Darwin kâinatta gördüğü bütün mükemmel yapılardan son derece rahatsızlık duymuştur. Çünkü bu kadar mükemmelliğin evrimle asla açıklanamayacağını çok iyi görmektedir. Teorinin son derece çürük temeller üzerine kurulmuş olması, canlılardaki olağanüstü özellikler ve mükemmel çalışan sistemler Darwin’i hasta etmektedir. Darwin bu yüzden yazdığı mektuplarda kimi zaman intiharın eşiğinde olduğunu, teorisinin bir paçavradan ibaret olduğunu, teorinin açmazlarla dolu olduğunu itiraf eder.

Darwin, teknolojiye ilham veren tavuskuşu tüylerinin de, evrim teorisini çıkmaza soktuğunu görmüştü. Darwin tüylerdeki kusursuz yaratılışı görmüş ve bu yaratılışın evrim teorisi ile açıklanamayacağını anlamıştı. Arkadaşı Asa Gray’e yazdığı 3 Nisan 1860 tarihli mektupta şöyle demişti:

“…Şimdilerde ise doğadaki bazı belirgin yapılar beni çok fazla rahatsız ediyor. Örneğin bir tavuskuşunun tüylerini görmek, beni neredeyse hasta ediyor. “ (Pat Shipman, “Doubting Dmanisi”, American Scientist, Kasım-Aralık 2000, s. 491)

Evrim teorisi daha en baştan tavuskuşunun kuyruğundaki benzersiz tasarımı açıklayamamaktadır. Ayrıca bilimsel çöküşünün yanı sıra teorinin bu mükemmelliğe bakış açısı kendi içerisinde yanılgılar ve çelişkiler ile doludur. Örneğin evrim teorisine göre erkek tavuskuşu çiftleşmek için bazı estetik özellikler geliştirir. Ancak estetik özellikler, tavuskuşunun tüylerinde olduğu gibi, çoğunlukla korunma, kaçma, kamuflaj gibi konularda canlıya dezavantajlar getirir. Bu durumda, erkek çiftleşmek için bir avantaj sağlamış olsa bile hayatta kalma ihtimali azalacağı için, evrimsel açıdan bir kazanç sağlamamış olacaktır. Ayrıca evrim teorisine göre dişi tavuskuşu olağanüstü bir estetik anlayışına sahiptir, estetik yönden değerlendirme yapabilir, karar verme yeteneğine sahiptir. Bunlar elbette ki son derece mantıksız iddialardır. Dişi tavuskuşu uzun kuyruk gibi bariz özellikleri tercih edebilir veya uzun ve kısa kuyruğu birbirinden ayırdedebilir. Ancak, erkek tavuskuşlarının tüylerinde kolaylıkla farkedilemeyecek kadar ince detaylar da bulunmaktadır (göz deseninin üst kısmında sap olmaması, göz deseninin yakınındaki sapın kahverengi olması ve T tüylerinin karmakarışık şekli gibi). Bu ince detaylardaki değişiklikleri ayırdedebilmek içinse olağanüstü detaylı bir gözlem gerekmektedir ve birçok insan yakından incelese dahi bu özellikler arasındaki farklılıkları ayırdedemez. Fakat dişi tavuskuşları, erkek tavuskuşları arasında güçlükle ayırdedilebilecek olan estetik özelikleri kolaylıkla farkederler.

Darwin’in kendisi de, erkek tavuskuşları arasında güçlükle ayırdedilebilecek olan estetik özelliklerin bir sorun olduğunu anlamıştır. Ve şöyle demiştir:

“Birçokları dişi bir kuşun ince gölgeleri ve mükemmel desenleri takdir etme yeteneğinin kesinlikle akıl almaz olduğunu söyleyecektir. Dişi tavuskuşunun neredeyse bir insan kadar zevk alma yeteneği olması şüphesiz fevkalade bir olaydır.” (Charles Darwin, The Descent of Man, John Murray, London, 1888, s. 412)

Darwin’in söylediği gibi dişi tavuskuşunun nerdeyse insan kadar zevk alma yeteneği gerçekten fevkalade bir olaydır. Ama erkek kuşların dişi kuşları etkilemek için dans etmesi, mükemmel yuvalar kurmaları, milyonlarca arının birleşerek kusursuz altıgen petekler yapmaları, arıların çiçeklerin yerlerini birbirlerine göstermek için dans etmeleri, erkek penguenlerin -40 derecede aylarca ayaklarının üzerinde yumurtalarını taşımaları da fevkaladedir. Tavuskuşundaki tüylerinde ki olağanüstü güzellik ve tasarımındaki mükemmellikte hayret vericidir. Resim ve desenlerin kendilerini yapan sanatçıların varlığını göstermesi gibi, tavus kuşundaki desenler de sadece kendilerini vareden Yaratıcı'nın varlığını gösterirler. Hiç şüphesiz tavuskuşunun tüylerinde kristal moleküllerini biraraya getirip düzenleyen ve onlardan harika desenler çıkaran Allah'tır. Kuşkusuz kainatta Allah tarafından yaratılan milyarlarca canlının mükemmel ve kusursuz özellikleri asla evrimle açıklanamaz. Yalnızca Allah’ın sonsuz aklını ve müthiş sanatını yansıtırlar.