Ünlü evrimci profesörler bilim geliştikçe, ilerleyen teknolojinin sayesinde canlıları çok daha iyi inceleme fırsatı buldular. Elektron mikroskobunun bulunmasıyla Darwin’in görebilseydi gözlerinin yuvalarından fırlayacağı mükemmel hücreyi inceleyebildiler. Bildiğiniz gibi Darwin hücreyi inceleme imkanına kavuşamadı, o hücreyi su dolu bir baloncuk zannediyordu. Oysa hücre akıl almaz çalışan sistemlerle ve organellerle donatılmıştı. Evrimciler inceledikçe ve keşfettikçe tek bir proteinin bile evrimle oluşmayacağını itiraf etmek zorunda kaldılar. Hele binlerce proteinin bir araya gelip bir canlının oluşması imkansızdan da öte bir hayaldi. Evrimci profesörler DNA keşfedildiğinde iyice şaşaladılar ve inanılmaz buhranlar geçirdiler. Zaten DNA’yı keşfeden bilim adamları da hemen iman etiler.

DNA'nın sarmal yapısını ortaya çıkarmış bilim adamlarından Francis Crick, DNA ile ilgili bulgular karşısında yaşamın kökeninin bir mucizeye işaret ettiğini itiraf etmiştir:

"Bugün sahip olduğumuz bilgiler ışığında, dürüst bir adamın yapabileceği tek yorum, hayatın mucize eseri olarak ortaya çıktığıdır."1

Los Angeles, ABD'deki Güney California Üniversitesi'nden Led Adleman, yaptığı hesaplamalara göre, sadece 1 gram DNA molekülünün, 1 trilyon CD'ye (compact disc) eş değerde bilgiyi saklayabilme kapasitesi olduğunu ifade etmiştir 2. İnsan Genomu Projesi'nde görevli bilim adamı Gene Myers ise şahit olduğu mucizevi düzenlemeler karşısında şunları söylemiştir:

"Beni esas hayretler içerisinde bırakan yaşam mimarisidir... sistem son derece kompleks. Sanki dizayn edilmiş gibi... Orada büyük bir akıl var." 3

Evrimciler bilimdeki ilerlemeler karşısında artık kendilerini tutamayarak evrimi çürüten itiraflarda bulunuyorlar, çünkü gördükleri yüksek akıl ve canlılardaki muhteşem sistemler karşısında olağanüstü hayrete düşüyorlar. Bütün bunların asla tesadüfen oluşamayacağını çok iyi görüyorlar ve itiraf etmek zorunda kalıyorlar. Sadece bütün bu muhteşem canlıları, kainatı, uzaydaki galaksileri Allah’ın yarattığını söylemek ağırlarına gidiyor, çünkü bunca yıldır evrim saçmalığını savunmanın verdiği eziklik içinde oluyorlar.

Şimdi Prof. Ali Demirsoy’un itiraflarına bakalım:

İtiraf 1:

Prof. Ali Demirsoy, bakteri hücrelerinin ökaryot hücrelere ve bu hücrelerden oluşan kompleks canlılara dönüşmesi senaryosunun temelsizliğini şu sözleriyle itiraf eder:

Evrimde açıklanması en zor olan kademelerden biri de bu ilkel canlılardan, nasıl olup da organelli ve karmaşık hücrelerin meydana geldiğini bilimsel olarak açıklamaktır. Esasında bu iki form arasında gerçek bir geçiş formu da bulunamamıştır. Bir hücreliler ve çok hücreliler bu karmaşık yapıyı tümüyle taşırlar, herhangi bir şekilde daha basit yapılı organelleri olan ya da bunlardan birinin daha ilkel olduğu bir gruba veya canlıya rastlanmamıştır. Yani taşınan organeller her haliyle gelişmiştir. Basit ve ilkel formları yoktur.4

İtiraf 2:

"Karmaşık hücreler hiçbir zaman ilkel hücrelerden evrimsel süreç içerisinde gelişerek meydana gelmemiştir"5

İtiraf 3:

Özünde bir Sitokrom-C'nin dizilimini oluşturmak için olasılık sıfır denecek kadar azdır. Yani canlılık eğer belirli bir dizilimi gerektiriyorsa, bu tüm evrende bir defa oluşacak kadar az olasılığa sahiptir denebilir. Ya da oluşumunda bizim tanımlayamayacağımız doğaüstü güçler görev yapmıştır. Bu sonuncusunu kabul etmek bilimsel amaca uygun değildir. O zaman birinci varsayımı irdelemek gerekir... Sitokrom-C'nin belli bir aminoasit dizilimini sağlamak, bir maymunun daktiloda hiç yanlış yapmadan insanlık tarihini yazma olasılığı kadar azdır (maymunun rastgele tuşlara bastığını kabul ederek).6

Evrimcilerin 21. Yüzyılda yaratılışın ispatı karşısında yapmak zorunda kaldıkları itiraflar serisine devam edeceğim, ayrıca Allah’ın yaratış sanatındaki incelikleri de anlatacağım. Böylece her zaman söylediğim gibi hem tozlu kitapların arasına gömülüp dünyadaki gelişmeleri takip edemeyen kişilerin tüm gerçekleri görmelerini sağlayacağım.


Yazılarımla birlikte mutlaka farklı konularda hazırladığım çok güzel galerilerimi ziyaret etmenizi tavsiye ederim.


Kaynak: Yazımda kullandığım kaynaklar aşağıda belirtilmiştir.


1- Francis Crick, Life Itself: Its Origin and Nature, New York: Simon & Schuster, 1981, s. 88

2- John Whitfield, "Physicists plunder life's tool chest", 24 Nisan 2003, http://www.nature.com/nsu/030421/030421-6.html

3- San Francisco Chronicle, İnsan Genomu Projesi hakkında Tom Abate tarafından yazılan bir makaleden, 19 Şubat 2001

4 Prof. Dr. Ali Demirsoy, Kalıtım ve Evrim, Ankara, Meteksan Yayınları, s.79

5 Prof. Dr. Ali Demirsoy, Kalıtım ve Evrim, Meteksan Yayınları, Ankara, s.79

6. Prof. Dr. Ali Demirsoy, Kalıtım ve Evrim, Meteksan Yayıncılık, Ankara, 1995, Yedinci Baskı, s. 61