Merhaba!

Hayalleri dünyaya taşıyan hayat kahramanı



Son Çar II.Nicolas'ın saraylarından, Saint Petersburg'un sanat dolu romantik ortamından çıkıp önce Paris'e, sonrada Hollywood'a kadar uzanan uzun yaşamında Erte adında ki bir sanatçı, tüller ve tüyler içinde zarif rüya kadınlarını, Acem, Roma, Mısır, Bizans minyatürlerini, heykellerini, mozaiklerindeki imajları, masal dünyasını tasvir eden sahneleri gerçek hayata taşıyan bir sihirbaz olarak efsaneleşti. 20.Yüzyılda savaşların yarattığı sarsıntıyı atlatmak için batının girdiği “ Belle Epoch-Tatlı Hayat” dönemlerinin Çarlistonlu ve Kankanlı çılgın eğlence gecelerinin, kabarelerde ki masal dekorlarının arkasında ki büyü ustası Erte idi.

Rusya'nın St. Petersburg kentinde 1892 yılında doğan Romain de Tirtoff, imparatorluk donanmasının komutanı olan babasının istediği gibi deniz subayı olamayacağını çok genç bir yaşta keşfetti. Küçük Romain, daha 5 yaşındayken annesine bir elbise tasarlamıştı resme, çizime ve kostüm tasarımına bayılan genç Romain, Çarlık Rusya'sının aristokrat ailelerinde gelenek olan zengin kütüphanelerinde bulduğu İran minyatürlerinden o kadar etkilenmişti ki hep o masal dünyasında yaşamayı arzu etti. Hayatı boyunca, bu acem minyatürlerinde ki fantastik kuşları, melekleri, kadınları, bulutları ve sihirli bitkileri imaj olarak kullanan bu ilginç adam, sanat dünyasına bu masalları taşıdı ve insanları büyüledi.

20. Yüzyılın en özgün sanatçılarından biri olan Erte'nin desen ve tasarımları, moda, grafik, sahne ve tüm sanat alanlarını kapsayan derin bir etki yarattı.

Genç Romain'i ailesi çok küçük yaşlardan itibaren yaşadıkları kent Saint Petersburg'un en önemli sanat hazinesini barındıran Hermitage Müzesine götürerek onun ilham perileri ile tanıştırmışlardı. Sanatçı hayatı boyunca üreteceği giysilerde, çizimlerde, heykellerde hep burada gördüğü Yunan, Roma, Bizans, Mısır eserlerindeki eşsiz estetiğin izlerini yansıttı.

Moda Tasarımcısı

Romain de Tirtoff, hayallerini gerçekleştirmek için 1912 yılında henüz 18 yaşında iken Paris'e taşındı ve adını ilk harflerinin Fransızca söylenişi (Romain'in “R”si Tirtoff'un “T”si) ERTE olarak değiştirildi. Paris'te moda tasarımcısı Paul Poiret'in yanında illustratör olarak çalıştı ve burada modanın, kumaşların ve kıyafetlerin kadın bedenini nasıl değiştirdiğini öğrendi.

1990 yılına kadar süren bir asıra yakın hayatı boyunca Erte, “Art Deco” olarak bilinen sanat akımının önemli öncülerinden, illustratör, ressam, heykeltıraş, moda tasarımcısı, müzikal, tiyatro, film sahne dekoratörü olarak, medya, plastik sanatlar, film, sahne, moda dünyasına damga vuran çok yönlü bir sanatçı oldu. Sanatçı 75 yaşında gravür ve serigrafiye, 87 yaşında heykeller yapmaya başlayana dek moda, dekorasyon ve grafik alanlarında büyük değişim yaratan bir tasarımcı olarak çalıştı. O zaten doğduğu aristokrat ortamın ve Çarlık Rusya'sının şatafatlı kültürünün bir parçası olarak Paris'e gelmişti 1912'de Paris'e geldiğinde moda tasarımlarıyla ilgi çekmeye başlayan Erte, 1915 yılında “Harper's Bazaar” Dergisine kapak tasarımları yapmaya başlayarak efsanevi işlere imza attı. Bu derginin kapaklarını 22 yıl aralıksız çizen sanatçı desenleriyle sonradan “Art Deco” adı verilecek sanat hareketinin en önemli sembollerinden oldu.

Sanat kariyerinde Casino de Paris, Paris Operası, Folies-Bergéress gibi kabarelerin sahne dekorlarını ve şaşaalı kostümlerini yapan sanatçı, ABD'den aldığı tekliflerle New York Radio City Müzik Salon'undaki müzikal ve tiyatro prodüksiyonlarında ve yine anı kentte bulunan George White'ın ünlü Skandallar Klübü'ndeki kabare gösterilerinde Erte fırtınasını estirdi.





Amerika Yılları

Efsanevi medya patronu William Hearst'ün (Orson Wells'in Citizen Kane'de ilham aldığı basın imparatoru) sahibi olduğu "Harper's Bazaar" dergisi'nin 22 yıl boyunca 200 kapak resmini yapan Erte, aynı zamanda patronun eşi Millicent Hearst'ün moda tasarımcılığını da üstlenmişti. Bayan Hearst eski bir revü kızıydı ve Erte'nin teatral tarzını çok seviyordu. Erte

1.Dünya savaşın da durgunlaşan Avrupa eğlence ve moda dünyasını bırakıp ABD'ye gittiğinde kendi sanatına ve becerilerine çok açık bir toplum bulmuştu. Büyük basın patronunun desteğini arkasına alan Erte'nin Amerika yılları kabare kostüm ve sahne dekorları tasarlamanın yanı sıra Metro Goldwin Mayer film stüdyosunun 1920'lerde ve 30'lardaki film prodüksiyonlarında kostüm ve sahne tasarımlarıyla yeni bir mecraya açılmıştı. Sanatçı sinemanın dışında opera ve tiyatro prodüksiyonlarında da çalıştı. Erte, egzotik insan formlarını kullanabileceği, kadın vücudunun cinsel gücünü anlatabileceği, o dönemde skandal yaratacak biçimde erotik sınırları zorlayan giysilerle donatabileceği işleri üstleniyordu.

Amerikalılar bu sanatçının sınırsız hayal gücüne kucak açtılar ve onun dünyalarını masallaştırmasını hayranlıkla izlediler ve ona iş yağdırdılar. Çok yönlü sanatçı sahne prodüksiyonlarının yaptığı ünlü sinema aktrisleri için moda tasarımları da gerçekleştirdi. Bunlar arasında 1920'li ve 30'lu yılların artistleri Joan Crawford, Lillian Gish, Marion Davies, Anna Pavlova, Norma Shearer bulunuyordu. II. Dünya Savaşı'nın yarattığı kayıp ve acılardan sonra Erte'nin süslü püslü tasarımlarının popülerliği kısmen azalmıştı. Ama bu yaratıcı sanatçı kendini yenilemekte gecikmedi. 1960'larda Paris'te gravürlerinin az sayıda baskılarını, 20'li ve 30'lu yılları yansıtan desenlerini sergilediğinde eserleri kapışıldı ve fiyatları arttı. Sanatçının erken dönem çizim ve desenleri 1970'li yıllarda Circle güzel sanatlar şirketi ile Chalk& Vermillion prodüksiyonları tarafından üretilen çok özel işlerdi. Bu baskılar bugün yüksek fiyatlarla el değiştiriyor. Sanatçının özgün desenleri bugün New York Metropolitan Müzesi, Modern Sanat Müzesi Smithsonian Enstitüsü ve Londra Victoria & Albert Müzesi'nde sergileniyor ve özel koleksiyonlarda muhafaza ediliyor.



Bütün sanatçılar çizg, dışı insanlardır, fakat Erte gibi çok ileri yaşlarda dahi hala yeni alanlara giren ve adeta vahiy gelmişçesine inanılmaz formları hayata taşıyan bir sanatçı az görülür. 75 yaşında aniden gravür yapmaya girişen sanatçı, 87 yaşında ise Picasso, Matisse, Degas gibi sanatçıların hayatlarının bir evresinde giriştikleri heykel yapımına başladı. Kilden yaptığı modelleri bir çok rengi kullanabildiği bronzdan heykellere dönüştürdüğünde, sanatseverler hayretler içinde kaldılar. Erte bile heykellerinin başarısına şaşırdı. Art Deco hareketi tekrar gündeme geldi.

Bu sanat akımının sembollerinden olmasında rağmen Erte kendini Art Deco ile özdeşleştirmedi, Fransa'da uzak doğu desenlerinin yeniden yorumuyla gündeme gelen Art Nouveau akımına da kendisini yakın hissetti. Heykellerinde de desenlerindeki gibi mitolojik esintiler, Mısır, Roma, Bizans formları, genellikle kadın bedenindeki güzellikler olarak sunuluyor.

Onun kadınları olağanüstü uzun bacakları, giysileri uçuşan, doğaüstü fantastik yaratı kılar.

Gerçek hayatta rastlanması zor hatlar taşıyorlar. Bazı heykellerinde ise kadınlar tamamı ile çıplak ve aşkın zincirleriyle bağlanmış acı çeken güzel varlıklar olarak tasvir ediliyor. Heykellerinde hayvanlar, diğer objeler de var ama onlar da kullandığı erkek figürleri gibi kadın figürlerine eşlik eden birer aksesuar konumundalar.

Erte üzerine kitap ve filmler Erte, 1974 yılında "Hatırladığım Şeyler" adlı otobiyografik bir kitap yazmıştı. Daha sonra "Hayatım sanatım" adlı kitap bunu güncelleştiren, düşüncelerini, sanat hayatını, esin kaynaklarını ifade ettiği bir kitap oldu. 1982'de "Erte 90 yaşında" adlı kitap onun tüm sanat hayatını anlatıyordu.





"Erte ve heykelleri" adlı kitap ise onun sanat yaşamındaki son dönemeci çizdi. Moda tasarımcılığı ile ilgili de hakkında bir çok kitap yazılan Erte, 20. yüzyıla damgasını vuran en özgün sanatçılardan bir olarak tarihe yazıldı. Hele moda alanından gelip de plastik sanatlara geçen tek örnek oldu.

Erte heykel yapmaya başladıktan yaklaşık 10 yıl sonra 98 yaşında hayata veda etti. Son gününe kadar üretmeyi ve yeni şeyler tasarlamayı sürdürdü. Sahne ve kostüm tasarımını da hiç bırakmadı. Onunla ilgili olarak bir New York, diğeri Paris'te yapılan iki önemli dokümanter film sanatçıyı yeni kuşaklar anlatmayı hedeflemişti.

1981 ve 1982 yılında sanatçının 90. yaşını kutlamak için yapılan retrospektif sergiler tüm Avrupa'da dolaştı. 95 yaşında ise ABD'yi üç yıl boyunca dolaşacak sergi organizasyonları yapıldı. Sanatçının aldığı birçok ödül ve onur nişanı bulunuyor. Rus asıllı Erte, çarlık döneminde çıktığı ana vatanının Sovyetler Birliği haline gelmesini, devrimi, bu devrimin evrimlerini ve sonra da yıkılmasını gördü. Erte 1990 yılında vefat ettiğinde ülkesi de yeni bir rejimle tanışıyordu. Ama Erte, hayatta ne olursa olsun, babasının kütüphanesinde ve Hermitage müzesinde girdiği hayal aleminden hiçbir zaman çıkmadı.

Erte sanatını kendi kelimeleriyle şöyle anlatıyor: "On yaşından beri Roma, Helen, Mısır, Asur heykelleri ve formları ilgimi çekmiştir. Ama onların bendeki etkisi sınırlı oldu, çünkü ben hiçbir zaman onlar kadar gerçekçi olmak istemedim. Ben hep kendi hayallerimi sanatıma aktardım. Hayal dünyamı tekrar tekrar üretmek ve yaşatmak istedim. Fantastik olan, bana gerçeklikten daha yakın geldi." Sanatçı heykele geçişini ise şöyle anlatıyor: "1960 yılında Racine'in 'Phedre'adlı eserinin prodüksiyonundan sonra Mayorka'da plajda dinlenirken birden gözümün önüne soyut imajlar gelmeye başladı. Birbiri ardına gelen bu şaşırtıcı görüntüleri heykele dönüştürmeye karar verdim. Ama ancak bu olaydan 20 yıl sonra seri halinde heykel yapmaya başladım." Sanatçının bu soyut heykelleri uzun yıllar gizli tutuldu ve yıllar sonra "Resim formları" adıyla sergilendi. Soyut alandaki tek çalışması bu seriden ibaret kaldı. Bu farklı işler de Erte'nin çok yönlülüğüne şaşırtıcı bir katkıda bulundu.

İnsanların estetik zevklerini ileri uçlara götüren ve ruhlarını okşayan an Erte, 20. yüzyılın tüm acılarına ve savaşlarına karşı n romantik olmakta ısrar eden bir sanatçıydı. Düşündürmeyi, şoke etmeyi ve gerçeğe döndürmeyi seçmeyen Erte, tam tersine gerçekliğin yarattığı problemleri hayal dünyasında unutturmayı seçti. Hayranları da bu kaçışı en güzel sağlayan sanatçı olarak onun estetiğindeki rüyalar alemine koştular ve Erte resimlerini, heykellerini almak için yarıştılar.



GALERi BARAZ