Son zamanlarda, tasavvufa yönelik bir çok saldırı görmekteyiz.

Allah dostları, Allah'ın dostlarını severler. Ve Allah da, dostlarını sevenleri sever. Böyle olması gayet doğaldır. Allah dostlarını bırakıp da, şeytanları dost edinmiş kişiler hakkında bir çok ayet mevcut olduğu gibi, biat alma, tövbe alma ya da yolları takip etme konusunda uyarıcı ve yön gösterici ayetler de mevcuttur. Bunları inkar etmek, kişiyi küfre ve şirke sürükler.

Tasavvuftaki tevbe ve temsil mekanizması şununla benzeşmektedir.
“Ey Peygamber- Nebi, Elçi! İnanmış kadınlar (sana gelip) şu hususlarda sana biat ederlerse: Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmayacaklar, hırsızlık etmeyecekler, zina etmeyecekler, çocuklarını öldürmeyecekler, elleriyle ayakları arasında bir iftira uydurup getirmeyecekler ve iyi bir işte (maruf) sana karşı gelmeyecekler. (Buna göre söz verirlerse) Onların biatlarını al ve onlar için Allah’tan mağfiret dile. Şüphesiz Allah, çok bağışlayan, çok esirgeyendir”. (Mümtehine-12)


Zikir ve yollar hakkında:

Onlar ayakta iken, otururken, yanları üzerine yatarken Allah’ı zikrederler… (Aliimran,191)
Rabbinin ismini zikret ve samimiyetle ona yönel. ( Müzemmil, 8)
Onlar iman etmiş olup kalpleri zikretmekle huzura kavuşur. ( Râ’d, 28)

Her kim Rahman olan Allah’ın zikrinden yüz çevirirse, biz ona bir şeytanı arkadaş veririz. Artık o şeytan onun yakın dostudur. ( Zuhruf, 36)
Onlar Allah’ın hidayet ettiği kimselerdir. Sen de onların yoluna uy. ( En’am, 90)

Tasavvufun, tarikatın her edebi, adabı, rüknü ayet, hadis, sahabe sözü ve ALLAH dostu kemal derecesine ermiş, mürşid, kamil insanlara dayanır
Tasavvufun, Tarikatın Edebi, Adabı, Ayet, Hadis, Sahabeye Dayanır GEREKLİ
Tasavvuf, ALLAH resulünün sohbet halkasında olan şeydi Adı konmamıştı. Bu ad hicri iki yüz senesinden evvel meşhur olmuştur.... Efendimiz Aleyhisselatü vesselam :"Uyanık olunuz, cesette bir et parçası vardır ki, o parça iyi olursa, bütün vücut iyi olur, bozuk olursa bütün vücut bozuk olur. Biliniz ki o et parçası kalptir" [6]
İmam Gazali (ra) "İlk asırda, fakih diye; ahiret yolunu, nefislerin ince ve gizli afetlerini, amelleri ifsat eden şeyleri ve kalplere korkunun galip olma yollarını bilenlere denilirdi

"İlim ikidir Biri, dilde olup (ki bu zahiri ilimdir) ALLAH-u Teala'nın kulları üzerine hücceti (delili)dir Biri de kalpte olan ( marifetullah ilmi ) vardır Asıl gayeye ulaşmak için faydalı olan da budur"[8] ALLAH'ın ilimlerini bilmek, şeriat, ALLAH Tealayı bilmek, bilmede yakini elde etmek marifetullahtır.

İbn-i Abbas -radiyALLAHü anh- hazretleri Talak suresi 12 için :"Eğer bu ayeti kerimelerin size tefsirini yapacak olsam, beni mutlaka taş yağmuruna tutarsınız" buyurmuştur Yine Ebu Hureyre -radiyALLAHü anh- efendimiz şöyle buyurmuştur: "Rasulullah -sALLAHü aleyhi vesellem- efendimizden iki ilim dolu kab aldım Onun birini dağıttım Öbürünü de dağıtacak olsam bu boğaz kesilir"[10]

" Sizden her biriniz için bir şeriat ve bir yol tayin ettik"[12] müfessirler bu ayet-i kerimeye "Ey kullarım ! Sizin her birinize iki şeyi vacip ettim Evvela şeriat, sonra tarikat" manasını vermişlerdir
"Batın ilme ALLAH-u Teala'nın sırlarından bir sır, hikmetlerinden bir hikmettirOnu ancak dilediği kulunun kalbine atar[13] Camiü’sağir

Zikir sahibi olmayı, ayetlerle yalnız namaz olarak te'vil edenlere Rasulullah aleyhisselatü vesselamın şu mübarek sözleri uyarıcı olmalıdır:"ALLAH'ın zikri kalblere şifadır"[15] İmam Münavi, Feyzül Kadir

"Kalplerin itminanı ( huzur bulması ) ancak ALLAH'ın zikriyle olur"[14]..Rad suresi:28 .....İbn-i Kesir bu ayeti : "ALLAH'ın tarafına meyledip O'nunla kalpleri hoş olmuş, O'nu zikretme sırasında huzur bulmuş, Mevla ve yardım edici olarak O'na bağlanmışlardır.zikir, tarikat usulü ile sistemleştirildiği zaman kalbde beklenen meyvesini vererek, kulluktan beklenen; ALLAH celle celalühten gafil olmama, ihsan mak***** eriştirir.
.......Burada bir parantez açalım. ALLAH inancı bahsinde, genç balıklar, yaşlı balığa sormuşlar:"Kuzum su diye bir şeyden bahsediliyor.Göstersene şunu bize !.."İhtiyar balık cevap vermiş :"Siz ondan başka bir şey gösterin ki, ben de size O'nu göstereyim".[17]

Tasavvufu, İslam şeriatının batınını reddedenlere, hangi ayet, hadis, şekil, renk, desen ve olay varsa, onda tasavvuftan gayrı bir şey gösterin ki, bizde size tasavvufu gösterelim diyoruz..evet bir ayet bir hadis, yolumuza devam edelim:
....................."Hafaza meleklerinin işitmediği zikir, işittikleri zikre göre 70 kat daha efdaldir"[18]
günümüze ışık tutan bir hadisi şerifi tefsirden okuyalım :"O kadar çok ALLAH'ı zikredin ki, en sonunda size deli densin"Açık (cehri) zikir yapanları televizyonlarda görenler, ne biçim adam bunlar, sapıtmışlar, deliler gibi ne o demiyorlar mı?
"Kalbini zikrimizden gafil kıldığımız kimseye itaat etme"[21] " beni zikretmekte gevşek davranmayın" [22] " Kim Rahmanı zikretmekten gafil olursa, yanından ayrılmayan bir şeytanı ona musallat ederiz" [23]

Buraya kadar, gördük ki, zikir emrediliyor Zikri kalbe sokup, " ihsan " mak***** geçiş emrediliyor Peki bunun yolu ne, nasıl ve ne şekilde yaparsak istenilen hedefe varabiliriz ? Başta saydığımız nefsin hastalıklarını iyi etmek için neye ihtiyacımız vardır? "Huşu içinde namaz" nasıl kılacağız, halis kulluk basamağına, İslam ahlakına nasıl erişeceğiz? İşte tarikat bu ermenin yollarını öğreten mübarek bir sistemdir Zaten ayette geçen"tebettül" kelimesinde karşılığını bulan, "Rabbinin ismini an ve ihlas ile O'na teveccüh eyle" insanı ALLAH Teala'dan alıkoyan her şeyi terketmektir[25]

Peygamberimizden (sav) sonra ikinci asırda aşk, idrak, heyecan pörsümeye, dünyaya meyil başlayınca; taat ve ahirete yönelenler sufi adıyla anıldılar Suf, Arapça yün demektir Sufiler yünlü elbiseler giydiklerinden onlara bu ad verildi ALLAH adamların meclislerine, derslerine tarikat denildi [26
..........İmam-ı Gazali -rahmetüllahi aleyh- hazretleri:Tasavvuf büyüklerinin tuttuğu yoldan, usulden güzel, hayırlı bir yol bulunmaz.Bu yol öyle bir yoldur ki, ilk şartı kalbini tamamen ALLAH-ü Teala'nın gayrinden boşaltmaktır.Bu da yolun taharetidir.Anahtarı ise kalbini tamamen ALLAH(cc)'ün zikri ile kaplamak, her zaman onunla meşgul olmaktır ki, bu da tarikat için namazın başındaki tekbir mesabesindedir.Sonu ise ALLAH (cc)'da fena olmaktır..Bilmiş ol ki, ALLAH yolunun salikine güzel terbiye ile, kendisinden kötü huyları çıkarıp atmak ve iyi huyları yerleştirmek için terbiye edici bir mürşid lazımdır
"Onların kalplerinde hastalık vardır" [29] başta saydığımız nefsi hastalıklar tedavi edilmezse, sonsuz hayatı tehlikeye sokar
"Nefsini temizleyen kurtulmuştur"[30] buyuruluyor İşte tarikat bu emrin gereği nefisleri masiva denilen ALLAH'ın dışındaki şeylerden temizlemeyi hedef alır .."Zikrullah kalplerin şifasıdır" [31] hadisi ile yukarıdaki ayetlerde bildirilen hastalıklar temizlenirYalnız başına evinde de zikir yapsan olur amma, meyve vermezAşılanmış ağaçla, aşılanmayan bir olur mu?Tarikat erdirici metotlarla bir mürşid, bir kalp doktoru elinde insanı tedavi eder

Tarikat "Takva üzerinde olursanız"[32]diye gösterilen yoldurTarikata İslam ahlakına sahip olmak için girilir"Ogün ALLAH'a temiz bir kalple varanın dışında, ne oğullar nede mal fayda vermez"[33] Temiz kalp, önce şirkten, sonra masivadan, ALLAH'ın dışındaki her şeyden, düşünceden arınmış, zikirle kaplanmış bir kalptir

Büyük fıkıhçı İbn-i Abidin (rha):Tarikat, şeriat yolunu tutmaktır Şeriat mahdut bir takım şer'i amellerdirTarikat, şeriat ve hakikat birbirinden ayrılmayan üç şeydir.Çünkü ALLAH-u Tealaya götüren yolun zahir ve batını vardırZahiri tarikatla şeriat; batını da, hakikattir.Hakikatin şeriat ve tarikat içindeki gizliliği, sütün içindeki kaymağın gizliliği gibidir.Süt çalkalanmadan kaymağı çıkmazBu üç şeyden beklenen kuldan beklenen kulluk vazifesinin beklendiği gibi yapılmasıdır[34] hükmünü zikreder
.........Tedavi yolunu bilmeyen bir hasta, nasıl müşfik bir doktora ihtiyaç duyarsa, nefsine mağlup olan ve bir türlü sırat-ı müstakim'de yürüyemeyen insanın, bir mürşide bağlanması zaruri, mecburidir[35].Er Risaletül-Ledüniyye İmam-ı Gazali sh.34....
..........Yine ....İmam-ı Şafi .....hazretlerinin, Şeyban-i Rai (ks)'un huzurunda diz çökerek saygıyla oturduğu, İmam Hanbel'in bu zatı imtihan etmeğe kalkıp, şaşkın ve hayranlıkla, hatta huzurunda cezbelenip bayıldığı bilinen şeylerdendir[37]
Salihlerin sohbetinde büyük bir şeref ve saadet vardır "Bana yönelen kimseye uy " (Lokman suresi:15 )Bu ayette de kâfir ve fasıklardan (sohbetten) uzaklaşmak; salihlere uyma, yakınlaşma ve sohbetlerine erişmek vardır[40]......
....." Ey İman edenler ! ALLAH'tan korkun ve sadıklarla beraber olun "[41] Cenab-ı Hak bu ayette sadık olun buyurmuyor, sadıklarla beraber olun buyuruyorÖyleyse sadık kim sualine cevap gerekiyor
.......Takva sahibi olmak için tarikat şart olduğuna göre, takva'yı da kısaca tarif etmekte fayda var: Takvanın esası şirkten sakınmak, günah ve kötü şeylerden sakınmak, şüpheli şeylerden sakınmak ve daha sonra ihtiyaçtan fazla olandan uzaklaşmaktır. Takvanın son derecesi, kalben ALLAH Celle'den başka her şeyden beri olmaktır.[43] Yakın tarifler İbn Abidin'de de vardır........
İnsanı şirk ve günahtan koruyan tasavvuf için şirk diyenler, tasavvuf erbabını şirkle itham edenler, azıcık insaflı olmalı ve kendilerine acımalıdırlar...Çünkü şirk kelimesi, itham edilen tarafta yerini bulamayacağı için sahibine döner!

[20] Nisa suresi : 103
[21] Kehf suresi : 18
[22] Ta-ha suresi : 42
[23] Zuhruf suresi: 36
...[25] Y.Kerimoğlu, Fıkhi Meseleler, Kitap 3/232, Müzemmil: 8.......................[30] Şems suresi : 9 (Bu ayetler tefsirlerine bakılarak nakledilmiştir.)
[40] Ruhul Beyan
[41] Tevbe suresi : 119
[42] El Munkızu Mine’D Dalal, İmam-ı Gazali hz.sh: 57-58 umran yay.
[43] Ebu Hamid bin Merzuk, Ehl-i Sünnetin Müdafaası