Onlar hâlâ cahiliye hükmünü mü arıyorlar?
Kesin bilgiyle inanan bir topluluk için,
hükmü Allah'tan daha güzel olan kimdir?
(Maide Suresi, 50)


Allah herşeyin yaratıcısı ve sahibidir. Henüz ilmine ulaşamadığız kusursuz evrenin her detayından, küçücük bir toz zerresinin varlığına kadar herşeyin hakimi Yüce Rabbimiz’dir. Allah sonsuz güzelliğini tecelli ettirdiği dünyada insanları da imtihan olmaları ve Kendi’ne kulluk etmeleri için yaratmıştır. Yoktan yaratılan, ruhu, aklı olan, sevmeyi, düşünmeyi, muhakemeyi yapabilen insanın ise dünyadaki tek görevi üstün yaratıcımız Allah’a ibadet etmek ve O’nun rızasını kazanmaya çalışmaktır. Fakat insanlar tüm nimetleri veren Rabbimiz’e karşı akılsızca nankörlük yaparak kendi istek ve tutkularına göre yaşamayı tercih edebilmektedirler. Bu durum iman etmeyen insanların içinde bulunduğu gafletin göstergesidir. Bu akıl kapalılığından ahireti düşünmek yerine dünya için yaşamayı tercih ederler. Mutluluğu, sevgiyi, neşeyi, eğlenceyi ve huzuru dünyada ararlar. Oysa iman etmedikleri sürece Allah onlara bu duyguların hiçbirini yaşatmaz. Tam tersine sürekli kederli, sıkıntılı, huzursuz, gergin, sevgisiz, mutsuz ve samimiyetsiz bir hayat sürerler. İçinde bulundukları durumun ne kadar küçük düşürücü ve aşağılayıcı olduğunu farketmelerini engelleyen akıl kapalılığı, yaşadıkları yerlerin durumunu, ahlak yapılarını ve çevrelerindeki insanların sadakatsizliğni ve ahlak çöküntüsünü yani ‘SOKAĞIN KİRLERİNİ’ görmelerini de engeller. İnkar edenlerin sonsuz cehennem azabıyla cezalandırılmalarına neden olan boş, amaçsız ve inkar içindeki yaşamlarına, sürüklenmelerine sebep olan ‘SOKAĞIN KİRLERİ’ni şu şekilde sıralayabiliriz:

1. Zengin olanın zenginle, fakir olanın fakirle dostluk yapmasının normal karşılanması. İnsanların ahlaklarına göre değil de maddi imkanlarına, tiplerine göre dost olarak seçilmesi, buna dünyevi bir bahane bulunması. Örneğin yalan olduğunu bildikleri halde, sosyal çevre, ortak arkadaşlar, imkanların uyuşması gibi dünyevi gerekçeleri sunarak güzel ahlaka göre bir dostluk kurulmasına karşı bahane bulunması.

2. Çıkar için birbirlerine iyi davranmak zorunda olmaları. Samimi sevgiye hiç yanaşmamaları. Sevgiyi yaşanması imkansız bir şey olarak görüp hep yapmacık olmaya karar vermeleri.

3. Kavgaya, kan dökmeye çok açık olmaları. Şeytanın kinini, öfkesini, düşmanlığını içlerinde yaşatmaları.

4. Dostluklarının hep çıkara dayalı olması, çıkarları bitince sevgi ve dostluklarının da bitmesi.

5. Gerçek yüzlerini hemen göstermeyip biraz zaman geçince hemen sinsi ve hain yönlerini ortaya çıkarmaları. Mesela işe giren bir kişiye ilk başta çok iyi davranıp birkaç hafta sonra ezici, zalim yönlerini göstermeleri. Karşı tarafın da bunu daha en baştan bilmesi.

6. Saygılarının gerçek saygı olmaması. Hep maddi çıkarları, rahatları, bir takım başka menfaatleri için saygı kavramını kullanmaları. Allah’ın rızasını kazanmak için, Allah’ın tecellisi olarak görüp saygı göstermeye hiç yanaşmamaları.

7. Kendilerine yapmacık bir hayat kurup, günlük davranışlarını, insanlarla ilişkilerinihatta konuşma üsluplarını, şivelerini, kendi ruhlarına uymayan, fıtratlarının dışında züppe ve özenti bir çizgiye yerleştirmeleri.

8. Utanma hislerinin yok olması. Kuran ahlakına uygun olmayan her türlü davranışı vicdanlarının emrettiğinin aksine, ‘akılcı mı değil mi diye sınamadan’, ‘başkaları yapıyor diye’ yapmaları.

9. Kendilerini küçük düşürecek durumların farkına varamaz bir durum içinde olmaları.

10. Tatile gitmek için herkesçe kabul gören yerlere gitme mecuburiyetinde hissetmeleri ve bunun için yemekten, sudan, elektrikten kesinti yaparak para biriktirmeleri. Tatile gittiklerinde de her adımlarında paralarını denkleştirmek için küçük entrikalar yapmaları, büyük sıkıntıya girmeleri ve dinlemek yerine daha da rahatsız olmuş ve yorulmuş olarak geri dönmeleri.

11. Tatilde otellerde verilen açık büfe yemekleri tok oldukları halde bedava olduğu için tabaklarına doldurmaları.

12. Kaldıkları otellerden havlu, sabun, şampuan, küçük paket reçel, yağ, çatal bıçak vs. yi izinsiz şekilde almaları.

13. Alışverişe gittiklerinde dükkan sahiplerine karşı ezik bir hal içine girmeleri. O kişilerin de dükkanı için mal aldığı ya da kendi mağazasından daha ünlü bir mağaza sahibine karşı aynı eziklik içinde olmaları.

14. Gözlerinde büyüttükleri kişilerin Allah’ın aciz birer kulu oldukları, türlü eksiklikler içinde olduklarının farkında olmamaları.

15. Herkesin güzel dediği birşeyi kendi zevklerine hiç uymasa da güzel diye evlerine koymaları, üstlerine giymeleri, aynen taklit etmeleri. Kendi zevk anlayışlarının tamamen körelmesi.

16. Avrupa’da, Amerika’da ünlü marka diye, kahve dükkanının kağıt bardağını ellerinde gezdirmekten, ünlü bir markanın kağıt torbasını atmayıp onu ellerinde gezdirmekten, insanlara ‘bende buradan alışveriş yaptım’, ‘ben de oranın kahvesini içtim’ diye sessiz bir mesaj göndermekten utanmamaları.

17. Dizilerden, filmlerden gördüklerini taklit etmeleri. Bedeni için ne işe yaradığına dikkat etmeden sırf moda oldu diye yoga, plates gibi sporlara merak salmaları.

18. Hiç zevklerine uymasa da ünlü bir markanın ürünü diye uyumlu uyumsuz üst üste giyinmeleri.

19. Eski halleri bilinmesine rağmen, yabancı aksanla konuşmaya başlamaları. Türkçe kelimeleri bulamıyormuş gibi yaparak konuşmaları, bazı anlamsız kelimeleri cümle aralarında kullanmaya başlamaları,’hani, yani’ gibi.

Sokakta Gördüğümüz Kirler