2. Sayfa, Toplam 4 BirinciBirinci 1234 SonSon
Gösterilen sonuçlar: 11 ile 20 Toplam: 31

Asrı saadet´te tasavvuf varmıydı ?

islam (Müslümanlık) Kategorisi Tasavvuf Forumunda Asrı saadet´te tasavvuf varmıydı ? Konusununun içerigi kısaca ->> ümmi ´isimli üyeden Alıntı efenim ya bilmiyorsunuz,ya karalamak maksatlı kasdi yapıyorsunuz. maddi neseb itibariyle gelmekle seyyit veya şerif olan mürşitler ...

  1. #11
    - Çevrimdışı
    Tecrübeli Üye
    Üyelik tarihi
    Jan 2010
    Mesaj
    272
    Rep Gücü
    10412
    Alıntı ümmi´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    efenim ya bilmiyorsunuz,ya karalamak maksatlı kasdi yapıyorsunuz.
    maddi neseb itibariyle gelmekle seyyit veya şerif olan mürşitler olduğu gibi,olmayanlarda mevcuttur.
    efenim,karalamaktan ve iftira atmaktan Allaha sığınırım.
    kişi şahıs isim teleffuz etmedim.Sadece hangi tarikat ehliyle konuştuysam şeyhlerinin seyyit olduğunu duydum.İstisna varsa siz söyleyin.Genel tablo bu efenim.
    Bence siz bi sürelğine gözlüklerinizi çıkarıp olaylara tarafsız bakın.
    Sevmek eleştirmeye engel olmamalıdır efenim.

  2. #12
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye Ammar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Mesaj
    1.016
    Rep Gücü
    9720
    Alıntı ümmi´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    sn ammar
    tasavvuf,hz.Ademden beri vardı elbette.

    Bu dinin nasıl zahir ahkamı varsa,batın ahkamıda vardır.Zahirdeki ahkamı,müslüman bilinmen,müslüman muamelesi görmen içindir.yani halk bilsin diye.Batıni ahkamı ise,hak bilir.

    Şimdi böyle bir saçmalık söz konusu dahi değil, şöyleki;

    "iman" ve "tevhid" in realite kazanabilmesi için her ikisinde de sevginin kalbin ta derinliklerinden kaynaklandığı gibi amelin de kalpten kaynaklanması gerekir.

    Öte yandan dinin tamamen Allah'a özgü / has kılınması gerekir.

    Amelsiz bir din, din değildir. Çünkü din kavramı ibâdet ve itaati içerir

    Yani kardeş ALLAH C.C Rızası gözetilmeden,ZAHİRİ olarak KUL benimüslüman bilsin diye saçma sapan bir felsefe olamaz bak HADİS ne diyor ;


    Bir adam Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem�e gelerek; "Hem sevabını hem de övülmeyi umarak savaşan kimse hakkında ne dersin?" dedi. Buyurdu ki; "Ona karşılık yoktur" adam bunu üç sefer sordu ve hepsinde aynı cevabı aldı. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem sonunda şöyle buyurdu; "Şüphesiz Allah ancak kendisi için halis olarak yapılan ameli kabul eder." (Elbani Sahihu Süneni Nesai(2/384)

    Bak kardeşim sen diğerleri gibi anlamsız bir inat ve mantıksız bir yaklaşım içersinde değilsin … sana bu kadar delil getirdik.. Sana bu satırlardan sesleniyorum.. Tasavvuf ve Tarikat ların telkinleri ile yetişmiş büyümüş ve beklide halen bir tarikata mensup da olabilirsin.. bizde bu topraklarda senin yetiştirildiğin şekilde yetiştirildik.. bizede öğreten anlatan olmadı ALLAH C.C Lutfetti HAK olanı gördük BATIL olanı bildik.. bak kardeşim … Şu satırları iyi oku iy anla şunu bil VALLAHİ yanlış yol üzeresiniz, ALLAH C.C un emirlerine TASAAVUf ve TARİKAT çamurları arasından bakar voe yönelmeye çalışırsanız.. Farkında olmadan ŞİRK e bile düşersiniz örnek RABITA .. Sana son olarak şu hadisi hatırlatıyorum…

    "Bu ümmetin şirki karanlık bir gecede dümdüz bir kayanın üzerinde yürüyen siyah bir karıncanın ayak sesinden daha gizlidir."

    Bunun üzerine Ebu Bekir radiyAllahu anh Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem'e:

    "Bundan nasıl kurtulabiliriz?" dedi.

    Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem:

    "Şu duayı okursan ondan kurtulursun:

    "Allah'ım! Bildiğim şeylerde şirk koşmaktan sana sığınırım. Bilmediğim şirkten de senin affını dilerim" de." buyurdu. (Hakim, Ebi hatim sahih senedle rivayet etti)

  3. #13
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye Ammar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Mesaj
    1.016
    Rep Gücü
    9720
    nasıl ki her tıp kitabı okuyan kalp ameliyatı yapamazsa,maneviyattada durum budur.bu işin mütehassısı kalbindeki hastalığı teşhis ve tedavi edebilir.Ki Kalp,asıl görevini icra edebilsin.
    Bak kardeşim bu tasavvuf ehlinin en büyük oyunlarından ve dayanakalrından biri.. hep beşeri sistemlerden, DİN boyutuna örnek vermek.. örnek:

    Rabıta içinde savunma şu Sen bugün başbakanın yanına çıkmak istesen önce randevu almalısın değilmi..? İşte ALLAH C.C un huzuruna çıkmak içinde bir MÜRŞİD e ihtiyacın var derler..

    ALLAH C.C "Kullarım sana, beni sorduğunda (söyle onlara): Ben çok yakınım. Bana dua ettiği vakit dua edenin dileğine karşılık veririm. O halde (kullarım da) benim davetime uysunlar ve bana inansınlar ki doğru yolu bulalar. (2/186) buyuruyor..

    yine aynı şekilde

    Resulullah S.A.S Secde Kul' un ALLAH C.C a en yakın olduğu andır... buyurmuyormu..?

    yani beşeri sitemlerden örnekler verirsen sapıtır o ŞİRK e düşebilirsin..

    şimdi senin teze gelelim...

    her tıp kitabı okuyan kalp ameliyatı yapamazsa
    işin mütehassızı ALLAH C.C Çünkü...

    (Rabbimiz!) Ancak sana kulluk ederiz ve yalnız senden medet umarız. (1/5)

    Bize doğru yolu göster. (1/6)

    İşte onlar, Rablerinden gelen bir hidayet üzeredirler ve kurtuluşa erenler de ancak onlardır. (2/5)

    Alemlerin Rabbi Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz. (81/29)

    Ona iki yolu (doğru ve eğriyi) gösterdik. (90/10)

    Doğru yolu göstermek bize aittir. (92/12)

    Şüphesiz ahiret de dünya da bizimdir. (92/13)


    diyor ... Yani KALBİMİ ŞEYH temizliyecek diye medet umarsan çok beklersin...

    Yani sizin hatanız şu= Siz KUR-AN ve SÜNNET den uzaklaşmış FELSEFE, RUHBANLIK gibi hastalıklara yakalanmışsınız, biraz

    tutturmuşsunuz "bir ben var bende benden içeri..."

    Hayır efendim bir sen yok senden içeri.. ALLAH C.C var ve VAADİ var... SAPITMAYIN

    Ey iman edenler! Allah'a itaat edin. Peygamber'e ve sizden olan ülülemre (idarecilere) de itaat edin.....(4/59)

    Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. Sizden önce kendilerine Kitap verilenlere ve size "Allah'tan korkun" diye emrettik.......(4/131)

    Dikkat et, hâlis din yalnız Allah'ındır. O'nu bırakıp kendilerine bir takım dostlar edinenler: Onlara, bizi sadece Allah'a yaklaştırsınlar diye kulluk ediyoruz, derler. Doğrusu Allah, ayrılığa düştükleri şeylerde aralarında hüküm verecektir. Şüphesiz Allah, yalancı ve inkârcı kimseyi doğru yola iletmez. (39/3)

  4. #14
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye ümmi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Mesaj
    1.889
    Rep Gücü
    33022
    Alıntı Ammar´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Şimdi böyle bir saçmalık söz konusu dahi değil, şöyleki;

    "iman" ve "tevhid" in realite kazanabilmesi için her ikisinde de sevginin kalbin ta derinliklerinden kaynaklandığı gibi amelin de kalpten kaynaklanması gerekir.
    nasıl söz konusu değil efenim.kişiyi kelimei tevhid getiriken görürsek, imanına hükmederiz zahiren oysa onun batınını Allah bilir.kişide imanın tahakkuku asıl kalpledir.

    Alıntı Ammar´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Öte yandan dinin tamamen Allah'a özgü / has kılınması gerekir..
    biz şeyhe mi has kılınmalı dedik efenim.

    Alıntı Ammar´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Amelsiz bir din, din değildir. Çünkü din kavramı ibâdet ve itaati içerir]

    Yani kardeş ALLAH C.C Rızası gözetilmeden,ZAHİRİ olarak KUL benimüslüman bilsin diye saçma sapan bir felsefe olamaz bak HADİS ne diyor ;


    Bir adam Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem�e gelerek; "Hem sevabını hem de övülmeyi umarak savaşan kimse hakkında ne dersin?" dedi. Buyurdu ki; "Ona karşılık yoktur" adam bunu üç sefer sordu ve hepsinde aynı cevabı aldı. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem sonunda şöyle buyurdu; "Şüphesiz Allah ancak kendisi için halis olarak yapılan ameli kabul eder." (Elbani Sahihu Süneni Nesai(2/384)].
    efenim bu anlattığınız riyadır. bizim bahsettiğimiz mevzuu bu değildir.Müslüman muamelesi görmek için dedik.yani cenazeniz,nikahınız,mirasınız,muamelatınıda müslümanlara uygulanan hükümlere tabii olmaya hak kazanırsınız dil ile ikrar sayesinde.
    KAlp ile tasdik ise,Cenabı hakla hukukunuzdur.Bunu Onunla sizden başkası bilmez.
    zahiren islama muhalif bir durumunuzu görmessek bize müslüman olduğunuza hükmetmek düşer.İçiniz Allaha malum.onuda yevme la yenfeu da(hiç birşeyin fayda vermeyeceği o gün)Rabbinizlehesabı sizin aranızda.


    Alıntı Ammar´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Bak kardeşim sen diğerleri gibi anlamsız bir inat ve mantıksız bir yaklaşım içersinde değilsin … sana bu kadar delil getirdik.. Sana bu satırlardan sesleniyorum.. Tasavvuf ve Tarikat ların telkinleri ile yetişmiş büyümüş ve beklide halen bir tarikata mensup da olabilirsin.. bizde bu topraklarda senin yetiştirildiğin şekilde yetiştirildik.. bizede öğreten anlatan olmadı ALLAH C.C Lutfetti HAK olanı gördük BATIL olanı bildik.. bak kardeşim … Şu satırları iyi oku iy anla şunu bil VALLAHİ yanlış yol üzeresiniz, ALLAH C.C un emirlerine TASAAVUf ve TARİKAT çamurları arasından bakar voe yönelmeye çalışırsanız.. Farkında olmadan ŞİRK e bile düşersiniz örnek RABITA .. Sana son olarak şu hadisi hatırlatıyorum…
    değerli kardeşim;tasavvuf ve tarikat telkinleri ile değil ,devrimci kuzenlerimin propaganda bombardımanı ile büyüdüm.daha ilkokuldaydım kuzenim bana Allah yok dediğinde.O yaşımda bile içim bi tuhaf olmuştu,tiksinmiştim bu fikirden.bir tek anneannem tasavvuf ehliydi ve babamda tasavvufa son derece karşıydı.Üniversiteye başladığımda müslümanların entellektüel seviyede bir kitap yazabildiklerinden bile bi haberdim.
    kendime bir hayat felsefesi bulmam gerektiğini düşünürken,bu felsefeyi Allahın varlığı veya yokluğunu tesbit edip onun üzerine kurmaya arar verdim.Araştırmalarım beni Allahın var olduğu sonucunda karar kılmaya götürdü,
    Fakat bir sürü yol vardı.ne yapacaktım hangisi en doğruydu.Rabbime yalvarmalarım sonucu bu tasavvuf yolunu açtı bize efenim.
    .Açıkçası ne bulacağımı pekte bilmeden girdim ama bu gün bakıyorum ki,O aratmış,buldurmak için.
    tevhidin ne olduğunu tasavvuf sayesinde öğrendim.
    meal ezberlemekle olmuyor efenim.ihlas suresinin manasını çözebilmek için 2 sene düşündünüz mü hiç.ve bulduğunuz mana yüz kütüphane devirsen bulanamayacak bir mana.
    İşte tasavvuf bana bunu öğretti efenim.

    Alıntı Ammar´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    "Bu ümmetin şirki karanlık bir gecede dümdüz bir kayanın üzerinde yürüyen siyah bir karıncanın ayak sesinden daha gizlidir."

    Bunun üzerine Ebu Bekir radiyAllahu anh Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem'e:

    "Bundan nasıl kurtulabiliriz?" dedi.

    Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem:

    "Şu duayı okursan ondan kurtulursun:

    "Allah'ım! Bildiğim şeylerde şirk koşmaktan sana sığınırım. Bilmediğim şirkten de senin affını dilerim" de." buyurdu. (Hakim, Ebi hatim sahih senedle rivayet etti)
    duanıza amin diyelim efenim.Rabbim şirkin gizlisindende açığındanda muhafaza etsin bizleri.

  5. #15
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye ümmi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Mesaj
    1.889
    Rep Gücü
    33022
    Alıntı Ammar´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Bak kardeşim bu tasavvuf ehlinin en büyük oyunlarından ve dayanakalrından biri.. hep beşeri sistemlerden, DİN boyutuna örnek vermek.. örnek:

    Rabıta içinde savunma şu Sen bugün başbakanın yanına çıkmak istesen önce randevu almalısın değilmi..? İşte ALLAH C.C un huzuruna çıkmak içinde bir MÜRŞİD e ihtiyacın var derler..
    efenim başkasının ne dediği bizi ilgilendirmez.Rabıta,Öğrenci ile öğretmen arasındaki sevgi bağıdır.bu sevgi ondaki ilmedir,Allah için bir sevgidir.Manevi birlikteliktir.Talebe belirli bir olgunluğa geldiğindede kalkar.Mesela delil sizi hacca götürür,belki ilk tavafı,şaftı yaptırır,sonrasını kendiniz yapabilirsiniz.Talebe,direk Allaha kalbi rabt etme seviyesine geldiğinde mürşid çekilir.Onun vazifesi biter.

    Alıntı Ammar´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    ALLAH C.C "Kullarım sana, beni sorduğunda (söyle onlara): Ben çok yakınım. Bana dua ettiği vakit dua edenin dileğine karşılık veririm. O halde (kullarım da) benim davetime uysunlar ve bana inansınlar ki doğru yolu bulalar. (2/186) buyuruyor..
    ..
    eyvallah efenim.İşte bizede bunları öğretiyorlar.
    ,"her nerede olursanız o sizinledir" buyuruyor Rabbimiz.Bunu kalbinde şuur haline getiren müslüman,insanların kendisini görmediği bir yerde bile bir günah işlemekten çekinir.
    "nefsinin ona ne fısıldadığını biliriz çünkü biz ona şah damarından yakınız "..buyuruyor
    yine aynı şekilde bunun şuurundaki insansa,kötülüğü kalbinden geçirmeye bile teddüp eder.

    Alıntı Ammar´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster

    (Rabbimiz!) Ancak sana kulluk ederiz ve yalnız senden medet umarız. (1/5)

    Bize doğru yolu göster. (1/6)..


    baba erenlerin hikayesine çevirmeyelim efenim devamında ne var ayetin;

    Kendilerine niğmet verilenlerin yolunatefsirlere bi bakın bakem bu niğmet verilenler kimlermiş.

    Alıntı Ammar´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster

    İşte onlar, Rablerinden gelen bir hidayet üzeredirler ve kurtuluşa erenler de ancak onlardır. (2/5)

    Alemlerin Rabbi Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz. (81/29)

    Ona iki yolu (doğru ve eğriyi) gösterdik. (90/10)

    Doğru yolu göstermek bize aittir. (92/12)

    Şüphesiz ahiret de dünya da bizimdir. (92/13)
    Alıntı Ammar´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster

    diyor ... Yani KALBİMİ ŞEYH temizliyecek diye medet umarsan çok beklersin...
    efenim anlamak mı istemiyorsunuz.Kimse kimsenin kalbini temizleyemez.Yol yöntem öğretir.ki Rasulullaha bile Rabbimiz;
    "(Resulüm!) Sen, onların hidayete ermelerine çok düşkünlük göstersen de bil ki Allah, saptırdığı kimseyi (dilemezse) hidayete erdirmez. Onların yardımcıları da yoktur". Nahl 37 buyurmuşken.
    hakikaten bu kadar ahmak olduğumuzumu zannediyorsunuz.
    İftira etmekde bir sorumluluk gerektiri unutmayın.

    Alıntı Ammar´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Yani sizin hatanız şu= Siz KUR-AN ve SÜNNET den uzaklaşmış FELSEFE, RUHBANLIK gibi hastalıklara yakalanmışsınız, biraz

    tutturmuşsunuz "bir ben var bende benden içeri..."

    Hayır efendim bir sen yok senden içeri.. ALLAH C.C var ve VAADİ var... SAPITMAYIN
    Allahın vaadinin kime olduğunu belirleme vazifesi size mi verildi efenim.
    anlatamadık bi türlü.Felsefe ve ruhbanlık karışmış tasavvuf ekolleride mevcuttur.hatta hak olanlarından dahada çoktur.Ama bu tasavvufu toptan reddetmeyi gerektirmez.yok toptan reddederim derseniz siz bilirsiniz.siz reddettinizdiye geçersiz olacak değil.Allah dileyenleri yollarına iletir.

    Alıntı Ammar´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster

    Ey iman edenler! Allah'a itaat edin. Peygamber'e ve sizden olan ülülemre (idarecilere) de itaat edin.....(4/59)

    Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. Sizden önce kendilerine Kitap verilenlere ve size "Allah'tan korkun" diye emrettik.......(4/131)

    Dikkat et, hâlis din yalnız Allah'ındır. O'nu bırakıp kendilerine bir takım dostlar edinenler: Onlara, bizi sadece Allah'a yaklaştırsınlar diye kulluk ediyoruz, derler. Doğrusu Allah, ayrılığa düştükleri şeylerde aralarında hüküm verecektir. Şüphesiz Allah, yalancı ve inkârcı kimseyi doğru yola iletmez. (39/3)
    Allahtan başka kimseye kulluk edilmez efenim.Bunuda o beğenmediğiniz mürşidler öğretir.

  6. #16
    - Çevrimdışı
    İletileri Onay'a Tabi
    Üyelik tarihi
    Jan 2010
    Nerden
    AB
    Mesaj
    60
    Rep Gücü
    1117
    Alıntı ümmi´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    efenim asrı saadette tasavvufun yaşantısı vardı ,adı yoktu.Şimdi adı var yaşantısı yok demiş bir Allah dostu.
    Tebrikler , O kutlu zamanda , imanları görerek olan seçilmiş Eshab , öyle oldu ki her biri gerçek bir Müctehid ve ilm irfan denizi.Hâl ilmi olan Tasavvuf'un en yüksek mertebelerindeydiler.Melekleri gördüler , şeytanı gördüler , imanları görerek oldu.Sohbetin bereketi ile şereflendiler.Hem de kimin ! Aleyhisealtüveselam Efendimizin.

    Böyle büyük bir nimete sonradan gelen evliyanın en yükseği dahi kavuşamadı.Sohbet ile şereflenen en alt derecedeki Eshab , sohbet ile şereflenemeyen en yüksek Veysel Karani Hazretlerinden yüksek oldu.Hz . Vahşi , sonradan gelen Hz.Ömer bin Abdülaziz'den yüksek oldu..

    Her biri Müctehid olan bu yüce Eshab'ın bir tanesinin hatası , gelen ümmetin alimlerinin hayırlı işinden daha hayırlı oldu.

    Onların verdiği bir hardal tanesi kadar zekat , sonradan gelenlerin verdiği dağlar kadar altın zekatından daha büyük sevap oldu.

    Tasavvuf ilminin en derinliklerine kavuştular , batın ve zahirde en yükseğe kavuştular.Cenabı Hak bizleri o mübareklerin şefaatine kavuştursun.Ruhlarına elfatihamaassalevat.

  7. #17
    - Çevrimdışı
    Tecrübeli Üye
    Üyelik tarihi
    Jan 2010
    Mesaj
    272
    Rep Gücü
    10412

    Mürid-mürşid ilişkisi

    Tarikat ehlinin ders kitaplarından biri olan "Adab-i Fethullah" isimli kitapta,
    Mürid-Mürşid arasındaki halleri anlatan bir dizi kurallar aşağıda bulunmaktadır.
    Okuyan arkadaşların,Kur'an ve Sünnete göre değerlendirmesini yapsınlar.

    Adab-i Fethullah Kitabinda Aciklandigi haldedir.


    Müridin Mürşidiyle İlgili Dikkat Etmesi Gereken Edepler

    1- Herhangi bir konuda şeyhini aldatmamalıdır. O’na son derece saygı göstermelidir.

    2- O’nun öğrettiği zikir ile kalbini düzeltmeye çalışarak gafletten kurtulmaya çabalamalıdır.

    3- Bir konuda haklı bile olsa şeyhin sözünü ve gayesini anlamaya çalışmalı; ona karşı ölü yıkayıcısının eli altındaki ceset gibi olmalıdır.

    4- Şeyhi bir şey sormadan söz söylememelidir.

    5- Herhangi bir isteğini şeyhinden başkasına söylememelidir. Eğer mürşidine ulaşamazsa ve çok gerekliyse salih, eli açık ve takva sahibi kişilerden istekte bulunabilir.

    6- Ancak mürşidi aracılığıyla istek ve gayesine ulaşabileceğine inanmalıdır. Sevgisi başka bir şeyhe yönelirse kendi mürşidinden yarar göremez ve feyz kapısı kapanır.

    7- Mürşidinin kendi üzerindeki tasarrufunu kabullenerek emrine uymalı ve her konuda ona hizmet etmelidir. Çünkü arzu ve sevgi bu yolla oluşur ve ihlasla gönülden bağlılığın ölçüsü bu yolla anlaşılır.

    8- İbadetlerinde adetlerinde ve tüm yaptığı işlerinde mürşidinin isteğini kendi isteğinden üstün tutmalıdır.

    9- Mürşidin iyi ahlakına ve olgunluğuna güvenerek onun hoşlanmadığı şeyleri yapmaktan kaçınmalıdır.

    10- Kendi durumunu mürşidine açıkladıktan sonra bir şey istemeden verilecek karşılığı beklemelidir. Birisi şeyhine bir şey sorarsa kendisi cevap verme küstahlığında bulunmamalıdır.

    11- Mürşidinin bulunduğu toplulukta yüksek sesle konuşmamalıdır. Çünkü bu çok kötü edepsizliktir. Bize anlatıldığına göre bir gün İmamı Züfer abdest alıyordu, hocası İmam-ı Azam Ebu Hanife ( r.a) onun yanından geçti. İmam-ı Züfer ayağa kalkmayarak saygıda kusur etti. Bundan dolayı en üstün öğrenci olacakken derecesi en düşük kaldı.

    12- Mürşidinin hiçbir haline kalben dahi olsa karşı koymamalı ve içinde şüphe belirirse iyiye yormalı; iyiye yoramazsa kusuru kendinde aramalıdır. Musa ( a.s) ile Hızır ( a.s) arasına geçen olayı düşünmelidir. Çünkü mürşide karşılık vermek çok çirkindir ve bundan ortaya çıkacak perdelenmenin ilacı yoktur. Ayrıca tüm feyiz kapıları kapanır.

    13- Mürşidinin çare bulması için iyi veya kötü tüm olayları ona açıklamalıdır. Çünkü mürşit doktor gibidir; müridin halini öğrendiğinde onun sorununu düzeltmeye ve iyileştirmeye çalışır. Bu nedenle nasıl olsa şeyhim benim sorunumu biliyor diye sorunu ona iletmemek doğru değildir. Çünkü bazen mürşit keşfinde yanılabilir. Velilerin keşfinde yanılması alimlerin içtihatda yanılması gibidir, yanılan da sevap kazanır. Şeriatın kurallarına uymadıkça keşiflere uyulmaz. Gerçek bile olsa bunlarla karar verilmez.

    14- Müridin şeyhine gönülden bağlılığı eziyetli ve sıkıntılı olduğunda bile bozulmamalıdır. Moral bozacak sözler, dedikodular ümidini kırmamalı; Allah’tan ( c.c) istediği feyzi ancak mürşidinin aracılığıyla elde edebileceğine inanmalıdır. Bunun için şeyhine olan sevgisi be bağlılığı kendi nefsinden, çoluk çocuğundan ve malında daha fazla olmalıdır.

    15- Mürşidinin yaptığı ibadet ve hareketlerin hepsini yapmaya kalkışmamalıdır. Çünkü mürşidinin bulunduğu hal ve derecesiyle ilgili bazı yaptıkları müride uygun düşmeyebilir.

    16- Şeyhinin emirlerini yorumsuz başkasına devretmeden hemen yerine getirmelidir. Geciktirirse veya yapmasa feyiz kesilir.

    17- Mürşidinin verdiği zikir, teveccüh ve murakabe gibi görevleri emrettiği şekilde yerine getirmelidir.
    18- Mürşidi ile birlikte bulunurken hareketlerine, sözlerine, sorduğu soru ve verdiği cevaplarına dikkat etmeli; ileri- geri konuşmamalıdır. Zira böyle şeyhin büyüklüğünü ve saygısını müridin kalbinden gider.

    19- Mürşidiyle konuşacağı anları iyi ayarlamalı; verdiği cevapları can kulağıyla dinlemeli, konuşurken edepli ve haddini aşmadan kısa ve öz derdini anlatmalıdır.

    20- Mürşidinin kendisine açıklanan sırlarını gizlemelidir.

    21- Allah Teala’nın (c.c) mürşidi aracılığıyla kendisine bağışladığı keşif, keramet, hal ve düşünceleri şeyhinden saklamamalıdır.

    22-Uygunsuz kişilerin yanında mürşidinden söz etmemeli ve onun sohbetlerini anlatmamalıdır. Onlara ancak akılları ve anlayışları derecesinden açıklama yapabilir.

    23- Mürşide kapılanmak gerçekleştiğinde size Allah’u Teala’yı (c.c) tanımak ve bilmek için geldim demelidir. Şeyhi kendisini kabul ettikten sonra bir şey istemez, ancak hizmet eder. Böylece mürşidinin kendisini kabulü tam olur. Bu süre boyunca şeyhi bir şey emrederse bildiği şey dahi olsa onunla uğraşmalıdır.

    24- Herhangi bir kimse şeyhine selam söylemek isterse, o görevi üzerine almamalıdır.

    25- Mürşidi ile beraberken başka şeylerle ilgilenmemeli, tam anlamıyla ona yönelmelidir.

    26- Mürşidinin karşısında abdest bozmamalı, tükürmemeli, sümkürmemeli, nafile namaz kılmamalı, tesbih çekmemeli ve bir şeyle oynamamalıdır.

    27- Mürşidi emretmedikçe baş köşeye geçmemelidir.

    28- Mürşidin seccadesi, yatağı, kap ve kacağı gibi özel eşyaları kullanmamalıdır.

    29- Karanlık gibi zorunlu haller olmadıkça mürşidinin önünde yürümemelidir.

    30- Mürşidinden uzakta iken ilgiyi kesmemek için mektuplaşmalı, bu mektupları
    korumaya özen göstermelidir.

    31- Abdestsiz olarak şeyhinin yanında oturmamalıdır.

    32- Nehir gibi akarsu kıyısında abdest alırken mürşidinden üst tarafta bulunmamalıdır.

    33- Uzakta bulunsa dahi şeyhinin bulunduğu yöne ayağını uzatmamalıdır.

    34- Mürşidi bir şeyle uğraşırken veya elini tutup yakalayarak, çekerek öpmeye çalışmamalıdır.

    35- İzin almadan günlük tutma bile olsa karşısında bir şey yazmamalıdır.

    36- Şeyhinden olağanüstü halde ve keramet beklememeli ve istememelidir.

    37- Mürşidinin kendisine verdiği armağanlara özen göstererek ömrü boyunca saklamalı; hiç kimseye vermemeli ve satmamalıdır.

    38- Mürşidinin ahlakıyla ahlaklanmaya çalışmalıdır.

    39- Mürşidinin sevdiklerini sevmeli, hoşlanmadıklarından hoşlanmamalıdır.

    40- Mürşidi ayakta dururken kendisi oturmamalıdır. Sırtını şeyhine dönmemeli ve kapıyı vurarak sertçe örtmemelidir.

    41- Bir mürşit müridini tarikattan çıkarırsa tamamıyla ondan ayrılmaz. Çünkü böyle bir müridin başkasının aracılığıyla kurtulması imkansızdır.

    42- Benim mürşidim Peygamberden, sahabelerden, tabiin hazretlerinden daha büyüktür gibi düşüncelere sapmamalı ve konuşmamalıdır.

    43- Mürşidine gözünü dikip bakmamalı; o başka tarafa bakarken rabıta amacıyla göz ucuyla bakmalıdır.

    44- Mürşidiyle birlikte otururken manevi yarar sağlamak için kalbini onun kalbine bağlı bulundurmak gerekir. Çünkü, nispet ve feyiz şeyhinin sohbetiyle oluşur ve gafil olanlardan geriye döner, uyanık olanların kalbine girer. Manevi nispet dumanın yayılması veya yağmurun yapması gibi yayılır ve onu ancak ihlas ve ilahi sevgisi tam olanlar hisseder.

    45- Mürşidiyle birlikte otururken gönlü engin ve iç huzuruyla olmalıdır. Bunu sağlamak için gözleri kapayıp sanki başının üzerinde duran kuşu ürkütmeyecek şekilde kıpırdamadan durmalıdır.

    46- Zamanı öğrenmek için iki de bir saatine bakmamalı; içine sıkıntı gelince şeyhin yanında çıkıp gitmelidir.

    47- Mürid, şeyhinin çocukları, akrabalar ve komşuları yanında da edepli, saygılı ve vefalı olmalıdır.

    48- Mürşid kendisini yemeğe çağırdığında, mürit güzel yemekler ve içecekler, rahat yataklar isteğinde bulunmamalıdır. Hazırlananı yemeli; bulunduğu yerde yatmalı ve bu durumu nispet alması için büyük bir devlet ve nimet saymalıdır. Bu sırada bir kusur işlerse Cenab-ı Hakk’a (c.c) istiğfar etmelidir.

    49- Hizmet ederken gerek mürşit, gerek diğer müritler, gerekse de misafirler için yaptığı hizmetin nispet bakımından eşit olduğuna inanmamalıdır.

    50- Mürşidiyle herhangi bir konuda görüşmek isteyen onun boş ve uygun zamanı kollamalı;

    51- Mürit mürşidinden herhangi bir şey veya hizmet istememelidir. Sadece hastalık, sıkıntı gibi durumlarda bilgi verilir. Mürşit ister dua eder, isterse etmeyebilir.

    52- Mürşidi başkalarıyla konuşurken, yanına sokulmamalıdır. İzin isteyeceği zaman evinden çıkmasını istememeli; çok acil işi varsa uygun bir şekilde haber göndermelidir.
    53- Sabah namazından güneş doğuncaya kadar ve akşam yatsı namazları arasında özel görevleri olduğundan mürşidiyle konuşmamalıdır.

    54- Mürit herhangi bir yerde sohbet etmesi gerekirse mürşidiyle ilgili konuşma yapmalıdır.

    55- Mürşidini ziyaret geldiğinde kendi başına ne kadar kalacağına karar vermemelidir. İstek ve arzusu olduğu sürece orada kalmalı ve gitme kararını mürşidine bırakmalıdır.
    56- Mürşidini kabul etmeyen kişilerle bir arada bulunmamalıdır.

    57- Mürşit herhangi bir konuda yasaklama getirirse ( bir yere gitmeyi, bir şeyi yemeği, bir şey yapmayı yasaklarsa) üzülmemeli, aksine benim yararım içindi diye sevinmelidir.

    58- Gördüğü rüyaları kendi yorumunu önemsemeden mürşidine anlatmalı, onun yorumuna göre davranmalıdır.

  8. #18
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye Ammar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Mesaj
    1.016
    Rep Gücü
    9720
    sn ammar
    tasavvuf,hz.Ademden beri vardı elbette.

    Bu dinin nasıl zahir ahkamı varsa,batın ahkamıda vardır.Zahirdeki ahkamı,müslüman bilinmen,müslüman muamelesi görmen içindir.yani halk bilsin diye.Batıni ahkamı ise,hak bilir.
    Şimdi konuyu farklı bir yere kaydırdın... şu yukarda ki cümlene istinaden verdiğim cevabı altını çizdiğim kısımlara, alıp

    nasıl söz konusu değil efenim.kişiyi kelimei tevhid getiriken görürsek, imanına hükmederiz zahiren oysa onun batınını Allah bilir.kişide imanın tahakkuku asıl kalpledi
    Buraya getirdin...

    Şimdi benim böyle bir saçmalık söz konusu değil dediğim kısım, TASAVVUF HZ ADEM A.S den beri var dediğin kısım..

    Alttaki kısımda müslüman bilinmen müslüman muamelesi görmen dedğin kısma yanıt olarak..İman ve tevhid in oluşma şekli ve yerinden bahsettim bu açıklama şarttı o kısımda klarşılıklı yanlış anlaşılmalar ile konu ile alakası olmayan bir boyuta taşınmış bu kısmı açıkladıktan sonra burayı bıraktık, artık ....


    biz şeyhe mi has kılınmalı dedik efenim
    aşağıdaki sözleri ben mi söylemişim... ne mana var burda bi açıklık getirin şeyh değilde nedir bu cümlelerden çıkan sonuç..?

    nasıl ki her tıp kitabı okuyan kalp ameliyatı yapamazsa,maneviyattada durum budur.bu işin mütehassısı kalbindeki hastalığı teşhis ve tedavi edebilir.Ki Kalp,asıl görevini icra edebilsin.

    efenim asrı saadette tasavvufun yaşantısı vardı ,adı yoktu.Şimdi adı var yaşantısı yok demiş bir Allah dostu.

    maddi neseb itibariyle gelmekle seyyit veya şerif olan mürşitler olduğu gibi,olmayanlarda mevcuttur.

    tevhidin ne olduğunu tasavvuf sayesinde öğrendim.
    Şu cümle ağzınızdan düşmüyorda bir açıklamasını TASAVVUF Boyutunda ki açıklamasını alalım biz yaptık sizden de dinleyelim bakalım.........

    yukarda ki aile bboyutuna girmiyorum o sizin özeliniz saygımız vardır...


    meal ezberlemekle olmuyor efenim.ihlas suresinin manasını çözebilmek için 2 sene düşündünüz mü hiç.ve bulduğunuz mana yüz kütüphane devirsen bulanamayacak bir mana.
    İşte tasavvuf bana bunu öğretti efenim.

    Senin bu dediğinde TASAVVUF SAÇMALIKLARINDAN en başta gideni....Bir ihlas suresini anlamını 2 sene sürmüş.. bakara 286 ayet yani herbirini 2 senede kavrasan 572 yılda anca bakara suresini mi ezberliycen ... 2 senede çözdüğün ihlas suresinin anlamını paylaşırmısın merak ettim bakiyim 2 senede ne mana çıkarttın.. oysa ibn teymiyye 20 yaşında FETVA veriyor, hadis, tefsir gibi islam ilimlerinde ders veriyordu.. Şimdi ALLAH C.C UN ADALETİNE SIĞARMI SENİN DEDİĞİN GİBİ Bİ SAÇMALIK.. İHLAS SURESİNİ ANLAMAK 2 SENE SÜRECEK FATİHA DAN YERDEN GÖĞE KADAR KİTAP YAZAR SİZİN (TASAVVUFÇULAR ÖYLE DİYOR) ALİMLER.. Yani Bakara Suresinin 30. ayetinde ortalama insan ömrü bitiyor... 60 yıl.. Ha onuda 950 yıl yaşayan Hz NUH A.S a bağlarsan şaşşırmam..:)

    Bırkaınız böyle 2 yıl verdim İhlas suresinin anl***** varabilmek felan.....

    Sana bunu öğreten TASAVVUF daki çarpıklığı göremiyorsan şu sözlerden sonra diyecek başka bir söz bulamam artık...

    Bakın bi konuda hakkınızı da teslim edelim, diğerlerinin TASAVVUF anlayışından daha derli toplu görüyorum ama neticede aynı SAPIKLIKLAR sizin anlattığınız anlayışda da mevcut... Hayal dünyasında yaşıyorsunuz...... Hz Adem A.S a kadar dayandırdınız Tasavvuf tarihini daha ne diyelim...

  9. #19
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye Ammar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Mesaj
    1.016
    Rep Gücü
    9720
    efenim başkasının ne dediği bizi ilgilendirmez.Rabıta,Öğrenci ile öğretmen arasındaki sevgi bağıdır.bu sevgi ondaki ilmedir,Allah için bir sevgidir.Manevi birlikteliktir.Talebe belirli bir olgunluğa geldiğindede kalkar.Mesela delil sizi hacca götürür,belki ilk tavafı,şaftı yaptırır,sonrasını kendiniz yapabilirsiniz.Talebe,direk Allaha kalbi rabt etme seviyesine geldiğinde mürşid çekilir.Onun vazifesi biter.
    Müsaden ile bu konuları yarın cevaplıycam
    şimdi kalkmam gerekiyor PC nin başından..

    Şu kısım ŞİRK tir...

    Devam edecek...

  10. #20
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye ümmi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Mesaj
    1.889
    Rep Gücü
    33022
    Alıntı Ammar´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster


    Şu cümle ağzınızdan düşmüyorda bir açıklamasını TASAVVUF Boyutunda ki açıklamasını alalım biz yaptık sizden de dinleyelim bakalım......
    tasavvuf boyutundaki açıklaması dille olmaz efenim.Bizzat tecrübe etmeniz lazım.



    Alıntı Ammar´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Senin bu dediğinde TASAVVUF SAÇMALIKLARINDAN en başta gideni....Bir ihlas suresini anlamını 2 sene sürmüş.. bakara 286 ayet yani herbirini 2 senede kavrasan 572 yılda anca bakara suresini mi ezberliycen ... 2 senede çözdüğün ihlas suresinin anlamını paylaşırmısın merak ettim bakiyim 2 senede ne mana çıkarttın..
    efenim biz ancak o kadarını becerdik.
    İhlas suresi,anahtardır efenim.O anlaşılmadan diğer ayetlerde anlaşılmaz.Belkide bu yüzden iyi anlayalım diye 2 senede öğrettiler.öğrendik derken efenim mahrecini,tecvidini değil kalple okunmasından bahsediyorum.
    he paylaş diyorsunuz ama tasavvufta bir deyim vardır efenim.tatmayan bilmez.Bizzat tecrübe etmedikçe anlatsamda anlaşılmaz.
    Alıntı Ammar´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    oysa ibn teymiyye 20 yaşında FETVA veriyor, hadis, tefsir gibi islam ilimlerinde ders veriyordu.. Şimdi ALLAH C.C UN ADALETİNE SIĞARMI SENİN DEDİĞİN GİBİ Bİ SAÇMALIK.. İHLAS SURESİNİ ANLAMAK 2 SENE SÜRECEK FATİHA DAN YERDEN GÖĞE KADAR KİTAP YAZAR SİZİN (TASAVVUFÇULAR ÖYLE DİYOR) ALİMLER.. Yani Bakara Suresinin 30. ayetinde ortalama insan ömrü bitiyor... 60 yıl.. Ha onuda 950 yıl yaşayan Hz NUH A.S a bağlarsan şaşşırmam..:)

    Bırkaınız böyle 2 yıl verdim İhlas suresinin anl***** varabilmek felan.....

    Sana bunu öğreten TASAVVUF daki çarpıklığı göremiyorsan şu sözlerden sonra diyecek başka bir söz bulamam artık...

    Bakın bi konuda hakkınızı da teslim edelim, diğerlerinin TASAVVUF anlayışından daha derli toplu görüyorum ama neticede aynı SAPIKLIKLAR sizin anlattığınız anlayışda da mevcut... Hayal dünyasında yaşıyorsunuz...... Hz Adem A.S a kadar dayandırdınız Tasavvuf tarihini daha ne diyelim...
    efenim zahiri ilmler kesbidir.Yani biraz zekan varsa, birazda çalışırsan elde edersin.yani Kuranı kerimihıfzetmeyi dahi yeni öğretme yöntemleriyle 2 aya indirenler var.
    bizim bahsettiğimiz kalbi şuur haline gelmesi.
    şimdi herkes bilir ki Allah bir.
    bilmek hayatımızda pekte bir değişiklik yapmaz.
    Ama bunu kalp bilirse hayatı 180 derece değişir.
    bu gün müslümanlar zillet içindelerse,ayetleri hayata geçiremedikleri için efenim.
    Dünya sevgisi ağır bastığı için.
    Resulullah (SAV) buyurdu: ‘Aç insanların yemek kabına üşüştükleri gibi, bir gün diğer milletler de sizin başınıza üşüşecektir.’

    Birisi sordu: “Bizim azlığımızdan mı?”

    Rasûlulullah (SAV) cevap verdi: “Hayır, aksine siz o gün kalabalık, fakat selin önündeki çerçöp gibi zayıf olacaksınız. Allah, düşmanlarınızın kalbinden size karşı duydukları korkuyu kaldıracak ve sizin kalbinize de ‘vehn’ atacak.”

    Yine birisi sordu: “Ey Allah’ın Rasûlü, vehn nedir?”

    Cevap verdi: “Dünya sevgisi ve ölüme karşı isteksizlik.”
    Konu ümmi tarafından (26-01-2010 Saat 11:17 PM ) değiştirilmiştir.

Benzer Konular

  1. Saadet Partisi
    dogangunes Tarafından Super Rehber Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 04-12-2011, 11:04 PM
  2. Hazreti Muhammed döneminde minare varmıydı
    simqe Tarafından Dini Sohbet Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 07-12-2009, 02:20 PM
  3. Çocukluk aşkınız varmıydı?
    Gül@y Tarafından Ask ve Sevgi Foruma
    Yorum: 3
    Son mesaj: 08-09-2009, 12:20 AM
  4. Hane-i Saadet...
    RABİA Tarafından Serbest Kürsü Foruma
    Yorum: 4
    Son mesaj: 19-01-2009, 07:41 PM
  5. En Büyük Saadet
    bziya Tarafından islam (Müslümanlık) Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 12-08-2008, 01:29 AM
Yukarı Çık