1. Sayfa, Toplam 3 123 SonSon
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 Toplam: 23

Kur’anda her şey açık değildir / Çağa göre tefsir olmaz

islam (Müslümanlık) Kategorisi Kuran-ı Kerim Forumunda Kur’anda her şey açık değildir / Çağa göre tefsir olmaz Konusununun içerigi kısaca ->> Hadisler olmadan Kur’anla amel edebilir miyiz? CEVAP Hadis-i şerifler olmadan Kur’an-ı kerimle amel etmek mümkün olmadığı gibi, mezhepler olmadan da ...

  1. #1
    - Çevrimdışı
    İletileri Onay'a Tabi
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Nerden
    Huzûru İlahî
    Mesaj
    1.427
    Blog Mesajları
    18
    Rep Gücü
    7864

    Unknown Kur’anda her şey açık değildir / Çağa göre tefsir olmaz

    Hadisler olmadan Kur’anla amel edebilir miyiz?

    CEVAP
    Hadis-i şerifler olmadan Kur’an-ı kerimle amel etmek mümkün olmadığı gibi, mezhepler olmadan da hadis-i şeriflerle amel etmemiz mümkün olmaz. İmam-ı Şarani hazretleri buyuruyor ki:

    İmam-ı Beyheki Delail kitabında şöyle rivayet eder:

    Eshab-ı kiramdan İmran bin Husayn (Radıyallahü anh), şefaatle ilgili bazı hadisler nakleder. Oradakilerden biri der ki:
    — Siz hadisler bildiriyorsunuz, fakat biz bunlarla ilgili Kur’anda bir şey bulamıyoruz.

    İmran bin Husayn hazretleri buyurur ki:

    — Sen Kur’anı okudun mu?
    — Evet.

    — Kur’anda sabah namazının farzının iki, akşamınkinin üç, öğle, ikindi ve yatsının farzının ise dört rekât olduğuna rastladın mı?
    — Hayır.

    — Peki, bunları kimden öğrendiniz? Bizden [Eshab-ı kiramdan] öğrenmediniz mi? Biz de Resulullahtan öğrenmedik mi? Peki Kur’anda kırk koyunda bir koyun, şu kadar devede şu kadar, şu kadar paraya şu kadar dirhem zekât düştüğüne rastladın mı?
    — Hayır.

    — Öyleyse bunları kimden öğrendiniz? Bizden öğrenmediniz mi? Biz de Resulullahtan öğrenmedik mi? Hac suresinde (Eski evi [Kabe’yi] tavaf etsinler) âyetini okumadınız mı? Peki orada Kabe’yi yedi deva tavaf edin diye bir ifadeye rastladınız mı?
    — Hayır.

    — Allahü teâlânın Kur’anda şöyle buyurduğunu duymadınız mı?
    (Peygamber size neyi verdiyse onu alın, size neyi yasakladıysa da ondan kaçının.) [Haşr 7]

    Hazret-i İmran daha sonra buyurur ki:
    Sizin bilmediğiniz bizim Resulullahtan öğrendiğimiz daha çok şey vardır. (Mizan-ül-kübra)

    Kur’ana göre ibadet
    Sual: (Namaz, zekât ve oruç gibi ibadetleri, uyduruk dine, yani hadislere veya mezheplere göre değil Kur’ana göre yerine getirmelidir) deniyor. Hadisler ve mezhepler Kur’ana aykırı mıdır?
    CEVAP
    Mezhepsizler, (İslam’a göre ibadet edelim) diyorlardı. Demek bunlar da, (Kur’ana göre ibadet edelim) dediklerine göre, mezhepsizlerin başka kolu oluyor. Bu kasıtlı bir reform değilse, çok cahilce bir tekliftir. (Ülkeyi kanunlara, tüzüklere, yönetmeliklere göre değil, sadece Anayasaya göre idare etmelidir) demekten daha yanlıştır. Her şey Anayasada olmaz, Anayasa kanunlara havale eder. Kur’an-ı kerimde namazın farzlarını, namazı bozan şeyleri, namazın rekâtlarını bile bulamayız. Zekâtın farzını, kaçta kaç verileceğini, uşrun ne oranda verileceğini, Kur’an-ı kerimde bulamayız. Namazın, zekâtın, orucun farzlarını, orucu bozanları Kur’an-ı kerimde bulamayız. Bunları Peygamber efendimiz bildirmiştir. Peygamber efendimizin bildirdiklerini de, mezhep imamlarımız açıklamıştır. Onun için namaz, oruç ve zekât gibi ibadetler ancak mezheplere göre uygulanır. Kur’an-ı kerime hatta hadis-i şeriflere göre bile biz uygulayamayız.

    Kur’an-ı kerimi tam olarak yalnız Resulullah anlamıştır. Çünkü muhatabı Odur. Kur’an Ona gelmiştir. Ondan başkası tam anlayamaz. Onun için Allahü teâlâ buyuruyor ki:
    (İnsanlara açıkla diye Kur’anı sana indirdik.) [Nahl 44]

    Açıklamak, âyet-i kerimeleri, başka kelimelerle ve başka suretle anlatmak demektir. Bırakın bizleri, ümmetin âlimleri de, âyetleri anlayabilselerdi ve kapalı olanları açıklayabilselerdi, Allahü teâlâ Peygamberine, sana vahy olunanları tebliğ et der, açıklamasını emretmezdi. Bu ve benzeri âyetlere rağmen, (Resulullah Kur’anı getirmekle işi bitmiştir, o bir postacı idi) diyen mezhepsiz türediler vardır. Eshab-ı kiram, ana dilleri Arapça olduğu halde, bazı âyetleri anlayamayıp, Peygamber efendimize sorarlardı. Resulullah, Kur’an-ı kerimin tefsirini Eshabına bildirmiştir. Eshab-ı kiramın bildirdiğinden başka türlü söyleyenler, dalalete, hatta küfre düşer. Tefsir, yoruma değil, nakle dayanır.



    Çağa göre tefsir olmaz


    Sual: (Kur’anı her çağda, o asrın teknolojisinin, ilminin ışığında yeniden tefsir etmek ve Allah’ın muradını açıklamak gerekir) diyerek Kur’an-ı kerimi asra uydurmaya çalışanlar var. Bu uygun mudur?
    CEVAP
    Tefsir, moda kitabı değildir. Her çağa, her asra göre değişik tefsir olmaz. Dinimiz eksik mi ki tamamlanacaktır? Yoksa fazlalık mı var ki çıkarılacak? Dinde eksiklik ve fazlalık olmadığı için değişik, yeni bir tefsire ihtiyaç olmaz. Çünkü dine yeni bir şey eklemek bid’at olur. Dinimizin emirlerini değiştirmek kadar büyük sapıklık olur mu? Her çağa, her asra göre değişik tefsir yazmak demek, dini her asırda, bozmak demektir.

    Kur’an-ı kerimin manasını Muhammed aleyhisselam anlamış ve hadis-i şerifleri ile bildirmiştir. Doğru tefsir kitabı Onun hadis-i şerifleridir. Tefsir âlimleri, tefsirlerini Peygamber efendimizden ve Eshab-ı kiramdan naklederek meydana getirdiler. Bunların tefsirleri asra uygundur. Kur’an-ı kerimin emirleri, her asırdaki insan için aynıdır. Önceki asırlar için başka, sonraki asırlar için başka manası yoktur.

    Tehlikeli kimseler
    Peygamber efendimizden gelen bilgileri, aynen nakleden İslam âlimlerinden farklı bildirmek, dini bozmak demektir. Kur’an-ı kerimi en iyi bilen Peygamber efendimizdir. Onun açıklamaları bellidir. Bundan daha başka şekilde açıklamak, dini değiştirmek olur, reform olur. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (Ümmetime en çok tehlikeli olacak kimse, Kur’an-ı kerimi yersiz tevil edendir.) [Taberani]

    Her asırda, her insana gereken iman ve ibadet aynıdır. Asra göre iman esasları ve ibadet şekli değiştirilemez. Bundan yarım asır önce, bazı profesörlerce namaz kılma şeklinin değiştirilmesi düşünülmüş, camilere “Asra göre modern ibadet aletleri” konulması teklif edilmişti. Asra göre, çağa göre tefsir yazanların böyle bir düşünceleri yoksa, İslam âlimlerinin bildirdiklerinde değişiklik yapmadan aynı şeyi naklediyorlarsa, o zaman “Asra göre tefsir” demenin manası yoktur. Eğer değişiklik varsa, zaten muteber değildir.

    Asrımızdaki insana göre kitap yazılacaksa, İslam âlimlerinin kitapları aynen alınır, günümüzde kullanılan kelimelerle, buluşlarla açıklanabilir. Mesela; müşrikler Peygamber efendimize, (Mescid-i Aksanın kaç kapısı, kaç penceresi vardı?) gibi sualler sormuşlardı. Fakat Resulullah efendimiz Miraca giderken etrafına bakmadığı için bunları görmemişti. Cebrail aleyhisselam Mescid-i Aksayı gözünün önüne getirince bakıp sorduklarına cevap verdi. Bu hadise anlatılırken, (Televizyonda görür gibi görmüştü) denebilir. Bu şekildeki bir açıklamaya da Asrın Tefsiri veya Çağdaş Tefsir denmez.

    İlmin ve Fennin Işığında Tefsir diyenler de vardır. İlim ve fen, dinden ayrı mıdır da ilmin ışığı deniyor? Ecnebiler, din ile ilmi ayrı zannettikleri için böyle yazıyorlar. Ecnebiyi taklit eden reformcular da aynı şeyi söylüyorlar.

    Dini değiştirmek
    Mecelle’nin Dürer-ül-hükkam şerhinde (Zamanın değişmesi ile, örf ve âdete dayanan hükümler değişebilir. Nassa dayanan hükümler zamanla değişmez) deniyor.

    İmam-ı Rabbani hazretleri de buyuruyor ki:
    Bazıları, yapacakları değişikliklerle, dini düzelteceklerini, olgunlaştıracaklarını zannediyorlar. Ortaya bid’atler çıkarıyorlar. Bid’atlerin zulmetleri ile sünnetin nurunu örtmeye çalışıyorlar. Bunlar, dinin noksanlıklarını tamamladıklarını iddia ediyorlar. Bilmiyorlar ki din noksan değildir. Kâmildir. Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
    (Bugün sizin için dininizi ikmal eyledim. Üzerinize olan nimetimi tamamladım ve size din olarak İslamiyet’i vermekle razı oldum.) [Maide 3]

    Dini noksan sanıp, tamamlamaya [asra göre, çağdaş tefsir yazmaya] çalışmak bu âyet-i kerimeye inanmamak olur. (1/260)

    Allahü teâlâ ve Onun Resulü Muhammed aleyhisselam, kıyamete kadar hayat şekillerinde ve fen vasıtalarında yapılacak değişikliklerin, yeniliklerin hepsine şamil olan hükümleri bildirdiler. Müctehidler de bunların hepsini açıkladılar. Sonra gelen müceddid âlimler, bu hükümlerin yeni olaylara nasıl tatbik edileceklerini, tefsir ve fıkıh kitaplarında bildirdiler.

    Tefsir akla değil, nakle dayanır
    Sual: Kur’an-ı kerimin manasını Muhammed aleyhisselamdan başkası anlayamaz mı?
    CEVAP
    Kur’an-ı kerimin manasını tam olarak yalnız Muhammed aleyhisselam anlamıştır. Ondan başka hiç kimse tam anlayamaz. Eshab-ı kiram, ana dili olarak Arabi bildikleri, edib ve beliğ oldukları halde, bazı âyetleri anlayamaz, Peygamber efendimize sorarlardı. Resulullahın Kur’an-ı kerimin tefsirini Eshabına bildirdiğini imam-ı Süyuti haber vermektedir. (Hadika)

    Tefsir, akılla yapılmaz. Eshab-ı kiramın bildirdiğinden başka türlü söyleyenler, dalalete, hatta küfre düşer. Tefsir nakle dayanır.

    Muhammed Masum-i Faruki hazretleri buyuruyor ki:
    Kemalatın, üstünlüklerin ve olgunlukların her çeşidi nübüvvet kaynağından ve ışığından alınmıştır. Fakat herkes bu kaynaktan istidadı kadar ve kabiliyeti nispetinde istifade eder.

    Resulullah, Hak âşıklarının istidatlarına uygun olarak, onların ruhlarına manevi sırlar bildirir, feyz ve marifetleri ulaştırır ve yansıtırdı. Hadis-i şerifte, (İnsanlarla akıllarının seviyesine göre konuşunuz) buyuruldu.

    Bir gün Peygamber efendimiz, Hazret-i Ebu Bekir’e derin, ince marifetleri, onun seviyesine göre anlatıyordu. Yanlarına Hazret-i Ömer gelince, konuşma üslubunu onun da anlayacağı şekilde değiştirdi. Yanlarına Hazret-i Osman gelince, yine konuşma üslubunu değiştirdi. Oraya Hazret-i Ali de gelince konuşmasını, hepsinin anlayacağı şekilde değiştirdi. Peygamber efendimizin her defasında konuşma üslubunu değiştirmesi, oraya gelen zatların yaratılış ve istidatlarının farklı oluşlarından meydana gelmiştir. (1/59)

    Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

    (Biz Peygamberler, herkese, seviyesine göre muamele yapmak ve anlayabileceği şekilde hitap etmekle emrolunduk.) [İ. Gazali]

    (Aklın almayacağı şeyi söylemek, fitne olur.) [İbni Asakir]

    Hazret-i Ali, göğsünü işaret edip, (Burada istediğiniz kadar bilgi vardır. Ancak bunu taşıyabilecek birisi olsa, hepsini ona anlatırım) buyurdu. Adamın biri bir âlime ince bir mesele sordu. Âlim cevap vermeyince, o kimse dedi ki:
    — Sen, (İlmini gizleyene Allahü teâlâ ateşten gem vurur) hadis-i şerifini bilmiyor musun?
    — Eğer anlattıklarımı anlayabilecek bir kimse sorar da söylemezsem, o zaman bana gem vurulur. Kur’an-ı kerimde, (Sefihlere, akılsızlara malınızı vermeyin) buyuruluyor. Mal verilmezse, ilim hiç verilmez. Hadis-i şerifte buyurulduğu gibi fitneye sebep olur. (İhya)

    Nakli esas almayan tefsirler

    Sual: Günümüzde, yerli veya yabancıların, nakli esas almayan, şahsi görüşle yazdıkları tefsirler vardır. Bunları okumakta mahzur var mıdır? Hatasız Kur’an tercümesi var mı?
    CEVAPİslam âlimlerinin büyüklerinden ibni Hacer-i Mekki hazretleri bir fetvasında buyuruyor ki:
    İslam âlimlerinin tefsirlerinden almayıp da, kendi anladığını ve kendi görüşlerini tefsir olarak yazan ehliyetsiz kimselerin tefsirlerini milletin önüne sürenlere mahkemeler mani olmalıdır! Böyle nakli esas almayan tefsirler bâtıldır, bozuktur. Bu tefsirleri milletin önüne süren din adamları sapıktır. Başkalarını da doğru yoldan saptırmaya çalışmaktadır. (Fetava-yı hadisiyye)

    Tefsir, akla değil, nakle dayanır. İslam âlimlerinin, Peygamber efendimizden ve Eshab-ı kiramdan alarak yaptıkları tefsirlere aykırı tefsir yazan, küfre düşer.

    Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (Kur’an-ı kerimi kendi görüşüne göre tefsir eden kâfir olur.) [Mek.Rabbani 234]

    Bir kimse, kendi görüşüne göre Kur’an-ı kerime mana verse, verdiği mana doğru olsa da, meşru yoldan çıkarmadığı için, hata etmiş olur. Verdiği mana yanlış ise kâfir olur. (Berika)

    Mezhepsizler, bu inceliği anlayamadıkları için, (Herkes Kur’an okumalı, dinini bundan kendi anlamalı, mezhep kitaplarını okumamalı) diyerek, Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarının okunmasını yasak ediyorlar.

    Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (Kur’an-ı kerimi, kendi görüşü ile açıklayan, doğru olsa dahi, mutlaka hata etmiştir.) [Nesai]

    Her tefsiri herkes anlayamaz. Kur’an-ı kerimi tercüme etmenin imkânsız olduğu yukarıda bildirildi. Ancak tefsiri yapılabilir. Tefsir yapmak da büyük iştir. Bir hadis-i şerifte, (Kur’an-ı kerimi kendi görüşüne göre tefsir eden kâfir olur) buyuruldu. O halde tefsir denilen her kitaba güvenmemelidir!

    Kur’an-ı kerim ilmi, içinde şaşılacak, akıllara durgunluk verecek, sayısız acayip hâller bulunan engin bir denizdir. Ondaki her ilmi öğrenmek, sırrına erişmek imkânsızdır. (Mevduat-ül-ulum)

    Kur’an-ı kerimin hakiki tefsirini yapan, doğru manasını veren, ancak Muhammed aleyhisselamdır, Onun hadis-i şerifleridir. Bu hadis-i şerifleri de, ancak Eshab-ı kiram ve müctehid imamlar anlayabilmiş, müslümanlar da bu âlimlerin anladıklarına uymuştur. Şu halde, Kur’andan ve hadisten ve bunların tercümelerinden din öğrenmek mümkün olmaz. Her müslüman, dinini, Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarından hazırlanan ilmihâllerden öğrenmelidir.

    Bâtıniliğe sapmamalıSual: Âyetleri ve hadisleri kendi görüşüne göre yorumlamak, mesela Kur’an-ı kerimde bildirilen dabbetülarz denilen hayvan, aids hastalığıdır demek caiz midir? Güneş batıdan doğacak demek, Avrupa müslüman olacak demektir demek caiz midir?
    CEVAP
    Hadis-i şerifte, (Kur’anı kendi görüşüne göre açıklayan kâfir olur) buyuruluyor. Hadis-i şerifleri de kendi görüşüne göre açıklamak sapıklıktır. Hâşâ Peygamber efendimiz bilmece gibi hadis-i şerif mi söylüyor. Her dilde deyimler vardır. Bunlar kelimelerin ifade ettiği anlam değil, cümlenin ifade ettiği anlam esas alınır. Bunu caiz olmayan tevil ve yorumla karıştırmamalıdır.

    Mesela kaş yapayım derken göz çıkarmak deyimin de ne kaş ne de göz ile ilgisi vardır. Bir iş yapılırken daha büyük zarara uğramak kastediliyor.

    Mesela Kur’an-ı kerimde (Sen ölülere işittiremezsin) buyuruluyor. Buradan ölüler işitmez anlamı çıkarılmaz. (Sen ölüye işittiremezsin!) mealindeki âyet-i kerimede, diri olup, gözü kulağı ve beyni olan kâfirler ölülere benzetilmiştir. Yani (Ölü kalbleri [kâfirleri] imana kavuşturamazsın!) demektir. Nitekim, Bekara suresinin (Kâfir, sağır, dilsiz ve kördür, anlamazlar) mealindeki 171. âyet-i kerimesi de böyledir. Yani (Kulakları var, hakkı işitmezler, gözleri var, hakikati görmezler) demektir. Yoksa kâfirler, bedenen de sağır, dilsiz ve kör demek değildir. (Beydavi ve diğerleri)

    (Ölülere işittiremezsin, ancak âyetlerimize iman edenlere işittirebilirsin.) [Rum 52,53]

    Fatır suresinin (Diri ile ölü [Mümin ile kâfir] bir olmaz. Allah dilediğine işittirir. Sen kabirdekilere [inatçı kâfirlere] işittiremezsin [imana kavuşturamazsın] mealindeki 22.âyet-i kerimesinde de, kâfirler, ölülere benzetilmiştir. (Beydavi)

    Neml suresinde (Sen ölülere işittiremezsin) buyurulduktan sonra, (Sen ancak âyetlerimize iman edeceklere işittirebilirsin) mealindeki 80 ve 81. âyet-i kerimelerinde de, kâfirlerin işitmeyeceği, yani hakkı kabul etmeyeceği, ancak iman edeceklerin işitecekleri açıkça bildirilmektedir.

    Milel-nihâl kitabında diyor ki:
    (Şiiler yirmi fırkadır. Onsekizinci fırkası, İsmaili fırkasıdır. Bu fırkaya, Bâtıniyye de denir. Bunlar, Kur'an-ı kerimin zahiri, yani anlaşılan manası olduğu gibi, bâtıni, yani gizli, iç manası da vardır. Bâtıni manası lazımdır, zahiri manası lazım değildir diyorlar. Bu ise küfürdür.)

    Müslümanlar bâtıniliğe sapmamalıdır. İslam âlimleri âyetlere ne anlam vermişse, onu bildirmeli, kendiliğinden bir şey ilave etmemelidir.

    Dabbetülarz denilen hayvan, aids hastalığı değildir. Veya bir sapığın dediği, falan ingiliz, yani insan değildir. Dabbetülarz hayvandır. Özellikleri ve yapacakları da bildirilmiştir. Güneş batıdan doğacak demek, Avrupa müslüman olacak demek değildir. Dünya kendi yörüngesinden çıkacak başka yörüngeye girecek, şimdikine göre ters dönecek, yani güneş batıdan doğacaktır. O zaman tevbe kapıları da kapanmış olacaktır.



    Kaynak : İslam Ahlakı / Dinimiz İslam
    Konu bziya tarafından (06-06-2009 Saat 12:19 AM ) değiştirilmiştir.

  2. #2
    - Çevrimdışı
    1. Hikaye yarışma birincisi
    2. Avatar yarışma birincisi
    Venhar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Nerden
    Bilmiyorum :)
    Mesaj
    4.887
    Rep Gücü
    81913

    Cevap: Kur’anda her şey açık değildir / Çağa göre tefsir olmaz

    Gerçekten çok yararlı bilgiler.
    Tşk ederim

  3. #3
    - Çevrimdışı
    İletileri Onay'a Tabi
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Nerden
    Huzûru İlahî
    Mesaj
    1.427
    Blog Mesajları
    18
    Rep Gücü
    7864

    Cevap: Kur’anda her şey açık değildir / Çağa göre tefsir olmaz

    Alıntı MEKSELİNA´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Gerçekten çok yararlı bilgiler.
    Tşk ederim
    Teşekküre layık olanlar , Allahü Teala , Sevgili Peygamberimiz ve Ehl-i Sünnet alimleridir.Biz zavallı bişey yapmadık ki bir teşekkürü hak edelim.

    Allahü Teala'ya hamd , Efendimize ve varislerine selam ve dualar olsun.

  4. #4
    - Çevrimdışı
    Acemi Üye şєу∂α - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2009
    Nerden
    İstanbul
    Mesaj
    147
    Rep Gücü
    2212

    Cevap: Kur’anda her şey açık değildir / Çağa göre tefsir olmaz

    Teşekkür ederim emeğine sağlık, yararlı bilgiler için..

  5. #5
    - Çevrimdışı
    İletileri Onay'a Tabi
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Nerden
    Huzûru İlahî
    Mesaj
    1.427
    Blog Mesajları
    18
    Rep Gücü
    7864

    Cevap: Kur’anda her şey açık değildir / Çağa göre tefsir olmaz

    Alıntı şєу∂α´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Teşekkür ederim emeğine sağlık, yararlı bilgiler için..
    Dediğim gibi teşekküre layık olanlar , Allahü Teala , Sevgili Peygamberimiz ve Ehl-i Sünnet alimleridir.

    Size de okuma ve anlama kabiliyeti veren Hak Teala'dır.Bizim zerre kadar yaptığımız bişey yok.

  6. #6
    - Çevrimdışı
    2.imza yarışma birincisi nefisetülilm - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2009
    Nerden
    İstanbul'da, İstanbulluyum...
    Yaş
    42
    Mesaj
    705
    Blog Mesajları
    19
    Rep Gücü
    7085

    Cevap: Kur’anda her şey açık değildir / Çağa göre tefsir olmaz

    Bir kimse, kendi görüşüne göre Kur’an-ı kerime mana verse, verdiği mana doğru olsa da, meşru yoldan çıkarmadığı için, hata etmiş olur. Verdiği mana yanlış ise kâfir olur. (Berika)

    Mezhepsizler, bu inceliği anlayamadıkları için, (Herkes Kur’an okumalı, dinini bundan kendi anlamalı, mezhep kitaplarını okumamalı) diyerek, Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarının okunmasını yasak ediyorlar.

    Allahü teala razı olsun.
    Yukarıdaki satırlara herkesin çok dikkat etmesi gerekiyor...
    Özellikle günümüzde, eline bir Kuran-ı Kerim meali alarak, (haşa) hikaye kitabı okur gibi okuyup da kendi kafasına göre dini hüküm çıkaranlar, kendi kafasına göre kendini dindar ilan edenler çoğaldı... Bunların edindikleri din acaba nedir?
    Tutturmuşlar bir nakarat; "Kuran-ı Kerim'i herkes anlayabilir" diye... O zaman onlara sormak gerekir ki; niye mezhep imamları, muhaddisler ve müfessirler anlayamadı da sen anladın? Peşlerinden gitmeyin diyerek, niye onların anlamadığını söylüyorsun? Madem ki herkes anlar, daha niye âlimlerin anladığına itiraz ediyor ki?
    (Kur’anı çoban bile anlar, âlim olmaya gerek yok) diyerek Kur’ana inanmadığını açıkça söylemiş olmuyor musun? Niye ilmi ayağa düşürüyorsun? Ehliyetli ile ehliyetsiz, âlim ile cahil, bilenle bilmeyen bir midir?
    Bir tıp kitabını oku da doktor ol o zaman?! Böyle bir doktora kim canını, sağlığını emanet edebilir? Kimse edemez...
    O halde alim olmayana nasıl ebedi saadetimizi, imanımızı emanet edebiliriz?
    Bunları çok iyi düşünmek ve bu soruların cevaplarını insafla verebilmek gerekir....

  7. #7
    - Çevrimdışı
    Tecrübeli Üye collection - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Alem-i Hakîkât
    Mesaj
    308
    Blog Mesajları
    20
    Rep Gücü
    1459
    Kıymetli ağabeyim Hak Teala mükafatını bol eylesin.Amin.

  8. #8
    - Çevrimdışı
    yeni üye irafshi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2009
    Nerden
    Amerika /
    Mesaj
    64
    Rep Gücü
    245
    Alıntı bziya´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Hadisler olmadan Kur’anla amel edebilir miyiz?

    CEVAP
    Hadis-i şerifler olmadan Kur’an-ı kerimle amel etmek mümkün olmadığı gibi, mezhepler olmadan da hadis-i şeriflerle amel etmemiz mümkün olmaz. İmam-ı Şarani hazretleri buyuruyor ki:

    İmam-ı Beyheki Delail kitabında şöyle rivayet eder:

    Eshab-ı kiramdan İmran bin Husayn (Radıyallahü anh), şefaatle ilgili bazı hadisler nakleder. Oradakilerden biri der ki:
    — Siz hadisler bildiriyorsunuz, fakat biz bunlarla ilgili Kur’anda bir şey bulamıyoruz.

    İmran bin Husayn hazretleri buyurur ki:

    — Sen Kur’anı okudun mu?
    — Evet.

    — Kur’anda sabah namazının farzının iki, akşamınkinin üç, öğle, ikindi ve yatsının farzının ise dört rekât olduğuna rastladın mı?
    — Hayır.

    — Peki, bunları kimden öğrendiniz? Bizden [Eshab-ı kiramdan] öğrenmediniz mi? Biz de Resulullahtan öğrenmedik mi? Peki Kur’anda kırk koyunda bir koyun, şu kadar devede şu kadar, şu kadar paraya şu kadar dirhem zekât düştüğüne rastladın mı?
    — Hayır.

    — Öyleyse bunları kimden öğrendiniz? Bizden öğrenmediniz mi? Biz de Resulullahtan öğrenmedik mi? Hac suresinde (Eski evi [Kabe’yi] tavaf etsinler) âyetini okumadınız mı? Peki orada Kabe’yi yedi deva tavaf edin diye bir ifadeye rastladınız mı?
    — Hayır.

    — Allahü teâlânın Kur’anda şöyle buyurduğunu duymadınız mı?
    (Peygamber size neyi verdiyse onu alın, size neyi yasakladıysa da ondan kaçının.) [Haşr 7]

    Hazret-i İmran daha sonra buyurur ki:
    Sizin bilmediğiniz bizim Resulullahtan öğrendiğimiz daha çok şey vardır. (Mizan-ül-kübra)

    Kur’ana göre ibadet
    Sual: (Namaz, zekât ve oruç gibi ibadetleri, uyduruk dine, yani hadislere veya mezheplere göre değil Kur’ana göre yerine getirmelidir) deniyor. Hadisler ve mezhepler Kur’ana aykırı mıdır?
    CEVAP
    Mezhepsizler, (İslam’a göre ibadet edelim) diyorlardı. Demek bunlar da, (Kur’ana göre ibadet edelim) dediklerine göre, mezhepsizlerin başka kolu oluyor. Bu kasıtlı bir reform değilse, çok cahilce bir tekliftir. (Ülkeyi kanunlara, tüzüklere, yönetmeliklere göre değil, sadece Anayasaya göre idare etmelidir) demekten daha yanlıştır. Her şey Anayasada olmaz, Anayasa kanunlara havale eder. Kur’an-ı kerimde namazın farzlarını, namazı bozan şeyleri, namazın rekâtlarını bile bulamayız. Zekâtın farzını, kaçta kaç verileceğini, uşrun ne oranda verileceğini, Kur’an-ı kerimde bulamayız. Namazın, zekâtın, orucun farzlarını, orucu bozanları Kur’an-ı kerimde bulamayız. Bunları Peygamber efendimiz bildirmiştir. Peygamber efendimizin bildirdiklerini de, mezhep imamlarımız açıklamıştır. Onun için namaz, oruç ve zekât gibi ibadetler ancak mezheplere göre uygulanır. Kur’an-ı kerime hatta hadis-i şeriflere göre bile biz uygulayamayız.

    Kur’an-ı kerimi tam olarak yalnız Resulullah anlamıştır. Çünkü muhatabı Odur. Kur’an Ona gelmiştir. Ondan başkası tam anlayamaz. Onun için Allahü teâlâ buyuruyor ki:
    (İnsanlara açıkla diye Kur’anı sana indirdik.) [Nahl 44]

    Açıklamak, âyet-i kerimeleri, başka kelimelerle ve başka suretle anlatmak demektir. Bırakın bizleri, ümmetin âlimleri de, âyetleri anlayabilselerdi ve kapalı olanları açıklayabilselerdi, Allahü teâlâ Peygamberine, sana vahy olunanları tebliğ et der, açıklamasını emretmezdi. Bu ve benzeri âyetlere rağmen, (Resulullah Kur’anı getirmekle işi bitmiştir, o bir postacı idi) diyen mezhepsiz türediler vardır. Eshab-ı kiram, ana dilleri Arapça olduğu halde, bazı âyetleri anlayamayıp, Peygamber efendimize sorarlardı. Resulullah, Kur’an-ı kerimin tefsirini Eshabına bildirmiştir. Eshab-ı kiramın bildirdiğinden başka türlü söyleyenler, dalalete, hatta küfre düşer. Tefsir, yoruma değil, nakle dayanır.



    Çağa göre tefsir olmaz


    Sual: (Kur’anı her çağda, o asrın teknolojisinin, ilminin ışığında yeniden tefsir etmek ve Allah’ın muradını açıklamak gerekir) diyerek Kur’an-ı kerimi asra uydurmaya çalışanlar var. Bu uygun mudur?
    CEVAP
    Tefsir, moda kitabı değildir. Her çağa, her asra göre değişik tefsir olmaz. Dinimiz eksik mi ki tamamlanacaktır? Yoksa fazlalık mı var ki çıkarılacak? Dinde eksiklik ve fazlalık olmadığı için değişik, yeni bir tefsire ihtiyaç olmaz. Çünkü dine yeni bir şey eklemek bid’at olur. Dinimizin emirlerini değiştirmek kadar büyük sapıklık olur mu? Her çağa, her asra göre değişik tefsir yazmak demek, dini her asırda, bozmak demektir.

    Kur’an-ı kerimin manasını Muhammed aleyhisselam anlamış ve hadis-i şerifleri ile bildirmiştir. Doğru tefsir kitabı Onun hadis-i şerifleridir. Tefsir âlimleri, tefsirlerini Peygamber efendimizden ve Eshab-ı kiramdan naklederek meydana getirdiler. Bunların tefsirleri asra uygundur. Kur’an-ı kerimin emirleri, her asırdaki insan için aynıdır. Önceki asırlar için başka, sonraki asırlar için başka manası yoktur.

    Tehlikeli kimseler
    Peygamber efendimizden gelen bilgileri, aynen nakleden İslam âlimlerinden farklı bildirmek, dini bozmak demektir. Kur’an-ı kerimi en iyi bilen Peygamber efendimizdir. Onun açıklamaları bellidir. Bundan daha başka şekilde açıklamak, dini değiştirmek olur, reform olur. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (Ümmetime en çok tehlikeli olacak kimse, Kur’an-ı kerimi yersiz tevil edendir.) [Taberani]

    Her asırda, her insana gereken iman ve ibadet aynıdır. Asra göre iman esasları ve ibadet şekli değiştirilemez. Bundan yarım asır önce, bazı profesörlerce namaz kılma şeklinin değiştirilmesi düşünülmüş, camilere “Asra göre modern ibadet aletleri” konulması teklif edilmişti. Asra göre, çağa göre tefsir yazanların böyle bir düşünceleri yoksa, İslam âlimlerinin bildirdiklerinde değişiklik yapmadan aynı şeyi naklediyorlarsa, o zaman “Asra göre tefsir” demenin manası yoktur. Eğer değişiklik varsa, zaten muteber değildir.

    Asrımızdaki insana göre kitap yazılacaksa, İslam âlimlerinin kitapları aynen alınır, günümüzde kullanılan kelimelerle, buluşlarla açıklanabilir. Mesela; müşrikler Peygamber efendimize, (Mescid-i Aksanın kaç kapısı, kaç penceresi vardı?) gibi sualler sormuşlardı. Fakat Resulullah efendimiz Miraca giderken etrafına bakmadığı için bunları görmemişti. Cebrail aleyhisselam Mescid-i Aksayı gözünün önüne getirince bakıp sorduklarına cevap verdi. Bu hadise anlatılırken, (Televizyonda görür gibi görmüştü) denebilir. Bu şekildeki bir açıklamaya da Asrın Tefsiri veya Çağdaş Tefsir denmez.

    İlmin ve Fennin Işığında Tefsir diyenler de vardır. İlim ve fen, dinden ayrı mıdır da ilmin ışığı deniyor? Ecnebiler, din ile ilmi ayrı zannettikleri için böyle yazıyorlar. Ecnebiyi taklit eden reformcular da aynı şeyi söylüyorlar.

    Dini değiştirmek
    Mecelle’nin Dürer-ül-hükkam şerhinde (Zamanın değişmesi ile, örf ve âdete dayanan hükümler değişebilir. Nassa dayanan hükümler zamanla değişmez) deniyor.

    İmam-ı Rabbani hazretleri de buyuruyor ki:
    Bazıları, yapacakları değişikliklerle, dini düzelteceklerini, olgunlaştıracaklarını zannediyorlar. Ortaya bid’atler çıkarıyorlar. Bid’atlerin zulmetleri ile sünnetin nurunu örtmeye çalışıyorlar. Bunlar, dinin noksanlıklarını tamamladıklarını iddia ediyorlar. Bilmiyorlar ki din noksan değildir. Kâmildir. Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
    (Bugün sizin için dininizi ikmal eyledim. Üzerinize olan nimetimi tamamladım ve size din olarak İslamiyet’i vermekle razı oldum.) [Maide 3]

    Dini noksan sanıp, tamamlamaya [asra göre, çağdaş tefsir yazmaya] çalışmak bu âyet-i kerimeye inanmamak olur. (1/260)

    Allahü teâlâ ve Onun Resulü Muhammed aleyhisselam, kıyamete kadar hayat şekillerinde ve fen vasıtalarında yapılacak değişikliklerin, yeniliklerin hepsine şamil olan hükümleri bildirdiler. Müctehidler de bunların hepsini açıkladılar. Sonra gelen müceddid âlimler, bu hükümlerin yeni olaylara nasıl tatbik edileceklerini, tefsir ve fıkıh kitaplarında bildirdiler.

    Tefsir akla değil, nakle dayanır
    Sual: Kur’an-ı kerimin manasını Muhammed aleyhisselamdan başkası anlayamaz mı?
    CEVAP
    Kur’an-ı kerimin manasını tam olarak yalnız Muhammed aleyhisselam anlamıştır. Ondan başka hiç kimse tam anlayamaz. Eshab-ı kiram, ana dili olarak Arabi bildikleri, edib ve beliğ oldukları halde, bazı âyetleri anlayamaz, Peygamber efendimize sorarlardı. Resulullahın Kur’an-ı kerimin tefsirini Eshabına bildirdiğini imam-ı Süyuti haber vermektedir. (Hadika)

    Tefsir, akılla yapılmaz. Eshab-ı kiramın bildirdiğinden başka türlü söyleyenler, dalalete, hatta küfre düşer. Tefsir nakle dayanır.

    Muhammed Masum-i Faruki hazretleri buyuruyor ki:
    Kemalatın, üstünlüklerin ve olgunlukların her çeşidi nübüvvet kaynağından ve ışığından alınmıştır. Fakat herkes bu kaynaktan istidadı kadar ve kabiliyeti nispetinde istifade eder.

    Resulullah, Hak âşıklarının istidatlarına uygun olarak, onların ruhlarına manevi sırlar bildirir, feyz ve marifetleri ulaştırır ve yansıtırdı. Hadis-i şerifte, (İnsanlarla akıllarının seviyesine göre konuşunuz) buyuruldu.

    Bir gün Peygamber efendimiz, Hazret-i Ebu Bekir’e derin, ince marifetleri, onun seviyesine göre anlatıyordu. Yanlarına Hazret-i Ömer gelince, konuşma üslubunu onun da anlayacağı şekilde değiştirdi. Yanlarına Hazret-i Osman gelince, yine konuşma üslubunu değiştirdi. Oraya Hazret-i Ali de gelince konuşmasını, hepsinin anlayacağı şekilde değiştirdi. Peygamber efendimizin her defasında konuşma üslubunu değiştirmesi, oraya gelen zatların yaratılış ve istidatlarının farklı oluşlarından meydana gelmiştir. (1/59)

    Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

    (Biz Peygamberler, herkese, seviyesine göre muamele yapmak ve anlayabileceği şekilde hitap etmekle emrolunduk.) [İ. Gazali]

    (Aklın almayacağı şeyi söylemek, fitne olur.) [İbni Asakir]

    Hazret-i Ali, göğsünü işaret edip, (Burada istediğiniz kadar bilgi vardır. Ancak bunu taşıyabilecek birisi olsa, hepsini ona anlatırım) buyurdu. Adamın biri bir âlime ince bir mesele sordu. Âlim cevap vermeyince, o kimse dedi ki:
    — Sen, (İlmini gizleyene Allahü teâlâ ateşten gem vurur) hadis-i şerifini bilmiyor musun?
    — Eğer anlattıklarımı anlayabilecek bir kimse sorar da söylemezsem, o zaman bana gem vurulur. Kur’an-ı kerimde, (Sefihlere, akılsızlara malınızı vermeyin) buyuruluyor. Mal verilmezse, ilim hiç verilmez. Hadis-i şerifte buyurulduğu gibi fitneye sebep olur. (İhya)

    Nakli esas almayan tefsirler

    Sual: Günümüzde, yerli veya yabancıların, nakli esas almayan, şahsi görüşle yazdıkları tefsirler vardır. Bunları okumakta mahzur var mıdır? Hatasız Kur’an tercümesi var mı?
    CEVAPİslam âlimlerinin büyüklerinden ibni Hacer-i Mekki hazretleri bir fetvasında buyuruyor ki:
    İslam âlimlerinin tefsirlerinden almayıp da, kendi anladığını ve kendi görüşlerini tefsir olarak yazan ehliyetsiz kimselerin tefsirlerini milletin önüne sürenlere mahkemeler mani olmalıdır! Böyle nakli esas almayan tefsirler bâtıldır, bozuktur. Bu tefsirleri milletin önüne süren din adamları sapıktır. Başkalarını da doğru yoldan saptırmaya çalışmaktadır. (Fetava-yı hadisiyye)

    Tefsir, akla değil, nakle dayanır. İslam âlimlerinin, Peygamber efendimizden ve Eshab-ı kiramdan alarak yaptıkları tefsirlere aykırı tefsir yazan, küfre düşer.

    Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (Kur’an-ı kerimi kendi görüşüne göre tefsir eden kâfir olur.) [Mek.Rabbani 234]

    Bir kimse, kendi görüşüne göre Kur’an-ı kerime mana verse, verdiği mana doğru olsa da, meşru yoldan çıkarmadığı için, hata etmiş olur. Verdiği mana yanlış ise kâfir olur. (Berika)

    Mezhepsizler, bu inceliği anlayamadıkları için, (Herkes Kur’an okumalı, dinini bundan kendi anlamalı, mezhep kitaplarını okumamalı) diyerek, Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarının okunmasını yasak ediyorlar.

    Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (Kur’an-ı kerimi, kendi görüşü ile açıklayan, doğru olsa dahi, mutlaka hata etmiştir.) [Nesai]

    Her tefsiri herkes anlayamaz. Kur’an-ı kerimi tercüme etmenin imkânsız olduğu yukarıda bildirildi. Ancak tefsiri yapılabilir. Tefsir yapmak da büyük iştir. Bir hadis-i şerifte, (Kur’an-ı kerimi kendi görüşüne göre tefsir eden kâfir olur) buyuruldu. O halde tefsir denilen her kitaba güvenmemelidir!

    Kur’an-ı kerim ilmi, içinde şaşılacak, akıllara durgunluk verecek, sayısız acayip hâller bulunan engin bir denizdir. Ondaki her ilmi öğrenmek, sırrına erişmek imkânsızdır. (Mevduat-ül-ulum)

    Kur’an-ı kerimin hakiki tefsirini yapan, doğru manasını veren, ancak Muhammed aleyhisselamdır, Onun hadis-i şerifleridir. Bu hadis-i şerifleri de, ancak Eshab-ı kiram ve müctehid imamlar anlayabilmiş, müslümanlar da bu âlimlerin anladıklarına uymuştur. Şu halde, Kur’andan ve hadisten ve bunların tercümelerinden din öğrenmek mümkün olmaz. Her müslüman, dinini, Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarından hazırlanan ilmihâllerden öğrenmelidir.

    Bâtıniliğe sapmamalıSual: Âyetleri ve hadisleri kendi görüşüne göre yorumlamak, mesela Kur’an-ı kerimde bildirilen dabbetülarz denilen hayvan, aids hastalığıdır demek caiz midir? Güneş batıdan doğacak demek, Avrupa müslüman olacak demektir demek caiz midir?
    CEVAP
    Hadis-i şerifte, (Kur’anı kendi görüşüne göre açıklayan kâfir olur) buyuruluyor. Hadis-i şerifleri de kendi görüşüne göre açıklamak sapıklıktır. Hâşâ Peygamber efendimiz bilmece gibi hadis-i şerif mi söylüyor. Her dilde deyimler vardır. Bunlar kelimelerin ifade ettiği anlam değil, cümlenin ifade ettiği anlam esas alınır. Bunu caiz olmayan tevil ve yorumla karıştırmamalıdır.

    Mesela kaş yapayım derken göz çıkarmak deyimin de ne kaş ne de göz ile ilgisi vardır. Bir iş yapılırken daha büyük zarara uğramak kastediliyor.

    Mesela Kur’an-ı kerimde (Sen ölülere işittiremezsin) buyuruluyor. Buradan ölüler işitmez anlamı çıkarılmaz. (Sen ölüye işittiremezsin!) mealindeki âyet-i kerimede, diri olup, gözü kulağı ve beyni olan kâfirler ölülere benzetilmiştir. Yani (Ölü kalbleri [kâfirleri] imana kavuşturamazsın!) demektir. Nitekim, Bekara suresinin (Kâfir, sağır, dilsiz ve kördür, anlamazlar) mealindeki 171. âyet-i kerimesi de böyledir. Yani (Kulakları var, hakkı işitmezler, gözleri var, hakikati görmezler) demektir. Yoksa kâfirler, bedenen de sağır, dilsiz ve kör demek değildir. (Beydavi ve diğerleri)

    (Ölülere işittiremezsin, ancak âyetlerimize iman edenlere işittirebilirsin.) [Rum 52,53]

    Fatır suresinin (Diri ile ölü [Mümin ile kâfir] bir olmaz. Allah dilediğine işittirir. Sen kabirdekilere [inatçı kâfirlere] işittiremezsin [imana kavuşturamazsın] mealindeki 22.âyet-i kerimesinde de, kâfirler, ölülere benzetilmiştir. (Beydavi)

    Neml suresinde (Sen ölülere işittiremezsin) buyurulduktan sonra, (Sen ancak âyetlerimize iman edeceklere işittirebilirsin) mealindeki 80 ve 81. âyet-i kerimelerinde de, kâfirlerin işitmeyeceği, yani hakkı kabul etmeyeceği, ancak iman edeceklerin işitecekleri açıkça bildirilmektedir.

    Milel-nihâl kitabında diyor ki:
    (Şiiler yirmi fırkadır. Onsekizinci fırkası, İsmaili fırkasıdır. Bu fırkaya, Bâtıniyye de denir. Bunlar, Kur'an-ı kerimin zahiri, yani anlaşılan manası olduğu gibi, bâtıni, yani gizli, iç manası da vardır. Bâtıni manası lazımdır, zahiri manası lazım değildir diyorlar. Bu ise küfürdür.)

    Müslümanlar bâtıniliğe sapmamalıdır. İslam âlimleri âyetlere ne anlam vermişse, onu bildirmeli, kendiliğinden bir şey ilave etmemelidir.

    Dabbetülarz denilen hayvan, aids hastalığı değildir. Veya bir sapığın dediği, falan ingiliz, yani insan değildir. Dabbetülarz hayvandır. Özellikleri ve yapacakları da bildirilmiştir. Güneş batıdan doğacak demek, Avrupa müslüman olacak demek değildir. Dünya kendi yörüngesinden çıkacak başka yörüngeye girecek, şimdikine göre ters dönecek, yani güneş batıdan doğacaktır. O zaman tevbe kapıları da kapanmış olacaktır.



    Kaynak : İslam Ahlakı / Dinimiz İslam
    Ellerinine sağlık. Ellerin dert görmesin , Hak Teala kendi anlayışına göre kitabımızı yorumlayan cahilleri yola getirsin.

    Bu hastalıktan muzdarip zavallılara doğruyu bildirsin.

  9. #9
    - Çevrimdışı
    Kıdemli Üye forumdayim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2008
    Nerden
    almanya
    Yaş
    59
    Mesaj
    928
    Rep Gücü
    11376
    Kardesim, bu cok faydali paylasimindan dolayi Allah (c.c.) razi olsun...

  10. #10
    - Çevrimdışı
    İletileri Onay'a Tabi
    Üyelik tarihi
    Mar 2009
    Mesaj
    844
    Rep Gücü
    2992
    Değil Mushaf Kuran Yaşam Kuranında dahi her şeyin açık olmadığı görüşüne katılırım.Şayet yaşam Kuranımız açık olmuş olsa idi orada hata yapmaz ve zor durumlara düşüp Sefalet çekip Dünyevi rezilliği tatmazdık.Diğer yandan Mushaf Kuranı gerçekten anlayabilmek çok zordur. En basitinden MUKATTALARI buyursunlar izah etsinler? Edemezler.Çünkü Kuran sadece Kuru akılla değil aynı zamandada GÖNÜL DİLİYLE yazılmıştır. (Ta Ta harfi var işte sin Sin harfi var iştemi diyecekler?)GÖNLÜNÜZÜ VE AKLINIZI İŞLETİN DER Bir çok ayetinde.Yani Analitik zeka Onu kavramakta aciz kalır.Başka bir deyimle Sadece sağ elle Kuranı kavrayamazsınız.Keza Sizlerin İslam alimleri dedikleri zatlarki bu deyim Daha ziyade Gerçek yaşamı anlayan İçimizdeki nefsimizin bize doğruyu söyleyen kısmıdırki batıni bir deyimdir. Zahiri olanlar ise Mutasavvıflar yani Meşayıhtır.Yada ŞEYH BABALAR,Sofilerdir. Ama Onlarda KİTAPLARINI SADECE AKILLA DEĞİL GÖNÜLLE YAZMIŞLARDIR.Yani İşin içine GÖNÜL DEDİĞİMİZ HALDE GİRER.Pekiyi İmam Rabbaninin hali ile hallenmeden onun kitabını okuyup nasıl olarak anladım diyebiliriz?Yada bizim Meşrebimizde olan Hallacı Mansurun KİTABI TAVASİNİNİ ALIN VE OKUYUN. Şahsen denedim vede İÇİNDE BOĞULDUM!O zaman bu Gönül tarafımızı geliştirmek istiyorsak şayet BİR KAMİL MÜRŞİDE VARMADAN OLMAZ.Onunla sadece kuru aklımızla konuşmayacağız ONU SEVMEYE ÇALIŞACAĞIZ,BU SEVGİNİN SONUCUNDA VERİCİ OLMAYI ÖĞRENECEĞİZ.O bazan Sağ şahadet parmağı ile mubarek ağız suyunu dudaklarımıza sürecek iğrenmeyeceğiz tiksinmeyeceğiz.İŞTE GERÇEK İLİM VALLAHİDE ORADADIR.Yada O Sesli veya sessiz Zikirlerde neymiş demeyeceğiz.Kendimizden yani beşeriyetimizden geçeceğiz o zikirlerde. SENİN ADIN NEDİR? deseler o anda BİLEMEYECEĞİZ!Ve O zaman Bütün ayetlere de sevgiyle yaklaşacağız.AKLI GÖNLÜMÜZLE OKUMAYA BAŞLAYACAĞIZKİ İDRAK VE TEFEKKÜR OLUŞABİLSİN.
    Diğer yandan Batıniliğe girelim:Dabbetül arz AİDS hastalığıdır demek Batınilik demek değildir.AİDS bu gün vardır yarınsa yoktur.Ha Kitabı Mukaddeste Cüzzam hastalığından bahsedilir. Ama O cüzzam Aklı gönülde oluşan ve sadece Kahinler tarafından tedavisi olan hastalıktır.Yada şu ayetin manası bak meğer Şu Tarihte Avrupa Müslüman olacakmış demekte değildir.Ayetler İnsan olan insanda HİÇ DEĞİŞMEYEN MANEVİ GERÇEKLERDİR. Bunların dışındakiler tamamen ZAHİRİDİR. O zaman bu tür yorumlarında batınilikle illiyetleri olamaz.Ama ayetlere Gönlü aklınla yaklaşmaya kalkmayacakmısın?Kainatta daima BİRLİK PRENSİBİ VARDIR. Dil öğrenmek istiyorsan KONUŞMAYADA ÇALIŞACAKSIN. VE BAŞTA KAFA GÖZDE YARACAKSIN,Ama zamanla dosdoğru konuşacaksın.Akarsu kaynağı dahi ilk önce çamurlu ve bulanık akar zamanla berraklaşır. Gönül halide öyledir. Sende ey bu yolun talibi Kendi kafanı gözünü kendi beyninin ürettiği düşünce taşlarıyla elbette yaralayacak bundan dolayıda Acı ve çileyi çekeceksinki öğrenebilesin amma sakın ha yalnız başınada kalma yanında bir kamil mürşit vede rehber mutlaka şarttır.Çünkü Rehbersiz yapılan çoğu iş yarı yolda bırakılmaya mahkumdur. Çünkü nasıl çalışacağının metodunu bilemezsin.Daha henüz bir bebek gibi bu yoldaki manevi gözlerinde açılmamıştır. İşte O rehber Şeyh baba sana GÖZ KULAK EL AYAK OLUR. Seni tıpış tıpış yürütmeye başlar.Ve O insanla aranızda bir manevi HISIMLIK doğar.Sabilikten çıkıp 40 yaşını ikmal etmeden olumu hiç ahhh olurmu?Ahkam 15:Biz insana ,anne-babasına çok iyi davranmasını önerdik.Annesi onu zahmetle taşıdı,zahmetle doğurdu.Taşınması ve sütten kesilmesi otuz aydır.Nihayet yiğitlik çağına gelip kırk yıla erdiğinde şöyle der:"Rabbim;beni,bana ve ebeveynime verdiğin nimete şükretmeye,hoşnut olacağın iyi bir iş yapmaya yönelt.Soyum içinde,benim için barışı gerçekleştir.Sana yöneldim ben,sana teslim olanlardanım ben".Baki selamlar.

    Peder ile validem oldu bahane
    Merec el bahreyni yeltakıyane(Allah iki denizi bıraktı ve birbirine karışmaması için bir ara kesit koydu,bu iki denizden inci ve mercan çıkar anlamındaki ayet)
    Bin ikiyüz altmış dokuzda kane
    Eriştim zahiren geldim cihane

    Berzahtan kurtuldum çıktım aradan
    Onyedi yaşında doğdum anadan
    Muhammed Ali Hilmi dede babadan
    Çok şükür Hamdolsun geldim imkane

    Namım Edip idi Harabi oldum
    Erenlerin ayak turabi oldum
    Anınçün herkesin kitabı oldum
    Aşk olsun okuyan ehli irfane

1. Sayfa, Toplam 3 123 SonSon

Benzer Konular

  1. Başı açık namaz kılmak günah değildir
    dogangunes Tarafından Dini Sohbet Foruma
    Yorum: 35
    Son mesaj: 29-07-2010, 05:00 PM
  2. Yorum: 0
    Son mesaj: 07-06-2010, 06:27 PM
  3. Mezhebe göre tefsir
    bziya Tarafından Kuran-ı Kerim Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 08-07-2009, 02:59 AM
  4. Fransa’dan pkk’ya açık destek
    helindem Tarafından Özgün Makaleler Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 06-05-2009, 01:06 PM
  5. Kur'anda çelişki olmaz
    collection Tarafından Kuran-ı Kerim Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 07-02-2009, 08:10 PM
Yukarı Çık