9. Sayfa, Toplam 12 BirinciBirinci ... 7891011 ... SonSon
Gösterilen sonuçlar: 81 ile 90 Toplam: 115

Mesnevi ( Mevlana )

islam (Müslümanlık) Kategorisi Tasavvuf Forumunda Mesnevi ( Mevlana ) Konusununun içerigi kısaca ->> 40. KENDİ AYIBINI GÖRMEK Ey başkasının yüzünde kötü bir ben gören! Gördüğün, kendi beninin aksidir, ondan nefret etme! “Müminler birbirinin ...

  1. #81
    - Çevrimdışı
    Süper Aktif Üye İnci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Sanane :)
    Cinsiyet
    Kadın
    Mesaj
    3.036
    Rep Gücü
    68555
    40. KENDİ AYIBINI GÖRMEK


    Ey başkasının yüzünde kötü bir ben gören! Gördüğün, kendi beninin aksidir, ondan nefret etme!

    “Müminler birbirinin aynasıdır.” Bu hadisi peygamberden rivayet etmediler mi?

    Kör değilsen bu körlüğü kendinden bil! Kendine kötü de, başkasına deme!

    Eğer karga kendi çirkinliğini anlasaydı, derdinden kar gibi erirdi.

    Herkes, önce kendi kusurunu görseydi, halini ıslah etmekten gaflet eder miydi?

    Halk kendisinden gafildir babam, gafil! Onun için birbirinin kusurlarını görürler.

    Ne mutlu o kişiye ki kendi ayıbını görür. Kim birisinin ayıbını söylerse, onu kendisine almış olur.

    Be hey kaltaban! Çukura düşmüşsün, kuyudasın sen. Başkalarını bırak, kendine bak!

    Tavus kuşu gibi kanadına bakma; ayağını gör ki kötü göz sana bir pusu kurmasın.

    Ey saman çöpünden bile değersiz olan adam! O dağ gibi (Peygamber’e) bakıp ibret al da hünerini göstermeye kalkışma.

    Asıl boğazımızdaki çözülmez düğüm şudur: Sen kendini bil, bakalım, aşağılık bir adam mısın, yoksa bahtı yaver bir adam mı?

    Hiçbir kâfiri dahi hor görmeyin. Müslüman olarak ölebilir, olur ya!

    Ört ki, senin de ayıbını da örtsünler. Kendinden emin olmadıkça kimseye gülme!


    (I/1327, 1328, 1330, 2332, II/881, 882, 3034, III/2235, V/498, 505, 562, VI/2451, 4526)

  2. #82
    - Çevrimdışı
    Süper Aktif Üye İnci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Sanane :)
    Cinsiyet
    Kadın
    Mesaj
    3.036
    Rep Gücü
    68555
    41. KIYASTA HATA

    Arınmış kimselerin işini kendine kıyas etme; (nitekim) yazıda şîr (süt) ve şîr (arslan) aynı yazılırsa da (aynı şey değildir).

    Bütün âlem bu sebepten yollarını kaybetmişlerdir; (nitekim) Allah dostlarından az kimsenin haberi vardır.

    İki çeşit arı da aynı yerden yer; fakat birinden bal olur, ötekinden zehir.

    İki çeşit geyik de (aynı) otu yer, suyu içer; ama birinden fışkı olur, diğerinden hâlis misk.

    Her iki kamış da aynı sulaktan beslenir; (ancak) birinin (içi) boş olur, öbürününki şeker.

    Böyle yüz binlerce (birbirine) benzeyen şeyler vardır ki (aralarındaki) yetmiş yıllık farkı sen gör!

    Birisi yer, (ondan) bütünüyle hasislik ve haset çıkar; öbürü yer, tamamen bir olan Allah aşkı doğar.

    Birisi temiz toprak (gibidir), diğeri çorak ve kötü toprak (gibi). Birisi temiz bir melek (gibidir), öteki Şeytan ve canavar (gibi).

    Her iki şekil de birbirine benzeyebilir; (nitekim) acı su da berrak olur, tatlı su da...

    Sahte altınla hâlis altının ayarını mihenk taşına vurmadan, tahminde bulunarak bilemezsin.

    Allah kimin rûhuna mihenk taşı koyarsa, o kişi yakîni (kesin ve gerçek bilgiyi) şüpheden ayırt edebilir.

    Bu kıyaslar, bu araştırmalar; bulutlu günde, yahut geceleyin kıbleyi bulmak içindir.

    Fakat güneş doğmuş, Kâbe de karşıdayken bu kıyası, bu araştırmayı bırak, arama!

    Bu birliği kıyas yoluyla bilemezsin. Kulluk et ey kendini bilmez, saçma sapan söylenme!


    (I/263, 264, 268-271, 273-275, 299, 300, 3404, 3405, II/718)

  3. #83
    - Çevrimdışı
    Süper Aktif Üye İnci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Sanane :)
    Cinsiyet
    Kadın
    Mesaj
    3.036
    Rep Gücü
    68555
    42. KİN VE ÖFKE


    Öfkeyi, şehveti, hırsı terk etmek erliktir. Bu peygamberlik damarıdır.

    Ustası, şaşı çırağına “içeriye gir, raftaki şişeyi dışarıya getir” demiş;

    Şaşı (çırak) “o iki şişeden hangisini getireyim?” diye (sormuş).

    Ustası cevap vermiş: “O, iki şişe değil, git şaşılığı bırak; (biri iki) görme.”

    (Çırak) “usta beni (niye) azarlıyorsun” deyince ustası “(öyleyse) o iki şişenin birini kır” diye (karşılık vermiş).

    Şişe bir taneydi, ama onun gözüne iki görünüyordu.(...)

    (Çırak) birini kırınca diğeri de gözden kayboldu. İnsan da arzuları ve öfkesi sebebiyle (böyle) şaşı olur.

    Öfke ve şehvet insanı şaşı yapar, ruhu doğruluktan ayırır.

    Kin (duygusu) gelince hünerler görünmez olur, gönülden göze yüz perde iner.

    Kin tutma! (Zira) kin yüzünden yol azıtanların kabirlerini kin tutanların yanına kazarlar.

    Kızgınlığın cehennem ateşinin tohumudur. Kendine gel de şu cehennemini söndür. Çünkü o bir tuzaktır.

    Kızgınlıkla gönüllere ateş saldın mı, cehennem ateşinin aslı oldun gitti, demektir.

    Ateşin burada nasıl insanları yakarsa, ondan meydana gelen eser de orada seni yakar.


    (V/4026, I/327-334, II/0273, III/3480, 3472, 3473)

  4. #84
    - Çevrimdışı
    Süper Aktif Üye İnci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Sanane :)
    Cinsiyet
    Kadın
    Mesaj
    3.036
    Rep Gücü
    68555
    43. KORKU VE ÜMİT

    Peygamberler dediler ki: “Ümitsizliğe düşmek kötüdür. Allah’ın ihsan ve rahmetlerine son yoktur;

    Böyle bir ihsan sahibinden ümit kesmek hiç de yaraşmaz. Bu rahmete el atın, yapışın!”

    Bizim gönlümüzde lâlelik var, gül bahçesi var. Orada solmanın, perişan olmanın yolu yok!

    (Allah) sapıklığı iman yolu yapar; eğri gidişi ihsan mahsulünün devşirme çağı kılar.

    Bu suretle de hiçbir ihsan sahibinin korkudan emin olmamasını, hiçbir hainin de recâdan el çekmemesini diler.

    “Korkmayın” sözü, korkanlara sunulan hazır yemektir; ve bu yemek, tam onlara lâyıktır.

    Bir kişi, Hak’tan korkup takvâ yolunu tuttu mu; cin olsun, insan olsun, onu kim görse çekinir.

    (Âriflerin) emniyeti, korkunun ta kendisinden meydana gelmiştir. Hâsılı her ân da o emniyet, çoğalıp durur.

    Korkuda yüzlerce eminlik gizlidir. Gözün karasında bunca aydınlık var.

    Ey temiz adam, korkuda gizlenmiş emniyeti gördün, ümitte gizli korkuyu da bir gör.

    Böyle bir ihsan sahibinden ümit kesmek hiç de yaraşmaz. Bu rahmete el altın, yapışın!

    Bu ümit ve korku; herkes, bu perdenin ardında beslenip yetişsin diye perde ardına girmiştir.

    Ümit ve korku perdesini yırttın mı gayb, bütün şaşaasıyla meydana çıkar.

    Ümitsizlikten sonra nice ümitler var... Karanlığın ardında nice güneşler var!


    (III/2922, 2923, 2935, VI/4342, 4343, I/1430, 1425, VI/4365, 3580, 4366, III/2923, I/3616, 3617, III/2925)

  5. #85
    - Çevrimdışı
    Süper Aktif Üye İnci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Sanane :)
    Cinsiyet
    Kadın
    Mesaj
    3.036
    Rep Gücü
    68555
    44. KUR’ÂN VE VAHİY


    Kur’ân’ın nuru hak ile batılı zerre zerre fark eder, bize gösterir

    (Ona) sığınırsan Peygamberlerin ruhlarına karışırsın.

    Kur’ân’ın hükümlerini tutar, kıssalarından hisse alırsan can kuşuna ten kafesi dar gelir.

    Kur’ân’ı okur da dediğini tutmazsan farzet ki peygamberleri, velileri görmüşsün (ne fayda!)

    Allah’ın lütufları, Mustafa (a.s.)’ a vaatlerde bulundu da dedi ki: “Sen ölsen bile bu din, bu iman ölmez.

    Senin kitabını, mucizeni ben yüceltirim. Kur’ân’dan bir şey eksiltmeye, ona bir şey katmaya yeltenen kişiye ben mani olurum.

    Ben seni iki cihanda da korurum. Sözünü kınayanları terk eder, onları hor, hakir bir hale koyarım.

    Hiç kimse Kur’ân’ı değiştirmeye kudret bulamaz; ona ne bir şey ilâve edebilir, ne de ondan bir şey eksiltebilirler. Sen benden daha iyi başka bir koruyucu arama!”

    Bil ki gökten inen mübarek su, gönüllere gelen vahiydir; dillere gelen doğru sözlülüktür.

    Bu nücûm ve tıp bilgileri, Peygamberlerin vahiyleridir. Yoksa akıl ve duygunun, o tarafa nereden yolu olacak?

    Bu akıl, öğrenmeye ve anlamaya kabiliyetlidir ama, bunu ona vahiy sahibi öğretir.

    Bütün sanatlar, şüphe yok ki önce vahiyden meydana gelir; fakat sonra akıl, onların üstüne bir şeyler katar.

    Sanat bilgisi, bu akılla olsaydı, ustasız bir sanat öğrenilirdi elbette.

    Vahiyden olmayan söz de, hevâ ve hevestendir. Topraktan yaratılanlar gibi havaya, zerre zerre dağılır, gider.


    (II/852, I/153, 1540, 1539, III/1197-1200, 4317, IV/1294, 1296, 1297, 1300, VI/466)

  6. #86
    - Çevrimdışı
    Süper Aktif Üye İnci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Sanane :)
    Cinsiyet
    Kadın
    Mesaj
    3.036
    Rep Gücü
    68555
    45. MÛSİKÎ VE SEMÂ

    Hakîmler “bu mûsikî nağmelerini göklerin dönüşünden aldık” demişlerdir.

    Halkın tamburla çalıp, ağızla söylediği bu şarkılar, nağmeler hep göğün hareketinden alınmadır.

    Biz hepimiz Adem’in cüzleriydik; Cennette o nağmeleri dinledik.

    Gerçi suyla toprak, bize bir şüphe verdi; ama yine o nağmeleri birazcık hatırlıyoruz.

    Fakat, musibet toprağıyla karıştıktan sonra bu zîr ve bam perdeleri nereden o nağmeleri verecek!

    Güzel sesi dinlemek âşıklara gıdadır. Çünkü güzel ses dinlemede, kalp huzuru ve Allah’la beraber olma zevki vardır.

    (Mûsikiyle) insanın içindeki hayaller kuvvetlenir; hatta hayaller, o güzel sesten sûretlere bürünür.

    Suya ceviz atanın ateşi nasıl kuvvetlendiyse, aşk ateşi de güzel seslerle kuvvet bulur!

    Aşk çalgıcısı, semâ vaktinde şunu söyler: “Kulluk bir bağdır, efendilik ise baş ağrısı!”

    Allah güzellikten, kemalden, cilveden hangisini iterse gözü onu gösterir.

    Güzel sesten, müjdelerden, coşkun ve neşeli sözlerden hangisini dilerse kulağa onu duyurur.

    Ey yiğit, gökyüzünü ayak altına al, feleğin üstünden nağme seslerini duy!

    Kulağından vesvese pamuğunu çıkar da kâinatın coşkusunu duy!

    Erler, meydanda oynar, dolanır, kendi kanları içinde raks ederler.

    Varlıklarından kurtuldular mı ellerini çırpar, noksanlarından ayrıldılar mı semâ’a girerler.

    Çalgıcıları, içlerinden def çalar, denizler onların coşkunluğunu görüp köpürür.

    Sen göremezsin ama onların gayretinden yapraklar bile dalların üstünde el çırpar.

    Dalların el çırpışını görmüyorsun değil mi? Buna can kulağı gerek; ten kulağıyla duyulmaz ki!

    Dallar, yapraklar, toprak hepsinden kurtulunca başlarını yükseltir, rüzgârın eşi, arkadaşı olurlar.

    Yapraklar, daldaki tomurcukları yarıp çıkınca ağacın tâ üstüne çıkarlar.

    Her meyve ve her yaprak, tomurcuğunun diliyle Allah’ın şükrünü terennüm eder;

    Su ve çamur içinde olan canlar da bataklıklardan, su ve çamurdan kurtulunca gönülleri sevinç dolu bir halde,

    Allah aşkının havasında raks ederler; ayın on dördü gibi noksansız ve tam bir hale gelirler.

    Tenleri oynayıp durur, ya canları ne haldedir? Sorma! Tamamıyla can olanlara gelince; onları hiç sorma?


    (IV/733, 734, 736-738, 742-744, III/4722, II/680, 681, 1942, 1943, III/96-100, I/1342-1344, 1346-1348)

  7. #87
    - Çevrimdışı
    Süper Aktif Üye İnci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Sanane :)
    Cinsiyet
    Kadın
    Mesaj
    3.036
    Rep Gücü
    68555
    46. MÜRŞİD-İ KÂMİL


    Allah tarafından vahiy ve cevaba nâil olan kişi, her ne buyurursa o buyruk doğrunun ta kendisidir.

    Senin cüz’î aklın onun küllî aklı vasıtasıyla küllî olur. Çünkü akl-ı kül, nefse vurulmuş zincir gibidir.

    Her devirde Peygamber yerine bir veli vardır; bu sınama kıyamete kadar dâimîdir.

    Tane arayana tane tuzaktır. Fakat Süleyman arayan hem Süleyman’ı bulur, hem taneyi elde eder.

    Ustaya müracaat etmeksizin bir sanat tutan kişi, şehirde de alay konusu olur, köyde de!

    Olmayacak şey onların himmetiyle olur. Pis şey, oraya vardı mı tertemiz olur, kutlu bir hale girer.

    Halkın aynada gördüğünü pir, pişmemiş kerpiçte görür.



    Hikâye

    Allah’tan Musa’ya şu hitap geldi: “Ey koltuğundan ayın doğduğunu gören!

    Seni ilâhî nurun doğusu haline getirdiğim halde ben ki Hakk’ım, hastalandım da niçin halimi, hatırımı sormaya gelmedin.

    Musa, “Ey Allah’ım! Sen kusurdan münezzehsin. Bu ne işarettir; Yarabbi, bunu bildir” dedi.

    Bunun üzerine Cenâb-ı Hak yine “Hastalığımda kerem edip niçin halimi sormadın?” buyurdu.

    Musa, “Yarabbi, senin bir noksanın olamaz. Aklım şaştı, bu sözün hakikatini anlat” dedi.

    Cenâb-ı Hak “Evet, has ve seçilmiş bir kulum hastalanmıştı. İyice bir bak hele... O benim.

    “Onun özür serdetmesi, benim özür serdetmemdir. Onun hastalığı benim hastalığımdır.” buyurdu.

    Allah ile oturup kalkmak isteyen kişi veliler huzurunda otursun.

    Şeytan birisini kerem sahiplerinden ayırırsa onu kimsiz, kimsesiz bir hale kor; o halde de bulunca başını yer, mahvedip gider.


    (I/0225, 2053, II/0815, 3705, III/590, 3600, VI/2026, Hikâye: II/2156-165)

  8. #88
    - Çevrimdışı
    Süper Aktif Üye İnci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Sanane :)
    Cinsiyet
    Kadın
    Mesaj
    3.036
    Rep Gücü
    68555
    47. MÜŞÂHEDE

    Gayb âleminin başka bir bulutu, başka bir yağmuru; başka bir göğü, başka bir güneşi vardır.

    O, ancak has kullara görünür; diğerleri “Öldükten sonra tekrar yaratılıp diriltileceklerinden” şüphe ederler.

    Gözlerini ayıp kılından arıt da gayb bağını, gayb serviliğini gör!

    Kulağından vesveseler pamuğunu çıkar ki, kâinatın seslerini duyasın.

    Ey yiğit, gökyüzünü ayak altına al da, feleğin üstünden nağme seslerini işit!

    Bir nefesçik Allah güzelliğini görsen, canın da ateşlere düşer, vücudun da!

    Değirmenin dönüşünü ne vakte dek göreceksin? Başını çevir de hızlı ve coşkun akan suyu gör!

    Köpükleri gören onları sayar döker. Denizi görenin irade ve ihtiyarı kalmaz.

    Şöyle denizin köpüğünü görüverdin mi hayran olman lâzım ki, denizi de göresin.

    İnsan, duygudan çıkmadı mı gayb âlemine tamamıyla yabancı kalır.

    Herkes, gönlünün aydınlığı ve cilâsı nispetinde gaybı görür.

    Kim, gönlünü daha fazla cilâladıysa daha ziyade görür; ona daha fazla suretler görünür.

    Perde ardındaysan perdeden çık da, o şaşılacak padişahlığı gör.


    (I/2035, 2036, II/1944, 1943, 1942, IV/3215, V/2905, 2910, 2907, III/1028, IV/2909, 2910, V/4197)

  9. #89
    - Çevrimdışı
    Süper Aktif Üye İnci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Sanane :)
    Cinsiyet
    Kadın
    Mesaj
    3.036
    Rep Gücü
    68555
    48. NEFİS, HEVÂ VE HEVES

    Düşman (nefsin) her ne kadar dostça söylerse de, her ne kadar taneden, yemden bahsederse de sen onu tuzak say!

    Sana şeker verirse sen onu zehir bil; bir lütufta bulunursa onu kahır bil!

    Bu nefis cehennemdir; cehennem ise bir ejderhâdır ki harâreti denizlerle bile sönmez.

    Bütün bir âlemi, bir lokma edip yutar da yine midesi “Daha fazla yok mu?” diye bağırır.

    Bizim nefsimiz de cehennemin bir parçasıdır. Onun için cüzler, daima küllün tabiatındadır.

    Nefsi öldürecek ayak da ancak Hakk’ın ayağıdır. Zaten nefsin yayını Hak’tan başka kim çekebilir?

    Şunu bil ki; safları bozup dağıtan aslanla savaşmak kolaydır; asıl aslan ise, nefsini mağlûp edendir.

    Vücudunda nefsi ölen kişinin emrine güneş de tâbidir, bulut da.

    Âdem Peygamber, nefis zevkine bir adım attı da cennetin baş köşesinden ayrılma zinciri, boğazına geçti.

    Melek, Şeytandan kaçar gibi Adem’den kaçmaya başladı. Bir lokma ekmek için ne kadar gözyaşı döktü.

    Ercesine onu savaşa çek, yiğitçe onunla vuruş ki, Allah da sana vuslatıyla karşılık versin!

    Nefsin sağ elinde tespih ve Kur’ân vardır; ama yeninde de hançer ve kılıç gizlidir.

    Onun Mushafına, riyasına kanma; kendini onunla sırdaş, hâldeş yapma!

    Kendine gel de kargaya benzeyen nefsin ardından koşma. Çünkü o, seni mezarlığa götürür; bağa, bahçeye değil!

    Sen, onun elini bağlamazsan o, senin elini bağlar. Sen, onun ayağını kırmazsan o, senin ayağını kırar.

    Ey hevâ ve hevesini gizlice tazeleyen! (Sen) imanını tazele, fakat (sadece) dilinle değil!

    Hevâ ve heves taze oldukça iman taze olmaz; zira hevâ, o kapının kilidinden başka bir şey değildir.

    Gönlümüzdeki bütün bu gamlar, hevâ ve hevesimizin, varlığımızın tozundan, dumanından meydana gelir.

    Bu kökümüzü söken gamlar, ömrümüzün orağına benzer. ‘Bu böyle oldu, şu şöyle oldu’ demeler de kuruntularımızdır.

    Hevâ ve hevesle, nefsin isteğiyle az dost ol; zira seni Hakk’ın yolundan çıkaran, yolunu şaşırtan, odur.

    Hakk’a (karşı) mest olmuş (kişilerden) başka bütün halk, çocuktur. Hevâ ve hevesinden kurtulmuş kişiden başka bâliğ yoktur.

    Ey Allah’tan yalnızca “hu” ismiyle yetinen! İlâhi kadeh olmadıkça hevâ ve heveslerden nasıl geçeceksin?

    Şüphe yok ki hevâ ve hevesi terk etmek acıdır; ama Allah’tan uzak olma acılığından elbette daha iyidir.


    (I/1192, 1193, 1375, 1380, 1382, 1383, 1389, 3004, II/15, 16, III/1061, 2554, 2555, IV/1312, V/3491, I/1078, 1079, 2296, 2297, 2957, 3430, 3453, VI/1768)

  10. #90
    - Çevrimdışı
    Süper Aktif Üye İnci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Sanane :)
    Cinsiyet
    Kadın
    Mesaj
    3.036
    Rep Gücü
    68555
    49. ÖLÜM

    İyiler gittiler, (onlardan geriye) güzel âdetler kaldı; kötülerden ise zulüm ve lânetler!

    Sonunda Müminler için kazanma vardır; münafığa da Ahirette mat olma.

    Herkes ölümden ürker, korkar. (Sufiler) ona bıyık altından gülmektedir.

    Ey âşık! Âşıkların hayatı ölümdedir. Gönlü gönül vermeden başka bir suretle bulamazsın.

    Ölüm gününde ulu bir bey olmak için ecel vaktine kadar iyi tohumlar ekmek gerek.

    Bu âlem oyun yeridir, ölüm de gece. Geri döner gidersin; fakat kese bomboş, sen de yorgun argın!

    Bil ki iyiler ölünce kaybolmaz, Allah geri gel diye ferman etti mi gelirler.

    (Allah’tan razı olan) ezelî emir, neyse ona uyar; hayatla ölüm, onun yanında bir olur.

    (Onlar) yaşarsa Allah için yaşar, mal, mülk ve hazine için değil... Ölürse Allah için ölür, korkudan hastalıktan değil!

    İşte tıpkı bunun gibi ölürken de aynı çeşit ölürüz, ama yarımız ziyan içindedir, yarımız padişah (gibi).

    Ebedi aşkla kapı yoldaşı olmak için ölüm gününe hazırlan da şimdiden öl!

    Tatlı yaşayan, sonunda acı ölür; ten kaydında olan canını kurtaramaz.


    (I/0744, 287, 3495, 1751, II/387, 2600, III/1762, 1909, 1910, 3516, 3760, I/2302)

9. Sayfa, Toplam 12 BirinciBirinci ... 7891011 ... SonSon

Benzer Konular

  1. Prn degil MESNEVI
    mopsy Tarafından Tasavvuf Foruma
    Yorum: 71
    Son mesaj: 18-10-2012, 10:01 PM
  2. Mesnevi'nin İlk 18 Beyiti
    mopsy Tarafından Tasavvuf Foruma
    Yorum: 12
    Son mesaj: 16-10-2011, 11:32 PM
  3. Mesnevi'den Erotik Hikayeler
    Kadim Tarafından Kitap Foruma
    Yorum: 7
    Son mesaj: 05-10-2009, 07:13 PM
  4. Mesnevi 20 dile çevrilecek
    SAHARAY Tarafından Felsefe Forum'u Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 05-10-2008, 08:06 PM
  5. Mesnevi
    KANUNİ Tarafından Tasavvuf Foruma
    Yorum: 59
    Son mesaj: 19-01-2008, 12:45 AM
Yukarı Çık