Merhaba



Yaşam Kaynaklarımız Kuruyor

Bu daha bir şey değil! Yağışların azalması, yiyecek üretimindeki kısıtlanmalar, bunlara ve diğer kaynakların azalmasına rağmen nüfusun artışı.

Henüz büyük sona birkaç onyılımız kalmışken yaşamın keyfini sürelim.
Kaynakları çılgınca tüketmeye ve nüfusumuzu delicesine arttırmaya devam edelim.

Bu 10.000 yıllık krizin tepe noktasıdır. Kriz ateşin icadı ile başladı. Yaşayabilmek için gereksindiğinden daha çok enerji tüketmesi gereken tek canlı insan, varlığının ortaya çıkışı ile birlikte kaynakları da geri dönüşümsüz olarak harcamaya başladı.

Normalde tek başınayken hayatta kalamayacak bir ucube mutasyon olan insan ateşi ve oku bularak hayatta kalmayı başardığı gibi dengeyi de bozdu.

Kendimizi tanımlamak zorundayız.
"Biz neyiz, amacımız ne?"

İnsan eskiden doğaya karşı savaşıyordu. Kazanmak için de doğayı tahrip etti. Şimdi ise yaşamak için doğayı inşa etmek zorunda kalacak. 'Korumak' demedim dikkat edin, korumayla kurtulacağımız devir geçti. Yani hiç ateş yakmasak ve hatta hiç üremesek ve hatta ve hatta insanlar aniden ortadan kalksa bile doğa ölecek!!! Çünkü kendini onarma sınırını geçecek kadar tahrip var. O nedenle tanımlama ve doğa inşa işine erkenden başlamak gerekiyor.

En çevreci geçinenler bile hala "doğayı koruyalım, az benzin tüketelim vs vs vs" modundalar. Sanki korumakla kurtulacakmışız gibi! Hayır, en zararsız moda bile girsek doğa ölecek. Bunu engelleyebilecek tek şey insandır.

Nasıl bir inşa?

Öncelikle uyarmak gerekiyor ki bu inşanın gerekliliği bir yana kabul edilmesi ve uygulanabilmesi için gereken düşünce ve uygulama gücü dünyanın bugüne dek karşılaşmadığı ve bilmediği türden, tam bir düşünce sıçraması gerektiriyor. Uygulamadaki hatalar kendi sonumuzu hızlandıracaktır.

Devletler yapısı yok edilmeli. Tek hükümet ve tek para olmalı.
Neden: Devletler arasındaki çatışma ve ekonomik - siyasi karışıklıklar bu büyük sorun karşısında kaldırılamayacak ve gülünç bir problem olacak, bu problemin giderilmesi için.

İlk iş hala yaşamı barındıran noktalardan insanları çekmek olacak. İnsanlar acil olarak yağmur ormanları ve yeşil bölgelerden, çöllerde inşa edilecek şehirlere taşınmalı. Çöllerde yaşam yoktur, o nedenle çöller iskana uygun. Diğer tüm yerler sulama teşkilatı kurularak her daim yeşil tutulmalı. Yani tüm gezegene "tarla" muamelesi çekmeli.

Tüm sanayi üretimi elden geçecek; en verimli ve en dönüşümlü üretim teknikleri ile maddeleri kullanılacak.

İvedi olarak pozitif emisyona geçmeli.

Yapay Zeka (YZ) mutlaka bulunmalı. İş yükü çok fazla olacağı için YZ şart. İş yükünü kaldırmak için öncelikle -şimdiden- yapay zeka geliştirilmeli. YZ moleküler biyoloji ve DNA'yı tam olarak anlayacak ve yapılması gereken tüm görevleri geliştirerek uygulayacak. İnsanlar sadece makine bakımı yapacak. Burada yapılması gereken işlerin uygulanması ve organizasyonu insan zekası, işgücü ve verimliliğini çok aşacağından makinelerin yapacağı işlere insanlar karıştırılmayacak. YZ dünya yörüngesine solar uydular yerleştirerek ek enerji sağlayacaktır. YZ için insanları yaşatmak makine bakım servisi işi olacak. Şansımız varsa 200 yıl içinde yaşam onarılır.

Güneş sisteminde iki olası yer var. İlki Venüs. Dünya'da yaşamı kuran akıl yani YZ, Venüs'te de yaşam ortamı kurabilir. Tahminimiz şu; YZ Venüs atmosferinin kimyasal olarak inert olması için tamamen Azot yapacaktır. Daha sonra gezegenin tümü bir nevi organik güneş paneli ile kaplanır, kendi kendini onarabilen bir güneş paneli, yaprak gibi. İnsanların vücut yapıları değişir. İnşa ve diğer operasyonlardan bahsediyorum. İnsan hücreleri enerjilerini kimyasal yanmadan değil de doğrudan elektrik akımından elde edecek şekilde modifiye edilecektir. Venüs'teki anafikir şu:

Bu kadar yoğun Güneş enerjisinin olduğu bir yerde serbest oksijene izin verilemez. O nedenle insanlar Venüs'te solumayacaklar. Bulut olmasın diye atmosferde sadece Azot olacak. İnsan hücreleri enerjiyi doğrudan elektrik enerjisinden elde edecek. Mitokondri hücreye ait bir organel değildir. Hücre ile ortak yaşam var; hücre ona besin verir ve güvenli ortam sağlar; o da oksijeni yakıp ATP yani yüksek verimli enerji üretir. Mitokondri olmasa oksijenli solunum olmazdı. Hücreye yeni bir mitokondri koyacağız. Bu yeni mitokondri Venüs'te serbest oksijen olamayacağı için enerjiyi elektrik akımından elde edebilecek. Yani insanlar biyolojik olarak batarya taşıyacaklar. Güneş enerjisi elektriğe dönüşecek. Bu Venüs için olan habitat planı. Mars ve Jupiter kuşağı için ise daha farklı olacaktır. Yani YZ yardımı ile 3 ayrı habitat yaratılacak. Venüs, Dünya, Mars+Asteroid Kuşağı+Jupiter'in uyduları. Ortama göre vücut olacak. Güneş sönerken geriye Jupiter Kuşağı kalacaktır. Ama o zamana kadar evrenden kaçış yolu bulunur sanırım. Yani bizim dünyamızdaki habiar sadece buraya özgü olacak. İnsan bilinci ve YZ ise evrensel olacak. Milyonlarca değişik formda DNA'mız olacak. Her ortam için uygun bir tane, ama evrenden kaçamazsak tümü anlamsız.

Ya böyle bir gelecek, ya da 40 yıl içinde ölüm ve yıkım.
Geriye cehenneme dönmüş ve zehirlenmiş bir dünya kalacak. Yaşayan tek şey bakteriler olabilir.
Ne balıklar,
Ne kuşlar,
Ne ağaçlar,
Hiçbir şey.
Yüksek organizasyonlu hiçbir canlı yaşayamaz.

Tüm bunlar sanayi devrimi ile başladı diyenler var.
Hayır, ateşle başladı. Sanayi hızlandırdı; yanılsamaya yol açtı; "yaşamak çok kolay, haydi işin keyfini sürelim".

Doğaya karşı savaştık ve onu yok ederek kazandık.
Şimdi kazanmak istiyorsak eğer başladığımız işi tam yapıp doğa inşa edeceğiz.

Artık doğa dışıyız, artık tam anlamıyla doğanın yeni yaratıcısı olmalıyız.

'Doğa ile savaşarak hayatta kalma' anlayış(sızlığ)ından,
Doğayı inşa ederek hayatta kalma aşamasına geçmeliyiz.
Çünkü kendi yaratıldığımız doğayı öldürdük!!!

Doğa inşa etmek için şu anki bilgi üretimi ve diğer tüm bildiğimiz yöntemlerde dramatik değişiklikler olmak zorundadır.

Evrenle savaşarak yaşamak yerine, evren inşa ederek yaşamak.

Ne yazık ki felaketler karşı konulamaz bir noktaya geldiğinde bile çevreci geçinenlerin bu düşüncelere yakın olmak şöyle dursun kavrayabilme sınırından bile uzak olacağını biliyorum.

"gerçeklerden uzak"
"bunlar gerekse bile daha pratik önlemlerle aynı sonuca ulaşılabilir"
"insanları çöle taşımak mı...!!"
"yapay zeka insandan daha üstün bir yapı olabilir mi"

gibi şekillerde karşılanacağını. Yani kavranılamayacak. Öyleyse mikrobik seviyede bir yaşam kalana dek her canlı ölecek. Ve bırakın bu önlemlerin alınmasına hemen başlanmasının önemini algılamayı, her şey geç olduğunda bile "acaba yapsa mıydık" cümlesini söyletecek düşünme sürecine bile girilmemiş olacaktır.

Ancak kurtarılma süreci olacaksa bu şekilde olur.
Yok benzin tasarrufuymuş,
Yok biyoyakıtmış,
Yok çevreci kermesleriymiş,
Geçiniz bunları, bunlar çocuk avuntusu.

Bu 10.000 yıllık bir kriz ve çözümü için de 10.000 yıllık yaşam kalıpları değişmeli.

İnsanlar olayı algılayamadı. Bu krizin 100 yıllık olduğunu sanıyorlar. Varsayalım ki sanayi devrimi olmadı, biz hala at-avrat-pusat şeklinde yaşıyor olalım. Ne olurdu?

Doğayı yine katleder, ağaçları, ormanları suları yok etmiş olurduk. Nüfus arttıkça doğa kökenli kaynakları artan şekilde yok etmek zorunda kalırdık. İnsanlar, doğa ve dünya gene ölürdü. Neden? Çünkü denetim dışıyız, bizi avlayabilecek bir şey yok.

O nedenle hayal kurmayı kesmeliyiz.
Doğayla mücadele ederek yaşama kavramından doğa inşa ederek yaşama kavr***** geçmeli
Doğaya saygı,tasarruf,yeşilci olayım kağıt kullanmayayım, gibi önlemler sorunu hafifletir, düzeltmez.
İnsan, davranışını kökten değiştirmek zorunda.
Yoksa ölecek ve Dünya da ölecek

İşte bu yüzden biz Dünya'nın tohumu olarak, yaşamak için yaşamı uzaya yaymak zorundayız.

Ali Eskici - Mustafa Ünal

http://www.alieskici.com/makaleyazi/...olu.html?p=134