1. Sayfa, Toplam 2 12 SonSon
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 Toplam: 14
  1. #1
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.801
    Rep Gücü
    137443

    Türkiyedeki dağlar

    Bolkar Dağları

    Bolkar dağları Orta Toroslar'ın kuzeydoğu uzantısının güney sırasını oluşturmakta ve Aladağlar'dan sonra sıradağların en yüksek doruklarını (Medetsiz-3524 m) kapsamaktadır Ortalama 3400 m yüksekliğinde KD-GB uzanımlı tipik bir sıradağ görünümü sunan Bolkar Dağları sistemin kuzeye uzanan parçası Aladağlar'dan Seyhan Nehri kolu Pozantı Çayı ile ayrılmaktadır. Başlıca 3 yükselti grubundan oluşmaktadır. Güneyde Yıldız Dağı (3134 m) orta kesimde Aydos Dağı (3430 m) ve doğuda Pozantı - Gavur Dağları (3114 m) bulunmaktadır Yıldız Dağı güney-güneybatısında Karagüney Dağları (2474 m) ise Bolkar Dağları'nın güneybatıya alçalan ve ortalama yükseltisi 2000 metreyi bulan yüksek plato kesimini oluşturur

    Güneyde yer alan İçel ile kuzeyde yer alan Karaman Konya ve Niğde il sınırları Bolkar dağları su bölümü çizgisini takip etmektedir. Batıda Ayrancı (Karaman) kuzeyde Halkapınar (Ereğli) ve Ulukışla (Niğde) doğuda Pozantı (Adana) ve güneyde Çamlıyayla (İçel) en yakın yerleşim birimleridir. Bolkar Dağları'nın en yüksek kesimi (Medetsiz zirvesi-3524 m) ve en çok tanınan Göller Yöresi Niğde il sınırları içerisinde kalmaktadır. Dağlık alana giden en kolay ulaşım yolu da Niğde-Ulukışla-Darboğaz üzerinden sağlanmaktadır. Bolkar Dağları aynı zamanda Akdeniz Bölgesi ile İç Anadolu Bölgesi arasındaki bölge sınırının bir parçası üzerinde bulunmaktadır.

    Aladağlar'dan sonra Toros Sıradağları'nın en çok tanınan bölümü Bolkar Dağları'dır. Yılın her mevsimi eğitim ve tırmanış amaçlı gelen dağcıların eksik olmadığı Bolkar dağları ülkemize gelen yabancı doğa sporcularının da mutlaka uğradığı dünyaca üne sahip dağlarımız arasındadır. Ancak ulusal ve uluslararası boyutta sportif ve turistik kullanımın giderek denetimsiz biçimde yoğunlaşması Bolkar dağları ekosistemi üzerinde antropojen baskıları da arttırmaktadır. Ayrıca doğal afet riskleri ve Kış Turizmi açısından gerekli fonksiyonel alanların belirlenip haritalanmamış olması önemli bir eksikliktir. Bunun yanı sıra; Niğde Adana ve İçel illerinden Bolkarlar'a çıkarak geleneksel yaylacılık faaliyetlerini sürdüren önemli bir yaylacı nüfusu da bulunmaktadır. Yaylacılar alpin çayırlarda ve orman üst sınırına yakın alanlarda aşırı hayvan otlatması yaparak endemik dağ çiçeklerinin neslini ve orman alanlarını tehlikeye sokmaktadırlar. Yine uzun yıllar boyunca yapılan aşırı ve kaçak avcılık nedeniyle yaban hayatı üzerinde de önemli bir azalma gerçekleşmiştir. Özellikle Göller Yöresi'ndeki buzul göllerinde bulunan endemik kurbağalar ve bu alana gelen dağ keçileri büyük tehlike altındadır.

    Çevresel tahribatın etkilerini hissettirmeye başladığı Bolkarlar'da çevre koruma planlamaları ve uygulamalarına henüz geçilememiştir. Bolkar Dağları'nın sahip olduğu turizm potansiyelinin ve ekolojik yapının da koruma-kullanma dengeleri oluşturulmak kaydıyla değerlendirilmesi kaçınılmazdır. Nitekim bu amaçla T.C. Turizm Bakanlığı Kış Turizm Merkezi kapsamında Bolkar Dağları'nı da değerlendirmeye almıştır.

    Her Hakkım Saklıdır®
    |l|lllll|lll||ll||lll||ll||
    ³³°¹³²¹³ °¹²¹²²³
    © σяigiиαL-ρяσfiLє ®

    Supermeydan

  2. #2
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.801
    Rep Gücü
    137443

    Cevap: Türkiyedeki dağlar

    Süphan Dağı

    Süphan Dağı
    Türkiye'nin 2.büyük Dağı olmakla birlikte Heybetiyle eşine rastlanır yoktur. Rakımı 4.434 'tür. Adeta çevresindeki Doğal Su Kaynakları ile su deposu niteliği taşımaktadır. Patnos - Adilcevaz - Ahlat ve Malazgirt ilçelerinin sınırları içinde olmakla birlikte 3/4'lük kısmı Patnos sınırları dahilinde kalmaktadır. Bu 4 ilçenin tüm su kaynakları Süphan Dağı'ndan çıkmaktadır.

    Dağın zirvesinde bulunan Krater Göl maviliği ile okyanus Sularından daha büyüleyicidir. Bu koyu mavilik gölün çok derin olmasından kaynaklanmaktadır.

    Süphan DAğı keşfi bekleyen gizli bir hazine gibidir. Dağın zirvesinde Temmuz ve Ağustos ayları içerisinde Güneşin Doğuşu ve Batışının tarifi anlatılır gibi değil. Gün Doğuşu ve Batışını Zirvede seyretmek için bir gece konaklamak yeterli olacaktır. Manzarayı anlatmak için YERİNDE YAŞAMAK GEREKİR.

    Süphan Dağı Efsanesi

    Süphan Dağı'nın zirvesinde Kırklar olarak bilinen 40 ad. Şehit Mezarı bulunmaktadır. Ayrıca zirvede Peygamber Mezarının da olduğu rivayetler arasında yer almaktadır.

    Efsanesi
    Hace ile Siyabent adından 2 Sevgilinin Efsanevi Aşk yaşadıkları Siyabent Sevgilisi Hace'yi kaçırarak Karnalık denilen Süphan Dağı eteğindeki uçurumun tepesine götürür. Günlerce orada kalan Dillere Destan 2 Sevgili evlenecekleri günü hayal ederlerken Siyabent başını Hace'nin dizine koyup derin bir uyku çekmek ister. O sırada bir geyik sürüsünün geçmesiyle sürünün Liderliğini yapan erkek geyik dişi geyiğe diğer geyiklerin yaklaşmamasını sağlarken manzarayı gören Hace duygulanıyor. O sırada gözlerinden damlayan yaş sevgilisinin yüzüne düşer. Uyanan sevgili Hace'ye niçin ağladığını sorar?

    Seni ağlatan o lider geyiğin ciğerini söküp sana getireceğim. Sevgili Lider Geyiği vurur keseceği an geyiğin ayaklarını çırpmasıyla Siyabent uçurumdan aşağıya düşer. Hace düşen Sevgiliye Ben Ne Yapayım diye seslenirken O da Hace'ye Ben artık faydasızım diye cevap verir. Hace'de kendini uçurumdan aşağıya atarak Efsane bir Aşk Efsanesi olarak ölümsüzleşir ve günümüze kadar yansır. İki Sevgilinin düştüğü yerler arasında heryıl kendiliğinden 2 gül yeşerir.

    Her Hakkım Saklıdır®
    |l|lllll|lll||ll||lll||ll||
    ³³°¹³²¹³ °¹²¹²²³
    © σяigiиαL-ρяσfiLє ®

    Supermeydan

  3. #3
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.801
    Rep Gücü
    137443

    Cevap: Türkiyedeki dağlar

    Melendiz Dağı

    Melendiz Dağı (2963 m.); İl Merkezi'ni kuzeybatıdan çevrelemekte ve Merkez İlçe ile Çiftlik Altunhisar Bor ilçe sınırlarının kavuşma sahasını oluşturmaktadır. Güneydeki Niğde-Bor düzlükleri ile kuzeydeki Çiftlik (Melendiz) Ovası arasında kuş uçuşu yaklaşık 24 km.'yi bulan bir volkanik yayılışa sahiptir. Batıya doğru uzantısı olan Keçiboyduran Dağı (2727 m.) ve kuzeye doğru uzantısı olan Göllüdağ volkanik ünitesi (2172 m.) ile beraber dikkate alındığında İç Anadolu Bölgesi'nin en geniş yayılışa sahip volkanik ünitesi olduğu söylenebilir.

    Melendiz Dağı kütlesi Akdeniz üzerinden Gülek Boğazı koridoru boyunca sokulan nemli hava kütlelerini karşılamakta ve İl Merkezi ile Altunhisar Bor Çiftlik İlçesi civarına orografik yağışların düşmesine sebep olmaktadır. Özellikle Çiftlik ilçesi Melendiz Dağı yükseltileri arasında bulunması nedeniyle bu orografik yağışlardan daha çok etkilenmekte ve çevresindeki geniş ovalık alanlara göre daha yağışlı ve serin bir mikroklimaya sahip olmaktadır.

    Melendiz Dağı çevredeki kırsal nüfusun yoğun yaylacılık faaliyetine sahne olmasıyla Niğde'nin sosyo-ekonomik hayatında önemli bir yer edinmiştir. Mayıs ayı sonuna kadar eriyen kar sularının beslediği yer üstü ve yer altı su kaynaklarının yanında derin vadileri içinde oluşturulmuş baraj göletleri (Gebere Murtaza Azatlı vs.) ile de Niğde'nin doğal su deposu durumundadır. Benzersiz mera ekosistemine sahip Ketençimen ve Çiçeklibel gibi yaylaları Ihlara Vadisi'nin bir benzeri olan Gebere Vadisi Göllüdağ Narlıgöl ve Bozköy krater gölleri yine Göllüdağ krateri üzerindeki Hitit harabeleri ile oldukça zengin bir eko-turizm potansiyeline sahiptir.

    Her Hakkım Saklıdır®
    |l|lllll|lll||ll||lll||ll||
    ³³°¹³²¹³ °¹²¹²²³
    © σяigiиαL-ρяσfiLє ®

    Supermeydan

  4. #4
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.801
    Rep Gücü
    137443

    Cevap: Türkiyedeki dağlar

    Nemrut Dağı Milli Parkı

    Yumruk büyüklüğündeki çakıl taşlarından oluşturulmuş Nemrut yapay tümülüsü ve iki terasından birindeki heykeller grubu

    Kartal kafası
    Arka planda yıldızlarla donatılmış arslan kabartması görülmekte
    Kafaları düşmüş heykeller grubuNemrut Dağı Milli Parkı Adıyaman ili Kahta ilçesi bulunan ve içinde Komagene antik kentini barındıran milli park ve ören yeri. Adıyaman il merkezinde Kahta'ya bağlantı sağlayan karayolu ile ulaşım sağlanmakta olup Milli Park alanı Kahta'ya 9 km Adıyaman'a 43 km uzaklıktadır.

    Nemrut Dağı ve Kommagene Kralı Antiochos'a ait Tümülüs ve kutsal alanlar Milli Park'ın ana özelliğini teşkil etmektedir.

    Antiochos'un tümülüsü ve dev heykelleri Arsameia(Eskikale)Yenikale Karakuş Tepe ve Cendere KöPage Rankingüsü Milli Park içerisinde kalan kültürel değerlerdir. Eski çağlarda Kommagene olarak anılan bu bölgede I.Mithradates tarafından bağımsız bir krallık kurulmuş krallık onun oğlu I.Antiochos (MÖ 62-32)un egemen olduğu yıllarda önem kazanmıştır. MS.72 yılında da Roma'ya karşı yapılan ve kaybedilen savaş ile krallığın bağımsızlığı sona ermiştir.

    Nemrut Dağı doruğundaki kalıntıları yerleşme yeri olmayıp Antiochos'un Tümülüsü ve kutsal alanlardır. Tümülüs 2150 metre yüksekliğinde Fırat Nehri geçitlerine ve ovalarına hakim tepe üzerinde bulunmaktadır. Kralın kemiklerinin ya da küllerinin anakayaya oyulmuş odaya konulduğu ve 50 metre yüksekliğinde ve 150 metre çapındaki tümülüs ile örtüldüğü düşünülmektedir. Girişi kuzeyden olup doğuda ve batıda dini törenlerin yapıldığı teras şeklindeki avlular yer almaktadır.

    Her iki terasta da aslan ve kartal heykelleri arasında yüksekliği 7 metreye ulaşan oturur vaziyette dev heykeller sıralanır bunlar yazıtları ve kabartmaları olan ortostad (dik olarak konulan büyük taş bloklar)'la çevrilmiştir. Eski Kahta Köyü yakınında Kommagene'nın başşehri Arsameia yer alır. Burada Mithridates'in kutsal alanı bulunmaktadır.

    Yine Eski Kahta yakınında Kocahisar Köyü civarında sarp kayalar üzerine kurulmuş Yenikale yer alır. Kale ortaçağ etkileri taşırsa da geç devre aittir. İçinde su depoları hamam cami ve Kahta Çayı'na inen gizli su yolu bulunmaktadır.

    Kahta Çayı'nın bir kolu olan Cendere Çayı'nın daraldığı yerde iki ana kaya üzerinde tek kemerli olarak yapılan Cendere KöPage Rankingüsü yer almaktadır. KöPage Rankingü sütunları üzerindeki kitabeye göre Kommagene şehirleri tarafından Roma İmparatoru Septimus Severus (MS 193-211)ile karısı ve oğulları onuruna yaptırılmıştır. Arsameia'nın 10 km güneybatısında 21 metre yüksekliğinde krallık kadınlarının gömüldüğü Karakuş Tepe Tümülüsü bulunmaktadır.

    Her Hakkım Saklıdır®
    |l|lllll|lll||ll||lll||ll||
    ³³°¹³²¹³ °¹²¹²²³
    © σяigiиαL-ρяσfiLє ®

    Supermeydan

  5. #5
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.801
    Rep Gücü
    137443

    Cevap: Türkiyedeki dağlar

    Aladağlar

    Aladağlar Orta Toros Sıradağları'nın kuzeydoğu uzantılarını oluşturmakta ve sıradağ silsilesinin en yüksek doruklarını (Demirkazık Zirvesi – 3756 m.) kapsamaktadır. Ortalama 3100 m. yüksekliğinde KKD-GGB uzanımlı tipik bir sıradağ görünümü sunan Aladağlar başlıca 4 yükselti grubundan oluşmaktadır Kuzey kesimde Demirkazık grubu (3756 m.) orta kesimde Yedigöller grubu (Kızılkaya doruğu – 3725 m.) güney kesimde Kaldı grubu (3688 m.) ve güneydoğuda ise Torasan grubu (Vayvay dağı – 3565 m.) bulunmaktadır. Bu yükselti gruplarını kuzeyde Develi Ovası kuzeydoğuda Zamantı Irmağı Vadisi batıda Çamardı-Ecemiş Depresyonu güneybatıda Kamışlı Boğazı güneydoğuda ise Aladağ Çöküntü Havzası çevrelemektedir. Kuzeydeki Develi Ovası düzlüklerinden yükselmeye başlayan Aladağlar'ın güneybatıdaki Kamışlı Boğazı'na kadar olan uzunluğu yaklaşık 80 km.'yi bulmaktadır. En geniş bölümü ise batıdaki Ecemiş Çayı ile doğudaki Zamantı Irmağı arasında yaklaşık 30 km. civarındadır.

    Aladağlar batıdaki Niğde İli kuzeydeki Kayseri İli ve güneydeki Adana İli arasında bu üç ilin idari sınırlarının kesiştiği bir konumda bulunmaktadır. Aladağlar'ın yakın çevresindeki en önemli yerleşmeler; batı kesimdeki Niğde İli Çamardı İlçe Merkezi kuzey kesimdeki Kayseri

    İli Yahyalı İlçe Merkezi güneybatı kesimdeki Adana İli Pozantı İlçe Merkezi ve güneydoğu kesimdeki Adana İli Aladağ İlçe Merkezi'dir. Yaklaşık 1024 km2'lik bir alanı kaplayan Aladağlar'ın önemli bir bölümü Niğde İli sınırları içerisinde kalmaktadır. Dağlık alana yaklaşmak için en kolay ve en çok kullanılan ulaşım yolu da Niğde İl Merkezi'nden Çamardı İlçesi'ne giden yoldur. Aladağlar'ın Niğde ve Kayseri bölümlerini de içine alan tamamı Akdeniz Bölgesi'nin Adana Bölümü'nde bulunmaktadır. Kuzeyde Kayseri İli'ne bağlı Yahyalı İlçe Merkezi ile batıda Niğde İli'ne bağlı Çamardı İlçe Merkezi'ni Aladağlar'ın etekleri boyunca birleştiren doğal sınır Akdeniz Bölgesi ile İç Anadolu Bölgesi arasındaki bölge sınırının bir parçasıdır.

    Türkiye'de dağ denince akla Toroslar gelmekte Toroslar'ın en çok tanınan bölümünü ise Aladağlar oluşturmaktadır. Aladağlar'da; Türk dağcılarının “O bizim tapınağımızdır diye tanımladıkları Demirkazık (3756 m.) Doruğu'na 3500 metre civarında 15'e yakın zirve eşlik etmektedir. Yılın her mevsimi eğitim ve tırmanış amaçlı gelen dağcıların eksik olmadığı Aladağlar ülkemize gelen yabancı doğa sporcularının da mutlaka uğradığı dünyaca üne sahip dağlarımızın başında gelmektedir. Ancak ulusal ve uluslararası boyutta sportif ve turistik kullanımın giderek denetimsiz biçimde yoğunlaşması Aladağlar ekosistemi üzerinde antropojen baskıları da arttırmaktadır.

    Ayrıca doğal afet riskleri ve alanları belirlenip haritalanmamış olduğu için Aladağlar'da ölümlü dağ kazaları da artış göstermektedir. Bunun yanı sıra; Niğde Kayseri ve Adana illerinden Aladağlar'a çıkarak geleneksel yaylacılık faaliyetlerini sürdüren önemli bir yaylacı nüfusu bulunmaktadır. Yaylacılar Aladağlar'ın alpin çayırlarında aşırı hayvan otlatması yaparak endemik dağ çiçeklerinin neslini tehlikeye sokmaktadırlar. Yine uzun yıllar boyunca yapılan aşırı ve kaçak avcılık nedeniyle yaban hayatı üzerinde de önemli bir tahribat gerçekleşmiştir. Ayrıca Aladağlar'ın bazı derin vadileri içinde varlığını koruyabilmiş orman kalıntıları bulunmakta ancak özellikle Emli Vadisi'nde olduğu gibi endemik Toros Göknarları yaygın ökse otu tehdidiyle kurumakta böylece son orman kalıntıları da doğal yolla ortadan kalkmaktadır.

    Çevresel tahribatın etkilerini hissettirmeye başladığı Aladağlar'da T.C. Orman Bakanlığı'nca koruma çalışmaları başlatılmış ve ilk olarak 1991 yılında Kayseri bölümünde kalan “Hacer Ormanı Tabiat Parkı” ardından 1995 yılında hemen bütün Aladağlar'ı kapsayan “Aladağlar Milli Parkı” Bakanlar Kurulu Kararı ile ilan edilmiştir. Günümüzde “Aladağlar Milli Parkı”nda planlanmış koruma uygulamalarına henüz geçilememiş olup bunun için öncelikle Milli Parklar Kanunu kapsamında hazırlanması gereken “Uzun Vadeli Gelişme Planları”nın bitmesi beklenmektedir.

    Aladağlar'ın sahip olduğu turizm potansiyelinin de koruma-kullanma dengeleri oluşturulmak kaydıyla değerlendirilmesi kaçınılmazdır. Nitekim bu amaçla T.C. Turizm Bakanlığı “Birinci Derecede Öncelikli Yüksek Dağlık Alanlar” kapsamında 6 dağlık bölgeden biri olarak Toros Aladağlar'ı da değerlendirmeye almıştır.

    Milli Park ve Turizm Bölgesi çalışmalarının yanında Aladağlar'ın sahip olduğu doğal kaynaklar için politik-stratejik ve arazi kullanım ilkeleri ile bunların uygulama tekniklerini kapsayan “Dağ Alanları Yönetimi (DAY) ve Planlaması” çalışmalarının da yapılması gerekmektedir. Değişik amaçlı kullanım planlamalarını kaçınılmaz çevresel öncelikler etrafında bütünleştirecek doğaya uyumlu sürdürülebilir kullanım uygulamalarının yürütüleceği ortak bir yönetim sisteminin kurulması DAY ve Planlaması çalışmalarının başlıca katkılarından biri olacaktır.

    Aladağlar'ın doğa sporları ve turizmi açısından en yoğun kullanılan ve en zengin doğal kaynak değerlerine sahip bölümü Niğde İli sınırları içerisinde kalmaktadır. Ayrıca Niğde İl Merkezi Aladağlar'a ulaşmak isteyenlerce giriş kapısı olarak kullanılmaktadır. Bu nedenlerle; Aladağlar'ı öncelikle sahiplenmesi gereken il Niğde'dir. T.C. Niğde Valiliği Niğde Üniversitesi Niğde'li özel teşebbüs yerel medya ve yöre halkı dağlarına sahip çıkmalıdır.

    Her Hakkım Saklıdır®
    |l|lllll|lll||ll||lll||ll||
    ³³°¹³²¹³ °¹²¹²²³
    © σяigiиαL-ρяσfiLє ®

    Supermeydan

  6. #6
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.801
    Rep Gücü
    137443

    Cevap: Türkiyedeki dağlar

    Kaz Dağı
    İnsanı büyüleyen doğal güzellikleriyle birçok efsaneye ve mite konu olan Türkiye'nin cennet köşesi Kazdağı (Kazdagi ida) Çanakkale iline yaklaşık 90 Km mesafede olup Balıkesir ili Edremit ilçesi sınırları içinde yer almaktadır. 1774 m yüksekliğindeki Kazdağı (Kazdagi ida) Edremit Körfezi'nin üstünde oldukça geniş bir alana yayılmıştır. Antik çağlarda ida dağı olarak anılan Kazdağı (Kazdagi) Ege Bölgesi'yle Marmara Bölgesi'ni biribirinden ayıran Biga Yarımadası'nın en yüksek dağıdır. Kazdağı (Kazdagi ida); akarsular bitki örtüsü (flora) ve havan varlığı (fauna) açısından Türkiyen'nin en zengin bölgelerinden biridir. Kazdağı (Kazdagi ida) üzerindeki kuzey – güney istikametinde uzanan derin vadi ve kanyonlar bu zenginliğin en önemli kaynaklarındandır. Kazdağı'nı (Kazdagi) saran ormanlar tüm bölge için muazzam bir oksijen kaynağıdır.

    Kazdağı'ndaki (Kazdagi ida) ormanlar sahilden kızılçamlarla başlayıp 800 M. yükseklikte karaçamlara daha sonra karaçam – meşe karışımı bir örtüye bürünürler. Daha yüksek kesimler Dünya'da yalnız Kazdağı'nda (Kazdagi) yetişen Kazdağı Göknarı veya Troya (Troia Truva) Çamı diye de adlandırılan Ağaç larla örtülüdür. Kazdağı (Kazdagi ida) Göknarı 1988' de çıkarılan bir yasa dahilinde koruma altındadır. Aynı zamanda Kazdağı (Kazdagi) ender görülen bitki çeşitleri ve şifalı otlar açısından da oldukça zengindir. Kazdağı'nın Edremit Körfezine bakan tarafındaki yaklaşık 25 Km2 lik alan 1993 yılında çıkan yasa dahilinde Milli Park Alanı olarak ilan edilmiş ve özel koruma altına alınmıştır.

    Kazdağı (Kazdagi) sahip olduğu zengin su kaynaklarıyla etrafındaki bölgeleri besler onlara bereket dağıtır. Homeros Efsanevi Truva Savaşı'nı konu alan Ilyada destanında Kazdağı'nı ‘büyük pınarlı Ida' olarak tanımlar. Bunun en büyük göstergesi Kazdağı (Kazdagi) Milli Parkı içersinde dokuz tane güçlü dere yatağının bulunmasıdır. Kazdağı'ndaki bu derelerde oluşan büvet adı verilen havuzcuklar yazın sıcak dönemlerinde serinlemek için bire birdir.

    Kazdağı Milli Parkı içersinde ve civarında rehber eşliğinde gezilmesi gereken yerlerden bazıları; Şahindere Kanyonu Mıhlı Çayı Vadisi Kalkım Hanlar Mevkii Ayı Deresi Tozlu Yaylası Sutüven Şelalesi Manastır Çayı Sarıkız Efsanesinin geçtiği belirtilen Sarıkız Zirvesi Adatepe Köyü yakınlarındaki Zeus Altarı Ayazma Mesire Yeri olarak sayılabilir.

    Kazdağı Etekleri'ndeki Şahinderesi Kanyonu macera arayanlar için enfes güzel parkurlardan biridir. 27 Km uzunluğundaki Kanyonun yüksekliği 600 M.'yi bulur. Parkurda su ve kuş sesleri arasında Dereçatı Mevkii'inde yüzebilir biraz ilerde nanelerin arasından akan Naneli Pınar'a ulaşabilirsiniz. Rehbersiz gitmenin tehlikeli ve zor olabileceği kanyon'a giriş Orman İşletmesi Müdürlüğün'den izinle yapılabilir.

    Kazdağı (Kazdagi ida) yakınlarında gezilebilecek yerlerden bir tanesi de Alibey KUDAR'ın kurduğu Akçay'a 5 Km mesafede olan Tahtakuşlar Köyü'ndeki Türkiye'nin ilk Özel Etnografya Galeri'sidir.

    Kazdaği (Kazdagi ida) birçok önemli edebiyat eserine efsanelere ve mitlere konu olmuş bir bölgedir. Türk edebiyatında önemli bir yeri olan Halikarnas Balıkçısı'nın bazı eserlerinde Kazdağı (Kazdagi İda Dağı) ismi birçok sefer bahsedilir. Kazdağı (Kazdagi İda Dağı) isminin nasıl ortaya çıktığı; bir iftira sonucunda kazlarla beraber İda Dağı'nda bırakılan dünyalar güzeli Sarı Kız ile Babası arasında geçen efsanevi hikayede anlatılır. Dünya Edebiyatı'na damgasını vurmuş Homeros'un ilyada Destanı'ndaki efsanevi Truva Savaşı'ında Kazdağı'nın (Kazdagi ida) yeri aşağıdaki gibi bahsedilmektedir:

    Olympos Dağı'ndaki Kral Peleus ile deniz perisi Thetis'in evlenme merasimine davet edilmeyen nifak tanrıçası Eris intikam almak için düğün gecesi yemek yenilen masaya ‘en güzele' diye yazan altın bir elmayı bırakıverir. Bunun üzerine çıkan huzursuzluk sonucunda Tanrıların Tanrısı Zeus seçimin Afrodit Hera ve Athena arasında yapılmasına karar verir. Bu huzusuzluğu Olympos'tan ve Tanrılar'dan uzaklaştırmak isteyen Zeus ‘Gidin' diye gürler ve ‘Irmakları bol İda dağına orada Paris adında Troya'lı bir prens yaşamaktadır. Bu işlerden en iyi anlayan odur' der. Böylelikle efsaneye göre tarihteki ilk güzellik yarışması Kazdağı'nda (Kazdagi ida) gerçekleştirilir.

    Kazdağı'nda (Kazdagi ida) yaşayan Truva Kralı Priamos'un oğlu Paris'in hakem olduğu yarışmada; Hera Athena ve Afrodit en güzel seçilebilmek için Paris'e teklif ettikleri hediyelerle tarihteki ilk rüşvet olayına da vesile olmuşlardır. Dünya'nın en güzel kadını ‘Helen' nin aşkını teklif eden Afrodit yarışmayı kazanmış ama Paris ve Truva Şehri bu duruma sinirlenen Hera ve Athena'nın lanetini üzerine almıştır. Efsaneye göre Olympos'taki tanrılar Truva Savaşı'nı Kazdağı'ndan (Kazdagi ida) izlemişlerdir. Mitolojiye göre Zeus Kazdağı'nda (Kazdagi ida) doğmuştur.

    Çanakkale'den Kazdağı Ayazma Mesire yerine gitmek için; Çanakkale - İzmir karayolu üzerinde 50 Km sonra varacağınız Ezine İlçesi'nde Bayramiç yol ayrımını takip ediniz. 30 Km sonra karşınıza çıkacak Bayramiç İlçesi'nden itibaren yaklaşık 20 Km'lik müthiş keyifli bir doğa yolculuğu sonrasında Kazdağı Milli Parkı Ayazma Mesire Yerine ulaşılır. Alternatif istikamet olarak; Biga Çan Yenice Kalkım yolunu da izleyebilirsiniz.

    Her Hakkım Saklıdır®
    |l|lllll|lll||ll||lll||ll||
    ³³°¹³²¹³ °¹²¹²²³
    © σяigiиαL-ρяσfiLє ®

    Supermeydan

  7. #7
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.801
    Rep Gücü
    137443

    Cevap: Türkiyedeki dağlar

    Uludağ Olimpos Dağı

    Oksijensiz ilk çıkış {{{Oksijensiz ilk çıkış}}}
    En kolay rota {{{En kolay rota}}}
    Uludağ Olimpos Dağı olarak da bilinir. Bursa ili sınırları içinde 2.543 m yüksekliği ile Türkiye'nin en büyük kış ve doğa sporları merkezi olan dağ.

    Antik çağın ilk tarihçilerinden Heredot (İ.Ö 490-420) yazdığı Heredot Tarihi isimli kitabında Uludağ Olympos olarak geçer ve Olympos'ta Lydia kralı Kroisos'un oğlu Atys'in yaşadığı trajediyi anlatır. Heredot'tan 400 yıl sonra Amasya doğumlu Coğrafyacı Strabon (İ.Ö 64-İ.S 21) yazdığı 17 kitaptan oluşan Coğrafya isimli kitabında Uludağ Olympos ve Mysia Olympos'u olarak geçer. Strabon; Mysia isminin aslının Lydia'lılarda gürgen ağacı anl***** gelmektedir. Roma İmparatorluğu'nda resmi din hıristiyanlık olduktan sonra Uludağ'da 3. yüzyıldan sonra keşişlerin yaşadığı ilk manastırlar kurulmaya başlanmış ve manastırlar 8. yüzyılda sayıca en üst seviyeye çıkmıştır. Uludağ'da Nilüfer nehri ile Deliçay arasındaki vadi ve tepelerde 28 manastır kurulmuştur.

    Orhangazi Bursa'yı uzun bir kuşatmadan sonra teslim almış ve dağdaki keşişlerin yaşadığı manastırların bir kısmı terk edilirken bazılarının yerlerine Doğlu Baba Geyikli Baba Abdal Murat gibi müslüman dervişlerin inziva yerleri olmuştur. Orhangazi Bursa'yı teslim aldıktan sonra Türkler dağa Keşiş Dağı ismini vermişlerdir. 16. yüzyılda Bursa'ya gelen Alman seyyah Reinhold Lubenau Uludağ'ın Türklerin eline geçtikten sonra keşişlerin sadece gündüzleri ibadet için dağa çıktıkları ve manastırların harç kullanılmadan taş duvarlarla yapıldığını belirtir.

    Marmara Bölgesinin en yüksek dağı. Kuzeybatı-güneydoğu doğrultusunda uzanan Uludağ'ın uzunluğu 40 km'yi bulur. Genişliği ise 15-20 km'dir. Toplu ve heybetli bir görünüşe sahip olan bu dağın Bursa'ya bakan yamaçları kademeli güneye Orhaneli'ne bakan tarafları ise düz ve daha diktir. En yüksek noktası Uludağ Tepe'de 2.543 m'dir. Dağın kuzey tarafında Sarıalan Kirazlı Kadı Sobra yaylaları vardır.

    Uludağ'ın yüksek yerlerinde eski buzullara ait izlere raslanmaktadır. Karatepe'nin kuzeyindeki Aynalıgöl Karagöl ve Kilimligöl buzul gölleri bu izlerin en önemlileridir. Bu göllerin mavi berrak suları hemen aşağısında başlayan yemyeşil çam ormanları yükseklerdeki beyaz kar yığınları buraların güzelliğine güzellik katmaktadır.

    Etrafındaki çöküntü sahalarının cevresinde yükselen Uludağ'da tabakalar arasında yer yer maden ve maden damar yataklarına rastlanmaktadır. Türkiye'nin önemli volfram yatakları buradadır. İklimi yüksek dağ özelliğindedir. Yükseklere çıkıldıkça kar yağışı ve miktarı fazlalaşır. Yüksekliğe bağlı olarak da ısı azalır. Dağın doruk noktasındaki karlar yaz kış erimez. Bazı yerlerde kar kalınlığı iki metrenin üzerine çıkmaktadır. Uludağ'dan kaynaklanan derin vadiler içindeki pekçok dere Nilüfer Çayı ile Göksu'ya ulaşırlar.

    Uludağ modern dağ tesisleri teleferiği Bursa'nın hemen yanında olması ile dağ ve kış turizminin merkezi olmuştur.Türkiyenin en büyük kayak merkezidir.Yol durumunun uygunluğu her mevsim kar bulunması eşsiz manzaraları buraya turist çekmektedir. Dağın doruk noktasından açık havada İstanbul Marmara ve civar yakın yerlerin görünmesi buraya ayrı bir özellik vermektedir. Doğu kuzey eteklerinin Bursa Ovasına yakın yerlerinde sıcak su kaynaklarının bulunmasından burada kaplıcalar meydana gelmiştir. Bursa'nın Çekirge semtindeki bu kaplıcalar pekçok hastalığa şifa olmaktadır.

    Bitki örtüsü Bitkisel zenginlik bakımından ender yerlerden biridir. Mart ayında alt kademelerde başlayan uyanma yaz boyunca zirvede devam etmektedir. Özellikle orman kuşağının üzerinde yer alan ve pek çok kişi tarafından kıraç olarak bilinen dağda çok zengin ve bu bölgeye özgü nadir bitki türleri yayılış göstermektedir.

    350 m den itibaren
    defne zeytin katran ardıcı fındık laden funda kızılçam maki ve çalılık alanlar

    350-700 m arası
    kestane akçakesme erguvan koca yemiş dağ çileği zeytin katırtırnağı Girit ladeni mazı meşesi gürgen kızılcık alıç geyikdikeni sırımbağı yabani defne kara Ağaç kayın titrek kavak karaçam

    700-1000 m arası
    kestane kayın sapsız meşe titrek kavak karaçam yabani kızılcık alıç geyikdikeni muşmula

    1000-1050 metreden itibaren
    kayın ormanları 1500 metreye kadar ulaşır.

    1500-2100 m arası
    Uludağ göknarı bodur ardıç yaban mersini ayı üzümü yabani gül geyik dikeni çoban üzümü söğüt karaçam kayın gürgen titrek kavak sırımbağı yoğurtotu kekik bitotu misk soğanı hindiba bahar yıldızı çok çiçekli gelincik yabani elma.
    Karaçam ormanları arasında sarıçam 2100 m den sonra bodur ardıçlar 2300 m kadar otsu türler ile temsil edilen Alpin bitkiler hakimdir. Dağın etek bölümlerinde meşe kestane çınar ceviz ağaçlarına 300-400 m kadar olan kısımda Akdeniz bitkilerine daha yukarlarda nemli orman bitkilerine rastlanır.

    İklim Dağın iklimi alt kademelerden zirveye doğru kademeli değişimler göstermektedir. Alt kademelerdeki Akdeniz iklim tipi zirveye doğru nemli mikro termik iklim tipine dönüşürken kışları yüksek rakımlarda buzlu iklim görülür. Doğu Akdeniz iklim grubunun birinci familyasında yer almaktadır. Kar yağışlı günler yıllık 667 gün kar ile örtülü günler yıllık 1792 gündür.

    Her Hakkım Saklıdır®
    |l|lllll|lll||ll||lll||ll||
    ³³°¹³²¹³ °¹²¹²²³
    © σяigiиαL-ρяσfiLє ®

    Supermeydan

  8. #8
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.801
    Rep Gücü
    137443

    Cevap: Türkiyedeki dağlar

    Doğu Karadeniz Dağlar

    40°46'K 40° 32'D
    Geniş ve iğne yapraklı ormanlar yüksek arazi mera alpin sarp kayalık ve göl bitki toplulukları

    Doğu Karadeniz Dağları Önemli Bitki Alanı (ÖBA) Kuzeydoğu Anadolu'da Karadeniz'e paralel olarak yaklaşık 250 km uzanan ve Gürcistan'daki Kafkas Dağları ile birleşen çok büyük bir dağ silsilesidir. Büyük ölçüde bazik volkanik kayalardan oluşan bu dağ silsilesinin yüksek kesimlerinde granitler yaygındır. Doğu Karadeniz Dağlan Türkiye'nin en yüksek dördüncü zirvesi olan Kaçkar Dağları (3932 m) da dahil olmak üzere 3000 m'nin üzerinde pek çok zirve içerir.

    Dağ silsilesinin genelinde yıllık yağış miktarı oldukça yüksek olup 2500 mm'ye kadar çıkar. Aynca deniz seviyesinden zirve bölümüne kadar ılıktan çok soğuğa değişen sıcaklık farktan görülür. Alandaki yağış yükseklik ve sıcaklık farktan florada da büyük bir çeşitliliğin meydana gelmesine neden olmuştur. Bitki örtüsünde çok geniş adi gürgen (Carpinus betulus) kestane (Castanea sativa) doğu kayını (Fagus orientalis) ve doğu ladini (Picea orientalis) ormanları çok büyük çeşitlilik içeren geniş yapraklı ve Rhododendron ağırlıklı çalı toplulukları alpin mera ve çayırlıklar ve çok yüksek zirvelerde alpin göl taşlık yamaç ve sarp kayalık bitki topluluktan bulunur.

    Alanın olağanüstü florası 79'u Türkiye'ye endemik olmak üzere ülke çapında nadir yaklaşık 300 taksona ev sahipliği yapar. Aynı zamanda florası içerdiği bitkilerle fitoCoğrafya açısından da son derece önemlidir: Bunlar arasında Epigaea gaultherioides Rhamphkarpa medwediewii ve Rhodothamnus sessilifolius gibi tersiyer relik türler genel yayılış alanlarının çok uzaklarında çeşitli dağ ve turbalık türlerinin kopuk popülasyonlan ve bazı Uzak Doğu ve Afrika taksonlan sayılabilir.

    Toplam büyüklüğü yaklaşık 73.000 ha'ı bulan ÖBA sınırlan içindeki üç Milli Park'a ve çeşitli koruma statülerine sahip alanlara karşın ÖBA'nın büyük bir bölümü resmi olarak koruma altında değildir. Alan halen lokal tahribatlara sebep olan baraj yapımı dar kıyı kesiminde aşın yapılaşma hatalı ormancılık uygulamaları maden işletmeciliği turba çıkarımı ve Türkiye'ye yabana arsız bitki türlerinin yayılması gibi çok çeşitli tehditlerle karşı karşıyadır.

    İki büyük nehirle sınırlanan bu büyük dağ silsilesi olağanüstü doğal peyzajı 4000 m'ye yaklaşan zirveleri ve son derece zengin bitki örtüsüyle yerli ve yabana botanikçilerin ilgisini oldukça çeker. Doğu Karadeniz Dağlan yabana botanikçiler tarafından genellikle "Pontic Alps" ya da "Little Caucasus" olarak adlandırılır. Bunun nedeni ilkçağ Helen yazarlarının Anadolu'nun Doğu Karadeniz Bölümü'nü İç Anadolu'daki "Kappadokia" kültürü ve dilinin bu yöreye de yayılmasına bağlı olarak "Pontos (Karadeniz) Kappadokia"sı şeklinde anmalarıdır.

    Alanın Tanıtımı
    Doğu Karadeniz Dağları deniz seviyesinden dik olarak maksimum 3932 m'ye (Kaçkar Dağı) kadar yükselir. ÖBA dağ silsilesi çeşitli küçük dağlar ve Doğu Karadeniz Dağları ÖBA'sı Kuzeydoğu Anadolu'da Karadeniz kıyılarına paralel olarak yaklaşık 250 km uzanan çok büyük bir dağ silsilesidir. Doğu Karadeniz Dağları batıdaki Giresun Dağları'ndan (OBA No. 33) Harşit Çayı doğudaki Karçal Dağları'ndan yüksekliği 3000 m'yi aşan çok sayıda zirveden oluşur. Batıdan doğuya doğru Doğu Karadeniz Dağları içinde yer alan en önemli dağlar arasında Zigana Dağları (3082 m) Soğanlı Dağları (3376 m) Tatos Dağları (3711 m) Kaçkar Dağı (3932 m) Altıparmak Dağları (3562 m) ve Savval Tepe (3348 m) sayılabilir.

    Dağ silsilesinin pek çok zirvesinde granit ve volkanik kayalar hakimdir. Buna ek olarak alanın zengin jeolojik yapısında açığa çıkmış siyenit granodiyorit obsidiyen ve serpantin kayalar da yer alır. Tekne (buzul) vadilerinin başındaki çok sayıda küçük alpin göl alanın geçmişte uzun bir buzullaşma dönemi geçirdiğini gösterir. Aynı şekilde Kaçkar Dağı'nın en yüksek zirvelerinde halen bir dizi küçük buzula da rastlanır.

    Dağ silsilesinin denize bakan yamaçlarında yıllık yağış (1000-2500 mm arasında değişir) ve sis oldukça yüksektir. Orman kuşağı içinde en yüksek yıllık yağış miktarı dağ silsilesinin doğusunda Hopa çevresinde görülür. Alandaki yükseklik farklılıklarına bağlı olarak sıcaklıklar da büyük bir değişkenlik gösterir. Alçak kesimlerde kışları ortalama 4°C ve yazları 23°C arasında ılıman bir iklim hüküm sürer. Avrupa'nın Atlas Okyanusu bölgesine çok benzeyen bu iklimin etkisiyle alanda ılıman iklim kuşağı yağmur ormanları karakterinde gür ormanlar gelişmiştir. Daha yüksek kesimlerde ise sıcaklığı kışlan ortalama -16°C'ye kadar düşen ve yazlan ortalama 12°C olarak seyreden çok daha sert bir iklim hakimdir.
    Deniz seviyesinden 2000 m yüksekliğe kadar dağ silsilesini boydan boya kaplayan yoğun orman kuşağında klimaks bitki toplulukları oluşmuştur. Bu orman kuşağının üstleri çeşitli subalpin çalı bitki toplulukları ve en üstteki açık zirve yamaçları ise tamamen alpin mera topluluklarıyla kaplıdır.

    Her ne kadar orman kuşağında alçak kesimlerde doğal bitki örtüsünün yerini çay ve fındık bahçeleri almışsa da daha dik ve yüksek yamaçlar çoğunlukla iyi durumdaki Doğal Yaşlı Orman habitatlarıyla kaplıdır. Doğu Karadeniz Dağları silsilesinde Doğal Yaşlı Orman bitki örtüsü tiplerini tam olarak tanımlayabilmek olası değildir. Bununla birlikte aşağıdaki tanımlamalar ÖBA içinde değişik yükseltilerdeki Doğal Yaşlı Orman tiplerinin çeşitliliği hakkında bir fikir verebilir:

    Doğal Yaşlı Orman kuşağının en alt kesiminde kestane-meşe (Castanea-duercus) ormanı görülür. Burada kestane (Castanea sativa) ve sapsız meşe (duercus petraea ssp. iberica) topluluklarının yanı sıra adi gürgen (Carpinus betulus) ve doğu kayını (Fagus orientalis) da yer alır. Bu kuşağın deniz seviyesinden 300 m'ye kadar olan en alt bölümünde bir dereceye kadar sıcak seven Arbutus andrachne Cistus salviifolius Erica arborea ve Laurus nobüis gibi psödomaki türleri yer alır. Silisli zemin üzerinde deniz seviyesinden 800-900 m yüksekliğe kadar çıkan bu orman tipi 300-900 m arasında daha ılıman bir karakter alır ve bu bölümde kestane (Castanea sativa) baskındır. Buradaki diğer karakteristik türler arasında; Hypericum xylosteifolium iris lazica Omphalodes cappadodca Oplismenus undulatifolius Primula vulgaris ssp.

    sibthorpii Ruscus colchicus ve R.hypoglossum sayılabilir. Bu kuşakta deniz seviyesinde lokalize olmuş sarıçam (Pinus sylvestris) topluluklan da ayn bir önem taşır. Bunlardan Artvin Hopa ilçesi Çamburnu'nda yer alan sarıçam toplulukları Tabiatı Koruma Alanı olarak koruma altına alınmıştır. Nemli topraklar üzerinde gelişmiş bu toplulukların diğer karakteristik bitkileri arasında; Berberis integerrima Carex sylvatica ssp. latifrons Epimedium pinnatum ssp. colchicum Hyalopoa pontica ve Lycopodium complanatum ssp. chamaecy-parissus yer alır.

    Meşe-kestane ormanlannın üstünde doğu kayınının (Fagus orientalis) ağırlıkta olduğu geniş ormanlar 1700 m yüksekliğe kadar çıkar (bazı yerlerde deniz seviyesine kadar indiği de görülür). Daha yüksek kesimlerde el değmemiş topluluklar oluşturan bu ormanlarda boyları 40 - 62 m arasında değişen çok sayıda anıt kayın ladin ve göknar Ağaç ları yer alır. 1200 m'ye kadar çıkan daha ılıman ormanlar Daphne pontica Ilex colchica Rhododendron luteum (yaprağını döker) R. ponticum Ruscus hypoglossum Vacdnium arctostaphylos ve tırmanıcı odunsu bitkilerin (Hedera colchica ve Smilax exceba) baskın olduğu genellikle sık geniş yapraklı herdem yeşil çalı topluluklarından oluşur. Bu çalı topluluklarının altında Aristolochia pontica ve Primula megaseifalia gibi lokalize olmuş bitki türleri içeren bir flora gelişmiştir. 1200-1700 m arasında yer alan doğu kayını ormanlan yılın 2-4 ayında karla örtülüdür. Bu ormanlar daha serin bir iklimin hakim olduğu dağ karakterine sahiptir. Doğu kayını ormanları geniş yapraklı herdem yeşil çalılardan yoksun saf ve çok iyi gelişmiş topluluklar oluşturur. Bu ormanların alt florası ise Cardamine impatiens var. pectinata Cyclamen coum Lathyrus aureus Luzula pilosa Paris incompleta Veronica filiformis V. magna V. peduncularis ve Vida cracca gibi kısa boylu otsu bitkilerle karakterize edilir.

    Doğu ladini (Picea orientalis) 900 m'ye kadar doğu kayını (Fagus orientalis) toplulukları arasında lokal ancak bol miktarda yer alır ve karışık kayın-ladin orman tipini oluşturur. Doğu ladini 1500 m'nin üstünde geniş ve saf meşcereler oluşturur. Bu ormanlar boyları 20-25 m arasında değişen bireyler ve Arenana rotundifolia Cydamen parviflorum (Kuzeydoğu Anadolu'ya endemik) Euphorbia oblongifolia Paris incompleta ve Ranunculus buhsei'e karakterize edilen dağınık bir orman altı florası içerir. Bu ormanlarda Coralloırhiza triflda Goodyera repens Listera cor-data Pyrola media ve P.rotundifolia gibi kuzey (bo-real) iğne yapraklı orman türleri de bulunur. Kayın-ladin ormanlarının doğu bölümünde ve dağ silsilesinin vadi yamaçlarındaki nemli anklavlarda Doğu Karadeniz göknarı (Abies nordmanniana ssp. nord-manniana) çok daha lokal orman toplulukları oluşturur.

    Doğu Karadeniz Dağları'nın Anadolu'nun iç kesimlerine bakan yamaçlannda yılın birkaç ayını kurak geçiren daha az nemli bir iklim görülür. Karadeniz orman kuşağının yer aldığı bu kesimlerde zemin durumuna ve lokal iklim koşullanna bağlı olarak değişen oranlarda Öksin ve İran-Turan flora elemanlarının bir kanşımı yer alır.

    Dağ silsilesinde vadi yamaçlarını kaplayan orman kuşağı tipik bir şekilde yılda en fazla 1500-2000 mm yağış alır ve yılın 4-6 ayı kar altında kalır. Doğu Karadeniz Dağları'nın batı ucunda asidik habitatları seven sarıçam (P.sylvestris) ormanları bulunur. Bu ormanların alt florasında daha nemli ortamlarda Euphorbia djimüensis Vida freyniana ve Ranunculus brachylobus yer alırken daha agk ve ılık yamaçlar üzerindeyse Daphne glomerata Geum coccineum Helictotrichon planiculme Luzula campestris Rhododendron luteum ve Vaccinium myrtillus yetişir.
    Dağ silsilesinde gerek orman kuşağı içindeki açık ve hareketli zeminlerde (çığ düşmesi sonucu oluşan açıklıklarda) gerekse ağaç sınırı üzerinde çok çeşitli çalı bitki toplulukları yer alır.

    Şimşir (Buxus sempervirens) ormanları 200-1500 m arasında Fırtına Deresi ve onun kolları boyunca uzanır. Bu ormanlann en güzel örneğine bazıları 10 m üzerinde olmak üzere boyları tipik bir şekilde 2-10 m arasında değişen sık şimşir topluluklarının bulunduğu Demirkapı yakınlarında (950 m) rastlanır. Bu saf şimşir topluluklarının Türkiye'deki en iyi örneği oluşturduğu tahmin edilmektedir. Orman kuşağında daha yükseklerde (1700-200 m) açık ya da hareketli bölümlerde gür bir çalı topluluğu gelişmiştir. Bu toplulukta yer yer Alnus glutinosa ssp. barbata Betula medwediewii Populus tremula Duercus pontica Rhamnus imerituinus Rhododendron luteum ve R. ponticum baskındır.

    Otlamanın pek görülmediği yerlerdeyse gür bir şekilde boylu otsu bitki örtüsü gelişmiştir. Otsu bitki örtüsünün en karakteristik elemanları arasında; Aguilegia olympica Astrantia maxima Campanula lactiflora Hypericum bupleuroides Lilium carniolicum ssp. ponticum hem var. artvinense ve hem de var. ponticum) Paeonia wittmanniana var. nudicarpa Tanacetum macrophyllum ve Telekia speciosa sayılabilir. ÖBA'nın doğu ucunda lokalize olmuş R. smimowiive R. ungemii gibi Rhododendron türleri ve hibritleri bulunur. Daha yüksek kesimlerde çoban ateşlerine pek rastlanmayan bölümlerde en az iki yüksek arazi çalı bitki topluluğu tanımlanabilir: Beyaz çiçekli fazla boylanmayan (l m) Rhododendron caucasicum sık çalı topluluğu 2200 m'nin üstünde yaygın olarak yer alır.

    Tür bakımından çok zengin olmamasına karşın bu çalı topluluğu Listera cordata ve Lycopodium annotinum gibi Türkiye'de pek fazla kaydı olmayan türler içermesi nedeniyle önemlidir. Buna ek olarak ağaç sınınnın üzerindeki alpin vadilerde Daphneglomerata-Rhododendron luteum alpin çalı topluluğu görülür. Bu çalı topluluğunun en iyi örnekleri günümüzde dik ve ulaşılması zoryamaçlara çekilmiştir. Sarp kayalıklar üzerindeki düzlüklerde lokalize olmuş Juniperus communis ssp. nana-Rhododendron caucasicum-Vaccinium uliginosum çalı topluluklarına rastlanır. Bu topluluklardaki karakteristik bitkiler arasında Bruckenthalia spiculifolia Empetrum nigrum ssp. hermaphroditum ve Vaccinium vitis-idaea ssp. vitis-idaea sayılabilir.

    ÖBA'daki zengin bitki türleri içeren meralar alana büyük bir çeşitlilik katar. Alandaki tüm mera bitki örtüsü tiplerini burada tanımlamak imkansız olmasına karşın aşağıdaki birkaç örnek bu çeşitlilik hakkında bir fikir verebilir: Dağ silsilesinin batı ucunda alçak kesimlerdeki (1000 m'ye kadar) derin topraklar üzerinde gelişmiş meralar. Zengin bitki türleri içeren bu meralar Campanula alliariifolia Eryngium giganteum Psoralea acaulis lokal bir yayılış gösteren Orchis stevenii ve Steveniella satyroides gibi çeşitli orkide türlerinden oluşan çok çekici çiçekli bitkilerle karakterize edilir.

    1500-2700m arasında daha nemli ortamlarda gelişmiş boylu mera topluluklarında otlamanın pek görülmediği alanlar ve otlatmaya izin verilmeyen çayırlıklar bulunur. Yaz aylarında bol miktarda çiçekli bitkilerle dolan bu meralarda yetişen en yaygın bitkiler arasında; Alchemilla mollis Anemone narcissiflora Astrantia maxima ssp. maxima Campanula lactiflora Centaurea helenoides Cephalaria gigantea Chaerophyllum auream Geranium psilostemon Lilium carniolicum ssp. ponticum Pedicularis atropurpurea P.condenstata Polygonum bistorta ssp. carneum Stachys macranta Traunsteinera sphaerica Trifolium canescens ve Trollius ranunculinus sayılabilir.

    ÖBA'daki en geniş yeri kaplayan mera habitaları ağaç ve çalı sının üzerinde (2000-3100 m) görülen ve yılın 5-10 ayını kar altında geçiren kısa boylu alpin mera topluluklarıdır. Bu toplulukların kuru bölümlerinde tipik olarak Agrostis lazica Alchemilla retinervis Campanula tridentata Coronilla orientalis ssp. balansae Nardus stricta ve Sibbaldia parviflora baskındır. Alpin kuşaktaki daha nemli kısa boylu mera toplulukları ise Cyperaceae ve Juncaceae familyasına ait çeşitli türler ve bunun yanı sıra Caltha polypetala Dactylorhiza euxina Gentiana pyrenaica Pinguicula balcanica ssp. pontica Primula algıda P.auriculata ve Swertia iberica gibi önemli türler içerir. Genel olarak nadir ve lokal bitki türleri bakımından zengin olan bu topluluklarda Alchemilla spp. (20'den fazla takson kayıtlıdır) Carex spp. Cydamen parviflorum Crocus aerius Fritillaria latifolia Galanthus woronowii iris histrioides Geranium cinereum ssp. lazicum var. ponticum Sempervivum spp. ve Trifolium polyphyllum'un yanı sıra çok sayıda Elymus ve Peştuca türleri de dahil Gramineae familyasına ait çeşitli taksonlar bulunur.

    Yüksek sarp kayalık taşlık ve açık zirve sırtlan da nadir bitkiler bakımından zengindir. Kaçkar Dağları'nın granitten oluşan sivri zirvelerindeki açık taşlık ve erozyona uğramış bölümlerde alpin bitki toplulukları yaygındır. Bu topluluklar Anthemis cretica ssp. argaea Anthemis marschalliana ssp. pectinata Centaurea appendicigera Peştuca woronowii Murbeckiella huetii Primula elatior ssp. meyeri ve Senecio taraxacifolius var. taraxacifolius ile karakterize edilir. Yüksek kesimlerdeki bazalt açıklıklar Potentilla oweriniana Rhodothamnus sessilifolius ve Valeriana saxicola gibi nadir türlerin de aralannda bulunduğu çok çeşitli türlere ev sahipliği yapar. Bu tür habitatlann en güzel örnekleri Artvin'in hemen kuzeybatısındaki dağlarda (özellikle Savval Tepe ve Tiryal Dağı) yer alır.

    Dağ silsilesinin büyük bir bölümünde yıllık yağış miktarının çok yüksek olması ÖBA'da küçük ancak doğa koruma bakımından çok önemli turbalık bitki topluluklarının gelişmesine olanak vermiştir. Orman kuşağının üst bölümünde (1500-2000 m) suyun toplandığı vadi tabanlarında Carex canescens-C.echinata-C.rostrata-Sphagnum havza turbalık top tuluğu yer alır. Çağrankaya'da (İkizdere'nin üstleri) oluşmuş küçük asit karakterli turba gölleri Carex magellanica ssp. irrigua C.paudflora Drosera anglica Lycopodium inundatum ve Utricularia mmorgibi türler içerir. Dağ silsilesinde en az iki yerde ağaç sınırının hemen üzerinde çalı bitki örtüsü kuşağı içinde oldukça ilginç dikey Carex pontica-Narthecium ba-lansae sızıntı turbalığına rastlanmıştır Bu habitatta N.balansae çok geniş monospesifik topluluklar oluşturur. Alanda genel olarak alpin mera ekosis-temlerinde küçük Carex capitellata-Dactylorhiza euxina-Narthedum balansae-Pinguicula balcanica ssp. pontica topluluktan yer alır. Bu topluluklar sürekli olarak alkalice zengin pınar sularının baskınına uğrar. ÖBA'daki en büyük turbalık Soğanlı Dağları'nda 2100 m yükseklikteki sulak bir platoda yer alan Ağaçbaşı Yaylası Turbalığı'dır.

    Yaklaşık 175 ha büyüklüğündeki alan Türkiye'de yüksek turbalık olarak tanımlanabilecek en önemli örneklerden biridir. Ağaçbaşı Turbalığı ülke çapında nadir turbalık bitki türleri bakımından zengin bir flora içerir. Çoğunlukla nadir turbalık bitki türlerinin kopuk popülasyonlannı içeren florasındaki en önemli türler arasında Andromeda polifolia Carex lasiocarpa C.magellanica ssp. irrigua C.paucilfora C.pontica Drosera anglica D.rotundifolia Eriophorum angustifolium E.latifolium Lycopodium inundatum Narthecium balansae Rhynchospora alba ve Utricularia minör sayılabilir.

    Özellikle orman ve yüksek alpin ekosistemleri öne çıkan ÖBA'da çeşitli küçük alçak arazi nehir ve kıyı toplulukları da önemlidir. Sınırlı miktarda bulunan ve büyük ölçüde zarar görmüş olan bu topluluklar alanın çeşitliliğine önemli katkıda bulunur. Yan sabit kurak kıyı topluluklarında halen Digitaria sabulosa Polygonum dumetorum ve Scabiosa sosnowskyi gibi nadir bitki popülasyonları bulunur.

    Buna karşılık daha nemli gevşek kumul çukurları ve nehir ağzında yer alan bitki toplulukları içerdikleri Lindernia diffiısa Lprocumbens Marsilea guadrifolia Oldenlandia ca-pensis ve Rhamphicarpa medwedewii gibi Türkiye'de az miktarda kayıtlı taksonlar açısından önemlidir. Bu taksonların yanı sıra Bulbostylis tenerrima B.woronowii Fimbristylis annua Kyllinga brevifolia Pycreus sanguinolentus ve Schoenoplectus trigueter gibi Cyperaceae familyasına ait türlere de rastlanır. Çoğu geç çiçek açan bu türlerin bazılarının Türkiye için doğal olmadığı tahmin edilmektedir.

    Doğu Karadeniz Dağları'nın olağanüstü zengin florası üzerindeki botanik araştırmaların tarihi Fransız Benjamin Balansa'nın 1866 yılındaki çalışmalanna kadar uzanır. Hakkındaki yüzyılı aşan botanik araştırma kayıtlanna karşın ÖBA'nın barındırdığı toplam bitki taksonlanrın sayısı tam olarak bilinmemektedir. Bununla birlikte tamamen alan sınırları içinde yer alan Rize ilinde yaklaşık 1450 taksonun ve Kuzeydoğu Anadolu Bölümü'nde ise en az 2460 taksonun kayıtlı olduğu bilinmektedir. ÖBA'da çoğu alana özgü olmak üzere Türkiye'ye endemik 79 ve ülke çapında nadir yaklaşık 300 takson kayıtlıdır.

    Dağ silsilesinin hemen hemen heryerinin son derece zengin bir bitki örtüsü içermesi nedeniyle bu büyük alanı daha küçük bölümlere ayırmak mümkün olmamıştır. Yine de olağanüstü zengin floraları ile ÖBA'da bazı bölümler öne çıkmaktadır: Bunlar arasında İyidere Havzası içinde (İkizdere'nin üstleri) Çimil ve Kabakor vadileri volkanik Artvin Dağlan ve zirveleri (Şavval Tepe ve Tiryal Dağı) sayılabilir. Dağ silsilesine endemik türler arasında çeşitli Alchemilla türleri Betula browicziana Carex melanorrhyncha Centaurea appendidgera Cerastium lazicum Crocus aerius Galanthus koenenianus Lamium sulfureum Lilium dliatum Potentilla doddsii P.savvalensis Rhodothamnus sessilifolius Saxifraga arMnensis ve Symphytum savvalense bulunur. Buna ek olarak Cyclamen parviflorum ve Primula longipes gibi bazı endemik türlerin yayılma alanı biraz daha batıya Giresun Dağlan'na (OBA No. 33) doğru uzanır.

    Doğu Karadeniz Dağları bitki coğrafyası bakımından oldukça ilginç özellikler sergiler. Dağ silsilesinde bir zamanlar ılıman Avrasya kuşağında büyük bir alan kaplayan eski Boreal-Tersiyer floradan kalma bazı relik türlere rastlanır: Örneğin Kafkasya ve Kuzeydoğu Anadolu Bölümü'ne endemik Epigaea gaulthe-rioides (bu cinse ait iki tür de Doğu Asya ve Kuzey Amerika'da bulunur) Rhodothamnus sessilifolius (bu cinsin bir başka türü R.chamaedstus Orta ve Güney Avrupa'da dolamitler üzerinde sınırlı olarak bulunur) ve Karadeniz'in güneydoğu kıyılarına özgü Rhamphicarpa medwedewii (bu dirsin diğer tüm türleri tropik Afrika ya da Avustralya'da bulunur).

    Alanda yaygın olarak bulunan bazı bitkiler de yeryüzünde ilginç kopuk bir dağılım gösterir. Bunlara Andromeda polifolia Carex lasiocarpa C.paudflora ve Gentiana pyrenaica gibi doğal yayılış alanlarının güney sınırlannda yer alan bazı turbalık ve yüksek dağ bitki türleri örnek olarak verilebilir. ÖBA'nın oldukça zengin eğrelti florasında daha çok Batı Avrupa'ya özgü bazı Atlantik türler yer alır: Bunlardan en önemlilerine örnek olarak Dryopteris aemula ve Hymenophyllum tunbrigense verilebilir. ÖBA'nın sahil kesimindeki ve alçak yamaçlar üzerindeki orman topluluklarında Uzak Doğu ve Afrika florasına özgü elemanlar görülür.

    Bunlara örnek olarak Cynoglossum glochidiatum Duchesnea indica Hydrocotyle ramiflora Kyllinga brevifolia Oldenlandia capensis ve Rhamphicarpa medwediewii sayılabilir. Bu türlerin Kuzeydoğu Anadolu'da doğal olarak bulunup bulunmadığı ve doğal olarak bulunmuyorsa bu kadar çok türün nasıl olup da buralara kadar geldiği bilinmemektedir.

    Doğa Koruma
    OBA çeşitli koruma statüleri ile kısmen korunmaktadır. Alanda üç Milli Park bulunur: Trabzon Altınde-re Vadisi Milli Parkı (4800 ha) 09.09.1987 tarihinde;Sumela Manastın'nın da yer aldığı Kaçkar silsilesinin kuzey tarafını içeren Rize Kaçkar Dağları Mili Parkı (51.550 ha) 31.08.1994 tarihinde ve Artvin'in kuzeybatısında yer alan Hatila Vadisi (17.264 ha)31.08.1994 tarihinde koruma altına alınmıştır. Bunların yanı sıra Artvin Arhavi Çamburnu (180 ha) deniz seviyesine kadar inen relik sarıçam (Pinus sylvestris) topluluktan nedeniyle 31.12.1993 tarihinde Tabiatı Koruma Alanı ve Trabzon Çaykara Uzungöl(1625 ha) 03.10.1989 tarihinde Tabiat Parkı ilan edilmiştir. Alanda aynca boyu 49-62 m arasında değişenyaklaşık 400 yıllık çeşitli ağaç türlerine ait anıtsal nitelikte 10 Tabiat Anıtı (4 göknar 4 ladin ve Gümüşhane'de bir ardıç ve kavak) belirlenmiştir.

    OBA sınırların içinde Doğal Sit Alanı olarak koruma altında bulunan yerler arasında; Rize Kırklartepe Köyü Ayama Tepesi'ndeki kutsal su ve orman toplu-lukları (12.12.1982); Rize Kaplıca Köyü Ayder Mevkii L H. ve m. derece (27.06.1992); Rize Fırtına ve Hala derelerinin bulunduğu alan L ü. ve TU. derece (19.05.1998); Trabzon Uzungöl beldesi I. ve m. derece (04.12.1998) ve Trabzon-Giresun kıyı şeridi (29.01.1999) sayılabilir. Aynca alanda Rize Çamlıhemşin Kaçkar Yaban Hayatı Koruma Sahası da yer alır.

    Alan Kuzeydoğu Anadolu Bitkisel Çeşitlilik Merkezi(SWA No. 19) olarak tanımlanan bölgede yer alır.

    Alan barındırdığı sakallı akbaba kızıl akbabakara akbaba kaya kartalı huş tavuğu (tüm Türkiye popülasyonu burada bulunur) ve ürkeklik üreme popülasyonlan nedeniyle Önemli Kuş Alanı (OKANo. 60) olarak belirlenmiştir. Alan ayrıca göç eden çok sayıda yırtıcı kuş açısından da çok önemlidir.Göç zamanı yüksek dağlar ve denizin etkisiyle kuzey-güney doğrultusundaki vadileri geçmekzorunda kalan binlerce yırtıcı kuşu bir arada görmek mümkündür.

    Alanda Bern Sözleşmesi Ek Liste I'de yer alan dört tür bulunur: Cyclamen coum Lindernia procumbensSteveniella satyroides ve Vaccinium arctostaphylos.

    Alanda bulunan Bern Sözleşmesi'ne göre TehlikeAltındaki Habitatlar: 22.352 - Karadeniz-Orta Avrupa nehir taraçalan kısa boylu Cyperaceae toplulukları 41.1E3 - Doğu Karadeniz doğu kayını ormanları41.47 - Öksin sel yatağı ormanları 41.H24 – Doğu Karadeniz karışık meşe-gürgen ormanları 42.1731 -Karadeniz Abies nordmanniana ormanları 42.1732

    Karadeniz'in alt kesimlerinde yetişen Abies nordmanniana ormanları 42.28 - Picea orientalis ormanları 42.5F15 - Doğu Karadeniz sançam ormanları 42.5Fi 6 - Karadeniz Of civannda deniz kıyısındaki sançam ormanları 44.115 -Karadeniz-Kafkasyanehir kenarlarında yetişen çalı toplulukları 44.28 Karadeniz-Kafkasya dağbk kızılağaç galeri ormanları 45.521 - Öksin defne ve karayemiş orman toplulukları 52 - Alçak turbalıklar.

    Tehditler ve Diğer Korumalar
    Orman işletme müdürlüklerinin iyi niyetine ve ilgisine karşın genel orman işletme uygulamaları alanın doğal orman topluluklarını tehdit etmektedir. Alanda yer yer süren yoğun kesim özellikle Doğal Yaşlı Orman ekosistemlerinin zarar görmesine neden olmaktadır. DHKD Doğu Karadeniz Bölümü'ndeki Doğal Yaşlı Orman varlığını saptamak amacıyla Orman Bakanlığı'nın 1980'li yılların sonlarında hazırladığı amenajman planı verilerine dayanarak 1995 yılında bir çalışma yapmıştır. Bu çalışma sonucunda Artvin ve Trabzon il sınırları içinde yeralan orman bitki örtüsünün yalnızca %12'sinin(toplam 913.000 ha) Doğal Yaşlı Orman olarak tanımlanabileceği ortaya çıkmıştır. Bu çok nadir ve önemli orman ekosistemleri bölgede uygulanan orman işletme faaliyetlerinden tamamen çıkarılmalı ve özel olarak hazırlacak bir yönetim planı kapsamında koruma altına alınmalıdır.

    Hatila Vadisi Milli Parkı'na yalnızca 500 m uzaklıktaki Cerattepe'de çalışmalarına başlanmış altın madenciliği Milli Park dahil olmak üzere Cerattepe'nin sahip olduğu olağanüstü zengin doğal eko-sistemin zarar görmesine neden olmaktadır. Hassas bir dengede bulunan ve yaklaşık 30 ha'lık bir alanda süren kazı çalışmalarının bölgede toprak kaymalarına neden olması ve siyanür kükürt ve bakır içeren zehirli atıkların herhangi bir şekilde doğaya karışma olasılığı nedeniyle yöre halkı ve sivil toplum örgütleri tepki göstermektedir.

    Devlet Su İşleri'nin (DSİ) 1960lı yıllarda hazırladığı master plana göre Doğu Karadeniz Dağları'ndan Karadeniz'e akan dereler üzerinde yüzlerce hidroelektrik santrali (HES) kurulması planlanmıştır. Buna göre Fırtına Deresi Havzası'nda toplam 21yapıyı içeren bir baraj 10 HES ve 11 regülatör inşaatı öngörülmektedir. Bunlar arasında ilk olarak Dilek Güroluk ihale edilmiş ve inşaatına başlanmıştır.Bununla birlikte bu inşaat yerel halk ve sivil toplumörgütlerinin tepkisi üzerine mahkeme kararıyla durdurulmuştur.

    Fırtına Vadisi boyunca yer alan şimşir (Buxussempervirens) ormanları yasa dışı kesimler nedeniyle azalmaktadır. 1994-1997 yılları arasında boyu 10m'ye varan geniş şimşir ormanları yöre halkı tarafından yoğun olarak kesilmiştir. Nadir şimşir habi-tatlarının daha fazla zarar görmemesi ve koruma altına alınması için gerekli önlemler acilen alınmalıdır.

    ÖBA'daki nüfus yoğunluğunun hızla değişmesi ve yazları kullanılan yaylalar başta olmak üzere yerleşim alanlarında nüfusun azalmasına paralel olarakpek çok yerde otlatma da azalmıştır. Bu durum bazı bitki ve hayvan türleri ve bitki örtüsü tipleri için bir dereceye kadar yararlı olmakla birlikte alpin mera bitki türleri çayır ve çalı topluluklan için oldukça zararlıdır. Bu nedenle yaylalarda otlatma seviyesinin dengeli bir şekilde sürmesine dikkat edilmelidir.

    Alanda kayak (Zigana Dağlan) yayla turizmi (örneğin Ayder Yaylası) ve yürüyüş gibi dağ sporlanna yönelik ilgi yerli ve yabana turistler arasında giderek artmaktadır. Bu güne kadar yer yer tahribata sebep olan bu tür etkinliklerin giderek artan ortak etkileri yakından izlenmeli ve planlı ekoturizm uygulamalarıyla kontrol edilmelidir.

    Alanda dağların yamaçları arasından denize doğru akan bütün büyük akarsuların hidroelektrik üretim kapasiteleri üzerinde araştırmalar yapılmaktadır. ÖBA'daki hassas ekosistemleri içeren bazı havzalar bu yatınmların dışında tutulmalıdır.

    ÖBA'da işletilen çeşitli maden yatakları alanı tehdit eden en önemli tehlikelerden biridir. Bunlar arasında en büyüğü Murgul Vadisi içindeki açık bakır işletme tesisleridir. Vadi içine ve çevresine büyük zarar veren Murgul Bakır İşletmesi özellikle Tiryal Dağı'nın kuzey yamaçlarını kaplayan bitki örtüsünde büyük bir tahribata neden olmaktadır.Rhododendron çalı toplulukların da yer aldığı bu nemli orman ekosistemini doğrudan etkilemesinin anı sıra maden ocağından çıkarılan toprak kimyasal atıklar ve zehirli gazlar çevreye dolaylı olarak zarar vermektedir. Özellikle Murgul Çayı'na atılan kimyasal kirleticiler akarsu ekosisteminde ve zehirli gazlar da çevredeki ağaçlarda ölümlere yol açmaktadır.

    Alanda kıyıya dik olarak uzanan dağlarla deniz arasındaki dar sahil kesiminde (ve vadi tabanlarına doğru uzanan düzlüklerde) büyük bir baskı söz konusudur. Yoğun yerleşim ve buna bağlı olarak sahil karayolunun genişletilmesi gibi altyapı çalışmaları en geniş yeri l km'yi bulan sahil kesimini büyük ölçüde tahrip etmiştir. Akarsular çoğunlukla setlenerek doğal akışları sınırlandırılmış ve eskiden su basan ovaların dolmasına izin verilmiştir. Bu dar sahil kesiminin geri kalan bölümü ise kavak mısır ya da sebze üretimi yapılan tarım alanları haline dönüştürülmüştür. Bütün bu gelişmeler sonucu alanın kıyı kesimindeki sahil bataklık ve nehir ağzı bitki toplulukları gibi nadir habitatlar büyük ölçüde zarar görmüştür.

    Yüksek dağlarınn denizle buluştuğu kıyı ovalarınnın ve alçak yamaçların ılık ve nemli iklimi sahil kesiminde Türkiye'ye yabana pek çok türün yerleşmesine olanak vermiştir. Bunlar arasında hiç şüphesiz Ailanthus altissima ve Robinia pseudoacada en sorunlu iki türdür ve alanda hızla orman ve çalı toplulukları halinde yayılmaktadır. Bunlara ek olarak;Ambrosia elatior Aster sguamatus. A. subulatusCrassocephalum crepidioides Cynoglossum glochidi-atum Dichrocephala integrifolia Eleusine indicaGalinsoga parviflora Juncus tenuis Paspalumdilatatum P.paspalodes P.thunbergii Phytolaccaamericana Polygonum nepalense P.perfoliatum veP.thunbergii gibi tek ve çok yıllık otsu bitkiler de alana hızla yerleşmekte ve çoğalmaktadır. Çoğunlukla Compositae Gramineae ve Polygonaceae familyalarına ait bu türlerin Kuzeydoğu Anadolu Bö-lümü'nde insan müdahalesi görmüş yerlere ve hattayan doğal alanlara koloniler halinde yerleşmeleri ciddi bir tehdittir. Yerleştikleri yerlerde doğal bitki örtüsüyle rekabet ederek ve arsız büyüyerek ortama hakim olan bu yabana türler yakından izlenmeli vekontrol altına alınmalıdır. Türkiye'de bu tür bitkilerin yayılmalarını yavaşlatmak ve durdurmak amacıyla gerekli mücadele yöntemlerine zaman kaybetmeden başlanmalı ve önlemler alınmalıdır.

    Türkiye'deki en büyük ve en önemli turbalık alanlardan biri olan Ağaçbaşı Yaylası yöre halkının yakacak amacıyla ve son yıllarda da ticari amaçlarla turba kesip çıkarmaları nedeniyle büyük bir tehdit altındadır. Hiçbir koruma statüsü olmayan ve yakınlardaki yedi yayladan onlarca kişinin yaz ayları boyunca sürekli kestikleri ve kurutarak yaz/kış yakacak amacıyla kullandıklan turbalıklar yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır.

    Her Hakkım Saklıdır®
    |l|lllll|lll||ll||lll||ll||
    ³³°¹³²¹³ °¹²¹²²³
    © σяigiиαL-ρяσfiLє ®

    Supermeydan

  9. #9
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.801
    Rep Gücü
    137443

    Cevap: Türkiyedeki dağlar

    Erciyes Dağı

    Erciyes Dağı 3.917 m. yüksekliği Türkiye'nin Kayseri ilinin sembollerinden olmuş dağ.

    Sönmüş bir “küme volkan” olan dağdaki volkanik patlamaların 30 milyon yıl önce başladığı Erciyes'ten çıkan küllerin rüzgârla kilometrelerce uzaklara taşınarak Hasan Dağı ile birlikte Kapadokya bölgesindeki peri bacalarını oluşturduğu düşünülmektedir. Yüksek kısımları her mevsim karla kaplı olan Erciyes'in kuzeyinde bir kilometre uzunluğunda dağ buzulu vardır. Ayrıca dağın doruğunda bulunan Bizans rahiplerinin inzivaya çekildiği mağaralar kötü hava şartlarında dağcılar için sığınak olmaktadır.

    Dağcılık ve kış sporlarında Türkiye'nin belli başlı merkezlerinden olan Erciyes Kayseri'nin 30 km. güneyinde yer alır. Erciyes kayak pisti dünyanın en iyi kayak pistlerindendir.

    Konumu Enlem: 38° 52′ 0″ Kuzey Boylam: 35° 58′ 0″ Doğu

    Genel özellikleri Türkiye'nin en yüksek dağlarından olan Erciyes Kayseri İli'nin güneybatısında tek kütle olarak yükselir. Erciyes'in doruğu genel görünümü ile bir kubbeyi andırır. Sel yatakları ile derin biçimde yarılmış yer yer üst üste kubbelerden ve sırtlardan oluşmuş doruklarında kabaca doğu-batı doğrultulu bir sAğrı uzanmakta ve bu sağrı üzerinde iki tepe bulunmaktadır. Bunlardan biri olan 3917 m. yükseklikteki Büyük Erciyes aynı zamanda dağın doruğunu oluşturur. İkinci tepeyse bunun batısında yer alan Safrakaya tepesi ya da Küçük Erciyes 'tir (2700 m.).

    Tepeleri Erciyes Dağı'nın kuzey yamaçlarında yükseklikleri 2200 m. ile 2700 m. arasında değişen birçok volkan tepesi sıralanmıştır. Bunların başlıcaları Belaşma Yılbat Karasığır Lifos Kepez ve Kefelik tepeleridir. Yine dağın bu kesimlerinde lav akıntılarıyla oluşmuş kaya yığıntı alanları vardır. Sözkonusu yığıntılar Peri kartını ve Selim kartını adıyla anılır. Erciyes dağı kütlesinin doğusunda yükseklikleri 1200-1700 m. arasında değişen başka volkan tepeleri yayılmıştır. Çarıktepe Arkatepe Un tepesi Büyük Kızıltepe Küçük Kızıltepe gibi kabartıların yer aldığı bu bölgede asıl kütleden görece ayrı iki volkanik dağ daha vardır. Bunlar Ali Dağı (1871 m.) ve Yılanlıdağ'dır (1640 m.). Dağın güney ve batı yamaçlarında da Üçtepe Evliya Dağı Uçukdağ Kırmızıtepe Göktepe Bozdağ At Tepesi Şeyharslan Beşparmak Karasivri Karnıyarık gibi kartınlar ve tepeler sıralanmıştır. Erciyes Dağı'nın doğusunda yer alan ve dağdan Tekir Yaylası ile ayrılan Koç Dağı ise 2700 m. yüksekliktedir.

    Erciyes III. Zaman ortalarından başlayarak çeşitli dönemlerde etkinlik gösteren lav ve tüf püskürten eski bir yanardağdır. Bu özelliği ile türlü yaştaki volkanlardan oluşmuş bir küme volkan olarak nitelendirilmektedir. Toros orojenez kuşağı ile İç Anadolu masifleri arasındaki alanda püskürmelerle ortaya çıkan kuzeydoğu-güneybatı doğrultulu dağların en önemlisi olan Erciyes özellikle pontiyen pliyosen ve pleistosendeki yanardağ püskürmeleri sonucu bir stratovolkan (tabakalı volkan) olarak yükselmiştir. Erciyes Dağı'nda bugünkü ana volkan konisi bazaltlı lavlarla oluşan eski volkan temelinin daha sonra kıvamlı andezit lavlarının püskürmesi sırasında iç basınç sonucu parçalanmasıyla açılan çukurda oluşmuştur. Ana doruğun doğusunda dağı bir yay biçiminde çeviren Koç Dağı'nın eski volkanın kalıntısı olduğu sanılmaktadır. Bu arada dağın püskürmeleri sırasında ortaya çıkan lav tüf dışık (cüruf) ve lapiller (yanardağ çakılı) yaklaşık 100 km. uzaklığa yayılmış ve bu volkanik malzemeler Erciyes Dağı'nın çevresindeki tepe ve platoların buğünkü yapısını belirlemiştir

    Buzullar Erciyes Dağı üzerinde IV. Zaman'da oluşan buzullar aşındırma yoluyla dağın yüksek kesiminde geniş ve derin sirkler (buz yalakları) ortaya çıkarmıştır. Dağda 3000-3500 m. arası yükselti kuşağında yer alan bu sekiz buz yalağından birinin geniş bölümünde bir buzul bulunmaktadır. Boyu 700 m. eni yaklaşık 200 m. olan buzulun kalınlığı 20 ile 50 m. arasında değişmektedir.

    Bu buzul devrinden sonra da Erciyes'te yeniden yanmalar belirmiş bu dönemdeki püskürmeler sınırlı ve daha küçük ölçüde olmuştur. Dağın kenarlarındaki yarıklardan çoğu kiremit renkli cüruflar püskürmüş böylece Büyük Kızıltepe Küçük Kızıltepe gibi nispeten ufak çapta koniler oluşmuştur. Böyle küçük püskürmeler günümüzden 2000 yıl öncesine kadar görülmüş olmalı ki miladın başlarında Coğrafyacı Strabo Kayseri şehri yakınındaki ateş çukurlarından geceleyin fışkırdığı görülen alevlerden söz etmiştir. Bu Erciyes'in son faaliyeti olmuştur. Günümüzde Erciyes sönmüş genç volkan dağı olarak 3916 m. yüksekliği heybetli görünüşü 1100 km2'yi geçen alanı çevresine canlılık veren varlığı ile bölgenin tabiat zenginliğidir.

    Doğal bitki örtüsü Erciyes'in yer aldığı bölgenin doğal bitki örtüsü bozkırdır. Ancak kimi kesimlerde yer yer çalılıklar ve nemli yerlerde meyve kavak ve söğüt Ağaç ları da görülmektedir. 1500-1600 m'ye dek çıkan bozkır bitki örtüsü yerini daha sonra 2500 m'ye ulaşabilen dağ bitkilerine bırakır. Sonraki yüksekliklerde ise yüksek dağ bitkileri yer alır.

    Erciyes Dağı çevresi eski dönemlerden beri önemli bir yerleşme merkezi olmuştur. Günümüzde Kayseri şehri dağın eteğine yakın bir bölgede bulunmaktadır. İlin önemli yerleşim merkezlerinden Develi ilçesi ise dağın güney eteklerinde yer alır.

    Erciyes'in yüksek kesimindeki başlıca yol Tekir yaylasından geçen Kayseri-Develi yoludur. Öte yandan Erciyes bölge halkı için önemli bir dinlenme yeridir. Özellikle kuzey yamaçları 1500-1600 m'ye kadar bağ ve bahçelerle doludur.

    Tekir yaylası Tekir yaylası Adana'nın 90 Km. kuzeybatısında yer alan dağlık bir yayladır.Tarihi güzellikleri pek fazla olmasa da yazın her türlü meyve ve sebzenin evlerin bahçelerinde taze olarak yetiştirildiği şirin bir yayladır.Aynı zamanda otoban kenarında parkta oturup çekirdek yiyebilir ya da haziran ayında Karkuyusuna gidip kar yiyebilir ya da her zaman Müftü Yurdu'nda tertemiz berrak kar suyu içebilirsiniz.Kayak pistinin de yer aldığı Tekir Yaylası kışın olduğu kadar yazın da inanılmaz güzellikteki doğal yapısıyla ilgi çekmekte piknik alanı olarak da hizmet vermektedir.

    Tekir Yaylası ve çevresindeki yaylalar Hayat Su'yun kaynağı olan Şekerpınarına sadece 13Km. uzaklıktadır.Aynı zamanda belemedik yaylasına da aynı mesafededir ve dileğiniz gibi piknik yapabilirsiniz yada Tekir'de bir ev sahibi olup ömür boyu bu güzelliklerin tadını çıkarabilirsiniz.Ulaşımın son derece rahat olduğu Tekir Yaylası güzelliklerini ziyaretçilerle her mevsim paylaşmaktadır.Herkesi Bekleriz... Adana - Tekir 90 Km. (Otoyol İle) (Tekir Yaylası Adana'nın Pozantı İlçesine Bağlı Şirin Bir Yayladır

    Her Hakkım Saklıdır®
    |l|lllll|lll||ll||lll||ll||
    ³³°¹³²¹³ °¹²¹²²³
    © σяigiиαL-ρяσfiLє ®

    Supermeydan

  10. #10
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.801
    Rep Gücü
    137443

    Cevap: Türkiyedeki dağlar

    Kaçkar Dağları

    Kaçkarlar'da bir dağ köyüKaçkar Dağları Türkiye'nin kuzeyinde Doğu Karadeniz sahili boyunca uzanan bir dağ sırası. Doğudaki birçok zirvesi 3000 m üzerindeyken batı kesimi 2000 m yüksekliğe kadar ulaşır. En yüksek noktası olan Kaçkar Dağı hemen hemen Gürcistan sınırı olup yaklaşık 4000 m yüksekliktedir.

    Coğrafya ve bitki örtüsü
    En yüksek zirve Kaçkar Dağı'nın kuzeyden görünümüKaçkar Dağları sadece çok ince bir sahil hattının hemen arkasında Karadeniz'in güney sahilindedir. Dik olan kuzey örtüsü sık ve bol yağış alması sebebiyle sık ormanlıdır. Başlıca olarak fındık çay tütün ve zeytin yeni yeni olarak da kiraz ve narenciye burada yetiştirilir. Doğudaki alçak bölgelerinde de Türkiye'nin pirinç üretim merkezleri bulunur. Çok dik zemine sahip ya da zemin emniyeti olmadığından herhangi yetiştiriciliğe uygun olmayan alanlarda kısmen yoğun bir şekilde ormangülü örtüsü hakimdir. Yüksek bölgeler mera olarak da kullanılır. Ormanlar en başta göknar kayın ya da karışık orman olarak şekillenmiştir. Orman sınır 2000 m ile 2300 m arasında bulunur.

    Güney'e Anadolu'ya doğru düşük yağış miktarı nedeniyle orman alanı yoktur. Burada çok seyrek yerleşimi olan ve step karakterli bir tabiat hakimdir. Sadece nehir boylarında ve nehir çanakları tabiatında söğütler ve kavaklar gelişmiştir. Seyrek olarak ve tek tek meşe ve karaçam mevcuttur. Bütün bölgede çok seyrek yerleşim olduğundan flora ve fauna çok çeşitlilik gösterir.

    Türkiye'nin sınırları içinde akan en uzun nehri Kızılırmak gibi nehirler Kaçkar Dağları'nın derin yarıklarından aşarak Karadeniz'e dökülür. Bu nehirlerin denize açıldığı yerlerde Sinop Samsun Trabzon veya Rize gibi yerleşim yerleri bulunur

    Kaçkar Dağı Kuzey Anadolu Dağları'nın (Doğu Karadeniz Bölümü Rize'nin 60 km güneydoğusunda) 3.937 m yükseklğindeki en yüksek doruğu.

    Dağın kuzey yamaçlarından inen akarsular birleşerek Ardeşen ve Pazar arasında Büyükdere adıyla Karadeniz'e dökülür. Güneyde ise kısa derelerin yardığı yamaçlar Çoruh Vadisi üzerine dik olarak iner. Dağların kretase şist ve kireçtaşından oluşmuş volkanik ara tabakalı katmanları ortasında granit-diyazit billurlu kayaçları yer alır. 2.000 m'ye kadar olan kesimlerinde ladin ve göknar ormanları daha yükseklerde dağ otlakları ve en yüksek kesimde ise kuzeye doğru bir dil halinde uzanan küçük buzullar vardır.

    Her Hakkım Saklıdır®
    |l|lllll|lll||ll||lll||ll||
    ³³°¹³²¹³ °¹²¹²²³
    © σяigiиαL-ρяσfiLє ®

    Supermeydan

1. Sayfa, Toplam 2 12 SonSon

Benzer Konular

  1. Türkiyedeki Rasathaneler
    dogangunes Tarafından Çevre Forum'u Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 01-08-2012, 02:45 PM
  2. Türkiyedeki Üniversiteler
    dogangunes Tarafından Üniversiteler Foruma
    Yorum: 9
    Son mesaj: 18-05-2011, 06:45 PM
  3. Arada dağlar var, bize gelmez
    YukseLL Tarafından Çevre Forum'u Foruma
    Yorum: 4
    Son mesaj: 19-03-2011, 10:29 AM
  4. Yorum: 0
    Son mesaj: 26-11-2009, 03:53 PM
  5. Yanar Dağlar
    dogangunes Tarafından Çevre Forum'u Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 03-06-2007, 07:32 AM

Anahtar kelimeler

Yukarı Çık