1. Sayfa, Toplam 3 123 SonSon
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 Toplam: 23
  1. #1
    Süper Aktif Üye RABİA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Mesaj
    4.585
    Blog Mesajları
    4
    Rep Gücü
    52573

    Vahdet-i Vücûd Ve Panteizm Farklı Anlamlar Taşır

    İslâm tasavvufu ve hristiyan mistitizminin ilk bakışta birbiri ile benzerlik taşıdığı sanılan iki kavramı olan vahdet-i vücûd ve panteizm aslında tamamıyla karşıt hükümler taşıyan terimlerdir.
    Yani ,İslâm’ ın “tevhid” anlayışı ile Hristiyanlığın “teslis” inancı arasında ne kadar benzerlik varsa, vahdet-i vücûd ve panteizm arasında da o kadar benzerlikten bahsedilebilir.
    Buna rağmen Allah, kâinat, insan beraberliğinin geçtiği fikir yazılarında, özellikle vahdet-i vücut kavramından bahseden kalem sahipleri eğer İslâm Tasavvufu’ ndan yeteri kadar bilgi sahibi değillerse, daha anlaşılabilir gibi bir mantıkla bu felsefeyi rahatlıkla panteizm olarak adlandırma yanlışına girmektedirler.
    Temelde Allah’ ın kâinattaki yaratıcılık ve mutlak malikiyetini kabullenip, oradan yola çıkan isl
    Vahdet-i vücûd sözlük anlamıyla “vücudun birliği”, tasavvuf terminolojisinde ise, Kâinattaki bütün varlıkların, Cenâb-ı Hak’ kın esmâsı( adları)ve sıfatlarından ortaya çıktığını kabul eden, gerçek vücûd sahibinin Allah olduğunu bilme ve tanıma esası olarak adlandırılabilir.
    Evren gerçek bir varlık değil, gölge bir varlıktır. Gölge, kendisinin varlık nedeni olan kişi ya da nesnenin varlığından başka bir varlığa sahip olmadığı gibi, evren de Allah'ın varlığından başkâ bir varlığa sahip değildir. aînatın da Allah'ın varlığından başkâ bir varlığa sahip olamayacağı tezine dayanır.Bu düşüncenin özeti de 'la mevcuda illallah' cümlesi ile dile getirilir.
    Her ne kadar bu anlayış Muhidin Arabî (1165-1239) tarafından ortaya atılıp sistemleştirilmişse de, bir terim olarak ilk kez onun öğrencisi İbn Arabi'nin öğrencisi Sadreddin Konevi (1210-1274 tarafından kullanılmış, daha sonra da Molla Câmi(1414-1492) gibi İslâm felsefecilerince şerhedilerek yaygınlaştırılmıştır.
    Hatta, bu düşüncenin ne İbn-i Arabî, ne de öğrencisi Sadreddin Konevî ile bir ilgisi olmadığını iddia eden tasavvuf tarihçilerine bile rastlanır. Meselâ ABD’ li tasavvuf tarihçisi Prof. Dr. William C. Chittick bu düşüncededir ve şöyle der :
    “… İbn Arabî`nin savunduğu düşünülen Vahdet-i Vücud, kendisinden çok çok sonra sözkonusu olmuş ve bilâhare kendisine atfedilmiş bir husustur. Fütuhât’ ın bizzat kendisinden hareketle böyle bir neticeye varmamızı gerektirecek hiç bir sebeb yoktur. Çünkü, Vahdet-i Vücud ibâresi aynen bu lafızla Fütuhât`ta geçmediği gibi, İbn Arabî de böyle bir Vahdet-i Vücud`tan bahsetmemektedir bize. Aynı şekilde, aslî takibçilerinden herhangi birisi de bu şekilde bir ibâre kullanmamıştır…” (1)
    Bu düşüncenin ilk savunucusu sayılan Hallac-ı Mansûr "Ene'l-Hak" sözü ile yargılanıp idam edilecektir.
    Vahdet-i vücûd düşüncesinin kurucusu Muhiddin-i Arabî gereke kendi dönemindeki ve gerekse kendisinden sonra gelen fıkıhçı,kelâmcı ve mutasavvıflarca oldukça benimsenecek veya eleştirilecektir.Onun görüşünü benimseyenlerce, vahdet-i vücûd tevhidin en yüksek yorumu sayılacaktır. Meselâ Kelâm ilminin büyük ismi İmam Gazali, “Nurlar Feneri” Risalesinde “Belki hepsi odur” ifadesiyle varlığın birliğini dillendirecektir. Buna karşılık, başta İbn Teymiye olmak karşı görüşte olanlar tarafından ise fenâ makamında kalmanın ortaya çıkardığı bir yanılgı olarak kabullenilecektir. Eleştirme gerekçelerinin en önde geleni ise "O gökleri ve yeri yoktan yaratandır... O'nun benzeri hiçbirşey yoktur" (42/11) ayeti olup, buna aykırı bir inanç anlayışının Allah ile kul arasındaki ikiliğin kaldırılmasının, Müslümanların İslâm’ın gerektirdiği emirleri yerine getirme, yasakladığı hükümleri önemsememe gibi etkileri idi. Hatta bazıları o kadar ileri gidiyorlardı ki bu düşüncesinden dolayı M. Arabî’ yi kâfir olarak tanımlamaktan bile çekinmiyorlardı.
    Oysa , her inanç ve düşüncede olduğu gibi, bu konuda da basit ve düz bir mantıkın insanı gerek olumlu ve gerekse olumsuz sonuçlara götüreceği kesindir. Kur’ an, Hadîs ve İslâmın diğer referanslarını gözardı ederek bu hususta bir sonuç alıması mümkün değildir.
    “… Vahdet-i vücuda gelince; bu mevzuda ancak bilenin konuşması lâzımdır, diğerlerinin değil. Âyet-i kerime’de şöyle buyuruluyor:
    İnsanlardan öyleleri de vardır ki, ne bir bilgiye, ne de bir rehbere ve ne aydınlatıcı bir itaba istinad etmeksizin Allah hakkında mücadele (münakaşa) eder.’ (Lokman: 20)…”(2)
    Tasavvuf’ ta Vahdet-i vücûda karşı bir reddiye olarak ortaya çıkan Vahdet-i şuhûd düşüncesi ise, sözlüklerde “görmede birlik” veya “bir görmek” olarak tercüme edilir.
    Vahdet-i şuhûd, İbn Arabî’den iki yüz elli yıl sonra dünyaya gelen İmam Rabbani’ce vahdet-i vucüd teorisinin eksikliklerini tespit edip onun yerine sistemleştirdiği tasavvuf felsefesi olarak ortaya çıkar. Felsefenin özeti : Vahdet-i vücûdcuların 'la mevcuda illallah' la tanımladıkları inancına karşı , “La meşhude illellah=Allah’tan başka görünen bir varlık yoktur” şeklindeki karşı görüşleridir.
    Teoride, Vahdet-i vücûdcuların ; Âlemin gölge olduğu, Kötülüğü göreceli oluşu, Velâyet-Nübüvvet ilişkisi, Oruç - namaz üstünlüğü, Hz. Âdem’ den önceki insan toplulukları, Fetret ehlinin ahiretteki durumu, Cehennem azâbının sürekliliği, cennette Allah’ ın görülebileceği, melek ve insanın üstünlüğü, bazı ruhların ezelîliğine dair görüşlerinin zıddı savunulur.
    Ancak bu düşünce vahdet-i vücûd’ a alternatif görüş olarak olarak ortaya cıkmışsa da pek kabul görmemiş, sadece Nakşibendîliğin Halidî kolu tarafından benimsemişdir.
    İşte bu düşüncenin hristiyan mistitizmindeki karşılığı panteizmdir. Buna rağmen, gerek vahdet-i vücûd ve gerekse vahdet-i şuhûd’un felsefeleri ile , panteizmin temelde hiçbir benzerliği yoktur.
    “… vücud'un birliğini iddia eden Muhittin ile alemi, Allah'tan ayrı ve kendi nefsinde var gören İmam Rabbani, birbirlerinden ayrılmakla beraber bu monist ve düalist görüşlerinden kedilerinden önceki sistemlere göre de özel bir karakter taşırlar, kendi bakımlarından orijinaldirler. Muhittin'in vücudi vahdet'i, eski Yunan'da İonia'lıların kesretçiliği ile Elea'lıların vahdetçiliğini, sınırlı olanla sınırsız olanı birleştirme gayretinden meydana çıkan Panteizm ve çeşitlerinden ayrıdır…”(3)
    tesbiti bunun açıklamasıdır.
    Panteist görüş terim olarak her ne kadar 1700’ lü yılların başında John Toland (1670-1722) tarafından kullanılmışsa da, panteist inanç antikiteden bu yana kabul görmektedir. Hatta en eski semâvî din olan Museviliğin tahrif edilmiş şekli olan Yahudi dinindeki “ Kabala”cı anlayışı, bu inancın milâdı olarak kabul edebiliriz.
    İskenderiye Mektebinde Plotinos (205-270)'un ortaya attığı sudur nazariyesine göre panteizm, Tanrı’ nın mutlak ve değişmez bir birlik olduğu, kâinatın bu tanndan, tabakalar halinde sudur ettiği,Tanrı’ nın her şeyin kaynağı olduğu, bu yüzden de her varlığın aynı zamanda ilâhî nitelik taşıdığı öngörülmüştür.
    Bu felsefenin ana ekseni ,her şeyin tanrı olduğu, tanrı ile kâinatın aynı cevher olduğu şeklinde özetlenebilir.
    Panteizm'e göre Tanrı kâinattan bağımsız bir yaratıcı güç değildir. Bu düşüncenin sonucu olarak da panteizmde kişilik ve hürriyet kavramlarısöz konusu değildir. varlığını kabul etmez. İnsan, ancak fizik âlemin basit bir parçası, ahlâkın da doğal düzene zorunlu ve edilgen bir şekilde itaat olduğu kabul edilir.Yaratıcı bir Allah’ ın varlığı söz konusu edilmediğinden, bu düşünceye inanaların gözünde diğer bütün dinler de anlamsız hale gelmektedir.
    Tarihi süreç içerisinde panteizm, Tabiatçı, İdealist, Teolojik olarak üç ana grupta şekillenir.
    Panteizmin detaylarında farklı düşünseler de, Giordano Bruno (1548-1600) , Spinoza (1632-1677), Fichte (1762-1814), Hegel (1770-1831), Diderot (1713-1784), D'Holbach (1723-1789), Schelling (1775-1854) bilinen felsefecilerdir.
    Panteist düşüncedeki “Evrenin Ruhu “ yaklaşımı, Hegelci ve Spinozacı felsefeyi ortaya çıkarmıştır.
    Sonuç olarak, Vahdet-i Vücutcuların yaklaşımında, Allah’ ın yaratılmışların hiçbirine benzemediği, eşyanın hakikatinde Allah’ ın görülebileceği inancı yatar. Ayrıca, kâinatın yaratılış amacının, Allah’ın güzelliğini yansıtmak ve göstermek için olduğu her vesile ile vurgulanır.
    Oysa panrteizmin savunduğu “kâinatın kendisi” Tanrı'dır görüşü ile bir anlamda Ateizm’ den farklı bir şey söylememektedir.
    “… Batıdaki panteizm ve monizm mesleğiyle vahdet-i vücûd mesleği aynı görülebilmektedir. Halbuki panteizm, tabiat veya kâinat adına Allah'ı inkâr ve kâinatın bütününü ilâh kabul eder, güya bütün ilâhları veya ulûhiyet düşüncesini kâinatın varlığında bütünleştirme davası güder; monizm, bütün kâinatta sârî bir ulûhiyet düşüncesine dayanırken, tam tersi bir istikamette yürüyen vahdet-i vücûd mesleği, Allah ve O'nun kâinata varlık kazandıran vücûdî tecellileri adına kâinatı âdeta yokluğa mahkum eder. Allah'ın vücûdundan başka gerçekten var sayılabilecek başka varlık kabul etmez. Bundan ayrı olarak, panteizm ve monizm birer felsefedir; birer iddiadır. Vahdet-i vücûd ise, bir hâldir; aşk, incizap ve bunlardan kaynaklanan sekr hâline dayanan bir müşahededir. Evet hata, umumî mânâda, tamamen bir hâl ve tecrübe mesleği olan; imana, ibadete, Allah mârifet ve aşkına dayanan tasavvuf ile, onun sadece felsefesini yapan bazı akımları, çok noktada ortak dil ve mefhumları kullandıkları için aynı gibi değerlendirmeden kaynaklanmaktadır. Oysa, arada doğru münasebet bulmak mümkün değildir…”(4)
    Panteizme göre evrenin toplamı Tanrı'dır ve evrenin dışında gizemcilerin savundukları gibi bir Tanrı yoktur. Açıkçası her zerre onun kendisidir.
    Bu yüzden ülkemizde bu konu üzerinde görüş bildiren kişilerin her iki felsefeyi ve özellikle benzeştirdikleri “ vahdet-i şuhûd” benzeşen değerlermişcesine savunmadan önce, aralarındaki mahiyet farklarına gözatmaları faydalı olacaktır.

    Yazan : Salih Zeki Çavdaroğlu

    K A Y N A K Ç A
    :
    (1) Hayrettin Soykan “William C. Chittick ile İbn-i Arabî Üzerine “,Timeturk: Günün haberleri, yorum, spor, ekonomi, politika, sanat, sinema , 17 Ağustos 2008
    (2) “ Vahdet-i Vücûddan Kim Bahsedebilir?”, Vahdet-i Vücud'dan Kim Bahsedebilir?
    (3) Cavit SUNAR, “ Vahdet-i Şuhûd, Vahdet-i Vücûd Meselesi”,Anadolu Aydınlanma Vakfı Yayınları,2006, arka kapak yazısı
    (4) “Feyz, Tecelli ve Vahdet-i Vücûd, Vahdet-i Şühûd Meslekleri”, Sızıntı Dergisi,Şubat 2001 Yıl :23 Sayı :265


    kaynak
    Tırtılın Dünya'nın sonu dediğine;
    Usta, kelebek der.

  2. #2
    Süper Aktif Üye M ü e l l i f... - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2008
    Nerden
    İstanbul
    Mesaj
    2.690
    Blog Mesajları
    11
    Rep Gücü
    7721

    Cevap: Vahdet-i Vücûd Ve Panteizm Farklı Anlamlar Taşır

    Çok güzel ve derin ve şirin bir konudur ... içerik itibariyle..

    '' Bizden olmayanlar bizi okumasınlar çünkü zarar görürler'' der Muhyiddin-i Arabi.
    Evet doğru söyler İbni Arabi.

    Emeğine sağlık
    Hak ile iştigal etmezsen,
    Batıl seni istila eder.... İmam-i Şafi-i

  3. #3
    İletileri Onay'a Tabi
    Üyelik tarihi
    Mar 2009
    Mesaj
    844
    Rep Gücü
    2992

    Cevap: Vahdet-i Vücûd Ve Panteizm Farklı Anlamlar Taşır

    Sonsuz kainat Cenabı Allahın sıfatıdır. Ama asıl vücut onun zatıdır.Sıfat Zatın yansımasından ibaret bir hayaldir.Hayaldir amma öyle bir hayaldirki daima var olan bir hayaldir.O zaman sıfatta gerçektir.Zatın kendisi zaten Allahtır oda İnsandadır. (Elem neşrahteke sadrek.Ben sana şah damarından daha yakınım)Şu halde zat ve zatın ortaya çıkardığı sıfat ezeli ve ebedidir.Ve Anı daimdir.Yani daima her saniye ve salise oluşur.
    Bu alem bir ağaçtır
    Meyvası olmuş Adem
    Matlup olan meyvadır
    Sanmaki ağaç ola
    demeklede Zatın esas olduğu anlatılmaktadır. Alemse onun aksi.Ama burada Panteizmle çakışan taraf fazlada yoktur.Panteizimde Sıfatda vardır,Zatda vardır.Ama Panteizim VÜCUDU SIFAT OLARAK,Zatı ise RUH olarak kabul eder.Ama sonuçta İsa Mesih olarak ileri sürdüğü Zatın ta kendisidir.Teslisten kasıtsa Zat (Allah) Meryem:Akıl Ve İsa(Sınırsız muhabbet ve aklı kül) ün ayrılık halidir.Yani ortada Hamr (Tahammür) Fermantasyon vardır tesliste ayrılık halidir.Vahdet birlik sağlanılamamıştır.Şaraben Tahura (temiz şarap)olmamıştır.Halbuki İslamda Ayrılık yoktur BİRLİK vardır. Bu Yüce mefhumlar birbirinden ayrılmaz haldedirler. Fermantasyon (Hamr hali) yoktur. Ortada şarap vardır.Yada başka ifade ile İpek böceği tırtılı,İpek kozası ,Kelebek yoktur.Sadece KELEBEK VARDIR.Çünkü diğerleri Fermantasyon halidir.Onun içinde İncillerde İsanın Havarileri sorar :Neden Yahyanın öğrencileri Şarap içmezler Oruç tutarlar. Bizse Şarap içer oruç tutmayız?
    Çünkü Yahya aynı vücudun Beşeriyeti İsa ve öğrencileri ise nefsidir.Oradaki şarapsa Tahammür yani Fermantasyondur.Fermantasyon ise ÖFKEDİR.Yani söylenilmek istenilen şey ÖFKENİ İÇERDE TUT AMA BEŞERİYETİNE ASLA İÇİRME(DIŞARI ÇIKARMA)Bütün bunlar işte bu felsefe ile çözülebilirler. Bunun aksi bir düşünce ile çözümleri yoktur.O yüzden Zahiri Hiristiyanlıkla Panteistler arasındada ihtilaf vardır.Zahiri hiristiyanlarca İsa ayrı Yahya ayrıdır.Yahyanın öğrencileri içmez İsanınkiler içer. Ne okuyorsan odur . Gerisini düşünme. Kiliseye güven imanını bozma.
    Ama panteizmin yada Vahdeti vücudun tutulmamasının nedeni :1-TOPLUMDAKİ BİRLİĞİ BOZAR,ÇÜNKÜ ŞEKLİ İBADETLER ORTADAN KALDIRILDIĞINDA Toplumdaki beraberlik çok ağır bir yara alır.
    2-Hiç bir şey zahmet çekmeden öğrenilmemelidir. Onun için vahdeti vücutçular açık açık sureti katiyede yazmazlar. Bakın Hacı Bektaşı Veli vilayetnamesinde bile kapalı kapalı anlatımlar vardır.Güvercin donunda anadoluya gelir,Abdest alırken burnundan tasa akan kanı Kadıncık ana içer ,hamile kalır ,Susam yaprağı üstüne çıkar iki rekat namaz kılar.....v.s Keza Zahiri Bektaşilikte ne diyorsa odur . Sen sakın fazla düşünme! imanını bozma işte.Baba erenler Ekmeden nasıl biçilir? Nasıl Kanlı burun suyundan nasıl çocuk olur? HİŞŞŞTTT! senin dilin fazla uzamış Hiç baba erenlere böyle sorular sorulurmu? EDEP YAHUUU! Keza bu Ehli sünnetede aynıdır.
    3-Geride kalan nesillere verilebilecek hiç bir mesele kalmaz
    4-Halinden memnun başarılı olan insan gurubu Vahdeti vücudu katiyen anlayamaz. Halbuki toplumu düzeltecek esas güçte onlardır.Kurbancı kurbanı kesecekki bizde o sofrada muhabbet edebilelim.Aç insanın beyni çalışmaz. Nimeti ise bu güçlü kesim dağıtır.Pekiyi bunlar nasıl zaptı rapt alınacaklar?
    İşte hep bu sebeblerden ötürü :GELME GELME. GELENİN MALI ,GİDENİN CANI prensibi vardır.O yüzden daima azınlık havasta kalarak Dengenin sağlanılması amaçlanır. Bu güzel yazı için teşekkürler ve Baki selamlar.
    Konu yavuz34 tarafından (29-04-2009 Saat 08:46 PM ) değiştirilmiştir.

  4. #4
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647

    Cevap: Vahdet-i Vücûd Ve Panteizm Farklı Anlamlar Taşır

    Selam:

    Benim Kitabim Kur’an diyor ki: Ey ....... seni yaratan Allah cc dir. Sen ise Allah’in KULLUK etmesi icin yarattigi insanlardan birisin. SAPKINLARDAN OLMA! Amenna............

    [“… Vahdet-i vücuda gelince; bu mevzuda ancak bilenin konuşması lâzımdır, diğerlerinin değil. Âyet-i kerime’de şöyle buyuruluyor:
    İnsanlardan öyleleri de vardır ki, ne bir bilgiye, ne de bir rehbere ve ne aydınlatıcı bir itaba istinad etmeksizin Allah hakkında mücadele (münakaşa) eder.’ (Lokman: 20)…”(2)]

    Butun kalleslerin yaptigi gibi Kur’an’i cimbizlama ile kendi fikirlerini teyide zorluyorlar. Simdi Kur’an’a donelim ve onlarin korktugu icin kesip attigi bolumu ve bu ayeti aciklayan diger ayetleri okuyalim.(Kur’an’i aciklamak Allah’in cc uzerine aldigi vazifedir.Kur'an-baglaminda)

    31.20.Görmediniz mi, Allah, göklerde ve yerde bulunan şeyleri sizin emrinize verdi ve görünür-görünmez nimetlerini üstünüze saçtı. İnsanlardan öylesi var ki, Allah uğrunda ilimsiz, kılavuzsuz ve aydınlatıcı bir kitaba dayanmaksızın mücadele eder.

    ......... Allah,...... sizin emrinize verdi..........
    .........Allah.........nimetlerini ustunuze sacti.....

    Yani Allah cc var! Birde yarattiklari var. Karsilikli kuramlar var.KARSILIKLI..Birlik yok!
    Nedir kuramlar
    a)Yaraticinin yarattiklarinin emrine verdigi nimetler
    b) Yarattiklarinin Yaratana sukurleri.

    Simdi Vahdeti vucud yalanini ortaya cikaran ILIM KITAPinin REHBERligine donelim.

    21. Böylelerine, Allah'ın indirdiğine uyun dendiğinde şu cevabı verirler: "Hayır, biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye uyarız." Peki, şeytan onları, alevli ateşin azabına çağırmış olsa da mı?

    22...........24.............durmulari acikladiktan sonra Yaratan-yaratilan ayriminin delilleri geliyor.
    25. Eğer onlara, "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sorarsan yemin olsun, "Allah" derler. De ki: "Hamt Allah'adır!" Ama onların çokları bilmiyorlar.
    ................kim yaratti...............Allah!...................... ........... bilmiyorlar.

    26. Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. Kuşkusuz, Allah mutlak Ganî, mutlak Hamîd'dir.
    ................. hepsi Allah'IN dır............................................... ...(Allah’tir demiyor.)

    Antik cagin bu sapik dini inancina karsi,butun Allah cc resulleri ardarda gelerek YARATAN ve O’na KUL olsun diye YARATILANLAR disinda hicbirseyin olmadigini bildirdiler.
    Neyse!!!!

    Yazarin sapkinligi hidayet gosterme cabasina gulup cesmenin musluguna bakalim.

    Muhittin Arabi diyor ki:
    - 'Varlıkta ancak Allah vardır
    - "Varlıkta ancak bir vardır: Suyun rengi kabının rengidir."
    - "Kendisinden başka birşey yaratmamıştır, eğer Hakkın gayrı birşey yaratmışsa o bâtıldır.
    - Hz. Harun'un Allah'ın buzağı da dahil bütün suretlerde göründüğünü bilmeyecek kadar basiretsiz
    olduğu, onun için israil oğullarını buzağıya tapmaktan alıkoymaya çalıştığı, Hz. Mus.a ise bu gerçeği
    bildiği için Hz. Harun'u engellemesinden dolayı azarladığı ve buzağıya tapmalarına ;göz yumduğu
    hikayeside soyle:

    MUSA İŞİ HARUN'DAN DAHA İYİ BİLİYORDU. ÇÜNKÜ O, ALLAH'IN MUHAKKAK KENDİSİNDEN BAŞKALARINA KULLUK EDİLMEMESİNİ EMRETMİŞ OLDUĞUNU KAVMİ ARASINDA BUZAĞIYA TAPANLARIN NEYE İBADET ETTİKLERİNİ VE OLAN HER ŞEYİN ANCAK ALLAH’IN KAZA VE TAKDİRİYLE MEYDANA GELDİĞİNİ BİLDİĞİ İÇİN KARDEŞİ HARUN'A HİTAB ETMESİ HARUN'UN BU HAKİKATİ İNKÂRINDAN VE BUZAĞIYA TAPMA KEYFİYETİNİ KAVRAYAMAMASINDAN İLERİ GELMİŞTİ. Çünkü arif, Hakk’ı herşeyde gören, belki Hakk’ı herşeyin aynı bilen kimsedir...(Fususu’l Hikem, M. İbn Arabi, S. 62, 382)

    - Ve yuzlerce masal,inkar....................................... .......

    Bakin F.Gulen hoca nezaketi elden birakmadan,seyh-ul ekber!? Hakkinda nasil bir yorum yapiyor.Hemde hangi konulardaki sapikliklarina!!!

    M. Fethullah Gülen, Fasıldan Fasıla 2 ..................................... 19.12.2008

    [Muhyiddin-i Arabî yorumlarında Firavun’dan farklı bahseder. Bunlar vecd ve istiğrak insanıdırlar. Gaybî ve objektif olmayan müşahedelerini, bütünüyle te’vile memur olmadıkları halde te’vil edebilirler. Oysa böyle bir te’vil işi, onların üstünde bulunan insanlara âittir. Bu yüzden de, bilmedikleri, görmedikleri ve tanımadıkları bu insanlar hakkındaki te’villeri isabetli olmayabilir.
    Buna benzer bir hata da, kendi nurunu Hatemü’l-Enbiyâ’nın nurundan daha parlak gördüğünü ifade ettiği yerde müşahede edilir. Bu bir hatadır. Hazret kendi nuruyla muhat olduğu için, nuru gözlerini kamaştırdığından ve daha uzakta ve kendi nurundan daha parlak olan nebi nurunu daha zayıf görmüştür......]
    Aman hocam neler diyorsun?[ '' Bizden olmayanlar bizi okumasınlar çünkü zarar görürler'' der Muhyiddin-i Arabi.] Bunuda mi bilmiyorsun?........Hani suluk yolu-fena-marifet- hakikat perdesi- tum gayblara hakim olma- kutup- alemi yonetme- Hizir as’in hirkasi...............
    Gulen hocam sen sasirdin mi? Nasil HATA YAPMIS dersin? Nasil bilmedikleri,gormedikleri, vs. Dersin? Hocam dikkat et carpilma! Benden uyarmasi!
    Ha final cumleside gonul alma:[ Ledünniyata âit mevzular ciddi bir tecrübe sahasıdır. Bizim mesleğimiz herkesi kabullenme mesleğidir. Onun için Muhyiddin-i Arabî ve İmam-ı Rabbanî gibi büyük zatları tenkid etmek ve onların kritiğini yapmak bize düşmez.]
    Hocam yukarda yazdigin tenkit degilse;demek Arabiyi tenkit etsen neler olacak neler..........
    Simdilik benden bu kadar!!!

  5. #5
    Süper Aktif Üye M ü e l l i f... - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2008
    Nerden
    İstanbul
    Mesaj
    2.690
    Blog Mesajları
    11
    Rep Gücü
    7721

    Cevap: Vahdet-i Vücûd Ve Panteizm Farklı Anlamlar Taşır

    Alıntı M ü e l l i f...´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Çok güzel ve derin ve şirin bir konudur ... içerik itibariyle..

    '' Bizden olmayanlar bizi okumasınlar çünkü zarar görürler'' der Muhyiddin-i Arabi.
    Evet doğru söyler İbni Arabi.

    Emeğine sağlık
    Evvela şunu bilmek ve unutmamak icab eder o da şudur....
    '' El hubbu fillah... wel buğzu fillah '' ( Allah için sevin ve Allah için buğz edin ) Çercevesi içerisinde '' Kuvvei sevgi ve Kuvvei Gadabiye '' lerimizi bir nizam altına almaktır.

    Alla cc İçin sevmek : İlayı kelimetullah vazifesinde istihdam olan ger yiğidin ve yiğidenin ayakları başımın üstündedir. Bunlara karşı teşekkürü bir borç bilmelidir hakka hizmet edenler. Hakka hizmet edilirken zaman ve zemin ve farklı coğrafi durumlar istimal edilen hizmet metodlarından farklılık zaruriyeti beraberinde getirdiği için meselelere değişik pencerelerden bakılabiliyor. Bu pencereler Kuran-a ve Hadise ve Sünnet-i Resulullaha ters düşmediği sürece itibar ile bakılmayı hak eden pencereler olduğunu düşünüyorum. Hal böyle oluncada Sn Hoca efendi'ye ye katılıyorum bu konuda. Çok rahatlıkla söylüyebilirimki Fetullah Hocamın baktığı pencereler '' vartalardan '' çok uzak bakış açılarına haizdir Çünkü Kuran ve Hadis ve Sünnet'e muhalif değil .. müvafıktır tesbitleri.
    Yani bizde ölçü bu mopi kardeşim.

    Asıl Dikkatleri çekmek istediğim bir nokta varki ve bence üzerinde durulması gereken yerde odur. mopi ve gibi arkadaşlarım bu konuda yorum beyan etseler sanırım değişik fikirler ve istifadeler olacaktır. o konu ise. ''HER HADİ MUHDİ OLAMAZ '' ve neden acaba ? konusudur.
    Hak ile iştigal etmezsen,
    Batıl seni istila eder.... İmam-i Şafi-i

  6. #6
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647

    Cevap: Vahdet-i Vücûd Ve Panteizm Farklı Anlamlar Taşır

    SELAM

    Sn.Muellif oncelikle Gulen hocanin tespitine katildigim icin buraya tasidim.Kur'an'a ters oldugunu dusunseydim zaten yazmazdim.

    Kur'an'a ters olan Vahdet-i vucud hipotezidir.Ve bunu Kur'an'a soyletmeye calisan yandaslari kaale alamam.
    Nasil dinde Kur'an'i kaale aliyorsam,Bu meselede de bu meseleyi ortaya koyani kaale alir ve onun dedikleri uzerinden Kur'an'la bir bakis sunmaya calisirim.Yazimda bu yondedir.Tasavvuf/tarikatlar hakkinda zannediyorum ki,ehlileri kadar bilgim var.Ama asla bu yonde bir fikir gorus sunamam.Bana emredilen cagrilana kosmak.Yani olene kadar amentu billahi...Allah cc alemlere soyliyecegini soylemistir.Soylenene teslim olmayi secenlerdenim.Soyleneni okur,dinler,hayatimla karsilastirma noktasinda dusunur,soyleneni her ortamda teblig edenlerdenim.Ama Kur'an'a saldirilmasina asla tahammul edemem.

    Sn Gulen hocayi yazima tasimamim sebebi;Kendisinin tasavvufun icinde ve bu konuda cok bilgili oldugunu uzun bir sure ve simdide zaman zaman takip ettigim icin biliyorum.Kendisinin Arabiye yonelttigi elestiri onemliydi. Arabinin bulundugu iddaa edilen pozisyonu itibariyla yanlissiz olmasi iddaasina yonelik bir fikir teatisinde bulundu hoca.Bu tenkitin Risale-i nur kapsamli olmasi onun bu cikisinin kendi kabulu olmasi gercegini degistirmez.Kendisine BU KONUDA tesekkur ederim.Bundan dolayida gulen hocanin yazisindan bir bolumu buraya aldim.Araya koydugum espriler hoca icin degil;Arabi hocaya elestri yoneltildigi zaman, taraftarlarinin bagirislarindan buklelerdi. O kapsamdaki insanlar yaziyi okurken tasin gittigi kisilerin kendileri oldugunu anlayacaklardir.

    Allah'a cc emanet olun!

  7. #7
    Süper Aktif Üye M ü e l l i f... - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2008
    Nerden
    İstanbul
    Mesaj
    2.690
    Blog Mesajları
    11
    Rep Gücü
    7721

    Cevap: Vahdet-i Vücûd Ve Panteizm Farklı Anlamlar Taşır

    Alıntı mopsy´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    SELAM

    Sn.Muellif oncelikle Gulen hocanin tespitine katildigim icin buraya tasidim.Kur'an'a ters oldugunu dusunseydim zaten yazmazdim.

    Kur'an'a ters olan Vahdet-i vucud hipotezidir.Ve bunu Kur'an'a soyletmeye calisan yandaslari kaale alamam.
    Nasil dinde Kur'an'i kaale aliyorsam,Bu meselede de bu meseleyi ortaya koyani kaale alir ve onun dedikleri uzerinden Kur'an'la bir bakis sunmaya calisirim.Yazimda bu yondedir.Tasavvuf/tarikatlar hakkinda zannediyorum ki,ehlileri kadar bilgim var.Ama asla bu yonde bir fikir gorus sunamam.Bana emredilen cagrilana kosmak.Yani olene kadar amentu billahi...Allah cc alemlere soyliyecegini soylemistir.Soylenene teslim olmayi secenlerdenim.Soyleneni okur,dinler,hayatimla karsilastirma noktasinda dusunur,soyleneni her ortamda teblig edenlerdenim.Ama Kur'an'a saldirilmasina asla tahammul edemem.

    Sn Gulen hocayi yazima tasimamim sebebi;Kendisinin tasavvufun icinde ve bu konuda cok bilgili oldugunu uzun bir sure ve simdide zaman zaman takip ettigim icin biliyorum.Kendisinin Arabiye yonelttigi elestiri onemliydi. Arabinin bulundugu iddaa edilen pozisyonu itibariyla yanlissiz olmasi iddaasina yonelik bir fikir teatisinde bulundu hoca.Bu tenkitin Risale-i nur kapsamli olmasi onun bu cikisinin kendi kabulu olmasi gercegini degistirmez.Kendisine BU KONUDA tesekkur ederim.Bundan dolayida gulen hocanin yazisindan bir bolumu buraya aldim.Araya koydugum espriler hoca icin degil;Arabi hocaya elestri yoneltildigi zaman, taraftarlarinin bagirislarindan buklelerdi. O kapsamdaki insanlar yaziyi okurken tasin gittigi kisilerin kendileri oldugunu anlayacaklardir.

    Allah'a cc emanet olun!
    Hemfikir olmak ne güzel...
    Sizde Allah ( c.c ) ya emanet olun kardeşim.
    Hak ile iştigal etmezsen,
    Batıl seni istila eder.... İmam-i Şafi-i

  8. #8
    İletileri Onay'a Tabi
    Üyelik tarihi
    Mar 2009
    Mesaj
    844
    Rep Gücü
    2992

    Cevap: Vahdet-i Vücûd Ve Panteizm Farklı Anlamlar Taşır

    Allah insana akıl vermiştir.Ve Kuranda bir çok ayet Gönlünüzü ve aklınızı işletin der.Keza Göğün ve yerin yaratılmasınıda derin derin düşünmemizi öğütler.Pekiyi o zaman ne yapacağız?Gök için astronomi yer içinde jeoloji yada metalurji tahsilimi yapmamız gerekecek?Üstelik Maddi ilimde o kadar sonsuzki bu gün bir şey bulsak yarında bunun arkası geliyor?Sonra Sadece akılda yok birde Gönül var. Akıl ve gönül düşüncesi vardırki bu düşünce sadece İlahi felsefeye aittir. O İlahi felsefeyede Hikmet deriz.O ZAMANDA Gök denildiğinde kafamızı göğe çevirip ;yer denildiğinde yere bakmayacağız . O GÖK VE YERİ KENDİMİZDE ARAYACAĞIZ.Kendi göğümüzün ve yerimizin nimetlerine bakacağız.Kendi ÖZBENLİĞİMİZE bakacağız. İşte o bizim gerçek YARATILIŞIMIZDIR.Oda FITRATIN TA KENDİSİDİR.O zaman O Allahıda kendi Fıtratımızda aramamız lazım gelecektirki işte TEVHİDİN ASLIDA BUDUR.Yoksa Bir Allah bir sen ve ben bir taraf kafir müşrik diğer taraf mümin .Bir taraf cennette diğer taraf cehennemde. Ve biz bu hale TEVHİD diyoruz öylemi?Gerçi yalan çok tatlıdır ama kendimizi kandırıyoruz.EVET KALLEŞLİK OLACAK! TABİKİ. Ama içimizde olacak bu kalleşlik.KADIN OLMASAYDI İHANET OLMAZDI. İSRAİL OLMASAYDI DURAN ET KOKMAZDI.Kalleşlikten doğan Bir İHTİLAFDA tabiki olsunki ÖLMEDEN ÖNCE ÖLÜNÜZ HADİSİ ŞERİFİ YERİNE GELSİN.(BASU BADEL MEVT).Haaa işten ondan sonra DİRİLTSİNKİ O ÖLDÜ SANDIĞIN ÖZBENLİĞİNDE İHTİLAF ÇÖZÜMLENSİN. .MUTU KALBE ENTE MUTU SIRRI OLUŞABİLSİN.Gönülde yeniden diril.İşte budur manadaki yürüyüş İlmi ledünde bu ayakların altındadır.Yoksa diğer ayaklar değildir o ayaklar.Hazreti Kuran Sana SENİN ÖZBENLİĞİNİ ANLATIR. Yoksa karşınızdaki insanı anlatmaz.Sen kendine bak.Cımbızlık ince Narin işlerdir bunlar. Kaba softa işleri değildir.

    Bakara 44:İnsanlara iyiyi ve güzeli emredip de Özbenliklerinizi unutuyormusunuz?Üstelikte Kitabı okuyup durmaktasınız.Hala aklınızı kullanmayacakmısınız?
    Bakara 72:Siz bir adam öldürmüştünüz de onunla ilgili olarak çekişip duruyordunuz.Oysaki Allah,Sizin sakladıklarınızı ortaya çıkaracaktı.
    Bakara 73:Şöyle dedik"Kesilen ineğin bir parçasıyla öldürülen adama vurun."İşte böyle diriltir Allah ölüleri.Size ayetlerini gösteriyorki,aklınızı işletebilesiniz.
    Gel Aşık aldanma Ne bu gök senin bildiğin göktür.Nede Bu Tarih senin bildiğin o tarih değildir.Her ne var ise kendinde araki Vahdet sırrından bir haber al.
    Şayet Yavuz Sultan Selim Hanın baskısı olmasaydı Muhyiddini Arabiyede Bugün bir kısmının yaptığı gibi Kaba softa hakaret eder dururdu.Halbuki şimdi onu yapmıyor ama TECRİT EDİYOR.
    O BUZAĞI İsrail halkının Mısırdan almış oldukları altın küpelerin eritilmesiyle yapılmıştır.Onlar Başta Kulakta duruyorlardı. Sonra Kulaklardanda çıkarıldılar.Kalıplaştırıldılar.Boğa yapacak kadarda altınları yoktu fakirlerin Ancak bir buzağı ortaya çıkabildi.Ama Musa a.s Turdan indiğinde O heykel parçalandı ve Altının tozları kavminine suyla karıştırılıp içirildi.VE O buzağı SONUÇTA İSRAİL KAVMİ TARAFINDAN HAZMEDİLDİ.Ve Harunun(aklın) Bilgeliği (Sakalı) çekildi.O kalıplaşmış Buzağı heykeli MANANIN KALIPLAŞTIRILMASIYDI.CAVİDANA YAZILMIŞ GERÇEK KELAMIN KİTABA YADA KİTAPLARA ,RİTÜELLERE ,DİNLERE,MEZHEPLERE SIĞDIRILMASIDI.Aşka sınır çizilmesiydi.Aşka tek bir sınır vardır. ELEM NEŞRAHTEKE SADREK. Hiç bir yere sığamadım ama Kulumun kalbine sığdım.Evet Buzağı parçalandı,kana karıştı oradanda Kalbe ve beyne gitti.(Görene. köre değil)ANCAK GERİDE KALANLARA YARDIM AÇISINDAN O BUZAĞI HALA DURUR YERİNDE. ÇÜNKÜ GÖNÜL ALEMİNDE AYNI ZAMANDA ANI DAİM VARDIR.
    Diğer taraftan Şeyh ül ekberin Nuru demek EZELİ VE EBEDİ NURU MUHAMMEDDİR.Hatem ül enbiya ise :Hatem gümüş yüzüktür. Gümüş sözdür. El ise kavramadır. Büyük Evliya Şunu diyor Benim özümdeki Muhammediyet bu güne kadar olan Evliyanın Kavrayış ve ona bağlı olan sözlerinden çok daha etkilidir.Yani kendini asla Nuru Muhammediye ile kıyaslamıyor.Kıyaslayamazda.Ama işte kendindeki Nurun Hz Üveysten bile daha parlak olduğunu İMA EDİYORKİ o zamanda Fetullah hoca kibarca "olamaz" diyorsada. Nezaketinden diyor.Bugünün evliyası daima dünkünden daha parlaktır.Çünkü Bugünün İmtahanı dünün imtahanından daha ağırdır.Hocaefendininde gönlündeki nur dünkünden çok daha parlaktır.Çünkü dünkü üstadını okudu ve onu anladı ama şimdi O örülü olan duvara kendinde ilave etmek durumundadır.Haa Zamanın kutbumu? Onuda kendimizde arayalımki işte parlak olan kutupta zaten Nuru Muhammediyedir.
    Bakılsa akla karaya
    İkilik girer araya
    Kulak versen mecraya
    İkilik girer araya

    Allah vahit ehad samed
    Hem lem yelit velem yulet
    Olsaydı küfüven ehad
    İkilik girer araya

    Rabbim seni nerde bulsam
    Daim ben seninle olsam
    Şayet sen Hak,ben kul olsam
    İklik girer araya

    Varlığımız senin olsa
    Cihan senin ile dolsa
    Halik mahluk başka olsa
    İkilik girer araya

    Sen vücutsun biz gölgeyiz
    Biz senin ile zindeyiz
    Olursa bir siz,birde biz
    İkilik girer araya

    Sen bana ben sana cüda
    Sen ganisin ben fukara
    Seçilse bay ile geda
    İkilik girer araya

    VAHDET DEMİNDEN İÇMEZSE
    Akı karayı seçmezse
    Kerimi serden geçmezse
    İkilik girer araya
    Ne söylesek karar olmaz yinede. Baki selamlar.
    Konu yavuz34 tarafından (04-05-2009 Saat 04:16 PM ) değiştirilmiştir.

  9. #9
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647

    Cevap: Vahdet-i Vücûd Ve Panteizm Farklı Anlamlar Taşır

    SELAM

    Kur’an’in soylediklerini begenmeyenler,cahiliye Kuryesin istedigini isterler.(bk. Allah diyor ki serisi-V...)
    74/52//İçlerinden her kişi de istiyor ki,kendisine açılıp saçılmış sayfalar verilsin.

    Resulun cevabi malum.
    7/203//Onlara bir ayet getirmediğinde, "Onu da şuradan buradan derleseydin ya!" diye konuşurlar. De ki: "Ben sadece Rab’bim den bana vahyedilene uyuyorum.Bu,Rab’binizden gelen gönül gözleridir, doğruya kılavuzdur, iman eden bir toplum için rahmettir."

    Resul onlerini kapatinca;sahabe ve tabiyinin ardindan meydani bos zannedip yeni bir acilim baslattilar..Eger Kur’an kendi heva-heveslerine gore inmezse onlarda,fetislerle kelimeleri baglamindan kaydirirlar,Kur’an’a kendi arzularini soyletmeye calisirlardi.

    Bunun icinde en kalles metodu kullandilar.
    Kitabi parca parca ederler,islerine geleni alip, islerine gelmiyeni gizlemeye calistilar.
    Ben bunlara KUR’AN CIMBIZCILARI diyorum!
    Yukaridaki yaziya bakalim:

    Yarim sayfa fetislendirilmis
    BUYUKLERE MASALLAR
    Bir kac cimbizlama ayet
    Birde siir patlatti mi!
    Degmeyin keyfine.!
    Oldu sana DINI RITUEL!

    Oh ne ala!
    Ama en az Bir milyar ehl-i Kur’an var.
    Hepsi Allah’a cc misak vermisler AMENTU BILLAHI... diye.
    Bu is bu kadar kolay degil....
    Neyse!!!

    Verilen fikrini savunma ayetlerinden birincisini alalim!
    Ornek olsun diye;
    Allah’in (cc) ogrettigi/soyledigi gibi okuyalim
    Bakara suresi 44..........

    Rahman ve Rahim Allah adiyla!

    Ayet konu dizinimi Israilogullarinin kendilerine verilen Vahy bilgilerine muhalefet etmeleri hakkindadir.
    2.40.Ey İsrailoğulları! Size lütfettiğim nimetimi hatırlayın; bana verdiğiniz söze vefalı olun ki, ben de size ahdimde vefalı olayım. Ve yalnız benden korkun.
    ............. bana verdiğiniz söze vefalı olun......................................

    Allah’a cc:verdikleri sozu tutmamalari uzerine diger topluma yeniden gelen Vahiy’i kabullenmediler.
    2.41.Beraberinizdekini doğrulayıcı olarak indirmiş bulunduğuma inanın. Onu ilk inkâr eden siz olmayın. Benim ayetlerimi az bir bedel karşılığı satmayın. Ve yalnız benden sakının.

    Vahiy’i baglamindan alip batil sacmaliklarla doldurdular.Hemde okuyup ogrenmelerine ragmen!
    2.42Hakkı bâtılla/saçmalık ve tutarsızlıkla kirletmeyin. Bilip durduğunuz halde gerçeği gizliyorsunuz.
    ................ Hakkı bâtılla/saçmalık ve tutarsızlıkla kirletmeyin.............

    Ibadetlerden kactilar!
    2.43.Namazı/duayı yerine getirin, zekâtı verin; rükû edenlerle birlikte rükû edin.

    Ama bunlari baskalarina teblig ediyorlar kendileri yapmiyorlardi.
    2.44.İnsanlara hayırda erginliği/dürüstlüğü emredip de öz benliklerinizi unutuyor musunuz? Üstelik de Kitap'ı okuyup durmaktasınız. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?
    ................... Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?...................

    Akillarini kullansalardi:Namazi asla birakmaz sabirla devam ederlerdi.Kalpleri urpererek yalniz Allah’tan (cc) yardim dilerlerdi
    2.45.Sabra ve namaza/duaya sarılarak yardım dileyin. Hiç kuşkusuz bu, kalbi ürperti duyanlardan başkasına çok ağır gelir.

    Akillarini kullanir,DUSUNURLERDI-ki; onlar, mutlaka Hesap vermeye Allah'a (cc) döneceklerdir.
    2.46.O ürperti duyanlar, Rablerine kavuşacaklarını düşünürler ve bilirler ki onlar, mutlaka O'na döneceklerdir.

    Yine dusunurlerdiki;diger insanlardan esirgenen onlara verilmisti.Boylece ahiretlerini kurtarma imkanlari vardi.
    2.47.Ey İsrailoğulları! Size lütfettiğim nimetimi, sizi âlemlere üstün kıldığımı hatırlayın.

    Akillarini kullansalardi cagrildiklarina kosarlardi.Kendilerini cagiracaklari aramazlardi!

    2/79//Yazıklar olsun o kişilere ki, Kitap'ı kendi elleriyle yazarlar da sonra onunla basit bir karşılık satın alsınlar diye, "İşte bu, Allah katındandır!" derler. Vay haline onların, ellerinin yazdıkları yüzünden! Vay haline onların, kazanıp durdukları yüzünden!

    Simdi su temel prensibi unutmayalim!
    Kur’an’la ters dusen Allah cc ile ters duser.
    Allah cc ile ters dusen ise asla iflah etmez!

  10. #10
    Süper Aktif Üye RABİA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Mesaj
    4.585
    Blog Mesajları
    4
    Rep Gücü
    52573

    Cevap: Vahdet-i Vücûd Ve Panteizm Farklı Anlamlar Taşır

    Tasavvuf hususunda ehil değilim, ama araştırma ve öğrenme hevesindeyim.

    Necip Fazıl'ın Muhiddin Arabi ile ilgili bir yazısını bu başlık altında paylaşıyorum.


    MUHİDDİN (Arabî)

    Meşhurların meşhurlarından... Hikmet ve fikirde eşsiz... Hicrî Yedinci Asır...

    "Şeyh-i Ekber" diye yâdedilen büyük Velî...

    "Vahdet-i Vücuda" inananların başı... Zahir ehlinden ve âlimlerinden çok kimse ona karşı gelmiş, tasavvuf ehlinden de az kimse onu yüksek bulmuştur.

    Şu var ki, onu yükseltenler çok yükseltmiştir; sözlerini fevkalâde üstün görmüşler, makamını pek ulvî tutmuşlar ve kendisinden hesapsız keramet nakletmişlerdir.

    Lâtif ve garip şiirleri, nadir ve acaip buluşları vardır. Eserleriyse misilsiz denecek kadar çoktur. Meselâ 500'den fazla eser...

    Eserlerinin çoğu tasavvufa aittir. Bazıları da başka ilimler mevzuunda...

    Muhiddin (Arabî), eserleri hakkında demiştir ki:

    - Benim bu kitapları meydana getirmekten muradım, bir çokları gibi sadece eser telif etmek değil. Eserlerden büyük bir kısmının telifi için Hak tarafından emir aldım!..

    Diyor ki:

    - Ben Hızır'la buluştum, konuştum ve ondan edep öğrendim. Hızır'ı su üzerinde yürürken, mesafeleri tayyederken ve havada namaz kılarken gördüm.

    Muhiddin (Arabî) Hazretlerine karşı duranların, hattâ onu küfürle suçlandırmaya kadar gidenlerin takıldığı eser "Fusus"dur.

    Tefsirci:

    - Öyle görülüyor ki, Muhiddin (Arabî)ye dil uzatanlar, ya taklit ve taassup, yahut da onun fikirlerini anlayamamak yüzünden böyle hareket etmişlerdir. "Fusus" ve "Fütuhat" daki hikmet, incelik ve fikir derinliği, bugüne kadar hiç bir eserde görülmemiştir. Şeyh Muhammed Pârisa "Fusus" için can, "Fütuhat" için de gönül derdi.

    Bir şiirinden:


    Beni suçlu göreni
    Ben suçlu göremiyorum.
    Bana ihsan ve lûtfedici görüyorum...
    O da benim kendisine sığınan
    Olduğumu göremiyor
    .


    Şeyh-i Ekber'in hazır bulunduğu bir meclis... İlim ve fikir taslayan birisi, Allah'ın nebilerini inkâr etmekte ve sadece felsefe, felsefe, felsefe deyip durmakta... Mevsim kıştır ve orta yerde büyük bir mangal yanmaktadır.

    Nihayet bu nasipsiz, şöyle dedi:

    - Avamdan insanlar Hazret-i İbrahim'in ateşe atıldığı ve yanmadığı kanaatindedir. Bu, muhaldir. Ateş, yakmaya kudretli olduğu her şeyi yakar ve kavurur. Bu hususta Kur'ân'la sabit olan hususları te'vil etmek lâzımdır. Ateşten maksat Nemrud'un öfkesi, yanmaktan murad, Hazret-i İbrahim'in delil ve hikmetle galip gelmesi olabilir!..

    Bu adam sözünü bitirince Şeyhin şu sözleri söylediği duyuldu:

    - Kendi kerametimi göstermek değil, sadece Hazret-i İbrahim'in mucizesi üzerindeki inkârı kaldırmak istiyorum!..

    Ve Şeyh yerinden kalktığı gibi, ellerini koskoca mangaldaki harlı ateşin içine soktu. Ateşleri avuçladı, nasipsiz adamın eteğine boşalttı. Yuvalarından fırlamış gözlerle, herkes gördü ki, nasipsiz adamın kumaştan eteğini bile ateş yakmamaktadır. Şeyh ateşleri yine avuçlayıp mangala döktü ve nasipsiz adama hitap etti:

    - Yaklaş mangala ve uzat ellerini!..

    Adam elini bir parça uzattıktan sonra kalakaldı. Zira harlı ateş, elini fazla uzatmasına bile mâni olacak kuvvette bir hararet neşrediyordu.

    Tefsirci:

    - Muhiddin (Arabî) Hazretlerinin anlayışsızlar tarafından uluorta benimsenen meşhur "Vahdet-i Vücut'' meselesi, bunların elinde küfre kadar götürülmüştür. Fakat bu halden o büyük velî münezzehtir. Muhiddin (Arabî)nin Allaha (Mutlak Vücut) deyişi kendisine bağlılık iddia eden nice insanda Hakkı tecrit yerine teşhise varan bir mâna almış, böylece küfür meydana gelmiştir. Bazıları da küfrü, Şeriatı korudukları zanniyle bizzat Şeyhe kadar götürmek istemişler, bunlar da büyük bir Velî ve müslümana küfür isnad etmiş olmakla küfre düşmüşlerdir. Edep yolu şudur: Büyüklerin Hak ve ibadet yolunda olanlarından şeriata aykırı bir söz çıkınca, evvelâ böyle bir sözün böyle bir büyükten gelemiyeceğine inanmak lâzımdır. Sonra böyle bir söze mutlaka bir tevil kapısı aramak şarttır. Eğer bu tevil bulunmazsa bu tevili yapabilme iktidarında bâtın kahramanlarının bulunduğunu düşünmelidir. Bu da olmazsa şeriata zıt sözlerin bazı büyüklerden ancak manevî sarhoşluğa düştükleri ve hiç bir aklî kıyasa sahip olmadıkları zaman çıkabileceğine itikat etmelidir.

    Başka bir tefsirci:

    - Şeyh-i Ekber haklarında en sağlam ve doğru görüş, İkinci Binin Yenileyicisi İmam-ı Rabbânî Hazretleri tarafından ortaya konulmuştur.

    Diyor ki:

    - Bir zamanlar geldi ki, beni benden aldılar ve üzerimden bir rüzgâr geçirdiler. İmamlık ediyor, cemaati idare ediyor, namazın bütün icaplarını yerine getiriyor ve ne yaptığımdan bile haberdar bulunmuyordum. Kendime geldikten sonra bende gördüklerini bana haber verdiler. O zaman anladım ki, bende ne görülmüşse, irade ve şuurun dışında olarak görülmüştü. Tıpkı bir ney gibi... Ney kendisinden çıkan sesleri ne bilsin?

    Manevî ilimlerden başka maddî ilimlerde de pek ileriye gitmiş olan ve esasen tasavvufta müessirden ziyade eser üzerinde derinleşmiş bulunan Şeyh-i Ekber, riyaziye ilminde de birçok yüksek keşif ve buluşlar sahibidir. Hattâ onun bulduğu bir düstura göre, filân rakamın falan rakamla muamelesinden çıkacak olan rakam Hazret-i Adem'den son insana kadar gelecek bütün beşer evlâdının sayısını vermektedir.

    Bu buluşa inanmayanlara ve artık bu kadarını hayalî sayanlara karşı Şeyh demiştir ki:

    - Beni kızdırmayın; size Hazret-i Âdem'den son insana kadar gelmiş ve gelecek her ferdin çehresini bile Çizerim!..

    En büyük kerametlerinden biri şudur:

    "- Sin harfi Şın harfine geldiği zaman mezarım keşfedilecek..."

    Gerçekten Yavuz Sultan Selim Şam'a girince Muhiddin (Arabî) Hazretlerinin mezarı keşfolunmuş ve bu söz pek parlak bir keramet halinde kalmıştır. Selim (sin), Şam da (şın) harfiyle başlıyor.

    Ayağını bir noktaya basıp haykırdı:

    - Sizin rabbiniz ayağımın altındadır.

    Küfre benzeyen bu sözü belki bir delâlete kavuşturacakları ümidiyle o noktayı kazdılar... Bir de görsünler ki, bir yığın altun... Büyük velî, insanları, paraya tapmakla suçlandırıyordu.

    Konya'daki evinin kapısına bir dilenci geldi:

    - Bana Allah için bir şey ver!

    - Dur, bir dakika bekle!.. Gidip getireyim! Ve gidip, içeriden, elinde bir anahtar, döndü:

    - Al!.. Bu evden başka bir şeyim yok!.. Gir içine ve otur.

    Veliler Ordusundan 333 (Halkadan Pırıltılar)
    Tırtılın Dünya'nın sonu dediğine;
    Usta, kelebek der.

1. Sayfa, Toplam 3 123 SonSon

Benzer Konular

  1. Vahdet-i Vücut, Vahdet-i Vucud (3)
    muhsin iyi Tarafından Tasavvuf Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 10-05-2014, 05:28 PM
  2. Yorum: 7
    Son mesaj: 22-05-2012, 05:18 AM
  3. vahdet-i vücut !!!
    ajan Tarafından Süper Sözlük Foruma
    Yorum: 3
    Son mesaj: 04-04-2010, 09:19 AM
  4. Bütün kadınlar normal doğum yapma gücünü içinde taşır
    RABİA Tarafından Kadın Sağlığı (jinekoloji) Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 30-12-2009, 06:16 PM
  5. 7 farklı tarz, 7 farklı salon
    Nil@y Tarafından Ev Dekorasyonu Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 23-12-2007, 09:16 AM
Yukarı Çık