Merhaba

Tarikatta şeyh her şeydir. O, hem insan-ı kâmildir ve Hakikat-i Muhammediyeyi temsil eder;
hem kutup, hem de gavstır.
Mürit, Allah ile bitecek işin, ancak şeyhin araya girmesi ile olur.
Tarikatta mürid, nefsini öldürme adına çok alçaltılır.
Derler ki, “Şeyhe karşı mürit, yıkayıcı önündeki ölü gibi olur”
Muhammed b. Abdullah Hani, Adâb, s. 173.

Allah müşahhas yani elle tutulan ve gözle görülen bir varlık değildir.
Tarikata göre onu kavramak için kulun zihnen ve manen yoğunlaşmasını sağlayacak
müşahhas (somut) bir şeye ihtiyaç görülür.
Tasavvufta bu obje Al*lah’ın en mükemmel tecellilerinin mazharı sayılan
“insân-ı kâmil” konumundaki şeyhtir.

“….Sâlik önce insan-ı kâmil olan şeyhe, ardından Rasûl’e, onun ardından Allah’a kalbini bağlamalı ve
bu su*retle huzur-i kalbe erip fena fillâh’a varmalıdır”

“murâkabe ve teveccühe devam eden kişiye vezaret, yani bakanlık ve*rilir.
Buna sahip olan, mülk ve melekûtta ko*layca tasarrufa (/Allah’ın yetkilerini kullanmaya) başlar;
hatırlardan geçen işlere vâkıf olur.
Gönülleri hidayet nuruyla aydınlatmak da onun için mümkündür”.
Muhammed b. Abdullah Hani, Adâb,s.268

“şeyhin bakışı kalp hastalıklarına şifadır.
Yüzünü göstermesi, manevi hastalıkları giderir.
O, anlatılan olgunlukların sahibi, vaktin imamı, zamanın halifesidir.
Kutuplar, bedeller onun ma*kamları sayesinde yetişip yaşarlar.
Evtâd, nücebâ, onun kemalât denizinden akıp gelen bir katredir.
Onun irşadı güneş misalidir. Kendi iste*meden her şeye feyzini yağdırır
…”.
Muhammed b. Abdullah Hani, Adâb,s.238

O, şeyhin suretini alnı*nın ortasında hayal eder, sonra onu kalbinin or*tasına indirir, kendini yok, şeyhini var bilir.
Biri doğuda, biri batıda da olsa, şeyhin ruhaniyeti onu râbıta ile terbiye eder ve Allah’a ulaştırır.
Muhammed b. Abdullah Hani, Adâb,s.239/242

hakiki şeyh, müritle Allah arasında vasıtadır.
Ondan yüz çevirmek Allah’tan yüz çevirmektir.
Mürit inanır ki, şeyhini nerede düşünse, ruhaniyeti orada hazır olur.
Yine inanır ki, şeyhin ruhani tasarrufları Allah’ın tasarruflarıdır.
Muhammed b. Abdullah Hani, Adâb,s.244

“Mürit şeyhinin kendisine emrettiği şeyi yap*makta acele etmeli, onu derhal yerine getirmelidir.
Hiçbir tevil ve tehir yoluna sapma*malıdır. Zira tevil ve tehir yol kesicilerin en büyü*ğüdür.”
Muhammed b. Abdullah Hani, Adâb,s.172/173

“Sâlik, mürşidinin yanında ve uzağında daima onun rızasını elde edeceği yolda yürümeğe bak*malıdır.
Mürşidinin nelerden hoşlanacağını anla*mak ve ona göre çalışmak zorundadır.”
“Mürşidler Allah Teâlâ’nın bulunduğu oturumda bulunurlar, dolayısıyla Allah Teâlâ’yı zikirle elde edilecek fayda,
bu zatları görmekle aynen elde edilir. Allah’ın Elçisine tam uymayı, bu kamil şeyhin sevgisi ile bir tutmak gerekir.”
Muhammed b. Abdullah Hani Adâb, s. 235.