Gösterilen sonuçlar: 1 ile 2 Toplam: 2
  1. #1
    Tecrübeli Üye Go[rk]eM - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Nerden
    Ankara
    Mesaj
    479
    Rep Gücü
    98

    Enerji kaynaklarında çeşitlilik ve çevre hakkında bilgiler

    Nükleer santral yerine yenilenebilir temiz enerji ve özellikle jeotermal enerjiyi hızla devreye sokmak en akılcı bir çare..

    Enerji, ekonomik ve sosyal kalkınma için temel girdilerden birisi durumunda. Artan nüfus, şehirleşme, sanayileşme, teknolojinin yaygınlaşması ve refah artışına paralel olarak enerji tüketimi kaçınılmaz bir şekilde büyüyor. Buna karşılık enerji tüketiminin mümkün olan en alt düzeyde tutulması, enerjinin en tasarruflu ve verimli olarak kullanılması gerekiyor . Prof. Dr. İlyas Çağlar,

    İTÜ Maden Fakültesi, Jeofizik Mühendisliği,

    Yenilenemez Enerji Kaynakları: Fosil yakıtlar ve hidrolik kaynakların yer aldığı bu tür enerji kaynakları Türkiye'de geçmişten günümüze değin geniş bir yepazede kullanılıyor. Türkiye'nin kömür rezervi dünya kaynak varlığının %1'i civarında, petrol ve doğalgaz rezervleri ise son derece kısıtlı. Yurdumuzda 2000 yılı itibariyle rezervuarlarımızdaki doğalgaz toplam 18.5 milyar m3. Yaklaşık 45.000 metrik ton üretilebilir petrol kaynağımız var. Toplamda 8.450.360.000 tonluk linyit rezervlerimiz görünürken, kömür gibi termik santral yakıtı olarak veya sentetik petrol üretimi için kullanılabilen bitümlü şist ise toplamı 1.5 milyar ton rezervi ile ortada duruyor.

    Ülkemizde çoğunluğu Zonguldak yöresinde yer alan taşkömürü rezervimizin (422 milyon ton) %38'i görünür durumda. Brüt olarak 40.150.000 GWh miktar olarak bilinen dünya hidroelektrik potansiyelinin 3.150.000 GWh kısmı Avrupa'da ve bunun 433.000 GWh kısmı (Avrupa potansiyelinin % 16 sı civarında) Türkiye'de yer alıyor.

    Ülkemizdeki çeşitli hidrolojik havzada bulunan nehirlere kurulu santrallardan ülkemiz için 433 milyar kWh/yıl değerinde bir enerji potansiyelimizden söz edilir. Yeni veriler yerli enerji üretimindeki %25.5 miktarı olan odun ve tezek kullanımıyla evsel ısıtma yapıldığını ortaya koyuyor. Enerji ormancılığı ve enerji tarımının geliştirilmesi ve enerji ormancılığı için uygun alanların halen değerlendirilmemiş durumda olan %85'i beklemektedir.

    Yeni ve Yenilenebilir Temiz Enerji Kaynakları: Fosil yakıtlarını esas alan enerji kullanımı ile kısmen dışa bağımlılık, yüksek ithalat giderleri ve çevre sorunları gibi önemli olumsuzluklar ortaya çıkıyor. Bu nedenle yerel ve doğal konumunda olan yenilenebilir temiz enerji kaynakları gelişen ülkelerde artarak daha geniş kullanılıyor. Yanma sonucu ortaya çıkan CO2 emisyonlarının azaltılması da küresel ısınmanın kontrol edilmesi açısından büyük önem taşıyan günümüzün en büyük çevre sorununa bu yolla çözüm getirilmesinde bilimsel olarak da fikir birliğine varıldı. Dünyada sınırlı olan fosil yakıt rezervlerini tüketmeden onları olabildiğince korumak düşüncesi de yenilenebilir temiz enerji kaynaklarının kullanımın nedeni oluyor. Güneş enerjisi üzerine araştırma değerlerine göre ülkemiz oldukça önemli bir potansiyele sahip. Gerekli yatırımların yapılması halinde Türkiye yılda birim metre karesinden ortalama 1.500 kW saatlik güneş enerjisi üretebilir. Bu enerji kaynağına yönelimlerin bireysel çabalara bırakılmaya gerek kalmayacak şekilde devletçe özendirilip desteklenmesi gerekiyor.

    Rüzgâr enerjisi türbinleri, atmosferdeki sıcaklık ve basınç farkından oluşan rüzgârın kinetik enerjisini mekanik enerjiye dönüştüren mekanik araçlardır. Rüzgârdan enerji üretimi için mevcut potansiyelin ve uygun yerlerin belirlenmesi kapsamında EİE tarafından ağırlıklı olarak Ege ve Marmara olmak üzere çeşitli bölgelerde ölçümler sürdürülmesine rağmen, son 4 yıl içerisinde elektrik üretiminde kurulu güç toplamı 18,9 MW değerinden bugün itibariyle 80 MW değerine ulaştı.

    Bu alandaki açığımızı daha hızla kapamamız gerekiyor. Çünkü bu enerjide geleceği gören Kanada'da 2006 yılı itibarıyla 943 MW'lık kurulum mevcut olup planlanan ise 2811 MW civarındadır.

    Etrafı denizlerle çevrili olan ülkemizde deniz kaynaklı enerjilerden yararlanılması amacına yönelik dalga enerjisi santralları üzerine yapılmış hemen hiç çalışma yok. Halbuki uygulanabilir alanların belirlenmesi için gerekli çalışmalara hemen başlanabilir. Yine 21. yüzyılın yakıtı olarak varsayılan hidrojen enerjisi bir birincil ya da doğalgaz enerji çeşidi olmayıp, bir başka enerji tüketilerek elde olunan sentetik yakıt durumundaki enerji taşıyıcısıdır.

    Hidrojen motor yakıtı olarak kullanılabildiği gibi sanayide, elektrik üretiminde, konutlarda güvenle kullanılabilir özellik taşıyor. Türkiye, hidrojen elde edilmesi için gerekli olan su bakımından hiçbir zaman sıkıntı olmayacak ülkeler arasında. Bu enerji kaynağı alanındaki araştırmaların özendirilip desteklenmesi, gelecek için önemli yararlar sağlayabilir.

    Bugünün enerji kaynakları yenilenemeyen enerji kaynakları (kömür, petrol, doğalgaz ve nükleer enerji) ve yenilenebilen enerji kaynakları (odun, bitki atıkları, jeotermal enerji, güneş, rüzgâr, hidrojen, hidrolik, gelgit ve dalga enerjisi) şeklinde sınıflandırılıyor.

    Arz güvenliği ve kaynak çeşitliliği sağlamanın yanı sıra, ulusal ve uluslararası hukuki düzenlemelere uyulabilmesi, Avrupa Birliği yükümlülüklerinin yerine getirilmesi, iklim değişikliği, sera etki, küresel ısınma, asit yağmurları vb. gibi yerel, bölgesel ve küresel ölçekli çevre sorunlarının üstesinden gelebilmek için enerji üretiminde kaynak seçiminin doğru, güvenilir ve fizibil olarak yapılması oldukça önemli.

    İşte burada karşımıza çevreye saygılı ve temiz kaynak olarak jeotermal enerji çıkıyor. Bu enerji kaynağının kullanımı MÖ 1500 yılları kadar çok eskilere dayanıyor. Antik çağdan günümüze değin jeotermal enerjinin insanoğlu tarafından kullanılması yollarının araştırılması onun zararsız, temiz ve yenilenebilir olmasından kaynaklanıyor.

    Tüm dünyada bu çevre dostu enerji kaynağının aranması, geliştirilmesi ve ondan yararlanma çalışmaları konusunda halen giderek artan çok sayıda araştırmalar sürdürülüyor. Nisan 2005'te Antalya'da gerçekleştirilen

    Dünya Jeotermal Kongresi

    Konum olarak dünyanın genç tektonik kuşağı içinde yer aldığından Türkiye doğal olarak daha çok miktarda jeotermal enerji kaynaklarına sahip.

    Ülkemizde bilinen 1500 adet kuyu ve sıcak su ve mineralli su çıkışları çoğunlukla Ege Bölgesinde kümelenmiş. Jeotermal sahalarımız büyük bir çoğunlukla orta ve düşük sıcaklıklı sahalar olup bilinen jeotermal sahaların %95'i hacim (konut-sera) ısıtma uygulamalarına uygun görünüyor. Jeotermal enerji ile günün 24 saati kesintisiz ısıtma yapılabilir.

    Elektrik üretim teknolojilerinden birisi olan nükleer teknoloji 1970'lerde altın çağını "sayaçsız enerji" diye yaşarken, 1986 Çernobil faciasından sonra sorgulanmaya başlandı. Kurulum, üretim-işletim ve güvenlik maliyetlerinin yüksekliği, 35-40 yıllık ömürleri içinde sıkça arızalanmaları, uzun (ortalama 10-15 yıl) yapım süreleri göz önüne alındığında acil bir enerji ihtiyacına çözüm getiremez gibi görünüyor. Sayılan nedenlerden dolayı ve belki de temiz-güvenli olmayışından dolayı dünyada önemli sayıda ülkenin nükleer enerjiye ilgisi azaldı.

    GÜVENLİK KÜLTÜRÜ YOK

    Nükleer santrallarda güvenlik ve atık sorunu halen çözüm bekleyen en önemli unsur. Çernobil'e kadar, bilinmeyen 400 nükleer santral kazasının gizlendiği öne sürülüyor. Nükleer atıklar ülkelerin çeşitli yerlerinde depolanmış olarak bekletiliyor. Bu atıklar milyarlarca ek maliyet getirmesinin yanında, çevre açısından çok ciddi bir tehdit. Deprem kuşağında olan ve "güvenlik kültürü" nün yerleşmediği ülkemizde nükleer enerji santrallarını ekstra bir tehlike kaynağı gibi görmek zor değil. Geçen yıl Tuzla'da ortaya çıkan zehirli variller gibi çevre felaketinde, organize tedbirlerin ortaya konulmasında yaşanmış zorluklar, önce bir nükleer santral felaketine karşı toplum bilinci-eğitimi ve eylem planları oluşturulmasını zorunlu kılıyor. Ülkemizi çevreleyen ve eski teknolojilere göre kurulmuş çok sayıdaki nükleer santralda ne kadar önlem alındığı bilinmiyor. Yakın zamanda (Ağustos, 2004), gelişmiş bir ülke olan Japonya'nın başkenti Tokyo'nun kuzeybatısındaki Fukui'de bulunan Mihama Nükleer Santralı'nda meydana gelen sızıntı nedeniyle en az 4 kişinin hayatını kaybettiği kazanın nedeni bilinmiyor. Japonya'da bundan önce bir nükleer santraldaki en ciddi kaza 1999 yılında uranyum geliştirilen Tokaimura tesisinde gerçekleşmişti. Radyoaktif sızıntı nedeniyle 2 kişi ölmüş, tesis yakınlarında yaşayan binlerce kişi evlerinden tahliye edilmişti. Komşu ülke İran'daki nükleer tesisleşme tehlikesini dikkate almazsak nükleer risk haritasına (Şekil 1) bakıldığında Türkiye'nin ne kadar temiz bir konumda kaldığı gözleniyor.

    ENERJİ KAYNAK ÇEŞİTLİLİĞİ

    Nükleer santral yerine yenilenebilir temiz enerji ve özellikle jeotermal enerjiyi hızla devreye sokmak en akılcı bir çare. Çevreye saygılı jeotermal enerjinin doğrudan kullanım gibi seçenekleri ile azımsanamaz ekonomik kazanım sağlayabileceği gerçek bir olgu.

    Enerji üretiminde seçenekleri ve çevresel etkileri gösteren Tablo-1 incelendiğinde, fosil yakıtlı santral ve nükleer santral kullanımında gelişen çevre sorunlarının, yenilenebilir enerji kaynaklarında hiç sayılacak ölçüde. Bu tabloda yeşil renk zararsızlığı, kırmızı renk ise zararlı oluşu işaret etmek için kullanıldı.

    Jeotermal enerji üretimi, pratik ölçülerde tükenmez bir enerji kaynağıdır. Ülkemizde, enerji tasarrufu ve verimliliği alanlarında bilimsel çalışmalarla desteklenen merkezi projeler geliştirilmeli ve elektrik dağıtım şebekelerindeki kayıp-kaçak oranı, yüzde 20'lerden OECD seviyeleri olan ortalama yüzde 6'lara çekilmeli. Sonuç olarak yazımızda yapılan analizler, nükleer enerjinin ülkemizin enerji ihtiyacı için son ve tek çare olmadığını işaret ediyor..

    (Kaynak: Çağlar, İ., 2000. Jeotermal Cenneti Türkiye: CBT Dergisi, Sayı 710.)

  2. #2
    Tecrübeli Üye Go[rk]eM - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Nerden
    Ankara
    Mesaj
    479
    Rep Gücü
    98

    Cevap: Enerji kaynaklarında çeşitlilik ve çevre hakkında bilgiler

    Güneş ışınları ve rüzgar boşa gidiyor!

    Türkiye’de, güneş enerjisi kapasitesinden binde 1, rüzgar enerjisinden de binde 5 oranında yararlanıldığı bildirildi.

    Doğa Derneği Genel Müdürü Güven Eken, yaptığı
    açıklamada, enerji ihtiyacına kalıcı çözümler bulabilmek için üretimin büyük santraller yerine noktasal ölçekte ve kullanıcıya yakın bir noktada yapılmasının daha akılcı olduğunu söyledi. Enerji ihtiyacının, sürdürülebilir enerji kaynaklarına ve enerji verimliliğine yönelmekle karşılanabileceğini belirten Eken, uranyum gibi yenilenemeyen enerji kaynaklarının kullanımına karşı olduklarını ifade etti. Dünyanın neresinde olursa olsun nükleer enerjinin çözüm olarak kabul edilemeyeceğini savunan Eken, "Gerek nükleer enerji santralleri, gerekse büyük barajlar, yüksek miktarda enerji üretimini tek bir merkezde yapmakta ve enerji son kullanıcıya bu merkezden dağıtılmaktadır. Söz konusu büyük projeler çevreye geri dönüşsüz zararlar vermekte ve sürdürülebilir değil" dedi. Büyük merkezlerde üretilen enerjinin kullanıcıya nakli sırasında kaçak ve kayıplar oluştuğunu, aynı zamanda verimin azaldığına dikkati çeken Eken, enerji ihtiyacına kalıcı çözümler bulabilmek için üretimlerin büyük santraller yerine noktasal ölçekte ve kullanıcıya yakın bir noktada yapılması gerektiğini savundu. Eken, şöyle konuştu: "Türkiye’nin enerji ihtiyacını karşılayabilmek için büyük şirketlerin lobi çalışmalarına karşı durmak gerekir. Örneğin, coğrafi konumu itibariyle yılın ortalama 200 günü güneş görülebilen Türkiye’de bu doğal enerji kaynağının kapasitesinin sadece binde 1’i kullanılıyor." Eken, rüzgar enerjisi konusunda bazı firmalar tarafından yatırımlar yapılsa da, bunun yeterli olmadığını söyledi. Türkiye’nin rüzgar enerjisi potansiyelinin Avrupa ülkelerine oranla yüksek olduğunu belirten Eken, teknik kapasitesi 83 bin MV olan rüzgar enerjisinin sadece binde 5’inden yararlanılabildiğini kaydetti. Güneş ve rüzgar santrallerinin çevre dostu olduğuna işaret eden Eken, "Türkiye’nin enerji ihtiyacının önemli bölümü bu kaynaklar kullanılarak karşılanabilir. Avrupa ülkelerinde de bu yatırımlar son yıllarda ilgi görüyor" diye konuştu. Nükleer atıkların bertaraf edilmesi ya da yeniden işlenmesi sırasında ciddi derecede sızıntı ve kirlilik riskleri bulunduğunu ifade eden Eken, "Gerek bilimsel çalışmalar, gerekse dünyanın yaşadığı acı tecrübeler, nükleer santrallerin tehlikeli ve acımasız bir teknoloji olduğunu açıkça ortaya koymaktadır"dedi.

    Alıntı

Benzer Konular

  1. Kürtaj hakkında bilgiler
    CrosHifDevil Tarafından Gebelik Hamilelik Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 09-03-2012, 10:35 AM
  2. Üzüm Hakkında Bilgiler
    merveb72 Tarafından Sağlık Bilgileri Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 11-09-2011, 03:35 PM
  3. Psikoterapi hakkında genel bilgiler
    İnci Tarafından Ruh Sağlığı (Psikoloji) Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 16-10-2009, 12:35 AM
  4. Kombi hakkında bilgiler....
    D€NiZ Tarafından Ev Elektroniği Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 14-01-2009, 05:08 PM
  5. Piramitler hakkında ilginç bilgiler
    SMN Tarafından ilginç konular Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 26-01-2008, 10:02 PM
Yukarı Çık