3. Sayfa, Toplam 4 BirinciBirinci 1234 SonSon
Gösterilen sonuçlar: 21 ile 30 Toplam: 39

Sufizm dinimizdeki yeri nedir?

islam (Müslümanlık) Kategorisi Tasavvuf Forumunda Sufizm dinimizdeki yeri nedir? Konusununun içerigi kısaca ->> Tasavvuf veya Sufizm Hazreti Celaleddin Ali Mir Abulfazl Anga (Hazrat Jalaleddin Ali Mir Abolfazl Angha) Anwar Gholub al-Salekin (Salikin Kalbinin ...

  1. #21
    - Çevrimdışı
    Süper Aktif Üye İnci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Sanane :)
    Cinsiyet
    Kadın
    Mesaj
    3.036
    Rep Gücü
    68555
    Tasavvuf veya Sufizm


    Hazreti Celaleddin Ali Mir Abulfazl Anga (Hazrat Jalaleddin Ali Mir Abolfazl Angha) Anwar Gholub al-Salekin (Salikin Kalbinin Aydınlığı) adlı eserinde Emiril Müminin, Hazreti Ali (s.a.v)'den yaptığı alıntıyla tasavvufu şöyle tarif etmiştir.

    Arapça yazılışı olan تصوف t,s,v ve f kelimerine dayanmaktadır.

    Her harf üç anlamı temsil eder böylece tasavvuf kelimesi 12 anlamı kapsar.

    "T" harfinin içerdiği kavramlar:

    1. Terk - İsteklerini, malını ve alışkanlıklarını terk etme sade bir hayat sürme

    2. Tövbe - Kalbin bütün fazlalıklarını atarak tutku ve aşkla Allah'a yönelmesi

    3. Takva - Takva

    "S" harfinin anlamları:

    1. Sabır - Yolda sabırlı olmak

    2. Sıdk - Davranış ve sözlerinde dürüst davranmak

    3. Safa - Kalbin temizliği

    "V" harfinin içerdiği anlamlar:

    1. Vefa - anda vefa

    2. Ved - Aşk ve cazibe

    3. Vird - Allah'ı anma

    "F" harfinin anlamları:

    1. Ferd - İstekleri ve bağımlılıkları terketme

    2. Fakr - Fakirlik: Önceden sahip olunan şeylerin ve bilginin sınırlı olduğunu anlama mertebesine yükselme, arif mertebesine yükselme.

    3. Fena - Fenafillah: Kalbin bütün fazlalıklarını atarak ilahi vasıflara ermesi, mutlak gerçekle bütünleşme.

  2. #22
    - Çevrimdışı
    Süper Aktif Üye İnci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Sanane :)
    Cinsiyet
    Kadın
    Mesaj
    3.036
    Rep Gücü
    68555
    Sayr-va-Souluk (Gerceğe Yolculuk)


    İçimizdeki sultanlığa ve kendi canımızın ülkesine yapılan yolculuğa Seyrü Sülük denir.Manevi üstad olan Pir (yolun ışığı), bu kendini tanıma yolunda salike (arayıcı) kılavuzluk eder. Bu üstadın kılavuzluk eden ışığı salekin yolunu ışıtır ve yolundaki engelleri aşmasını sağlar. Pir bu yolda saliki yanlış inanç ve inkar tarafından etki altına alınmasından kurtarır ve ilk yaradılıştaki isteği olan aşk ve irfanın en yüce mertebesi olan fenafillaha (Allahta yok olma) mertebesine ulaştırır.

    Hazreti Şah Maksud Sadık Anga (Hazrat Shah Maghsoud Sadegh Angha) şöyle demiştir: „Kendini tanıma yolunda dürüst konuşma, dürüst niyet, namuslu hayata dönme, sağlam adımlar ve samimi teslimiyet mecburidir. Allah’ın lütfuyla ve Peygambere samimi tabiiyeti sonucunda salikin kalbine soru ve tereddüt bırakmayana ilahi gerçekler açıklanır."

    Salik arınma yolunda bir çok aşamalardan geçer ve gerçekleri kapatan perdeler açılır. Gerçek iman ve bilgiyle salik Alllah’ın varlığını ve birliğini tasdik eder. Sufiler kalbin ülkesini yedi gök olarak tanımalmışlardır. Sufi şair Attar somut anlatımla yazdığı eser „Kuş Konuşmaları" adlı eserinde manavi haccın, dünyevi isteklerden vazgeçme, aşk, bilgi ve hayranlıkla gelişen ve vahdeti vücutla sona eren bir arayış yolculuğu olarak tanımlamıştır.

    Hazreti Şah Maksud Sadık Anga (Hazrat Shah Maghsoud Sadegh Angha) „Fenafillah Nuru" adlı kitabındaki şiirinde kalbin yedi mertebesini anlatan şiirinde şöyle demiştir:

    Kalbin sultanlığında yedi mertebe vardır
    Salik bu mertebeleri aşmak zorundadır

    İlk mertebe arama, özleme
    Acı ve sıkıntıya sabretme

    İkinci mertebe kalbin gerçek imanı
    Temeli sonsuz bilgi

    Üçüncü aşk mertebesidir
    Ayna aşkın ışığıyla parlar

    Salik mutlak vücutla vahdeti vucut haline gelir
    Gerçeğin şahididir bu mertebede

    Beşinci mertebe birlik mertebesidir
    Her zerresi güneş gibi parlar

    Coşku altıncı mertebedir
    Salik burada mucizelerle mesttir

    Fakr içinde yok olma yedinci mertebedir
    Her şeyde Allah kendini sana gösterir

    Kalbin ebedi huzur içinde yaşayacaktır.
    Eğer yedinci mertebeye, evine ulaşırsan

  3. #23
    - Çevrimdışı
    Süper Aktif Üye İnci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Sanane :)
    Cinsiyet
    Kadın
    Mesaj
    3.036
    Rep Gücü
    68555
    Pir: Yolun Nuru


    Sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için kuluna apaçık âyetler indiren O'dur. Şüphesiz Allah, size karşı çok şefkatli, çok merhametlidir. Kuran-ı Kerim (57:9)



    Kendi özüne giden yolculukta salikin bir Pire ihtiyacı vardır, ona teslim olabileceği ve onun himayesi altında zorlukların ve engellerin üstesinden gelebileceği ve kendi özünde olan İlim kanağını bulabilmesi için. Pirsis bir bilginin faydası yoktur, maşuksuz bir aşk da nura ve teslimiyete vesile olmaz, bir sevgili olmadan hedefsiz ve beyhudedir, gerçek değildir.

    Hazreti Muhammat (s.a.v.) buyurmuş: „Seni beş nitelikten başka beş niteliğe götürmeyen biriyle arkadaşlık yapma: Kuşkudan kanata, gururdan alçakgönüllülüğe, nefretden acımaya, riyakârlıktan dürüstlüğe ve dünya sevgisinden gerçek maşuğa. "Bir manevi pirin olması Sülük'ün (öze giden yolculuk) ana koşullarından birisidir, onsuz Salek (arayan) doğru yolu bulamaz ve hedefine ulaşamaz.

    Şehy Safieddin Ardebili : „Bilinmeli ki, Allah'ın velilerinin refakati olmadan Salek'in gönül perdeleri kalkması mümkün değil. Bu yolu yalnız gitmek isteyen kendi yanıltıcı benliğinde boğulur. Dürüst Salek'in gönlü Allah'ın rahmetine kavuşur ve Pir'in etkileyici sözlerini işitirek sonsuz varlığa ulaşır. Bedeni besleyen gıdalardır, ruhu besleyen ermişlere yapılan hizmetler ve onların ilim dolu sözlerini duymaktır. Aşksız ve teslimiyetsiz ne sözler ne de hizmetler faydalıdır. Gerçek Salek Pir'in hakkikatına tamamıyle teslim olmalı, ancak o zaman özü Pir'in gösterdiği doğru yola ulaşır." demiştir.

    Günün birinde Bayazit Bastami İmam Cafer-i Sadık'ın huzurundayken, İmam kendisine şöyle buyurmuş: „Başının üzerinde olan dolabın içindeki kitabı bana getir." Şaşkın bir şekilde Bayazit: "Hangi dolap?" diye sorar. İmam buyurur: "Buraya o kadar çok geldin ve ona rağmen dolabın nerde olduğunu bilmiyor musun?" der. Bayazit: „Biz sizin varlığınızda yok olmuştuk, dolaysıyla dolabı ne gördük nede tanıyoruz."

    Manevi öğretmene „Pir" denir ve „Yolun Nuru" demektir. Karanlıkları aydınlatan ve kendi özlerine giden doğru yolu arayanlara onu bulmaya yardım eden sabırlı üstat odur.




    --------------------------------------------------------------------------------

    * Kaynak: Molana Shah Maghsoud Sadegh Angha, "Sirâj al-Huda", The Light of Salvation, Ar-Rasâ'el (Tehran, Iran: M.T.O. Publications, 1975): p.91.

  4. #24
    - Çevrimdışı
    Süper Aktif Üye İnci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Sanane :)
    Cinsiyet
    Kadın
    Mesaj
    3.036
    Rep Gücü
    68555
    Kalp açık bir kitaptır

    "Kalp açık bir kitaptır"

    Emirül Müminin Ali (s.a.v.)



    Sufizm'in temel öğretilerinden birisi herkesin bütün bilgisi kendi içinde yerleşmiştir, tıpkı bir çekirdeğin ağaç olabilmesi için bütün bilgileri içinde taşıdığı gibi. Her vücut kendisinin gelişimi üzerine ve bu gelişim sürecinde yoluna nasıl devam edeceği hakkında bilgiye sahiptir. Böylece her insan bir kitaptır ve öyle bir kitap ki yalnızca kendisi okuyabilir.

    Hazreti Muhammet (s.a.v.) nehc'ül Fesahe'de şöyle demiştir:

    "Bilgi, yükselmeniz için gökte değil, yerd değil büyümeniz için değil. O siz, bütün yetenek ve güçlerinizi var olmanın her mertebesinde tanıyana kadar; mutlak vücudu tanıyana kadar içinizde saklıdır.

    Herkes bu içsel varlığı "ben"i, bu mutlak bilgiyi içindeki kendini tanımalıdır. Bilgi tanınmaya hazır duruyor. Bunun için varlığımızın sorularına cevap ararken bulacağımız en iyi yer kendimizin sınırsız gerçeği biz kendimiziz. Bu amaç için her arayıcıya, araştırmacıya laboratuvar ve aynı zamanda araştırma aracı.

    Oveysi Piri Profesör Nadir Anga Sufizm ve İrfan adlı eserinde insanın varoluşunun değişik mertebeleri üzerine şöyle demektedir:

    İnsan varlığı şu dört aşamadan oluşmaktadır:

    •En dışdaki mertebe insan tecrübelerinin laboratuvarı olan doğadır.
    •İkinci mertebe kendisi için belirlenmiş programları ve kuralları yerine getiren vücudun fiziksel fonksiyonlarından oluşmaktadır. Bu mertebe genelde duyu ve düşünce fonksiyonlarını, hücresel ihtiyaçları, tecrübeleri, kültürel edinimleri ve kişisel yetenekleri kapsar. Tıp bu aşamaya odaklanır ve tedavi metodlarının teknik gelişmeleri ve ilerlemeleri sonucu organ ve hücre zemininde pratik yaparlar.
    •Üçüncü aşama fiziksel ve manevi güçlerin bölgesini kapsayan ruhsal gelişim aşamasıdır ve manyetik güçler arasındaki gelişme ve bağlantıyı oluşturur.
    •Dördüncü aşama en içsel, mistik, sukunet ve gerçek kişilik noktasındaki aşamadır. "Bu peygamberler tarafından öğütlenen bilginin kaynağını oluşturan mertebedir ve bunun için de Maktab Tarighat Oveyssi Shahmaghsoudi'nin öğretisinin odak noktasıdır."1
    Bu mertebelerin hepsinin kendi etki alanları vardır ve uymak zorunda oldukarı kanunlara tabidirler. Hazreti Muhammedin emirleri insanları vücutlarının bu mertebelerini tanıtıp bilgilendirme, değişkenlikleri ve onu çevreleyen evrenle ilişkileri açıklama, uymak zorunda oldukları kanunları tanıtmadır ki insanlar barış ve denge içinde yaşayıp kendi sonsuzluklarını tanısınlar.

    Hazreti Muhammet (s.a.v.) şöyle demiştir:

    "İrfan okumakla elde edilemez. O Allah'ın parlatmak istediği insanın kalbinde parlattığı bir ışıktır."




    --------------------------------------------------------------------------------

    1. Hazrat Salaheddin Ali Nader Shah ANGHA, Sufism and Wisdom , M.T.O. Shahmaghsoudi Publication, Washington D.C. 1997, pp. 18-19.

  5. #25
    - Çevrimdışı
    Süper Aktif Üye İnci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Sanane :)
    Cinsiyet
    Kadın
    Mesaj
    3.036
    Rep Gücü
    68555
    Vahdet Ehli Olarak İnsan.


    "Her insan Mutlak Gerçeğin tam ve her şeyi kapsayan birimidir.

    Hazreti Selahaddin Ali Nadir Anga



    300'den yılı aşkın süreden beri "Newton"un evren üzerine düşünceleri bireylerin ve toplumun bu konudaki fikirlerinde etkili olmuştur. Newtonun evren modeli bir çok bölümü içeren makinayı yansıtır. Bu makinanın tamamını ve bütün fonksiyonlarını anlamak için parçalara ayırıp her bir parçayı detayı ile analiz etmemiz gerektiğini öne sürmüştür. Daha sonra bu parçaları bir araya getirerek bütün anlaşılabilir. Evreni ve kendimizi anlamak için bu modeli kullanmaktayız. Fakat böylece kendimize sınırlar ve engeller çiziyoruz. Bu da montajcı durumuna düşerek esas hedefi kaybetmemize sebep oluyor.

    Şimdi 2000'li yılların başındayız, en azından zamanımızdaki bilim uygulanmalı. Kuantum görüşünün gerçekliğini, bağlantılarını ve ilişkilerin atom çekirdeğinden küçük dünyasını tanıyoruz. Kuantum fiziği başta ayrı olarak düşünülen parçalar arasındaki gizli bağlantıları gösterdi. Bu, bizim uzayın boş olmadığını ve her şeyin evrenle doğal bir bağla birbirine bağlantılı olduğunu farketmemizi sağlar fakat bu gerçek insanoğlunun sınırlı varoluşunda sır gibi saklı kalır.1

    Zamanımızdaki bilim insanoğlunu bir bütün olarak ve onun mevcudiyetinin özüyle ilişkisini bir bütünlük içinde araştırmaya başka bir deyişle varoluşunu anlamaya başlıyor. Sınırlandırılmış olarak, biz sadece varoluşumuzun fiziksel yönleri üzerine odaklanıp içsel sınırsız boyutlarımızı gözden kaçırıyoruz. Biz insanı vahdetin gercek ve tam kapsamlı birimi olarak görmemekteyiz. Londra universitesi psikiyatristi Dr.David Bohm, gercekliğin, bizim farkında olmadığımız bir derinliği olduğunu ve birliğe dayandığını ifade etmektedir. 2

    Bu buluş, Sufizm'in öğretisinin temel prensipleriyle örtüşmektedir. Stanfor nevrofizyolojisti Karl Prilbram ''Tasavvuf ile ilgili eserler kanıtlıyor ki mutasavvuflar dış mekanizmanın insan üzerindeki etkilerinden kurtulma yolunu keşfederek insan olarak içsel gerçek Ben'i tanımayı keşfetmişlerdir.''3

    Sufizim, kişi olarak kendi içsel gerçekliğimizi tekrar keşfetmemizi ve birliğimizi bulmamızı sağlayan bir yol haritasıdır.




    --------------------------------------------------------------------------------

    1 Molana Salaheddin Ali Nadir Anga, Teori "I" (M.T.O. Basin, Riverside CA, 2002) p.155

    2 Ibid., p.120

    3 Karl Pribram,Omni'nin roportaji, October, 1982, p.84

  6. #26
    - Çevrimdışı
    Süper Aktif Üye İnci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Sanane :)
    Cinsiyet
    Kadın
    Mesaj
    3.036
    Rep Gücü
    68555
    Eğer insan kendi manevi kitabını öğrenirse . . .


    Hiç yeryüzünde dolaşmadılar mı? Zira dolaşsalardı elbette düşünecek kalpleri ve işitecek kulakları olurdu. Ama gerçek şu ki, gözler kör değildir; lakin göğüsler içindeki kalpler kördür.

    Kur'anı Kerim (22:46)



    Sufizm insanın kendini tanıma okuludur. Esasında her kişiye içindeki ben'i tanıması için gerekli bilgiyi verme metodu ve yoludur. Bu yolla kendi içimizdeki gizli yetenekleri ve yetileri ve de evrendeki kendi gerçeğimizi keşfederiz.

    Sufizm öğretisinde insan, hem makrokozmozu hem de mikrokozmozu içinde barındıran, evrenin mükemmel bir yansıması olarak görülür. İnsan varlığı hem fiziksel ve elektromanyetik hem de metafiziksel ve manevi yönleriyle vücudun mutlak bilgisini yansıtır.

    Bu evrende var olan her şey insanda da mevcuttur. Emirül müminin Ali (s.a.v.) 1.400 yıl önce şöyle demiştir:

    Önemsiz bir parçacık olduğuna inanma!
    İçinde makrokozmoz saklıdır.
    Ve sen vücudun açıklanmış kitabısın.

    Sufizm bize insanın mükemmel bir kitap olduğunu öğretir. Bu kitabı okuyabilmek için onun alfabesine hakim olmak gerekir. Bu kendi manevi kitabının alfabesini öğrenmek, kendini tanıma yolculuğu olan içsel yolculuğa atılacak ilk adımdır. Oveysi Piri Hazreti Mir Gudbeddin Muhammed Anga şöyle demiştir:

    "Eğer insan kendi manevi kitabını öğrenirse ve konuşan kitap olan canı keşfederse, konuşmayan kitaplara artık ihtiyacı olmayacaktır ve de en yüce bilgiye erişecektir."1

    Oveysi Sufizm Okulu öğretisine göre "insan vücudunda 13 elektromanyetik merkez vardır. Bu merkezler insan vücudunun sağlıklı çalışması görevini yerine getirdiği gibi ve metafizik ve manevi fonksiyonlarının da düzenler."2

    Mevlana Salahaddin Nadir Anga Sufizm, Dinin Gerçeği adlı eserinde şöyle demiştir: "Kalbin önemi Kur'an'da ve İncil'de sıkça tekrarlanmaktadır. Örn. İslamda dua el-Fatiha Suresi (1:17) ile başlar: "Esirgeyen, bağışlayan Allah'ın adıyla başlarım. Rabbim bizi doğru yola götür." Bu doğrulaşma ile kalp ile beyin arasındaki bağ aydınlanacak, nurlanacaktır."3

    Mevlana Şah Maksud Sadık Anga en önemli enerji merkezinin kalpte bulunduğunu söylemekte ve bu merkezi "hayat düğümü" veya "kalpteki hayat merkezi" olarak belirtmektedir. Bu konuda "Kalbin Mesajı" adlı eserinde şöyle yazmıştır:

    Ey İnsanoğlu, gerçeği kendindeki kalbinin üçüncü noktasındaki incelik ile kalınlık arasındaki uyumakla uyanıklık halinde olan ilahi yansımada ara. Kalpteki hayat düğümü irfan ve emin olma dolayısıyla bilginin ta kendisidir. O mutlak bilginin ta kendisi olduğu için her şey O'nunla şekillenmiştir. O bütün inceliklerin esansı özü ve bütün görünümlerin vücududur; Herşey O'nun eseri ve mükemmeldir."4

    İki saltanat (dünya) arasındaki nokta gizlidir ve meditasyon ve dua ile kalp ile beyin arasındaki bağlantı yolu aydınlandıktan sonra ancak ortaya çıkar.

    Bu disiplinin öğretmenine Arif denir ve disiplin, arınma, meditasyon ve dua yoluyla kendi varlığımızın alfabesine hakim olmamızı öğretir.

    Sufilerin meditasyon yöntemine Tamarkoz denir ve kelime anlamıyla "konsantrasyon (kalbe yoğunlaşma)", güçleri bir noktaya toplama demektir.

    Tamarkozla uyum ve dengeye ulaşılır. Tamarkoz içsel bilinci yükseltmek için çok etkili ve bütünlük içinde bir metoddur. Örn. Movazeneh alıştırmaları vücut ve ruhu dengleleyen ve uyum haline getiren alıştırmalardır. Tamarkoz vücuttaki enerji merkezlerini doğrultmayı, dengelemeyi ve uyumlu hale getirmeyi sağlar.




    --------------------------------------------------------------------------------

    1. Hazrat Mir Ghotbeddin Mohammad ANGHA, From Fetus to Paradise: The Evolutionary states of Man, M.T.O. Publications, Verdugo City, CA, USA, p 176.

    2. Hazrat Nader Angha, Theory "I", M.T.O. Publications, Riverside, CA, USA, 2002, p 142.

    3. Hazrat Salaheddin Ali Nader Angha, Sufism The Reality of Religion, M.T.O. Publications, Riverside, CA, USA, 2000, p 55.

    4. Hazrat Shah Maghsoud Sadegh Angha, Message from the Soul, reprinted in The Mystery of Humanity: Tranquility and Survival, Lanham, MD: University Press of America, 1996, pp. 63-64.





    Sufizm ve İrfan adlı eserden bir dua

    Mevlana Salahaddin Nadir Anga'dan



    Kendini tanıma yoluna girebilmen için Allah sana gerekli kararlılığı versin.

    Sana gönlünün alfabesini öğretsin ki varlığının kitabını okuyabilesin.

    Sana, varlığının en yüce noktaya ulaşması için sabır ve kararlılık versin

    ki onunla toplumun barışçıları arasına giresin.

    Gönlündeki bilgi kapılarını sana açsın ki bütün davranışların bilgi ve irfan nuru tarafından yönlendirilsin. 1

  7. #27
    - Çevrimdışı
    Süper Aktif Üye İnci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Sanane :)
    Cinsiyet
    Kadın
    Mesaj
    3.036
    Rep Gücü
    68555
    Ben bilginin şehriyim

    "Ben bilginin şehriyim ve Ali ona giden kapıdır."

    Hz. Muhammet (s.a.v.)



    Arşı Âlâ'ya ulaşabilmek için saleke Allah'ın nuru tarafından içsel tanıştırılmış bir öğretmen gereklidir.

    Kur'anı Kerim (57:9) buyuruyor ki:

    "Sizi karanlıktan aydınlığa çıkartmak için kuluna işaretler gönderen O'dur."

    Emiril Müminin Hz. Ali şöyle demiştir:

    "İman ışık olarak kalpte yayılır ve iman büyüdükçe nur (ışık) yayılır."

    Uyum ve dengeye ulaşan her birey vücudun maddi tabakası olan en alt tabakadan en üst tabakasına kadar yükselmeye muktedirdir.

    Oveysi Sufizm Okulu'nun öğretisine göre insan vücudu yaradılışı itibarıyla en üst makama çıkabileceği bir mekanizmayla donatılmıştır. İnsanın 13 enerji merkezi vardır ve bu merkezler insanın fiziksel ve manevi olarak sağlıklı yaşamasını sağlama fonksiyonlarının yerine gelmesi için mecburi enerji kaynaklarıdır.

    Kaynak insanın gönlüne açılan kapıdır. Çünkü o arşı alânın giriş kapısıdır.

    "Gerçeği içindeki mevcut olan incelikle kabalığın birleştiği ve uyku ile uyanıklık arasındaki üçüncü noktadaki yansımada ara. Kalpteki hayat düğümü irfanın ve bilginin nurudur ve dolayısıyla bilginin kendisidir. Çünkü o mutlak bilgidir onun için her görünüm onunla şekillenmiştir. 1

    Günümüzün Oveysi Piri Mevlana Salahaddin Nadir Anga şöyle der:

    "Eğer salek içindeki gerçek "Kendi"ni yaşarsa, eğer "Ben"i tanırsa gerçeği, emin olmayı, barışı ve sükuneti hayata geçirir. Emin olma Arif'in öğretisinde anahtar kelimedir; çünkü bilmek emin olmayı getirir. 2




    --------------------------------------------------------------------------------

    1. Hazrat Shah Maghsoud Sadegh Angha, Message from the Soul, reprinted in The Mystery of Humanity: Tranquility and Survival, Lanham, MD: University Press of America, 1996, pp. 63-64.

    2. Hazrat Nader ANGHA, Theory "I", M.T.O. Publications, Riverside, CA, USA, 2002.

  8. #28
    - Çevrimdışı
    Süper Aktif Üye İnci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Sanane :)
    Cinsiyet
    Kadın
    Mesaj
    3.036
    Rep Gücü
    68555
    Bilmediğin şeyin peşinden gitme


    "Bilmediğin şeyin peşinden gitme."

    Kur'anı Kerim (17:36)



    Aşağı yukarı 2500 yıl önce Platon ünlü eseri mağara benzetmesinde insanların şaşkınlıklarını şöyle dile getirmiş ve onların durumunu "yarım eğitilmişlik" olarak değerlendirerek şöyle demiştir.

    .... Bak insanlar yeraltı yaratıkları gibi ışığa karşı açılan ve bütün mağaraya ait olan mağara benzeri evlerdeler. Buna çocukluklarından itibaren boyunlarından bacaklarına kadar bağlanmışlardır (....). Işığı ama yukarıdan ve uzaktan arkalarında yanan bir ateşten almaktadırlar. Çünkü önce bu insanlar kendilerini veya birbirlerini karşılarında duran duvardaki ateşin arkalarından verdiği gölgelerden başka türlü görmüş olabilirler mi? (....) Birisi bağlarından çözülse ve ayağa kalkıp boynunu etrafa çevirip oraya gitmeye ve ışığa bakmaya mecbur tutulsa ve de o kişi bunu yerine getirse ve devamlı ağrı hissetse (....). Ve bu kişi gölgeyi en kolay bilen kişi olacaktır. Buna göre insanların resimlerini, sudaki olanları ve de daha sonra kendi bilecektir. Ve bundan sonra gökte olanları gece daha kolay farkedecek ayı ve yıldızları güneşi ve ışığını gördüğünden daha farklı görecektir. (....) En son ama sanıyorum ki güneşin kendisini de görmeye muktedir olacak. Öğretini tamamlamak için yalnızca bir öğretmene ihtiyacın var. 1

    Platon kendi tecrübeleriyle duygularının esiri olduğunu keşfetmiştir. Genellikle felsefede soyut bir koan olarak ele alınan bu eski benzetme gerçek hayatın dışında böyle bir mağarada yaşandığı düşünüldüğünde aniden büyük bir önem kazanır. Bu mağara beynimizi temsil eder. Bir buçuk kilo ağırlığındaki bu protoplazmalar bütün duyu organlarının, hatırlamaların, duygu ve heyecanların ve öğrenme yetilerinin kısacası bütün biyokimyasal ve elektronik akımların hem karynağı hem de hafıza merkezidir. Ve gerçeği ne kadar farklı algılasak da bütün hayatımızı yüzeysel gölgeden oluşan bir dünyada yaşıyoruz. Bu dünyadan da esas gerçeklerden kendimize sınırlı ve dağınık gerçekler oluşturmaktayız. Kelime anlamıyla mağara adamıyız.

    Platon'un metafarı çağdaş bilimsel verilere göre değişik bilim dalları tarafından teyit edilmiştir. Bilim adamı Phlips Hilts insan hafızası üzerine yazdığı eserinde insanların mağarası ve ondan kaynaklanan yanlış algılamaları gözlemlerinde belirtmiştir. Sufizm üzerine bazı temel prensipleri dile getirirken bilimsel literatürde çok nadir rastlanan şekilde tarif etmiştir. Günlük hayatımızda sanki dış dünyamız üzerine açık ve tam doğru bir definisyona sahipmiş gibi davranıyoruz. Sınırlı duyu organlarımızın algılamalarını geliştirerek bütünlük üzerine bir his geliştirip bununla da dünyayı anladığımızı zannediyoruz. 2

    Hilts'in iddialarına göre insanların yeni bir bakış açısını kabul edip yerleşmesi onlarca hatta yüzlerce yıl sürebilir. Aynı şey sahip olmaya çalıştığımız yeni anlayış için de geçerlidir.

    Diğer disiplinlerin bilim adamları da insanlığın gerçek hakkındaki bilgilerinin üstü örtülü ve yarım olduğu sonucuna varmışlardır. Kuantum fiziği örneğin insanlığın gerçeği tanımadığını ve hayal bile edemeyeceğini söylemektedir. Einştayın'ın meslektaşı Sir Arthur Eddington Platon'un mağara benzetmesine atıfta bulunarak "Biz kozmik dramın yalnızca seyircileriyiz." demiştir. 2

    İnsanoğlu duygularının sınırlılığına bağımlıdır ve vücudun gerçekliği kendisine gizli kalır. Yalnızca gördüklerine, duyduklarına, tattıklarına ve kokladıklarına inanır. Ama gerçekte şeyler göründükleri gibi değildir. Yalnızca sınırlı duyularımıza göre hareket edecek olursak kendimizi tanımak mümkün olmayacaktır. Oveysi Sufizm Okulu'nun öğretisine göre insan vücudu yaradılışı itibarıyla en üst makama çıkabileceği bir mekanizmayla donatılmıştır. "Arif" adı da verilen öğretmen manevi yükselmenin ve kendini tanımanın kılavuzudur. Kendisi insani eğitimi sonuca erdirir.




    --------------------------------------------------------------------------------


    1. G.M.A. GRUBE, trans. The republic of Plato, Hackett, Indianapolis, 1974, pp. 170-171.

    2. Hazrat Nader ANGHA, Theory "I", M.T.O. Publications, Riverside, CA, USA, 2002, p. 143-144.

    3. Philip HILTS, Memory Ghost: the Nature of Memory, Simon and Schuster, New York, 1995, p. 22.

    4. Sir Arthur EDDINGTON, The Nature of the Physical World, Macmillan, New York, 1929. Quoted in : Ken WEBER, Quantum Questions: Mystical Writings of the World's Greatest Physicists, Shambhala, Boulder, CO, 1984, p. 9.

  9. #29
    - Çevrimdışı
    Süper Aktif Üye İnci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Sanane :)
    Cinsiyet
    Kadın
    Mesaj
    3.036
    Rep Gücü
    68555
    İnziva (Uzaklaşma)


    "Işık kalbe dolarsa kalp genişler ve yayılır; bunun işareti ise sınırlı benden ayrılıp kalbe inzivaya çekilmedir."

    Hazreti Muhammet (s.a.v)



    Hazreti Mir Gudbeddin Muhammet Anga şöyle demiştir:

    İçsel nurlu güçlerin güçlenmesi ve gelişmesi ve yaradılılışın ve doğanın en derin sırlarının keşfedilmesi içsel inzivaya çekilip konsantre olmakla mümkün olur. Bu demek değildir ki çoğu kişi tarafından inanıldığı gibi tembelliğe ve miskinliğe başlayıp hiç bir şey yapmadan toplumun sırtına yük olma değildir.

    Durum tam tersidir: Gönülün güçlenmesi, düşüncelerin yoğunlaşması ile ve duyu organlarına hakim olmasıyla insanı değerli bir birey haline getirmektedir. Çünkü birey karşılık beklemeden hizmetini yardıma muhtaç topluma sunacaktır.

    Kişi kendi gerçeğini tanırsa içindeki saklı cevheri ortaya çıkararak güç ve enerji kaynağı haline gelecek ve bunu insanlığın mutluluğu için harcayacaktır. İnziva (uzaklaşma) demek gereksiz dayranışlardan kaçınma demektir. Ve bir toplum içinde olmak demek, insanlar arasında yaşamak fakat onların kötü alışkanlıklarını edinmemektir. Bu kalbin kutsal merkezine inzivaya çekilmek demektir. Bu hal Sufiler tarafından inziva olarak nitelendirilir; Bu yalnızlıkta dalgınlık halinin tersidir. Çünkü her insan yalnız olabilir fakat hak ve haksızlık üzerine duygu ve yargıları karmaşıklaşabilir. Böyle bir insan "inzivaya çekilmiş" olarak nitelendirilemez.

    En alt derecedeki benin eğitimi üzerine büyük Sufi Hazreti Muhammet Sabzevari şöyle demiştir:

    "En aşağı ben'i insanın canını hareket ettiren bir araba olarak düşün. Seyri Sülükte ve zühdde onu bilgelikle idare etmelisin ki yoldan çıkmasın ki canın yolculuğunu Allah'a ulaşıncaya kadar devam etsin. Ama daha yolun başında vücudunu ağır çilelere (zahidlik) tabi tutarsan en küçük zorluğu kaldıramayacaktır. Yani aşkın sultanı olan kalbi fethedene kadar ona latif davran, daha sonra herşey lütfettiği gibi tecelli edecek."




    --------------------------------------------------------------------------------

    Kaynak: Molana Shah Maghsoud Sadegh Angha, Das Licht der Erleuchtung (Teheran, Iran: M.T.O. Publications, 1975), S. 85-89.





    Kutsal Hadisler kitabından bölümler



    "... Ey İnsanoğlu, benim rahmetimi hatırla.

    Bir kılavuzun yardımı olmadan doğru yolu bulamayacaksın.

    Bilgi olmadan arşı alaya giden yolu bulamayacaksın.

    Saltanata ancak çaba göstermekle ulaşabileceksin.

    Yalnızca sabırla dua ederek ve hizmek ederek arşa ulaşabilirsin. Öyle aşkla dua ederek bana yaklaş...."




    --------------------------------------------------------------------------------

    Kaynak: Kutsal Hadisler, (M.T.O. Publications, Düsseldorf: 2001), Kapitel 12, S. 25

  10. #30
    - Çevrimdışı
    Süper Aktif Üye İnci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Sanane :)
    Cinsiyet
    Kadın
    Mesaj
    3.036
    Rep Gücü
    68555
    Uyumun Prensipleri


    Genellikle insan ve evren, madde ve enerji veya yaradanla insan varlığı arasında bir uçurum olduğu kabul edilir. Gerçekte uçurum olarak yaşadığımız ve gerçeği keşfetmemizi engelleyip imkansız hale getiren ise uyum ve dengenin yok olmuş olmasıdır. İnsan vücudu doğuştan uyum ve denge içindedir ancak daha sonra fiziksel ve sosyal sınırların insan vücudu ve ruhunda yarattığı sınırlılıklardır. Bu sınırlılıklar da sonsuz gerçeği algılamayı büyük oranda engellemektedir.

    Bu sınırlılık içindeki duyu organlarıyla algılanamayan ve yüksek bir algılama bilinci gerektiren sınırsız gerçeği elbette ki algılamamız münkün değildir.

    Duyu organlarımızla algılayamadığımız şeyleri yokmuş gibi kabul edemeyiz. Duyu organlarımızın değişik yetenekleri vardır. Örn. ışığı, sesi ve ısıyı algılamak gibi. Bu algılamalar bizim duyu organlarımız tarafından belirlenmektedir. Gerçekte ışık, ses ve ısı dalgaların maddeye dönüşmüş halidir. Dalgaların değişik şekilde uzunlukları ve yoğunlukları vardır ve değişik anlamlar ifade ederler. Uzun dalgalar ısı olarak algılandığı halde kısa dalgalar ses ve ışık olarak algılanmaktadır. Enerjinin bu değişik görünümleri belirli dalga boylarında belirli anlam ifade etmekte bunlar da bu değişikliği algılayacak duyu organları tarafından belirli bir duygu olarak algılanmalıdır. Enerji ise bütün bu duyguların değişmeyen kaynağı olarak bir değişikliğe uğramadan kendi esas halinde durmaktadır. Fakat biz sınırlılık halindeki duyu organlarımızla bir bütünlülük içinde değil dalgaların bir parçasını değişik görünümler olarak algılamaktayız.

    Kaybolan dengeyi tekrar tesis etmek için kendimizi duyu organlarımızın sınırlılığından kurtarmalı ve bütün enerjimizi toplayıp esas ilk enerji yanı hayat kaynağımıza veya "ben"e geri dönüp yoğunlaşmalıyız. Bu nokta kendini enerjinin madde olarak gösterdiği ilk kaynaktır. Dağınık enerji ve güçlerinin kalp merkezine yoğunlaştırılmasıyla uyum ve denge meydana gelir. Enerjinin yoğunlaştırmasını kayalıktan koparak yuvarlanmış ve yolu tıkamış kaya parçasıyla kıyaslamak mümkündür. O kayayı yoldan kaldırmak için bir oyuk merkezi bulup kaldıracı altına yerleştirmek lazım. O zaman kaldıracın kaldırma gücü kaya parçasını yerinden kımıldatmaya yetecek ve kapanmış yolu açacaktır.

    Sufizm'de Tamarkoz (meditasyon, yoğunlaşma), zikir namaz gibi araçlar içimizde oturan uyum ve dengeyle uyum içine girmemiz için enerjimizi yoğunlaştırıp bir noktaya odaklanmamızı sağlayan araçlardır, ki böylece kaybolan manevi dimensiyonumuzu tekrar kazanıp dengeli bir hayat sürelim.




    --------------------------------------------------------------------------------

    Kaynak: Molana Salaheddin Ali Nadir Anga, Theory "I" Das Ich in der Führung ( M.T.O. Publications, 2005), S. 150-153

Benzer Konular

  1. Yalan ve iftiranın dindeki yeri nedir?
    collection Tarafından Kuran-ı Kerim Foruma
    Yorum: 7
    Son mesaj: 13-10-2014, 09:50 PM
  2. Televizyonun hayatımızdaki yeri ve önemi nedir?
    dogangunes Tarafından Kültür, Sanat Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 02-12-2012, 08:26 AM
  3. Tüp bebek yönteminin islamiyetteki yeri nedir?
    YukseLL Tarafından Dini Sohbet Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 22-08-2012, 12:21 PM
  4. Sufizm
    mopsy Tarafından Felsefe Forum'u Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 05-03-2012, 11:35 AM
  5. Laikliğin İslama göre yeri nedir?
    RABİA Tarafından Dini Sohbet Foruma
    Yorum: 101
    Son mesaj: 10-08-2010, 05:39 PM
Yukarı Çık