Merhaba



"Samimi dostumuz kitaplardan da mahrum idik Çocukken okulda ezberlettikleri hatta tecvit üzere tilavet edilmesini bildiğim Kur'an'ın bazı surelerini, kendi kendime okurdum

Bir gün bana Edip (Tire ve Ödemiş Bölgesi Jandarma Komutanı):
- Yine okusana dedi Sebebini sordum
"Fadime Kadın'ın (Celal Bayar'ın Ödemiş Kahrat Köyünde misafir kaldığı evin hanımı) hoşlandığını söyledi Evinde Kur'an okunduğu için bereket ve meymenet hasıl olacaktı İyi kalpli kadının yanında itibarımız artmıştı

Bir gün Desteban Paşa ile Ödemiş'e doğru yolculuk ediyordum Yanımıza bir köylü sokuldu Ben ilerledim İkisini yalnız bıraktım Desteban, bana yetiştiği zaman, aralarındaki görüşmeyi anlattı Hatırımda kaldığı gibi kaydediyorum: Köylü beni sormuş:

- Bu kim?
- Efe'nin misafiri
- Zeybek elbisesini yeni giymiş veya hapishaneden yeni çıkmış olmalı
- Nerden bildin?
- Görmüyor musun, baldırları gün görmemiş, bembeyaz! Kendisi kasaptır Aydın'dan yeni geldi Efe'den hayvan satın alacak

Paşa Desteban'ın bana naklettiği bu konuşma, gözümü açtı Ne de olsa lisanımla, beyaz baldırımla, hatta kafamla zeybek elbisesinin içine sığamayacağımı anlamış oldum Kadının Kur'an'dan hoşlanması, bu vakada bende hoca kıyafetine girmek fikrini uyandırdı Lügat manası rehberim olur ümidiyle kendime "Galip" takma adını seçtim İlk fırsatta hoca kıyafetine girecektim"

"Gideceğimiz yeni muhitte, yeni kıyafetle görünecektim İlk düşüncemi yerine getirecektim "Galip Hoca" olacaktım Arkadaşlar bana, Kahrat'da "İlyas Efendi" diye hitap ederlerdi Yer değiştirdikçe başka isim almak fazla bir emniyet tedbiri olabilirdi Ben de bu mülâhaza ile ve evvelce söylediğim gibi lügat manasını göz önünde tutarak bu yeni müstear (takma) adımı seçmiştim"

Celal Bayar, Ben de Yazdım s1846