3. Sayfa, Toplam 16 BirinciBirinci 1234513 ... SonSon
Gösterilen sonuçlar: 21 ile 30 Toplam: 156

Düşündüren Ayetler

islam (Müslümanlık) Kategorisinde ve Kuran-ı Kerim Forumunda Bulunan Düşündüren Ayetler Konusunu Görüntülemektesiniz,Konu İçerigi Kısaca ->> bursali68 ´isimli üyeden Alıntı Tamam peki siz öyle inanın ben de böyle inanayım. Ya hepsini ya hiçbirini??? bune ki yeni ...

  1. #21
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye Masterlord - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Nerden
    İzmir
    Yaş
    29
    Mesaj
    2.284
    Rep Gücü
    45818

    Post Cevap: Düşündüren Ayetler

    Alıntı bursali68´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Tamam peki siz öyle inanın ben de böyle inanayım.Ya hepsini ya hiçbirini??? bune ki yeni bir kural mı?Bir kere çeviride de " Erkek " yazmıyor,yani çeviride bir yanlışlık yok.İnananlar yazıyor.Dinde şart koşan kim,ben bir şart koşmuyorum ama siz koşuyorsunuz.
    Oysaki sizde kendi açınızdan açıklama yapsanız,kişiselleştirmeden,sizi bağlayıcı daha iyi olurdu.
    Doğru söylüyorsunuz kapatalım konuyu,sonucu olmayan bir şeyi tartışmak da sanırım anlamsız.
    Sağlıcakla kalın.


    yeni kural değil
    tam olarak olması gerekendir

    bu neye benziyo
    tamam allah a inanıyorum ama birden çok allah vardır ve tek değildir demeye benziyo

    yani din bi bütündür
    kuranın ve hadislerin tümü kabul edilmedikten sonra müslümanım desende bunun bi anlamı yoktur
    çünkü allahın gözünde kafir oluyosun

    biri allahın sözleri
    biri allahın peygamberinin sözleri

    yani yalan yada yanlış olma ihtimali yokkkk

    din toplumlar gibi degismez
    500 yıl öncede ayetler aynıydı simdide öyle
    500 yıl öncede namaz aynı sekilde kılınıyodu simdide öyle
    500 yıl öncede zina günahtı simdide

    yani dicegim oki dinin hepsini tam bir inançla süphe duymadan kabul eden kişiler ancak tam müslüman olabilirler
    yoksa misal fatihaya yanlış nas suresine doğru demekle islamiyet yasanmaz


    sizde sağlıcakla kalın
    neye istiyosanız ona inanın
    doğrular belli yanlışlar belli

    saygılarımla

  2. #22
    - Çevrimdışı
    Hiper Aktif Üye SOSYALİST - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2008
    Nerden
    KAPİTALİZM SİLAH ÜRETİR, MERMİ ÜRETR, BOMBA ÜRETİR; ELBETTE BUNLARIN TÜKETİMİ İÇİN ORTAM HAZRLAYCTR
    Cinsiyet
    Erkek
    Mesaj
    5.719
    Blog Mesajları
    2
    Rep Gücü
    67062

    Cevap: Düşündüren Ayetler

    Alıntı ResuLL´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Bence başka sorularında varsa hepsini sor ve bende arastırıp bildiğim kadarıyla ve hocama da danışıp hem seni hemde kendımı daha detaylı bi şekilde aydınlatırım ..Ne dersin...
    Çok iyi olur elbet ama sorularımın sonu pek gelecek gibi değil.
    Mesela bir ayet daha :

    Bakara Suresi, Ayet : 106 (çeviri diyanetin)
    Herhangi bir ayetin hükmünü yürürlükten kaldırır veya unutturursak,
    onun yerine daha hayırlısını veya onun benzerini getiririz
    HERKES BİR GÜN KOMÜNİST OLACAK

  3. #23
    - Çevrimdışı
    Kıdemli Üye ResuLL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2009
    Mesaj
    975
    Rep Gücü
    1697

    Cevap: Düşündüren Ayetler

    Alıntı SOSYALİST´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Çok iyi olur elbet ama sorularımın sonu pek gelecek gibi değil.
    Mesela bir ayet daha :

    Bakara Suresi, Ayet : 106 (çeviri diyanetin)
    Herhangi bir ayetin hükmünü yürürlükten kaldırır veya unutturursak,
    onun yerine daha hayırlısını veya onun benzerini getiririz
    Tahmin ediyorum her soruna verılen tefsir ve acıklamalarda bı sonrakı soruya gecıs yapacaksın :)
    Bende bulabıldıgım yada bıldıgım tefsırlerı senle paylasırım ve cevapsız kaldıgım olursada dedıgım gıbı sormaktan arastırmaktan cekınmem .

    Yada şu siteden dilediğin tefsiri bulabiliriz.
    Link:
    ''
    106-Kırâet: , İbni Âmir kırâetinde nûnun zammı ve sînin kesriyle okunur ki, insâhdandır. İbni Kesir ve Ebu Amr kırâetlerinde birinci nûnun ve sinin fethaları ve ondan sonra bir hemze-i sakine ile şeklinde okunur ki, tehir mânâsına olan nesee ve nesiedendir.

    Şer'î usûl bakımından neshin dine uygunluğunu isbat eden bu ayetin sevki, eski kitapların bazı hükümlerinin neshindeki cevaz hakkında ise de söyleniş bakımından kelimesi umum ifade ettiğinden, bazı Kur'ân âyetlerini de açıkça içine almaktadır. Şu halde Kur'ân âyetlerinde de nâsih ve mensûh vardır. Bunun aksini iddia etmek, nassın zâhirini inkâr etmek olur.

    Nesih lügatte değiştirmek, yani bir şeyin yerine başkasını geçirmek, halef yapmak demektir. Nitekim (Nahl, 16/101) âyetinde nesih, tebdil olarak ifade edilmiştir. Bununla beraber bu mânâ bazen o şeyin kendisinde itibar edilir ki, buna izale, ilga, iptal denilir: "güneş gölgeyi neshetti" demek onun yerine geçti, onun yerini aldı demektir ki, buna, izale etti ve iptal etti de denilir. Bir başka âyette "Allah, şeytanın attığını derhal iptal eder." (Hacc, 22/52) nesh işte bu anlamdadır. Bazen de o şeyin yerinde itibar edilir ki, buna da nakl ve tahvil denilir. Nitekim "nesahtü'l-kitab" kitabı istinsah eyledim demek, bir kitaptakini diğerine geçirdim, ona nakletttim demektir. Yazıda nesih, mirasta münasahe," ruhlarda tenasuh tabirleri de bu mânâyadır. "Siz her ne yaptıysanız biz onları istinsah etmiştik." (Câsiye, 45/29) âyetindeki istinsah da yine bu mânâya gelmektedir. Özetle, lügat bakımından nesih, izale ve nakil mânâlarında müştereken kullanılır ise de her iki mânânın da esası tebdil demektir.

    Şeriat ıstılahında da nesih, herhangi bir şer'î hükmün aksine sonradan başka bir şer'î delilin delalet etmesidir ki, ilâhî bilgiye nazaran evvelki hükmün müddetinin sonunu beyan, bizim bilgimize nazaran da zahiren bâki görünen o hükmü değiştirip ortadan kaldırmak demektir. Her iki bakımdan da nesih, bir değişikliği bildirmek anl***** gelmektedir. Bunda hiç bir zaman Allah'a nazaran caymak veya bilememek mânâsı yoktur. Bunun içindir ki, ebediyet kaydiyle mukayyed (bağlı) hükümlerde nesih cereyan etmez. Nesih ancak emirler ve yasaklar gibi inşâî bir mânâyı içeren vakıaya ilişkin bir ihbar ve ilâm olmayıp, sırf icad olan ve yalnız bir iradeyi gösteren, bununla beraber ebediyyeti nassa bağlanmamış bulunan konularda ve hükümlerde cereyan eder. Cenabı Allah, varlık âleminde bu gün yarattığını yarın yok ederek, diğer bir şeye dönüştürmekle ilmine, kudretine, iradesine hiçbir noksanlık ârız olmayacağı gibi, şeriate ait âlemde de başka başka zamanlarda başka başka şer'î hükümler inşa etmekle, mesela; geçmiş zamandaki bir emrin yerine, şimdiki zamanda yasak koyan bir emir inzal buyurmakla ilminde ve iradesinde haşa bir noksan değil, belki her birinde bir hikmetinin tecellisini ve kemalini göstermiş olur. Ve bunda caymak mânâsını düşünmek bile kabil değildir. Allah katında kararlaşmış bulunan herşey ve her hüküm yerli yerinde gelmiştir. Ve hakikatte hiçbir kelimesi değişmiş değildir. Yaratılışta her anın ayrı bir emri olsa ilahî ilmin zerre kadar değişmesini gerektirmez. Hasılı iman hakikatleri, itikat esasları gibi, ihbarî olan ilmî ilkelerde nesih mümkün değildir. Bunların bir anlık zamana bağlı olanları bile ezelî gerçekler hükmündedir. "Şu şöyledir, filan vakit, filan şey oldu veya olacak." denildi mi bu haberler, bu hükümler artık ezelden ebede doğrudurlar.

    O vakitte o şey olmadı veya olmayacak denilemez. Lakin "su iç, şarap içme, nikah yap, zina etme" gibi inşâî olan şer'î hükümler, açıkça ebediyet kaydıyla kayıtlanmadıkça nesihleri mümkündür. Bunlar bir an için meşru, başka bir an için gayr-i meşru olabilirler. Bunların ebediyetleri zorunlu değildir, nesihleri de müddetlerinin açıklanmasına bağlıdır. Önceki kısımlarda Kur'ân, Tevrat'ı ve diğer ilahî kitapları tasdik edici, teyit edici ve destekleyicidir, ayrıca daha fazlasıyla tefsir edici ve açıklayıcıdır. İkinci kısımda ise Kur'ân, onlardaki birtakım hükümleri kaldırarak, her zamana göre uygulanacak hükümleri ve teşri (kanun koyma) usullerini içeren yeni ve mükemmel bir hoşgörülü şeriat getirmiştir. Şurasının unutulmaması gerekir ki, tevhid inancı gereğince yaratılış âleminde olduğu gibi, teşri âleminde de icat ve inşa, ancak Cenab-ı Allah'a ait bir sıfattır. Kullar nihayet O'nun yaratmasıyla ve O'nun gösterdiği âyetlerin ve delillerin ışığında kendi bilgi kapasitelerine göre bir tasarrufa izinlidirler. Yoksa Allah'ın yaratmış olduğu kanunlar, kul iradesiyle kaldırılamaz. Neshin şeriat ıstılahındaki bu tarifi de yine bu âyetin delaletidir ve bu konunun tafsilatı "Usûl-i fıkıh" ilmine aittir. Gelelim âyetin mânâsına:

    Yahudiler, Allah nesih yapamaz ve şu halde böyle yeni yeni hükümler getiren bir vahiy indiremez mi diyorlar? Yalan söylüyorlar ve yanlış biliyorlar. Zira Allah nesih yapabilir ve yapar, yapmasında da kendisi için hiçbir noksanlık söz konusu değildir; şânına noksan gelmez. Aksine O'nun yaptığı nesihte hayır ve hikmet vardır. Çünkü Biz azamet ve kudretimizle herhangi bir âyeti kısmen veya tamamen ve mesela mânâsındaki bir hükmünü veya lafzının hükmü olan tilavetini veya her ikisini bizzat kitabımızla neshedersek veya diğer bir kırâete göre; resulümüze sünnetiyle neshettirirsek, yahut onu unutturur, hafızalardan silersek veya yine diğer bir kırâete göre; onun hükmünün uygulanmasını tehir edersek, ondan daha hayırlısını, veya en azından onun mislini ve dengini getiririz. İşte şer'î nesih bu usul çerçevesinde cereyan eder. Bunların hiç biri abes değildir, hiç biri yokluğa, ihmale ve hatta noksana yönelik şeyler değildir.

    107- Ey Muhammed! Bilmez misin ki hakikaten Allah herşeye kâdirdir. Hiç bilmez olur musun, elbette bilirsin. Bilirsin ve bu ilim burhansız, delilsiz de değildir. Bilmez misin ki, bütün göklerin ve yerin devleti, görünen ve bilinen, hatta akıl yoluyla tahmin edilen şu kâinatın hakimiyeti, saltanatı hep O'nundur, Allah'ındır. Böyle bir Allah neye kadir olamaz, neye güç yetiremez ki? Baksana bu büyük devlete, bu nihayetsiz mülke ve saltanata! İşte bu âlemde her gün, her gece, her saat ve her anda neler yapılıyor, neler yıkılıyor? Ne icatlar, ne imhalar oluyor, ne kudretler açığa çıkarılıyor? Ne hikmetler ortaya konuyor ve uygulanıyor, ne nesihler, ne insahlar, ne tehirler, ne taciller, (öne alma) ne unutturmalar icra kılınıyor görmez misin? İlâhî saltanatın geçerli olduğu kâinatta cereyan eden değişmez ve bozulmaz kanunlar ve ilâhî sünnetler, âdet ve gelenekler okunup dururken onun yanında zaman zaman, yer yer, semt semt, tek tek, an be an çeşitli oluşum ve dönüşümleri meydana getiren tâli derecedeki ilâhî sünnetler ile nâsih ve mensuh denilebilecek hükümler ve olaylar icra edilmekte olduğunu, yıkılanların yerine peyderpey yenilerinin geldiğini ve hatta terbiye, tekamül ve ıstıfa (seleksiyon) kurallarıyla daha iyilerinin ortaya konduğunu müşahede etmez misin? Böyle bir saltanatın sahibi olan Allah her şeye kâdir olmaz mı? Böyle bir sonsuz kudretin sahibi olan Allah, teşrî âleminde niçin nesih yapmasın ve niçin neshettiği bir hükmün yerine daha iyisini, daha hayırlısını, en azından onun dengini koyamasın? Niçin daha önce gönderdiği Tevrat ve İncil'in bazı hükümlerini nesheden yeni bir kitap, yeni bir din vahiy ve inzal edemesin? Ve niçin bu kitapta, bu şeriatte nâsih ve mensuh hükümler bulunmasın? Bilakis o sınırsız devletin gidişatına uygun bir kâmil kitap ve bir mükemmel din ihsan edilmiş olması için her zamanın, her mekanın, her muhitin durum ve şartlarına uygulanabilen, sebepler ve maslahatlar çerçevesinde teferruat sayılan meselelerde cereyan etmek üzere nâsihli ve mensuhlu, takdimli ve tehirli, hem kalıcılık ve hem de değişkenlik özelliklerini taşıyan ilâhî sünnetlere uygun hükümler koymak hikmet değil midir? Yaratmayı ve yoketmeyi, neshi ve unutturmayı o yapmazsa kim yapabilir? Yoksa siz, bu göklerde ve yerde başka bir yöneticinin, başka bir kural koyucunun hükümran olduğunu mu sanıyorsunuz? Hayır sizin için bu yaratılış âleminde Allah'dan başka veliniz, O'ndan başka bir koruyucunuz, O'ndan başka bir yardımcınız yoktur. Üzerinizdeki hakiki velayet, hakiki yardım yalnızca O'nundur. Mülk O'nun, ahkâm O'nundur. Kâinat O'nun, söz O'nundur. ''''

  4. #24
    - Çevrimdışı
    Hiper Aktif Üye SOSYALİST - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2008
    Nerden
    KAPİTALİZM SİLAH ÜRETİR, MERMİ ÜRETR, BOMBA ÜRETİR; ELBETTE BUNLARIN TÜKETİMİ İÇİN ORTAM HAZRLAYCTR
    Cinsiyet
    Erkek
    Mesaj
    5.719
    Blog Mesajları
    2
    Rep Gücü
    67062

    Cevap: Düşündüren Ayetler

    Teşekkür ederim Resull bey,
    Yalnız gözler problem olduğu için bu kadar uzun yazarsanız okuyamam.
    Elbette ki link verdiğiniz yerlerden de bulabilirim.
    Ben daha kısa ve öz açıklama beklediğim için foruma taşımayı düşündüm.
    Tekrar teşekkürler.
    HERKES BİR GÜN KOMÜNİST OLACAK

  5. #25
    - Çevrimdışı
    Kıdemli Üye ResuLL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2009
    Mesaj
    975
    Rep Gücü
    1697

    Cevap: Düşündüren Ayetler

    Alıntı SOSYALİST´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Teşekkür ederim Resull bey,
    Yalnız gözler problem olduğu için bu kadar uzun yazarsanız okuyamam.
    Elbette ki link verdiğiniz yerlerden de bulabilirim.
    Ben daha kısa ve öz açıklama beklediğim için foruma taşımayı düşündüm.
    Tekrar teşekkürler.


    Linke beraber bakarız olmazsa arkadasım...Senin sayende bende araştırdım ve öğrendim ve yeniledim bilgilerimi...Sadece eksik olsun istemedim ama kısa oluncada bu sefer tefsiri eksik kalıyor ..

    Gözler benimde problem gözlük bile yoruyor beni:)

  6. #26
    - Çevrimdışı
    Hiper Aktif Üye SOSYALİST - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2008
    Nerden
    KAPİTALİZM SİLAH ÜRETİR, MERMİ ÜRETR, BOMBA ÜRETİR; ELBETTE BUNLARIN TÜKETİMİ İÇİN ORTAM HAZRLAYCTR
    Cinsiyet
    Erkek
    Mesaj
    5.719
    Blog Mesajları
    2
    Rep Gücü
    67062

    Cevap: Düşündüren Ayetler

    Maide Suresi, Ayet: 38
    Erkek hırsız ve kadın hırsız: Hemen bunların ellerin kesin!
    İşledikleri suçun cezası olarak. Allah'tan uyarıcı bir ceza olsun diye.

    Nûr Suresi, Ayet: 2
    Zina eden kadın, zina eden erkek: Hemen vurun her birine yüz değnek!
    Allah'ın dininden ötürü, ikisine de acımayın. Eğer Allah'a ve ahiret gününe inanıyorsanız.
    Onların cezalarına, inanırlardan da bir topluluk tanık olup izlesin.

    Sözkonusu ayetlerin çağımızda da uygulanması mümkün müdür ?

    Açıklama getirmek isteyen arkadaşlardan ricam, kısa ve öz olması,
    kopyala yapıştır olmasın lütfen.
    HERKES BİR GÜN KOMÜNİST OLACAK

  7. #27
    bursali68
    Misafir..

    Cevap: Düşündüren Ayetler

    Maide 38: Hırsızlık yapan erkek ve kadının, yaptıklarına karşılık Allah'tan bir ceza olarak ellerini kesin. Allah Azîz'dir, Hakîm'dir.

    Maide 38: ves sariku ves sarikatü faktau eydiyehüma cezaem bima keseba nekalem minellah vallahü azızün hakım.

    YED = EL nerede? YED = EL nerede? "EL" yok orada... Bilek de yok, parmak da yok! El ayası, el sırtı falan da yok! Yeda Hüma... Doğru! hüma... (Onların...) Keseba nedir? BOĞUM almak ... Keseba. Aşık kemiğini yerinden çıkarmak ... Keseba. Mafsaldan çıkık ... Keseba

    Mafsal'ı ayırmak vb. (Özellikle kasap işlerinde kullanılır.) Ayette "EL KESMEK" yok! Ancak Kamu açısından (yani birinin değil HERKESİN) hortumcusunun parmağından bir BOĞUM eksiltmeye ... İşaret VAR ! Direkt yazılmıyor.

    Bireysel hırsızlık = SARİKU. ÇETE (Gizli devlet ve hortumcuları vb) = SARİKATÜ! Burada Mümin+Müminatü gibi bir dişi erkek grameri oluşturmaya kalkışmışlar. Oysa dişi hırsız = Sarika!

    Arapça bilenler araştırabilir.

    Sağlıcakla kalın.

  8. #28
    - Çevrimdışı
    Hiper Aktif Üye SOSYALİST - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2008
    Nerden
    KAPİTALİZM SİLAH ÜRETİR, MERMİ ÜRETR, BOMBA ÜRETİR; ELBETTE BUNLARIN TÜKETİMİ İÇİN ORTAM HAZRLAYCTR
    Cinsiyet
    Erkek
    Mesaj
    5.719
    Blog Mesajları
    2
    Rep Gücü
    67062

    Cevap: Düşündüren Ayetler

    Açıklamalarından dolayı çok teşekkür ederim bursali68.
    Peki bu hükümlerin çağımızda da uygulanması mümkün müdür?
    Toplum bu olaya nasıl bakar ?
    Bir açıklama getirebilir misiniz, rica etsem?
    HERKES BİR GÜN KOMÜNİST OLACAK

  9. #29
    bursali68
    Misafir..

    Cevap: Düşündüren Ayetler

    Sn.SOSYALİST aslına bakarsan el kesmeyle ilgili bir emir veya hüküm yok.Benim ayetin açıklamasını yazdığım şekle de bakacak olursak orada da illede böyle uygalayın da demiyor.Yani ceza verme konusunda toplumların oluşturduğu hukuk sistemine uymak islami açıdan bir yanlışlık teşkil etmiyor.Öte yandan benim açıkladığım şekildeki ceza da yorumlayacak olursam gerçekten çok hafif kalır.Özellikle toplumu dolandıranları düşündüğümüzde,rüşvet yiyenleri düşündüğümüzde...
    Kısaca el kesmek diye bir konu olmadığı için bunu mealcinin yanlışı olarak algılıyorum ben.İşte bu tür yanlış mealler bizim sıkıntımız.Şeriat yönetimi dendiğinde de direk aklımıza " acaba mealler doru mu" sorusu geliyor ve ürkmeye başlıyoruz.Bilmiyorum anlatabildim mi.

    Sağlıcakla kalın.

  10. #30
    bursali68
    Misafir..

    Cevap: Düşündüren Ayetler

    Alıntı SOSYALİST´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Maide Suresi, Ayet: 38
    Erkek hırsız ve kadın hırsız: Hemen bunların ellerin kesin!
    İşledikleri suçun cezası olarak. Allah'tan uyarıcı bir ceza olsun diye.

    Nûr Suresi, Ayet: 2
    Zina eden kadın, zina eden erkek: Hemen vurun her birine yüz değnek!
    Allah'ın dininden ötürü, ikisine de acımayın. Eğer Allah'a ve ahiret gününe inanıyorsanız.
    Onların cezalarına, inanırlardan da bir topluluk tanık olup izlesin.

    Sözkonusu ayetlerin çağımızda da uygulanması mümkün müdür ?

    Açıklama getirmek isteyen arkadaşlardan ricam, kısa ve öz olması,
    kopyala yapıştır olmasın lütfen.

    Gelelim diğerine Nur :2
    NUR : 2

    " Ezzaniyeü vez zanı feclidu külle vahıdim minhüma miete celdetiv ve la te'huzküm bi hima ra'fetün fı dınillahi in küntüm tü'minune billahi vel yevmil ahır velyeşhed azabehüma taifetüm minel mü'minın ".

    Nur 2: Zina eden kadın ve zina eden erkekten herbirine yüz değnek vurun; eğer Allah'a ve ahiret gününe gerçekten inanıyorsanız, Allah'ın dinini uygulamada bunlara acıyacağınız tutmasın! Ayrıca müminlerden bir grup cezalandırılmalarına şahit olsun!

    Burada erkek ve kadın kelimesi yok, her biri var. Her tür ilişki hatta bestialite (hayvanlarla ilişki) bile (Tevrat'ta Hahamlar hariç hayvanla ilişki çok uzun uzun yer alır. Sadece Hahamlara helal gibidir)...

    Ezzeniyetü vezzani
    Zina tipi 4, zina yapanlar 2 (Fuhuş ve Zina). Kur'an'ın az kelimeyle bu çok anlatma özelliği (ve yukarıdan aşağıya okunma özelliği ve de misal kelimelerini deşifre ettirme özellikleri). Zaniyyen=Tüm zina biçimlerini (dört türünü) ve yine çoğul olduğu için PROFESYONEL ve AMATÖR iki biçimini ele alıyor.

    1. Erkek ve kadının,
    2. İki kadının,
    3. İki erkeğin,
    4. İnsan-Hayvan arasında olan,

    a) Amatör/Para karşılığı yapılmayan tür,
    b) Para karşılığı yapılan zina=FUHUŞ.


    İlla ki zinayı kadın ve erkek arasına indirgerseniz, Zaniyen=Zinacılar kelimesi güme gider... Tıpkı Hımar=Üzüm şarabı demek gibi... Ve Ezzaniyetü vezzani derken FUHUŞ VE ZİNA ikilisi de ÇOĞUL içine girmiş bulunuyor. Zina için hüküm Ev hapsi gibi. Fuhuş (para karşılıığı ve venüs hastalığı bulaştırma riski vb.) ise caydırıcı CEZA gerektiriyor.

    Eğer o ülkede yabancı iseniz " SINIRDIŞI EDERSİNİZ. Bir daha gelirlerse taciz edersiniz. Bir daha gelirler ve mükerrer suç işlerlerse (her karakolda günlük egzersizdir) hırpalarsınız. Ama seçilmiş kelime ÇOK önemli. Taciz CELDE ile yapılacak! CeLDe = CİLD =Cilde eziyet! Yani KAN ÇIKMAYACAK, çürük, morartı olmayacak... Amhari ve Danakil dillerinde GELDE=Söğüt dalı... Esnek kamçı değil; Esnek Sopa değil... Söğüt dalı sadece... Birgün alıp denersiniz bir kedinin bile canı yanmıyor, sadece "KINAMA" cezası biçiminde.

    Şahitli de... Öyle alıp kapalı bir yerde tekbaşına bildiğinizi okumak değil... CELDE'yi Resulullah ve 4 halife hiç uygulamadılar (Celdeyi uygulamayanlara 6 Hadis ile RECM=Toprağa gömüp taşlayarak linç etmek İFTİRASI bile yaptılar. "Ma kâne HADİSEN YÜFTERA!".

    Ayette “Miete Celdetiv” diyor. 100 sopa lafını oraya kim koydu? Mesela on sopa için "AŞRete Celde" diyoruz, yüz sopa için “ASRete Celde” diyoruz. Bana lütfen YÜZ kelimesini gösteriniz. Örneğin Kadir suresinde ELFİ=BİN kelimesi var apaçık orada duruyor. Bana burada YÜZ kelimesini bulur musunuz?

    Zina ve Fuhuş'u ayıralım. Fuhuş CELDE eziyet ve kınama cezalı. Hemcinsler, karşıt cinsler, hayvanlar ile yapıyan PARA KARŞILIĞI ZİNA=FUHUŞ ile iki gencin hiçbir maddi menfaate dayanmayan derin aşklarını sakın bir tutmayın. Yoksa Kur'an bizi çarpar! Cennet ve Cehennemi nasıl BİR tutabiliriz?

    Gelelim ayete ne diyor: "Fuhuşun ölümcül etkilerinden dolayı ve haksız rekabetinden dolayı fahiş ve fahişenin yaptıklarına Allah'ın dini içinde acımayın. Bu acımayın nedir? Cilde eziyet! Ötekisinde ise (amatör Zina'da) ev hapsi.

    Evde hapis tutup, bir çözüm yolu aramak. Zina'nın tek cezası gerçekten ev hapsidir, çare üretene kadar. Örneğin iki genci evlendirene kadar ya da eşler birbirini yeniden benimseyene ve/veya reddedip boşanana kadar EV HAPSİ... Üstelik orada ebediyen EVE hapsedin de demiyor. "Kadının hamile kalıp kalmadığını müşahede altında tutun" diyor. Ayeti size Diyanet nasıl yutturuyor? "Kadınları ölüm onları gelip alana kadar evde hapis tutun". Bu ayet içinize sindi mi? Allah böyle bir şey söyleyebilir mi? "Ölüm" kelimesi var ama böyle değil!

    AİDS'ten haber veriliyor (eskiden frengi de ölümcül idi), çaresiz Venüs hastalıklarından söz ediliyor. Ne yapalım yani. Aids'liyi alıp bağrımıza basalım mı acaba? Ya da acıyıp onlarla evlenelim mi acaba?

    Sağlıcakla kalın

Benzer Konular

  1. Düşünülmesi gereken ayetler
    uzak yollar Tarafından Kuran-ı Kerim Foruma
    Yorum: 8
    Son mesaj: 19-08-2013, 01:10 AM
  2. Kur'an KEVNİ AYETLER
    mopsy Tarafından islam (Müslümanlık) Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 24-08-2010, 02:52 PM
  3. Ayetler aranıyor :)))
    Apollonius Tarafından Kuran-ı Kerim Foruma
    Yorum: 9
    Son mesaj: 03-02-2010, 11:58 AM
  4. Düşündüren Hikaye...
    canseli Tarafından Öykü ve Hikayeler Foruma
    Yorum: 2
    Son mesaj: 16-06-2007, 01:28 AM
  5. Arap Dede - Korkunç ve düşündüren bir hikaye
    Rambo28 Tarafından ilginç konular Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 28-05-2007, 10:23 AM
Yukarı Çık