1766 Yılındaki Büyük Istanbul Depremi

Küçük Kıyamet'ten (1509 Depremi) 257 yıl sonra: 1766 depremi: Padişah çadıra çıkıyor

İzmit'ten Gelibolu'ya kadar uzanan Marmara fay hattını kıran depremde tsunami dalgaları oluştu, camiler Topkapı Sarayı ve anıtlar büyük zarar gördü.

* 22 Mayıs 1766 depremi Marmara denizinin doğusunda oluşmuş ve İzmit'ten Tekirdağ'a (Rodosto) kadar uzanan geniş bir bölgede büyük hasarlar yapmıştır. İzmit, Bursa, Edirne ve muhtemelen Gelibolu'ya kadar uzanan bir bölgede yüksek binalarda ve yapılarda hasar gözlenmiştir. Bu deprem sonucunda yüksek deniz dalgaları (tsunami dalgaları) oluşmuş, İstanbul boğazı ve Mudanya körfezinde önemli ölçüde hasar gözlenmiştir.

* Bu depremi izleyen birçok artçı deprem rapor edilmiştir. En önemli artçı deprem muhtemelen aynı büyüklükte -- belki de
daha büyük -- 5 Ağustos 1766 Mürefte yakınlarında oluşmuştur. Gözlenen hasarın büyüklüğü ve etki alanından dolayı bu
depreme ait oldukça fazla bilgi ve belge mevcuttur ve belki de Marmara denizi ve çevresinde gözlenen, en ince ayrıntısına
kadar detaylı rapor edilmiş tarihsel depremdir. Osmanlı arşivlerinde bu depremin ardından İzmit ve İstanbul'da hasar
gören cami ve külliyelerinde başlatılan onarım çalışmalarına ait belgeler mevcuttur. Özellikle Yunan kaynaklarında İstanbul'da bulunan yabancı ataşe ve elçilerin Avrupa'daki basın aracılığıyla rapor ettiği bu deprem doğrulanmaktadır. Çok ilginçtir bu depremden 11 yıl önce oluşan ve Lizbon (Portekiz)'u harabeye çeviren büyük deprem ile olan ilişkisi ve depremlerin oluşumu hakkında oldukça fazla spekülasyona sebep vermiştir.

* 22 Mayıs 1766 depremi Kurban bayramının üçüncü günü gün doğuşundan yarım saat sonra perşembe sabahı
oluşmuştur. Rapor edildiği üzere Güney-Kuzey doğrultusunda hissedilen yeraltı gürültülerinden sonra yaklaşık 2
dakika süren ana depremıden 4 dakika sonra daha küçük ölçekli bir deprem oluşmuştur. Deprem'den hemen sonraki ilk
kayıtlara göre İstanbul'da 850'den fazla ölü ve birçok yaralı rapor edilmiştir. Ancak, ölü sayısının az olması depremin sabah namazını takiben camiler boşaldıktan sonra oluşmasına bağlanmaktadır. Maalesef, yıkımlar arasından daha sonra çıkarılan ölü sayısının toplam 4.000-5.000 civarında olduğu rapor edilmiştir.

* İstanbul'daki hasar oldukça geniş bir alanda gözlenmişti. Galata ve Pera 'daki önemli hasarların yanısıra
Boğaziçi'ndeki köylerdede nisbeten küçük oranlarda hasar gözlenmiştir. İstanbul'u çevreleyen surlar , özellikle Yedikule ve
Eğrikapı arasında önemli ölçüde yıkıldı. Yedikule'deki bir-iki kule yıkıldı, Edirnekapı hasar gördü ve Bahcekapısı ve
Odunkapısı'nın çöktüğü rapor edilmektedir.

* En önemli hasar Fatih Sultan Mehmet camisi ve külliyesi'nde gözlendi. Caminin kubbesi, imaret ve medrese çöktü.
Medrese'de eğitim gören 100'den fazla öğrenci yaşamını yitirdi. Depremden sonra caminin onarımı oldukça zaman aldı. Sultan Ahmet Camisi'nin minaresi yıkıldı ancak Ayasofya ve diğer camiler (Selimiye, Süleymaniye, Şehzade, Valide ve Nuruosmaniye ve Laleli) hafif hasar ile bu depremden etkilendiler. İstanbul'daki bu yıkımlar yabancı ateşe, elçiler ve misyon şeflerince de rapor edilmiştir. Bu depremden kiliseler de oldukça etkilenmiş olmasına rağmen, ayrıntılı kayıt pek yoktur.

* Topkapı Sarayı' ndaki ağır hasardan dolayı osmanlı sultanı saray bahçesindeki çadırında uzunca bir süre ikamet etmek
zorunda kaldı. Saray'daki mutfak ve bacaları tamamen yıkıldı. Eski saray bahçesinde bulunan cezaevinin duvarlarının yıkıldığı ve savaş esirlerinin kaçtığı ayrıca rapor edilmiştir. Kadırga 'daki sarayın onarımı ve Beşiktaş'taki saray'ın
duvarlarındaki yıkım kayıtlarda yer almaktadır. Bu depremde ayrıca birçok han yıkıldı, özellikle Vezir Hanı harabeye döndü ve birçok ölüme sebep oldu. Hırkacılar,Şekerciler, Baltacılar, Çuhacılar ve Kalpakçılar hanları ağır hasar gördü.
Kapalıçarşı, Örücüler çarşısı ve Mercan Ağa'daki yıkımlar, Yerebatan sarnıcı ve askeri birliklerde hasar rapor edilmiştir.
Ayrıca, şehir su şebekesinde ve kanallarında kırılmalar gözlendi.

* Galata ve Pera 'nın önemli bir hasar almadan bu depremden etkilendiğinin rapor edilmesine rağmen, Pera'da birçok duvarın ve bacaların yıkıldığı gözlenmiştir. Galata kıyılarındaki birçok yerleşim birimini ve daha kuzeyde İstinye koyunda yıkımlar oluşmuştur. Bu depremde İstanbul'un 22 km kuzeyindeki Ayvadbend barajı hasar gördü.

* Depremde ki hasarın daha çok İstanbul'un batısında yoğunlaştığı rapor edilmiştir. Çatalca, Küçük-Büyük Çekmece,
Kumburgaz, Burgaz, Lüleburgaz, Çorlu ve Tekirdağ (Rodosto)'da deprem hasarlarının gözlendiği güvenilir kaynaklarda yer almaktadır. Tekirdağ'ın daha batısında deprem hasarı ile ilgili pek güvenilir bir kaynak yoktur. Ancak Gaziköy, Gelibolu ve Çanakkale boğazında bazı hasarların gözlendiği rapor edilmesine rağmen bu izlenimler 5 Ağustos 1766 -Mürefte artçı depremiyle ilişkili olabilir.

* Bu depremde gözlenen yıkımlar İstanbul'un doğusunda daha çok İzmit Körfezi'nde yoğunlaşmıştır. Bölgede ki
birçok kasaba ve köy de ağır hasarlar gözlenmiştir. Yaklaşık iki dakika kadar sürdüğü rapor edilen bu depremde İzmit
Mehmet Bey camisinin kubbesi ve Çalık Ahmet camisinin duvarlarının yıkıldığı ve depremden sonra gözlenen deniz dalgalarının (tsunami dalgalarının) limanları kullanılamıyacak derecede yıktığı rapor edilmektedir.

* Marmara Denizi'nin güneyinde Karamürsel'in batısında birçok köydede (Hersek) ağır hasarlar gözlendiği
bilinmektedir.

* Bu deprem Bozcaada, Selanik, İzmir ve güney Balkan'larda --Sırp kaynaklarına göre-- İstanbul'un 240 km
kuzey-kuzeybatı'sında yer alan Aytos'da hissedilmiştir.

* Galata, Boğaziçi ve Mudanya kıyı şeridinde deniz seviyesinde yükselmeler gözlenmiş ve Marmara Denizi'ndeki küçük
adacıkların yarı-yarıya suların altında kaldığı rapor edilmiştir.

* Depremden yaklaşık iki ay kadar sonra inşaat malzemeleri, bina ustaları Midilli'den Kayseri'ye kadar uzanan geniş bir bölgeden getirilerek yapım ve onarım çalışmaları başlatılmıştır. Birçok kamu (idare) binası yıkılarak yeniden yapılmış ve Fatih Sultan Mehmet camisi ancak 5 Mayıs 1771'de kullanıma açılabilmiştir.

Şüphesiz, bu örnekleri çoğaltmak mümkündür. Fakat Marmara Denizi ve çevresini etkileyen kırık zonları ve ilgili
depremlere ait fay düzlemi çözümlerini içeren bir haritaya bakacak olursak (Taymaz, 1990; Taymaz et al., 1991; Taymaz,
1995a-b; Smith et al., 1995; Okay ve diğ. 1999a-b) Marmara Bölgesi'nin ne kadar büyük bir deprem riski ile iç içe yaşadığını görmek mümkündür. Marmara denizi çökelme havzasını sınırlayan bu kırık zonlarında oluşabilecek depremlerden 5-25 km uzaklıktaki yerleşim birimlerinde ağır hasarlar görmek olasıdır.

Yapılardaki hasarlar; depremin büyüklüğü (M)'ne, episantır uzaklığına, yerel zemin koşulları, yapı tipleri ve inşaat kalitesine göre farklı oranlarda oluşacaktır. Zemin kalitesi açısından olaya bakacak olursak; gevşek zeminlerin sarsıntı büyütme oranı ve titreşim peryodları büyük, sert zeminlerde ve kayalık bölgelerde ise küçüktür. Kurutulmuş bataklık bölgeleri, dere yatakları, dolgu ve heyelan alanları gibi gevşek zeminler üzerindeki yapılar, sert-kayalık bölgelerde inşa edilmiş yapılara oranla daha fazla hasar göreceklerdir.

Deprem olayına farklı bir açıdan bakacak olursak, depremin büyüklüğü ve yeri deprem hasarları açısından en önemli faktörlerin başında gelmektedir. Beklenen depremin büyüklüğünün en az bugüne kadar oluşmuş en büyük deprem kadar olacağı kabul edilirse, deprem felaketinin boyutları çok daha büyük bir önem kazanacaktır.

Özetle, ulusal deprem istasyonları ağından, zemin etüdlerine, neotektonik araştırmalara ve konut tipi seçimlerine kadar bir dizi araştırmayı başlatmalıyız. Önce, sağlıklı bir veri-bankası oluşturarak, deprem olayına hazırlanmalıyız...

Katkı Belirtme: Bu yazıda kullanılan şekillerin hazırlanması esnasında bana yardımcı olan öğrencim Onur TAN'a teşekkür ederim.


Kaynak: Tuncay Taymaz, Cumhuriyet Bilim Teknik, 11.09.1999