Selam!

Sn.Celik_suat:Kimdir bu şems ??? diye sormus.
Asagidakileri yazan dir dedik......

Sevgiliyi sevgilisinden ayıran kimseyi Allah da
kendisinden ve kendisini sevenlerden ayırır.

Muhammed Gazalî, Allah rahmet etsin,
Ebu Ali Sina'nın El-İşârât vel-Tenbihat adlı eserini
Ömer Hayyam'a okuyordu.
O, çok üstün yaradılışlı, erdem bir insan olduğu
için hep kötülemek isterler.
Oysa, İhya-ûl-ulum'ud-din adlı eserinde Gazâlî,
İbni Sina'dan faydalanmıştı.
Onu tekrar okuyor, Hayyam'a hâlâ anlamadın mı?
diye işaret ediyordu.
Üçüncü kez okudu.
Mutriplere, çalgıcılara, davulculara seslendi.
Ta ki, Gazâlî karşısına gelsin, çalgılar çalınsın da,
ona okuduğu şeyin faydalı olduğu herkesçe bilinsin.

Şiir:

"O kimse ki, bütün lâfı Enel Hak, yani ben
Hakkım'dır,
Şüphesiz ki o zavallı, bu ip ile asılır."

Onu öyle elimin altına alayım, öyle aciz bir hale
getireyim ki, böylece hep benim elimde olsun.
O , fesahatte, söz ustalığında zamanının en uzmanı
olmuştur.
Şaşılacak derecede yetkili bir konuşmacıdır.
Tanrı erlerinin gönülleri çok geniş ve engindir.
Felekler kadar uçsuz bucaksızdır.
Bütün felekler onun gönlünün etrafında döner.

Bir gün semâ ayini sırasında bir mürit,
Şeyh Şahabeddin'den bir beyit söyledi.
Şeyh, derhâl azarladı,
"boynun kopsun, dilin kesilsin,"
dedi.
Orada kimsenin bir beyt söylemeye cesareti yoktu.
Oradaki Hak, kendini göstermiş ve perdeyi atmıştır.
Orada herşey göz kesilmiştir.
Dilin ne yeri vardır?
Her kimde böyle bir hal belirmeden gelirse,
şüphe yok ki rezil olur,
pislik yuvası gibi dolu olur;
güzeller arasına karışmış çıplak zenci gibi kepaze
olur gider.
Hava ve heveslerle, şehvetle dolu insanlara,
orada yer yoktur.

Ansızın gördüm ki, şamdanın içinden fışkıran
güneş gibi bir parlaklık göğsüme doğdu.
Bey! Şöyle bir başımı çevirdim.
Gördüm ki, sarığım yere düşmüş;
o kendi sarığını tuttu;
sanki ben kendime bakıyorum ve o aydınlıkta
bütün kan damarlarımı, sinirlerimi, kemiklerimi
ve kendimdeki mânaları görüyordum;
başka hiç bir şey göremiyordum.

Kutsal hadiste:

"Ben iyi kullarım için öyle bir şey hazırladım ki,
ne gözler görmüş, ne kulaklar işitmiş, ne de
insanın kalbine doğmuştur."

anl***** gelen bir müjde vardır.

Hele şu:

"Gördüğünü kalbi yalanlamadı."*

anl***** gelen âyet bundan daha kuvvetlidir.

Bundan biraz geçtikten sonra orada yalancılıktan
bahsettiniz.**
Bir perdenin delilidir bu.
O, Kur'an'da, bu da kutsal hadiste işaret olunmuştur.
Kur'an'da, sırdan pek az bahsedilmiştir.

Cihanda yaygın bir mısradır bu:

Mısra:

"Gece dolanır cihanı seyreder,
parmakla gösterilir."

Makalât-Cilt: 2
İslâm klasikleri
Hürriyet Yayınları-1975