Gösterilen sonuçlar: 1 ile 8 Toplam: 8

Yalan ve iftiranın dindeki yeri nedir?

islam (Müslümanlık) Kategorisi Kuran-ı Kerim Forumunda Yalan ve iftiranın dindeki yeri nedir? Konusununun içerigi kısaca ->> AÇIKLAMA Sevgili kardeşlerim , forumda paylaştığım dini bilgilerin tamamı Ehl-i Sünnet alimlerinden nakildir.Yani her söz Ehl-i Sünnet Alimlerinin vasıtası ile ...

  1. #1
    - Çevrimdışı
    Tecrübeli Üye collection - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Alem-i Hakîkât
    Mesaj
    308
    Blog Mesajları
    20
    Rep Gücü
    1459

    Unknown Yalan ve iftiranın dindeki yeri nedir?

    AÇIKLAMA

    Sevgili kardeşlerim , forumda paylaştığım dini bilgilerin tamamı Ehl-i Sünnet alimlerinden nakildir.Yani her söz Ehl-i Sünnet Alimlerinin vasıtası ile Efendimizden ve Allahü Teala'dan nakledilen bilgidir.

    Bizim gibi acize bu bilgileri nakletme şerefini bahşeden Allahü Tealadır, bu kıymetli bilgiler Hak tealanın kıymetli dinini anlatan sözler olduğundan bazı ANLAYIŞSIZ KİMSELER bu sözleri, biz acizin sözleri , kendi aklımızın eseri olduğunu zannederek , bu sözlerin sahibi Hak Teala'nın kibriyasını biz zavallı aciz kula ithaf etmişlerdir.Halbuki bilmiyorlar ki, bu büyüklük Hak Teala'dan gelen bir büyüklüktür.O'nun büyüklüğüdür.Bizim değildir.

    Bizde bu kıymetli sözleri nakleden hizmetçi olduğumuz için , bizi büyüklük taslıyor sınıfına koyuyorlar , sapla samanı karıştırıyorlar.

    Sonuç olarak bu bilgileri biz naklettiğimizi hesaba katmıyarak, bizi gözlerinde Hak olarak büyüten zavallılar ne kadar acınacak haldediler ki gözlerinin önündeki şeyi dahi göremiyecek kadar basiretleri kapalı...Evet yanlış okumadınız bu iş forumda 2 defa başıma geldi bizim gibi bir acize , kendini Allah'dan üstün görüyorsun , Sen Allah'lık taslıyorsun gibi , Allahü Teala'ya çirkin iftiralarda bulundular.Dilencinin kulübesinde sultanın ne işi var.

    Anlıyamıyorlar ki , biz Allahü Teala'nın dinine hizmet eden biz hizmetçiyiz , bu kıymetli bilgiler bizim değil , O Sübhanehu'nun sözleridir.Dolayısı ile bu sözlerdeki büyüklük Allahü Teala'nın kibriyası ve büyüklüğüdür.Bunu inatla kişilik karalama kampanyasına çeviren zihniyete ithafen İFTİRA ve YALANCILIK konusunu işliyorum.Hak Teala bizleri bu gibilerin batıl rüzgarından korusun.

    Çok üzgünüm, hatta hastayım, zaten bedenimde 8 den fazla komplikasyonum mevcut üstüne bu üzüntü genç yaşımda perişan etti.Bunları şikayet için yazmıyorum , bu insanları Hakka havale ediyorum.Dualarınızı rica ederim efendim.



    İftira etmek


    İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
    Yalan söylemek ve iftira etmek haramdır, sakınmak lazımdır. Bu iki fenalık, her dinde de haram idi. Cezaları çok ağırdır. (C.3, m.34)

    İftira büyük günahtır ve çok fenadır. Bunda yalan söylemek de vardır ki, yalan, her dinde haramdır. İftirada bir mümini incitmek de vardır ki, bu da, başkaca haramdır. Bunlardan başka, iftira etmek, yeryüzünde fesat çıkarmaya, ortalığı karıştırmaya sebep olur ki, bu da haramdır. (C.3, m.41)

    Müslümanlara suizan, zulüm etmek, mallarını gasp etmek gibi ve haset, iftira ve yalan söylemek ve gıybet etmek gibi haramdır. (Hadika)

    Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
    (Bir kimse, bir mümin hakkında olmayan bir şey söylerse, iftiraya uğrayan kimse, onu affedinceye kadar, Allahü teâlâ onu Cehenneme sokar.) [Ebu Davud]

    (Bir müminde her haslet bulunabilir. Ancak hıyanet ve yalan bulunamaz.) [İbni Ebi Şeybe]

    (Yalan, münafıklıktan bir kapıdır.) [İbni Adiy]

    En çok düşmanı olan kimdir?
    En çok düşmanı olan Allahü teâlâdır! Bir gün Musa aleyhisselam, insanların konuşmalarından bıkmış, (Ya Rabbi, n'olur bu insanlar benim hakkımda konuşmasın) diye dua etmiş. Allahü teâlâ buyurmuş ki:
    (Ya Musa, senin istediğin o şeyi ben, kendim için bile yapmadım. Görmüyor musun, duymuyor musun, Benim hakkımda neler konuşuyorlar.)

    Peygamber efendimiz Allah’ın habibi idi, âlemlere rahmet idi. İnsanları Cennete davet için, Cehennemden sakındırmak için en acı sıkıntıları çekti. Ona akla hayale gelmeyecek iftiraları yaptılar, hâşâ, sihirbaz dediler, hâşâ, mecnun dediler, hâşâ, şair dediler, hâşâ, hanımı Âişe validemize iftira ettiler, çok eziyet ettiler, yollarına dikenler döşediler. Allah’ın Habibi ile savaştılar. Halbuki O rahmet-i ilahi idi, insanlar yanmasın diye adeta çırpınıyordu. (Bilmiyorlar, bilselerdi yapmazlardı) buyuruyordu.

    Hadis-i şerifte buyuruluyor ki:
    (Bir kimse, bir mümin hakkında olmayan bir şey söylerse, iftiraya uğrayan kimse, onu affedinceye kadar, Allahü teâlâ onu Cehennemde bırakır.) [Ebu Davud]

    Kur'an-ı kerimde de mealen buyuruluyor ki:
    (Yalan söyleyenler, iftira edenler, ancak Allah’ın âyetlerine inanmayanlardır. İşte onlar, yalancıların tâ kendileridir.) [Nahl 105]

    İkinci binin müceddidi, hadis-i şerifle müjdelenen imam-ı Rabbani hazretlerine yaptıkları eziyet diğer iftiraların yanı sıra ne dediler biliyor musunuz, Serhend cahili dediler, bu isimle de yazılar yazıp dağıttılar.

    Resulullahın vârislerinin istisnasız hepsi de aynı eziyet ve sıkıntılarla karşılaşmışlar, çeşitli iftiralara maruz kalmışlardır. Hatta ibni Âbidin hazretleri, hocası Mevlana Halid-i Bağdadi hazretlerine yapılan iftiralara dayanamayıp, iftiracılara ve onlara inananlara bir reddiye risalesi yazdı. Bu risaleye de Sell-ül-Hüsâmü'l-Hindi li-Nusreti Mevlana Şeyh Halid Nakşibendi ismini verdi.

    İmam-ı Gazali hazretleri de iftiralara maruz kalan büyüklerdendir. Felsefeciler ve bid’at ehli olanlar hâlâ bu büyük imama iftiralarına devam etmektedirler.

    Kim Muhammed aleyhisselama çok benzerse o derece, bu sıkıntılar, bu iftiralar başına gelir. Bunlar, bu yolun şanındandır. Eden kendine eder. Allahü teâlâ kimi azaba atmak isterse büyüklerin üstüne salar, yani o insanlar büyüklere dil uzatır. Yaradılışında said olanlar kesinlikle büyüklere dil uzatmazlar. Başka günahları olabilir ama büyüklere dil uzatmazlar.

    İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:

    Şeyh-ul-islam Abdüllah-i Ensâri Hirevi, "Ya Rabbi! Dostlarını öyle yaptın ki, onları tanıyan sana kavuşuyor ve sana kavuşmayan, onları tanımıyor" buyuruyor. Bu büyüklere düşmanlık etmek, sonsuz ölüme sürükleyen bir zehirdir. Onları incitmek, sonsuz felaketlere sebep olur. Allahü teâlâ bu belaya düşmekten korusun! Şeyh-ul-islam yine buyurdu ki, "Ya Rabbi, her kimi felakete düşürmek istersen, onu bizim üzerimize atarsın." (m.106)

    Peygamberlerden başka herkes günah işler. Allahü teâlâ sevdiği kullarının günahlarının cezasını ahirete bırakmaz. Çünkü günah suçtur. Karşılığı cezadır. Dünyada üç sıkıntı verir:
    1- Hastalık verir. Sabrederse affeder. Sebeplere yapışmak ve geleni Allah’tan bilmek lazımdır. Ve ne maksatla geldiğini bilerek şükretmeli.

    2- Günahların affı için ikinci yol maddi sıkıntıdır. Borçlu olmaktır. Borçlarını ödemek için çekilen sıkıntılardır. Bu da günahların affına sebeptir.

    3- İnsanların yalan ve dedikodu ve iftiralarıyla haksız olarak iftiraya uğramaktır.

    Kaynak : Dinimiz İslam
    Konu collection tarafından (25-05-2009 Saat 11:14 AM ) değiştirilmiştir.

  2. #2
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.030
    Rep Gücü
    88647

    Cevap: Yalan ve iftiranın dindeki yeri nedir?

    selam!

    Sn. Collection:

    [..kendini Allah'dan üstün görüyorsun , Sen Allah'lık taslıyorsun gibi...]
    Gercekten agir elestiriler.
    Bildiginiz gibi bende sizi elestirmistim.
    a-Hep ayni metni yapistirmani...
    b-Metindeki baglamdan koparilmis ayetleri delil diye sunmani...

    Ama kulu Alla.......taslamayla suclama gercekten agir olmus.
    Umarim benden boyle bir densizlik cikmamistir.

    Yazindaki serzenislerinden de gercekten cok buyuk uzuntu duydum.
    Allah cc sifa versin!

    Sana yardimi olacak bir elestiri ile bu tip yakistirmalarla karsilasmaman adina bir bakis acisi getirmek istiyorum. Lutfen kizma.

    Bak dostum yazindan 2 bolum:

    1-[.....bu kıymetli bilgiler bizim değil , O Sübhanehu'nun sözleridir....]

    Diyorsun ve bu baglamda altina yazdiklarindan konuyla baglantili bir tane Allah cc sozu/ ayet yok/yok/YOK!!!

    Olanda 18 delil icinde gercekten bir tane ve baglaminda Kur’an ayetlerini RED/ inkarla ilgili dizinimden.

    2-Alttakiler; Imam Rabbani,Gazali..diyor ki
    Sonunuda soyle bagliyorsun
    [....İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:......]

    Onlarda ALLAH HAZRETLERI BUYURUR derse bundan alinma. Kendi yazdiklarina bak!
    Yazdiklarin
    [.....bu kıymetli bilgiler bizim değil , O Sübhanehu'nun sözleridir....]

    SIMDI SU SORUYU KENDINE SOR
    Imama rabbani ra ..........Allah cc midir ki hem Hazret hem BUYURUYOR.

    Ben yazini okurken Fesubhanalllah dedim!
    Sen ne dersin?

  3. #3
    - Çevrimdışı
    Tecrübeli Üye collection - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Alem-i Hakîkât
    Mesaj
    308
    Blog Mesajları
    20
    Rep Gücü
    1459

    Cevap: Yalan ve iftiranın dindeki yeri nedir?

    Kıymetli kardeşim, size de şöyle bir izahta bulunayım.

    Bizim tüm naklettiğimiz bilgiler Ehl-i Sünnet Alimlerinden nakildir , Ehl-i Sünnet alimleri bunları Tebe-i Tabiinden nakletti , onlar da Tabiin'den , onlarda Eshab-ı Kiramdan , onlarda Efendimiz Aleyhisselam'dan , O Muhbiri Sadık ( Sallallahualeyhivessellem ) Cebrail aleyhisselam vasıtası ile Allahü Teala hazretlerinden nakletmiştir.Bu şu demektir , dinde beşeri bir bilgi kesinlikle bulunmaz , Din'i İslam Allahü Teala'nın koyduğu kanunlardan ibarettir.Yukarıda bahsettiğim silsile bu bilgileri hocadan talebeye nakleden seçilmiş insanlardır.Kendi fikirleri , ve kendi fikirlerimiz değildir.Şimdi bunları beşeri düşüncelere ithaf edip Sen Allah'lık taslıyorsun demek ne kadar kısa görüşlülüktür değil mi ?

    İçeride biri varsa bir söz yetişir.

  4. #4
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.030
    Rep Gücü
    88647

    Cevap: Yalan ve iftiranın dindeki yeri nedir?

    Merhaba

    [Allah'lık taslıyorsun demek ne kadar kısa görüşlülüktür değil mi ?]
    EVET!

    [dinde beşeri bir bilgi kesinlikle bulunmaz ,]
    BULUNUR!

    [Din'i İslam Allahü Teala'nın koyduğu kanunlardan ibarettir]
    EVET!

    [Yukarıda bahsettiğim silsile bu bilgileri hocadan talebeye nakleden seçilmiş insanlardır]
    HAYIR!

    [Kendi fikirleri , ve kendi fikirlerimiz değildir.]
    KENDI YORUMLARIDIR!

    [İçeride biri varsa bir söz yetişir.]
    BIRI YOK, BIR VAR!


    1-Secilmis olan sadece Resul'dur.
    DINIMIN son Resulu YALNIZ Ahmed Mahmud Muhammed Mustafa sav dir!

    2- Tasavvuf mutefekkirlerinin Ehl-i sunnet alimleriyle cekismeleri yuzlerce eserin dogmasina sebeb olmustur.
    Bu yuzden Muctehid imamlarimizin sosyal konulardaki goruslerini /ictihadlerini yazmaniz daha dogrudur diye dusunuyorum.(Allah'in cc rahmeti uzerlerine olsun!)

    3-Dinde beseri bilgi bulunmaz.
    ICMA KIYAS NEDIR?

    4-[Yukarıda bahsettiğim silsile bu bilgileri hocadan talebeye nakleden SECILMIS insanlardır]
    Kur'an bu bilgiye FIRKALASTIRILMIS RABB'LER DIYOR!

    Aciklama yapmiyorum! Cunku foruma yakinda Allah cc Diyor ki:VIII olarak asacagim. Degerli elestirilerinizi beklerim.

    Allah'a (cc) emanet olun!

  5. #5
    - Çevrimdışı
    Tecrübeli Üye collection - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Alem-i Hakîkât
    Mesaj
    308
    Blog Mesajları
    20
    Rep Gücü
    1459

    Cevap: Yalan ve iftiranın dindeki yeri nedir?

    Bu konu kitap olacak kadar uzundur kısaca bu şekilde açıklanabilir.

  6. #6
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.030
    Rep Gücü
    88647

    Cevap: Yalan ve iftiranın dindeki yeri nedir?

    SELAM
    Konuyu uzatmama adina yalniz icma ve kiyas tanimlarini ILMIHALDEN 3. sahislar icin yazacagim!

    KIYAS:Sozlukte bir seyi baska bir sey ile olcmek, aralarindaki benzerlikleri belirlemek!
    Dindeki anlami:Kitap, Sunnet ve Icmada BULUNMAYAN herhangi bir meseleye, aralarinda illet birligi sebebiyle bu kaynaklarin birinde yer alan konunun hukmunu vermek!

    YANI YUZDE YUZ BESERI HUKUM!

    ICMA:Sozlukte birlestirmek, bir konuda fikir birligi etmek ve azmetmek anlamlarina gelir.
    Dinde icma: Islam bilginlerinin Peygamberimizden sonraki herhangi bir devirde dini bir meselenin hukmu uzerinde fikir birligi etmeleridir!

    Bu gorus birligi iki sekilde olusur.

    Sarih icma:Islam bilginleri dini bir konuda GORUSLERINI ayni yonde olmak uzere aciklarlar!
    Sukutu icma:Dini bir mesele hakkinda bir veya birkac muctehid GORUS belirtir. Diger muctehidler ise ayni gorusu paylasmasalarda yeni bir gorus sunmazlar. Boylece o gorus kabul edilmis olur.

    Bu yuzden Din ile ilgili hukumlerin delilleri Kitap ve Sunnet dir!
    Diger ikisi yani Icma ve Kiyas ise Kitap ve Sunnete racidir.

    Gordugun gibi dinde Beser sozu vardir ve tasavvuf dusunurlerinin tamaminin verdigi bilgiler BESERI yorumlaridir.
    Onun icin Rabbani hocanin yazilarini her Ayetin arkasindan yazmana tepki gosterdim.

    ALLAH cc NE DIYORSA ODUR!
    ALLAH cc ALEMLERE SOYLEYECEGINI SOYLEMISTIR!
    ONA TESLIM OLUP OLMAMA KULA KALMISTIR!

    BESERI YORUMLAR BIZIM KUR'AN DISI KONULARDAKI ISLAMI DURUSUMUZU BELIRLER.
    HEPSI KUR'AN'A RACI'DIRLER!

    O yuzden ben kimden gelirse gelsin her beseri bilgiyi Kuran isiginda dusunurum!
    Kur'an'dan ayrilmam. Baskasi buda Kur'an'dan derse yinede kontrol ederim.
    Kur'an ayetlerini bile; Kur'an'daki konuyla ilgili diger ayetlerle/ aciklamalarla alt alta getirmeden anladim demem.

    ve Kur'an disi AYET kabul etmem! Bu Kur'an'in emridir.
    Gozumun nurunun hadisleri diye RIVAYET edilenler ise;
    Bagli bulunduklari ayetlerin isiginda Kur'an'i/ sozu harekete cevirmek
    yani yasamima isik yapmak adina onemserim/ ozumlerim.
    Kur'an'in temel prensibleriyle catisan rivayetleri Resulun hadisi olarak kabul etmem!

    Onlarin yerine muctehid ictihadlerini sebebleriyle incelerim.
    Yani dinimi calisirim,sorgularim. Kulaktan duyma kabullenemem
    -ki buda Kur'an'in emridir.

    Yani ben bir ehl-i Kur'an'im!
    Benim DINI FIKRIM YOKTUR!
    Benim DINI FIKRIM KUR'AN'DIR!

    Allah'a cc emanet ol!

  7. #7
    - Çevrimdışı
    Tecrübeli Üye collection - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Alem-i Hakîkât
    Mesaj
    308
    Blog Mesajları
    20
    Rep Gücü
    1459

    Cevap: Yalan ve iftiranın dindeki yeri nedir?

    Ehl-i Sünnet alimlerinin sözleri Kur'anı Kerim ve Hadis'i Şeriflerin açıklamalarıdır.Bu bilgileri bahsettiğim silsile yolu ile ana kaynaktan almışlardır.İcma ve Kıyas kendi fikirlerinin karıştığı anl***** gelmez.Bu alimlere uyan Allahü Teala ve Resulüne uymuş olur.

  8. #8
    - Çevrimdışı
    Üyecik
    Üyelik tarihi
    Jan 2014
    Mesaj
    40
    Rep Gücü
    290

    Exclamation Yalan söylemenin Kuran’daki yeri.

    Bu yazımda bazı insanların zararsız veya masum olarak nitelendirdikleri yalanın aslında ne kadar büyük bir tehlike olduğundan bahsetmek istiyorum.

    Bazı insanların sadece kendi çıkarlarını korumak istemesinden, yalan söylemeye dillerinin alışmasından, kendisine zor gelen bir işten kaçmak istemesinden, bazılarının da sadece bir konuda haklı çıkmak istemesinden ötürü rahatlıkla yalan söyleyebildiklerini görüyoruz.

    Oysa yalan söylemek Allah’ın Kuran’da kesin olarak haram kıldığı bir davranıştır. Şeytan’ın yöntemidir yalan söylemek... Şeytan Adem ile Havva’ya yalan söyleyip onları kandırmış Allah’ın onları cennetten çıkarmalarına neden olmuştur.

    Yalan her ne kadar büyük bir ahlak bozukluğu olsa da insanlardan bazıları yalan söylemeyi ciddi bir alışkanlık haline getirmişlerdir. Yalan söylemekle ilgili bir ayette Allah bize şöyle bildiriyor:

    Yeryüzünde olanların çoğunluğuna uyacak olursan, seni Allah'ın yolundan şaşırtıp-saptırırlar. Onlar ancak zanna uyarlar ve onlar ancak 'zan ve tahminle yalan söylerler.' (Enam Suresi, 116)

    Ayetten de gördüğümüz gibi insanların çoğu kendi zanlarına uyarak yalan söylerler. Kendi zanlarına göre hareket edip başkalarını da çok rahatlıkla suçlayabilirler. Kendilerini kurtarmak için bir başkasına rahatlıkla iftira atabilir, o kişi hakkında rahatlıkla yalan söyleyebilirler. İşte bu da o kişilerin ahireti değil, sadece kendini, kendi çıkarlarını düşünmesinden kaynaklanır.

    İmanlı olan bir insan nasıl haram olan bir şeye çok titizlik gösterirse, örneğin, nasıl namaz kılmayı ertelemez, zina yapmaz, Allah ‘a şirk koşmaz ve domuz eti yemezse, aynı şekilde yalan da söylememelidir. Çünkü yalan da tüm bu saydıklarım gibi haramdır.

    Fakat bazen kişinin kendi çıkarları, istekleri veya gururu o kadar dayanılmaz bir hal alır ki, kendi istediğini yaptırmak için rahatlıkla, gözünü kırpmadan haram olan bu eylemi yapabilir. Oysa bu yaptığının ahirette çok büyük bir karşılığı olduğunu unutur. Allah yalan söyleyenlerle ilgili bizlere şöyle bildirmiştir:

    Kahrolsun, o "zan ve tahminle yalan söyleyenler"; Ki onlar, "bilgisizliğin kuşatması" içinde habersizdirler. (Zariyat Suresi, 10-11)


    Allah sevgisi, Allah korkusu olan bir insan yalanın her türlüsünden uzak durmalıdır. Çünkü yalanı alışkanlık haline getireneler ahirette söyledikleri tüm yalanların hesabını vereceklerdir. Ölümü ve cehennemi, sonsuz hayatını düşünen bir insan hiçbir şekilde yalan söyleyemez. Dünyadaki ufacık bir çıkarı veya kendi nefisleri için yalan söyleyen insanlar ahiretteki alacakları karşılığı bilecek olsalar asla yalan söyleyemezler. Allah bir ayetinde ahiretini düşünmeyi bırakıp dünyada o anlık çıkarına yönelik davrananların durumunu bizlere şöyle bildirmiştir:

    İşte bunlar, ahireti verip dünya hayatını satın alanlardır; bundan dolayı azapları hafifletilmez ve kendilerine yardım edilmez. (Bakara Suresi, 86)

    Şunu unutmamak gerekir ki, yalan söyleyen bir insan bakıldığında dünyada bazı çıkarlar sağlıyor gibi görünebilir. Ancak bu durum kişinin sandığı gibi olmaz. Yalan söyleyen bir insan her zaman kaybeder. Dünyada gerçek sevgiyi, güveni, huzuru, dostluğu, samimiyeti Allah o kişiye hiçbir zaman yaşatmaz. Çünkü yalan söyleyen bir insana hiç kimse güvenemez, o kişiye saygı duyamaz. Dürüst bir insan dürüstlüğünden dolayı dünyada bazı zorluklarla karşılaşabilir. Ama bu güzel ahlakından dolayı hem ahirette hem de dünyada Allah ona nimet verir ve ahirette de cennetiyle ödüllendirir.

    Allah bir ayetinde yalan söylemeyen, dürüst kullarının karşılaşacağı güzel sonucu bizlere şöyle bildirmiştir:

    Allah dedi ki: "Bu, doğrulara, doğru söylemelerinin yarar sağladığı gündür. Onlar için, içinde ebedi kalacakları, altından ırmaklar akan cennetler vardır. Allah onlardan razı oldu, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte büyük 'kurtuluş ve mutluluk' budur." (Maide Suresi, 119)


    Sevgili Peygamberimiz (sav)de yalan söylememeyi şöyle tavsiye etmiştir:

    "Siz doğruluğa devam ediniz, çünkü doğruluk muhakkak sahibini hayırlara eriştirir. İyilikler de cennete hidayet eder, götürür. Doğruluğa devam ettikçe ve doğruyu aradıkça Allah Teala'nın indinde sıddik olarak yazılır. Yalandan sakınınız, muhakkak yalan insanı fücura götürür, fücur ise ateşe yani cehenneme götürür, kul yalana devam ettikçe ve yalanı aradıkça indi ilahi'de yalancı yazılır." (Mehmed Zahid Kotku, Hadislerle Nasihatlar, Cilt 1, s.279; Buhari ve Müslim'den)

Benzer Konular

  1. Televizyonun hayatımızdaki yeri ve önemi nedir?
    dogangunes Tarafından Kültür, Sanat Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 02-12-2012, 08:26 AM
  2. Tüp bebek yönteminin islamiyetteki yeri nedir?
    YukseLL Tarafından Dini Sohbet Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 22-08-2012, 12:21 PM
  3. Laikliğin İslama göre yeri nedir?
    RABİA Tarafından Dini Sohbet Foruma
    Yorum: 101
    Son mesaj: 10-08-2010, 05:39 PM
  4. Gusül abdestinin dindeki yeri ve önemi
    nefisetülilm Tarafından Din ve İnanç Foruma
    Yorum: 2
    Son mesaj: 14-10-2009, 03:26 PM
  5. Sufizm dinimizdeki yeri nedir?
    İnci Tarafından Tasavvuf Foruma
    Yorum: 38
    Son mesaj: 22-08-2009, 07:10 PM

Anahtar kelimeler

Yukarı Çık