Orta Asya'da bulunan 1.150.000 km yüzölçümündeki Tibet, "Dünyanın Damı" diye tanımlanır. Bunun nedeni, nüfusu 1.275. 000 olan Tibet'in dünyanın en yüksek yerinde bulunan bir ülke niteliği taşımasıdır. Gerçekten de, ülkenin denizden yüksekliği 3500 ile 5000 metre arasında değişir. Tibet bu yüksekliklerde uzanması nedeniyle geniş bir yayla görünüşündedir. Güneyde tepeleri karlı Himalaya Dağları, kuzeyde Karanlık Dağlar vardır.

Ülkenin başkenti Lhasa (Lasa), denizden 3600 metre yüksekliktedir. Yüzölçümüne oranla zaten az olan nüfusun % 20' sini, tapınaklarda yaşayan,başları usturayla kazınmış.Budistler'e has gözalıcı sarı renkte giysiler içindeki din adamları teşkil eder.

Tibetliler Moğol ırkından gelmedir. Dilleri, edebiyatları kendilerine hastır. Halkın büyük çoğunluğu göçebe olarak yaşar. Ancak bu çevrede rastlanan ve "yak" adı verilen bir tür öküz ve sığır beslerler. Tibet'in karakteristik özelliklerinden biri, taşıt ve ulaştırma işlerinde de yararlanılan "yak" adını taşıyan öküzdür. Ülkenin iklimi son derece sert olduğundan, Tibetliler dayanıklı, iklimin ve hayat şartlarının güçlüklerine göğüs gerebilecek yapıda kimselerdir. Tibet'in karakteristik özelliklerinden bir başkası,bütün dünya Budistlerinin başı olan Dalay Lama'nın burada yaşamasıdır.

Tibet çıplak, vahşi görünümü,toplumun dini kaynaklardan oluşmuş gelenek ve töreleri,esrarengiz tapınaklarıyla dış dünyanın büyük ölçüde ilgisine hedef olmuşsa da, dışarıya karşı kapalı bir ülke sayılır. Özellikle 1960 yılında Kızıl Çin tarafından istila edilmesi,ülkenin içine kapanıklığını büsbütün arttırmıştır.

Tibet'te toplum hayatının garip yönlerinden biri, kadınların birkaç erkekle evlenebilmesidir. Bu konuda çalışmalar yapan toplumbilim uzmanları, sözkonusu durumun ülkede erkek nüfusunun azlığından ileri geldiğini ortaya koymuştur.

Dini başkan olan Lama, aynı zamanda yönetici durumundadır. Devletin de başkanıdır. Tibetliler, Buda’nın ruhunun Dalay Lama'ya geçtiğine, böylece Buda'nın onun varlığında yaşadığına inanırlar. 1960 yılında, Çin'in istilasıyla ülkeden kaçan Dalay Lama, 1961 de tekrar Tibet'e dönmüştür. O tarihte yapılan bir anlaşma sonucu, Tibet Çin'in egemenliği altındadır. İç işlerinde ve din konusunda egemen olmasına karşılık, ordusu ve dış işleri Çin'in egemenliğindedir.

6. ve 7. yüzyıllarda sınırları geniş, güçlü bir devlet olan Tibet, 1251 yılında Mengü Han'ın işgaliyle Türk-Moğol İmparatorluğuna katılmıştı. Sonradan Tibet'i ele geçiren Kubilay Han, Lama'ların kudretini sınırlamıştır. Daha sonra Çin'in kontrolü altına girmiş, 1911 yılındaki Çin devrimiyle bağımsızlığına kavuşmuşsa da,bu durum ancak yarım yüzyıl sürmüştür.Helyumun çok değerli bir unsur olduğu anlaşıldı. Öylesine hafifti ki,son derece büyük bir kaldırma kuvveti vardı. Ayrıca, ateş almadığı için,güdümlü balonlarda,zeplinlerde,meteoroloji balonlarında güvenle kullanılabilirdi.

Yeni unsurun değerini fark eden Birleşik Amerika Hükümeti,helyum kaynaklarının bulunması işine girişti. Teksas’da, Yeni Meksika'da, Kansas'da birçok tabii gaz, kaynak ve kuyuları vardı. Bu kaynakların yüzde bir veya iki oranında helyum ihtiva ettikleri öğrenildi.

Buna eşit başka kaynak olmadığından Birleşik Amerika dünyanın en zengin helyum kaynaklarına sahipti. Başlangıçta çok pahalı olan helyum,bugün eski değerinin birkaç binde birine düşmüştür.

Helyum,yukarda belirtilen kullanılışlarından başka tıp alanında da başarıyla uygulanmakta,astımlı kimselerin soluk alıp vermelerini kolaylaştırmak bakımından son derece yararlı olmaktadır. Ayrıca, derine dalış yapan dalgıçlar bu tünellerde, maden kuyularında çalışan işçiler soluma güçlüğüyle yüze çıktıkları zaman,kendilerine helyum-oksijen karışımı verilir.


alıntı...