Merhaba



Jung’un Psikanalitik Din Psikolojisi

Jung, hocası Freud ve onun ait olduğu evrimci, pozitivist anlayış ve akımlara bir tepki olarak doğan, Dilthey F. Schleiermacher, W. James ve R. Otto gibi birçok bilginlerin izledikleri manevi bilimler anlayışının yanında yer almıştır. Jung hocasının görüşlerini eleştirerek, onun tecrübeden çok, teori ve hipotezlere yer verdiğini, bunları hiçbir zaman tenkitten geçirmediğini eğer böyle yapsaydı psikanalizi şimdi olduğundan daha farklı anlayabileceğini düşünmüştür.

Jung dini görüşlerini psikoterapik uygulamalarından ve tecrübelerinden toplamıştır. Psikolojinin, dini hayatın tezahürlerinin anlaşılmasında önemli bir araç olduğuna inanmıştır. Bu bakımdan psikolojiye olduğu kadar ilahiyatçılara da psikoloji ve psikoterapi ile meşgul olmak ve inananlara daha çok yardımcı olmak gibi bir sorumluluğun düştüğüne inanır. İnsan dinsiz yaşayamaz, din insanın ruhsal hayatında önemli bir kuvvettir ( Mensch und seele).Bundan başka o, ruhi ve manevi sağlığın korunmasında vazgeçilmez bir değere sahiptir. Nevrozlu hastaların tedavisinde dinin önemli bir yeri vardır. İnsanın şahsiyetinin gelişmesin de dinin büyük bir rolü bulunmaktadır.

Din psikolojisi, dini hayatın ruhsal tezahürlerini incelemeyi amaç edinmişken Freud her şeyden önce dinin başlangıcını analiz etmeye çalışmaktadır. Freud’un anladığı şekil de psikanalizi, dini anlayacak bir araç veya dinin bir açıklanma metodu gibi anlamak insanı yanlışlıklara götürebilir.

Her ne kadar Carl Gustav Jung, birçok konuda yeni kavramlar oluşturarak dini, psikoloji düzeyine indirme eğilimi gösteriyor ve din ile ruh gerçeğini belirgin çizgilerle ayırmıyor olsa da sonuçta yine de psikanalitik bir din psikolojisinin olabileceği ihtimalini ortaya koymaktadır.

Freud, dini inançlardan uzak, dini, ahlaki, kültürel ve sosyal baskılardan arınmış, akıl ve pozitif bilim anlayışına sahip, içgüdülerinin hizmetinde olan bir insan modeli ortaya koyarken, Jung Allah’a inanan, o’nu benliğinde yaşatan, dini; insan ruhunu besleyici ve koruyucu bir güç, hayat ve huzur kaynağı olarak kabul eden, dengeli, sağlıklı, olgun bir kişiliği hedef edinen ve sonuçta geçmişi, kendisi ve yaratıcı ile barış içinde yaşayan bir insan modeli ortaya koymaktadır.

Freud’un nevroz ve illizyon dediği din, Jung’da sağlıklı bir insan için huzur sağlayan güç, ruhi bunalım da olanlar için ise tedavi edici önemli bir kaynak olarak görülmektedir. Bu görüş, İslam’ın manevi bir gıda ve şifa olduğu kabulüne yaklaşmaktadır.

Doç. Dr. Kerim YAVUZ

Atatürk Üniversitesi Yayınları No; 641- Psikanalizde İlk Dini Gelişmelerin Değeri