Merhaba



1520-1602 yılları arasında yaşayan Salomon Ben Natan Eskenazi, aslen Alman asıllıdır. Bir süre Polonya’nın Krakov şehrinde tıp okudu ve Polonya kralı 2. Sigismund’un doktorluğunu yaptı. Hangi nedenle İstanbul’a yerleştiğini bilmiyorum ama İstanbul’a yerleşince Venedik elçiliğinin hizmetine girmiştir. Sokollu Mehmet Paşanın sadrazamlığı sırasında Venedik ile olan bir diplomatik sürtüşmede çözümün Osmanlı lehine gelişmesi için çaba gösterince, Sokollu’nun güvenini kazandı.

Sokollu ile aralarında oluşan ilişki, aslında Venedik elçiliğine bağlı olan Eskenazi, Osmanlı cephesine transfer oldu. Sokollu onu Venedik ile olan görüşmeleri yapmaya, ilişkileri yönetmeye memur etti. İstanbul’daki elçiliğine bağlı olarak Eskenazi’yi çalıştırmakta bir beis görmeyen Venedik, bu kez Yahudi olduğu gerekçesiyle Eskenazi’yi muhatap almak istemedi. Ama Osmanlı bu konuda dirayetli davranınca, elçilik statüsünü kabul etmek zorunda kaldı.

Eskenazi Venedik’e gitti. Bu arada Venedik hâkimi Moncenigo Yahudileri kovmaya çalışıyordu. Eskenazi, Yahudilerin Osmanlı devleti içindeki ayrıcalıklı konumları yüzünden Osmanlı ile ilişkiler açısından Venedik’in kendi Yahudilerine iyi davranması gerektiği konusunda senatoyu ikna etmeyi başardı. Yahudileri kovma kararı kaldırılınca Osmanlı ve Venedik arasında barış anlaşması da imzalandı.
Salomon ben Natan Eskenazi Polonya kralının seçilmesinde, Osmanlı ile Fransa arasında oluşan soğuk ilişkilerin giderilmesinde de etkili oldu. İspanyolların rüşvet teklifini geri çevirerek, Osmanlı ile İspanya arasında yapılacak anlaşma metnini Osmanlı lehine olarak hazırladı.

Yahudilerin Süleyman zamanından başlayarak, oğlu Sarı Selim’in Yahudi asıllı eşi Afife Nurbanu Sultan’ın da etkisiyle doruğa çıkan Osmanlı yönetimi nezdindeki ağırlıkları 3. Murat döneminde ciddi bir krizle karşı karşıya kaldı. Osmanlı ekonomik kriz yaşarken, Yahudilerin sahip oldukları varsıllık göze batıyordu. Yönetim içindeki Yahudi ağırlığının bir de karşı lobisi vardı ve yeniçeriler bu konuda fazlasıyla duyarlıydılar. Kesin olmayan bilgilere göre 3. Murat’a bir Yahudi kadının 40 000 duka değerinde bir ziynet eşyası taktığını fısıldadılar. Çok sinirlenen Murat, imparatorlukta yaşayan bütün Yahudilerin katli emrini verdi. Eskenazi ve biraz sonra sözünü edeceğimiz bohçacı Ester zorlu çabalarla emri yumuşatabildiler. Sadece Yahudilerin ipek giymesinin yasaklanması ile yetinildi.

Sokollu’nun ölümünden sonra Eskenazi 3. Mehmet zamanında Sadrazam Ferhat Paşa’nın danışmanı oldu. Sarayda devlet adamları arasında etkili bir kişi öldüğünde ya da bir şekilde gözden düştüğünde etrafındakiler de ortadan yok olur ama Eskenazi’nin Sokollu’dan sonra da görevine devam etmesi ve etkili konumunu sürdürmesi, onun herhangi bir ototriteye angaje olmadığını ve liyakatini gösteriyor. 3. Mehmet zamanında yüksek dereceli Osmanlı yöneticileri yanlarına Yahudi danışmanı alma geleneğini devam ediyorlar. Biliyorsunuz, bu adet Yasef Nassi ile başlamış ve Eskenazi, Ester gibi isimlere yol açılmıştı. Salomon ben Natan’ın kardeşi de İbrahim Paşa’nın danışmanlığını yapıyordu. Salomon ben Natan Eskenazi öldükten sonra da, eşi Bula Eksati Eskenazi, 3. Mehmet’i ve sonra 1. Ahmet adıyla padişah olacak Şehzade Ahmet’in çiçek hastalığını tedavi etmişti.

Gelelim Ester Handali’ ye. Osmanlı haremindeki kadınlar kapalı duvarların arasında adeta bir esir hayatı yaşarlardı. 16. yüzyılda, hareme girip çıkanlar arasında bugünkü bohçacılar benzeri Yahudi kadınlar vardı. Tabi harem tamamen dış dünyadan izole edildiği için, bu Yahudi kadınların ürün yelpazesi çok genişti ve haremin dışarıdaki dünyayla ilişkisi sadece bu kadınlar üzerinden gerçekleşiyordu. Bu kadınlara “Kira” denirdi.



Bunların en ünlüsü de kuşkusuz Ester Kira’dır. İstanbul tüccarlarından Eliya Handali’nin karısıydı ve bu yüzden hareme bohçacılık yapıyordu. Önce Hürrem, daha sonra Nurbanu hatun ve 3. Murat’ın eşi Venedik asıllı Safiye Sultan ile olan sırdaşlığı nedeniyle, kocasından sonra aile işini devam ettiren Ester’in devlet içindeki etkinliği de giderek arttı. Safiye Sultan, hanım sultanlar geleneğinden güçlü bir kadındı ve bir dönem boyunca Osmanlı’nın tüm yönetimini üstlenmişti. Safiye Sultan’ın İtalya ve Venedik ilişkilerini Ester Kira sağlıyordu. Baş haseki devlet yönetince dış işleri bakanı da bohçacı kadın oluyor haliyle. 1580’de Venedik ile yapılan anlaşmada Venedik lehine önemli kazanımlar elde eden Ester Handali’ye Venedik kentinde kendi adına piyango düzenleme imtiyazı verdiler.

Ester Kira saraydaki ilişkileri ve etkisi nedeniyle, rüşvet karşılığı tayin, atama, imtiyaz, bahşiş, arpalık dağıtılması konularında çalışıyordu. Hatta işi Sipahi beyliklerinin dağıtılmasına kadar vardırdı. Ester ve üç oğlu servetlerini giderek artırdılar. Ester büyük oğluna İstanbul gümrüğünün yönetimini de almıştı. Bu durum zaten mali sıkıntılar içinde bunalan İstanbul halkının, yöneticilerin ve sipahilerin ilgi odağındaydı.

Ester Kira maliyeye de el attı ve sipahi aylıklarının ödenmesi işleri de Kira’ya verildi. 1590’da sipahi aylıklarını eksik ölçü ile ödenince, büyük bir sipahi isyanı patlak verdi. Sipahiler Safiye Sultan’ın oğlu 3. Mehmet’ten Ester Kira’yı halletmek için izin elde ettiler.

Kendisinin rüşvetle belediye başkanı yaptırdığı Halil Paşa’nın konağına saklanan Kira’nın yeri bulununca Halil Paşa’da sipahilere direnemedi ve Kira Handali’yi sipahilere verdi. Sipahiler Ester Kira’yı ve iki oğlunu parça parça ettiler. Parçaları da rüşvetle unvanlar almış devlet büyüklerinin kapılarına çivilediler. Fazla ayrıntıya girmiyorum. Mustafa Efendi isimli bir tarihçinin yazdığı Tarih-i Selaniki eserinde ayrıntılı olarak anlatılır. Parçaladıkları cesetleri bir süre at meydanında köpeklere yedirmişler, daha sonra da yakmışlar. Yalnız bir oğlu her nasılsa bu katliamdan sağ çıkmış. Son anda kelime-i şahadet getirdiği için bırakıldığı söylenir. Mustafa efendi’ye göre onun gösterdiği yerde Ester Kira’nın hazinesi de bulunmuş.

Safiye Sultan'ın Bohçacı Kadını Ester'in Marifetleri