1. Sayfa, Toplam 4 123 ... SonSon
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 Toplam: 31
  1. #1
    Tecrübeli Üye
    Üyelik tarihi
    Jan 2010
    Mesaj
    272
    Rep Gücü
    10412

    Asrı saadet´te tasavvuf varmıydı ?

    Arapça suf, yunanca sophia (hikmet) veya Ashabı Suffa`ya izafeten verildiği söylenen bu isim aslını nereden alırsa alsın, çıktığından, kullanılmaya başlanıldığından bu yana bilhassa müslümanlıkta önem kazanmış, yayılmış ve nerede ise asıl İslam veya İslam’ın aslı sayılagelmiştir.

    Araştırmacılar tasavvufun en erken hicrı ikinci asırda çıktığını söylüyorlarsa da, daha sonra yapılan araştırmalar bu sanının yanlışlığını ortaya çıkarmış, başlangıcının miladı sekizinci yüzyıl sonu ve dokuzuncu yüzyıl başları olduğunu ortaya koymuşlardır.

    Tasavvufun her ne kadar başlangıcını Hz. Peygamber'in (sav) şahsına, onun en yakın arkadaşlarından Hz.Ebu Bekir ve Hz.Ali’ye ve daha sonra başkalarına dayamak isterlerse de gerek Kur'an'ı ahlak edinen Peygamber'de, gerekse kendilerini ona benzetmeye çalışan arkadaşlarında ve tabii en temelde Kur'an'da tasavvufla ilgili açık ve anlaşılır motiflere rastlamak mümkün değildir.

    Zaten Rabbimiz Takva ve Zühd`ün sınrırlarını çizmişekli oruç tutmayı, geceleri yatmamayı ve sürekli ibadet edip dünyayla ilgiyi kesmeyi müminlere men etmiştir. Bu konuda Mâide 87,88 ayetleri bize bir bakış açısı vermektedir. Allahü Teala şöyle buyurur:


    87- Ey iman edenler! Allah'ın size helal kıldığı iyi ve temiz şeyleri (siz kendinize) haram kılmayın ve sınırı aşmayın. Allah sınırı aşanları sevmez.

    88- Allah'ın size helal ve temiz olarak verdiği rızıklardan yeyin ve kendisine iman etmiş olduğunuz Allah'tan korkun.

    Bu Ayeti Kerimelerin nuzul sebebine baktığımızda şunları görüyoruz: Peygamberimiz (sav) birgün arkadaşlarına Cehennemi ve dehşetini anlatmış ve onları cehennemden sakındırmıştı.

    Ashabdan bazıları bundan etkilenerek Osman bin Mazun`un (r.a) evinde toplanmışlar, daima oruçlu olmaya, döşek üzerinde uyumamamya, et ve yağlı yememeye, kadınlara yaklaşmamaya, koku sürünmemeye ve sürekli ibadet etmemeye aralarında karar verirler. Bu haber Rasulullah`a (sav) ulaşınca : “ Ben böyle emrolunmadım, muhakkak ki nefsinizin üzerinizde hakkı vardır. Oruç tutunuz, iftar da ediniz, Namaz kılinız, uykuda uyuyunuz. Ben Namaz kılarım, uyku uyurum, oruç da tutarım, iftar da ederim, et de yerim yağ da yerim, kadınlarada yaklaşırım ve Benim sünnetimden yüz çeviren benden değildir” buyurmuştur.

    Bunu dışında Sahabelerden bazılarının günlerce belki aylarca kimseden habersiz ve kendi kendilerine mütemâdiyen akşama kadar oruç tuttukları ve sabaha kadar da nafile namaz kıldıkları, hanımları tarafından kendisine aktarılınca Peygamber'in: "Size ne oluyor? Ben size gönderilmiş Allah'ın elçisi değil miyim? Ben oruç da tutuyorum, yemek de yiyorum. Namaz da kılıyorum, hanımlarımla da yatıyorum" dediğini kaynaklar aktarıyor.

    Her ne kadar Sahabeyi Kiram`ın bazılarında tasavvufu çağrıştıracak bazı temayüller görülmüşse de buna muttali olan Hz. Peygamberin bu yönelişleri hemen önlemeye çalışması da göstermektedir ki sûfiliğin İslamla doğrudan bir alakası bulunmamaktadır.

    Tevhid Nesli

  2. #2
    Aktif Üye ümmi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Mesaj
    1.889
    Rep Gücü
    33022
    efenim asrı saadette tasavvufun yaşantısı vardı ,adı yoktu.Şimdi adı var yaşantısı yok demiş bir Allah dostu.

  3. #3
    Aktif Üye Ammar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Mesaj
    1.016
    Rep Gücü
    9720
    Yok, yok biraz daha üstlerine gidersen, Hz Adem A.S da ilk ŞEYH di diyecekler...

    Vardı tabii vardı...da yanlış kıtay bakıyorsunuz Sn ümmi....

    Asya da Bozkırlarda ŞAMANLARIN Arasında vardı İRAN da, Zerdüştlerin arasında vardı, Hindistanda, çinde bile vardı.....

    AMA ASLA TASAVVUF ASRI SAADETTE YOKTU.. OLMADI...

  4. #4
    Aktif Üye ümmi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Mesaj
    1.889
    Rep Gücü
    33022
    sn ammar
    tasavvuf,hz.Ademden beri vardı elbette.

    Bu dinin nasıl zahir ahkamı varsa,batın ahkamıda vardır.Zahirdeki ahkamı,müslüman bilinmen,müslüman muamelesi görmen içindir.yani halk bilsin diye.Batıni ahkamı ise,hak bilir.

    Aynen kelimei tevhid gibi.İmanı nasılki kısaca dil ile ikrar,kalp ile tasdik diye tanımlarız.Dil ile ikrar halk seni müslüman bilsin diyedir.Oysa Allah kalplerimize nazar eder.kalp ile tasdik kısmaı ona malum sadece.

    İşte tasavvufun konusu kalptir.kalp eğitimidir.
    Kalp beytullahtır.
    Allahı tevhid,Kalple olur.

    Kalpte Allahtan daha fazla sevdiğin,önemsediğin,korktuğun ne varsa puttur.

    Kalp bu putlardan ve Rabbimizin razı olmadığı kötü ahlaktan temizlenmedikçe hakiki tevhid gerçekleşmez.

    “O gün, ne mal fayda verir, ne de evlâd. Ancak Allâh’a kalb-i selîm (temiz bir kalb) ile gelenler müstesnâ.” (eş-Şuarâ, 88-89)

    nasıl ki her tıp kitabı okuyan kalp ameliyatı yapamazsa,maneviyattada durum budur.bu işin mütehassısı kalbindeki hastalığı teşhis ve tedavi edebilir.Ki Kalp,asıl görevini icra edebilsin.

    bunuda senşin hastalığını tedavi edecek sana özel zikir ilacı ile yapar.“Kalbler, ancak Allâh’ın zikriyle itmi’nâna erer!” (er-Ra’d, 28)ayeti gereğince .

    Maddi kalp nasıl hayati bir öneme sahipse beden ülkesinde,
    manevi kalpte diri olursa ancak kişinin maneviyatından söz edilebilir.
    maddi kalbin hayattaki önemi neyse manevi kalbin hidayetteki durumuda odur.

    “Elbette sen ölülere duyuramazsın! Arkalarını dönüp giderlerken, sağırlara o dâveti işittiremezsin! Sen körleri sapıklıklarından vazgeçirip doğru yola getiremezsin! Ancak âyetlerimize inanıp da teslîm olanlara duyurabilirsin!” (en-Neml, 80-81)
    hidayeti yitirmiş bir kalp manen ölüdür.

    İman etmiş ve fakat henüz temiz olmayan kalpte,kurana göre hasta veya gafil kalp sınıfına girer;

    “Onların kalblerinde bir hastalık vardır. Allâh da onların hastalığını artırmıştır. Söylemekte oldukları yalanlar sebebiyle de onlar için elîm bir azâb vardır.” (el-Bakara, 10)

    “(Ey Habîbim! Sana karşı gelenler) hiç yeryüzünde dolaşmadılar mı? (Şâyet yeryüzünü dolaşıp onu ibret nazarıyla seyretmiş olsalardı), düşünebilecekleri kalbleri, işitebilecekleri kulakları olurdu. Gerçek şu ki, gözler kör olmaz; lâkin göğüsler içindeki kalbler kör olur.” (el-Hacc, 46)

    “…(İsyanları sebebiyle) kalbini Biz’i zikretmekten gâfil kıldığımız, nefsinin arzusuna uymuş ve işi gücü aşırılık olan kimseye itaat etme!” (el-Kehf, 28)

    “Rabbini içinden, yalvararak ve ürpererek, yüksek olmayan bir sesle, sabah-akşam zikret! Sakın gâfillerden olma!” (el-A’râf, 205)

    “…Allâh’ı zikretmek husûsunda kalbleri katılaşmış olanlara yazıklar olsun! İşte onlar, apaçık bir dalâlet içindedirler.” (ez-Zümer, 22)

    işte ,kalbi gafletinden,marazından kurtarıp,selim hale getirmektir tasavvufun konusu.

    “O gün, ne mal fayda verir, ne de evlâd. Ancak Allâh’a kalb-i selîm (temiz bir kalb) ile gelenler müstesnâ.” (eş-Şuarâ, 88-89)ayetinde buyurulduğu üzere
    Konu ümmi tarafından (26-01-2010 Saat 03:25 PM ) değiştirilmiştir.

  5. #5
    Tecrübeli Üye
    Üyelik tarihi
    Jan 2010
    Mesaj
    272
    Rep Gücü
    10412
    Alıntı ümmi´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    efenim asrı saadette tasavvufun yaşantısı vardı ,adı yoktu.Şimdi adı var yaşantısı yok demiş bir Allah dostu.
    Bence yanılıyorsunuz efenim.
    Asrı saadette ne tasavvuf vardı nede yaşantısı.Tasavvuf ehilnin işie öyle yarıyor bence

  6. #6
    Tecrübeli Üye
    Üyelik tarihi
    Jan 2010
    Mesaj
    272
    Rep Gücü
    10412
    Alıntı Ammar´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Yok, yok biraz daha üstlerine gidersen, Hz Adem A.S da ilk ŞEYH di diyecekler...
    Haklısın kardeşim,der bu tasavvuf ehli.Çünkü ben dikkat ettim,bütün mürşitlerin
    nesebi bi şekilde Raulullah(sav) a dayanıyor.Pes yani....

  7. #7
    Tecrübeli Üye
    Üyelik tarihi
    Jan 2010
    Mesaj
    272
    Rep Gücü
    10412
    Alıntı ümmi´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    sn ammar
    tasavvuf,hz.Ademden beri vardı elbette.
    Ahanda dedi efenim.Haklıymışsın ammar.

  8. #8
    Tecrübeli Üye
    Üyelik tarihi
    Jan 2010
    Mesaj
    272
    Rep Gücü
    10412
    Alıntı ümmi´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Bu dinin nasıl zahir ahkamı varsa,batın ahkamıda vardır.
    Zaten bu batıni ahkam değilmi herşeyi birbirine karıştırıp gönülleri bulandıran.
    Allah ve Rasulü zahire göre hükmetmiş,bizim şeyhler zahiri bırakıp kalplerde gizlenene göre hükmediyor efenim.

  9. #9
    Aktif Üye ümmi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Mesaj
    1.889
    Rep Gücü
    33022
    Alıntı uzak yollar´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Haklısın kardeşim,der bu tasavvuf ehli.Çünkü ben dikkat ettim,bütün mürşitlerin
    nesebi bi şekilde Raulullah(sav) a dayanıyor.Pes yani....

    efenim ya bilmiyorsunuz,ya karalamak maksatlı kasdi yapıyorsunuz.
    maddi neseb itibariyle gelmekle seyyit veya şerif olan mürşitler olduğu gibi,olmayanlarda mevcuttur.

    manevi nesepse,onun yolunca gitmek,sünnete tam ittiba ile olur ki,Kevser suresindeki Rabbimizin verdiği bereket manalarından biride budur.
    Rasulullah öldüğünde onun davasını yürütecek bir erkek evladı bile yok diyenler asıl ebterler olmuştur buna tarih şahitti. Rasulullahın davası ise çığ gibi büyümüştür.

    yok eğer bu sözünüzden kasıt silsile ise,silsile;aynen hadis rivayetinde olduğu gibi,bu ilmin icazetini kimlerden aldığı ile ilgili ilim nesebidir efenim.
    Ordan burdan duyumlarla uydurmasyonlara pirim vermeyelim.

  10. #10
    Aktif Üye ümmi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Mesaj
    1.889
    Rep Gücü
    33022
    Alıntı uzak yollar´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Zaten bu batıni ahkam değilmi herşeyi birbirine karıştırıp gönülleri bulandıran.
    Allah ve Rasulü zahire göre hükmetmiş,bizim şeyhler zahiri bırakıp kalplerde gizlenene göre hükmediyor efenim.

    efenim müslümanla alay etmek hümeze suresiyle yasaklanmıştır.uyarayım dedim.
    zahiri ve batın ayrılmaz bir bütündür efenim.
    nasıl ki toplumda müslüman muamelesi görmek istiyorsak,rabbimiz katındada müminlerden sayılabilmek için kalbin selim olması şart efenim.
    siz bilirsiniz.Zahiri alıp batını atmaksa muradınız,içi dışı bir olmayana ne dendiğini siz benden iyi bilirsiniz.Ercüment abiniz öğretmedimi yoksa size.

    Sanma ey hace ki senden zer-u sim isterler.
    Yevme la yenfeu da kalb-i selim isterler.

1. Sayfa, Toplam 4 123 ... SonSon

Benzer Konular

  1. Saadet Partisi
    dogangunes Tarafından Super Rehber Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 04-12-2011, 11:04 PM
  2. Hazreti Muhammed döneminde minare varmıydı
    simqe Tarafından Dini Sohbet Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 07-12-2009, 02:20 PM
  3. Çocukluk aşkınız varmıydı?
    Gül@y Tarafından Ask ve Sevgi Foruma
    Yorum: 3
    Son mesaj: 08-09-2009, 12:20 AM
  4. Hane-i Saadet...
    RABİA Tarafından Serbest Kürsü Foruma
    Yorum: 4
    Son mesaj: 19-01-2009, 07:41 PM
  5. En Büyük Saadet
    bziya Tarafından islam (Müslümanlık) Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 12-08-2008, 01:29 AM
Yukarı Çık