Gösterilen sonuçlar: 1 ile 4 Toplam: 4

Tarikatlarda tevbe ....

islam (Müslümanlık) Kategorisi Tasavvuf Forumunda Tarikatlarda tevbe .... Konusununun içerigi kısaca ->> “…İçlerinden birisi şöyle demişti: “bizler insanları tevbe ettiriyoruz”Dedim ki: onları neyden tövbe ettiriyorsunuz? Dedi ki; yol kesmekten, hırsızlıktan ve benzeri ...

  1. #1
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye Ammar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Mesaj
    1.016
    Rep Gücü
    9720

    Tarikatlarda tevbe ....

    “…İçlerinden birisi şöyle demişti: “bizler insanları tevbe ettiriyoruz”Dedim ki: onları neyden tövbe ettiriyorsunuz? Dedi ki; yol kesmekten, hırsızlıktan ve benzeri şeylerden. Dedim ki; sizin onları tevbe ettirmenizden önceki halleri tevbe ettirmenizden sonraki hallerinden daha hayırlıdır. Çünkü onlar üzerinde oldukları şeyin haram olduğuna inanan, Allah ın rahmetini uman, O’na tevbe eden ya da tevbe etmeye niyet eden fasıklar idiler.. Sizler tevbe ettirmenizle onları Allah’ın buğzettiğini (bidatleri) seven, sevdiğine buğzeden (sünnetleri) , İslam Şeriatından çıkmış sapıklara çevirdiniz.. Ve onlara kendilerinin ve başkalarının üzerinde oldukları bu bidatlerin masiyetlerden daha şerli olduğunu açıkladım…”

    ( İmam İbni Teymiyye-Mecmu-ul Fetava 11-472 )



    Ne tevafuktur ki aradan yedi sekiz asır geçtiği halde bazı gulat sofilerin bidatçi batıl kelamları ve usulleri aynı. “Tevbe Veren” şeyhler var. Ve bu şeyhler ve halifeleri vekilleri vs, “Efendimiz meyhaneden kerhaneden adam kurtarıyor, daha ne yapsın! Tevbe veriyor ve kişileri fısku fücurdan kurtarıyor, içki fuhuş vs günahlar işleyeceklerine kendilerini dergaha şeyhe adıyorlar”

    Tevbe ettirmek ve de Fısklardan çekip almak kelamı ta o zaman da varmış. Oysa dinen sabittir ki Şeytana, Bidatler Hurafeler ,Fısku Fücurdan daha sevimli gelir. Zira Fıskın Masiyetin tevbesi var amma Bidatten tevbe de yok. Allah tevbe kabul etmez manasında değil bu dediğimiz; haşa, tevbe kapısı son ana veya kıyamete dek açıktır. Yani diyoruz ki, kişi tevbe etme ihtiyacı bile hissetmez kendini Hak üzere sandığı için.. İşte bu sebeble fısklar Masiyetler Bidatler kadar sevimli cazip ve yıkıcı ifsad edici gelmez Şeytan’a! Sureti Hakdan görünen Bidat ve Hurafeler daha yıkıcı daha çirkin daha şerlidir…

    Bir sarhoş veya zani, içerken dağıtırken kendini, o günahının ezikliğiyle Allaha bazen daha da yaklaştığı olur, hatta derler ki bazı veliler, “Subhanallah! Allaha sevabımla yaklaştığımdan daha çok günahımla yaklaşıyorum”. Neden? Çünkü orada kişi yediği haltların ezikliğini hissediyor, ve yaparken de neticesinden de pişmanlık veya vicdan azabı duymakta, ve bazı durumlarda bu ezikliğin kulun Nasuh tevbesiyle dönüşüne vesile olduğu görülmüştür. Bişri Hafi hazretlerinde ve daha nice evliyada olduğu gibi..

    Amma hiç bidatle hurafeyle Allaha yaklaşan görmedik!

    Aksine kendisine “takvalı pozları kesen” bir imaj oluşturup bununla avunsa da bidatçiler, neticede dinen sabit ki sevabdan yana nasipleri yok ve o amelleri merduddur red edilmiştir. Ecri olmadığı gibi Allah Tealayı daha da gadablandırmaktadırlar..

    Nerde serhoşun fahişenin kula yakışan ezikliği ve Allahın nasip etiklerinde gördüğümüz gibi günahıyla bile O na yaklaşabilmesi, nerde zahid arif aşık kamil kutub gavs (?) larımız ve bunlara tabi bidatçiler yığını? Keşke meyhanede kalsa ve sahih davetçilerin, gazilerin, cihadilerin davetine dek orda bekleselerdi, bu daha ehveni şer olurdu..

    Tevbe verdi ne demek? İster istemez soruyorsunuz; tevbe verince fiş de veriyorlar mı? Hadi onu geçtik; tevbe ettirdiler diyelim, neden tevbe ettirdiler nereden çıkardılar ve neye dahil ettiler? Meyhaneden çıktı Puthaneye girdi. Şeyhülislamın da dediği gibi, yav hiç dokunmasanız daha ehveni şer bir halde idiler. Daha evla idi eski halleri!

    Meyhaneci amma fasık da olsa Müslim olan biri mi daha evla yoksa amelinde ciddi fısklar olmayan hatta faziletli bazı ibadetlere imzasını atmış olan amma Rabıta denen Şirk bidatten Vahdeti Vücut küfrüne, Şeyhe kör taklitle ve tam teslimiyetle Teslim olma ve Rab edinme ve ona ilahi bir çok sıfatı isnad ederek İlah edinme ve böylece ona sığınma undan umma ona dua etme ondan isteme ve onu ibadette ve duada ortakçı kılma küfürleri.. Bunlar bidatlere dair.

    Allah tevbeleri bizzat kabul ettiğini ve sadece kendisinin mağfiret ettiğini beyan ettiği halde insanın insana gidip günahlarını itiraf etmesi ve bunu sıkça belli aralıklarla tekrarla yapması, sürekli şeyhe gidip el tutup tevbe etmesi, Rahiplere gidip günah çıkartan bir teslisçi gibi olmak dinde var mıdır? Tek fark var arada; bazı tarikatlerde şeyh efendilerine olan tevbe tazeleme, gidp şarj olup gelme süresi üç aydan üç aya, Haçcılarda ise her hafta Pazar dan pazara! Bir grup birkaç ayda bir günah çıkartırken öbürü haftada bir. Başka da fark yok..

    Allah ın Hakka Hakikate susamışlar için açtığı her kuyunun başını birileri tutmuş ve tekeline almış, kendisine endekslemiş, ya o putu öpüp eğilerek altından geçeceksiniz ya da su yok!

    Evet bizzat sahih tasavvufun deyimiyle dersek yol urucu şakilerin her biri bir yolun başını tutmuş, Hakka giden ne kadar yol varsa güya kendilerine ipotek etmiş rehin almışlar, gasb etmişler!

    Ve gafil cahil kimseler de bu putlara secde etmeden bunlara tapınmadan Hakka vasıl olunamayacağına inanarak küfre düşmekte ve bu gasıp yol urucu şakilere secde etmekte bulmaktalar çareyi..

    Evet aracısız vesilesiz olmaz. Amma hangi hususda? İlimde aracı şart, İbadette aracı şirk! Yani; ilim için muhakkak vesileler vardır, amma ibadette ve yardım istemede, Yani kullukda ve duada aracı
    ortakçı şirktir..

    Fatiha Suresinde açıkça her gün dille defaatle tekrar ettiğimiz amma ruhundan manasından ve iman etmekle ve amel etmekle emrolunduğumuz manasından habersizce ezberden okuyageldğimiz şu ayette dendiği gibi; Yalnız sana İbadet eder ve Yalnız senden Medet umarız…Ubudiyet ve İstiane..

    Bir de fasit trafo misalini çok verir bazı sofiler. Nedir bu trafo? Haşa, Alah dan kullara, Yukardan aşağıya bir, kudret güç, şefaat, mağfiret, ilmi ledün dağıtım “şirketi”.. Yani arda bu trafolar olmazsa eve direk gelen rahme yakarmış(?) Subhanallah! Allah ın rahmetini taksim bu işte.. Şirket ortaklık demektir. Burada tasarrufda bir ortaklık kastediliyor aşikar şirktir.. Bu trafo misali daha modern asırda ortaya çıkan zır cahillerin icat ettiği veya diline doladığı, malum elektirik keşfedildiğinden sonra uydurulanlardan ve artık tam bir klasik oldu..

    Bir diğer fasit misal de, kullarının halinden habersiz olup gerek haber almak için, kullarının istek ve arzularını kendisine iletecekleri gibi kullarına olan lütufları ve cezaları da yine onlara tatbik edecek iletecek olan aracı getir-götür cü yamaklara kapıcılara odacılara aracılara “ihtiyacı” olan Sultan(?) örneğidir.. Malum ya sen ona direk ulaşamazsın, o da seni direk işitemez, göremez, ve her lütfunu sana direk veremez; onun elleri ayakları sağ kolu sol kolu ve parmakları hükmündeki adamları kabinesi vüzerası ve askerleri vardır, onlara rica minnet edecen ki
    sana şefaatçi aracı olsunlar..

    Kaynak : Bilgisayrımda kayıtlı bir dokuman...
    Konu Ammar tarafından (23-12-2009 Saat 06:33 PM ) değiştirilmiştir.

  2. #2
    - Çevrimdışı
    Kıdemli Üye
    Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Mesaj
    626
    Rep Gücü
    41960
    Belki de cezalandırılmışlardır.

    http://www.supermeydan.net/forum/for...read60104.html

  3. #3
    - Çevrimdışı
    Üyecik
    Üyelik tarihi
    Feb 2010
    Mesaj
    26
    Rep Gücü
    0
    s.a.

    Kimse ezbere atıp tutmasın, Kuran da Rabbimiz bakalım ne buyuruyor:

    55 / RAHMAN - 33 : Yâ ma'şerel cinni vel insi inisteta'tum en tenfuzû min aktâris semâvâti vel ardı fenfuz(fenfuzû), lâ tenfuzûne illâ bi sultân(sultânin).

    Ey insan ve cin topluluğu! Semaların ve arzın kuturlarından (çaplarından) nüfuz etmeye (çıkıp gitmeye) eğer gücünüz yetiyorsa, haydi nüfuz edin (geçip, çıkın)! Bir sultan (bir mürşid) olmaksızın nüfuz edemezsiniz (geçip çıkamazsınız).

    3 / AL-İ İMRAN - 112 : Duribet aleyhimuz zilletu eyne mâ sukıfû illâ bi hablin minallâhi ve hablin minen nâsi ve bâû bi gadabin minallâhi ve duribet aleyhimul meskeneh(meskenetu), zâlike bi ennehum kânû yekfurûne bi âyâtillâhi ve yaktulûnel enbiyâe bi gayri hakk(hakkın), zâlike bimâ asav ve kânû ya’tedûn(ya’tedûne).

    Onların üzerlerine, nerede olurlarsa olsunlar zillet (alçaklık) damgası vuruldu. Ancak Allah'ın ipine (Sıratı Mustakîm'e) ve insanlardan bir ipe (Allah'a ulaştıracak olan mürşide) tutunanlar (ulaşanlar) hariç. (Onlar) Allah'tan bir gazaba uğradılar ve üzerlerine miskinlik damgası vuruldu. Bu, onların Allah'ın âyetlerini inkâr etmiş olmaları ve peygamberleri haksız yere öldürmüş olmaları sebebiyledir. İşte bu, onların (Allah'a) isyan etmelerinden ve haddi aşmış olmalarındandır.

    72 / CİN - 14 : Ve ennâ minnel muslimûne ve minnel kâsitûn(kâsitûne), fe men esleme fe ulâike teharrev reşedâ(reşeden).

    Ve gerçekten bizden, (Allah'a) teslim olanlar da var ve bizden kasitun (kalpleri kasiyet bağlamış) olanlar da var. Artık kim (Allah'a) teslim olmuşsa (ruhunu teslim etmişse) işte onlar, irşad olmayı (nefsin ve iradenin teslimini) arayanlardır (dileyenlerdir).

    72 / CİN - 15 : Ve emmel kâsitûne fe kânû li cehenneme hatabâ(hataban).

    Ve lâkin, kasitun olanlar (kalpleri zikirsizlikten kasiyet bağlayanlar), işte onlar cehenneme odun oldular.

    72 / CİN - 16 : Ve en levistekâmû alet tarîkati le eskaynâhum mâen gadekâ(gadekan).

    Ve eğer onlar, tarikat üzere olarak (Allah'a) yönelselerdi, onları mutlaka bol su (rahmet) ile sulardık (bol bol rahmet ulaştırırdık) ki.

    18 / KEHF - 17 : Ve tereş şemse izâ taleat tezâveru an kehfihim zâtel yemîni ve izâ garabet takrıduhum zâteş şimâli ve hum fî fecvetin minh(minhu), zâlike min âyâtillâh(âyâtillâhi), men yehdillâhu fe huvel muhted(muhtedi), ve men yudlil fe len tecide lehu veliyyen murşidâ(murşiden).Ve güneşin doğduğu zaman mağaralarının sağ tarafından geldiğini ve battığı zaman sol taraftan onların yanlarından geçtiğini görürsün. Ve onlar, onun (mağaranın) geniş sahası içinde bulunuyorlardı. İşte bu, Allah'ın âyetlerinden (mucizelerinden)dir. Allah, kimi Kendisine ulaştırırsa, işte o hidayete ermiştir. Ve kimi dalâlette bırakırsa (kim Allah'a ulaşmayı dilemezse) artık onun için velî mürşid (irşad eden evliya) bulunmaz.

    32 / SECDE - 24 : Ve cealnâ minhum eimmeten yehdûne bi emrinâ lemmâ saberû ve kânû bi âyâtinâ yûkınûn(yûkınûne).

    Ve onlardan, emrimizle hidayete erdiren imamlar kıldık ve sabır sahibi oldukları ve âyetlerimize (Hakk'ul yakîn seviyesinde) yakîn hasıl etmiş oldukları için.
    Konu dogangunes tarafından (01-03-2010 Saat 05:41 AM ) değiştirilmiştir. Sebep: yazı fontunu büyütmek kesinlikle yasak!

  4. #4
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye Ammar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Mesaj
    1.016
    Rep Gücü
    9720
    Sadece bu itikadı bozuk zatın yazdığı ayeti bile nasıl çarpıttığını gözler önüne sermek yeterli olacaktır cevap yazmaya dahi gerek yok...

    Nasıl çevirmiş bakalım kırmızıya DİKKAT....
    Ey insan ve cin topluluğu! Semaların ve arzın kuturlarından (çaplarından) nüfuz etmeye (çıkıp gitmeye) eğer gücünüz yetiyorsa, haydi nüfuz edin (geçip, çıkın)! Bir sultan (bir mürşid) olmaksızın nüfuz edemezsiniz (geçip çıkamazsınız).
    İmam İskender Ali Mihr : Ey insan ve cin topluluğu! Semaların ve arzın kuturlarından (çaplarından) nüfuz etmeye (çıkıp gitmeye) eğer gücünüz yetiyorsa, haydi nüfuz edin (geçip, çıkın)! Bir sultan (bir mürşid) olmaksızın nüfuz edemezsiniz (geçip çıkamazsınız).

    Diyanet İşleri : Ey cin ve insan toplulukları! Göklerin ve yerin uçlarından bucaklarından geçip gitmeye gücünüz yeterse geçip gidin. Büyük bir güç olmadıkça geçip gidemezsiniz.

    Abdulbaki Gölpınarlı : Ey cin ve insan topluluğu, ölümden kurtulmak için, göklerin ve yeryüzünün bucaklarından geçip kaçmaya gücünüz yeterse geçin, kaçın fakat geçemezsiniz bir kudret olmadıkça.

    Adem Uğur : Ey cin ve insan toplulukları! Göklerin ve yerin çerçevesinden çıkıp gitmeye gücünüz yetiyorsa geçin. Ancak büyük bir güçle çıkıp gidebilirsiniz.

    Ali Bulaç : Ey cin ve ins toplulukları, eğer göklerin ve yerin bucaklarından aşıp geçmeye güç yetirebilirseniz, hemen aşın; ancak 'üstün bir güç (sultan)' olmaksızın aşamazsınız.

    Ali Fikri Yavuz : Ey cinler ve insanlar topluluğu? Gücünüz yeterse, göklerin ve yerin etrafından çıkıp gidin, (kaçarak ölümden kurtulun). Çıkıp kurtulamazsınız; ancak bir kuvvetle... (Fakat bu kuvvet nerede? buna gücünüz yetmez.)

    Bekir Sadak : Ey cin ve insan topluluklari! Goklerin ve yerin cevresini asip gecmeye gucunuz yetiyorsa gecin! Ama Allah'in verdigi bir guc olmaksizin gecemezsiniz ki!

    Celal Yıldırım : Ey cin ve insan topluluğu! Göklerin ve yerin sınırlarını aşıp geçmeye güç getirebilirseniz, haydi geçin.. Ama geçemezsiniz, ancak bir sultan (açık belge, kesin delil, hesap, kuvvet ve üstünlük) ile geçebilirsiniz.

    Diyanet İşleri (eski) : Ey cin ve insan toplulukları! Göklerin ve yerin çevresini aşıp geçmeye gücünüz yetiyorsa geçin! Ama Allah'ın verdiği bir güç olmaksızın geçemezsiniz ki!

    Diyanet Vakfi : Ey cin ve insan toplulukları! Göklerin ve yerin çerçevesinden çıkıp gitmeye gücünüz yetiyorsa geçin. Ancak büyük bir güçle çıkıp gidebilirsiniz.

    Edip Yüksel : Ey insanlar ve cinler topluluğu, göklerin ve yerin sınırlarını aşmaya gücünüz yetiyorsa, aşıp geçin. Bir yetkiye sahip olmadan geçemezsiniz.

    Elmalılı Hamdi Yazır : Ey cinn-ü insin ma'şeri! Gücünüz yeterse geçin gidin aktarı Arz-u Semadan, geçemezsiniz olmazsa ferman

    Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Ey cin ve insan topluluğu! Göklerin ve yerin çevresinden aşıp geçmeye gücünüz yeterse geçin gidin, (ama) bir güce sahip olmadan geçemezsiniz;

    Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Ey cin ve insan toplulukları! Göklerin ve yerin çevresinden geçmeye gücünüz yeterse geçin gidin. Ama Allah'ın verdiği bir güç olmadan geçemezsiniz.

    Fizilal-il Kuran : Ey cinler ve insanlar, eğer göklerin ve yerin sınırlarını aşarak kaçmaya gücünüz yetiyorsa kaçınız. Fakat ancak özel bir gücünüz varsa bunu başarabilirsiniz.

    Gültekin Onan : Ey cin ve ins toplulukları, eğer göklerin ve yerin bucaklarından aşıp geçmeye güç yetirebilirseniz, hemen aşın; ancak 'üstün bir güç (sultan)' olmaksızın aşamazsınız.

    Hasan Basri Çantay : Ey cin ve insan cemâat (ler) i, göklerin ve yerin bucaklarından geç (ib de ilâhî kazaadan selâmete er) miye gücünüz, yetiyorsa —ki (Allahın bahşedeceği) bir kudretle olmadıkça asla geçemezsiniz— haydi geçin (kurtulun)!

    İbni Kesir : Ey cinnler ve insanlar topluluğu; göklerin ve yerin çevresinden geçip gitmeye gücünüz yetiyorsa geçip gidin. Ama üstün bir güç olmadan geçemezsiniz.

    Muhammed Esed : Siz ey görünmez varlıklar(ın) ve insanlar(ın şerlileriy)le bir arada yaşayanlar! Eğer göklerin ve yerin ötelerine geçebileceğinizi (düşünüyorsanız), haydi geçin! (Ama) onların ötesine geçemezsiniz, (Allah'tan) bir yardım olmazsa!

    Ömer Nasuhi Bilmen : Ey cin ve ins cemaatı! Eğer göklerin ve yerin çevrelerinden çıkıp gitmeğe gücünüz yeterse hemen çıkıp gidiniz. Halbuki, bir kuvvet olmadıkça siz çıkıp gidemezsiniz.

    Şaban Piriş : -Ey cin ve insan toplumu, eğer göklerin ve yerin sınırlarını aşmaya gücünüz yeterse haydi aşın! Fakat gücünüz olmadıkça aşamazsınız.

    Suat Yıldırım : Ey cin ve ins topluluğu! Yapabilirseniz haydi göklerin ve yerin hududundan geçin bakalım!Ama geçemezsiniz, ancak üstün bir güç, kuvvetli bir delil ve ilimle geçebilirsiniz.

    Süleyman Ateş : Ey cinler ve insanlar topluluğu, göklerin ve yerin bucaklarından geçip gitmeğe gücünüz yeterse geçin gidin. Ancak kudretle geçebilirsiniz.

    Tefhim-ul Kuran : Ey cin ve ins toplulukları, eğer göklerin ve yerin bucaklarından aşıp geçmeye güç yetirebilirseniz, hemen aşıp geçin; ancak 'üstün bir güç (sultan)' olmaksızın aşıp geçemezsiniz.

    Ümit Şimşek : Ey cinler ve insanlar topluluğu! Göklerin ve yerin sınırlarından çıkmaya gücünüz yeterse çıkın. Fakat özel bir güç olmadıkça çıkamazsınız.

    Yaşar Nuri Öztürk : Ey cin ve insan toplulukları! Göklerin ve yerin bucaklarından/köşelerinden geçip gitmeye gücünüz yeterse, hadi geçin gidin. Bilgi ve güç dışında bir şeyle geçip gidemezsiniz!

    Vay anam vay zihniyetbu işte kardeşim....Mürşid de bu herhalde...


    İmam İskender Ali Mihr

Benzer Konular

  1. Son Tevbe faydasiz
    mopsy Tarafından Dualar Hadisler Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 27-05-2010, 01:36 PM
  2. Tevbe ve istiğfar
    Venhar Tarafından Dualar Hadisler Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 01-10-2009, 09:59 PM
  3. 1-Tasavvuf ve Tevbe
    Mehdikonya Tarafından islam (Müslümanlık) Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 21-05-2008, 08:51 AM
  4. istiğfar, tevbe duâları
    Nil@y Tarafından Dualar Hadisler Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 02-02-2007, 10:04 AM
  5. Öyle Bir Tevbe Yaptı ki...
    girdapsedef Tarafından Dini Hikayeler Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 30-01-2007, 07:11 PM
Yukarı Çık