Selam!



-'Takva' kelimesinin aslı 'vekâ' fiilidir. Bu fiilin masdarları olan 'vikaye, vakyen, vâkıeten, vikâü' kelimeleri yaklaşık aynı manada olup, zarar verecek şeylerden çekinmek, bir şeyi korumak, birşeyi başka birşeyle bir tehlikeye karşı korumaya almak demektir.

-Başka bir deyişle 'vekâ', birşeyi başka birşeyle gider*me, koruma demektir. Bu bir anlamda zararlı şey ile ken*disinin arasına bir engel koymaktır. "Ondan kalkan ile ittika etti" sözünün manası, onunla kendi arasına kalkanı engel yaptı, kalkanla kendini korumaya aldı demektir.

"Yarım hurma ile de olsa, sadaka vererek kendinizi bir tehlikeden, yani cehennemden koruyunuz (ittika edi*niz)." hadisinde bu anlamda kullanılmıştır. Yani kendi*nizle cehennem ateşi arasına, sizi onun ateşinden koruya*cak bir engel koyun.

-'Vekâ', kötülüklerin her birinden Allah'ın korumasına girmek demektir.

-'Vekâ' fiil kökünden gelen 'ittika' sözlükte, vikayeyi kabul etmek, bir başka deyişle, vikayeye girmek, elem ve zarar verecek şeylerden sakınıp kendini korumaya almak anl***** gelir.

Bir hadiste şöyle deniyor: "İmam (müslüman lider) kalkan gibidir. Onunla ittika edilir (korunulur), onun ar*kasında düşmanlara karşı savunma yapılır."

Aynı kökten gelen 'tevekka' da 'ittika' anlamında*dır.[138] Tevekki' (çekinme) deyiminde yorgunluğa katlan*ma, 'ittika'da ise sadelik anlamı vardır.

-Vekâ fiilinin faili olan 'tekî' (çoğulu etkıyâ), nefsini salih amelle azaptan ve günahlardan koruyan kimse demektir.

-'İttika'nın fail ismi olan 'muttaki', korunan, sakınan, takva fiilini işleyen, kendini koruma altına alan demek*tir.

'Takva' kelimesinin kendisinden türediği 'ittika' fiili aslında 'iftial' babında 'ivtikâ' şeklinde idi. Arapçadaki harflerin değişim kuralına göre buradaki 'vav' harfi 'te'ye dönüşmüştür.

Hadislerde sözlük anlamıyla 'çekinmek, sakınmak, korkmak' manalarında geçmektedir.

Peygamberimiz (sav) buyuruyor ki:
"Benden hadis rivayet etmekten ittika edin (sakının); ancak (benim sözüm olduğunu kesin olarak) bildiğiniz hadisleri rivayet edebilirsiniz..."
"Sizden biriniz (din) kardeşiyle vuruşursa, yüzüne vurmaktan sakınsın (ittika etsin)."

-Aynı fiil kökünden gelen 'vâk' kelimesi, koruyan, çe*kinen, himaye eden demektir. Kur'an bunu Allah'a nisbet ederek kullanıyor.

"Dünya hayatında onlar için azab vardır, ahiret azabı ise daha zordur. Onları Allah (ın azabın)'tan koruyacak bir kimse (vâk) yoktur."

-'Takva', 'ittika'nın ismidir ve sözlük anlamı olarak, nefsi korktuğu şeyden korumaya almak, sakınmak anla*mına gelir.
- Başka bir deyişle, kuvvetli bir himayeye gir*mek, korunmak, kendini birşeyle koruma altına almak demektir.

Kur'an, 'takva ve ittika' kelimelerini sözlük anl***** yakın manalarda da kullanmaktadır.

Birkaç âyette bunun örneklerini görebiliriz:
"Kim nefsinin bencil tutkularından 'ittika ederse, korunursa', işte onlar, kurtuluş bulanlardır."
"Artık Allah da onları böyle bir günün şerrinden koru*muş ve onlara parıltılı bir aydınlık ve sevinç vermiş*tir."
"Kâfirler için hazırlanmış cehennem ateşinden itti*ka edin (korunun)."
Burada takva, ateşe nisbet edilerek, kendini ateşten korumak, ateşe düşmekten sakınmak manasında kullanılmıştır.
"Ve hiç kimsenin, hiç kimse adına birşey ödemeyece*ği, hiç kimseden bir şefaatin kabul edilmeyeceği ve hiç kimseden bir fidye alınmayacağı ve yardım görülmeyeceği günden ittika edin (korkup sakının)."
"Kıyamet günü o kötü azaba karşı yüzünü kim koru*yabilecek? Ve zalimlere 'Kazanmakta olduğunuzu tadın' denmiştir."
"Ey iman edenler, kendinizi ve aile fertlerinizi cehen*nem ateşinden koruyun."
Hz. Ali (r.a) bu âyetle ilgili olarak, "Yani aile fertlerinize 'hayır olan şeyleri' öğretin, (böylece onları cehennem ateşinden korumuş olursunuz).” demiştir.
Müslümanlar bazen şöyle dua ederler: "...Rabbimiz, şüphesiz biz iman ettik, artık bizim günahlarımızı bağışla ve bizi ateşin azabından koru..."

Burada 'vekâ' fiili istek kipi hâlinde ve daha çok söz*lük manasında kullanılmıştır.

Bazı hadislerde de takvanın çekinmek, korunmak, tedbir almak, iki şey arasına engel koymak anlamlarında kullanıldığını görüyoruz.

Ebu Hureyre'nin (r.a) rivayetine göre Peygamberimiz (s.a.v) demiştir ki: "Kim, iki dudağının ve iki bacağının ara*sının şerrinden Allah'a karşı ittika ederse (korkup sakınır*sa) cennete girer."
Ebu Said el-Hudrî (r.a)'nın rivayet ettiğine göre Pey*gamberimiz (s.a.v) şöyle demiştir: "Şüphesiz ki dünya (ha*yatı) tatlıdır, yeşildir. Allah (cc) sizin nasıl amel işleyece*ğinize bakmak için sizi orada halifeler kıldı. Dünyadan it*tika edin (dünya hayatına kapılmayın), kadın tutkusundan da ittika edin (kendinizi koruyun). Çünkü İsrailoğullarının ilk fitnesi kadın tutkusundan olmuştu."
Ebu Hureyre(r.a)'den rivayette Peygamberimiz (sav) buyurdu ki: "İmam (Müslüman yönetici) kalkan gibidir, onunla (düşmana karşı) savaşılır, onunla ittika edilir (korunulur). O eğer Allah'tan ittika etmeyi (korkup sakınma*yı) emrederse ve adaletli olursa bu onun için ecir olur. Bu*nun dışında (şer olan şeyleri) emrederse bu da onun için günah olur."
Peygamberimizin bir cenaze için, "...Yarabbi, onu ka*bir ve ateş (cehennem) azabından koru..." şeklindeki du*asında 'ittika'nm sözlük anlamıyla kullanıldığını görüyoruz.
İttikamn bir hadiste sözlük anlamıyla, ilaçla tedavi olarak hastalıktan korunma anlamında kullanıldığını gö*rüyoruz .

Kur'an takvayı, Allah'tan hakkıyla korkup sakınmak, kendini itaatle korumak, O'nun cezasından çekinerek ve günahın kazandıracağı kötü sonuçtan ürkerek O'ndan sa*kınmak anlamında kullanıyor. Takva tavsiyesinin temelinde de bu sakındırma fikrinin var olduğunu söyleyebili*riz. Esasen Kur'an, Allah'tan ittika etmeyi hem O'nun azabından sakınmak, hem O'na itaatle kendini dünyada ve ahirette istenmeyen şeylerden korumaya almak, hem de âlemlerin Rabbine karşı, O'nun ilâhlığı karşısında kul olma sorumluluğu ile hareket etme şuuru manasında kullanmaktadır. Ancak bu anlam yerine göre bazen korku un*surunu daha çok ön plâna çıkarıyor, bazen de sakınma ve ona göre tedbir alma unsuruna vurgu yapıyor.

Söz gelimi, peygamberlerini dinlemeyen isyancı kişi ve topluluklara yöneltilen 'Allah'tan ittika edin' uyarısı ile, mü'minlere yöneltilen birtakım ibadetleri yapma ko*nusundaki 'Rabbinizden ittika edin' emri arasında korkut*ma ve uyarma unsurları açısından fark vardır.

"Kullarından dilediklerine, kendi emrinden melekleri ruh ile indirir; benden başka ilâh yoktur, o hâlde benden ittika edin (korkup sakının), diye uyarın."

Şu âyette de iman edenlere sesleniliyor:
"De ki: 'Ey iman eden kullarım, Rabbinizden ittika edin (O'na karşı kulluk bilinciyle hareket edin). Bu dünya*da iyilik etmekte olanlar için bir iyilik vardır. Allah'ın arzı geniştir. Ancak sabredenlere ecirleri hesapsızca ödenir."

Şu âyette ise 'ittika' emrinin genel olduğunu görüyoruz:
"Onların üstlerinden ateşten katlamalı-tabakalar, alt*larından da katlamalı-tabakalar vardır. İşte Allah, kendi kullarını bununla tehdit edip korkutuyor (havf ettiriyor); ey kullarım, öyleyse yalnızca benden ittika edin."


Takva Bilinci-H.Kerim Ece