Gösterilen sonuçlar: 1 ile 4 Toplam: 4
  1. #1
    Acemi Üye
    Üyelik tarihi
    Oct 2009
    Nerden
    BURSA
    Yaş
    38
    Mesaj
    155
    Rep Gücü
    7575

    Kimdir bu şems ???

    1.TEORİ:
    mevlana havuz kenarında oturup kitaplarıyla ilgileniyordu. şems geldi, bir el darbesiyle bütün kitapları havuza attı. mevlana sinirlendi, 'kimsin be adam, bu kitapların değerini biliyor musun, yaptığını beğendin mi' diye çıkıştı . şems 'sinirlenme' diyerek, elini havuza soktu ve bütün kitapları kupkuru bir halde çıkardı. işte o meşhur ve gizemli dostlukları böyle başladı. bundan böyle birbirlerinden başka hiç kimseyi gözleri görmez oldu. medresedekiler bu beraberlikten rahatsız oldular ve gitmesi için şems' i çokça uyardılar. en nihayetinde şems konyalılar tarafından kuyuya atılarak öldürüldü ve bu kuyunun bulunduğu yere yıllar sonra türbesi yapıldı. bu türbe hala konya da bulunmaktadır..
    2.TEORİ:
    sems mevlana'yi iki kez terk etmiştir, ilkinin sebebi de ikincisinde kendisini ölüme götüren kıskançlık ve husumete daha fazla dayanamaması şeklinde özetlenebilir. mevlana yıllar süren arayıştan sonra şems'in tebriz'de olduğunu duyar ve oğlunu oraya gönderir "onu bana getir". oğlu şems'i bulduğunda şems tavla oynamaktadır, çağrıya uyar ve geri döner. mevlana tekrar gitme ihtimalini ortadan kaldırmak için tebrizli'yi evlendirir ve kendi dergahında onlara bir oda verir, ancak tebrizli'ye duyulan nefret devam etmektedir. şems'in mevlana'nın kapısının önüne oturduğu ve onu görmek isteyenleri içeri sokmadığı anlatılır "onu sana neden göstereyim". benzeri olaylar şems'in sonunu getirmiştir.
    3.TEORİ:
    bir rivayete göre de, şems'ten gitmesini mevlana'nın kendisi ister: "iki kuş, söz konusu dört kanat olsa dahi uçamaz, bırak da beni yalnız uçayım" diyerek şems'ten gitmesini istemiş, bunun üstüne şems mevlanayı terketmiş, mevlana da zorlu bir inzivanın ardından bir gün pazar yerinde huşu içinde dönmeye başlamıştır.
    4.TEORİ:
    şems in babasını göz göre göre devirmesine kahrolan mevlanın oglu ve prestijlerinin düstügünü düsünen mevlananın 7 müridiyle birlikte şems i kuyubaşında sıkıştırıp kafasını koparıp kuyuya atmışlardır.mevlana şems in ölümünden sonra inzivaya çekilmiştir , ama daha sonrasında yeni dostu, esin kaynagı kuyumcu selahattin efendi sayesinde onu çabuk unuttuğu soylenmektedir.bir başka söylentiye göre moğol korumalığındaki selçuklu yönetimi, yani moğolların hazinesine koşulsuz ağır vergiler ödeyen ve bu vergileri göçebe, köylü ve yarıcı türkmenlerden, anadolu halklarından çıkartan işbirlikçi yönetim öldürtmüştür.çünkü bu vergileri ödeyenlerin büyük kesimi şems in müridiydi ve yönetim şems in onları kendilerine karşı isyan ettireceklerinden tedirgindi

  2. #2
    Acemi Üye
    Üyelik tarihi
    Oct 2009
    Nerden
    BURSA
    Yaş
    38
    Mesaj
    155
    Rep Gücü
    7575
    Şems-i Tebrizi:

    Şems-i Tebrizi (شمس تبریزی), Tebriz'de 1185 yılında dünyaya gelmiştir. Asıl ismi Mevlana Muhammed'dir. Melik Dad oğlu Ali adında bir zatın oğludur ve "Şemseddin" yani dinin güneşi lâkabıyla anılmıştır.

    Daha küçük yaşlarda, manevi ilimleri tahsilde gösterdiği kabiliyetle dikkat çeken Şems, din ilimleri tahsilden sonra, genç yaşlarında Tebrizli Ebubekir Sellaf'a mürid olmuş, ününü duyduğu bütün meşhur şeyhlerden feyz almaya çalışmış ve bu sebeple diyar diyar dolaşmıştır. Bu gezginliğinden dolayı kendisine “Şemseddin Perende” (uçan Şemseddin) denilmiş, ayrıca Tebriz’de tarikat pîrleri ve hakikat arifleri ona Kâmil-i Tebrizi adını vermişlerdir.

    Daha sonraları Secaslı Şeyh Rukneddin, Tebrizli Selahaddin Mahmut ile mutasavvıf Necmüddin Kübra’nın halifelerinden Centli Baba Kemal'e intisap ederek onlardan feyz almıştır. Muhammed(s.a.v)'in ahlakını örnek alan Şemseddin-i Tebrizi, devamlı bir arayış içerisinde olmuş, manevî bir işaret üzerine de Mevlana'yı arayıp bulmuştur. Dünyaya, kılık ve kıyafete önem vermeyen Şems, Mevlana ile üç-üçbuçuk yıl süren beraberliği neticesinde onun hayatında yeni ufukların açılmasına vesile olmuş, onu ilahî aşkın potasında eriterek, kâmil bir Hak aşığı yapmaya muvaffak olmuştur. Şems-i Tebrizi Şam'a döndüğünde, Mevlana Celaleddin için onun yokluğu dayanılmazdır. Şems'in varlığını kabullenememiş kimseler, Mevlana Celaleddin'e ileri geri laflar etmişlerdir. Mevlana'nın bu kimselerden birine verdiği cevap şöyledir:"Onun ışığı vurmazdan önce ölü bir nakıştım sadece taş duvarlarınızda. O, elindeki yay ile vurmazdan önce tellerime; hep aynı nameyi çalıp söyleyen, kendi sesine yabancı bir kuru rebaptım. Ben onun avucunda bağlar, bahçeler ağaçlar görür; deryalar gibi geniş, deryalar kadar berrak sular görürüm. Onun avucunda çıkan ağaçların gölgesinde dinlenirim. Lâkin siz bunların hiçbirini göremezsiniz." der. Bir süre sonra Şems, Celaleddin'in oğlu Sultan Veled'in çağrısı üzere Konya'ya geri gelir. Celaleddin, bir daha şehirden ayrılmasın diye, onu bir kızla evlenmeye ikna eder; bu kız Celaleddin'in evinde evlâtlık olan Kimya Hatun'dur. Kimya Hatun'a gizliden aşık olan, Mevlana'nın küçük oğlu Alaaddin bu durumu hazmedemez ve Şems aleyhtarlarının yanında yer almaya başlar.

    Şems Hicri 645 Miladi 1247 tarihinde Mevlana'da meydana gelen büyük değişikliği hazmedemeyenler tarafından öldürüldü mü, yoksa geldiği gibi, kimseye haber vermeden Konya'yı mı terk ettiği bilinmemektedir.

    Bu gün Konya’da Şems makamı olarak bilinen, halk ve bilhassa Mevlevilerce Mevlana türbesinden önce ziyaret edilen bu mescit-türbe de mevcut sanduka, boş bir sanduka mı, yoksa Mehmet Önder Bey'in bir hatırasında anlatıldığı gibi, Şems gerçekten burada mı gömülüdür, bu da bilinmez.

    Niğde'deki Kesikbaş Türbesi de Şems'e izafe edilir. Bunlardan ayrı olarak Tebriz'de Geçil denilen mezarlıkta, Hoy'da, Pakistan'ın Multon şehrinde Şems türbeleri veya makamları vardır. Bunlar çeşitli rivayetlerle süslenmiştir. Pakistan'lıların söylediklerine göre de Şems, Konya'dan bir gece yarısı gizlice ayrılmış, batı İran'da Hoy şehrine hareket etmiş ve orada yerleşmiştir. Şems-i Tebrizi Hoy'da ölür ve orada gömülür. Mezarı, Unesco Dünya Kültür Mirası'na aday gösterilir.[1] Bir rivayete göre, Mevlana'nın küçük oğlu Alaaddin de, Şems'i öldürenler arasındadır.

    Şems'in Konya'daki türbesi küçük, mütevazı, adeta saklanmış bir yerdir. Mevlana'nın o ihtişamlı türbesinin yanında -ki Mevlana "en güzel türbe Gökkubedir" der- sade, sakil ve sıradandır.

    KAYNAK:wikipedi

  3. #3
    Aktif Üye Ammar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Mesaj
    1.016
    Rep Gücü
    9720
    TASAVVUF BÜYÜKLERİNİN KENDİ ESERLERİNDEN KÜFÜR AKİDELERİ !

    Bunu okumanızı rica ederim o zaman bu adamların kim olduğunu daha iyi anlaya bilirsiniz...

    .::Takva Forum::.

  4. #4
    Acemi Üye
    Üyelik tarihi
    Oct 2009
    Nerden
    BURSA
    Yaş
    38
    Mesaj
    155
    Rep Gücü
    7575
    arkadaşlar intenetten bakıp öğrenmeyi bende biliyorum,Şems kimdir onuda biliyorum.
    Lakin soru ve amaç o değil.

    Bu Şems'de bir gizem bir yabancılık var gibi.Normal bir insan değil.

    İlginize teşekkürler(google' ye yazınca çıkıyor) ama olay bu kadar basit değil gibi....

Benzer Konular

  1. Kimya Müh. Şems Aslan'dan Tarifler
    selviler Tarafından Sağlık Bilgileri Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 18-12-2012, 01:36 AM
  2. şems...
    Ma-i Nisan Tarafından Şiir Foruma
    Yorum: 9
    Son mesaj: 23-02-2012, 12:35 AM
  3. Mevlana ve Şems: İlk Karşılaşma
    mopsy Tarafından Tasavvuf Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 06-08-2010, 08:16 AM
  4. Şems-i Tebrizî Bir Gün...
    sevmekesas Tarafından Tasavvuf Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 24-05-2010, 05:06 PM
  5. Şems-i Tebrizinin 40.Kuralı
    mopsy Tarafından Tasavvuf Foruma
    Yorum: 29
    Son mesaj: 27-01-2010, 03:10 PM
Yukarı Çık