12. Sayfa, Toplam 12 BirinciBirinci ... 2101112
Gösterilen sonuçlar: 111 ile 115 Toplam: 115
  1. #111
    Süper Aktif Üye İnci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Sanane :)
    Cinsiyet
    Kadın
    Mesaj
    3.036
    Rep Gücü
    68555
    70. YARDIMI ALLAH’TAN İSTEMEK

    Zenginliği defineden, hazineden, maldan-mülkten değil Allah’tan dile; yardımı amcadan, dayıdan değil, Allah’tan iste.

    Çünkü sonunda bütün bunları bırakıp gideceksin. Kendine gel de o zaman kimi çağıracak, kimden imdat isteyeceksin bir düşün!

    Aslanlar gibi avını kendin avla! Yabancıya da yüzsuyu dökme, akrabaya da.

    Başkasının arazisine ev yapma; kendi işini gör, yabancının işini değil!

    Başının üstünde bir sepet dolusu ekmek olduğu halde hâlâ şuraya-buraya koşup duruyor, ekmek istiyorsun.

    Dizine kadar dereye girmişsin de kendinde değilsin; ondan-bundan su isteyip duruyorsun!

    Peygamber (a.s.): “Allah’tan Cenneti istiyorsan kimseden bir şey isteme.

    Kimseden bir şey istemezsen ben kefilim, cennete de girersin; Allah’a da ulaşırsın” buyurmuştur.

    (Başkasına) yalvarmayı düşünme; artık o merhamet ve adalet sahibi padişahtan başkasına yalvarma!

    Allah’ı düşün, onun huylarıyla huylan da emanetlerin zâyi olmaktan da emin olsun, eksilmekten de!



    Hikâye: Borçlu bir adamın, cömert bir muhtesibin yardımını umarak onun yanına gitmesi

    O garip, muhtesibin evine varınca onun öldüğünü söylediler.

    Bu acı haberi duyan garip ağlamaya, sızlamaya başladı; sanki kendisi de muhtesibin ardından can veriyordu.

    Aklı başına gelince düşündü ve dedi ki: “Yarabbi, suçluyum, halka ümit bağladım.

    Muhtesip çok cömertti, ama cömertlikte hiç de senin eşin olamaz.

    O külâh bağışlar, sen, akılla dolu baş verirsin. O kaftan verir, sen boy-pos ihsan edersin.

    O altın verir bana, sen altın sayan el verirsin. O katır verir bana, sen ona binecek akıl.

    O bana ışık verir, sen aydın göz. O meze verir, sen onu yiyecek kabiliyet.

    O maaş verir, sen ömür ve yaşayış. Onun vâdettiği şey altındır, senin vâdettiğin, temiz şeyler.

    O oda verir, sen gök ve yer verirsin. Senin yarattığın ovada onun gibi yüzlercesi yaşar, semirir.

    Altın senindir; altını o yaratmadı ki! Ekmek senindir, ekmeği bağışlayan sensin.

    Ona cömertliği, merhameti veren de sensin. Cömertlik eder de neşelenir; bu neşeyi, bu sevinci veren de sensin.

    Ben onu kendime kıble edindim de asıl kıble edilecek makamı nasıl bıraktım?”


    (V/1497, 1498, II/261, 263, V/1073, 1075, VI/333, 334, V/1675, VI/1419, Hikâye: VI/3116, 3121, 3124-3133)

  2. #112
    Süper Aktif Üye İnci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Sanane :)
    Cinsiyet
    Kadın
    Mesaj
    3.036
    Rep Gücü
    68555
    71. YOKSULLUK


    Mal, mülk sevgisini gönülden sürüp çıkardığındandır ki, Süleyman ancak yoksul adını takındı.

    Ağzı kapalı testi, içi hava ile dolu olduğunda derin, uçsuz, bucaksız su üstünde yüzüp gider.

    İşte yoksulluk havası oldukça insan, dünya denizine batmaz, o denizin üstünde durur.

    Yoksulluk senin anlayacağın şey değildir, yoksulluğa hor bakma!

    Çünkü yoksulların, mülkten, maldan öte ululuk sahibi Allah’tan pek büyük bir rızıkları vardır.

    Yüce Allah âdildir; âdil nasıl olur da çaresizlere zulmederler?

    Birisine nimet, mal, matah verip öbürünü yansın diye ateşe atarlar mı?

    Böyle bir iş, Allah’tan, iki cihanı yaratandan umulur mu?

    “Elfakru fahri” (fakirlik övüncümdür) hadisi, saçma ve asılsız bir söz mü; bu sözde binlerce yücelik, binlerce naz ve nimet gizli değil mi?

    Sen de bir iki günceğiz yoksulluğu sına da yoksulluktaki iki misli zenginliği gör!

    Yoksulluğa sabret, bu gamı, bu tasayı bırak. Çünkü ululuk sahibi Allah’ın yüceliği yoksulluktur.

    Şu halde yoksullar, Allah cömertliğinin aynalarıdır. Hak ile bir olan ve varlıktan tamamıyla geçen hakiki yoksullar ise mutlak nur olmuşlardır.

    ... Halk, yoksulluktan korkar; ama boğazlarına kadar acı suya batarlar.

    O yoksulluğu yaratandan korksalardı onlara yeryüzünde defineler aşikâr olurdu.

    Eli bir şeye erişmeyen, elinde avucunda bir şey olmayanlar Allah’tan korkar, çekinir ve kendisini ibadete verirler; yoksulluk, işte bu yüzden daima övünülecek bir şeydir!


    (I/986-988, 2352-2357, 2373, 2374, 2750, III/2205, 2206, 3281)

  3. #113
    Süper Aktif Üye İnci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Sanane :)
    Cinsiyet
    Kadın
    Mesaj
    3.036
    Rep Gücü
    68555
    72. ZITLAR VE ÂLEMDEKİ MÜCADELE


    Şu âleme baksan görürsün ki, baştanbaşa savaştan ibarettir. Zerre, zerreyle âdeta dinin kâfirlerle savaşması gibi savaşır durur.

    Pisler, şu pisliklerini yapadursunlar, sular da pisleri arıtmak için savaşır.

    Yılanlar zehir saçar; acıları, bizi perişan eder ama;

    Bal arıları, dağlarda, kovanlarda, ağaçlarda baldan şeker ambarları doldurur.

    Zehirler, tesirlerini yapıp dururlar ama, panzehirler de hemen o tesirleri gideriverir.

    Bir zerre sola doğru uçmaktadır, öbürü sağa doğru gidip arayacağını aramada.

    Bir zerre yücelere çıkmada, öbürü baş aşağı düşmede; öyle durur gibi görünürler ama, onların savaşını bu durgunluk âleminde gör.

    Fakat güneşte yok olan zerrenin savaşı, vasıftan, hesaptan dışarıdır.

    Zerrenin kendisi de, nefesi de yok oldu mu artık onun savaşı, ancak güneşin savaşıdır.

    Onun kendiliğinden hareketi de kalmamıştır, duruşu da. Neden? ‘Biz Allah’a dönenleriz’ sırrından.

    Tabiat, iş ve söz bakımından cüzler arasındaki savaş, korkunç bir savaştır.

    Fakat bu âlem de o savaşla durmadadır. Unsurlara bak da anla!

    Bu gamlarla dolu olan bucağın aslı, o âlemdir. Her ayrılığın aslı buluşmadır.


    (VI/36, 32-35, 37, 38 40-42, 46, 47, 60)

  4. #114
    Süper Aktif Üye İnci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Sanane :)
    Cinsiyet
    Kadın
    Mesaj
    3.036
    Rep Gücü
    68555
    73. ZİKİR

    Allah kadehi olmadıkça hevâ ve heveslerden nereden geçeceksin? Ey Allah’a ait yalnız “Hu” ismine kâni olan!

    Padişahımız bize “Allah’ı anın!” diye ruhsat ve müsaade verdi; bizi ateş içinde gördü de nur ihsan etti.

    “Allah” adı temizdir; temizlik geldi mi pislik, pılını pırtısını toplayıp gider.

    Zıtlar, zıtlardan kaçar. Ziya parladı mı gece kalmaz.

    Ağza temiz bir ad gelince de ne pislik kalır, ne gamlar, kederler.

    “Allah’ı anın!” emrine uymak, herkesin işi değil; “Allah’a dön!” emrine uymak, her babayiğidin harcı değil!

    Allah’ı an da gulyabânîlerin seslerini yok et. Nergis gibi olan gözünü bu kerkeneze karşı kapa!

    Allah’ı anış suyuna dal, nefesini tut; sabret de eski düşüncelerden, vesveselerden kurtul!

    Allah’ı anışının makbul olması O’nun rahmetindedir. (…)

    Onun namazına nasıl kan bulaşmışsa senin Allah’ı anışına da zan ve temsil bulaşmış!

    Kan pistir ama bir parçacık su ile temizlenir. Fakat içte öyle pislikler vardır ki,

    Allah’ın lütuf suyundan gayrı bir şeyle arınmaz, ibadet eden kişinin gönlünden eksilmez.

    Bilgisiz adamın canı, bu duadan uzaktır. Çünkü “Yarabbi” demesine izin yok ki!

    Zarara, ziyana uğrayınca Allah’a sızlanmasın diye ağzında da kilit var, gönlünde de; yani ağzı da bağlı, gönlü de.


    (I/3453, II/1715, III/186-188, IV/3072, II/754, IV/438, II/1797-1800, III/198, 199)

  5. #115
    Süper Aktif Üye İnci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Sanane :)
    Cinsiyet
    Kadın
    Mesaj
    3.036
    Rep Gücü
    68555
    74. ZÜHD VE TAKVÂ


    Bu dünya tuzaktır, tanesi de istek. Tuzaklardan kaç, onlardan yüz çevir.

    Böyle hareket ettin mi yüzlerce ferahlık bulursun. Fakat istekten geçemedin mi fesatlıklara uğrarsın.

    Madem ki sonunda mezara yöneleceğiz; tek olan Allah’a alışmamız daha iyi.

    Yüzümüzü toprağa tutalım, ondan bittik, geliştik; neden gönlümüzü vefasızlara verelim?

    Allah diler ki, sen zahit olasın; garezi bırakasın da tanık kesilesin.

    Zâhit, işin sonunu düşünür. Sonunda hesap günü halim ne olacak diye dertlenir.

    Bu garezler, göze perdedir. Göze perde indi mi;

    İnsanoğlu yukarı aşağı, onca şeyi göremez; “Sevdiğin şeyler, seni kör ve sağır eder.”

    Fakat bir adamın gönlüne güneşin nuru vurdu mu, onca yıldızın bir değeri kalmaz artık.

    O sırları perdesiz olarak görür; mü’minle kâfirlerin ruhlarının ne makamlarda bulunduğunu seyreder.

    Tuzağı yırt, taneyi yak; bu evin kapılarını aç.

    Kim, zahitliği yüzünden dünyayı terk ederse, dünya onun önüne çok, daha çok gelir.

    Bu dünya zindandır, biz de zindandaki mahpuslarız. Zindanı del, kendini kurtar.

    Dünya nedir? Allah’tan gafil olmaktır. Kumaş, para, ölçüp tartarak ticaret etmek ve kadın, dünya değildir.

    Mal ve para, baştaki külâh gibidir. Külâha sığınan ise, keldir.

    Kıvırcık ve güzel saçları olan kişiye gelince: Külâhı giderse ona daha hoş gelir.

    Kendinde göğe doğru çıkmağa bir meyil gördün mü hüma kuşu gibi devlet kanadını hemen aç!

    Fakat kendinde yeryüzüne bir meyil gördün mü feryad et, ağlayıp inlemeyi hiç bırakma!

    Akıllılar önceden feryad ederler, bilgisizlerse işin sonunda başlarına vururlar.

    (Dünya) sana da vefa etmez, seni de terk edip gider; ona gönül verme. O senden vazgeçmeden, sen ondan vazgeçmeye çalış!

    Dünya malı, zayıf kuşların tuzağıdır; Ahiret mülkü ise, yüce kuşların tuzağı!

    Hakikatte sen, bu âlemin esirisin; canın, bu cihan hapsine düşmüştür. Öyle olduğu halde niceye bir kendine cihan sahibi deyip duracaksın?

    Tut ki bütün doğuyu, batıyı zaptettin, her tarafın saltanatına sahip oldun. Madem ki bu saltanat kalmayacak, sen onu bir şimşek farzet; çaktı ve söndü.

    Ey gönüllü uyuyan, ebedî kalmayacak mülkü bir rüya gibi bil!...

    Bir kişi, Hak’tan korkup takvâ yolunu tuttu mu; cin olsun insan olsun, onu kim görse korkar.

    Allah korkusu, hevânın ellerini bağlarsa, Hak aklın ellerini çözer.

    Hizmetkârın âkil olursa, sana galip olan duygular da mahkûmun olur.

    Kör gibi O’nun ihsan eteğine yapış! Padişahım, körün yapışması diye buna derler işte!

    O’nun eteği, emirdir, fermandır. O’ndan korkmayı, ondan çekinmeyi kendisine can ittihaz eden adam, ne bahtiyar bir adamdır!


    (VI/0378, 379, 444, 447, 2872, V/4065, VI/2873, 2874-2876, 4658, I/0479, 982, 983, 2343, 2344, III/1620, 1621, 1622, 3699, IV/647, 652, V/3926, 3927, I/1425, III/1831, 1832, 3049, 3050)



    BİBLİYOGRAFYA

    Abdülhüseyn-i Zerrînkûb, Sırr-ı ney, I-II, Tahran, 1372 hş./1993

    Can, Şefik, Konularına Göre Açıklamalı Mesnevî Tercümesi, I- III, Ötüken Yay., İstanbul, 1997

    Cevâhir-i Mesneviyye -Mesnevî’den Seçmeler- I-II, Ötüken Yay., İstanbul, 2001

    Gölpınarlı, Abdülbaki, Mesnevî ve Şerhi, I-VI, 3. bs., Kültür Bak. Yay., Ankara, 2000

    Hüseyn-i Vâ’iz-i Kâşifî, Lubb-i lubâb-i Mesnevî, Nşr. Sa’îd-i Nefîsî, Tahran, 1362 hş./1983

    İsmâîl-i Ankaravî, Nisâbü’l-Mevlevî, SÜSAM, No: 45

    İzbudak, Veled, Mesnevî, I-VI, 3. bs., MEB Yay., İstanbul, 1995

    Muhammed Cevâd-i Şerî’at, Keşfü’l-ebyât-ı Mesnevî, İsfahan, 1363 hş./1984

    Muhammed Sâdık-ı Râzî, Hulâsa-i Mesnevî, 1327hş./1948

    Nicholson, Reynold A., The Mathnawi of Jalaluddin Rumi, I-VIII, Leiden-Cambridge Univercity Pres, 1925-1940

    Mevlâna Celâleddin Rûmî, Çev. Ayten Lermioğlu, Tercüman 1001 Temel Eser, trs.

    Sâmiye Basîr-i Müjdehî, Ber bâmhâ-yi âsmân, Tahran, 1379 hş./2000

    Tahirül Mevlevi, Şerh-i Mesnevî, I-XIV, İstanbul, 1963

Benzer Konular

  1. Prn degil MESNEVI
    mopsy Tarafından Tasavvuf Foruma
    Yorum: 71
    Son mesaj: 18-10-2012, 10:01 PM
  2. Mesnevi'nin İlk 18 Beyiti
    mopsy Tarafından Tasavvuf Foruma
    Yorum: 12
    Son mesaj: 16-10-2011, 11:32 PM
  3. Mesnevi'den Erotik Hikayeler
    Kadim Tarafından Kitap Foruma
    Yorum: 7
    Son mesaj: 05-10-2009, 07:13 PM
  4. Mesnevi 20 dile çevrilecek
    SAHARAY Tarafından Felsefe Forum'u Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 05-10-2008, 08:06 PM
  5. Mesnevi
    KANUNİ Tarafından Tasavvuf Foruma
    Yorum: 59
    Son mesaj: 19-01-2008, 12:45 AM
Yukarı Çık