1. Sayfa, Toplam 2 12 SonSon
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 Toplam: 15
  1. #1
    Kıdemli Üye
    Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Mesaj
    626
    Rep Gücü
    41960

    Unknown Meal okumak sakıncalı mıdır? Mealden Kuranı anlayamaz mıyız?

    Bazı çevrelerce Kur`anı Kerim`in mealinin okunmasının yanlış olduğu, meal okumanın sakıncalı olduğu sürekli olarak söylenmekte, bu anlayamayız mantığı bir propagandaya dönüştürülmektedir.

    Buna sebeb olarak gördükleri tek madde ve ileri sürdükleri gerekçe, meal okuyarak Kur`anın anlamanın mümkün olmadığıdır.

    Oysaki Rabbimiz, kitabını bütün insanlığa gönderirken anlaşılır olduğunu ifade etmiştir. Kitabımızı sürekli okuyup düşünülmesini emretmiştir.

    Rabbimiz iman etmiş hiç bir kulunu kitabını anlayamaz olarak görmemiş, "Ey İman edenler. "derken bütün iman edenlere seslenmiştir. Kitabının sürekli anlaşılır olduğunu belirterek yersiz düşüncelere meydan vermemek için muhkem ve müteşabihi de ayırmıştır. Kalbinde maraz olanların müteşabihlere sarılacağını, iman ehline muhkem olanların yeteceğini ifade etmiştir. Kitabımızın mealini okuyan herkes bilir ki, muhkemler içinde anlaşılamayacak tek bir ayet yoktur.
    Mealen de olsa, okuyan kul samimice yaklaştığında, Kur`an kapılarını kendisine açacaktır.

    Bir müslümana neden meal okumayın denir?
    Yada iman edenlerin meal okuması neden istenmez?
    Neden çeşitli yollarla engellenmeye çalışılır?
    Bu çok önemli bir konu.

    Bunları en başında Kur`anın anlaşılmasını istemeyen dünya müstekbirleri gelir.
    Çağımızın ebu cehilleri, velid bini mugireleri gelir. Çünkü onlar da anlaşılmasını okunmasını istemiyorlardı. Çağımızın küfür önderleri de Kur`anın anlaşılmasını istemiyorlar. Onlar kitabımızı sadece arapçasından okunan, anlaşılamayacağını savunan, sadece mübarek gecelerde okunması gereken,
    Mezar başlarında okunmasını, çeyizlerde olması gerektiğini savunan taifedir.
    Gençlerin ellemelerini bile istemeyecek kadar kutsandığını, eline alındığında üç kez öpülmesi gerektiğini savunurlar. Evin tavana yakın yerdeki rafında durması gerektiğini, cuma günlerin, arefe günlerin kitabı olduğunu anlatırlar.
    Nazar değdiğinde, nazar ayetini okunması, sabah işyerini açınca bir fatiha üç ihlas okunması gerektiğini ama bunların ne anlattığının önemli olmadığını savunurlar. Çünkü biliyorlar ki fatiha suresinin ve ihlas suresinin anlamını bilseler, iktidarları sallanacaktır.

    Meal okumanın bir sapkınlık olduğunu topluma yaymakla meşguldürler. Kur`an sadece yaşlı insanların karşılıklı oturup arapçasından mukabele yaplması için gelmiştir. Kur`anı müslümanlar anlamını okuyarak anlayamazlar mantığını bütün topluma yaymakla meşguldürler. Kendilerine yardım eden yerli işbirlikçileriyle beraber bunu başarmanın binbir yolunu araştırıp çalışırlar.
    Kuranı mealinden okuyanları bir moda akımının mensubu olarak görüp, teşhir ederler. Çünkü iman edenler arasında Kur`an anlaşılmaya başlarsa sömürü düzenleri sallanmaya başlayacaktır. Çünkü Kur`anın mealini okuyan zalimlerin kimler olduğunu anlayacak, siz zalimsiniz diye haykıracak baş kaldıracaktır.
    Çünkü Kur`anın mealini okuyan, evliya menkıbelerini değil de, tevhit mücadelesi veren peygamberlerin hayatlarını öğrenecektir. Bu ve bunun gibi bilinçlenmelerin önüne geçmek için var gücüyle çalışır Kur`anı kendine rakip görenler.

    Kur`anın anlaşılmasını mealinin okunmasını istemeyen bir zümre de cemaat şeyhleridir. Onlarında bu konuda yoğun çalışmaları vardır. Tabilerine, Kur`anı okuyup anlayamayacaklarını söylerler. Çünkü Kur`anın bir zahiri birde batıni manası vardır onlara göre. Zahiri manasını anlasanız da, önemli olan batıni manası olduğu için(kendilerini haklı çıkarmak adına), anlayamazsınız derler.
    Tebası Kuranı anlamamalıdır. Çünkü kendileri onların yerine okur, yorumlar ve onlara anlatır. Çünkü Kurandaki "Ey iman edenler"hitabı tebasına değilde kendilerine gelmiştir sanki. Kuranı mealinden anlayamayacak kadar basit görürler müritlerini, onların akıllarını yok sayarak kendilerinin
    düşüneceğini ilan ederler. Hatta tefsirlerinde, "Bu bilgiler bana Alah tarafından gelen bir ilhamla yazıldı" diyecek kadar ileri gidip,
    itikadenden bağlılarını bağlarlar. Kendi düşüncesi dışındaki eserlerin okunmasını men ederek, görüşü dışındakileri ehli sünnet harici ilan ederler.
    Ehli sünnet olmak, ehli sünnet sayılmak kendi tekellerindedir. Kendi kriterleriyle bellidir ehli sünnet olmanın şartı. "Biz bu Kur`anı anlaşılsın diye indiridik. " emri, bu kuranı sadece bilenler anlar olarak şeklinde tevil ediler. "Ey iman edenler" hitabı onların tefsirlerinin sonucunda anlaşılırdır.

    Bütün bunların yanında Kuranın anlaşılmasını istemeyen birçok çevre daha vardır. Beraber çalışıp kitabın mealinden okunmasını engellemek için azami gayret sarfederler. Peki arapça öğrenmesi mümkün olmayan iman edenler, kitabında Yaratanın ne anlatmak istediğini öğrenmek isteyenler, çiftçi çoban köylü, esnaf, yanında ciltler dolusu kitapla gezmek istemeyenler.
    Meali açıp okuyup Kuranı anlayamayacak mı?

    Benim fikrim, bütün iman edenler el ele verip meal okuma kampanyası başlatmalıyız. En güzel hediye diye kitabımızın meallerini etrafa imkanımız dahilinde dağtmalıyız. Mealin girmediği ev işyeri, araba, okul, gönül, çanta, pazarcı tezgahı bırakmamalıyız.

    Bu Kur`anın anlaşılma mücadelesidir. Kur`anın anlaşılabileceğini ilan etme mücadelesidir. Kur`anın önündeki duvarları yıkma mücadelesidir. Sadece siz değil, verilen mesajları biz de anlayabiliriz demektir.

    Yakup DÖĞER

    kaynak

  2. #2
    Süper Aktif Üye RABİA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Mesaj
    4.585
    Blog Mesajları
    4
    Rep Gücü
    52573
    Kur'an'ın anlaşılmasının öneminden ziyade, müstesna bir duruş ve islami yaşayış ile örnek olmuş alimlerimize duyulan kinin ortaya çıkışı olarak gördüm bu yazıyı...

    Öncelikle hiçbir islam alimi Kur'an'ın anlaşılmaması yönünde bir çaba sarfetmez...tam tersi Kur'an'ı hayatın merkezine yerleştirmek adına türlü cefalar ve sıkıntılara maruz kaldıklarında dahi Kur'an'ın sönmez bir nur olduğunu ispattan geri durmamışlardır.

    Bundan hareketle,hiçbir islam alimi,meal ile de olsa Kur'an'ı anlama çabası içinde olanları bundan sakındırmaz.

    Meal okumanın sakıncalı olduğu söylenemez,ancak mealin çok geniş kapsamlı olan Kur'an bahçesine girebilmek için dar bir kapı olduğu söylenilebilir.Kaldı ki; mealler de meal yazanların Kur'andan kendince anladığının aktarımıdır...

    Şunu söylemek gerekir ki; Kur'an geniş bir bahçedir...ve herkes o bahçeden nasibi nisbetinde pay alacaktır...
    Tırtılın Dünya'nın sonu dediğine;
    Usta, kelebek der.

  3. #3
    Kıdemli Üye
    Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Mesaj
    626
    Rep Gücü
    41960
    Alıntı RABİA´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Kur'an'ın anlaşılmasının öneminden ziyade, müstesna bir duruş ve islami yaşayış ile örnek olmuş alimlerimize duyulan kinin ortaya çıkışı olarak gördüm bu yazıyı...

    Öncelikle hiçbir islam alimi Kur'an'ın anlaşılmaması yönünde bir çaba sarfetmez...tam tersi Kur'an'ı hayatın merkezine yerleştirmek adına türlü cefalar ve sıkıntılara maruz kaldıklarında dahi Kur'an'ın sönmez bir nur olduğunu ispattan geri durmamışlardır.

    Bundan hareketle,hiçbir islam alimi,meal ile de olsa Kur'an'ı anlama çabası içinde olanları bundan sakındırmaz.

    Meal okumanın sakıncalı olduğu söylenemez,ancak mealin çok geniş kapsamlı olan Kur'an bahçesine girebilmek için dar bir kapı olduğu söylenilebilir.Kaldı ki; mealler de meal yazanların Kur'andan kendince anladığının aktarımıdır...

    Şunu söylemek gerekir ki; Kur'an geniş bir bahçedir...ve herkes o bahçeden nasibi nisbetinde pay alacaktır...

    Haklısınız, daha makul bir şekilde belirtebilirmiş. Yazarın genelleme yapmış olması ağır bir itham olmuş.

    Fakat ben de görüyorum, böyle düşünenler çok fazla var. Özellikle tasavvuf ehlinde. Bu forumda da var. :)

    Ben Arapça okumayı biliyorum. Kuran kursunda öğrenmiştim. Sonra bir kaç kere Kuran'ı hatmetmiştim zamanında fakat tek kelimesini bile bilmeden. Bu çok acı değil mi? O kadar hatim yapacağım sürenin bir kısmında bir kez de meal okuyabilirdim anlayabilmek için. Ama bana kursta meal okumanın sevap olmadığı empoze edilmişti.

    Halbuki Kuran okumanın anlamı Kuranı anlamaktır. Kuran söylemek ile Kuran okumak aynı şey değil. Allah Kuran'ı insanlar "Kuran söylesinler" diye yollamadı. Ayrıca ihtiyaç duyuldukça bakılacak ansiklopedik bir başvuru kaynağı da değil bu. Tamanını okumalı, anlamaya çalışmalı ve hayatımıza uygulamalıyız.


    "Allah vardır ve birdir peygamberimiz kulu ve elçisidir" dediğimizde kimlik olarak Müslüman oluruz ama ancak buna kalbimiz gerçek anlamda iman ettiğinde İMAN ETMİŞ oluruz.

    14. Bedeviler: "İman ettik." dediler. De ki: "Siz iman etmediniz. Ancak "Müslüman" olduk deyin. İman sizin kalplerinize girmemiştir. Eğer Allah'a ve resulüne itaat ederseniz Allah, yapıp ettiklerinizden hiçbir şey eksiltmez. Çünkü Allah Gafûr'dur, Rahîm'dir." (Hucurat)

    Aynı şekilde Kuran söylemekle Kuran okumuş sayılmayız.



    Kıyamet günü peygamberimizin ümmeti ile ilgili şikayeti de Kuran'ı safdışı bırakmaktan dolayı olacaktır.

    30. (O gün) Peygamber diyecek ki: "EY RABBİM Benim toplumum bu KUR'AN'ı terketti. (Furkan suresi)

  4. #4
    İletileri Onay'a Tabi
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Nerden
    Huzûru İlahî
    Mesaj
    1.427
    Blog Mesajları
    18
    Rep Gücü
    7864
    Mealen demek
    Sual:
    Mealen ne demektir?
    CEVAP
    Mealen demek, tefsir âlimlerinin bildirdiklerine göre demektir. Yani tefsir âlimlerinin anladığı mana demektir. Bunun için Kur’an tercümesi denilen kitaplardan, Kur’an-ı kerimin manası anlaşılmaz. Kur’an tercümesi okuyan kimse, murad-ı ilahiyi öğrenemez. Tercüme edenin bilgi derecesine göre, yaptığı açıklamayı öğrenir. Bir cahilin veya bir sapığın yaptığı tercümeyi okuyan kimse de, Allahü teâlânın bildirmek istediğini değil, tercüme edenin anladım sanarak kendi kafasından anlatmak istediğini öğrenir.

    Kur’an-ı kerim tercümesini okuyan, amele, ibadete ait bilgileri öğrenemez. İtikada ait bilgileri ise öğrenmesi hiç mümkün olmaz. Çünkü 72 dalalet fırkası, Kur’an-ı kerime yanlış mana verdiği için sapıtmıştır. Kur’an tercümesi okuyarak, doğru imanı, Ehl-i sünnet itikadını öğrenmek mümkün olmaz. Hatta (Beydavi), (Celaleyn) gibi kıymetli tefsirleri bile bizim gibilerin anlaması mümkün değildir. Kur’an-ı kerimin manasını öğrenmek isteyen kimse, Ehl-i sünnet âlimlerinin yazdığı, kelam, fıkıh ve ahlak kitaplarını okumalıdır. (Hadika)

    Kur’an tercümesi
    Sual:
    TV’lerde, barlarda Beethoven’in 9. senfonisini, Mozart’ın figarosunu ve Molyer’in şiirlerini niçin Almanca, İtalyanca, Fransızca söylüyorlar veya dinliyorlar da, (Bu yabancı dildir, Türkçe söylemek gerekir) diyerek, bu senfonileri Türkçeye tercüme etmiyorlar? Fakat Kur’an tercümesine nasıl olup da Kur’an diyebiliyorlar?
    CEVAP
    Çünkü, Türkçeye tam çevrilemeyeceğini biliyorlar. Türkçelerine Beethoven’in veya Şopen’in eseri denilemiyor. Bir şiirin tercümesi bile şiirin aslı değildir. O halde, Kur’an-ı kerimin tercümesine hiç Kur’an denebilir mi? Şekspir’in, Viktor Hügo’nun ve Baki efendinin şiirlerindeki incelikleri anlamak ve bundan zevk almak için, İngilizce, Fransızca ve Arapça dillerini edebiyatı ile birlikte öğrenmek gerektiği gibi, Allah kelamının belagatini ve inceliklerini anlayabilmek için de, gerekli ilimleri öğrenmeden, bunları anlamaya kalkışmak çok yanlıştır.

    Orijinal meal
    Sual: Bir arkadaş, (Piyasada birbirini tutmayan farklı mealler bulunduğu için, orijinalinden kendim tercüme ederek bir meal hazırladım. Benimki orijinal olduğu için itimada şayandır) dedi. Öteki mealler niye orijinalinden hazırlanmadı? Bu arkadaşın orijinal mealine güvenebilir miyiz?
    CEVAP
    Adına orijinal dense de fark etmez. O mealin diğerlerinden hiç farkı yoktur. Meal, tercüme edenin, Kur’an-ı kerimden anladığı mana demektir. Herkes, ilmine göre bir şey anlar. Çoğunun yanlış olduğu piyasadaki meallerden anlaşılmaktadır; çünkü Kur’an-ı kerim, kelime kelime tercüme edilirse yanlış olur. Murad-ı ilahi anlaşılmadan tercümeler doğru olmaz. Murad-ı ilahiyi anlamak için de, muteber tefsirlere bakmak gerekir. Murad-ı ilahiyi de yalnız Peygamber efendimiz anlamıştır. Bildirilmesi gerekenleri de hadis-i şeriflerle bildirmiştir. Onun için mealden din öğrenilmez. Dinimiz ancak muteber ilmihallerden öğrenilir.

  5. #5
    İletileri Onay'a Tabi
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Nerden
    Huzûru İlahî
    Mesaj
    1.427
    Blog Mesajları
    18
    Rep Gücü
    7864
    Meal okumak yanlışlığa sebep olur

    Sual: Meal okuyup da mezhebleri ve dinin bazı hükümlerini inkâr edenlere rastlıyoruz. Allah’ın kelamını okumakla insan niye sapıtır ki?
    CEVAP
    Meal piyasada yanlış olarak, tercüme anlamında kullanılıyor. Piyasadakiler genelde tercümedir, çok az, birkaç kelime açıklaması oluyor. Resulullahın bildirdiği manalara tefsir denir. Bir kelimenin, Allahü teâlâ ve Resulullah tarafından, açık bildirilmemiş manalarından, dine uygun olanı seçmeye tevil ve bu manaya meal denir. Âyet-i kerimeyi başka dile nakledince, tercümesi denir. Âyet-i kerimeler kısa ve tam tercüme edilemez. İslam âlimleri, âyet-i kerimelerin tercümelerini değil, uzun tefsir ve tevillerini bildirmişlerdir.

    Kur’an tercümesi okuyan, murad-ı ilahiyi yani Allahü teâlânın muradının ne olduğunu öğrenemez. Tercüme edenin bilgi derecesine göre yaptığı açıklamayı öğrenir. Bir cahilin veya bir sapığın yazdığı tercümeyi okuyan da, Allahü teâlânın bildirmek istediğini değil, tercüme edenin, anladım sanarak, kendi kafasından anlatmak istediğini öğrenir.

    Kur’an tercümesi diye yazılan kitaplar, doğru mana veremez. Okuyanları, bunları yazanların düşüncelerine ve maksatlarına esir edip, dinden ayrılmalarına sebep olur.

    Kur’an-ı kerimi ve hadis-i şerifi yanlış anlamak, insanın imanını giderir. Rastgele yazılmış olan, meal denilen tercümeleri okuyan ve İslamiyet’in temel bilgilerine vakıf olmayan zihinlerde, bir takım şüpheler, itirazlar hâsıl olmaktadır. Birkaç örnek verelim:


    1- Bir kadın, Kur’an-ı kerimin meal denilen tercümesini okuyunca, (Kur’anda kadınların örtünmesi emri yazılı olmadığı için, örtünmekten vazgeçtim) diyerek, başını açmıştır. Bu kadının Kur’an diye bahsettiği, bir tercümedir. Kur’an-ı kerimde kadınların örtünmesi emredilmiyor demek, Kur’an-ı kerime iftira olur. Bir âyet-i kerime meali şöyledir:
    (Mümin kadınlara söyle: [Yabancı erkeklere bakmaktan] sakınsınlar, ırzlarını korusunlar, [el, yüz gibi] görünen kısmı hariç, ziynetlerini [saç ve gerdan gibi ziynet takılan yerleri] göstermesinler, hımarlarını [başörtülerini] yakalarına kadar [saç, kulak ve gerdanlarını] örtsünler!) [Nur 31]

    Peygamber efendimiz, Kur’an-ı kerimi açıklayarak buyuruyor ki:
    (Kadının yüz ve iki eli hariç bütün bedeni avrettir.) [Ebu Davud]

    2- Bir genç, (Namazda okunan surelerin tercümelerine baktım, namazla hiç ilgisi yok, başka şeylerden bahsediyor. Ben de bunları bırakıp Türkçe dua okumaya başladım) demişti.

    Böyle sözler, ibadetlerin ne demek olduğunu anlamamış olmayı gösterir; çünkü namazı, insanın kendisi tertip etmemiştir. Namazın ve bütün ibadetlerin nasıl yapılacağını, yaparken neler okunacağını Allahü teâlâ Resulüne bildirmiştir. Peygamber efendimiz de, bunları, Eshabına bildirmiş ve kendi de yapmıştır. Din imamlarımız bunların hepsini Eshab-ı kiramdan görerek ve işiterek anlamışlar ve kitaplarına yazmışlardır. Bu derin âlimler bildiriyor ki, namazda okunacak Kur’anın, Allah kelamı olması lazımdır. Vazife, ancak böylece yapılmış olur. (F. Bilgiler)

    3- Ölmüşleri için Yasin-i şerif okuyan bir genç, (Yasin’in tercümesini okuduktan sonra, bundan vazgeçtim. Çünkü Yasin suresinin ölülerle duayla bir ilgisi yok, tarihi olaylardan, kıyamette olacak şeylerden bahsediyor) demiş ve bundan sonra namazı da bırakmıştır.

    Bu kimse, Kur’an tercümesi yerine İslam âlimlerinin kitaplarını okumuş olsaydı, Kur’an-ı kerimin her harfinin şifa ve dertlere deva olduğunu, bunu okumakla hâsıl olan sevabın ölülere ne kadar faydalı olacağını bilir, tarihi olaylardan bahsediyor demezdi.

    Sual: Bir Müslümanı öldüren ebediyen Cehennemde kalacak diye biliyorum, bunu da mealden öğrenmiştim. En büyük günahın şirk olduğu, Allah’ın bunu asla affetmeyeceği, bunun dışındaki günahları isterse affedeceği de mealde yazıyor. Ben de bir Müslümanın ölümüne sebep olmuştum, şimdi ne yapayım?
    CEVAP
    Adam öldüren kâfir olmaz. Bir Müslümanı (niye Müslüman oldun) diye öldürmek küfürdür. Yoksa alacak davası yüzünden veya başka bir sebeple mesela parasını almak için öldürmek küfür olmaz. Hiçbir günah küfür yani kâfirlik değildir.

    Müslüman olduğu için bile öldürülse, pişman olunca Allah bütün günahları affeder. En azılı kâfiri bile affeder, hatta bütün günahlarını sevaba çevirir. Kâfirliği de affeder, şirki de affeder, yeter ki tevbe edilsin. Tevbe edince anadan doğduğu gibi temiz Müslüman olur. Affetmem demek, ahirette kâfir olarak müşrik olarak öleni affetmem demektir. Yani kâfirler ahirette affa uğramayacaktır.

    Din meallerden öğrenilmez, bu yanlış bilgiler meal okumaktan ileri geliyor. Tam İlmihal Seadet-i Ebediyye’de bütün soruların cevabı vardır. Dini bilmeyenin dini yoktur buyuruluyor, ilmihal okuyup dinimizi öğrenmek gerekir. Hakikat Kitabevi adresinden de okunabilir ve temin edilebilir.

    Kafayı üşütmek üzere
    Sual: Elimde bir Kur’an meali var. Onu okuyorum. Kafayı üşütmek üzereyim. Fasık, kâfir mi demek? Fasık, tevbe ile fasıklıktan kurtulamaz mı?
    CEVAP
    Fasık, kâfir demek değildir. Kur'an mealleriyle dini doğru öğrenmeniz mümkün olmaz. Birçok kelime, her ilimde, ayrı manada kullanılır. Mesela, zalim kelimesi tefsir ilminde, kâfir demektir. Fıkıh ilminde, başkasının hakkına saldıran kimse denir. O halde, bir ilme ait bir kitabı okuyup anlayabilmek için, önce kelimelerin bu ilimdeki özel manalarını bilmek gerekir. İşte, birkaç sene Arapça öğrenenlerin ve eline bir cep lügati alıp da, Kur'an-ı kerimi ve hadis-i şerifleri tercümeye kalkışan türedilerin, para kazanmak için yaptıkları tercüme ve tefsirler, bozuk ve zararlı olmaktadır.

    Tevbe edip bir daha günah işlemeyen hemen fasıklıktan kurtulur. Cenab-ı Hak, tevbe edilen her günahı affeder. Bir kâfir, küfrüne tevbe ederse, mümin olur, bütün günahları affolur. Bir mümin de her çeşit günahı işlese, hatta Allah’a şirk koşsa, sonra pişman olup tevbe etse, Allahü teâlâ yine affeder.

    kaynak : dinimiz islam

  6. #6
    Kıdemli Üye
    Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Mesaj
    626
    Rep Gücü
    41960
    "bziyanın hezeyanları" (ne kadar da uyumlu tamlama oldu) için yanıt verilmiş daha önce:
    http://www.supermeydan.net/forum/250940-post42.html

  7. #7
    İletileri Onay'a Tabi
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Nerden
    Huzûru İlahî
    Mesaj
    1.427
    Blog Mesajları
    18
    Rep Gücü
    7864
    Aklına tapan ateistlerden bir farkın olmadığını bir bilsen...Ayetlere aklınıza göre mana veriyor ve kendi kendinize bir din üretiyorsunuz ve utanmadan sıkılmadan bu beşeri putcuklarınıza İslam diyorsunuz.

    Din ajanı xxxx mezhepsizlerin xxxxx din diye foruma asıyor ve işte bu da din diyorsunuz.Ne dediğinizi sizde bilmiyorsunuz.

    İslam sizin beşeri uydurma ayetlerinizden beridir.İslam Efendimizin beyanları ile açıkladığı Kur'anı Kerim ve Ehli beytinin , varislerinin tek nokta ekleyip çıkartmadan aynen naklettiği yüce ve mukaddes dindir.
    Konu RABİA tarafından (13-01-2010 Saat 02:50 PM ) değiştirilmiştir.

  8. #8
    Kıdemli Üye
    Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Mesaj
    626
    Rep Gücü
    41960
    Alıntı bziya´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Aklına tapan ateistlerden bir farkın olmadığını bir bilsen...Ayetlere aklınıza göre mana veriyor ve kendi kendinize bir din üretiyorsunuz ve utanmadan sıkılmadan bu beşeri putcuklarınıza İslam diyorsunuz.

    Din ajanı sapık mezhepsizlerin zırvalarını din diye foruma asıyor ve işte bu da din diyorsunuz.Ne dediğinizi sizde bilmiyorsunuz.

    İslam sizin beşeri uydurma ayetlerinizden beridir.İslam Efendimizin beyanları ile açıkladığı Kur'anı Kerim ve Ehli beytinin , varislerinin tek nokta ekleyip çıkartmadan aynen naklettiği yüce ve mukaddes dindir.
    Ayetlere mana vermeye gerek yok ki? Ayetler kendi kendini açıklıyor. Zaten ben de bunu savunuyorum. Ayetlere, kafasına ve mezhebine göre mana verenler sizlersiniz. "Ayetlerin bazıları iptal olmuştur" (nasih mensuh) diye savunanlar da sizlersiniz. Ben babam ve dedem gibi ehli sünnet itikadından olmadıysam sırf bu yanlış düşünce yüzdendir. Yoksa ehli sünnetteki her şeye sırt çevirmiş değilim. Doğrularınız olduğu gibi yanlışlarınız da olabileceğini kabul etseniz sorun kalmayacak. Ama doğru yolda olduğunuza o kadar eminsiniz ki ehli sünnet olmayanların yazdığı hiç bir BİLGİYİ okumuyorsunuz bile! Sizin gibi yapıp insanlara ve alimlere de kafir demiyorum. Düşünce ve değerlendirme farklılığı olarak bakıyorum hepsine. Biri bir şeyi yanlış değerlendirdi diye neden kafir diyeyim adama, Allah ile onun arasındadır.

    "Ben müslümanım" diyen hiç kimseye kafir deme ehliyetiniz yok ve bunun vebali çok büyük kardeşim.

    Ben müslüman değilim diyen insana da gıyabında inançsız veya kafir diyebilirsiniz ama adamın suratına karşı "kafirsin yanacaksın" dediğinizde bu ZAN'dır çünkü onun ne üzere öleceğini bilemezsiniz. Adamın inanası varsa da kaçırırsınız zaten böyle itici davranarak. bunun vebali de size yüklenir! Ne yaptığınız konusunda kendinizi sorgularsınız inşaallah.

  9. #9
    İletileri Onay'a Tabi
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Nerden
    Huzûru İlahî
    Mesaj
    1.427
    Blog Mesajları
    18
    Rep Gücü
    7864
    Alıntı Apollonius´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Ayetlere mana vermeye gerek yok ki? Ayetler kendi kendini açıklıyor. Zaten ben de bunu savunuyorum. Ayetlere, kafasına ve mezhebine göre mana verenler sizlersiniz. "Ayetlerin bazıları iptal olmuştur" (nasih mensuh) diye savunanlar da sizlersiniz. Ben babam ve dedem gibi ehli sünnet itikadından olmadıysam sırf bu yanlış düşünce yüzdendir. Yoksa ehli sünnetteki her şeye sırt çevirmiş değilim. Doğrularınız olduğu gibi yanlışlarınız da olabileceğini kabul etseniz sorun kalmayacak. Ama doğru yolda olduğunuza o kadar eminsiniz ki ehli sünnet olmayanların yazdığı hiç bir BİLGİYİ okumuyorsunuz bile! Sizin gibi yapıp insanlara ve alimlere de kafir demiyorum. Düşünce ve değerlendirme farklılığı olarak bakıyorum hepsine. Biri bir şeyi yanlış değerlendirdi diye neden kafir diyeyim adama, Allah ile onun arasındadır.

    "Ben müslümanım" diyen hiç kimseye kafir deme ehliyetiniz yok ve bunun vebali çok büyük kardeşim.

    Ben müslüman değilim diyen insana da gıyabında inançsız veya kafir diyebilirsiniz ama adamın suratına karşı "kafirsin yanacaksın" dediğinizde bu ZAN'dır çünkü onun ne üzere öleceğini bilemezsiniz. Adamın inanası varsa da kaçırırsınız zaten böyle itici davranarak. bunun vebali de size yüklenir! Ne yaptığınız konusunda kendinizi sorgularsınız inşaallah.

    Özrü kabahatinden büyük , ne demek ayetlerin manaya ihtiyacı yok ! ayetlerin muhatabı kim ? ilk önce onu öğrenin lütfen.Ayetlerin direk muhatabı Efendimiz aleyhiselamdır.Ve dinde her söylenmesi gereken söylenmiştir.Kimseye söyleyecek şey bırakılmamıştır.Bizler O'nun ümmeti isek sadece O'nun bildirdiği manalara göre kabul ederiz.Ne idiğü belirsiz din cahillerinin safsatalarının , meallerinin ne kıymeti olur ki.Başkalarının açıklamalarına göre veya kendi anlayıımıza göre ayetlere mana verip bu manaya göre iman edersek bu başkasına yada kendimize iman etmek olur.

    Siz eğer o şanlı Resulü peygamber olarak kabul ediyorsanız , sadece O Serverin açıklamaya yetkili olduğu Kur'anı Kerimin her ayetine O'nun açıkladığı gibi iman edersiniz.Ehli sünnet alimleri Kur'anı Kerimi Efendimizden öğrendikleri gibi naklettiler kendi akıllarından bir husus eklemediler.

    Eğer yok bende sorgulamam lazım diyorsanız işte o zaman siz iman sahibi değil şüphe sahibi bir insansınızdır.Ve kendi anlayışınıza göre inandığınız ayet manaları sizin aklınıza veya o manaları verenlerin aklına iman etmek olur.Allah ve Resulüne iman etmek olmaz.Bu ise dinsizliktir.Ateistlik ile arasında bir fark , biri kendi uydurduğu dine ve ilaha inanmakta diğeri ise kendi aklına tapmaktadır.

    Kafirin , mürtedin , zındığın , masonun vs. alametleri vardır.Müslüman olmanın kalaylığı gibi bir kişi tek kelime ile kafirde olur.Tek kelime ile imanını kaybeder.

  10. #10
    Kıdemli Üye
    Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Mesaj
    626
    Rep Gücü
    41960
    bziya ne diyor, "ayetlerin TEK muhatabı peygamber efendimizdir" diyor. Yani peygamberimiz için gönderilmiş Kuran. Elçi değilmiş, direk doğrudan ayetlere muhatapmış. Yani o cehennem tasvirleri falan hep peygamber efendimiz içinmiş. Peygamberimizden sonrası için değil! Doğru mu anlamışım? Peki neden bazı yerlerde "Ey insanlar" veya "ey inananlar" hitapları var hiç düşünüyor mu? Bence düşünmüyor. Çünkü mezhebine bağlı bir insan olarak, anlayamayacağını düşünerek HİÇ KURAN OKUMAMIŞ! Eğer okumuşsa art niyet ararım böyle bilgisizce bir söylemde! Elçiye hitap edilen ayetler bellidir: "de ki" içerir! Ama peygamberimizin "de ki" emri ile dediği şeyler de sonuçta Kuran'da var ve onların da muhatabı biziz!

    72. Onlar, yalana şahitlik etmeyen, faydasız boş bir şeyle karşılaştıkları zaman, vakar ve hoşgörü ile geçip gidenlerdir. 73.Onlar, kendilerine Rabblerinin âyetleri hatırlatıldığı zaman, onlara kör ve sağır kesilmezler.


    Boşuna yazmayayım. Arkadaşın yanıtını her yerde vermişler, veriyorlar. Batılı savunanın tutunacak dalı yoktur!

    http://www.supermeydan.net/forum/251174-post20.html

1. Sayfa, Toplam 2 12 SonSon

Benzer Konular

  1. İcra Müdür ve Müdür Yardımcılarını Seçme Sınavı soruları
    YukseLL Tarafından Diğer Sınavlar Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 24-10-2010, 02:37 PM
  2. Yorum: 0
    Son mesaj: 20-05-2010, 03:55 PM
  3. Yorum: 1
    Son mesaj: 28-02-2010, 01:32 AM
  4. Kur’an-ı kerimi herkes anlayamaz
    bziya Tarafından Kuran-ı Kerim Foruma
    Yorum: 34
    Son mesaj: 04-02-2010, 11:20 PM
  5. Kur'an'ı Bizler Anlayamaz Mıyız?
    RABİA Tarafından Dini Sohbet Foruma
    Yorum: 2
    Son mesaj: 10-04-2009, 09:19 AM
Yukarı Çık