4. Sayfa, Toplam 4 BirinciBirinci ... 234
Gösterilen sonuçlar: 31 ile 39 Toplam: 39

Sufizm dinimizdeki yeri nedir?

islam (Müslümanlık) Kategorisinde ve Tasavvuf Forumunda Bulunan Sufizm dinimizdeki yeri nedir? Konusunu Görüntülemektesiniz,Konu İçerigi Kısaca ->> "Kalbin Mesajı" Kitabından Bölümler Mevlana Hazreti Şah Maksud İlahi görü; yaşamın gölgelerinin gözlemcisidir ve parıldayan bir yıldız gibi, parlak ve ...

  1. #31
    - Çevrimdışı
    Süper Aktif Üye İnci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Sanane :)
    Cinsiyet
    Kadın
    Mesaj
    3.036
    Rep Gücü
    68555
    "Kalbin Mesajı" Kitabından Bölümler

    Mevlana Hazreti Şah Maksud



    İlahi görü; yaşamın gölgelerinin gözlemcisidir ve parıldayan bir yıldız gibi, parlak ve sessiz, kalbinde tereddütsüzce ışıldar. Düşüncelerini kalbindeki hayat düğümüne yoğunlaştır ve sakinleş! Düşüncelerin sağlam ve sarsıntısız bir hal aldığında hayatının hakikati tecelli edecektir. Düşüncelerin manasız konularla meşgul olursa duygularının merhemi kör bir hal alır; kalbin Allah'ın emirlerine itaat etmez; hayatın zahmetli yolu boyunca seni başarısız kılar.

    Gerçek rehberlik kalp, duygular ve yaratılışın birliğiyle tecelli eder. Bunlar arasındaki uyumsuzluksa yoldan saptırır.

    Tüm enerjini ve odaklanmanı kalbindeki yaşam kaynağına yönelt. Ancak ve ancak bu biçimde denge halinde, sükunetle ve sonsuzluk bilinciyle yaşayacaksın.

    Tüm algılarının bütünleşmiş enerjilerinin tamamı kalbine ulaşıp orayı terk etmeye meyletmediği zaman kendini bulacaksın. Çünkü kalbindeki yaşam kaynağından besleneceksin ve aydınlanmış ruhunu göreceksin. Her kuş karanlık bastırınca yuvasına geri döner ve orada huzur bulur. Sen de algılarına ve vücuduna yayılmış olan güçlerini geceleri kalbinde topla, odaklan ve sakinleş! Böylece, karanlıkta parlayan biçimini ortaya çıkar!

    Eğer sana kalbindeki yaşam kaynağı tarafından yaşam verilirse, o zaman sen artık ölümün öznesi olmayacaksın.

    Kalplerin teyakkuzu, denge noktasındaki varoluş hakikatiyle ruhun harmonisinde mevcuttur.

    Kalbinin fidanını yaşam kaynağıyla aşıla ki o beslensin! Ta ki adaletin mübarek ağacı meyve verene ve senin varoluşuna nüfuz edene değin.

  2. #32
    - Çevrimdışı
    Süper Aktif Üye İnci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Sanane :)
    Cinsiyet
    Kadın
    Mesaj
    3.036
    Rep Gücü
    68555
    Dinin Birliği


    Ben şahidim ki, bir tek Allah vardır ve O'ndan başka Allah yoktur.
    Hazreti Muhammmet (O'na selam olsun!)

    Bütün dinlerin temeli aynı ilkeye dayanmaktadır. Peygamberler, tek bir Allah'ın olduğunu ve herkesin de O'nu tanıma yeteneğinin bulunduğunu müjdelemişlerdir. Dinler ne demektir ve dinin gerçeği nedir?

    Peygamberlerin, örneğin Musa, İsa ve Muhammet'in öğretileri birbirlerini destekler. Hepsi, insanların ruhlarının Allah'ı tanımasına ve böylece en yüce ilahi mertebeye ermesine rehberlerlik eder. Bunun için her dinin temel öğretisi aynıdır. Fark, bireylerin dinin özünü farklı yorumlamalarından, toplumsal ve tarihsel farklılıklardan ortaya çıkmaktadır. Tek bir Allah vardır: Yaradan. Ancak toplumsal ve tarihsel gelişmelerin sonucunda Peygamberlerin öğretilerinin kısır bir bakış açısıyla yanlış yorumlanması, bugün dünyanın karşı karşıya olduğu yanlış anlaşılmaları da beraberinde getirmiştir.

    Bir kişinin, Hazreti Salahaddin Ali Nadir Anga'ya dinin özünün (gerçeğinin) ne olduğunu; şimdiye kadar din adına ne kadar savaşıldığını, bunlarının bazılarının günümüzde hâlâ neden devam ettiğini, bu savaşların Allah adına mı yapıldığını; aynı dönemde yaşamış olsalardı, Musa, İsa ile Muhammet'in birbirleriyle savaşıp savaşmayacaklarını, savaşsalardı bunun nedeninin ne olacağını sorması üzerine
    Şöyle dedi: "Din gerçektir. Allah'ı tanırsanız gerçeği de tanırsınız. Bunun dışındaki her şey hayal gücünüzün kuruntularıdır. Bunun için de bir tek gerçek, tek bir Allah ve bir tek din vardır."

    Her peygamber bu irfanın belirli bir merhalesinin sembolüdür. Bu öğretiler ruhların din aracılığıyla özgürleşmesinin belirli basamaklarını gösterir.

    İnsan dinleri değişik birimlere bölüp bunları da tekrar kollara (mezheplere) ayırmış olsa da gerçekte bir tek din vardır. Bu tek din üç bölümden oluşur: 1) Kanun (Şeriat), 2) Yol veya yolculuk (Tarikat), 3) Gerçek (Hakikat). Bu bölümlerden hiç biri, gerçeği tanıyıp en yüce noktaya ermek için tek başına yeterli değildir.

    Birinci basamak hayatta ve toplumda düzenli ve disiplinli yaşamayı sağlar. Bu bölümü Yahudilik'te buluyoruz. Musa kanunları almış ve insanların kullanması için 'on emri' bildirmişti. İnsanlar bu kanunları uygulayarak kendi içlerinde ve toplumda gerekli olan düzen ve disiplini sağlayıp övülen ülkeyi bulacaklardı. Fakat Musa'ın yandaşları bu kanunlara ve gerçeklerine uymadılar.

    İkinci basamak, 'yol' olarak nitelendirilir. Bu, Hristiyanlıkla görülen yükselmeyi ve yeniden kutsal doğumu temsil eder. İsa, "Ben kanunları ve peygambeleri lağvetmeye değil, onları tamamlayıcı olmaya geldim." dedi. (Mathew 5:17-19) O kendini, "Ben gerçeğe giden yolum ve ben yeniden doğuşum." diye ifade etti. Yeniden doğuş yolu, O'nun öğretisinin özüydü. Yol ve yolculuk, insanları, Babasının saltanatına ulaştırmalıdır. Ancak, İsa'nın yandaşları O'nun kanunlarını uygulamayıp tersine çarmıha gerilmesine yardım ettiler.

    En son basamak, İslam'da görünen gerçekliktir. Birlik öğretisi, İslam'ın özünü oluşturur. Bu, damlanın sınırlarını kaybederek okyanusta yok olması (çözümlenmesi), okyanusa uyması ve onunla birlik olmasıdır. (Bütünleşmesidir.) İslam, kendini mutlak gerçeğe, yani Allah'a teslim etmek demektir. Gerçek, sadece ve sadece, her alanda tamamıyla Allah'a (mutlak bilgiye) teslim olmakla yaşanabilir. (Fark edilebilir.) Gerçeği algılayış ve Allah'a tanıklık, arayıcının kalp mabedinde gerçekleşir. İslam'ın öğretisine göre, Allah görülmeli, O'na şahit olunmalı (şahadet) ve O tanınmalıdır. Öğretinin özü, Allah'ın birliği ve O'nunla birleşmenin gerekliliğidir.

    Gerçeği arayan arayıcı, Allah'la birlik olmayı arar. Aşkın cazibesi (çekim gücü) ile Allah'la yarattığı arasındaki engeller kırılır ve ilahi birlik (vahdet) gerçekleşir. Sufizm'in amacı maşukla birleşmektir.

    Aşağıdaki ayetlerle dinlerin özünün bir olduğu açıkça görülecektir:

    Söyle: "Biz, Allah'ın bize gönderdiğine, İbrahim'e gönderdiğine, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a ve Yakup oğullarına indirilenlere, Musa, İsa ve diğer peygamberlere Rabb'leri tarafından verilenlere iman ettik. Onları birbirinden ayırt etmeyiz." Kur'an-ı Kerim 3:84

    "Kim İslam'dan başka bir din ararsa bilsin ki kendisinden böyle bir şey kabul edilmeyecektir ve o, ileriki hayatında kaybedenlerden olacaktır." Kur'an-ı Kerim 3:85

    İslam da, tıpkı Yahudilik ve Hıristiyanlık gibi, toplumunu kısır zihniyetten kurtarma öğretisini getirmiştir.

    Sufizm, din hakkındaki yanlış ve sınırlı düşüncelere karşı çıkar. Sufizme göre körü körüne inanma ile gerçek inanma arasında fark vardır. Körü körüne, kişisel yoruma dayanan, toplumsal ve tarihsel gelişmeler boyutunda algılanan inanış biçimi dinin gerçeğini oluşturmaz. Çünkü dinin gerçeği, yalnızca bireysel farkındalık ve şahit olmayla içselleştirilebilir. Sufizmin Yolu, peygamberlerin içlerindeki gerçeği buldukları ve yaşadıkları yoldur.

    Sufizm'de kanun (şeriat), yardım eden (taşıyan) bir 'kayığı' temsil eder. Bu kayık, kuru bir kara parçasında durduğu sürece faydasızdır. Fakat okyanus, yolu (tarikatı), yani arayıcının içsel gezisini ve gerçeği bulmasını (hakikati) temsil eder. Arayıcı, denizin dibindeki inciyi aramaya başlar ve bulana kadar yolculuğunu devam ettirir. Gerçeğin ışığı kalpte görülebilir ve yalnızca orada dinin gerçeği gerçekleştirilebilir. Hazreti Muhammet:

    "Eşhedü enla ilaha illallah
    ben şahidim ki, tek bir Allah vardır ve O'ndan başka Allah yoktur." demiştir.

    Ve Kutsal Kur'an bize: "Gördüğünü kalbi yalanlamadı." demiştir. (53:11)

  3. #33
    - Çevrimdışı
    Süper Aktif Üye İnci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Sanane :)
    Cinsiyet
    Kadın
    Mesaj
    3.036
    Rep Gücü
    68555
    Pervane ve Ateş

    Kuşların Konferansı

    Attar Nişaburi


    Pervaneler toplandılar yürek çarpıtıcı, kalabalık bir gece
    Mum ışığı hakkındaki gerçeği öğrenmek için,
    Ve karar verdiler aralarından birinin gitmesine
    Kıymetli haberler derlemesi için.
    Bir tanesi öngördüğü mesafe süresince uçtu
    Mumun yandığı bir saray penceresinde
    Ve çok yakınına varmadan; geri uçtu
    Diğerlerine söylemek için, ne düşündüğünü, bildiğini.

    Bilge pervane bu bilgileri reddetti,
    Ve dedi ki: "O, alev hakkında hiçbir şey bilmiyor!"

    Bir diğer pervane, daha hevesli olan bir öncekinden
    İşe koyuldu ve geçti saray kapısının ötesine.
    Dolaştı durdu ateşin aurasında,
    Ürkek arzuların sarsıcı bulanıklığında,
    Sonra geri döndü ne kadar uzaklaştığını
    Ve ne kadar derini gördüğünü söylemek için.

    Bilge konuştu: "Buna hakkın yok!" dedi,
    Mumun nasıl parladığını bilen biri olarak.

    Bir başka pervane uçtu, adeta sarhoşça
    Döndü ışığın coşkun, çekici yüzüne;
    Daldı ve süzülerek yükseldi ve kendinden geçmişçesine
    Nefs ve ateş onun raksıyla karıştırıldı
    Ateş içine aldı onun kanat çırpışlarını, vücudunu ve başını;
    Bütün varlığını ateşin koru sardı;
    Ve bilge ani alevi gördüğünde,
    Pervanenin sureti kayboldu parlak ışınların içinde,

    Dedi ki: "O biliyor, o biliyor aradığımız hakikati,
    Konuşamayacağımız örtülü hakikati."

    Bütün bilgilerin ötesine geçmek
    Zihnin yakalayamayacağı kavrayışa
    Ve hiçbir zaman ulaşamayacağın özlenen hedefe ermek için,
    Vücudun ve ruhun birlikte yükselişine kadar;
    Fakat bir parçan kalmalı, tek bir saç teli olsa bile
    Geri çekmek için seni, umutsuzluğa saplandığında.

    Hiçbir varlığın benliği burada tutunamaz,
    Bütün sınırlı kimliklerin ortadan kalktığı bu yerde.


    kaynak

  4. #34
    - Çevrimdışı
    Süper Aktif Üye İnci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Sanane :)
    Cinsiyet
    Kadın
    Mesaj
    3.036
    Rep Gücü
    68555
    Mutluluk nedir? Nasıl mutlu olunur?


    İnsan kalbi hayatı boyunca mutluluğun peşinde koşar. Hep bir arayış içindedir. Mutluluğa ulaşmak için sahip olmak istediklerinin hayalini kurar ve bu hedeflere ulaştığı zaman mutlu olacağını zanneder.

    Burda çok önemli bir konuyu gözden kaçırmaktadır. MUTLU olmak ile SEVİNMEK arasındaki fark.

    En basit örneği ile son model bir araba sahibi olmak sizi gerçekten mutlu eder mi? İyi düşünün, bir süre bu sevinç ayaklarınızı yerden kesecektir. Ya sonra?

    Farkındasınız değil mi içinizde 2 tane ses devamlı konuşup duruyor. Hiç susmuyorlar. Bir diyor ki "O sana şunu dedi, sen de ona hemen şunu söyle" Öbürü de diyor ki "Ya boşver öyle deme, morali bozuktu bu sebeple öyle dedi. Sen en iyisi onu hoşgör, ona güzel bişi söyle"

    İçinizdeki bu çatışmalar bitmeden nasıl mutlu olacaksınız? Bir tarafın sesini bastırarak ya da es geçerek mi yoksa her iki sesi de aynı şeyi söyler hale getirerek mi?

    Peki ya kötü bişi yaptıktan sonra çektiğimiz vicdan azabı nedir? Neden vicdan azabı çekeriz? Bu azabı biz kim çektirir?

    Mutluluğu anlatmak için önce yaratılışımızı yani kendimizi iyi tanımamız lazım.


    kaynak
    Konu İnci tarafından (22-08-2009 Saat 07:15 PM ) değiştirilmiştir.

  5. #35
    - Çevrimdışı
    Süper Aktif Üye İnci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Sanane :)
    Cinsiyet
    Kadın
    Mesaj
    3.036
    Rep Gücü
    68555
    Kader karma cüzi serbest irade, külli irade (sünnetullah), ilahi irade


    Eğer kaderim belli ise benim seçme şansım nerede diye pek çok sormaktadır. Alın yazısı yazılmış, benim kaderim bu, gibi negatif inanışlar doğru değildir.

    Allah'ın insana vermiş olduğu serbest (cüzi) irade sayesinde insan yaşadığı her saniyeyi nasıl kullanacağına kendisi karar verir, seçimlerini kendisi yapar, kendi hayat filmini kendisi oluşturur.

    Allahu Teala Hz.leri zamandan ve mekandan münezzeh olduğu için, bizim hayat filmimizin sonu da başı da O'na aşikardır. Allah, ne zaman ne yapacağımızı bilmektedir.

    KADER: bir insanın başına kendi serbest iradesi dışında bir olay gelmesidir. Yani kişinin seçme şansının olmadığı bir olay o kişi için bir KADERdir. Bu olayı yapan kişi için ise KAZA'dır. Kader vuku bulduğunda kişi hiçbir şekilde derecat kaybetmez. ya nötrdür ya da derecat kazanır.

    Örneğin, bir öğretmen, sınavı kötü geçen bir öğrenciye geçer not verdiği zaman, öğretmen için bu fiil bir KAZA, öğrenci için ise bu durum bir KADERdir. Öğretmenin işlediği bu KAZA sebebiyle öğrenci derecat kaybetmez, nötrdür.

    Tam tersi örnek verdiğimizde, sınavı iyi geçen bir öğrenciye, öğretmeni başarısız notu verir ise, bu durumda öğretmenin sevapları öğrenciye geçer. yani öğrenci derecat kazanır.

    Merkez Efendi Hz. lerinin "herşey merkezinde" sözünün açıklaması budur.

    İrade arapçada kelime anlamı olarak istek dilek anlamında kullanıyor. Ancak irade asıl olarak isteme yetkisidir İnsanın seçme yetkisi var. İlahi irade Allah'ın iradesidir. İlahi iradenin seçme yetkisi elbette olacak çünkü O yaratan. Bir de ilahi iradenin yarattığı, Külli İrade yani Sünnetullah var ki bu irade kainattaki her zerre ile ayrı ayrı ilgilenmekte ve kontrol etmektedir. Allah (El Habir) kainatta olup biten her şeyi yaratmış olduğu Külli irade ile bilir. Allah her şeyin üzerindedir.

    Cüzi (serbest) İrade:

    Cüzi irade, Allah'ın insana ve cine verdiği bir iradedir. Meleklerin iradesi yoktur. Melekler Allah onlara ne emretti ise onu yapmak için yaratılmışlardır. Nasıl ki insan, iradesini Allah'a teslim ettiği andan itibaren talep etme standartlarının yetkisinin sahibi değilse melekler yaratılışlarının itibaren öyledir. Her melek kendisine verilen görev ne ise onu yapar seçme şansına sahip değildir. Huri ve Gılmaların görevi Cennet ehline hizmettir. Yemek yemezler ama yemek servisini onlar yapar. Yaşamak için havaya, doymak için yemeğe ihtiyaçları yoktur. Zebaniler de aynı şekilde irade sahibi değillerdir. Sadece belirli görevleri yapmak için yaratılmışlardır ve yaparlar.

    Ama insanlar ve cinler cüzi iradeli mahluklardır. Allah kimsenin Cuzi İradesine müdahele etmeme konusunda kesin hüküm sahibidir. Ancak iradesini Allah'a teslim edenlerin iradesini ref eder kaldırır ve kendi iradesine bağlar.

    Cüzi İrade sizin emrinizdedir. Nasıl dilerseniz öyle kullanırsınız size dokunacak olan hayrı ve şerri siz meydana getirirsiniz. Allah cüzi iradeye sınır koymamıştır. Eğer koymuş olsa idi kimse bir diğerine zarar veremezdi. Size verilen zamanı cüzi iradenizi kullanarak istediğiniz gibi yaşarsınız. Nötr zaman yoktur, kişi ya derecat kazanır ya da derecat kaybeder. Daimi zikir üzerimize farz olduğu için Allah zikrinden uzak geçirdiğimiz her saniye derecat kaybederesiz.

    Cüzi iradenin çok büyük bir önemi vardır. Bu büyük önemi öğrenmek için tıklayınız.

    Külli irade (Sünnetullah) :

    Allahu Teala Hz. herşeyi kül olarak yani küllen topluca bir seferde yaratmıştır. Allah herşeyi zıttı ile kaim kılarak yaratmıştır. Tüm alemler aynı koorrdinatlarda karşıtları ile beraberdir. Yaratmış olduğu alemler ve karşıt alemler:

    1-2 : Zahiri alem (Dünyamız - evren ); bunun zıttı Berzah alemi
    3-4 :Gayb alemi (Cinlerin dünyası) ; bunun zıttı karşıt gayb alemi
    5-6 :Emr alemi (7 gök katı) ; bunun zıttı zulmani alem (7 yer katı)
    7 : Yokluk (adem)


    7. alem yaratılmamıştır, yokluktur. Yaratılmış olsa idi mutlaka 8. si de olacak idi.

    İşte Allah yaratmış olduğu bu alemleri kontrol eden, her zerresi ile ayrı ayrı meşgul olan bir Külli irade yaratmıştır ki Külli irade Sünnetullahı ifade eder.

    Allah kainatı Külli iradeyle idare eder. Külli iradenin oluşturduğu iş ise sünnetullahtır

    Hangi yağmur damlasının nereye düşeceğini kontrol eden ve bunu yapan mekanizmadır sünnetullah. Yerçekimi Sünnetullahın bir göstergesidir.

    İnsanda cüzi iradenin yanı sıra Külli iradenin bir temsilcisi de vardır. Namazda kanitun olup birşeylerin sizden çıktığını ve Allah'a gidip namazı indi ilahide kıldığınız zaman sizden çıkan bu sır Külli iradenin sizdeki temsilcisidir.

    Bütün insanlardaki bu kül halinde iradenin bütünü Külli iradeyi ifade eder. Külli irade her bir insan ile direk ilişkisi vardır. Kainat zerrelerden cüzlerden oluşur ama bir bütün bir küldür. Her saniye her partikül ile tek tek ilgilenen mühteşem bir ilahi bilgisayardır.


    kaynak

  6. #36
    - Çevrimdışı
    Süper Aktif Üye İnci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Sanane :)
    Cinsiyet
    Kadın
    Mesaj
    3.036
    Rep Gücü
    68555
    [SIZE="3"]Vizdan azabı nedir? Neden vicdan azabı duyarız?


    Negatif bir davranış gösterdiğimiz zaman, örneğin bir kişinin kalbini kırmak gibi, bu fiili gerçekleştirme anında ruh bedeni derhal terkeder ve hiçbir günaha ortak olmaz. Çünkü Ruh Allah'ın emrindedir ve negatif bir davranışın tarafı olması mümkün değildir.

    Olay bittikten sonra Ruh bedene geri döner ve nefse azap etmeye başlar ve kişi vicdan azabı çeker.

    Vicdan aklın bir fakültesidir. Eğer ruh aklı ikna ederek fizik vücudun pozitif bir davranış yapmasına sebep olursa vicdan rahatlar, huzur duyar.

    Ama nefs aklı ikna ederek fizik vücuda negatif bir davranış yaptırırsa, o takdirde ruh bu şerre ortak olmaz, vucuttan şer işlenirken ayrılır. Ama vicdan istemesede nefsin oyununa alet olacaktır. Daha sonra ruh tekrar dönerek insana azap eder. Tabii vicdanda nefsle birlikte bu azabı yaşar.
    Konu İnci tarafından (22-08-2009 Saat 07:17 PM ) değiştirilmiştir.

  7. #37
    - Çevrimdışı
    Süper Aktif Üye İnci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Sanane :)
    Cinsiyet
    Kadın
    Mesaj
    3.036
    Rep Gücü
    68555
    Cüzi irade nin külli iradeye bağlanması örneği


    Külli iradeyi bir örnek ile açıklayacak olur isek, bir örümcek "yok ben ağ örmeyeceğim burada oturacağım" gibi bir düşünce sahibi, bir özgür seçim sahibi değildir.

    Ya da bu örümcek hayır ben ağımı ağaca örmeyeceğim suyun üzerine öreceğim gibi bir seçme özgürlüğüne sahip değildir. O kendisine Allah'ın emrettiği ağı örer. Allah, külli iradeyi kullanarak bu örümceğe ağı ördürür.

    Ayırca kainnatta Allah'ı tesbit etmeyen hiçbir şey yoktur. İnsanlar ise tesbih değil zikir ederler. Cüzi iradelerini kullanarak zikir yaparlar.

    17 / İSRA - 44 : 7 kat gökler ve yeryüzü ve onlarda bulunanlar, O'nu (Allah'ı) tesbih ederler. O'nu hamd ile tesbih etmeyen bir şey yoktur. Ve fakat onların tesbihlerini siz fıkıh edemezsiniz (anlayamazsınız, idrak edemezsiniz). Muhakkak ki O; Hakîm'dir, Gafûr'dur (mağfiret edendir).

    64 / TEGABUN - 1 : Göklerde ve yerde olan herşey Allah'ı tesbih eder. Mülk O'nundur ve hamd O'nadır. Ve O, herşeye Kaadir'dir (gücü yetendir).
    Cüzi iradesi külli iradeye devrelonun kişi ( velayet kademelerin en üst noktası) artık kendi iradesi ile hareket etmez. Artık bu kişinin iradesi cüzi irade değil külli iradedir. ve artık bu kişi zikir yapmaz, külli irade tarafından otomatik olarak tesbihe geçirilir.

  8. #38
    - Çevrimdışı
    Süper Aktif Üye İnci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Sanane :)
    Cinsiyet
    Kadın
    Mesaj
    3.036
    Rep Gücü
    68555
    Serbest cüz-i iradenin önemi : hayata ölü başlamak


    Cüzi irade sizin emrinizdedir. Nasıl dilerseniz öyle kullanırsınız size dokunacak olan hayrı ve şerri siz meydana getirirsiniz. Allah'ın katında Cüzi iradenin çok büyük önemi vardır.

    Cüzi irade devreye girmedikçe Allah'ın size kapalı olan kapıları açılmaz, şeytanın size açık olan kapıları kapanmaz. Hayata sizin faydanıza olan bütün kapılar kapalı başlarsınız. Baş gözlerinizde Hicabı mesture, kulaklarınızda vakra ve gönlünüzde ekinnet ile başlarsınız. Kalpte zülmet kapısı açık, nur kapısı kapalı başlarsınız. Kalbize Allah'ın nurların ulaşacağı nur yolu mevcut değildir. Kalp gözü ve kalp kulağı da ayırca kör ve sağırdır.

    Bütün kapılar kapalıdır ve bu sebeple insanlar Kuran'a göre ölü olarak doğarlar.

    8 / ENFAL - 24 Yâ eyyuhellezîne âmenûstecîbû lillâhi ve lir resûli izâ deâkum limâ yuhyîkûm, va'lemû ennallâhe yehûlu beynel mer'i ve kalbihî ve ennehû ileyhi tuhşerûn(tuhşerûne).


    Ey âmenû olanlar (Allah'a ulaşmayı dileyenler), Allah ve Resûl'ü sizi, size hayat verecek şeylere davet ettiği zaman (davete) icabet edin! Ve Allah'ın kişi ile kalbi arasına girdiğini ve muhakkak sizin O'na haşrolunacağınızı bilin! (Hepinizin ruhu Allah'ta toplanacak ve Allah, ruhlarınıza meab olacak.)



    Baş gözü irşad mak***** bakar ama irşad makamı olarak görmez, bu sebeple kördür. Allah, peygamberimize şöyle diyor:

    7 / A'RAF - 198 Ve in ted’ûhum ilel hudâ lâ yesme’û, ve terâhum yenzurûne ileyke ve hum lâ yubsırûn(yubsırûne).

    Ve onları eğer hidayete (Allah'a ulaşmaya) çağırırsanız işitmezler. Ve onları sana bakar görürsün ve onlar görmezler

    Onların seni görmezler sadece bakarlar. Onlar öldürler işittiremezsin sağırdırlar diyor: mezardaki ölüler gibidirler işittiremezsin diyor.



    27 / NEML - 80 İnneke lâ tusmiul mevtâ ve lâ tusmius summed duâe izâ vellev mudbirîn(mudbirîne).

    Muhakkak ki sen, ölülere işittiremezsin ve arkasını dönüp kaçan sağırlara da (Allah'ın) davetini işittiremezsin.

    27 / NEML - 81 Ve mâ ente bi hâdîl umyi an dalâletihim, in tusmiu illâ men yu’minu bi âyâtinâ fe hum muslimûn(muslimûne).

    Ve sen, körleri dalâletlerinden (çevirip) hidayete erdirecek değilsin. Sen, ancak âyetlerimize inananlara işittirebilirsin. İşte onlar, teslim olanlardır



    30 / RUM - 51 Ve le in erselnâ rîhan fe raevhu musfarran le zallû min ba’dihî yekfurûn(yekfurûne).

    Ve eğer Biz, rüzgârı göndersek, böylece onu (ekinleri) sararmış görseler (bile) bundan sonra mutlaka inkâra devam ederler.

    30 / RUM - 52 Fe inneke lâ tusmiul mevtâ ve lâ tusmius summed duâe izâ vellev mudbirîn(mudbirîne).

    Öyleyse muhakkak ki sen ölülere duyuramazsın, arkalarına dönüp gittikleri zaman sağırlara da daveti duyuramazsın.

    30 / RUM - 53 Ve mâ ente bi hâdil umyi an dalâletihim, in tusmiu illâ men yu’minu bi âyâtinâ fe hum muslimûn(muslimûne).

    Ve sen, körleri dalâletlerinden kurtarıp hidayete erdirecek değilsin. Sen ancak âyetlerimize îmân edenlere duyurursun. İşte onlar teslim olanlardır.



    Enam 36 da ise işitebilenlerin davete icabet edeceğini anlatıyor.

    6 / EN'AM - 36 İnnemâ yestecîbullezîne yesmeûn(yesmeûne), vel mevtâ yeb’asuhumullâhu summe ileyhi yurceûn(yurceûne).

    (Davete) ancak işitenler icabet eder. Ve Allah, ölüleri (ölü olan sem'î isimli işitme hassasını, ölü olan fuad isimli idrak hassasını, ölü olan basar isimli görme hassasını) diriltir. Sonra ona döndürülürler. (Hayatta iken ruhu mürşid eliyle Allah'a döndürülür.)



    7 / A'RAF - 179 Ve lekad zere’nâ li cehenneme kesîren minel cinni vel insi lehum kulûbun lâ yefkahûne bihâ ve lehum a’yunun lâ yubsırûne bihâ ve lehum âzânun lâ yesmeûne bihâ, ulâike kel en’âmi bel hum edallu, ulâike humul gâfilûn(gâfilûne).
    Ve andolsun ki; cehennemi, insanların ve cinlerin çoğuna hazırladık (yarattık). Onların kalpleri vardır, onunla fıkıh (idrak) etmezler. Onların gözleri vardır, onunla görmezler. Onların kulakları vardır, onunla işitmezler. Onlar hayvanlar gibidir. Hatta daha çok dalâlettedirler. İşte onlar, onlar gâfillerdir.



    Allah ile ve ayetleri ile ilişki kurabileceğiniz tüm sistemler kapalı. Şeytanla ilgili tüm sistemler faaliyette kalp mühürlü ve küfür kelimesi (alameti farika) var. Zulmet kapısı açık.

    Onlara bu çalışma alanına sokacak olan şey sizin cüzi iradenizdir. Allah, Allha'a ulaşmanızı istiyor ve kendisine sizi ulaştırmak istiyor. Hem de sizin kendisine ulaşmanızı dilemenizi bekliyor. İşte bu sebeple insanlar 3. basamakta 2 ye ayrılır ir yi kullanabilen 3 basamağı geçer. Neyi dileyeceksiniz neyi isteyeceksiniz? Allah size bir emanet verdi bu emaneti ölmeden önce Allah'u ulaştırmayı isteyeceksiniz.

    33 / AHZAB - 72 : Muhakkak ki Biz, emaneti göklere, arza ve dağlara arz ettik (sunduk, teklif ettik). Onu yüklenmekten çekindiler ve ondan korktular. Ve insan onu yüklendi. Çünkü o (nefs), çok zalimdir, çok cahildir.

    işte o emanet Allaha mutlaka geri dönemesi gerekn emanettir. üzerinize 12 defa farzdır.

    Cüzi iradeniz ile Allah a geri dönmeyi dilemeniz gerekir. Dilemezseniz ömrününüz boyu körsünüz. Kalbinizden küfür kelimesi silinip iman kelimesi yazılmadıkça mümin olmazsınız diyor:

    10 / YUNUS - 7 İnnellezîne lâ yercûne likâenâ ve radû bil hayâtid dunyâ vatme'ennû bihâ vellezîne hum an âyâtinâ gâfilûn(gâfilûne).

    Muhakkak ki onlar, Bize ulaşmayı (hayatta iken ruhlarını Allah'a ulaştırmayı) dilemezler. Dünya hayatından razı olmuşlardır ve onunla doyuma ulaşmışlardır ve onlar âyetlerimizden gâfil olanlardır.

    10 / YUNUS - 8 Ulâike me'vâhumun nâru bimâ kânû yeksibûn(yeksibûne).

    İşte onların kazandıkları (dereceler) gereğince varacakları yer ateştir (cehennemdir).

    SONUÇ

    23 / MU'MİNUN - 102 Fe men sekulet mevâzînuhu fe ulâike humul muflihûn(muflihûne).

    O zaman kimin mizanı (sevap tartıları) ağır gelirse işte onlar, felâha erenlerdir.

    23 / MU'MİNUN - 103 Ve men haffet mevâzînuhu fe ulâikellezîne hasirû enfusehum fî cehenneme hâlidûn(hâlidûne).

    Ve kimin mizanı (sevap tartıları), hafif gelirse işte onlar, nefslerini hüsrana düşürenlerdir. Onlar, cehennemde ebediyyen kalacak olanlardır.

    Bir kısmı özellikle dilemiyor, kimisi de bilmiyor. ama bilmemek insanı kurtaramaz ama her devirde her kavme bunu anlatan bir elçi mutlaka gelir.

    Her saniye ya derecat kazanırız ya da kaybederiz. Daimi zikir farz olduğu için zikirsiz her an derecat kaybederiz.

    Allah'a ulaşmayı dileyen herkesin sevabı günaha çevrilir.

    İrşad mak***** baktıkları zaman O kişinin mürşid olduğuna emin olurlar. Sonra işitmeye başlarlar sonra davete icabet ederler.

    Allah Ekinneti alır ve ihbat koyar. (kişinin idrak etmesini sağlayan bir müessese.)

    göklerde yerde herşey Allahı tesbit eder. taşların bile iki heceli bir zikri vardır. kendi dilleri ile Allah'ı zikrederler.

    Allahın ilmi ve rahmeti herşeyi kuşatmıştır.



    enfal 24 de hayat verecek şeye davet anlatılır. Onlar ölüdür çünkü.

    8 / ENFAL - 24 Yâ eyyuhellezîne âmenûstecîbû lillâhi ve lir resûli izâ deâkum limâ yuhyîkûm, va'lemû ennallâhe yehûlu beynel mer'i ve kalbihî ve ennehû ileyhi tuhşerûn(tuhşerûne).


    Ey âmenû olanlar (Allah'a ulaşmayı dileyenler), Allah ve Resûl'ü sizi, size hayat verecek şeylere davet ettiği zaman (davete) icabet edin! Ve Allah'ın kişi ile kalbi arasına girdiğini ve muhakkak sizin O'na haşrolunacağınızı bilin! (Hepinizin ruhu Allah'ta toplanacak ve Allah, ruhlarınıza meab olacak.)



    Kendi iradenizle mürşidinize ulaşcaksınız, iradenizle tabi olacaksınız.

    Kendi iradenizle zikir yapacakınız, namaz kılacaksınız, ... ama özellikle en büyük ibadet olan zikri yapacaksınız. Ve bu sayede rahmet ve fazl ; rahmet ve salavat gelecek, faziletler nefsin kalbindeki iman kelimesinin etrafında toplanmaya başlayacak. Bu nurların nefsin kalbinde toplanmasıdır ki sizin için bir muhteva taşır. Yapmazsanız bu işlem vücut bulmaz. Allah size bütün ibadetleri sevdirir, severek yaparsınız. 3 hidayete birden başlarsınız, Nefs tezkiyesi, fizik beden kulluk değişimi, ruhun Allah’a ulaşması

    İrade teslimine kadar irade yapınız sizi daha büyük mutluluklara ulaştıran bir klavuz, motive edici bir unsur olacaktır. İradenizi Allah yolunda kullandıkça mutlu olacaksınız. İnsan olarak yaratıldığınız için Allah’a çok hamd ve şükredeceksiniz.

    kaynak

  9. #39
    - Çevrimdışı
    Süper Aktif Üye İnci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Sanane :)
    Cinsiyet
    Kadın
    Mesaj
    3.036
    Rep Gücü
    68555
    Neden mutlu değiliz? Neden mutluluğu arıyoruz?


    İnsanın en büyük 2 özelliği mutlu olma çabası ve birşeyin mutlaka kulu olmasıdır.

    İnsan, kalbindeki hanif fıtratı gereği daima mutluluğun peşinde koşar. Mutluluğu bulmak için elinden geleni herşeyi yapar. Aşağıdaki örnekler size tanıdık geliyor mu?

    Ah bi üniveristeyi kazansam çok mutlu olucam
    Ah şu okul bitsin iyi bir işe gireyim çok mutlu olucam
    Ah şu çocukla bi evlensem çok mutlu olucam
    Ah şu araba benim olsa ne mutlu olurdum
    Ah bir çocuğum olsa çok mutlu olucam
    Ah bizim oğlan askerliğini bi bitirse çok mutlu olucam
    Ah bizim kız bir evlense çok mutlu olucam
    ......
    Ne oldu? Hayat bitti. Mutluluğu yanlış yerde arıyorsunuz. Peki nerede arayacağız?

    13 / RAD - 28 : Onlar, âmenûdurlar ve kalpleri, Allah'ı zikretmekle mutmain olmuştur. Kalpler ancak; Allah'ı zikretmekle mutmain olur, öyle değil mi?

    Diğer yandan insan mutlaka bir şeyin kuludur. Çünkü yaratılışı bu şekildedir. Makamının, kocasının, sevgilisinin, paranın ........ mutlaka bir şeyin kuludur. Biraz önce saydıklarımız insan bedenlerinden nefs bedenin istekleridir. Nefs bunları ister ve bunları bulunca mutlu olacağını sanır. Hep daha fazlasını ister elde ettikçe bakar ki hala mutlu değil daha fazlasını ister ve bu denklem sonsuza kadar uzar. Asla mutlu olmaz.

    45/ CASİYE-23:Hevalarını (nefslerini) kendilerine ilâh edinenleri görmedin mi (habibim), Allah onları bir ilim üzere dalâlette bırakır, onların kalplerindeki sem'i (işitme) hassasını ve kalplerini (kalpteki idrak hassasını) mühürler ve onların kalplerindeki basar (görme) hassasının üzerine gışavet (isimli bir perde) çeker. Öyleyse (artık) Allah’tan sonra kim bu kişiyi hidayete erdirebilir? Halâ düşünmez misiniz?


    Yani insan eğer nefsinin kulu olursa karşımıza yukarıdaki tablo çıkar. Halbuki Allah, insanı neden yarattı?

    51/ ZARİYAT-56 :Biz insanları ve cinleri başka bir şey için değil bize kul olsunlar diye yarattık.


    Sonuç olarak mutluluk ile kulluk arasında direk bir bağlantı bulunmaktadır. Mutluluk, neyin ne kadar kulu olduğumuzla ilgilidir. Peki ne yapacağız hemen ibadetlere mi başlayacağız. HAYIR. Herşey bir dilekle başlar. Önce "Ölmeden önce yani yaşarken Allah'a ulaşmayı dileyeceğiz" Kalpten sıcacık bir dilek. "Ben uyanmak istiyorum, ben Hak'ka ulaşmak istiyorum, Ben Ruhumu ölmeden önce Allah'a ulaştırmak istiyorum" hepsi bu.

4. Sayfa, Toplam 4 BirinciBirinci ... 234

Benzer Konular

  1. Yalan ve iftiranın dindeki yeri nedir?
    collection Tarafından Kuran-ı Kerim Foruma
    Yorum: 7
    Son mesaj: 13-10-2014, 09:50 PM
  2. Televizyonun hayatımızdaki yeri ve önemi nedir?
    dogangunes Tarafından Kültür, Sanat Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 02-12-2012, 08:26 AM
  3. Tüp bebek yönteminin islamiyetteki yeri nedir?
    YukseLL Tarafından Dini Sohbet Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 22-08-2012, 12:21 PM
  4. Sufizm
    mopsy Tarafından Felsefe Forum'u Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 05-03-2012, 11:35 AM
  5. Laikliğin İslama göre yeri nedir?
    RABİA Tarafından Dini Sohbet Foruma
    Yorum: 101
    Son mesaj: 10-08-2010, 05:39 PM
Yukarı Çık