Reşat Nuri Güntekin'in Dudaktan kalbe kitabından, tv ye uyarlanan 'Dudaktan Kalbe' nin başrollerinde Burak Hakkı ve Fadik Sevin Atasoy oynuyor ve yönetmenliğini iseAndaç Haznedaroğlu üstlenmiştir . Müzisyen olan Hüseyin Kenan Gün çocukluk yıllarını , dayısı olan Saib Paşazade nin yanında geçirmiştir. Saib Bey, onun rızası olmadan evlenen kız kardeşi Melek Hanım'ı hiç affetmemiştir. Melek Hanım, hırsızlık suçuyla mahkum olan kocası hapishanede ölünce, ağabeyinin yanına sığınmıştır. Ama Saib Bey, iyiliğini başlarına kakarak hayatlarını zindana çevirir

DUDAKTAN KALBE DİZİSİ KİTABI
Kitapta kemanist olan Kenan’ın yaşadığı aşklar ve bu aşkların kendi iç dünyasında uyandırdığı bazı duygulardan bahsediliyor.Sadece Kenanın değil aşk yaşadıgı bayanlardan da uzun uzun bahsediliyor.Aşkın kişilerin duygu ve düşüncelerinde nekadar etkili oldugunu kendisine bu kitap ana fikir olarak almış.

Kitabımızın kahramanı Kenan hayata tamamen bahtsız olarak başlayan ve cevresindeki birçok çocuktan farklı karaktere sahip bir şahsiyettir.Onun şanssızlığı annesinin ;ailesinin bütün baskılarına karşın; etrafınca serseri olarak nitelendirilen bir adamla evlenmesiyle başlamıştır. Kenan’ın annesi tarafı aslında zengin olarak nitelendirilebilecek bir ailedir.Annesinin ,babasıyla evlenmesinin ardından anne tarafı onu mal varlığından men etmiştir.Zaten bu durum da ilerde onara problem teşkil edecek bir durum olacaktır.Zaman ilerler ve Kenan’ın babası marifetini gösterir ve hapishaneye düşer.Artık Kenen ve ailesi tarafından dışlanmış olan annesi Melek Hanım yalnızlardır.Artık geçim sıkıntısı baş göstermiş daha doğrusu iyice artmış durumdadır.Yapacak birşeyin kalmadığını anlayan annesi ailesinden yardım ister .Ancak ailesinin de durumu eskisi gibi pek parlak değildir.Lakin annesinin ağabeyi Saip Paşa’nın durumu iyi denilebilecek seviyededir.Ve ağabeyi onları yanına kabul eder.Ama bunun anlamı onları şevkatle değil bilakis kan bağından dolayı kabul etmiştir. Ona göre Kenan en geç üç seneye kadar babasıyla aynı akıbeti paylaşacaktır.Onu tamamen hor görmekte hatta zaman zaman hırsızlıkla itham etmektedir.Bu durum karşısında Kenan’ın annesi mecburiyetten başı önde acılı yüreği kor içinde her geçen gün daha da eriyip gitmektedir.Kenan bu süre zarfında da keman dersleri alıyordur.Elbette bu keman dersleri öylesine parasız bir kurstur ama bu basit kurs ondaki cevherin açıga çıkması için yeterli olacaktır.Dayısı her duruma olduğu gibi bu duruma da itiraz ederek ona mani olmaya çalışır. Ama onaki istek ve şevk onun geleceğin en başarılı vizörü yapacaktır. Dayısı onu kendince kurtarmak için İstanbul’a mühendis mektebine göndermeye karar verir ve biçare Kenan bu durum karşısında boynunu eğmekten öteye gidemez.Kenan Bozyakayı terk ederken bir de masumane çocukluk sevdasını ,Leyla’yı bırakır. Leyla onun için umutsuz bir sevdadır çünkü; Kenan’a göre onlar ayrı dünyaların insanları idiler.Zaten bu aşkı onu en az etkileyenlerden idi.Bozyakada yani dayısı ile oturduğu bu kasabada onunla arkadaşlık edenlerden birisi de Şem’i Dede idi . Gerçektende dede denebilecek yaşta bir adamdı.Ama Kenan ile anlaşabilecek kadar da genç bir adamdır . Aslına bakılırsa Kenan öyle deli dolu bir delikanlı değildi.Zaman akıp gitmiş Kenan mektebi bitirmiş ve İstanbul’da kendisine bir ev tutmuştur. Artık İzmir’e de gitmek istemektedir. Zaten annesi Melek Hanım kızını evlendirmiş onların yanına gitmiştir.Birsüre sonra Kenan annesine Avrupa’ya bi arkadaşının yanına gideceğini söyler ve annesi Kenan’a tek mal varlığı olan Kemeraltı’ndaki dükkanlarını satarak para verir.Kenan Avrupa’dan dayısının tahmini üzere kısa süre sonra değil uzunca bir sürenin ardından ve dünyanın en saygın kemanistlerinden birisi olarak döner.Artık dayısı onu yerlere göklere sığdıramamaktadır.Ve Kenan Avrupa’dan döner dönmez onu yanına çağırır.Artık o kötü, buhranlı donem sona ermiştir.O artık Bozyakanın iftihar ettiği bir genç olmuştur.Artık yeni aşkların zamanı gelmiştir.Cavidan isminde komşuları Mimur Bey’in sayesinde tanıstıklarıbir kız vardır.Cavidan bir prensestir ama Kenan da artık dünyaca ünlü bir sanatçıdır yani birbirlerine uygundurlar.Bu sırada Kenan ,Nimet Hanım ıle tanışır ve zamanla bu olay aşka dönüşür.Kenan bu durumdan hem memnun hemde bi okadar rahatsızdır, zira artık o Cavidan ile nişanlı sayılmaktadırlar.Buluşmalarında Hikmet Hanım yanında sürekli olarak bi kız çocuğuyla gelmektedir.Kenan bu durumdan rahatsızlık duymakta ancak Hikmet Hanıma göre ise bu kız buluşmaları için bir araçtır.Çünkü dışarıdan tepki çekmemeleri gerekmektedir.Zira Nimet Hanım evlidir. Bu çocuğun adı Lamia’dır.Bu kız çocuğuna Kınalı Yapıncak demektedirler.Lamia onların aralarındaki aşktan haberdardır ancak onlara dahi bu durumu belli etmemektedir.Sarı saçlı bu guzel kız akrabalarının yanında ,onların çocuklarına dadılık yaparak hayatını geçiren ve ailesini kaybetmiştir. Bunları öğrenen Kenan artık bu kıza acımaya başlamıştır.İleride bütün kalbiyle bağlanacağı kıza o zamanlarda böylesine bir duygu beslemektedir.Tabiki Kenan’la Kınalı yapıncağın Nimet Ablasının arasındaki aşkta son bulur . Bu dönem zarfında Lamia ile Kenan arasında da bir yakınlaşma başlamıştır.Musiki hastası ve her denileni koşulsuz kabul eden bu kız ile bizim çapkın ve kendi iç dünyasında boğuşup ,neyin doğru neyin yanlış olduğunu anlamaya çalışan kemanistimiz arasında bir aşk başlamıştır.Bu aşkın bir meyvesi olarakta bir çocuk olmuştur ,yanlız Lamiadan başka kimse bu çocuğun kinden olduğunu bilmemektedir.Kenan bu sürede evlenmiş ve Cavidan ile yaşamaya başlamıştır. Kenan Lamia kadar Cavidanı da seviyor ve onun aşkına saygı göstermektedir.Bu çocuk olayı ortalığı karıştırır. Yanında kaldığı akrabaları onu Kütahya’ya gönderir.orada akrabalarının yanında kalır . ancak o artık lekeli sayılmaktadır.Evde de genç kızı aksilikler bırakmamaktadır.Eniştesi Rasih Bey ve karısı Mahmure’İn iyiliği ve onların sadeti için Mahmure’nin sevdalısını kendi sevdalısı gibi gösterir.Artık o gerçektende lekelidir.Herşey burada bitmez,Rasih Bey Lamia’ya göz koyar.Evde kimsenin olmadığı bir gün üzerine atlayan eniştesini öldürür.Ancak ceza almaz . Artık o evde de kalamayacağı için akrabaları onu İmam Hakkı Efendi’nin yanına verirler.Bu arada bazı kısmetleride çıkmaya başlamıştır ve Kütahya’ya gelirken trende gördüğü ve daha sonra karşı komşuları olan Binbaşı Kemal ile evlenir. Tabiki Lamia halen ilk aşkı Kenan’I sevmektedir lakin bu durumlara dayanamamıştır.Kemal Beyle mutlu günler geçiren Lamia’nın mutlu hayatı ,Kemal Bey’in İstanbul’dan gelen akrabası ve Kenan’ın arkadaşı olduğunu öğrendiği Vedat’la yeniden bozulur.Çünkü adları aşığa çıkar.Bu durumda Kemal Bey ,Lamia’yı boşar.Bu arada Kenan ile Cavidan’ın evlilikleri devam etmektedir.Ancak Kenan ,Kınalı Yapıncağını unutamamaktadırve aralarındaki evlilik bir gün Lamia’yı , Vedat’ın muayenehanesinde görünce sona erer.Bu arada Kenan annesini de kaybetmiştir.Artık eser veremeyecek kadar hayattan sıkılmıştır.Bu buhranın içinden onu yine kurtaracak olanı Lamia olarak görür.Ancak Lamia artık eskisi gibi değildir.O da hayattan sıkılmıştır ,tek tutunacağı dalı çocuğu Mebrure kalmıştır.Artık hiçbirşey eskisi gibi değildir ve olmayacaktır da.Kenan’ın dediği gibi onlar için artık ’günlerin güneşi gibi gecenin mehtabı da sonuk, cansız, yürek üzücü…’.