için yetki verildiğinin amir bankaya bildirilmesi işlemidir.

    KÜSURAT EMİR (ODD LOT ORDERS) :
    1 lotun içerdiği hisse senedi sayısından daha az miktarlar için verilmiş emirlerdir. (lot altı emirler) Küsürat emirler fiyatsız girilir. Küsürat emirler ilgili hisse senedinin lot piyasasında işlem gördüğü en son fiyattan gerçekleşir

    Her Hakkım Saklıdır®
    |l|lllll|lll||ll||lll||ll||
    ³³°¹³²¹³ °¹²¹²²³
    © σяigiиαL-ρяσfiLє ®

    Supermeydan

Benzer Konular

  1. Bankacılık ve Finans
    dogangunes Tarafından Eğitim Öğretim Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 20-12-2011, 02:15 AM
  2. Seo Sözlüğü
    dogangunes Tarafından Google Optimizasyon Foruma
    Yorum: 7
    Son mesaj: 11-09-2010, 04:58 PM
  3. Parfüm Sözlüğü
    dogangunes Tarafından Parfüm Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 31-07-2010, 03:05 AM
  4. TDK sözlüğü
    -BaDe- Tarafından Süper Sözlük Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 01-10-2009, 03:11 PM
  5. Tıp Sözlüğü
    serseriozi Tarafından Sağlık Bilgileri Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 30-05-2007, 09:54 AM
Yukarı Çık