Deniz Suyuyla Beslenen Kıyı Ormanları: Mangrovlar


Orman denildiğinde çoğu zaman akla yalnızca ağaç toplulukları gelir. Ancak orman ekosistemi, yalnızca ağaç toplulukarından ibaret değilirdir. Bitkiler, hayvanlar ve mikroorganizmalar gibi diğer canlı varlıklar da ekosistemin birer parçasıdırlar. Yeryüzündeki bu ekosistemlerin önemli örneklerinden biri, denizin içine yerleşmiş olan "mangrov ormanları"dır. Bu ormanlar, yüksek tuzluluk oranına rağmen ayakta kalabilen ağaçları, ağır çevre koşullarında yaşamlarını sürdürebilen canlı çeşitliliği ile dünyada nadir olarak rastlanan orman türlerinden biridir.

Yüce Allah, yeryüzünde muazzam bir canlı çeşitliliği yaratmıştır. Genelde Güneydoğu Asya’da yetişen mangrov ormanları da gerek barındırdığı ağaç türleri gerekse içindeki türlü canlılar ile Rabbimiz’in yarattığı bu çeşitlilikten bir bölümünü gözler önüne sererler.

Mangrov, gelgit olaylarının sık yaşandığı okyanus kıyılarında yetişen, ağaç ve bitki topluluklarına verilen isimdir. Bu aynı zamanda orman oluşumu ile tam uyumlu mikroorganizmalara (bakteriler, mantarlar, algler) ve faunaya (yengeçler, karidesler, balıklar) da verilen genel bir isimdir.

Mangrov ormanlarındaki ekosistem, Rabbimiz’in "O, gökleri dayanak olmaksızın yaratmıştır, bunu görmektesiniz. Arzda da, sizi sarsıntıya uğratır diye sarsılmaz dağlar bıraktı ve orada her canlıdan türetip yayıverdi. Biz gökten su indirdik, böylelikle orada her güzel olan çiftten bir bitki bitirdik."(Lokman Suresi, 10) ayetiyle bildirdiği benzersiz yaratma ilminin bir tecellisidir. Bu ormanlardaki canlı toplulukları yaşadıkları ortamdaki yüksek tuzluluk oranı gibi ağır çevresel koşullara uygun yaratılmışlardır. Örneğin yüksek orandaki tuzun dışarı atılabilmesi için ağaçların yapraklarında tuz bezleri bulunur. Ancak bu, bölgedeki ağaçların özelliklerinden yalnızca birisidir.

Mangrov Ormanlarındaki Ağaçların Özellikleri Nelerdir?

Ortalama 6 ila 10 metre boyları olan mangrov ağaçları, parlak renkli yapraklara, yerden yükselerek havadan solunum yapabilen ve gelgite karşı ayakta kalabilmek için destekleyici görevi gören köklere sahiptir.

Muazzam bir canlı çeşitliliğine barınak sağladıkları gibi, bu verimli alanlardan baldan kömüre, sirkeden yapıştırıcıya kadar onlarca çeşit ürün elde edilmektedir.

Denizin içinden yükselen köklerin üzerine kurulu ağaç toplulukları olarak muhteşem bir görüntü oluştururlar.

Toprağın sürüklenmesini engelleyerek sahil erozyonunun önüne geçerler, gövdelerinden çıkıp çamura saplanan köklerinin arasında birçok balık yavrusunun yaşamasına imkan verirler.

Yumurtadan yeni çıkan yavrulara emniyetli bir yaşama ortamı sağlayan mangrov ormanı, bölgedeki balık miktarını artırır.

Ekosistemdeki yerleri de oldukça önemlidir. Oluşturdukları haliçlerde suyun kalitesini artıran bir kimya laboratuvarı gibi işlem görmelerinin yanı sıra, büyük karides türleri ve ticari açıdan önemli bazı balık türlerinin de barınmasını sağlarlar.

Muazzam Bir Canlı Çeşitliliği

Dünyada nadir bulunan bu kıyı ormanları, her biri, Yüce Allah’ın Bedi (örneksiz yaratan) isminin tecellisi olan muazzam bir canlı çeşitliliğini de içlerinde barındırırlar. Mangrovlarda yaşayan canlılara bazı örnekler şunlardır:

Ağaç köklerinin arasında balıkların yanı sıra, birçok yengeç ve kabukluya, bazen de pençesiz su samurlarına (Aonyx capensis) rastlanır.

Doğu Afrika'da yaşayan türler Asya mangrovlarının devamıdır. Bu da mangrov tohumlarının okyanusu dahi aşabildiğinin bir delilidir.

Sadece 3 bin kilometrekareyi kaplayan Afrika'daki bir kıyı ormanında yaşayan en az 5 kuş, 4 memeli, 27 sürüngen ve 40 kelebek türüne, dünyanın başka hiçbir yerinde rastlanmaz.

Kış aylarında ülkemizden göç eden birçok su kuşunun yanında yalıçapkınları, balıkçıllar, sumrular ve diğer pek çok kuş türü de bu bataklıklara yerleşmiştir.

Buranın en nadir bulunan kuşu, dünyanın leşle beslenmeyen tek akbaba türü olan palmiye akbabasıdır (Gypohierax angolensis). Bu kuş, yağ palmiyelerinin meyveleriyle, yengeçler, kabuklular ve kıyıya vurmuş balıklarla beslenir.

Şüphesiz bu kıyı şeridinde yaşayan en ilginç canlılardan biri, iri fokları andıran deniz inekleridir. Afrika'da Afrika manatısı (Tricheus senegalensis) ve dugong (Dugong dugong) olarak adlandırılan iki türü olan deniz inekleri, sadece yosun ve sualtı otlarıyla beslenir. Deniz inekleri, tropik bölgelerin nehir ağızlarında yaşarlar ve ağırlıkları bir tona ulaşır.

Okyanus dalgalarında yolculuk yapan tohumlardan biri olan Mangrov bitkisinin bezelye benzeri kabuğu okyanus boyunca tuzlu suda bir denizaltı gibi yol alır. Sığ suya vardığı zaman dibe batarak kendini kumlu toprağa eker, böylece yeni bir Mangrov oluşmaya hazır hale gelir.

Çamuratlar Balıklarının İlginç Yaşamları

Mangrov bataklıklarındaki kalın çamur tabakasının üzerinde Çamuratlar balıkları yaşar. Bu balıkların çamurun üstünde yalnızca başları ve periskop gibi hareket eden gözleri görülür. Diğer birçok balıktan farklı olarak Çamuratlar balıkları uzaktaki nesneleri, örneğin uzaktaki bir böceği bile fark edebilir. Balık, avını gözetlerken sık sık su yüzüne çıkar ve kıyıya kadar onu izler. Diğer balıkların aksine Çamuratlar balıkları geniş solungaç odacıklarında hava ve suyun bir karışımını taşıdıkları için çamurun içinde yaşayabilir. Bir dalgıcın oksijen tüpüne eşdeğer olan solunum sistemleri sayesinde karada kullanmak için gerekli olan oksijeni süzer. Sert çamurun üzerinde hareket etmek için kısa ve kalın göğüs yüzgeçlerini kullanır. (Borneo, The World's Wild Places, Time Life Books, s. 132)

"Üzerlerindeki göğe bakmıyorlar mı? Biz, onu nasıl bina ettik ve onu nasıl süsledik? Onun hiçbir çatlağı yok. Yeri de (nasıl) döşeyip-yaydık? Onda sarsılmaz dağlar bıraktık ve onda 'göz alıcı ve iç açıcı' her çiftten (nice bitki-ler) bitirdik. (Bunlar,) 'İçten Allah'a yönelen' her kul için 'hikmetle bakan bir iç göz' ve bir zikirdir. Ve gökten mübarek (bereket ve rahmet yüklü) su indirdik; böylece onunla bahçeler ve biçilecek taneler bitirdik."(Kaf Suresi, 6-9)
(makale harun yahya)