Merhaba



Dünyanın en büyük dahilerinden Leonardo Da Vinci'nin en büyük hayallerinden biri hem operada hem de gerçek hayatta can buluyor.

500 yıl kadar önce, dünyanın en büyük ve en ihtişamlı köprüsünü Haliç'e yapmak için Sultan II. Bayezid'e mektup yazan, ama saray görevlisince "İtalya Cumhuriyeti'nden bir gavur" olarak nitelendirip dikkate alınmaması sonucu teklifine karşılık bulamayan Leonardo'nun içinde kalan büyük hayali, mektubunun 1950 yılında tesadüfen Topkapı Sarayı'nın arşivlerinde bulunması sonucu ortaya çıkmıştı.

İşte bu büyük hayal, hem sanatta hem gerçek hayatta karşılık buldu. ABD'den opera sanatçısı Daniel Nazareth, Leonardo'nun rüyasını operada gerçeğe dönüştürdü, Türk mimar Hakan Kıran da ünlü dahinin eşsiz eserini Haliç'e yapmak için gün saymaya başladı.

Hindistan asıllı Amerikalı besteci Daniel Nazareth, AA muhabirinin sorularını yanıtlarken, İstanbul'un 2010 Avrupa Kültür Başkenti olması ile Da Vinci köprüsünün hikayesini duyduktan sonra bu operayı yazmaya karar verdiğini söyledi.

Leonardo gibi üstün bir dahinin, 500 yıl önce Haliç'e köprü yapmak isteyip gerçekleştirememiş olmasından çok etkilendiğini belirten Nazareth, bu nedenle operasında Leonardo'yu İstanbul'a getirdiğini kaydetti.

Nazareth, "Operamda, 500 yıl öncesine gidiliyor: Burada Leonardo Topkapı'ya davet ediliyor ve Bayezid ile buluşuyor. Birlikte köprüyü inşa etmeye karar veriyorlar. Böylece opera, 500 yıl öncesi ile bugün arasında köprü oluşturuyor" dedi.

Operanın son sahnesinde tüm insanların, barış içinde, bağımsız ve yapıcı bir atmosferde yaşamasının mümkün olduğunu vurguladığını ifade eden Nazareth, "Yani, Leonardo'nun köprüsü ve opera farklı kültür ve medeniyetler, batı-doğu ile zengin-fakir arasında bağ kuran bir metafor olarak kullanılıyor" diye konuştu.

Birçok kişinin Türkiye'yi AB'nin içinde görmek istediğini düşündüğünü de dile getiren Nazareth, "Türkiye'nin farklılıkları içeren bir topluma sahip ve Avrupa ve dünya toplumunda yerinin olduğu mesajının verilmesinin önemli olduğunu düşünüyorum" ifadesini kullandı.

Müziğinde bile matematik var

İtalya'da son dönemki araştırmalarda Leonardo'nun annesinin İstanbul Yahudilerinden olduğu yönünde tartışma bulunduğunu ifade eden Nazareth, Londra'daki Da Vinci koleksiyonunda da Leonardo'ya ait orijinal bir beste keşfettiğini ve bunu kendi operasında kullandığını söyledi.

Nazareth, "Bir metinle birlikte çok güzel bir melodi yazmış. Metin, 'Bana ilham veren, bana itici güç sağlayan aşktır' diye yazıyor. Benim operamda da Leonardo'nun şarkısı bölümü var ve burada onun orijinal müziği yer alıyor. Bu melodi, Leonardo'nun Topkapı Sarayı'nı ziyaret ettiği bölümde çalacak" dedi.

Leonardo'nun melodisinin ilginç özelliğine de dikkati çeken Nazareth, şunları kaydetti:

"Benim keşfettiğim, Da Vinci tarafından kullanılan bu müzik, dik üçgende dik kenarların karelerinin toplamının hipotenüsün karesine eşit olduğu Pisagor teorisine göre oluşturulmuş. İlginç olan diğer yan, Leonardo'nun Sultan'a yazdığı mektuptaki köprünün boy, genişlik ve yüksekliği içeren boyutları da bu teoriye uygun. Çünkü, Pisagor Da Vinci'nin en çok beğendiği matematikçilerden biriydi. Altın oranı da çıkarmak için Pisagor'dan yararlanmıştı."



Prömiyer Topkapı Sarayı'nda

Nazareth, Leonardo'nun hayalini gerçeğe dönüştüren eserinin Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü Rengim Gökmen'in desteğiyle, 2010-2011 sanat sezonunda sahneleneceğini ve prömiyerinin de Leonardo'nun gitmek isteyip de hiç gidemediği Topkapı Sarayı'nda yapılmasının planlandığını duyurdu.

İstanbul'da Haliç'e Leonardo'nun köprüsünün yapılması projesinin yürütüldüğünü anımsatan Nazareth, "Çok mutlu oldum, benim operam ve köprü bu yıl ortaya çıkacak" dedi.

Nazareth, Rengim Gökmen'in operanın Ankara'nın yanı sıra İzmir ve diğer illerde de sahnelenmesini ve İngilizce'den Türkçe'ye çevrilmesini düşündüğünü dile getirerek, "Bu operanın bütün hikayesi Türkiye'ye ait, birçok bölüm Topkapı Sarayı'nda geçiyor. Operamda Kur'an-ı Kerim'den iki söz var. Ben bir Türk değilim ama operam Türkiye'nin bir parçası ve ona ait. Ama aynı zamanda Avrupa'nın parçası, çünkü müzikler de Avrupa müziği" ifadesini kullandı.

Operanın Almanya'da da sahnelenebileceğini anlatan Nazareth, gerçek köprünün kurulmasını da dört gözle beklediğini sözlerine ekledi.

İnşaat yakın zamanda başlayacak

Haliç'e Leonardo'nun köprüsünün kurulma projesini yürüten Hakan Kıran Mimarlık Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Kıran da Leonardo'nun hayalini gerçekleştirmek için eskizler, konuyla ilgili maketler ve 2001 yılında Norveç'te yapılan Leonardo'nun köprüsü gibi bütün verileri araştırdıklarını söyledi.

"Leonardo'nun köprüsü ileri vizyonla yapılmış bir skeç, aslında bir hayal" diyen Kıran, köprüyü, orijinal fikrini bozmadan ama 21. yüzyıl teknolojisini de katarak modern yorumla yapacaklarını kaydetti.

Kıran, çelik ve ahşaptan oluşacak köprünün tasarımını yaklaşık 1.5 yıl önce İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne gönderdiklerini hatırlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Belediye de koruma kuruluna gönderdi. Koruma kurulu bazı araştırmalar istedi, onları tamamladık. Kurul özellikle tarihi yarımada ve önemli konularda zor karar alıyor ama sürecin sonuna geldik. Bizim aldığımız izlenime göre bir sıkıntımız yok ve bu yılın ikinci ya da üçüncü yarısında inşaata başlayabilir hale gelmeyi planlıyoruz. Aslında, sivil toplum örgütlerinin de olduğu çok büyük bir şölenle bu işe başlayalım ve çok kısa bir sürede tamamlayalım istiyoruz."

Modern yüzün sembolü

Kıran, köprünün şimdiden İstanbul'un tanıtımına büyük katkı sağlamaya başladığını ifade ederek, "Projeyle ilgili dünyanın diğer ucundan bile ziyaretler oluyor. İnsanlar bugünden tanıtımlarında kullanmak istiyorlar. Bugünden başlayan tanıtım var ki, bitince çok verimli olacak" dedi.

Leonardo gibi bir dahinin eserine hayat verecek olmaktan onur duyduğunu belirten Kıran, "Çok büyük şans benim için, olağanüstü büyük heyecan ve biraz da tedirginlik içindeyim. Yani, milyonlarca çizgilerden bir tanesini seçip, aslına dokunmadan ama 21. yüzyılın da eseri olabilecek bir köprü kurma, yani bütün bu dengeyi sağlama sorumluluğuyla çalışma yaptık, büyük sorumluluk altındayız, umarım başarılı oluruz. İstanbul'un, Türkiye'nin modern yüzünü gösteren bir sembol olmasını istiyoruz" ifadesini kullandı.

"Mozart'ın kayıp senfonisi adeta..."

Kıran ayrıca, konuyla ilgili çeşitli sivil toplum örgütlerini araştırdıklarını, köprüyü Norveç'te inşa eden sanat yönetmeni Vebjorn Sand ile bağlantılarının olduğunu ve işbirliği yapacaklarını söyledi.

Kıran, "Leonardo ve köprüsü uluslararası iletişimin aracı olmuş. Biz de bu süreci, uluslararası iletişimin parçası olarak kullanma konusunda var gücümüzle çalışıyoruz. Bu, bizim için ticari bir iş değil, gönül verdik. Bu köprü bir dünya projesi ve onu Türkiye'de en iyi şekilde yapabilmek istiyoruz" dedi.

Leonardo'nun köprüsünü ilk olarak ama tasarlanan yerinden kilometrelerce uzakta hayata geçiren sanatçı Vebjorn Sand da galerisinde AA muhabirine Leonardo köprüsünün farklı tasarımlarını göstererek, 14 yıldır bu projede çalıştığını söyledi.

Köprünün sanat boyutunun çok önemli olduğunu belirten Sand, "İstanbul'daki projeye sanat danışmanı olarak yardım etmeyi çok isterim" dedi.

Sand, Leonardo'nun çizimini belli prensipler üzerine kurduğuna ancak detaylandırmadığına dikkati çekerek, şunları kaydetti:

"Projenin heyecanlı tarafı bu, çünkü jeolojiyi temel alıyor. Bir senfoni, bir matematik denklemi, zamanla ölçülemeyen, çok güzel birşey, Mozart'ın kayıp senfonisi adeta...

Projenin bu aşamaya gelmesinden dolayı çok heyecanlıyım ama projenin Leonardo'nun ilk tasarladığı ruha uygun şekilde hayata geçirilmesi konusuna çok önem veriyorum. Bu iş sanat, mühendislik ve mimarinin bir kombinasyonu, Leonardo'da bu üçü de vardı. İsteğim en iyi sonuçların alınması, ismimin dahil olup olmaması çok da önemli değil ama bu projeyi hayata geçirmemiz önemli, köprünün sanat boyutu çok önemli. Eğer proje başarılı olursa bu tarihi bir şey olur."



"Mesaj taşıyan bir köprü"

Sand, köprünün İstanbul'a kurulmasının önemiyle ilgili de şunları söyledi:

"Bu, Müslüman Türkiye ile Hıristiyan Avrupa arasında bir köprü, dünyanın günümüzde karşılaştığı zorluklara ilişkin güzel ve güçlü bir metafor. Kültürler arasında bir köprü...

Her şeyi birleştiren sanattır, bu projenin güzelliği burada, sanat boyutunda. Bu köprüyü ben 2001 yılında Norveç'te inşa ettim ama ilk tasarlanan yer olan İstanbul'a kurulmasını görmeyi çok isterim. Umarım Türkiye'deki proje, Norveç'te edindiğimiz deneyimleri dikkate alarak ilerler ve başarılı olur."

Sand, Leonardo'nun köprüyle ilgili çizimini ilk gördüğünde neler hissettiğine yönelik soru üzerine de şöyle devam etti:

"Büyük bir bestecinin senfonisini dinlediğinizdeki, meşhur bir tabloya baktığınızdaki hissettiğinizle aynı şey; olağanüstülük hissi, zamanla ölçülemeyen bir temele sahip. Leonardo'nun köprüsü ilk gördüğüm anda etkiledi beni, yıldırım aşkı gibi, doğa ötesi gibi bir şey hissettim.

Birçok düzlemde önemli, geçmişin güzelliğini getiriyor. Sadece dizayn bakımından değil, aynı zamanda Rönesans ruhunun, sanat ve felsefenin kombinasyonunu, ruhani olan bir yaklaşımı içinde barındırıyor. Leonardo ve bu köprü bütüncül düşünceyi temsil ediyor, çünkü sanatı ve sessizliği ve felsefeyi birbiriyle birleştiriyor. Bu nedenle bunun mesaj taşıyan bir köprü olduğuna inanıyorum."

Bu köprüyü her kıtada inşa etmeyi istediğini ama yapamadığını anlatan Sand, yine de iklim değişikliğine dikkati çekmek için Antartika ve New York'ta köprünün buzdan versiyonunu inşa ettiklerini dile getirdi.

Da Vinci'nin İstanbul hayali gerçek oluyor CNNTurk.com