Selam



Ey imâm, tekbirin mânâsı şudur:
"Yâ Rabbi, huzurunda kurbanız."

Koyun keserken, "Allahu Ekber" dersin ya..
o geberesi nefsi keserken de bu söz söylenir.

"Allahu Ekber" de de o şom nefsin başını kes.
Kes de can, mahvolmaktan kurtulsun.

Ten İsmail' e benzer, can Halil' e.
Can, bu semiz bedeni yaptırdı da tekbir getirdi mi,
Ten kesilir, şehvetlerden hırslardan kurtulur,
besmeleyle kesilmiş temiz bir kurban haline gelir.
Kıyamette olduğu gibi Hakk huzurunda saf kurulur,
hesaba, Allah ile konuşup görüşmeye girişilir.
Allah huzurunda, gözyaşları dökerek ayakta durmak,
kıyamet gününde kabirden kalkıp mahşer yerinde
dikilmeye benzer.

Hakk:
"Sana bunca zamandır mühlet verdim, mahsûlün hani?
Ömrünü neyle bitirdin, verdiğim gıdayı, ihsan ettiğim
kuvveti ne uğruna mahvettin?
Gözünün nurunu nerelerde tükettin?
Beş duygunu nerelerde yıprattın?
Gözünü, kulağını, aklını, arşa ait bütün cevherlerini
harcadın..
ferş âleminden bunlara karşılık ne satın aldın?
Sana kazma ve bel gibi el ve ayak verdim.
Onları sana bizzat ben bağışlamıştım,
ne yaptın onları?" der.

Hakk’ tan buna benzer seni dertlere uğratan
yüz binlerce sûaller gelir.

Kıyamdayken kula gelen bu haberlerden kul utanır,
iki büklüm olur, rükûa varır.
Utanmadan ayakta durmaya kudreti kalmaz,
rükûda Allah’ı tespih eder.

Allah’dan:
"Başını kaldır, rükûdan kıyama dön de,
Hakk' ın sorgularına birer birer cevap ver!"
fermanı gelir.

O utanan kul, rükûdan başını kaldırır.
Fakat olgun bir iş yapamamış olduğundan bu sefer
yüzüstü düşer.

Yine emir gelir:
"Başını kaldır!
Secdeden kalk da, yaptıklarından haber ver!"

Tekrar utana utana başını kaldırır.
Ama yine yılan gibi yüzüstü düşüverir!

Allah, tekrar:
"Başını kaldır da söyle.
Kıl be kıl yaptıklarının hesabını istiyorum" der.

Artık ayakta durmaya kuvveti kalmadığından,
Allah’nın heybetli hitabı, canına tesir etmiş olduğundan,
o ağır yükün altında, yere oturur.

Allah:
"Söyle bana..
Sana nimet verdim, nasıl şükrettin?
Sermaye verdim, hadi, göster kazandığını!" der.

Kul, sağ yanına dönüp peygamberlere selâm verir;
"Ey ulular, bu kötü kişiye şefaat edin..
Ayağım da balçıkta kaldı, kilimim de.." der.

Namazda sağ tarafa selâm vermek,
kıyamette Allah’ın hesaba çekmesinden korkarak
peygamberlerden yardım dilemeye, onlardan
şefaat istemeye işarettir.

Peygamberler:
"Tedbîr zamanı geçti.
O, orada yapılacak bir şeydi,
elde alet oradaydı, orada kaldı!
A bahtsız kişi, git oradan!
Sen vakitsiz öten bir horozsun.
Şimdi herkesin kendi nefsinde korku dolu.
Bırak bizi, kanımıza bulaşma!" derler.

Bunun üzerine sol tarafa baş çevirir;
hısımından akrabasından yardım ister.

Onlar da:
" Sus! Allah' a kendin cevap ver.
Bizi kim oluyoruz ki?. Bizden el çek!.." derler.

Ne bu yandan bir çâre olur, ne o yandan.
O biçârenin canı da yüz parça olur!
Böylece herkesten ümidini keser,
ellerini açar, duaya başlar:

"Yâ Rabbi, herkesten ümidim kesildi.
Evvel de sensin, âhir de sen;
senden başka önü, sonu olmayan yok..
Bana yardım edecek te bir sensin.."
diye niyaza koyulur.

Namazdaki bu hoş işaretleri gör!
Gör de bunun eninde sonunda böyle olacağını bil!
Namaz yumurtasından civcivi çıkara gör..
Onu usûlüyle edâ eyle!
Yerden tane toplayan yolsuz yordamsız kuş gibi
yere başvurup durma!.

MESNEVÎ
3. CİLD