+ Yorum (Cevap) yazın
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 7 Toplam: 7

Kuranı Kerim'den kıssalar

islam (Müslümanlık) Kategorisinde ve Kuran-ı Kerim Forumunda Bulunan Kuranı Kerim'den kıssalar Konusunu Görüntülemektesiniz, Konu içerigi Kısaca ->> Kur’an-ı Kerimde kıssalar tamamen birtakım dini ve ahlaki amaçlara yönelik olarak anlatılmıştır. Mesela nasihat ve öğüt verme, ibret, irşat, hidayet,

  1. #1
    Acemi Üye memedi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Mesaj
    142
    Rep Gücü
    29

    Kuranı Kerim'den kıssalar

    Kur’an-ı Kerimde kıssalar tamamen birtakım dini ve ahlaki amaçlara yönelik olarak anlatılmıştır. Mesela nasihat ve öğüt verme, ibret, irşat, hidayet, uyarma, sakındırma, özendirme (Terhib ve Terğib) ve müjdeleme gibi hususlara dikkat çekmek ve insanın nazarını bu konulara yoğunlaştırmasını sağlamak, Kur’an kıssalarının temel amaçları arasında yer alır. Nitekim Yusuf kıssasını anlatırken,
    "Elbette onların hayat hikayelerinde akıl sahipleri için ibret vardır.
    Bu Kur’an uydurulacak bir söz değildir; ancak kendilerinden öncekilerin doğrulanması, her şeyin açıklanması ve inananlar için bir kılavuz ve rahmettir. Yusuf suresi 111. buyurulmaktadır
    O zaman kitabımızın 36 suresi(yasin suresi) ile başlangıç yapalım.
    13 ile 33.ayetleri arasında geçen bir kıssayı rabbimiz bize anlatıyor.


    13. Sen onlara, o şehir halkının örneğini ver; hani oraya elçiler gelmişti.

    14. Hani onlara iki (elçi) göndermiştik, fakat ikisini yalanlamışlardı. Biz de (iki elçiyi) bir üçüncüyle güçlendirdik; böylece dediler ki: 'Şüphesiz biz, size gönderilmiş elçileriz.'

    15. Dediler ki: 'Siz, benzerimiz olan bir beşerden başkası değilsiniz, Rahman (olan Allah) da herhangi bir şey indirmiş değildir. Siz, yalnızca yalan söylüyorsunuz.'

    16. Dediler ki: 'Rabbimiz, gerçekten size gönderilmiş elçiler olduğumuzu bilir.'

    17. 'Bizim üzerimizde de (sorumluluk ve görev olarak) apaçık bir tebliğden başkası yoktur.'

    18. Dediler ki: 'Herhalde biz, sizlerden dolayı uğursuzluğa uğradık. Eğer (bu söylediklerinize) bir son vermeyecek olursanız, andolsun, sizi taşa tutacağız ve mutlaka bizden yana size acı bir azab dokunacaktır.'

    19. Dediler ki: 'Uğursuzluğunuz, sizinledir. Size öğüt verildi diye mi (uğursuzluğa uğradınız)? Hayır, siz ölçüyü taşıran bir kavimsiniz.'

    20. Şehrin en uzak yerinden bir adam koşarak geldi: 'Ey kavmim, elçilere uyun' dedi.

    21. 'Sizden ücret istemeyenlere uyun, onlar hidayet bulmuş kimselerdir.'

    22. 'Bana ne oluyor ki, beni yaratana kulluk etmeyecekmişim? Siz O'na döndürüleceksiniz.'

    23. 'Ben, O'ndan başka ilahlar edinir miyim ki, Rahman (olan Allah), bana bir zarar dileyecek olsa, ne onların şefaati bana bir şeyle yarar sağlar, ne de onlar beni kurtarabilirler.'

    24. 'O durumda ise, gerçekten ben apaçık bir sapıklık içinde olmuş olurum.'

    25. 'Şüphesiz ben Rabbinize iman ettim; işte beni işitin.' (Bu sözlerinden sonra onu şehid ettiler.)

    26. Ona: 'Cennete gir' denildi. O da: 'Keşke benim kavmim de bir bilseydi' dedi.

    27. 'Rabbimin beni bağışladığını ve ağırlananlardan kıldığını.'

    28. Kendisinden sonra ise, kavminin üzerine gökten bir ordu indirmedik; indirecek de değildik.

    29. (Ancak onlara) Yalnızca bir tek çığlık (yetti); anında sönüverdiler.

    30. Yazıklar olsun kullara; ki onlara bir elçi gelmeyegörsün, mutlaka onunla alay ederlerdi.

    31. Görmüyorlar mı, kendilerinden önce nice nesilleri helak ettik? Onlar, bir daha kendilerine dönmüyorlar.

    32. Ancak onların hepsi, toplanmış olarak huzurumuza getirilmişlerdir.

    not: Birkaç tefsiden okunursa daha iyi anlaşılacagı kanaatindeyim.

    Faydası olması ümidi ile

  2. #2
    Acemi Üye memedi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Mesaj
    142
    Rep Gücü
    29

    Cevap: Kuranı Kerim'den kıssalar

    Yüce kitabımızın 68 (kalem suresi)inde geçen bir kıssa

    17 ile 35.ayetler arası.

    17, 18. Biz, vaktiyle «bahçe sahipleri»ne belâ verdiğimiz gibi, onlara da belâ verdik. Hani onlar (bahçe sahipleri), sabah olurken (kimse görmeden) onu (mahsullerini) devşireceklerine yemin etmişlerdi. Onlar istisna da etmiyorlardı

    İnşâallah demiyorlardı veya yoksulların payını ayırmıyorlardı.

    19, 20. Fakat onlar daha uykudayken Rabbinin katından (gönderilen) kuşatıcı bir âfet (ateş) bahçeyi sarıverdi de, bahçe kapkara kesildi.

    21, 22. (Beri tarafta ise) onlar, sabah olurken: Madem devşireceksiniz, hadi erkenden mahsülünüzün başına gidin! diye birbirlerine seslendiler.

    23, 24. Derken: Aman, bugün orada hiçbir yoksul yanınıza sokulmasın! diye fısıldaşa fısıldaşa yola koyuldular.

    25. (Evet, yoksullara yardıma) güçleri yettiği halde, onları yardımdan mahrum etmek niyet ve azmi ile erkenden yola düştüler.

    26. Fakat bahçeyi gördüklerinde: Mutlaka yolumuzu şaşırmış olmalıyız! dediler.

    Yanlış yere gelmediklerini anlayınca da 27. âyette meâli verilen sözü söylediler.

    27. Yok yok, doğrusu biz mahrum bırakılmışız!

    28. İçlerinden en makul olanı şöyle dedi: Ben size «Rabbinizi tesbih etsenize» dememiş miydim?

    29. Rabbimizi tesbih ederiz; doğrusu biz (kendi kendimize) yazık etmişiz, dediler.

    30. Ardından, kabahati birbirlerine yüklemeye başladılar.

    31. (Nihayet) şöyle dediler: Yazıklar olsun bize! Gerçekten biz azgın kişilermişiz.

    32. Belki Rabbimiz bize bunun yerine daha iyisini verir. Çünkü biz (artık) Rabbimizi(O'nun hoşnutluğunu) arzuluyoruz.

    33. İşte azap böyledir. Ahiret azabı ise elbette daha büyüktür. Keşke bilselerdi!

    34. Şu da muhakkak ki, takvâ sahipleri için Rableri katında nimetleri bol cennetler vardır.

    35. Öyle ya, (Allah'a) teslimiyet gösterenleri, (o) günahkârlar gibi tutar mıyız hiç?

  3. #3
    Aktif Üye atmaca34 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2007
    Nerden
    dünyadan
    Mesaj
    1.929
    Rep Gücü
    15310

    Cevap: Kuranı Kerim'den kıssalar

    Alıntı memedi´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster

    34. Şu da muhakkak ki, takvâ sahipleri için Rableri katında nimetleri bol cennetler vardır.

    ALLAH C.C hepimizi o nimetlere nail eylesin

  4. #4
    1. Hikaye yarışma birincisi
    2. Avatar yarışma birincisi
    Venhar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Nerden
    Bilmiyorum :)
    Mesaj
    5.588
    Rep Gücü
    81911

    Cevap: Kuranı Kerim'den kıssalar

    Allahü Teâlâ'nın has kulu Eyyûb aleyhisselâm, îshak aleyhisselâmın oğlu lys'in oğullarından olup Yûsuf aleyhisselâm ile çağdaş bulunuyordu. Geniş serveti, arazisi, sürüleri ve çok evlâdı vardı. Allahü Teâlâ'nın bu nimetlerine karşı şükrünü tam ifa eder, gece ve gündüzünü ibadetle geçirirdi. Fakat onun bu ibâdet ve tâatlerini hazmedemeyen Şeytan, kendisine mal ve evlâd acısı, azabda elem, meşakkat ve bedende zahmet ile dokunmuştu. Bütün bunlara karşı senelerce gösterdiği büyük sabrın nihayetinde Rabbına şöyle nida etti: — Ey Rabbim, benim halim şu. Zahmet ve acı ile bana Şeytan dokundu, vesveseye yol buldu. Sen merhamet edenlerin en merhametlisisin. Allahü Teâlâ da cevaben şöyle buyurdu: — Depren ayağınla, işte —yani deprenince bir kaynak zuhur etti— sana bir yıkanacak su, serin ve içecek. Yıkan ve iç, için dışın iyileşsin, yorgunluğun dinlensin, yüreğin soğusun. Ne kadar dikkate şayan bir noktadır ki, Allahü Teâlâ, Eyyûb aleyhissclâmın duasına cevap olan kurtuluş mucizesini verirken bile evvelâ ona böyle bir hareket emretmiştir. Burada bir emir Hz. Eyyûb'a söylendiği gibi Kur'ân-ı Kerîm'de hikâye olunarak Resûl-i Ekrem Aleyhisselâm'a hitaben bir itirazı cümle imiş gibi bir imâ da yapılmıştır. Ayak vurmak, ayakla deprenmek, mengilemek, olduğu yerde tepinmeye, çabalamaya veya sefer veya hicret veya gaza etmeye, yani cihadın mümkün olabilen her kısmına uygun olabileceğine göre bu imâ, kıssanın hisse noktalarından birini teşkil eder. Eyyûb aleyhisselâmın deprendiği bu arzın Gabiye olduğu naklolunmuştur. Allahü Teâlâ, Eyyûb aleyhisselâma bu hareket emrinden sonra şöyle buyurdu: — Elinle bir demet tut da vur onunla ve yemininde durmamazlık etme! Hz. Eyyûb hastalığı sırasında bir hâdise dolayısiyle zevcesine yüz deynek vurmaya yemin etmişti. Bu suretle bir demet yaparak vurmakla yeminin yerine geleceği kendisine ruhsat olarak gösterilmiş ve had ile yeminlerde bu; «Eyyûb ruhsatı» nâmiyle baki kalmıştır. Allahü Teâlâ, Eyyûb aleyhisselâmı çok sabırlı bularak onun güzel kulluğunu methetmiş, ona bütün ehlini yani evlâd, servet ve sıhhatini, beraberlerinde daha bir mislini rahmet olarak hem de temiz akıllılar için bir ibret dersi; ibâdet edenler için bir hatıra olarak bahsetmiştir.
    (Enbiya ve Sâd Sûreleri)

    kaynak ebedi risalet..







    __________________________________________________ _______________
    Konu Venhar tarafından (01-04-2008 Saat 01:25 AM ) değiştirilmiştir.

  5. #5
    1. Hikaye yarışma birincisi
    2. Avatar yarışma birincisi
    Venhar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Nerden
    Bilmiyorum :)
    Mesaj
    5.588
    Rep Gücü
    81911

    Cevap: Kuranı Kerim'den kıssalar

    Keşke bana da hz verdiğin sabırı bana da verseydin bazen öyle çok ihtiyacım oluyorki
    (YARABBİM sadece senin rızanı almak için sabrediyorum ama bazıları ağzım dilim bağlı sanıyor sen beni kendinden ayırma amin..)

  6. #6
    Acemi Üye memedi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Mesaj
    142
    Rep Gücü
    29

    Cevap: Kuranı Kerim'den kıssalar

    Yüce kıtabımızın 18 (kehf) suresinde 60 ile 82. ayetleri arasında geçen

    Hz musa as ile hızır as ın kıssası


    60 - Ey Muhammed! Bir vakit Musa genç ad***** demişti ki: "İki denizin birleştiği yere ulaşıncaya kadar gideceğim, yahut senelerce gideceğim."

    61 - Bunun üzerine ikisi de iki denizin birleştiği yere vardıklarında balıklarını unuttular. Bu arada balık, denizde yolunu bulup kaybolmuştu.

    62 - İki denizin birleştiği yeri geçtikleri zaman, Musa genç arkadaşına: "Kuşluk yemeğimizi getir. Gerçekten biz bu yolculuğumuzda epey yorulduk" dedi.

    63 - Adam: "Gördün mü! dedi. Kayaya sığındığımız vakit doğrusu ben balığı unutmuşum. Onu hatırlamamı, muhakkak şeytan bana unutturdu. O denizde garip bir yol tutup gitmişti."

    64 - Musa da demişti ki: "İşte aradığımız o idi." Bunun üzerine izlerine dönüp gerisin geri gittiler.

    65 - Nihayet kullarımızdan bir kul buldular ki, biz ona katımızdan bir rahmet vermiş ve tarafımızdan bir ilim öğretmiştik.

    66 - Musa ona: "Allah'ın sana öğrettiği ilim ve hikmetten bana da öğretmen için sana tabi olabilir miyim?" dedi.

    67 - (Hızır) dedi ki: "Doğrusu sen benimle asla sabredemezsin.

    68 - "İçyüzünü kavrayamadığın şeye nasıl sabredeceksin?"

    69 - Musa: "İnşaallah beni sabırlı bulacaksın ve senin hiçbir işine karşı gelmeyeceğim" dedi.

    70 - (Hızır) dedi ki: "O halde bana tabi olacaksın; ben sana sırrını anlatmadıkça, hiçbir şey hakkında bana soru sorma!"

    71 - Bunun üzerine ikisi beraber yürüdüler. Nihayet gemiye bindikleri zaman, o kul (Hızır) gemiyi deldi. Musa, ona şöyle dedi: "Geminin içindekileri boğmak için mi deldin? Doğrusu çok kötü bir iş yaptın."

    72 - (Hızır:) "Sen benimle asla sabredemezsin, demedim mi?" dedi.

    73 - Musa dedi ki: "Unuttuğum şeyden dolayı beni suçlama ve bu işimden dolayı bana bir güçlük çıkarma."

    74 - Yine gittiler. Nihayet bir erkek çocuğa rastladıklarında Hızır hemen onu öldürdü. Musa: "Kısas olmadan masum bir cana nasıl kıyarsın? Doğrusu sen çok fena bir şey yaptın" dedi.

    75 - Hızır dedi ki: "Doğrusu sen benimle asla sabredemezsin demedim mi sana?"

    76 - (Musa) dedi ki: "Eğer bundan sonra sana bir şey sorarsam bana arkadaş olma! Hakikaten benim tarafımdan ileri sürülebilecek son mazerete ulaştın.

    77 - Bunun üzerine yine yürüdüler. Nihayet bir köy halkına varıp onlardan yemek istediler. Ancak köy halkı onları misafir etmekten kaçındılar. Derken orada yıkılmak üzere olan bir duvar buldular. Hızır hemen onu doğrulttu. Musa: "İsteseydin elbet buna karşı bir ücret alırdın" dedi.

    78 - Hızır dedi ki: "İşte bu, seninle benim aramızın ayrılmasıdır. Şimdi sana o sabredemediğin şeylerin içyüzünü haber vereceğim."

    79 - "Gemi, denizde çalışan bir kaç yoksula aitti. Onu kusurlu kılmak istedim, çünkü onların ilerisinde her sağlam gemiye zorla el koyan bir hükümdar vardı."

    80 - "Oğlana gelince, onun ana-babası mümin kimselerdi. Çocuğun onları azgınlık ve inkâra sürüklemesinden korktuk."

    81 - "İstedik ki Rabbleri onun yerine kendilerine ondan temizlikçe daha hayırlı ve daha çok merhamet eden birini versin."

    82 - "Duvar ise, o şehirde iki yetim oğlana ait idi. Duvarın altında onların bir hazinesi vardı. Babaları da iyi bir kimse idi. Onun için Rabbin istedi ki o iki çocuk erginlik çağlarına ersinler ve Rabbinden bir rahmet olarak hazinelerini çıkarsınlar. Ve ben bunların hiçbirini kendiliğimden yapmadım. İşte senin sabredemediğin şeylerin içyüzleri budur."

    Şüphesiz allah cc dogruyu söylemiştir...

  7. #7
    Üyecik
    Üyelik tarihi
    Apr 2008
    Mesaj
    1
    Rep Gücü
    7

    heart Cevap: Kuranı Kerim'den kıssalar

    arkadaş neden kısaları anlatmıosun
    anlatsana ve kacın cı ve ne kıssa nın olduğunu söyle
    mrb

Benzer Konular

  1. Kuranı Yırtan Kız
    deklem Tarafından Dini Sohbet Foruma
    Yorum: 25
    Son mesaj: 29-09-2010, 07:10 PM
  2. Kuranı kerim cumhuriyet dönemi soruları
    turgutatas Tarafından Dini Dokümanlar Foruma
    Yorum: 3
    Son mesaj: 26-08-2010, 05:07 PM
  3. Hak Dostlarından Kıssalar
    collection Tarafından Dini Hikayeler Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 21-05-2009, 08:59 PM
  4. düşündürücü kıssalar
    memedi Tarafından Dini Hikayeler Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 10-04-2008, 02:49 AM
  5. Kuranı Kerimden dua ayetleri
    memedi Tarafından Kuran-ı Kerim Foruma
    Yorum: 2
    Son mesaj: 28-02-2008, 12:49 AM

Anahtar kelimeler

Yandex.Metrica