7. Sayfa, Toplam 12 BirinciBirinci ... 56789 ... SonSon
Gösterilen sonuçlar: 61 ile 70 Toplam: 115

Mesnevi ( Mevlana )

islam (Müslümanlık) Kategorisi Tasavvuf Forumunda Mesnevi ( Mevlana ) Konusununun içerigi kısaca ->> 19. DOĞRULUK VE İHLÂS Hakk’ın doğruluk makamında oturanların, orasını yurt edinenlerin derecesi; arştan da yücedir, kürsüden de. Her cüz’ünü doğrulara ...

  1. #61
    - Çevrimdışı
    Süper Aktif Üye İnci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Sanane :)
    Cinsiyet
    Kadın
    Mesaj
    3.036
    Rep Gücü
    68555
    19. DOĞRULUK VE İHLÂS


    Hakk’ın doğruluk makamında oturanların, orasını yurt edinenlerin derecesi; arştan da yücedir, kürsüden de.

    Her cüz’ünü doğrulara uyup doğrult. Ey doğru yola giden, o eşikten başını alma!

    Ok gibi doğru ol da yaydan kurtul! Çünkü her doğru okun yaydan fırlayacağına şüphe yok.

    Teraziyi, terazi doğrulttuğu gibi, terazinin değerini azaltan da yine terazidir.

    Gönül, yalan sözden istirahat bulmaz. Suyla yağ karışık olursa çırağ aydınlık vermez.

    Doğru söz kalbe rahatlık verir. Doğru sözler, gönül tuzağının taneleridir.

    Allah, “Ey eğri adam, kulağını, kuyruğunu sallama. Doğrulara, doğrulukları fayda verir” dedi.

    Musa’nın doğruluğu, sopaya ve dağa tesir eti, hattâ azametli denize bile dokundu.

    Muhammed (a.s.)’ın doğruluğu da ayın yüzüne tesir etti. Hattâ parlak güneşin bile yolunu vurdu.

    Doğruluk, can vermektir. Kendinize gelin de bu hususta ileri geçin. Kur’ân’dan “Erler vardır ki Allah’la ettikleri ahdi bozmadılar, ahitlerine doğrulukla sarıldılar” âyetini okuyun!

    Doğruların güzel yüzlerindeki nur, bedenleri yok olsa da kıyamet gününe kadar kalır.

    Senin tesbihin su ve topraktan bir buhardır; (ama) kalpteki ihlâs (ile verilen) nefes, cennet kuşu olur.



    Hikâye

    Kulluktaki ihlâsı Ali’den öğren, Allah aslanını hilelerden arınmış bil.

    (Ali) savaşta bir yiğidi altetti, hemen kılıcını çekip üstüne saldırdı.

    O kişi, her peygamberin, her velinin öğündüğü Ali’nin yüzüne tükürdü.

    Öyle bir yüze tükürdü ki ay, secde yerinde o yüze secde eder.

    Ali, derhal kılıcı elinden attı, onunla savaşmaktan vazgeçti.

    O savaşçı er, bu işe, bu yersiz af ve merhamete şaşırıp kaldı.

    Dedi ki: “Bana keskin kılıcını kaldırmıştın, neden kılıcı indirdin ve beni bıraktın?”

    Ne gördün ki bu derece kızgınken kızgınlığın yatıştı; böyle bir şimşek çaktı, sonra sönüverdi?

    Ali dedi ki: “Ben kılıcı Allah için vuruyorum. Hakk’ın kuluyum, ten memuru değil.

    Benim sakınmamda ancak Allah içindir, vermem de... Tamamıyla Hakk’a aitim, başkasına değil.

    Sen, benim yüzüme tükürünce nefsim kabardı, hiddet ettim, huyum harap, berbat bir hale geldi.

    Öyle bir hale geldim ki o anda savaşımın yarısı Allah içindi, yarısı nefsim için. (Halbuki) Allah işinde ortaklık olmaz.

    Kafir bu sözü işitti, gönlünde öyle bir nur zuhur etti ki zünnarını kesti.

    Ben, cefa tohumunu ekmiştim, seni başka türlü sanıyordum.

    Halbuki sen tek huylu bir teraziymişsin, hatta her terazinin oku senmişsin.

    Meğer sen benim soyum sopummuşsun; meğer çırağımın, dinimin aydınlığı senmişsin!

    Ben o görür göz arayan çırağın kulu, kölesiyim ki senin çırağın da ondan nurlanmış, aydınlanmıştır.

    “Bana kelime-i şahadeti söyle, ben de söyleyeyim ki seni zamanın en yücesi gördüm” dedi.

    Onunla beraber akrabasından, kavminden elli kişiye yakın kimse de âşıkçasına dine yüz tuttular ve Müslüman oldular.


    (I/3499, II/0121, I/1385, II/0122, 2735, 2736, III/740, V/2775, 2776, 3820, VI/4715, I/0866, Hikâye: I/3721-3727, 3729, 3787, 3805, 3976, 3977, 3980-3984, 3986, 3987)

  2. #62
    - Çevrimdışı
    Süper Aktif Üye İnci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Sanane :)
    Cinsiyet
    Kadın
    Mesaj
    3.036
    Rep Gücü
    68555
    20. DUA VE YAKARIŞ


    Yüce Allah, üstünlük bakımından gözyaşını, şehitlerin kanlarıyla bir tutmadadır.

    Kimin gönlü illetlerden arınmışsa onun duası, ululuk sahibi Allah’a kadar varır, makbul olur.

    Eğer duada güzel bir nefese sahip değilsen yürü, özü sözü doğru kardeşlerden dua iste!

    Dertsiz dua soğuktur, bir işe yaramaz. Dertli dua ve niyaz, gönülden, aşktan gelir.

    Dua ederken O’na kırık bir gönülle el kaldır. Çünkü Allah’ın merhamet ve ihsanı, gönlü kırık kişiye doğru uçar.

    Rahmetler saçan dua kapısını kim vurdu da ona yüzlerce baharla icabet edilmedi?

    Allah, yalvarıp yakaranlara ihsanda bulundu mu onlara ihsan ettiği şeylerle beraber, uzun da bir ömür bağışlar.

    Allah, ne alırsa onun karşılığını verir. Veliler bu sebeple O’na itiraz etmezler.

    Bağını mı yaktı? Sana bir bağ dolusu üzüm ihsan eder; yas içinde neşe verir.

    O, elsiz çolağa el verir. Gamlara maden olan kişiye neşeli, sarhoş bir gönül bağışlar.

    Allah bize yardım etmek dilerse, bize yalvarmak ve münacatta bulunmak meylini verir.

    O’nun için ağlayan göz ne mübarektir! Onun aşkıyla yanıp kavrulan yürek ne mukaddestir!

    Her ağlamanın sonu gülmektir. Sonunu gören adam mübarek bir kuldur.

    Akarsu nerdeyse orası yeşerir; nerde gözyaşı dökülürse oraya rahmet nazil olur.

    Yusuf değilsen bari Yakub ol; onun gibi matlûbuna erişmek için ağla!

    O elbiseyi elde etmek istersen cesedindeki göz çocuğunu ağlat!

    Nerede bir dert varsa deva, oraya gider; neresi alçaksa, su oraya akar.

    Bulut ağlamadıkça yeşillik nasıl güler? Çocuk ağlamadıkça süt nasıl coşar?

    Gülmeler, ağlamalarda gizlidir. Ey sâf ve temiz kişi! Defineyi yıkık yerlerde ara!

    Kardeş, duadan ayrılma! Kabul edilmiş, edilmemiş, bununla bir işin yok senin?



    Hikâye: Yılan Çalan Hırsız

    Hırsızın biri, bir yılan oynatıcının yılanını çaldı. Aptallığından onu ganimet saymaktaydı.

    Yılan da, hırsızı soktu, inleterek öldürdü. Yılancı ise, yılanın zehirlemesinden kurtulmuş oldu.

    Yılancı, o ölü adamı görüp tanıdı; “Onu benim yılanım öldürdü, canından etti.

    Hırsızı bulayım da yılanımı ondan alayım, diye dua edip duruyordum. Gönlüm, yılanımı bulmayı istiyordu.

    Allah’a şükürler olsun ki, o dua kabul edilmedi. Ben, duamın kabul edilmeyişini ziyan sandım ama, bana faydaymış” dedi.

    Nice dualar da vardır ki, helâk olmanın ve ziyanın tâ kendisidir. (Kusurlardan) münezzeh olan Allah, kereminden dolayı onları kabul etmez.


    (V/1619, III/2305, 179, 204, V/493, VI/4239, 3164, III/1872-1874, I/817-820, 1904, II/444, 1939, V/134, VI/1586, 2344, Hikâye: II/135-140)

  3. #63
    - Çevrimdışı
    Süper Aktif Üye İnci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Sanane :)
    Cinsiyet
    Kadın
    Mesaj
    3.036
    Rep Gücü
    68555
    21. EDEP


    Allah’tan edebe muvaffak olmayı dileyelim. Edebi olmayan kimse Hakk’ın lütfundan mahrumdur.

    Edebi olmayan yalnız kendine kötülük etmiş olmaz. Belki bütün dünyayı ateşe vermiş olur.

    Kederden, karanlıklardan (başına) her ne gelirse (bil ki) küstahlık ve pervâsızlıktandır.

    Bu felek, edebinden dolayı nûra gark olmuştur; melekler de edepleri sebebiyle pâk ve masum olmuşlardır.

    Güneşin tutulması, küstahlığı yüzündendir. Bir melek olan Şeytan da yine küstahlık yüzünden kapıdan sürülmüştür.

    Şeytan, (Allah’a) “beni sen azdırdın” dedi; o alçak ifrit, kendi yaptığını gizledi.

    Adem (a.s.) ise “nefsimize zulmettik” dedi; o bizim gibi Hakk’ın fiilinden gafil değildi;

    Günah işlediği halde edebe riayet ederek (suçu) Allah’a isnat etmedi, Allah’ın halkettiğini gizledi. O suçu kendine atfettiğinden ihsana nâil oldu.

    Hz. Adem, tövbe ettikten sonra Allah, “Ey Âdem! O suçu o mihnetleri, sende ben yaratmadım mı?

    O benim takdirim, benim kazam değil miydi; özür getirirken niye onu gizledin?” dedi.

    Adem (a.s.) “Korktum, edebi terk edemedim” deyince Allah, “İşte ben de onun için seni kayırdım” dedi.

    Edebden, terbiyeden kaçanlar, erliğin yüz suyunu da dökerler, erlerin yüz suyunu da.

    Ey Müslüman, edep nedir diye arar sorarsan bil ki; edep, ancak her edepsizin edepsizliğine sabır ve tahammül etmektir.


    (I/78, 79, 89, 91, 92, 1488, 1489, 1490-1493, III/4018, IV/771)

  4. #64
    - Çevrimdışı
    Süper Aktif Üye İnci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Sanane :)
    Cinsiyet
    Kadın
    Mesaj
    3.036
    Rep Gücü
    68555
    22. ERKEK VE KADIN


    Ey yiğit kişi! Erkeklerin kadınlara üstünlüğü kuvvet, kazanç ve mal-mülk bakımından değildir.

    Öyle olsaydı, aslan ve fil daha kuvvetli olduklarından dolayı insandan daha üstün, daha yüce olurdu.

    Erkeklerin kadınlardan üstün olması erkeğin, kadına nazaran daha çok işin sonunu görebilmesindendir.

    Erkek de, işin sonunu tahmin edip göremezse, bu becerisi olanlara karşı kadın gibi noksan sayılır.

    İnsan, yiğitlikte Zaloğlu Rüstem bile olsa, Hamza’dan bile cesur olsa yine de hükmetme hususunda karısının esiridir.

    Görünüşte su, ateşten üstündür ...

    Fakat ikisinin arasına bir tencere (sevgi) girdi mi ateş o suyu kaynatır, buharlaştırır, yok eder.

    Görünüşte su nasıl ateşten üstünse sen de kadından üstünsün; fakat hakikatte ona mağlupsun, onu istemektesin.

    Kadınlar, akıllı erkeklere karşı galip gelirler, fakat cahil kişiler kadınları mağlup ederler.

    Bu tür cahiller, sert ve kaba olan insanlardır.

    Bunlarda acıma, lütfetme, sevme duygusu azdır; çünkü yaratılışlarında hayvanlık duygusu üstündür.

    Sevgi ve acıma insanlık özelliğidir, hiddet ve şehvet ise hayvanlık.

    Kadın, Hak nurudur, sevgili değil; sanki yaratıcıdır (doğurgan), yaratılmış değil!


    (IV/1618-1621, I/2427, 2429-2431, Başlık, s. 195, 2434-2437)

  5. #65
    - Çevrimdışı
    Süper Aktif Üye İnci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Sanane :)
    Cinsiyet
    Kadın
    Mesaj
    3.036
    Rep Gücü
    68555
    23. ESNAF VE MÜŞTERİ


    Bir sahâbi, Peygamber’e “Ben alışverişte daima aldanıyorum.

    Bir şey satan, yahut alan kişinin hilesi sanki sihir gelip benim yolumu kesiyor” dedi.

    Peygamber (a.s.) buyurdu ki: “Alışverişte aldanmaktan korkuyorsan, alacağın şeyi üç gün muhayyer olarak al!”

    Birisi dükkâna gelir, mallara bakar; fakat bakmakla alıcı olmaz ki!..

    Bu kaça, şu kaça, diye sorar, dolaşır. Fakat vakit geçirmek, içinden de gülüp eğlenmek için.

    Usancından gelir, senden kumaş ister. Fakat ne müşteridir, ne de kumaş arar.

    Kumaşı yüz kere görür, yüz kere geri verir.

    Nerde müşterinin gelişi, alışverişi, nerde bir serserinin alayı, gönül eğleyişi?

    Cebinde bir habbe bile yoktur. Ancak gevezelik eder, yoksa nerden cüppe alacak?

    Müşteri, gevşek ve soğuk bile olsa yine de sen onu çağır. Çünkü böyle emredilmiştir.

    (Fakat) dolandırıcıdan da müşteri olmaz. Müşteri gibi görünse bile bu, hileden, düzenden ibarettir.

    Ey gönül! Parasını almak için müşteri mi istiyorsun? Allah’tan daha iyi müşteri mi var?

    Malından pis dağarcığı alır, sana kendinden ışıklanan bir gönül nuru verir.

    Hakikatle yok olan şu buz kesmiş bedeni alır, vehmimize sığmaz bir saltanat ihsan eder.

    Sevdalarla, dertlerle dolu âh’ı alır, her âh’ına karşılık yüzlerce kârlı mevki lütfeder.

    Gel de hemen şu eşi olmayan, alışverişi durmayan pazarda eskileri sat, hazır ve elde olan beyliği al!


    (III/3494-3496, VI/832-837, 843, II/2703, VI/879-881, 883, 885)

  6. #66
    - Çevrimdışı
    Süper Aktif Üye İnci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Sanane :)
    Cinsiyet
    Kadın
    Mesaj
    3.036
    Rep Gücü
    68555
    24. EVLİLİK

    Nikâh, “Lâhavle” okumaya benzer; oku, yani bir kadın nikâhla da şehvet, seni belâya düşürmesin.

    Madem ki yemeye-içmeye hırsın var, çabucak evlen; yoksa bil ki kedi gelir, yağlı kuyruğu kapar (şehvete kul olur gidersin).

    Sıçrayan eşeğin (nefsin, şehvetin) sırtına taş yükünü vur; o kaçmadan, sıçramadan önce sırtına yükü yükle!

    Eşlerin birbirine benzemesi lâzım. Ayakkabı ve mestin çiftlerine bir bak!

    Ayakkabının bir teki ayağa biraz dar gelirse ikisi de işe yaramaz.

    Kapı kanadının biri küçük, diğeri büyük olur mu? Ormandaki aslana kurdun eş olduğunu hiç gördün mü?

    Bir kadının kocasını, yahut bir kocanın karısını alıp bir yere götürsen eşi de koşa koşa mutlaka onun yanına gelir.

    Bu yapılan işleri de eserleriyle çift yarattık. Bir amelde bulundun mu mutlaka eşi de zuhur eder.

    Birisi gelip bir kadının kocasını esir ederek götürse karısı, kocasını araya araya çıkagelir.

    Nikâhta iki kişinin de birbirine denk olması lâzım. Yoksa iş bozulur, geçim kalmaz.

    Niceleri kadın alarak Kârun gibi zengin oldu; niceleri de kadın yüzünden borçlandı gitti.



    Hikâye

    Kadının biri kocasına dedi ki: “Ey adamlığı bir adımda aşan!

    Bana hiç bakmıyorsun, neden? Ne vakte dek bu horlukta kalacağım?”

    Kocası dedi ki: “Boğazına bakıyorum; çıplağım ama elim ayağım var, çalışıp çabalıyorum.

    Güzelim, ere kadının boğazına ve elbisesine bakmak farzdır. Ben ikisine de bakıyorum. Bu hususlarda eksiğin, gediğin yok.”

    Kadın, gömleğinin yerini gösterdi. Pek kaba ve kirliydi.

    Dedi ki: “Kabalığından bedenimi yiyor. Kimse kimseye bu çeşit elbise verir mi?”

    Kocası: “Ey kadın” dedi, “sana bir sorum var. Ben yoksul bir adamım, elimden ancak bu geliyor.

    Doğru, bu çok kaba, çok çirkin, fakat ey düşünceli kadın, bir düşün!

    Bu mu daha kötü, yoksa boşanmak mı? Bu mu sana daha kötü geliyor, yoksa ayrılık mı?”

    Ey kınayıp duran kişi! Belâ, yoksulluk, eziyet ve minnet de böyledir işte.

    Şüphe yok ki hevâ ve hevesi terk etmek acıdır, ama Allah’tan uzak olma acılığından elbette daha iyidir.


    (V/1375-1377, I/2309-2311, III/2873-2875, IV/197, VI/3689, Hikâye: VI/1758-1768)

  7. #67
    - Çevrimdışı
    Süper Aktif Üye İnci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Sanane :)
    Cinsiyet
    Kadın
    Mesaj
    3.036
    Rep Gücü
    68555
    26. GÖNÜL


    Gözünün nurunun nuru, gönül nurudur. Göz nuru, gönüllerin nurundan meydana gelir.

    Gönül nurunun nuru da, akıl ve duygu nurundan olmayan, onlardan ayrı bulunan Hak nurudur.

    Gönül aynası saf ve pak bir hale gelince (onda) sudan, topraktan hariç suretler görürsün.

    Nakşı da müşahede edersin, nakkaşı da; devlet yaygısını da, onu döşeyeni de.

    Senin aynan niçin sır vermiyor biliyor musun? Üzerindeki pas duruyor da ondan.

    Demir cilâlanır, yüzünü güzelleştirir; bu şekilde sûretler onda görülebilir.

    O gönül güzelliği, baki güzelliktir. O güzellik devleti, âb-ı hayata sâkidir.

    Gönül olmasa ten, konuşmayı ne bilir? Gönül aramasa ten araştırmadan ne anlar?

    Ey dostlar! Gönül, eminliktir, huzur yeridir. Pınar ve gül bahçeleri içinde gül bahçeleri vardır.

    Mala, mevkiye âşık olan gönül, ya bu toprağa zebundur, ya kara suya!

    Bağlar, bahçeler, yeşillikler gönüldedir... Dışarıdakiyse akarsuya vuran akislere benzer.

    Topraktan yaratılan beden kabadır, karadır; ama cilâ kabul eder, onu cilâla!

    Topraktan biten güller, mahvolur gider. Gönülden biten güller ise kalıcıdır ve ne hoştur!


    (I/1126, 1127, II/72, 73, I/34, IV/2472, II/716, 837, III/0515, 2267, IV/1363, 2473, VI/4650)

  8. #68
    - Çevrimdışı
    Süper Aktif Üye İnci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Sanane :)
    Cinsiyet
    Kadın
    Mesaj
    3.036
    Rep Gücü
    68555
    27. GÖNÜL EHLİ


    Gönül ehlinin ilimleri, kendilerini taşır. Ten ehlinin ilimleriyse kendilerine yüktür.

    Gönüllerini cilâlamış olanlar; renkten, kokudan kurtulmuşlardır. Her nefeste zahmetsizce bir güzellik görürler.

    Onlar, ilmin kabuğundaki nakşı bırakmışlar, ayne’l-yakîn bayrağını kaldırmışlardır.

    Lütuf ve merhamet sahibi olan Hakk’ın kulları, işleri düzeltmekte (ve yoluna koymakta) O’nun huyuna sahiptirler.

    Onlar şiddet zamanı, sıkıntı vakti, mahlûkata acırlar; rüşvet almaksızın yardımda bulunurlar.

    Herkes, gönlünün aydınlığı ve cilâsı nispetinde gaybı idrâk eder.

    Kim, gönlünü daha fazla cilâladıysa daha ziyâde görür. Ona daha fazla sûretler görünür!

    Gönlü uyanık olanın, baş gözü uyusa bile gönlünde yüzlerce göz açılır.

    Gönül sahibi, altı yüzlü aynadır; Allah altı cihette o aynadan nazar eder durur.

    Yüce Allah: “Ben yere, göğe; hatta arşa bile sığmam. Ey aziz, bundan emin ol!

    Fakat şaşılacak şeydir ki, inanan kişinin kalbine sığarım. Beni ararsan inanan gönüllerde ara” buyurdu.

    Müminin kalbi, adalet sahibi olan ve kendisinden yardım dilenen Hakk’ın elindedir, O’nun iki parmağı arasındadır.

    Yüce Allah, “Biz gönle bakarız, su ve topraktan ibaret olan sûrete değil” buyuruyor.


    (I/3446, 3492, 3493, III/2222, 2230, IV/2909, 2910, III/1223, V/0874, I/2654, 2655, III/4259, 2244)

  9. #69
    - Çevrimdışı
    Süper Aktif Üye İnci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Sanane :)
    Cinsiyet
    Kadın
    Mesaj
    3.036
    Rep Gücü
    68555
    28. HAKK’I VE HAKİKATİ ARAMA


    Susuzlar âlemde su ararlar, fakat su da cihanda susuzları arar durur.

    Bu yolda uğraş, çabala; son nefese kadar bir an bile boş durma!

    Olabilir ki son nefeste bir dem inâyete erişirsin. O inâyet de seni sırdaş eder.

    Topal olsan, sakat olsan bile, uyuklar gibi, hattâ edepsizcesine de olsa ona doğru kımıldan, onu ara!

    Hor musun, zayıf mı? Buna bakma da ey kadri yüce kişi, himmetine, gayretine bak!

    Dudak kuruluğu, suyu haber verir. Bu eziyet, bu susuzluk, muhakkak suya ulaşacağına delâlet eder.

    İbret almayı, uyanmayı, Allah’tan dile; kitaptan, sözden, harften, dudaktan değil!

    Hac zamanı gelince Kâbe’yi ziyaret etmeye niyetlen. Oraya vardın mı Mekke’yi de görürsün.

    Miraç’tan maksat dostu görmekti. Bu arada Arş da görüldü, melekler de.

    Âşıklar muratsız kaldılar da Allah’tan haber aldılar.

    Bu aramak yok mu, kutlu bir iştir. Hak yolundaki bu istek, engelleri kaldırır.

    Bu istek, dileklerinin anahtarıdır. Bu istek, senin ordundur, bayraklarının yardımcısıdır.

    Oğul, kimi (Hakk’ı) arayıcı görürsen ona dost ol, önünde baş eğ!


    (I/1740, 1822, 1823, III/980, 1438, 1441, 3271, II/2225, 2226, III/4466, 1442, 1443, 1446)

  10. #70
    - Çevrimdışı
    Süper Aktif Üye İnci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Sanane :)
    Cinsiyet
    Kadın
    Mesaj
    3.036
    Rep Gücü
    68555
    29. HALİFELER VE SAHABE


    Hz. Muhammed’in gözü Ebubekir’e değince o bir tasdik yüzünden “Sıddîk” olmuştur.

    Ebubekir de, tevfike mazhar oldu da öyle bir padişahın musâhibi oldu, öyle bir padişahı candan tasdik etti.

    Mustafa (a.s.), bunun için şöyle dedi: “Ey sırları arayan! Diri olan bir ölü görmek istersen (…),

    Tertemiz Ebubekir’i gör ki o, doğruluğu yüzünden mahşere varmış, haşrolmuş kişilerin ulusudur.

    Bu âlemde Ebubekir Sıddık’a bak da haşri daha iyi tasdik et!”

    Bu âlemde Ömer’in adı puta tapandı halbuki, ta “Elest” te onun ismi “Mümin”di

    Ömer’in peygambere kastediş suçu, onu tâ kabul kapısına kadar çekip götürmedi mi?

    Ömer o maşuka âşık oldu da gönül gibi, hakla batılı ayırt etti.

    Hz. Osman, o apaçık görüşün tâ kendisi olunca feyizli bir nura kavuştu; Zinnûreyn oldu.

    Ey Aliyyü’l-Mürtezâ, ey kötü kazâ ve kaderden sonra güzel kazâ ve kader, sırrı aç;

    Madem ki sen ilim şehrine kapısın, madem ki sen bilim güneşine şûlesin;

    Ey rahmet kapısı, ey eşi, benzeri olmayan Hak dergâhı, ebede kadar açık kal!

    Peygamber “Sahabem, yıldızlar gibi yola gidenlere ışık, şeytanlara ise taştır;

    (…) onlar benimle ve benim huyumla doludur” buyurdu.



    (I/2688, II/0922, VI/742, 748, 749, I/1241, 3832, II/923, 924, I/3757, 3763, 3765, 3656, V/67)

7. Sayfa, Toplam 12 BirinciBirinci ... 56789 ... SonSon

Benzer Konular

  1. Prn degil MESNEVI
    mopsy Tarafından Tasavvuf Foruma
    Yorum: 71
    Son mesaj: 18-10-2012, 10:01 PM
  2. Mesnevi'nin İlk 18 Beyiti
    mopsy Tarafından Tasavvuf Foruma
    Yorum: 12
    Son mesaj: 16-10-2011, 11:32 PM
  3. Mesnevi'den Erotik Hikayeler
    Kadim Tarafından Kitap Foruma
    Yorum: 7
    Son mesaj: 05-10-2009, 07:13 PM
  4. Mesnevi 20 dile çevrilecek
    SAHARAY Tarafından Felsefe Forum'u Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 05-10-2008, 08:06 PM
  5. Mesnevi
    KANUNİ Tarafından Tasavvuf Foruma
    Yorum: 59
    Son mesaj: 19-01-2008, 12:45 AM
Yukarı Çık