6. Sayfa, Toplam 12 BirinciBirinci ... 45678 ... SonSon
Gösterilen sonuçlar: 51 ile 60 Toplam: 115
  1. #51
    Süper Aktif Üye İnci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Sanane :)
    Cinsiyet
    Kadın
    Mesaj
    3.036
    Rep Gücü
    68555
    9. BAKMAK VE GÖRMEK


    Bütün güzel, hoş ve yaraşan şeyler, gören göz için yapılır.

    Kulak sadece vasıtadır, vuslata erense göz. Göz hâl sahibidir, kulaksa dedikodu.

    Gözün bir an içinde gördüğünü, dil yıllarca söylese anlatamaz;

    Kulak, anlayışın bir anda gördüğünü, anladığını yıllarca dinlese bitiremez.

    Acı tatlı, bu gözle görünmez. Basiret ehli onları, âkıbet penceresinden görmeyi bilir.

    Âhiri gören göz, doğruyu görebilir; ahırı gören gözse gururdan, körlükten ibârettir.

    Can yolu, mutlaka cismi viran eder, onu yıktıktan sonra da tekrar yapar.

    Bu beş duyudan başka beş duygu daha vardır ki, o duygular kırmızı altın gibidir, bunlar ise bakır gibi.

    Allah, duygu gözüne kör dedi, putperest dedi, bizim zıddımız dedi.

    Çünkü o, köpüğü gördü de denizi görmedi. Bu ânı gördü de yarını göremedi.

    İnsan, duyulardan çıkmadı mı gayb âlemine tamamıyla yabancıdır.

    Hele gönül gözü yok mu? O, bu göze nispetle yetmiş kat azizdir, yetmiş derece kuvvetlidir... Bu iki duyu gözü, onun nimetiyle geçinmededir.

    O bakış nura mensuptur; bu bakış, nâra... Ateş, nura karşı adamakıllı kara görünür!

    Baş gözü, daima bedeni görür; can gözüyse, hünerli canı.

    Göz sağlam oldu mu aslı görür. Fakat insan şaşı olursa aslı değil de fer’i görür ancak.

    Bir bakış vardır, iki fersahlık yolu görür; bir bakış vardır iki âlemi de görür, padişahın yüzünü de.

    Bir hayret lâzım ki düşünceleri silip süpürsün. Hayret, fikirleri de yok eder, zikirleri de.

    Aklı, zekâyı sat da hayranlığı satın al. Akıl ve zekâ, zandır; hayranlıksa bakış, görüş!

    Şu halde sen, hemen öylece hayran ol yalnız! Hayran ol ki önden arkadan Hakk’ın yardımı gelsin...


    (I/2383, 858, III/1994, 1995, I/2582, 2583, 306, II/49, 1608, 1609, III/1028, IV/0338, 597, VI/0654, V/1709, VI/1465, III/1116, IV/1407, 3751)

  2. #52
    Süper Aktif Üye İnci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Sanane :)
    Cinsiyet
    Kadın
    Mesaj
    3.036
    Rep Gücü
    68555
    10. BELÂ VE HASTALIK


    Dert ve sıkıntıya düşmek, Allah’ı gizlice çağırmana sebep olduğundan bütün dünya malından üstündür.

    Dertsiz dua soğuktur; bir işe yaramaz. Dertli dua ve yalvarma, gönülden, aşktan gelir.

    Ne güzel, ne mübarektir bu ağrı, sızı. Ne mutlu, ne kutludur bu hastalık, ateş, dert ve gece uykusuzluğu!

    (Yüce Allah) sırt ağrısını ihsan etti de her gece yarısı beni uykudan uyandırdı.

    Bütün gece manda gibi uyumayayım (da Allah’ı anayım, O’na dualarda bulunayım) diye Hak lütfetti, bana dertler, ağrılar bağışladı.

    Kardeş! Karanlık yere, soğuğa, derde, kırıklığa ve hastalığa sabretmek,

    Âb-ı hayat kaynağı ve sarhoşluk kadehidir. Çünkü yücelikler, hep aşağılıklarda gizlidir.

    Gamdan neşelen, ondan başka bir şeyden neşelenme, sevinme. Dert ve gam bahardır, başka şeyler kış!

    Kul, dertten, kederden Allah’a sızlanır, yalvarır; uğradığı zahmetlerden dolayı Allah’a yüzlerce şikayetlerde bulunur;

    Allah da buyurur ki; “Gördün ya nihayet dert ve zahmet seni bana yalvarır bir hale getirdi, sana doğru yolu gösterdi.”

    Hakikatte her düşman, senin ilâcındır, sana kimyadır; seni faydalandırır, gönlünü alır senin!

    Mü’minin canı da zahmet ve meşakkatlerle gelişir, kuvvetleşir.

    Peygamber “bil ki karanlıkta yıldızlar nasıl yol gösterirse, dostlara da elemler, sıkıntılar denizinde öyle yol gösterirler” buyurmuştur.


    (III/203, 204, II/2256, 2258, 2259, 2262, 2263, III/0507, IV/91, 92, 94, 99, VI/1595)

  3. #53
    Süper Aktif Üye İnci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Sanane :)
    Cinsiyet
    Kadın
    Mesaj
    3.036
    Rep Gücü
    68555
    11. BENLİKTEN GEÇMEK VE TESLİMİYET


    (Allah’ın) varlığına karşı yok olmak gerektir; O’nun huzurunda varlık nedir? Kör ve yaslı bir hiç.

    Yok olmanın yolu bambaşkadır; zira kendinde olmak da başka bir günahtır.

    Gündüz gibi şûlelenip parlamayı diliyorsan geceye benzeyen varlığını yak!

    Varlık, yoklukta görülebilir. Zenginler, yoksula cömertlik edebilir.

    Noksanlar, kemal vasfının aynasıdır. O horluk, yücelik ve ululuğa aynadır.

    Kötülerin kötülüklerine acıyın. Benliğin, kendini görüp beğenmenin etrafında dolaşmayın.

    Gözünde bir tek kıl olsa hayâlinde inci, yeşim taşı gibi görünür.

    Hayâlinden tamamıyla geçersen o vakit yeşim taşını, inciden ayırt edebilirsin.

    İnsan yokluk gülistanında kendinden geçer. O âlemdeki sarhoşluk, Hakk’ın lütfunun büyük kadehindendir.

    Allah’ın sanat yurdu da yokluktandır, hazinesi de. Sen, varlığa aldanmış kalmışsın; yokluk nedir, ne bileceksin?

    Nefsi aşağılama gölgesi, yatılacak güzel bir yerdir. O, temizliğe ulaşmaya istidadı olana hoş bir uyku yeridir.

    Bu gölgeyi bırakır da benlik tarafına gidersen, çabucak âsi olur azarsın, yolunu kaybedip gidersin.

    Ben, varlığını o ihsan ve cömertlik sahibinden başkasına satmayana kul, köle olurum.

    Bir adam, yokluğa erişir, kendisine yokluğu ziynet edinirse, o adamın, Muhammed (a.s.) gibi gölgesi olmaz.

    Çünkü varlık, insanı adamakıllı sarhoş eder; aklını başından, utancını da gönlünden alır götürür.

    Yok olmadıkça hiç kimsenin huzûra varmasına yol yoktur.

    Yıldızlarımız gizlenmedikçe, bil ki can güneşi de gizlidir.

    Topuzu kendine vur da benliğini darmadağın et! Çünkü bu ten gözü, kulağa tıkanmış pamuğa benzer.

    Beşeriyet vasıflarından ölürsen hakikat sırları denizi, seni başının üstünde taşır.

    Kendini, kendi vasıflarından arıt ki, asıl kendi sâf, pâk zatını göresin.

    Allah’ı candan gönülden istiyorsan varlıktan yokluğa dön!

    Kendisini kâmil sanan kişi, ululuk sahibi Allah’ın yolunda uçamaz.

    Kendinden geçmeye çalış da hemencecik kendini bul; doğrusunu Allah, daha iyi bilir.

    Allah’tan başka her şey fânidir. Mademki onun zatında fâni değilsin, varlık arama!

    Âfetsiz, felâketsiz hiçbir köşe yoktur. Allah’ın halvet yerinden başka hiçbir yerde dinlenmek, rahata kavuşmak mümkün değildir.

    Oğul kılıcı bırak da can siperini ele al! Bu padişahtan, ancak başsız olan başını kurtarır.

    Sen yerden-yurttan, alımdan-satımdan geri durdun mu O, mekân âleminde de seninle beraberdir, Lâmekân âleminde de.

    Allah, mülk ve saltanat sahibidir. Kendisine baş eğene, bu topraktan yaratılan dünya şöyle dursun, yüzlerce mülk, yüzlerce saltanat ihsan eder.

    İki deme, iki bilme, iki çağırma. Kulu, efendisinde yok olmuş bil!


    (I/518, 2200, 3010, 3202, 3210, 3416, II/109, 110, III/2942, 4516, IV/3346, 3347, V/490, 672, 1920, VI/0232, 731, 732, I/1843, 3460, II/0688, I/3213, IV/3218, I/3052, II/0591, 3170, III/0346, VI/0664, 3215)

  4. #54
    Süper Aktif Üye İnci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Sanane :)
    Cinsiyet
    Kadın
    Mesaj
    3.036
    Rep Gücü
    68555
    12. BİLGİ VE İNSANIN HAKİKATİ


    Toprağa mensup insan Hak’tan ilim öğrenmiş ve o bilgi ile yedinci kat göğe kadar bütün âlemi aydınlatmıştır.

    Bilgi, Süleyman mülkünün hâtemidir; bütün âlem cesettir, ilim candır.

    Soru da bilgiden doğar, cevap da; diken de toprakla sudan biter, gül de.

    Sapıklık da bilgiden olur, doğru yolu buluş da; acı da rutubetten hâsıl olur, tatlı da.

    (Sahibini) gönül ehli yapan ilim, insana fayda verir. Yalnız tene tesir eden, insana mal olmayan ilim, yükten ibarettir.

    Hevâ ve heves uğrunda o bilgi yükünü taşıma ki, kendi içindeki ilim ambarını göresin.

    Bu doğru, şu yanlış; bunları biliyorsun da kendin eğri misin, doğru musun? (Ona) bir bak!

    Bütün bilimlerin özü şudur: “Mahşer günü ben kimim, ne hale geleceğim?” sorusunu bilebilmek.

    Din usûlünü öğrenmişsin, bilmişsin; ama bir de kendi mayana bak, onu tanı!

    Kitaptan maksat içindeki bilgilerdir; ama dilersen sen onu yastık yapıp başının altına da koyabilirsin.

    Bu, kılıcı çivi yerine kullanıp, zafer yerine mağlubiyeti kabul etmek, demektir.

    Bazı âlimler, bilgilerin yüz binlerce türünü bilir de kendisini bilmez.

    Nice âlimler vardır ki hakiki ilimden, hakiki irfandan nasipleri yoktur. Bu tür âlim ilim hâfızıdır, ama ilim sevgilisi değil.

    Ey emin kişi, bilgide ne kadar ileri gidersen git onunla gaybı gören gözlerin açılmaz.

    Kendine, aşkı ve bakışı öğret! (İşte) bu bilgi, taşa kazılan nakış gibidir.

    Tutulmadan, kekelemeden yüzlerce kitap okusan, Allah takdir etmediyse aklında hiçbir şey kalmaz.

    Fakat Allah’a lâyıkıyla kulluk edersen bir kitap bile okumadan, yeninden-yakandan duyulmadık bilgiler bulursun.

    Bilgili adamın uykusu ibadetten üstündür. Hele insanı gafletten uyandıran bilgi olursa…

    Bilgi, uçsuz, bucaksız ve kıyısız bir denizdir. Onu dileyense, denizlerde dalgıçlık edene benzer.

    Bilgi isteyen kişinin ömrü, binlerce yıl olsa dahi yine araştırmaktan vazgeçmez; bir türlü doymaz.

    Bilgi, Mü’minin kayıp malıdır; bu sebeple Mü’min kendi yitiğini bilir, anlar.

    Topraktan biten güller yok olur gider; gönülde biten güller ise devamlıdır.(…)

    Bizim öğrendiğimiz bu tatlı bilgiler, bil ki o gül bahçesinden bir-iki, bilemedin üç demetten ibarettir.

    Gül bahçesinin kapısını kendimize kapatmışızdır da, onun için bu iki üç demete tutulup, kalmışız.

    Yazıklar olsun ki, böyle bir bahçenin anahtarları ekmek-boğaz yüzünden elimizden düşüp gidiyor.


    (I/1012, 1030, IV/3009, 3010, I/3447, 3451, III/2651, 2654, 2655, 2989, 2991, 2648, 3038, VI/261, 3194, 1931, 1932, 3878, 3881, 3882, 4507, 4650-4653)

  5. #55
    Süper Aktif Üye İnci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Sanane :)
    Cinsiyet
    Kadın
    Mesaj
    3.036
    Rep Gücü
    68555
    13. BİRLİK VE BERABERLİK


    Topluluktan bir an bile ayrılmak iyi bil ki şeytanın hilesinden ibarettir.

    Sen dost ol da sayısız dost gör; fakat dost olmazsan dostsuz, yardımsız kala kalırsın.

    Şeytan kurttur, sen de Yusuf’a benzersin. Ey temiz er, sakın Yakub’un eteğini bırakma!

    Sürüden bir kuzu, yalnız başına bir yol tutup ayrıldı mı çoğu zaman bir kurt onu kapar, yer.

    Sünneti ve topluluğu bırakan kişi, yırtıcı hayvanlarla dopdolu olan böyle bir yerde kendi kanını dökmez de ne yapar?

    Sünnet yoldur, topluluk da yoldaşa benzer. Yolsuz, yoldaşsız oldun mu bu daracık yerde helâk oldun gitti!

    Din yolu, her âdi tabiatlının gideceği yol değildir. Bu yüzden de tehlikelerle doludur.

    Kervandan ayrılıp yalnız yol almaya kalkışan eşeğe o yol, yüz kere daha uzar, o derece yorulur.

    Duvarların yardımı olmasa evler, ambarlar nereden meydana gelirdi?

    Her duvar, birbirinden ayrı olsa tavan, havada nasıl olur da direksiz, dayaksız durur?

    Allah, her cinsi eş yaratmıştır. Sonuçlar da topluluktan meydana gelmiştir.

    Sözün özü şudur: Topluluğa dost ol; (eğer bulamıyorsan) put yapan gibi taştan bile olsa, kendine bir arkadaş bul!

    Çünkü kervan halkının çokluğu, yol kesenlerin belini kırar, mızraklarını köreltir.

    Şeytan, birisini kerem sahiplerinden ayırırsa onu kimsiz, kimsesiz bir hale kor; o halde de bulunca başını yer, mahvedip gider.


    (II/2166, VI/498-502, 508, 514, 519, 520, 523, II/2150, 2151, 2165)

  6. #56
    Süper Aktif Üye İnci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Sanane :)
    Cinsiyet
    Kadın
    Mesaj
    3.036
    Rep Gücü
    68555
    14. CİNSLERİN BİRBİRİNİ ÇEKMESİ


    Cinsiyetin acayip bir çekiciliği vardır... Nerede bir şeyi arayan varsa onu aratan ve çeken, aynı cinsten biridir.

    İsa ve İdris (a.s.), meleklerle aynı cinstendiler; onun için gökyüzüne çıktılar.

    Kâfirler ise, şeytanlarla aynı cinsten oldukları için ruhları, onların talebesi olmuştur.

    Peygamberlerin cinsinden olan ruhlar, gölgeler gibi çekile çekile onların yanlarına giderler.

    Haman’a meylin varsa Haman’dansın; Musa’ya meylin varsa Sübhan’dan!

    Şunu bil ki güzel, güzeli cezbeder. “Temizler, temizler içindir” âyetini oku!

    Âlemde her şey, bir şeyi cezbeder. Sıcak sıcağı çeker, soğuk soğuğu.

    Aslı olmayan, aslı olmayanları çekmektedir; bâkiler de bâkilerden sarhoş olmakta.

    Cehennem ehli olanlar, cehennem ehli olanları cezbeder. Nûra mensup olanlar, ancak nûra mensup olanları ister.

    Koku satanların tablalarına bak. Her cinsi, kendi cinsinin yanına koyarlar.

    Cinsleri kendi cinsleriyle karıştırır; bu uygunluktan bir güzellik, bir süs meydana getirirler.

    İki kişi birbiriyle bağdaşıp uzlaştı mı, hiç şüphe yok, aralarında birleştikleri bir şey vardır.

    Kuş (bile) ancak kendi cinsinden olan kuşlarla uçar. (Hâsılı) kendi cinsinden olmayanla sohbet etmek âdeta mezara girmektir.


    (IV/2671, 2672, 2674, 2702, 2717, II/81-84, 280, 281, 2101, 2102)

  7. #57
    Süper Aktif Üye İnci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Sanane :)
    Cinsiyet
    Kadın
    Mesaj
    3.036
    Rep Gücü
    68555
    15. CÖMERTLİK VE BAĞIŞ


    Peygamber (a.s.) buyurmuştur ki: “Öğüt vermek üzere iki melek hoş bir sûrette şöyle nidâ ederler:

    “Yarabbi, muhtaçlara ihtiyaçları olan şeyi verenleri doyur; verdikleri her dirheme karşılık yüz bin mükâfat ver!

    Yarabbi, malını esirgeyenlere de ziyan içinde ziyandan başka bir şey verme!”

    Allah uğruna ekmek verirsen sana ekmek verirler; Allah uğruna can verirsen sana da can bağışlarlar.

    Dağıtmaktan dolayı elinde mal kalmazsa Hakk’ın inayeti, seni hiç ayaklar altında çiğnetir mi?

    Her ekin ekenin ambarı boşalır, ama tarlasında daha iyisi olur.

    Fakat tohumu ambara kor, biriktirirse zaman geçtikçe bitler, fareler o tohumu yiyip bitirir.

    Eğer inciler saçarsan incilerin yüz kat fazlalaşır...

    Malını dağıtıp bağışlayan kişinin gönlüne o mal yerine yüzlerce dirilik gelir.

    Allah tarlasına temiz tohumlar ekilsin de sonunda mahsul vermesin! Bunun imkânı yok.

    (Yeri geldiğinde) düşmana bile bağış yapman iyidir. Çünkü ihsanla düşman bile dost olur.

    Dost olmasa bile (hiç değilse) kini azalır. Zira ihsanda bulunmak, kine merhem olur.

    Belâyı def etmenin çaresi, sitem etmek değildir. Bunun çaresi bağıştır, aftır, cömertliktir.

    Peygamber “Sadaka belâyı def eder.” buyurdu. Ey yiğit kişi! Hastalığını sadakayla tedavi et!



    (I/2223-2225, 2236, 2238-2240, IV/561, 1758, 1759, II/2147, 2148, VI/2590, 2591)

  8. #58
    Süper Aktif Üye İnci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Sanane :)
    Cinsiyet
    Kadın
    Mesaj
    3.036
    Rep Gücü
    68555
    16. ÇALIŞMA VE TEVEKKÜL


    Tevekkül (insana) rehberdir, ama sebebe (sarılmak) da Peygamber’in sünnetidir.

    Peygamber yüksek sesle “Tevekkülle beraber devenin ayağını bağla” buyurdu.

    “Kazanan Allah’ın sevgilisidir” işaretini dinle; tevekkülden dolayı “Teşebbüs hususunda tembel olma!” dedi.

    Tevekkül ediyorsan çalışmak hususunda tevekkül et; kazan da sonra Allah’a dayan!

    Çalışıp çabalamak kaderle cedelleşmek değildir; çünkü bunu da bize kader yükledi.

    Padişah dedi ki: “İnsanın elde ettiği şey, zararsa çalışmamasından ileri gelmiştir, kârsa çalışıp çabalamasından.”

    Halbuki takdir haktır; ama, kulun çalışması da hak. Kendine gel de koca şeytan gibi kör olma!

    Peygamber de, rızık için “Kapısı bağlıdır, kapısında da kilit var” buyurmuştur.

    O kilidin anahtarı bizim hareketimiz, gelip gitmemiz ve kazancımızdır.

    (Şunu da bil ki) nur ve kemâli artıran lokma helâl kazançtan elde edilen lokmadır.

    Birisi bir define buluverir, (başkası) ben de define istiyorum, dükkanla, alış-verişle ne işim var? der.

    Baht işi bu. Bedende kudret oldukça çalışıp kazanmak gerek.

    Çalışıp kazanmak define bulmağa mani değil ya! Sen işten kalma da nasibinde varsa definede arkandan gelsin.


    (I/0912-914, 947, 976, VI/403, 407, V/2385, 2386, I/1642, II/733-735)

  9. #59
    Süper Aktif Üye İnci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Sanane :)
    Cinsiyet
    Kadın
    Mesaj
    3.036
    Rep Gücü
    68555
    17. ÇOCUK VE EĞİTİMİ



    Çocuk, oyunla akıllanır; oynaya oynaya aklı başına gelir onun...

    Çocuk, babası lütfedecek, kendisine kuş alacak ümidiyle, fakat hakikatte hüner sahibi olmak için mektebe gider.

    Çocukları okula zorla gönderirsin. Çünkü onların gözleri henüz görmez, okulun faydalarını anlayamazlar;

    Ama okulun, okumanın yararlarını anladılar mı koşa koşa giderler, içleri açılır, neşe duyarlar.

    Çocukların okula istemeye istemeye gitmelerinin sebebi, çalışmalarına karşılık henüz hiçbir şey görmemiş, almamış olmalarıdır.

    Fakat (öğrendiklerinin karşılığı olarak) ceplerine birkaç kuruş para konuldu mu, sevinçlerinden geceyi hırsızlar gibi uykusuz geçirirler.

    Ne kötü öğrencidir o ki, hocasıyla cedelleşir, onunla kendisini bir görür.

    Birisinin sözü güzelse dinleyicidendir. Öğretmenin heyecanı ve işe iyi sarılması, öğrencinin tesiriyledir.

    Baba, oğlunu dövse ve oğlu ölse kan diyetini vermesi lâzımdır.

    Çünkü onu kendi işi için dövmüştür; oğlunun babaya hizmeti vaciptir

    Fakat çocuğu öğretmeni dövse de çocuk bu dayaktan ölse korkma, öğretmene bir şey olmaz.

    Çünkü öğretmen, Allah’ın vekilidir, emin bir kişidir; her emin kişi hakkında da emir böyledir.

    Öğrencinin öğretmene hizmeti farz değildir; bu yüzden de üstad ona kendi nefsi için bir ceza vermez.

    Baba dövdüğü zaman kendi hizmeti için döver, bundan dolayı kan parasından kurtulamaz.


    (VI/2255, I/2792, III/4585-4588, II/1578, VI/1656, 1516-1521)

  10. #60
    Süper Aktif Üye İnci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Sanane :)
    Cinsiyet
    Kadın
    Mesaj
    3.036
    Rep Gücü
    68555
    18. DİNLEMEK VE KONUŞMAK


    Dinle bu ney’i, nasıl anlatıyor. Ayrılıklardan nasıl şikâyet ediyor:

    Söz söylemek için önce dinlemek gerekir...

    Bu söz, can memesindeki süttür. Emen olmadıkça güzel akmaz.

    Dinleyen susuz ve arayıcı olursa vaaz eden ölü bile olsa söyler.

    Kulakta, gözde Hakk’ın mührü var, işitemiyor; yoksa örtülerin arkasında nice suretler, nice sesler var!

    Kulak, gerçeği anlayabilirse, göz kesilir. Yoksa söz kulakta kalır, gönle kadar inemez.

    Şu baş kulağını alaya, yalana, dolana kapat da apaydın can şehrini bir gör!

    Bir müddet dudaksız, kulaksız ol da sonra dudak gibi tatlı şeylere eş ol!

    Şeker gibi söz söylemek istersen sabret, haris olma!..

    Basiretli kişinin önünde susmak, sana fayda verir “Kur’ân okunurken susun, dinleyin” emri, bu yüzden gelmiştir.

    Söz söylemede yücelik aramayın! Dinlemek, söylemekten yeğdir.

    İnsan, kulağıyla gelişir; duya duya canlanır. Hayvansa boğazıyla, yemekle-içmekle gelişir.

    Kulağın varsa kendi kulağınla dinle, duy! Niçin sersemlerin kulağına kapılıyorsun?

    Ey dil, sen de hem bitmez tükenmez bir hazinesin; hem dermanı olmayan bir dertsin!

    Bu dil çakmak taşıyla, çakmak demiri gibidir. Dilden çıkansa ateşe benzer.

    Bir söz bir âlemi yıkar, ölmüş tilkileri aslan eder.

    Bil ki ağızdan bir kere çıkan söz, yaydan fırlayan ok gibidir.

    Oğul, o ok, gittiği yerden dönmez; seli baştan bağlamak gerek.

    Sûkut denizdir, söylemek ırmağa benzer. Deniz seni aramakta iken, sen ırmağı arama!

    Gönüldeki söz, gönlü özleştirir, geliştirir. Susmakla can, yüzlerce gelişmeye nâil olur.

    Söz dile geldi mi öz harcanır gider. Az harca da güzelim öz, elde kalsın.

    Az söyleyen adamda derin bir düşünce vardır. Kabuğa benzeyen söz arttı mı, iç yok olur.

    Güzelim, sonunda değil mi ki çenemiz bağlanacak, çenemi az oynatmamız daha doğru.


    (I/1, 1627, 2378, 2379, II/679, 862, III/101, V/2148, I/1600, IV/2072, 3316, VI/291, 3343, I/1702, 1593, 1597, 1658, 1659, IV/2062, V/1175-1177, VI/0445)

6. Sayfa, Toplam 12 BirinciBirinci ... 45678 ... SonSon

Benzer Konular

  1. Prn degil MESNEVI
    mopsy Tarafından Tasavvuf Foruma
    Yorum: 71
    Son mesaj: 18-10-2012, 10:01 PM
  2. Mesnevi'nin İlk 18 Beyiti
    mopsy Tarafından Tasavvuf Foruma
    Yorum: 12
    Son mesaj: 16-10-2011, 11:32 PM
  3. Mesnevi'den Erotik Hikayeler
    Kadim Tarafından Kitap Foruma
    Yorum: 7
    Son mesaj: 05-10-2009, 07:13 PM
  4. Mesnevi 20 dile çevrilecek
    SAHARAY Tarafından Felsefe Forum'u Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 05-10-2008, 08:06 PM
  5. Mesnevi
    KANUNİ Tarafından Tasavvuf Foruma
    Yorum: 59
    Son mesaj: 19-01-2008, 12:45 AM
Yukarı Çık