8. Sayfa, Toplam 12 BirinciBirinci ... 678910 ... SonSon
Gösterilen sonuçlar: 71 ile 80 Toplam: 115
  1. #71
    Süper Aktif Üye İnci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Sanane :)
    Cinsiyet
    Kadın
    Mesaj
    3.036
    Rep Gücü
    68555
    30. HASET


    Hak erlerinin ayakları altında toprak ol. Bizim gibi sen de hasedin başına toprak saç!

    Hasetten burun koparan kişi, kendisini kulaksız ve burunsuz bırakır.

    Şeytan da aşağı olmadan arlandı, bunu ayıp telâkki etti de, kendisini yüzlerce kötülüğe düşürdü.

    Hasedinden yücelmek istedi. Fakat yücelik nerde? Kanlara bulanıp kaldı.

    Ebu Cehil, Muhammed (a.s.)’a uymaya utandı; hasedinden kendisini yüceltmeye, ondan yüksek olmaya çalıştı.

    Adı Ebu’l-Hakem’di, Ebû Cehil oldu. Nice ehliyetli kişiler vardır ki, haset yüzünden ehliyetsiz olup kalmışlardır!

    Hasetten Mısır’daki Yûsuf’un başına neler geldi? Bu haset, pusuya yatmış büyük bir kurttur.

    Kendine gel, kendine! Padişahlara hasede kalkışma. Terk et hasedi; yoksa âlemde sen de bir İblis olursun.

    Kâfirler, şeytanlarla aynı cinstendirler. Canları, şeytanların çırağı olmuştur.

    Onların kötü huylarından en ehemmiyetsizi hasettir. Hani İblisin boynunu vuran haset!

    Tavus kuşu gibi kanadına bakma; ayağını gör ki, kötü göz sana bir pusu kurmasın.

    Dağ bile kötülerin nazarıyla yerinden oynar. Kur’ân’da “Gözleriyle seni yerinden oynatacaklardı” âyetini oku.

    Mizaç ve tabiatı bozuk ve hasta olan kişi, kimsenin iyi olmamasını ister.



    (I/436, 439, II/806-809, 1407, 3429, IV/2674, 2676, V/498, 499, 1172)

  2. #72
    Süper Aktif Üye İnci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Sanane :)
    Cinsiyet
    Kadın
    Mesaj
    3.036
    Rep Gücü
    68555
    31. HIRS VE TAMAH


    Ey oğul; bağı çöz, özgür ol! Ne zamana kadar altın ve gümüşün esiri olacaksın?

    Denizi bir testiye döksen ne alır? Ancak bir günlük kısmetini.

    Harislerin göz testisi dolmadı. Sedef, kanaatkar olduğundan inci ile doldu.

    Hırs kulağa bir şey duyurmaz, kin gözü kapatır, adama bir şey anlatmaz.

    İste ama, ölçülü iste; bir otun, bir dağı çekmeğe kudreti yoktur.

    Hakk’ın rahmetinden uzak olan, sultan bile olsa gözü açtır.

    Hırs yüzünden âkıbeti görmemek, kendi gönlüne, kendi aklına gülmektir.

    Tamah, kulağa bir şey duyurmaz. Garez, gözü kapar; insana bir şey anlatmaz.

    Ey oğul! Hırslı olanlar mahrum kalırlar. Hırslı insanlar gibi hızlı hızlı koşma; yavaş yürü!

    Hırs kördür; halkın ayıbını inceden inceye görür, bucak bucak dolaşır söyler.

    Senin hırsın, bu dünyada ateşe benzer. Her alevi, yüzlerce ağız açmıştır.

    Hırs ve hasetten ibaret olan şu bağı çöz. Ebu Leheb’in karısının boynundaki hurma ipini düşün.

    Şeytan, nasıl kendisini taşlanmış bir hale getirmişse hırs da onun gibi seni kör etmiş, her şeyden mahrum bırakmıştır.

    Kanaâtten hiç kimse ölmedi; hırsla da hiç kimse padişah olmadı.

    Hırs, insanı kör eder, ahmak yapar, bilgisiz bir hale sokar; ölümü de kolaylaştırır.

    Tamahkâr, tamahı yüzünden zenginin ayıbını görmez. Tamahlar bütün gönülleri kaplar.

    Gözün, aklın ve kulağın saf olmasını istiyorsan tamah perdelerini yırt!

    Çünkü sûfiyi yoldan çıkaran tamahtır. Yoldan çıkarır da sûfinin hali mahvolur ve o, ziyan içinde kalakalır.

    Yemeğe, zevk ve semâa tamah ediş, hakikate akıl erdirmesine mani olur.

    Ayna bir şeye tamah etseydi, bizim gibi münafık olur, her şeyi olduğu gibi göstermezdi.

    Terazinin mala tamahı olsaydı, tarttığını nasıl doğru tartardı?

    Kimde tamah varsa, dili tutuk bir hale gelir. Nasıl olur da tamahla göz ve gönül aydınlanır, buna imkân var mı hiç?

    Tamahkâr adamın gözünün önünde makam ve altın hayâli, gözdeki kıl gibidir.

    Tamah, huyu fitne olan bir hırsızdır; hayâl gibi her an bir sûrete bürünür.

    Onun hilesini Allah’tan başkası bilemez. Allah’a sığın da o alçaktan kurtul!

    Fakat tamahı bağladın mı Hakk’ın nurlarına dalarsın. Mustafa (a.s.), bunun için “Tamaha düşenin nefsi alçalır” demiştir.


    (I/19-21, III/66, I/140, II/0588, 1547, III/66, 595, 2629, IV/0249, V/0764, 1468, 2398, 2823, I/2350, II/569-573, 579, 580, VI/476, 477, V/3631)

  3. #73
    Süper Aktif Üye İnci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Sanane :)
    Cinsiyet
    Kadın
    Mesaj
    3.036
    Rep Gücü
    68555
    32. HOŞGÖRÜ, MERHAMET VE ŞEFKAT


    Sevgi ve acıma insanlık vasfıdır; hiddet ve şehvetse hayvanlık vasfı.

    Ağlamak istersen gözyaşı dökenlere acı. Merhamete nâil olmak istersen zayıflara merhamet et.

    (Zira) er kişinin avı, merhamettir.(...)

    Biz, Hakk’a küfrân-ı nimette bulunmuş olsalar dahi kâfirlere de acırız.

    Hattâ halk, onları taşlıyor diye köpeklere bile acırız.

    Ben, beni ısıran köpeğe de dua eder; “Yarabbi sen onu bu huyundan vazgeçir,

    Adamları ısırmasın da halkın taşını, topacını yemesin” derim.

    Lütuf ve merhamet sahibi olan Allah’ın kulları, işleri düzeltmekte O’nun huyuna sahiptirler.

    Onlar şiddet zamanı, sıkıntı vakti, rüşvet almaksızın mahlûkata acırlar, yardımda bulunurlar.

    Allah’ın merhameti, insanın merhametine benzemez. Çünkü insanın acımasında bir dert, bir elem vardır.

    Mahlûkun acıması elemle karışıktır. Allah’ın rahmetiyse dertten de paktır elemden de.

    Böbürlenerek başlar kıran kişiye ne Allah’ın merhameti nasip olur, ne halkın!

    Kendine yapılmasını istediğin şeyi âleme yap, ister eziyet olsun, ister zarar.


    (I/2436, 822, II/1938, III/1800-1803, 2222, 2223, 3632, 3633, IV/1858, VI/4528)

  4. #74
    Süper Aktif Üye İnci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Sanane :)
    Cinsiyet
    Kadın
    Mesaj
    3.036
    Rep Gücü
    68555
    33. İBADETLER


    “Ben, insanları ve cinleri ancak bana ibadet etsinler diye yarattım” âyeti, âlemin yaratılmasındaki maksadın, ibadetten başka bir şey olmadığını (göstermektedir).

    Bil ki tanıklar için tezkiye lâzımdır! Senin dâvanı kabul etmek, tanığı tezkiyeye bağlıdır.

    Bu namaz, oruç ve cihad inanışa şahitlik etmektedir.

    Kul, günde beş kere “namaza gel, feryat et!” diye davet edilir.

    Müezzinin “Haydi felâha” demesi yok mu? O felâh, bu ağlayış, bu sızlayıştır.

    Hakk’ın huzurunda, gözyaşı dökerek ayakta durmak, kıyamet gününde kabirden kalkıp mahşer yerinde dikilmeye benzer.

    Allah “Secde et de yaklaş” buyurdu. Bedenlerimizin secde etmesi, canlarımızın O’na yaklaşmasına sebeptir.

    Namaz yumurtasından civcivi çıkar; yerden tane toplayan yordamsız kuş gibi yere baş koyup durma!

    Allah mülk ve saltanat sahibidir. Kendisine baş eğene, bu topraktan yaratılan dünya şöyle dursun, yüzlerce mülk, yüzlerce saltanat ihsan eder.

    Melek gibi Allah’ı tespih etmeyi kendine gıda yap da onlar gibi ezadan kurtul!

    Oruca sarıl, sabret; orucu terk etme, her an Hak’tan rızkını bekle!

    Açlık sıkıntısı, hem lâtiflik, hem hafif bir hale gelme, hem de Allah’a yalvarıp ibadette bulunma bakımından diğer illetlerden elbette daha iyidir.

    Cihad ve oruç güçtür, çetindir. Fakat bu güçlük ve çetinlik, Allah’ın, kulu kendinden uzaklaştırmasından daha iyidir.

    Mal, sadakayla kat’iyen azalmaz. Hayırlarda bulunmak malı yok etmez, kaybolmaktan kurtarır.

    Altın, zekât vermekle coşar, fazlalaşır. İnsanı kötülükten, fenalıktan kurtaran da namazdır.

    Zekât verilmeyince yağmur (yüklü) bulut gelmez, zinadan dolayı da etrafa veba yayılır.

    Yoksullara bağışta bulundun, zekât verdin, elinle bir hayır yaptın mı, bu iyilikler öbür dünyada ağaçlık, çayırlık, çimenlik olur.

    Hac, Allah evini ziyarettir, ev sahibini ziyaretse erlik damarıdır.

    Kâbe O’nun lütuf ve ihsan evidir; benim vücudum ise onun sır evi.

    İhsan ve lütuflar sahibi Allah, bir gün; “ey benim hastam, ey benim mihnetime uğrayan kul, nasılsın?” derse hiç zahmet ve eziyet kalır mı?

    Peygamber buyurdu ki: “Bu yol için amelden daha vefalı bir arkadaş, bir yoldaş yoktur.”

    Kör gibi elini at, Hakk’ın ipine yapış. Onun emrinden ve yasaklarından başka bir şeyin etrafından dönüp dolaşma!

    İbadet edenlerdeki doğruluk, takvâ ve yakîn rengi, ebediyen bâkidir.

    İbadetlerin netice vermesi için zevk; tohumun ağaç olması için iç gerek!


    (III/2988, V/0252, 183, 1599, 1600, III/2148, IV/0011, III/2175, VI/0664, V/0298, 1749, 2830, VI/1769, 3573, 3574, I/88, III/3460, IV/0015, II/2245, VI/1770, V/1051, VI/3492, 4712, II/3396)

  5. #75
    Süper Aktif Üye İnci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Sanane :)
    Cinsiyet
    Kadın
    Mesaj
    3.036
    Rep Gücü
    68555
    34. İDARECİLER VE HALK


    Padişahların huyu halka da tesir eder...

    Padişah bir havuza benzer, halkı da borular gibi bil. Su, bu borulardan akar.

    Eğer havuzdaki su tuzlu ve pis olursa her borudan aynı su akar.

    Çünkü her boru bu havuza bağlıdır. Sen bu sözün mânâsına iyice dal; adamakıllı dikkat et, düşün!

    Her buyruk sahibinin, insanları yönetirken Hakk’ın buyruğunu gözetmesi gerekir.

    Padişahın da, Hakk’ın huyuyla huylanması gerekir. (Çünkü) Allah’ın rahmeti, gazabından daha fazladır.

    Hakikî olmayan padişahlığı ne el bil, ne yen!

    (Ey dünyalık padişah!) senin taht dediğin şey, tahtadan yapılmış bir tuzaktır. Oturduğun yeri baş köşe sanmışsın, ama hâlâ kapıda kalakalmışsın.

    Sen daha kendi sakalına hüküm geçiremiyor, ona bile padişahlık edemiyorsun; artık nasıl olur da iyiye, kötüye padişahlık yapmaya, hüküm yürütmeye kalkışırsın?

    (Sonunda) “Ben ne mal isterim ne mülk; ne mevki isterim, ne makam. Bana o secde zenginliğini bağışla” diye ağlayıp sızlamaya başlarsın.

    Dünyalık padişahlar, kötülüklerinden dolayı kulluk şarabından bir koku bile alamamışlardır.

    Allah, bu âlem devam etsin, gelişsin diye onların gözlerini ağızlarını kapamıştır.

    Bu sûretle onlara taç ve taht tatlı gelir, insanlardan haraç alalım derler;

    Fakat haraç ala ala kum gibi altın biriktirse de yine ölüp, gider; altınlar ortada kala kalır.

    Şeytan gibi onun da gazabının üstün olması gerekmez; öyle olursa hilesi yüzünden, gereği yokken kan döker.

    Kalem bir zâlimin elinde oldu mu şüphe yok, Mansur dar ağacına çekilir.

    Kazın hırsı birdir, yöneticinin hırsıysa tam elli kat fazladır. Şehvet hırsı yılandır, mevki hırsı ise ejderha!

    Bir sofranın çevresine yüz tane adam oturur yer; fakat baş olmak isteyen iki adam, dünyaya sığamaz.

    Ululuk, Yüce Hakk’ın elbisesidir. Kim onu giymeye kalkışırsa vebale girer.

    Farz et ki bütün doğuyu, batıyı zaptettin; her tarafın saltanatına sahip oldun. Madem ki bu saltanat ebedî kalmayacak, sen onu bir şimşek gibi san; çaktı ve söndü.

    Ey gönül! Ebedî kalmayacak padişahlığı bir rüya bil!

    Tedbirsiz padişah adamakıllı âciz kalır. Çünkü ahmaklığından dolayı ne önünü görür ne de ardını.

    Bil ki halkın malı, canı-kanı demektir. Çünkü mal güçle, kuvvetle, çalışmayla elde edilir.

    Ey halkın kanını emen, bu işten uzaklaş! Halkın kanı, seni savaşa sürüklemesin.

    Bilgisizlere, geçtikleri mevkiin yaptığı fenalığı, yüzlerce aslan bir araya gelse yapamaz.

    Cahil ve kötü kararlar veren bir padişah oldu mu bütün ova yılanla, akreple dolar.

    Adam olmayanın eline bir mal ve mevki geçti mi, herkesten önce kendi rezilliğine sebep olur.

    Çünkü ya cimriliği tutar az verir; yada cömertliğe girişir yerli-yersiz bağışlarda bulunur.

    Hüküm, bir sapığın eline geçti mi onu makam sanır; ama gerçekte kendisi kuyuya düşmüş, demektir.

    Ahmaklar baş oldular mı akıllılar başlarını korkudan kilime altına sokarlar.


    (I/2820, 2821, 2823, 2824, VI/3292, IV/2436, 2775, IV/661, 662, 666, 667, 669-671, 2437, II/1398, V/517, 526, 533, 3926, 3927, I/1059, III/157, 156, IV/1441, 1443-1445, 1447, 1452)

  6. #76
    Süper Aktif Üye İnci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Sanane :)
    Cinsiyet
    Kadın
    Mesaj
    3.036
    Rep Gücü
    68555
    35. İMAN

    İnanmış, adam ona derler ki, her hususta kâfir bile onun imanına haset etsin, özensin.

    İmana erişen aman bulur, imana gelmeyenlerin şüphesi ise iki kat olur.

    Hevâ ve heves tazelenip durdukça iman taze değildir. Çünkü hevâ, iman kapısının kilididir.

    Ey gizlice hevâ ve hevesini tazeleyen kimse! İmanını tazele, ama yalnız dille olmasın.

    Kulluk ve iman, şimdi makbuldür. Fakat ölümden sonra her şey meydana çıkınca inanmak, bir işe yaramaz.

    Peygamber “Allah (c.c.), gönlünde sabrı olmayana iman da vermemiştir” buyurdu.

    Sabır, iman yüzünden baş tacı olur. Bundan dolayıdır ki sabrı olmayanın imanı da yoktur.

    İmanını yoldaş edindin mi dirisin... İmanla gittin mi ebedisin.(...)

    İnananlar çoktur, ama iman birdir; cisimleri çoktur, ama canları tektir.

    Ey imandan sadece bir lâfa kanan kişi! Onunla kanaat eden kişiye zaten iman, yüce bir nimettir, büyük bir gıdadır.

    Şu halde öyle hareket et ki o hareketin, dilsiz dudaksız tanıklığın, “şahadet ederim” demenin ta kendisi olsun.

    Ne güzeldir güvenilir kardeşler! İman sahibi, ibadet edip duran Müslümanlar!


    (V/3355, 3398, I/1079, 1078, 3640, II/601, 600, III/3377, IV/408, V/287, 2218, 349)

  7. #77
    Süper Aktif Üye İnci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Sanane :)
    Cinsiyet
    Kadın
    Mesaj
    3.036
    Rep Gücü
    68555
    36. İYİ VE KÖTÜ ARKADAŞ


    Gönül, her dosttan bir gıda ile gıdalanır; her bilgiden bir lezzet alır.

    Gülen nar, bahçeyi güldürür; erlerin sohbeti de seni erlerden eder.

    Katı taş ve mermer bile olsan, sahibine erişirsen cevher olursun.

    Temizlerin muhabbetini ta canının içine dik! Gönlü hoş olanların muhabbetinden başka muhabbete gönül verme!

    Agâh ol, bir gönüldeşten gönül gıdasını al, onunla gönlünü gıdalandır. Yürü, ikbali bir ikbal sahibinden öğren!

    Din ehlini kin ehlinden ayırt et; Hak’la oturanı ara, onunla otur!

    Yürü, tez bir Allah dostu ara. Böyle yaptın mı, Allah, senin dostun olur.

    Gönlü aydın bir ere kul olmak, padişahların başına taç olmaktan daha iyidir.

    Sen dost ol da sayısız dost gör; fakat dost olmazsan dostsuz, yardımsız kala kalırsın.

    Dost, yolda arkadır, sığınaktır. İyice bakarsan görürsün ki, yol sevgiliden ibarettir.

    Dostlara, sevdiklerine ulaşınca da sus, otur! O halkaya kendini yüzük taşı yapmaya kalkışma!

    “Biz, ben” diye varlığa düşerek dostu incitme de kimse, düşmanın olmasın!

    Gönüldaşından ayrı düşen kimse, yüzlerce nağme de çıkarsa (gerçekte) dilsizdir.

    Dosta dostun zahmeti ağır gelir mi? Zahmet içtir, ruhtur. Dostluksa onun derisine benzer.

    Dostları arayıp onların halini hatırını sormayı, gerekli bil; ister yaya olsun, ister atlı.

    İyi kişilerle dost olmayan, elbette kötü kişilerin yanında yer alır, onlara komşu olur.

    Ağyardan halvet etmek gerek, yardan değil. Kürk kışın işe yarar, baharın değil.

    Kötü dostla ünsiyet ise, belâya bulaşmaktır. Madem ki o geldi, bana uyumak düşer.

    Herkesin, kendisine muhtaç olduğu ihtiyacı bulunmayan eksiklikten münezzeh Allah’ın zatına and olsun ki, kötü yılan bile kötü arkadaştan yeğdir.

    Çünkü kötü yılan, insanın yalnız canını alır. Kötü arkadaş ise insanı cehenneme sürer, orasını adama durak eder.

    Bilgisiz adam bir müddet seninle gönül arkadaşlığında bulunsa bile, nihayet cahillikten sana bir yara vurur.

    Tatlı sözlü cahil dostun sözlerine pek kapılma! O sözler, eskimiş, yıllanmış zehre benzer.

    Kim, (iyi) dostlarla düşer kalkarsa külhanda bile olsa gül bahçesindedir.

    Düşmanla düşüp kalkan ise gül bahçesinde bile olsa külhandadır.

    Feryat, adamın kendi cinsinden olmayan dostundan, feryat! Ey ulular, sizinle düşüp kalkacak iyi bir dost arayın!


    (II/1089, I/721-723, 726, 3719, II/23, III/640, VI/498, 1591, 1592, IV/1978, I/28, II/1459, 2146, IV/1636, II/25, 36, V/2634, 2635, VI/1424, VI/1431, IV/1976, 1977, VI/2950)

  8. #78
    Süper Aktif Üye İnci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Sanane :)
    Cinsiyet
    Kadın
    Mesaj
    3.036
    Rep Gücü
    68555
    37. İYİLİK VE KÖTÜLÜK


    Ben, bu çalışıp çabalama dünyasında iyi huydan daha güzel bir ehliyet görmedim.

    Kimde iyi huy varsa kurtulmuştur; kimin kalbi sırçadansa kırılmıştır.

    İyilikle gelmenin şartı iyilik etmektir; bu güzelliği, bu iyiliği huzura götürmektir.

    Ateşin şerrini defetmek istiyorsan ateşin gönlüne rahmet suyunu aç!

    Güzel ve iyi sûret, bil ki kötü huyla beraber olunca bir kalp akçe bile etmez!

    Çirkin ve hakir bir sûreti olanın huyu güzel olursa, ona kurban ol!

    Testinin sûreti ile ne vakte dek oynayıp duracaksın? Testinin nakşından geç, ırmağa, suya yürü.

    (Güzel) huy peşinde yürü, iyi huyla düş kalk. Gül yağına bak, nasıl gülün huyunu almış.

    Zahmetin sebebi kötülük etmektir. Kötülüğü yaptığın işlerde gör; talihimden deme.

    İyilik ettiğin müddetçe görürsün ki iyi yaşamaktasın, gönlün rahat.

    Fakat bir kötülükte bulundun, bir fenalık ettin mi o yaşayış, o zevk gizleniverir.

    Kötülükte bulundun mu kork, emin olma; çünkü yaptığın kötülük bir tohumdur, Allah, onu mutlaka bitirir!

    Dünya dağdır, bizim yaptıklarımız ses. Seslerin aksi yine bizim semtimize gelir.

    Kendinize gelin! Hakk’ın gayreti, pusudan çıkmayagörsün; baş aşağı yerin dibine gidersiniz.

    Kim fena bir âdet koyarsa ona da her an lânet gider durur.

    İyiler giderler, (güzel) âdetleri kalır; alçaklardan geriye ise zulüm ve lânetler.

    Kıyamete kadar o kötülerin cinsinden kim vücuda gelse yüzü o kötülüğedir.

    Aşağılık, kötü kişilerin huyu şudur: Sen ona iyilik ettin mi, o sana kötülük eder.

    Vur alçakların başına ki yere baş koysunlar (secdeye varıp Allah’tan istesinler)! Ver kerem sahiplerine ki, ihsanına mazhar oldukça şükretsinler!

    Mayası kötü olan kimseye ilim ve fen öğretmek, yol kesen eşkıyânın eline kılıç vermeye benzer!

    Bilgi, mal, mevki ve hüküm, kötü yaratılışlı kişilerin elinde fitnedir.

    Kötü düşünceyi zehirli tırnak bil. Bu tırnak, derinleştikçe can yüzünü tırmalar.


    (II/810, 816, 944, 1252, 1018, 1019, 1021, VI/3007, 428, 3487, 3488, IV/165, I/215, 3417, 743-745, III/2978, 2994, IV/1436, 1438, V/558)

  9. #79
    Süper Aktif Üye İnci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Sanane :)
    Cinsiyet
    Kadın
    Mesaj
    3.036
    Rep Gücü
    68555
    38. KANAAT


    İhtiyaçtan fazlasına meyletme ki, sana galebe etmesin, sana bey olmasın!

    Kanaatten hiç kimse ölmemiş, hırsla da hiç kimse padişah olmamıştır.

    Her aç, nihayet bir yiyecek bulur. Devlet güneşi, elbette ona da vurur.

    Taneyi bırakan kuş, o hilesiz, düzensiz ovanın tanelerini yer, doyar.

    Ona kâni olduğu için kurtulur; hiçbir tuzağa düşmez; kolu, kanadı bağlanmaz.

    Kanaatten meydana gelen darlık, takvâdandır. Bu, aşağılık kişilerin yokluğundan, darlığından apayrı bir şeydir.

    Pinti, bir habbe bulsa başını bile verir. Halbuki temiz kişi, himmetiyle altın hazinesine bile bakmaz, onu terk edip gider.

    (...) Bir kanaat, yüzlerce tabak yemekten hayırlıdır.

    Harislerin göz testisi dolmaz; sedef, kanaâtkar olmadıkça (içi) inci ile dolmaz.

    Peygamber, kanaate hazine demiştir. Gizli hazineyi herkes, elde edebilir mi?

    “Bu kanaat daimî bir hazineden başka bir şey değildir.” Ey gönle gam ve elem veren, artık beyhude sözlere dalma!

    Sen kanaatten ne vakit canını nurlandırdın ki? Kanaatten ancak bir ad öğrendin.

    Sirke satmada kanaat yüzünden bal denizine gark olmuş binlerce can gör.


    (III/2260, V/2398, 1755, III/2860, 2861, IV/3133, 3134, VI/3784, I/21, V/2395, I/2322, 2320, 2375)

  10. #80
    Süper Aktif Üye İnci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Sanane :)
    Cinsiyet
    Kadın
    Mesaj
    3.036
    Rep Gücü
    68555
    39. KAZÂ’YA RIZÂ


    Kazâ gelince bilgi uykuya dalar; ay kararır, gün tutulur.

    Kazâ geldi mi gözümüzü örter de aklımız, ayağı baştan fark edemez.

    “Kazâ geldi mi, bu cihan daralır; tatlı helva bile ağzında zehir kesilir” demişler.

    Allah, bir adamı dondurmayı murat ederse, yüz tane kürk giyse de soğuk onun yüzünü dondurur.

    Bedeni öyle bir titremeye başlar ki, ne elbiseyle ısınır, ne evle.

    Kazâ ve kader geldi mi doktor aptallaşır. İlâç da fayda verme hususunda yolunu şaşırır.

    Allah’ın hükmü ve takdiri gelince, akıl da ne oluyor ki! Ay bile tutulur.

    Tan yerini ağartan Allah’tan bir zarar gelmemesi için, kulun Hakk’ın hükmüne karşı ölü gibi olması lâzımdır.

    Takdirle savaşa girişen, takdire baskın yapmaya kalkışan, baş aşağı gelir, kendi kanına bulanır.

    Takdir yüzünden kaybettiğin şeyler, muhakkak senden belâyı giderir. Bunu böyle bil!

    Fakat iş bilmez cahil misin? Kazâya düşünce padişahtan malını kaçırmaya kalkışırsın.

    Eğer kazâ, seni gece gibi sararsa sonunda yine elinden tutacak odur.

    Yüz kere canına kastederse yine sana can veren, derdine derman olan kazâdır.

    Bu kazâ yüz kere yolunu kesse de, yine senin çadırını göklerin üstüne kurar.


    (I/1232, 2440, III/0380, V/1705-1707, 2167, I/0911, III/0935, 3260, 3342, I/1258-1260)

8. Sayfa, Toplam 12 BirinciBirinci ... 678910 ... SonSon

Benzer Konular

  1. Prn degil MESNEVI
    mopsy Tarafından Tasavvuf Foruma
    Yorum: 71
    Son mesaj: 18-10-2012, 10:01 PM
  2. Mesnevi'nin İlk 18 Beyiti
    mopsy Tarafından Tasavvuf Foruma
    Yorum: 12
    Son mesaj: 16-10-2011, 11:32 PM
  3. Mesnevi'den Erotik Hikayeler
    Kadim Tarafından Kitap Foruma
    Yorum: 7
    Son mesaj: 05-10-2009, 07:13 PM
  4. Mesnevi 20 dile çevrilecek
    SAHARAY Tarafından Felsefe Forum'u Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 05-10-2008, 08:06 PM
  5. Mesnevi
    KANUNİ Tarafından Tasavvuf Foruma
    Yorum: 59
    Son mesaj: 19-01-2008, 12:45 AM
Yukarı Çık