1. Sayfa, Toplam 2 12 SonSon
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 Toplam: 19

Ulusal Bağımsızlık Savaşı Boyunca Yararlı ve Zararlı Dernekler

Bilim ve Astronomi Kategorisi Tarih Forum'u Forumunda Ulusal Bağımsızlık Savaşı Boyunca Yararlı ve Zararlı Dernekler Konusununun içerigi kısaca ->> ULUSAL BAĞIMSIZLIK SAVAŞI BOYUNCA YARARLI VE ZARARLI DERNEKLER-1 A-YARARLI DERNEKLER: a) Yararlı Dernekler Hakkında Genel Bilgi: Yararlı derneklere girmeden önce, ...

  1. #1
    bursali68
    Misafir..

    Ulusal Bağımsızlık Savaşı Boyunca Yararlı ve Zararlı Dernekler

    ULUSAL BAĞIMSIZLIK SAVAŞI BOYUNCA YARARLI VE ZARARLI DERNEKLER-1

    A-YARARLI DERNEKLER:

    a) Yararlı Dernekler Hakkında Genel Bilgi:
    Yararlı derneklere girmeden önce, bu dernekler hakkında kısa bir hatırlatma yapmayı yerinde bulduk. 2 Aralık 1918’de Edirne’de kurulan “Trakya-Paşaeli Müdafaa-i Heyet-i Osmaniye Cemiyeti”, 7 Ekim 1919’da Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti ile birleşmişti. 4 Aralık 1918’de İstanbul’da Vilâyat-ı Şarkiyye Müdafaa-i Hukuk-u Milliye Cemiyeti kurulmuş ve 10 Mart 1919’da bunun Erzurum şubesi de resmen açılmıştı. Yararlı derneklerin, henüz işgal hareketi başlamadan kurulmaya başladığını bilmekteyiz. Bunlardan Kars İslâm Şurası, 5 Kasım 1918’de faaliyete geçmiş, 30 Kasım 1918’de Kars İslâm Şurası (1918 Aralığında Millî Şura adını almıştır) ve 17/18 Ocak 1919’da Kars’ta 131 delegenin katılmasıyla Cenub-u Garbî Kafkas Hükümeti Muvakkate-i Milliyesi adıyla çalışmalarını sürdürmüştür. Cenub-u Garbî Kafkas Hükümeti, 25 Mart 1919’da, Cenûb-u Garbî Kafkas Hükümeti Cumhuriyeti adını kullanmaya başlamıştı. 13 Nisan’da İngilizler’in Kars’ı işgal edip, Cenub-u Garbî Kafkas hükümeti binasını kuşatması ve Hükümet üyelerinden 12 kişiyi yakalayarak trenle Batum’a, daha sonra Malta’ya göndermeleri ile Cemiyetin büyük zarar gördüğünü tespit edebilmekteyiz. 25 Mayıs 1919’da ise, Oltu’da “Meclis-i İdare” adlı kuruluşun “Oltu Şura Hükûmeti”ni kurduğunu, ancak, bir müddet sonra, İngilizlerin baskısı ile bu teşkilâta Rumlardan üye alınarak “Oltu Meclis-i İdaresi” adını aldığını, ancak millî çalışmaların hızlanması ile, bu teşkilâtın kendisini feshetmesi ve millî amaçlara hizmet eden “Oltu Şura Hükûmeti”nin kurulması ve 17 Mayıs 1920’ye kadar bölgeyi bağımsız olarak yönetmesi, Anadolu’da bağımsızlık yolundaki hislerin ne kadar derin olduğunu göstermektedir. Buna daha sonra değineceğiz.

    İstanbul’da 21 Aralık 1918’de Kilikyalılar Cemiyeti kurulduğu gibi, bunun şubesi 20 Nisan 1919’da Adana’da açıldı. Yine, İstanbul’da, 29 Kasım 1918’de Millî Kongre ve 4 Mayıs 1919’da Millî Ahrar çalışma hayatına girdiler.
    Trabzon’da 12 Şubat 1919’da “Muhafaza-i Hukuk-u Milliye Cemiyeti”, Samsun’da 19 Şubat 1919’da “Karadeniz Türkleri Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti” kurulmuştu.

    İstanbul’da 27 Mayıs 1919’da “Türkiye Müdafaa-i Vatan Cemiyeti” kurulduğu gibi, Diyarbakır’da da “Müdafaa-i Vatan Cemiyeti” kuruldu. 5 Haziran 1919’da, Muğla’da “Menteşeliler Müdafaa-i Vatan Cemiyeti” ve 27 Haziran’da Milas’da “Müdafaa-i Vatan Cemiyeti” kuruldu. Çeşitli yerlerde ise, Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri faaliyete geçtiler. 10 Eylül 1919’da Gönen ve Biga’da, 5 Ekim’de Bursa’da “Müdafaa-i Hukuk Heyet-i Merkeziyesi” ve aynı adlı dernek 8 Ekim’de Kirmasti (Mustafa Kemal Paşa)’de faaliyete geçti. 1 Kasım 1919’da, Mut’ta “Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti”, 1920’de ise İstanbul’da “Müsellâh Müdafaa-i Millî Cemiyeti” kuruldu.

    Bu arada kadınların da, vatanı kurtarmak için cemiyetler kurduklarını görmekteyiz. Bunların en önemlisinin Sivas’taki Anadolu Kadınları Müdafaa-i Vatan Cemiyeti olduğu bilinmektedir. Bu cemiyet, daha sonra Niğde, Konya, Kayseri, Amasya, Pınarhisar, Erzincan, Kastamonu, Yozgat, Burdur, Kangal’da da çalışmalara başlamıştır.

    Görüldüğü üzere, 1918’de kurulan dernekler mahallî olup, amaçları İzmir’i ve kendi bölgelerini kurtarmak noktalarında birleşmekteydi. Yani, henüz 1919 Mayısında, Mustafa Kemal Paşa Samsun’a çıkmadan önce, vatanın tümünün kurtarılması yolunda bir adım atılmış değildir. Bunda vatanın pek çok bölgesinin henüz işgal edilmemiş olmasının yanı sıra İzmir’in Yunanlılar tarafından işgali ve buna karşı oluşan büyük tepkinin yavaş yavaş ortaya çıkmasının da büyük etkisi vardır. Ayrıca, bu dernekleri birleştirecek, Ulusal Bağımsızlık Savaşını başlatacak olan önder henüz tam ortaya çıkmamıştı. Mustafa Kemal Paşa, Samsun’a ayak bastıktan sonra, Ulusal Bağımsızlık Savaşını örgütleyecek ve halkı bilinçlendirecek önder de ortaya çıkmış olacaktır.

    Bu derneklerden İstanbul’daki Millî Kongre ile Erzurum’daki Müdafaa-i Hukuk Derneklerinin Fransızca yayınlar yaptıklarını da bilmekteyiz. Millî Blok Fırkası ise, Amerika ile işbirliği yapmak gibi çalışmalarda bulunuyordu. Cemiyetlerle ilgili sayıları binleri geçen bütün belgeleri saptamak olanaksızdır. Biz elimizdeki belgelerle konuya kısmen ışık tutmaya çalışmakla yetineceğiz.

    Bu ortaya koyduğumuz tablodan ortaya çıkan gerçek şudur: Vatanın topraklarının işgal olunması tehlikesi karşısında herkes ne yapacağını şaşırmış durumda olup, yalnızca kendi bölgesini kurtarmayı düşünmektedir. Henüz millî bütünlüğü sağlayacak ve yönlendirecek bir lider yoktur. Ama hareket ve çıkış noktası aynıdır. Bölgesel de olsa vatanı işgalcilerden kurtarmak ve her türlü istilâya karşı koymak.

    Kaynak : http://www.atam.gov.tr/index.php?Page=DergiIcerik&IcerikNo=12

  2. #2
    bursali68
    Misafir..
    ULUSAL BAĞIMSIZLIK SAVAŞI BOYUNCA YARARLI VE ZARARLI DERNEKLER-2

    b) Manisa İstihlâs-ı Vatan Cemiyeti:
    Mustafa Kemal Paşa, Samsun’a ayak bastığında, aydınların ve halkın her kesiminin, vatanı kurtarmak için, çeşitli kurtuluş yolları aradığını görmüştü. Ancak, Mustafa Kemal Paşa, bu dağınık ve birbirinden habersiz cemiyetlerin ve kitlelerin tek vücut haline gelmeleri halinde, kurtuluşa ve bağımsızlığa ulaşılacağını düşünmekte ve plânını ona göre yapmaktaydı. Mustafa Kemal Paşa, Samsun’a yola çıkarken zaten kararını vermişti: “Kurtuluş, İstanbul’dan değil, Anadolu’dan gerçekleşebilir.” Mustafa Kemal Paşa, bu konuda, aydınların ve halkın kurtuluş konusundaki azmini, heyecanını görmüş, yaşamış ve bu halk ile mutlaka başarıya ulaşacağına inanmıştı. Esasen, müdafaa-i hukuk düşüncesi 1919’dan önce de Anadolu’da mevcuttu. Örneğin, Manisa aydınları, 1918 Kasımında İstihlâs-ı Vatan Cemiyetim kurarak, müdafaa-i hukuk düşüncesinin öncüleri olmuşlardı. Bu Cemiyet daha sonra İzmir Müdafaa-i Hukuk-u Osmaniye Cemiyeti ile birleşmiş ama, işgal sırasında Manisa’yı savunacak hareketlerde bulunmamıştı 1.

    c) Ege Bölgesinde Kurulan Diğer Dernekler.
    6 Kasım 1918’de, İzmir’de kuruluş hazırlıklarına girişilen “İzmir Müdafaa-i Hukuk-u Osmaniye Cemiyeti”nin kuruluş belgesi, 1 Aralık 1918’de vilâyete verilmiştir. İzmir Müdafaa-i Hukuk-u Osmaniye Cemiyeti, 17-19 Mart 1919’da, İzmir’de son kongresini yapmıştı.

    4 Mayıs 1919’da ise, İzmir’de “İlhak-ı Red Heyet-i Milliyesi” kurulmuştu. 20 Mayıs 1919’da “Aydın Vilâyeti Muavenet-i Hayriye Cemiyeti”, 29 Mayıs’ta Denizli’de “Müdafaa-i Hukuk ve Redd-i İlhak Cemiyeti”, 12 Haziran’da Çine’de “Çine Heyet-i Milliyesi”, 15 Haziran 1919’da Akhisar’da Redd-i İlhak,” 19 Haziran’da Söke’de “Heyet-i Milliye,” 12 Temmuz 1919’da Denizli’de “Denizli Heyet-i Milliyesi” ve diğerleri kurulmuştu.

    Henüz, İzmir işgal edilmeden, İzmir’in işgal edileceğinin duyulması üzerine 14 Mayıs’ı 15 Mayıs’a bağlayan gece, İzmir’in Redd-i İlhak Heyeti, İzmir’de bir miting tertiplemişti. Bu mitingde, işgale karşı direnme konusu işlenmişti. Dağıtılan beyannamede, Türkün, Wilson prensipleri adıyla hakkının zorla alındığı, Yunan işgalinin Türkler tarafından memnunlukla kabul edileceğinin söylendiği, Yunanlıların İzmir’de çoğunluk olduğunun iddia edildiği, bunların yalan olduğu açıklanmaktaydı2.

    15 Mayıs 1919’da İzmir’in işgali üzerine Türk halkının işgalcilere tepkisi iyice artmıştı, yurdun her yerinde mitingler düzenlenmiş ve işgale karşı tepkiler olanca ağırlığı ile su yüzüne çıkmaya başlamıştı. Mustafa Kemal Paşa, 19 Mayısta Samsun’a çıkmadan önce, Doğu Anadolu’da 17 Mayısta Hınıs’ta, 18 Mayısta Erzurum’da Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri İzmir’in işgalini protesto eden mitingler düzenledikleri gibi, batı Anadolu’da da 16-19 Mayıs ve daha sonraki tarihlerde Redd-i İlhak Cemiyetleri tarafından yapılan mitinglerle ve İzmir’in işgali protesto edilmişti.3.

    ç) Kilikyalılar Cemiyeti:

    Mustafa Kemal Paşa, cemiyetlerin çalışmalarını dikkatle izlemekte ve onlarla bağ kurmak yolunda çalışmalarda bulunmaktaydı. Mustafa Kemal Paşa, İstanbul’daki Kilikyalılar Cemiyeti ile de böyle bir düşünce ile ilgilenmekteydi. Nitekim, 16 Haziran 1919/da, Konya’da, 2. Ordu Müfettişi Cemal Paşa’ya çektiği şifreli telde, Kilikya Müdafaa-i Hukuk Cemiyetinin İstanbul’da bulunduğunu, Cemal Paşa’nın da bu cemiyette yer aldığını bildiğini, bu heyetin merkezinin İstanbul’un neresinde ve üyelerinin kimler olduğunu, bağlantının nasıl kurulacağını sormaktaydı. Mustafa Kemal Paşa, aynı telde, Cemiyetin İstanbul’da kalmasının yararlı olup olmadığı, Konya gibi bir yere naklinin daha uygun olup olmayacağı konusunda bilgi edinmek istediğini de belirtmekteydi4.

    İstihbarat
    Şifre: 754
    16.6.1335
    Konya ‘da 2. Ordu Müfettişi Cemal Paşa Hazretlerine,

    Dünkü telgrafname-i acizi ile Kilikya hakkında bazı ricalarda bulunmuştum.Kilikya Müdafaa-i Hukuk-u Milliye Cemiyeti namıyla Dersaadetde bir heyet-i tem-siliye var idi. Ve akdemce zât-ı sâmileri de bunların müzakeresine iştirak buyurmuşlardı. Bu heyetin merkezi nerede ve azayı faalesi kimlerdir? Ne surette irtibat temin edelim. İstanbul’da iseler orada mı kalmaları daha muvafıktır? Yoksa meselâ Konya vesaire gibi Anadolu içinde bir mahale mi nakl-i merkez etmesi muvafıktır? Tenvir buyrulmaklığımı rica ederim.

    Şifre verildi. 76.6.335
    Mustafa Kemal.

    Konya’da 2. Ordu Müfettişi Cemal Paşa ise, 15 ve 16 Haziran 1919 tarihli tellerin eline geç geldiğini açıkladığı 19 Haziran tarihli telde, Kilikya Cemiyeti üyelerinin, birer birer hapis ve sürgün edilerek dağıtıldığını, İstanbul’da bulunanların Konya’ya naklinin mümkün olmadığını açıklamaktaydı. Cemal Paşa, daha sonra, bu Cemiyeti Kilikya’da kendisinin yaydığını, ancak Paris görüşmelerinin olduğu şu sıralarda harekete geçmenin doğru olmadığını, eğer görüşmeler memleketin çıkarına uygun düşmezse, kararlaştırılan harekete girişilmesi gerektiğini savunmuştur 5.

    Kaynak : http://www.atam.gov.tr/index.php?Page=DergiIcerik&IcerikNo=12

  3. #3
    - Çevrimdışı
    Süper Aktif Üye kirmizigül - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Nerden
    Istanbul, Turkey, Turkey
    Mesaj
    3.148
    Blog Mesajları
    22
    Rep Gücü
    18820
    ulusal bagimsizligimizi bir yerlere baglamak icin ugrasiyorlar hür yasamadan
    biktilar göleligi özlediler.

  4. #4
    bursali68
    Misafir..
    ULUSAL BAĞIMSIZLIK SAVAŞI BOYUNCA YARARLI VE ZARARLI DERNEKLER-3

    d) Redd-i ilhak ve Müdafaa-i Hukuk Dernekleri’nin Çalışmaları:
    İzmir’in işgalinden itibaren Redd-i İlhak Cemiyetleri büyük bir çalışmanın içine girmişlerdir. Bu çalışmaları kısaca izah etmekte yarar vardır. İzmir’in işgali, ilk kez İzmir Redd-i İlhak Heyet-i Milliyesi tarafından, Anadolu’daki vilâyet, kaza, nahiye belediyelerine duyurulmuştur. İzmir Redd-i İlhak Heyet-i Milliyesi, 14 Mayıs 1919’da işgalin başladığı gece, az önce bahsettiğimiz telgraflarla “İzmir ve havalisini Yunan ilhak ediyor. İşgal başladı” diyerek, her yere işgali duyurmaya ve yardım istemeye başlamıştır. Bu telgraf, Erzurum’a da gelmiş ve Erzurum halkı üzerinde büyük bir etki ve heyecan uyandırmıştır. Özellikle, Erzurum’daki İzmirli subay ve erler büyük bir üzüntüye kapılmışlardı6. Onüçüncü Kolordu Komutanı Mirliva Kâzım Karabekir ise, aynı gün yayınladığı tamimde, İzmir’in Yunanlılarca işgalini izah ile İzmir’in kurtarılmasına dair İzmir Redd-i İlhak Heyet-i Milliyesi adına gelen telgrafı gördüğünü, bu konuda İstanbul’un henüz kendilerine bilgi vermediğini, halkın protesto mitingleri yapma ihtimalinin olduğunu, subay ve erlerin buna katılmamasını istemişti7.

    16 Mayıs 1919’da ise, Aydın ve Havalisi Redd-i İlhak Heyetleri, bütün vilâyet, kaza, nahiye belediyelerine çektikleri telgrafta, Tire’nin Yunanlıların eline geçtiğini ve Yunanlıların yaptıkları zulümleri dile getirmekteydi 8.

    İşte, Mustafa Kemal Paşa, bu heyecan selinin bütün yurdu sardığı bir anda, 19 Mayıs 1919’da, Samsun’a ayak basmıştı. III. Ordu Müfettişi Tümgeneral Mustafa Kemal, Posta ve Telgraf Genel Müdürlüğü tarafından telgrafhanelere Müdafaa-i Hukuk-u Milliye Heyetleri tarafından verilecek telgrafların çekilmemesi hakkındaki emri de öğrenmişti. Buna daha sonra değineceğiz

    Mustafa Kemal Paşa, 23 Mayıs 1919’da, her tarafa yolladığı telgraflarla, İzmir’in işgalini protesto eden mitinglerin yapılmasını istemişti9. O, Samsun’a ayak basmasından bir hafta sonra, İzmir’deki Müdafa-i Milliye ve Redd-i İlhak cemiyetleri ile ilişki kurmak istemiş ve 27 Mayıs 1919’da Yıldırım Kıtaları Müfettişliğine çektiği telgrafla bu derneklerin merkezinin nerede olduğunu sormuştu 10.:

    “Yıldırım Kıtaatı Müfettişliğine,

    İzmir Müdafaa-i Milliye ve Redd-i İlhak Cemiyeti Heyet-i Merkeziyesinin elyevm nerede bulunduğu zat-ı devletlerince malûm ise işarına lütuf buyrulmasını rica ederim.

    Numara. 122
    Dokuzuncu Ordu Kıtaatı Müfettişi
    Yaver-i Hazret-i Şehriyari
    Mirliva Mustafa Kemal.

    Bu arada, Anadolu’da Yunan işgaline karşı koymak için Redd-i İlhak ve Müdafaa-i Vatan Cemiyetleri süratle kurulmakta ve teşkilâtlanmakta idi. Milas’ta da Müdafaa-i Vatan Cemiyeti kurulmuştu. Bu cemiyetin delegelerinden Celâl, 27 Mayıs 1919’da, 57. Fırka Komutanlığı’na çektiği telgrafta emirlerin yeni kurulan cemiyete yollanmasını, sorumluluğu kendilerinin üstlendiğini belirtmiştir 11.

    Sayısı. 184
    Tarih. 27.6.35

    “Milas’ta Müdafaa-i Vatan Cemiyeti teşkil ederek biavni teâlâ işe mübaşeret etmiş olduğundan badema emr-i âlîlerinin doğruca heyetimize tebliğ ile gayri mesul ve memur olan zevatın tavassut buyrulmaması rica olunur.
    Milas Müdafaa-i Vatan Cemiyeti
    Murahhası Celâl

    Bu arada millî heyetler, Avrupa’ya gidecek heyetin programlarını da öğrenmek istiyorlardı. Mustafa Kemal Paşa, millî heyetlerin, Avrupa’ya gidecek heyetin programını isteme yolundaki girişimleri hakkındaki düşüncelerini, 4 Haziran 1919’da Trabzon’a iletmişti. Erzurum Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti de durumu bildirerek Batı Anadolu’daki cemiyetlerle vatan görevinde birlikte çalışılması gerektiğini ifade etmişti 12.

    “Havza. 4.6.35
    XV. Kolordu Komutanlığına
    2.6.33 istihbarat.
    Bir numaralı zata mahsus şifreye zeyldir.

    Millî heyetlerin Avrupa’ya gidecek heyetin programını talep zımnındaki tesebbüsata dair mü’talaatımı Trabzon vilâyetine bildirdim. Erzurum Müdafaa-i Hukuk Cemiyetinin Trabzon’daki millî cemiyetlere bu babdaki teşebbüsatını ihbar ve onları aynı zamanda Garbî Anadolu vilâyetlerindeki cemiyetleri de vazife-i vataniyeye davet etmeleri münasip olur. 4.6.35
    Mustafa Kemal”.

    Mustafa Kemal Paşa, Posta-Telgraf Genel Müdürlüğünün Müdafaa-i Hukuk Derneklerinin telgraflarını çekmeme kararını öğrenince, bu genelgeye kızmış, 20 Haziran 191 ç/da, Trabzon vilâyetine çektiği şifreli telde “Bu genelge ancak milletin sesini boğmak, vatanın parçalanmasına karşı milletin birleşmesine engel olmak gayesine dayanan, canice ve haince girişimlerden başka birşey değildir. Bu durumu Müdafaa-i Hukuk-u Milliye Cemiyetleri aracılığı ile halk, muazzam mitingler yaparak hükümet nezdinde şiddetle protesto etmelidir” diyerek, Anadolu’da örgütlenmenin gerçekleşmesini sağlamak yoluna gitmişti. Mustafa Kemal Paşa, telgraflarında, Müdafaa-i Milliye ve Redd-i İlhak Cemiyetlerinin bu tip hareketlerinin önlenmemesini, “milletin sesini boğarak haklarını milletten kopanp almaya” hedef tutan bu emri namuslu hiçbir telgraf memurunun yerine getirmek isteyeceğini ümit etmediğini de açıklamıştı. Ancak, bu yola başvuran telgraf memurlarının olması halinde, bunların Divan-ı Harb’e verilmesini de kolordu kumandanlarına bildirmişti. Mustafa Kemal Paşa, bu konuda Sadarete de bir telgraf çekmişti13. 13 ve 25 Haziran 1919 tarihlerinde ise, Kâzım Karabekir’e çektiği tellerde, Posta ve Telgraf Genel Müdürlüğünün yasaklama ile ilgili bu telgraflarına değinen Mustafa Kemal Paşa, Refik Halit Bey’in bundan bir ay kadar önce, 15 Mayıs 1919’da “Yine bir tamim ve tecrübe yapmış ise de, bir gün sonra makine başında bu emri geriye almış olduğunu da bu kere teyit” ettiğini açıklayıp “Telgraf müdürleri hakkında nazarı dikkati âlilerinizi celbederim” diyerek, bu konuda gerekli tedbirlerin alınmasını ve haberleşmenin sağlanması direktifini vermekteydi 14.

    Bu arada Redd-i İlhak Dernekleri de, vatanı korumak için gerekli çalışmaları yapmaktaydı. Redd-i İlhak Heyet-i Milliyesi, Yunanlıların Aydın’ı almasından sonra, 23 Haziran 1919’da Söke, Denizli, Sarayköy belediyelerine çektiği telde, Yunanlıların buradan muhakkak çıkarılacağını ve “Yunanlıların bir Müslüman yurdu olan Aydın vilâyetinden ihracı için icap ederse senelerce uğraşmaya ahdetmeliyiz” diye niyetlerini açıklamaktaydı 15.

    Kaynak : http://www.atam.gov.tr/index.php?Page=DergiIcerik&IcerikNo=12

  5. #5
    bursali68
    Misafir..
    ULUSAL BAĞIMSIZLIK SAVAŞI BOYUNCA YARARLI VE ZARARLI DERNEKLER-4

    e) İzmir Müdafaa-i Hukuku Osmaniye Cemiyetinin Çalışmaları:
    İzmir Müdafaa-i Hukuk-u Osmaniye Cemiyeti ise, millî davayı, özellikle Avrupa’ya duyurabilmek amacıyla, Fransızca olarak “Türk İzmir” adlı dergiyi çıkarmaktaydı. 10 Kasım 1919’da, Erkân-ı Umumiye Reisi, Türk İzmir adlı dergiden bir miktar gönderilmesi için cemiyete bir yazı yazmıştı 16. İzmir Müdafaa-i Hukuk-u Osmaniye Cemiyeti, Türk İzmir dergisini son derece sağlam bilgilere dayalı olarak çıkardıklarını, derginin “her türlü mübalağa ve ifrattan tenzihi için bermutad fevkalâde” bir çalışma yapıldığı, şüpheli görülen bilgilerin davaya uygunluğu olsa bile, nazarı dikkate alınmayarak kaydedilip, dergide yayınlanmadığını belirtmiş ve dergiden yeterli sayıda nüshayı derhal yollamıştı. Bu cemiyetin 1 Aralık 1918’de kurulduğu sanılıyor. Halit ve Nail Morali kardeşler, cemiyetin, ülkenin kurtuluşu için kurulduğunu açıklarlar 17.

    Mustafa Kemal Paşa, oluşmuş olan millî heyecanı daha da kuvvetlendirmek, millî bütünlüğü sağlamak ve halkı vatanın kurtuluşu fikri etrafında toplamak amacıyla bir sürü girişimde de bulunmuştur. Bunlardan birisi de, Ulusal Bağımsızlık Savaşının esaslarını, bu konuda yapılacak işleri, müdafaa-i milliye dernekleri ile ilgili bilgileri, memleketin durumunu Türk ve batı kamu oyuna duyurabilmek için gazete çıkarmak girişimleridir ki, Mustafa Kemal Paşa, bunun için Sivas’ta İrade-i Milliye ve Ankara’da Hâkimiyet-i Milliye adlı gazeteleri çıkarttırmıştır. 18 Bunun dışında, kongreler yaparak, tamimler yayınlayarak halkı bir bayrak altında toplamaya ve ona Ulusal Bağımsızlık Savaşının esaslarını anlatmaya ve benimsetmeye çalışmıştır.

    f) Anadolulular Cemiyeti:
    Vatanın kurtulması için Mustafa Kemal Paşa’nın yapmış olduğu girişimler boşa gitmemiş, her yönden Ulusal Bağımsızlık Savaşını destekleyen dernekler ve aydınlar, Mustafa Kemal Paşa’ya katılmaya başlamışlardı. Ulusal Bağımsızlık Savaşı için, İstanbul’da oturan ve sonradan taşradan gelip, oraya yerleşmiş olan bölgelerinin tanınmış kişileri de çalışmalar yapmaktaydılar. Bunların bir kısmı, 1921 Ağustosunda, İstanbul’da Anadolulular Cemiyeti’ni kurmuşlardı. Anadolu’dan kopup gelen ve Anadolulular adlı cemiyeti kuran bu kişiler Kastamonu ile sıkı bir ilişki içinde idiler. Sivas, Eskişehir, Trabzon, Hendek eşrafından birer kişi tarafından kurulan Anadolulular Cemiyeti bir de nizamname hazırlamıştı19.

    Kaynak : http://www.atam.gov.tr/index.php?Page=DergiIcerik&IcerikNo=12

  6. #6
    bursali68
    Misafir..
    ULUSAL BAĞIMSIZLIK SAVAŞI BOYUNCA YARARLI VE ZARARLI DERNEKLER-5

    g) Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin Çalışmaları:
    Yararlı derneklerin en büyüğü ve en kuvvetlisi, hiç şüphesiz Şarkî Anadolu Müdafaa-i Hukuk-u Milliye Cemiyeti’dir. Bu Cemiyetin en önemli kongresi, 5 Kasım 1918’de, İstanbul’da, Faik Bey’in başkanlığında yapılmış olanıdır. Bu kongrede Cemiyetin 1917’deki çalışmaları ve hesapları incelenmiş idi20. Daha sonra yurdun her yöresinde Müdafaa-i Hukuk Dernekleri kurulmuştur. Bunlar, vatanın kurtuluşu ve tam bağımsızlığın sağlanması için 1919’ da büyük bir çalışma havasına girmiş olarak görülmektedir. 30 Ekim 1918’deki Mondros Ateşkes Antlaşmasından sonra, Adana, Maraş, Urfa’da, İngilizlerin, Fransızların himayesinde bulunan Ermeniler büyük bir nüfus oluşturmak yoluna başvurmuşlardı. Bunun üzerinde buralardaki Müslümanlar, müdafaa-i hukuk dernekleri ile ulusal bağımsızlığı sağlamak, bütün İslâmları aynı birlik etrafında toplamak ve kendilerine olacak hücumlara karşı sonuna kadar direnmek için, 11 Eylül 1919’da direniş kararı almışlardı21. Bu amaç ile, müdafaa-i hukuk derneklerinin çalışmaları, üç büyük mıntıka halinde düzenlenmişti. Batı bölgeleri de bu mıntıkanın içinde yer almaktadır. Esasen, yalnızca doğuda değil, batıda, güneyde ve memleketin her yerinde, vatanın kurtarılması için, müdafaa-i hukuk demekleri kurulmuştu.

    Müdafaa-i hukuk derneklerinin, Ulusal Bağımsızlık Savaşında, büyük yeri ve önemi vardır. Atatürk de, müdafaa-i hukuk derneklerine büyük önem vermekte idi. 1919 Temmuzunda, Erzurum Kongresi yapıldıktan ve Heyet-i Temsiliye kurulduktan sonra, Mustafa Kemal, Heyet-i Temsiliye kararlarını ve haberlerini, yalnızca kolordulara değil, bütün müdafaa-i hukuk merkezlerine göndermiştir22. Ancak, Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Derneğinin, İstanbul’da mümessili yoktu. Bu yüzden, 11.9.1919 da Müdafaa-i Hukuk Derneklerini Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adı altında toplayan Mustafa Kemal Paşa, Sivas Kongresinden sonra, Heyet-i Temsiliye adına, XV. Kolordu Komutanına, gerektiğinde kendisi ile ilişki kurulmasını açıklamak gereğini ihsas etmişti23:

    Sivas 11.09.1335
    15. Kolordu Komutanlığına,

    Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Heyet-i Temsiliyenin, Dersaadette henüz ayrıca bir mümessili olmadığı Sivas’daki heyet-i mezkûrenin icab edenlere doğrudan doğruya telgrafla tesis-i teması ve münasebet eylediği tasmim kılınır.
    Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti
    Heyet-i Temsiliyesi n***** Mustafa Kemal.”

    Posta ve Telgraf Müdürü Tevfik Bey, eskiden beri millî cemiyetlerin arasındaki haberleşmeyi önlemek için, telgraf müdürlerine emirler vermekteydi. 15. Kolordu Komutanı Kâzım Karabekir, 18 Ağustos 1919’da, Sivas Üçüncü Kolordu Komutanı Selahattin’e çektiği telde, İstanbul Hükûmeti’nin haberleşmeyi kesmek için verdiği emirlere ve yaptığı işlemlere karşı alınacak tedbirlerin neler olduğunu sorarak, haberleşmeyi sağlamak için girişimlerde bulunmuştur. Kâzım Karabekir, bu yazısında “Millî cemiyetlerimizin muhaberatı ve bu suretle heyet-i muhtelifeye beyninde irtibat münkati olmuştur. Bu hâl devam eder ise, teşkilât-ı milliyemizin teafuvu imkânı selb edilmiş olacak ve zamanında vazife-i milliye ve vataniyesini ifaya muktedir olamayacaktır.Bu sebeple telgraf ve posta muhaberatını temin etmek, cemiyetimiz için hayat ve memat meselesidir” diyerek meselenin önemini arz etmişti24. Mustafa Kemal Paşa’nın, İstanbul ile olan ilişkisi ise Sadrazam tarafından önlenmek isteniyordu. Bütün bu durumları önlemek ve İstanbul’da yeni bir kabine kurdurmak amacı ile, Sivas Kong-resi’nden sonra, Heyet-i Temsiliye tarafından İstanbul ile olan haberleşmeler kesilmiş ve her türlü haberleşme kontrol altına alınmıştır.

    Anadolu’da kurulan millî cemiyetler, particilik düşüncesi ile değil, yalnızca vatanı kurtarmak amacı ile kurulmaktaydı. Nitekim, Denizli Millî Heyeti, 5 Ağustos 1919’da, Denizli Mutasarrıfına yazdığı yazıda, cemiyetlerinin particilik duygusu ile değil, vatanı kurtarmak için kurulduğunu, bunun da silâhla mümkün olabileceğini açıklamıştı25.

    Mustafa Kemal Paşa, Amasya görüşmeleri için, 19 Ekim 1919’da Amasya’ya gelmiş idi. 21 Ekim’de, Diyarbakır’daki, 13. Fırka Komutanlığına çektiği şifreli telde, Maraş ve Elbistan Müdafaa-i Hukuk Derneklerinin asker alma şubeleri vasıtasıyla Sivas ile ilişki kurmalarını bildirmişti26.

    “Şifre-Amasya 27 Teşrin-i evvel 35
    Diyarbakır’da 73. Fırka Komutanlığına,

    Maraş ve Elbistan Müdafaa-i Hukuka icabette Sivas’la muhaberesi için ahz-asker şubeleri şifrelerinden istifade etmelerine emir ve müsaade buyrulmasını rica ederim.
    Mustafa Kemal”.

    Görüldüğü üzere, artık bütün Müdafaa-i Hukuk Dernekleri’nin Sivas ile ilişki kurmaları ve tek bir yerden yönetimin gerçekleşmesi yolunda, önemli adımlar atılmaya başlanmıştır.

    Kaynak : http://www.atam.gov.tr/index.php?Page=DergiIcerik&IcerikNo=12

  7. #7
    bursali68
    Misafir..
    ULUSAL BAĞIMSIZLIK SAVAŞI BOYUNCA YARARLI VE ZARARLI DERNEKLER-6

    ğ) Trakya-Paşaeli Heyet-i Osmaniyesi ve Anadolu Müdafaa-i Hukukla ilişkileri:
    Millî mücadelede, önemli rol oynayan derneklerden biri de, Trakya Paşaeli Heyet-i Osmaniyesidir. Kısaca bu derneğin çalışmalarına da değinmekte yarar vardır. 2 Aralık 1918’de kurulan ve ilk kongresini 10 Temmuz 1919’da yapan Trakya-Paşaeli Heyet-i Osmaniye Derneği’nin amacı, Batı Trakya’nın düşman işgaline karşı savunmasını sağlamak ve buranın Yunanlılara verilmesini önlemekti. Trakya-Paşaeli Heyet-i Osmaniyesi de, bütün dernekler ve aydınlar gibi, Sivas Kongresi’nin çalışmalarını ve alınan kararları incelemekte ve yapılan girişimlerin yanında yer almaktaydı. Damat Ferit Paşa’nın ve kabinesinin düşmesi, hiç şüphesiz Sivas Kongresi’nin bir başarısıydı. 4 Ekim 1919’da Trakya-Paşaeli Heyet-i Osmaniyesi Cemiyeti adına Şükrü tarafından, Mustafa Kemal Paşa’ya çekilen telde, Ali Rıza Paşa’nın Sivas Kongresi’nin ve Heyet-i Temsiliyenin çalışmaları ile iktidara getirildiği ve kabinesini kurduğunun öğrenildiği, Trakya’yı korumak amacı ile kurdukları bu teşkilâtın, vilâyetin en ufak nahiyelerine kadar ulaşacağı, içte ve dışta varlığını hissettireceği belirtilmiş “Bu ana kadar sizinle hem fikir bulunan cemiyetimizin maksat ve mesleği, kongrece deruhde edilen esasatı ihtiva” ettiği de açıklanmıştı27. Trakya-Paşaeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adına Belediye Başkanı Şevket de aynı hususları Mustafa Kemal’e çektiği telde yinelemişti28. Trakya-Paşaeli daha sonra da 6-7 Ekim 1919’da, Sivas’da alman kararları kutladığını belirten telgraflar çekmişti29.

    Mustafa Kemal Paşa, Trakya-Paşaeli Cemiyeti’nin, millî birliğin kurulması için bir an önce teşkilâtlanmasını istiyordu. Bu yüzden, 12 Ekim 1919’da , Edirne’deki Trakya-Paşaeli Heyet-i Merkeziyesi Başkanlığına çektiği telde “Rumeli ve Anadolu’da aynı ruh ve vicdanla, mevcudiyet ve istiklâl-i milliyi” sağlamak amacı ile işe başlamış olan bu cemiyete teşekkür ederek, basanlar dilemiştir30. Trakya-Paşaeli Heyet-i Merkeziye Reisi, 12 Ekim 1919’da, Sivas Kongresi Başkanlığına çektiği telde, Doğu ve Batı Trakya bölgelerinde, sulh konferansı esaslarına göre, Müslümanlar ile Bulgar ve Yunanlıların oturdukları yerlerden, Türklerin atılmaması için gereken her türlü hareketi yapacaklarını açıklamaktaydı31.

    Bu arada, Fransızlar, Trakya’nın Türklerin elinden çıkması için bazı hazırlıklara girişmişlerdi. Fransızların yaptıkları bu girişimler, Edirne’de I. Kolordu Komutanı Cafer Tayyar Bey tarafından öğrenilmiş ve Mustafa Kemal’e iletilmişti. Cafer Tayyar Bey, Mustafa Kemal Paşa’ya çektiği telde, Fransızların, İstanbul’da bulunan Trakya Paşaeli Cemiyeti delegelerinden Gümilcine, Dedeağaç, Dimetoka, İskeçe mutasarrıflarının isimlerini istediklerini bildirdi. Fransızlar, ayrıca, İskeçe’nin geçici olarak Yunanlılar tarafından işgal olunacağını da belirtmişlerdi. Cafer Tayyar Bey, Kolordu Kumandanı Miralay Selahaddin Bey ve Mustafa Kemal Paşa’ya 13 Ekim 1919’da çektiği bu şifreli telinde açıkça, Fransızların “İskeçe’nin Yunan askerleri tarafından işgal edileceği”ni beyan ettiklerini, ayrıca, “Bu malûmatı hafi tutmalarını tembih” ettiklerini de açıklamakta idi32. Aynı gün, Mustafa Kemal Paşa, bütün müdafaa-i hukuk derneklerine, vatanın kurtulması için büyük, küçük bütün teşkilâtların birlikte çalışmalannı bildiren bir tamim yayınladı33.

    Trakya-Paşaeli Heyet-i Osmaniyesinin bütün çalışmalarına ve Cafer Tayyar Bey’in uyarılarına karşın, 17 Ekim 1919’da İskeçe, Yunanlılar tarafından işgal edildi. Dernek daha sonra, Heyet-i Temsiliye’nin isteği ile programında gerekli değişikliği yaparak, ismini “ Trakya-Paşaeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti”ne çevirmiş, böylece; Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin bir şubesi olarak çalışmalarını sürdürmüş ve ulusal kurtuluş savaşına büyük katkılarda bulunmuştur. Bu dernek sonra Mustafa Kemal ile sürekli ilişki kurmuştur 34.

    Mustafa Kemal Paşa, az önce belirttiğimiz üzere, bütün müdafaa-i hukuk derneklerinin teşkilâtlanmasını ve gereğinde bir bütün oluşturulmasını istemekteydi. Bu konuda pek çok yere yazılar da yazmıştı. Müdafaa-i hukuk dernekleri de sürekli olarak birbirlerini ile irtibat halindeydiler. Kilikya Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Reisi Ahmet Remzi Bey, 9 Kasım 1919’da, Niğde’ye varmıştı. Bu haber, Ankara Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Heyet-i Temsiliyesine duyurulmuştu. Müdafaa-i Hukuk Dernekleri, Sivas’taki Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti ile de ilişki içindeydi; merkez Sivas’tı. 15 Kasım 1919’da, Viranşehir’den, Sivas’taki Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyetine yollanan telde, Viranşehir Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Reisi Mahmut Bey’in, çok yararlı olduğu anlatılıyordu 35. Haberleşmelerle ilgili örneklerin sayısı pek çoktur.

    İstanbul’da, 12 Ocak 1920 tarihinde, Meclis-i Mebusan açılmış ve çalışmalarına başlamıştı. Bu yüzden, 5 Şubat 1920’de, Harbiye Nazın (Bakanı) Fevzi Bey, Ankara’daki 20. Kolordu Kumandanlığına, artık hükümet işlerine karışılmamasını, bu konuda bir tebligat çıkarılmasını yazdı36. Artık, Meclis toplanmıştı ve işler orada çözümlenecekti. 14 Şubat 1920’de ise, Sadrazam Ali Rıza, Harbiye Nezaretine yazdığı yazıda, sorunları İstanbul’daki Meclis-i Mebusanın çözeceğini, burasının her türlü millî emellerin gerçekleşeceği yer olduğunu, başka yerlerde “İrade-i milliye n*****” söz söylemeye gerek olmadığını açıkladı37. Ancak, Hacıbektaş, Diyarbekir, Muş, Silvan, Maçka’daki Müdafaa-i Hukuk-u Milliye Cemiyetleri,sulhun olmasına kadar, millî cemiyetlerin devamını önerdiler38. Nitekim, düşüncelerinde haklı çıktılar; Meclis fazla devam etmedi ve 16 Mart’ta İstanbul işgal edildi. Meclis ise 11 Nisan’da kapatıldı.

    27/28 Temmuz 1920’de, Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Heyet-i Merkeziyesi ve İdare Heyetleri hakkında bazı önemli kararlar alındı. Buna göre, bu kurullar, mülkiye memurlarının emrinde olacaktı. Bu cemiyetler “Müdafaa-i Vatan” emrinde yardımlarda bulunacak ve önemli bilgileri derhal hükümete bildireceklerdi39. 12 Ağustos 1920’de ise, Müdafaa-i Hukuk Derneklerinin bölgeleri belirlenmişti. Buna göre, Salihli ve Aydın yörelerindeki Kuva-yı Milliyenin idarelerini sağlamış olan Alaşehir, Nazilli Müdafaa-i Hukuk Heyeti idareleri için, yeni yönetimler kurulmuş ve düzenlemeler yapılmıştır.

    İzmir Heyet-i İdaresinin merkezi Afyonkarahisar ve mıntıkası Kütahya, Afyonkarahisar olacaktı. Konya merkez livası ile Uşak ve Saruhan livası da içine girecekti.

    Nazilli Heyet-i İdaresinin merkezi Burdur, mıntıkası Isparta, Burdur, Antalya, Menteşe olacaktı. Bu mıntıkalardan birer delege seçilecekti40. Böylece merkezî bütünlük sağlanmış oldu.

    Kaynak : http://www.atam.gov.tr/index.php?Page=DergiIcerik&IcerikNo=12

  8. #8
    bursali68
    Misafir..
    ULUSAL BAĞIMSIZLIK SAVAŞI BOYUNCA YARARLI VE ZARARLI DERNEKLER-7

    h) Karadeniz ‘de Kurulan Dernekler:
    Trabzon’da da, azınlıklara karşı koymak, Trabzon’u işgale karşı korumak amacı ile çalışmalar olmaktaydı. Doğu Karadeniz’in itilâfçı kesimi merkezi İstanbul’da ve şubesi Trabzon’da olan,Trabzon ve Havalisi Adem-i Merkeziyet Cemiyetini kurmuşlardı. Bu Cemiyet bir varlık gösterememiş, 28 Eylül 1919’da, Hürriyet ve İtilâf Fırkasına katılmıştı 41. Trabzon eşrafının ittihatçı kısmı, burun buruna geldikleri Rum, Ermeni tehlikesi karşısında örgütlendi ve 12 Şubat 1919’da Trabzon Muhafaza-i Hu-kuk-u Milliye Cemiyetini kurdu. Cemiyet yöneticileri, 15. Kolordu Kumandanı Kâzım Karabekir Paşa’nın kişiliğinde büyük bir destek buldular.

    Cemiyetin ilk kongresi 23 Şubat 1919’da toplandı. İlk kongrede üçyüzbin lira yardım toplandı. Seçilecek bir kurulun Fransa’ya gönderilmesi kararlaştırıldı ve bunun için İstanbul’a dört kişi gönderildi. Cemiyetin yayın organı, baş yazarlığını Barutçuzade Faik Ahmet Bey’in yaptığı İstikbal Gazetesi idi.

    Cemiyet, 1919 Nisanı başlarında sadarete çektiği telde, Paris’te toplanacak Banş Konferansına, Karadeniz Rumları adına gönderilen heyetlerin, yalan olan iddialarının dikkate alınabileceğini hatırlattı. Daha sonra, 23 Nisan 1919’da, Rize’de kurulduğu duyulan “Lazistan Selâmet-i Millîye” ve “Lazistan Tahlîsi Cemiyeti”nin kendileri ile ilgisi olmadığını, bunların para ile tutulmuş ve Gürcü çıkarlarına hizmet eden cemiyetler olduğu açıklandı.

    15 Mayıs 1919’da, İzmir’in işgali üzerine olağanüstü bir kongre yapan cemiyet, İtilâf Devletlerinin Başkanlarına ve Amerika Birleşik Devletleri Başkanına durumu protesto eden telgraflar çekti. Ayrıca, doğu illerindeki müdafaa-i hukuk derneklerine telgraflar çekip bu kongreye katılmalarını istedi. Rize, Gümüşhane, Giresun, Ordu gibi önemli yerlerde şubeler açtı. Sadaret ile İzmir’in işgali konusunda pek çok yazışma yaptı.

    Daha sonra, Trabzon Muhafaza-i Hukuk Cemiyeti, Mustafa Kemal Paşa’ya ve Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’ne karşı cephe almış ve Padişah’a bağlılığını beyan etmiş ise de, Sivas Kongresi’nden bir süre sonra, Rüştü Bey’in fırka komutanı olarak Trabzon’a gitmesi ve onun çalışmaları ile Mustafa Kemal Paşa’nın yanında yer almış ve Ferit Paşa Hükümetini düşürmek için beraber çalışmıştır. Trabzon Muhafaza-i Hukuk Cemiyetinin, neden Erzurum Kongresine ve Mustafa Kemal Paşa’ya karşı çıktığına kısaca değinelim. Cemiyetin üyeleri durumu iyice incelemişler, Cemiyetin tek başına birşey yapamayacağı anlaşılınca, Erzurum’daki Vilâyat-ı Şarkiye Müdafaa-i Hukuk-u Milliye Cemiyetinin şubesiyle birleşmişlerdir. Erzurum Kongresi’nde, üst yönetici kışıma kendileri gelemeyince üzülen cemiyet üyeleri, Trabzon’da Müdafaa-i Hukuk adıyla çalışmalarını sürdürmüşlerdir42. 11 Eylül 1919’da, Sivas’ta yapılan toplantıda, Rumeli ve Anadolu’daki bütün Müdafaa-i Hukuk Dernekleri “Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Derneği” adı altında birleştirilmişlerdi 43. Daha sonra, diğer dernekler yavaş yavaş bu derneğe katılacak ve bütünlük sağlanacaktır. Ama, biz bu katılmadan önceki derneklerin çalışmasına geri dönelim.

    ı) Kars Millî islâm Şurası:
    Yararlı derneklerden bir tanesi de, 1918’de kurulan Kars Millî İslâm Şurası olup, adı 17-18 Ocak igi9’da,Cenubî Garbı Kafkas Hükümeti Muvakkate-i Milliyesi olarak değişmiştir. Bu Cemiyet Kars, Çıldır, Batum ve civarının Ermeni ve Gürcülere verileceğinden endişe duyarak, millî bir şura kurarak, parlamenter bir yönetime geçmiştir. Bu cemiyet, Erzurum’daki “Şarkî Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti” ile de ilişki kurmuştu.

    Mustafa Kemal Paşa, İngilizleri kuşkulandırmamak için,Kars delegelerinin Erzurum Kongresi’ne katılmalarını istememiştir. İstanbul’da kurulan Karslılar Cemiyeti de Ulusal Bağımsızlık Savaşı sırasında önemli çalışmalar yapmıştır 44.

    i) Millî Ahrar:
    İstanbul’da kurulan önemli bir dernek de, Millî Ahrar Fırkasıdır. Bu Cemiyet, 4 Mayıs 1919’da İstanbul’da kurulmuş olup, manda aleyhtarıdır. 22 Mayıs 1919’da yayınladıkları beyanname ve programa göre, azınlıkların haklarına saygı gösterileceği, Osmanlıların fetihsel bir siyaset gütmeyeceği açıklanmaktaydı45. Bu Cemiyet, İzmir’in kurtarılması için de çalışmalar yapmıştır. Bir kısım üyeleri Osmanlı Mebusan Meclisine girmişler, ama, Meclisin yasallığını kabul etmeyip, Meclisin dağılmasını istemişlerdir. Daha sonra, bir kısım üyeleri, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne milletvekili olarak katılmışlardır. Millî Ahrar Fırkası, Anadolu olaylarının gelişimi karşında, partiyi kapatmış ve memleketin geleceği hakkında söylenecek sözlerin Anadolu Hükümetine ait olacağını belirtmiştir46. Böylece, ne kadar vatanperver olduklarını da ortaya koymuşlardır. 23 Kasım 1918’de kurulan Millî Türk Fırkası da Anadolu hareketine bağlı olarak çalışmıştır 47.

    Kaynak : Atatrk Aratrma Merkezi

  9. #9
    bursali68
    Misafir..
    ULUSAL BAĞIMSIZLIK SAVAŞI BOYUNCA YARARLI VE ZARARLI DERNEKLER-8

    k) Milli Kongre ve Kilikyalılar Cemiyeti:
    İstanbul’daki en büyük fırka olan Millî Kongre, 29 Kasım 1918’de kurulmuş ama, bünyesinde topladığı pek çok dernek zamanla kendisinden ayrılmıştır. Örneğin, Selâmet-i Osmaniye Fırkası, Sulh ve Selâmet-i Osmaniye Fırkası, Ahali-i İktisat Fırkası gibi48.

    İstanbul’daki “Millî Talim ve Terbiye Cemiyeti ve Müdafaa-i Hukuk-u Millet Cemiyeti” mevcut durum karşısında, milletin hukukunu koruma görevini yalnızca hükümetten beklemenin doğru olmayacağını, itilâf devletlerine bu milletin varlığını duyurmak gerektiğini savunmaktaydı. Bunun için de “elbirliği ile gidilebilecek yolu” bulmak gerektiğini ileri sürmekteydi. 22 Ekim 1918’de Cemiyet.yayınladığı bir yazıda, bu amaçlar için, başlıca fikir adamları ve yazarlarla, üniversite profesörlerini çağırıp, birlikte çalışılmasını önermiştir. Hatta, bunun için, sonraki Cuma günü Binbirdirek Mevkiinde bir toplantı yapılması karan da alınmıştır 49.

    21 Aralık 1918’de, Adana ve Mersin’in işgali üzerine, İstanbul’da Kilikyalılar Cemiyeti kurulmuş, 20 Nisan 1919’da da bunun bir şubesi Adana’da kurulmuştu. Kilikyalılar Cemiyeti, İstanbul’da kurulduğunda, Kilik-ya bölgesinde ulusal bağımsızlık konusunda tam bir fikrî hazırlık yapmamıştır. Kurucularının çoğu, eski yaşlı bakanlar ve mebuslardan oluşuyordu.

    2 Aralık 1918’de Edirne’de kurulan Trakya ve Paşeli Heyet-i Osmaniyesi, Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kurulduktan sonra da çalışmalarına yine devam etmiştir. Bu Cemiyet de, diğer cemiyetler gibi başlangıçta silâhlı bir mücadeleyi düşünmemiştir 50.

    İşin ilginç yanı, Damat Ferit Paşa Hükûmeti’nin ulusal yönü olmadığı için, kabineye, yararlı derneklerin yanı sıra, zararlı derneklerin de itirazlarda bulunduklarını görmekteyiz. 20 Temmuz 1919’da yapılan toplantıda, Hürriyet ve İtilâf, Sulh ve Selâmet, Millî Ahrar, Osmanlı Sosyalist, Sosyal Demokrat, Trabzon ve Havalisi Adem-i Merkeziyet, İzmir Müdafaa-i Hukuk-u Osmaniye, Millî Kongre, Kürt Klubü adlı dernekler, kabinenin gayr-i meşru olduğu, ulusal hakları savunamadığı, kabinenin ehliyetsiz kişilerden oluştuğu yolunda karar almışlardı M. Ulusal kurtuluş hareketine uygun olmayan davranışlara, hem Millî Kongre, hem de diğer cemiyetler karşı çıkmaktaydı. Örneğin, Paris’e gidecek olan üyelere 3 Haziran 1919’da Trabzon Muhafaza-i Hukuk Cemiyeti adına Hüseyin, Matbuat, Sulh ve Selâmet, Millî Ahrar üyeleri ve Millî Kongre adına Talha Bey itiraz etmişlerdi. Bunun üzerine Tevhid-i Efkârın sorumlu müdürü de olan Talha’nın tutuklanması ve Sinop’a sürülmesi kararlaştırılmış ama, daha sonra affedilmişti52.

    Millî Kongre Başkanı Esat Bey’in milliyetperver bir kişi olduğunu, hem Çanakkale Müstahkem Mevkii Komutanı Şevket, hem de 5. Fırka Komutanı Cemil Bey doğrulamaktaydılar 53.

    Millî Kongrenin Başkanı Esat Paşa, Müdafaa-i Hukuk Dernekleri tarafından seçimlere müdahale olduğu konusunda bir düşünceye kapılmıştı. Bunun için de Mustafa Kemal Paşa’ya bir telgraf çekmişti. Mustafa Kemal Paşa, buna 5 Kasım 1919’da verdiği cevapta, Millî Kongre’nin altmış kadar cemiyetle millet ve memleketin kurtuluşu için yaptığı toplantıya teşekkür etmiş ve Esat Paşa’nın iki sene öncesine kadar en koyu ittihatçılardan olan Teceddüd Fırkası üyelerini mebus seçtirtmek için yaptığı girişimleri hoş karşılamadığını, milletçe seçilecek mebuslara ne kendisinin, ne de dışarıdan bir kişinin itiraza hak ve yetkisinin olamayacağını, Heyet-i Temsiliyenin bu konuda bir çalışması olmadığını açıklamıştır 54.

    “Sivas / 5.11.35

    Millî Kongre kâtib-i umumiliği n***** vazülimza Esat Paşa Hazretlerine; C:3.11.35 üstü çizili (tarihli telgrafname-i âlileri vasıla-i dest-i ihtiramımız oldu) n***** vaz ‘ı imza buyurduğumuz altmış kadar cemiyetle Millî Ahrar, Sulh ve Selâmet-i Osmaniye, Ahali, İktisat ve Sosyalist Birliği siyasî fırkalarına intihab-ı mebusan ‘da mukadderat-ı millet ve memleketi bihakkın tahlise matuf maksatla tevagullerinden dolayı hassaten takdim-i teşekkürat eyleriz- Şayiat-ı mütevatire üzerine serdine lüzum gördüğümüz mütalâat bizce de pek ziyade haiz-i ehemmiyet görülmüştür. Bu gibi tevatürlerin sıhhat ve adem-i sıhhatini tebeyyün ettirmek (Üstü çizili-’henüz mümkün olamıyor) müşkül oluyor, (üstü çizili: Çünkü, filhakika vasıl-ı samimiz olan şayiat yalnız telgrafname-i aliyelerinden olduğundan ibaret bulunsaydı, kanaatte suhulet olurdu). Fakat, bir taraftan zat-ı âlinizin de güya Çiftçi Derneği namı altında İttihat ve Terakkî matlubu olan Teceddüd Fırkasının azasını (Üstü çizili: her taraftan) mebus yaptırmak için Eskişehir, İzmit, Kastamonu, Kütahya, Bursa, Trabzon, Erzurum, Sivas gibi muhitlere birçok mektuplar ve hatta memur-u mahsuslar gönderdiğiniz ve bazı zevata (Üstü çizili: doğrudan doğruya) Teceddüd Fırkasının namzet listesini (üstü çizili: yollamak evvelâ nehahat-i dünyada taayyün etmiş ve cidden) yolladığınız ve bu suretle milletin temin-i vahdetine (Üstü çizili: kâfil olmuş bulunan) hadim olan Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyetinin Teşkilât-ı Milltyesini teşevvüşe duçar etmeğe ve bu gün kendi lisanınızla takbih etmekte bulunduğunuz bir heyetin vücud bulmalarına çalışmakta olduğunuz hakkında şikâyat varid olmuştur. (Üstü çizili: Bundan başka bizzat hakk-ı âlinizde dahi teşebbüsatınızda izhar buyrulan nezahat ve safvetle gayrî kabil-i telif olacak işaat ve izahatte bulunanlar vardır. Meselâ, kirli ve temiz ittihatçılığı hayat-ı memleket için telin buyuran zat-ı âlilerinin Sıhhiye Müdüriyet-i Umumiyesinden infikak buyurduğunuz iki sene evvelisine kadar en koyu ittihatçılardan olduğunuzu ve Talat Paşa ve rüfekasının mahrem-i esrar ve efali bulunduğunuzu ve devlethanenizin müzakerat-ı mahremaneye en emin penah bulunduğu iddia ve hatta vesaik ile isbat edenler olmuştur). Milletin intihab edeceği mebusların ahlâk ve evsaf-ı lâzimeye haiz bulunmaları bittabi bizce pek ziyade şayan-ı temennidir. Ancak, bu hususta (Üstü çizili: mücerreb kimseleri zamanla tanımadığımız için doğrudan doğruya milletin safvet-i vicdan ve dimağına terk etmeyi lüzumlu bulduk) hiç kimseyi tavsiyeyi kendimizde bulmadık. Binaenaleyh, bu surette milletin müntehibleri olacak mebuslardan mürekkep heyete ne dahileri ve ne de haricen hiç kimsenin itiraza hak ve salâhiyeti olamaz. Bazı mebus namzetlerinin Kuva-yı Milliye’den mükteseb tesirat dahilinde intihablanmn teminine çalıştıkları muhtaç-ı teyittir. Heyet-i Temsiliye ‘nin hiçbir yerde mümessili mevcut değildir. Mevcut olmadığından bu babdaki istihbaratınız doğru değildir. Bu haberi verenlerin muradı Müdafaai Hukuk Cemiyetine mensup olan herhangi bir zatın veya efradın intihab-ı mebusunda kanunen kendilerine bahş olunmuş hakkı veya vazifeyi her ferd-i millet gibi istimal eylemekte olmaları ise, bu pek tabiîdir. İntihab-ı mebusan hakkındaki beyannamemizin bahseylediği itimadın teyit ve tahakkuku için bizden efale intizar buyruluyor ise bundan mazur olduğumuzu arza müsaadenizi rica eyleriz. Çünkü, teklifinizi ifa etmek için intihabata fiilen müdahale etmek lâzımdır. Halbuki, cemiyetimiz bir fırka-i siyasiye olmayıp, bilcümle fırkaların içtihadatına hürmetkar ancak, muayyen maksatlar için milletin vahdetini temine matuf bulunduğundan intihabata bilhassa fiilen müdahale halinde bir tarafı iltizam ve diğer tarafla muaraza eylemeyi kabul (Üstü çizili: etmek icap edecektir ki menafi-i memleket ve millete münafidir) etmek bu da cemiyetin gayesine münafidir.

    Hükûmet-i hazıra dahi cemiyetimizin mebusan intahabatına fiilen müdahale etmemesinde isabet görerek bu hususu heyetinizden talep eylemiş ve o yolda taahhüt edilmiş olması da cemiyetimizi bundan bir kere daha men etmiş bulunuyor. Binaenaleyh, mebusanın şöyle ve böyle intihab edilmekte bulunmasından vücuda gelecek Meclis-i Mebusanın şunun veya bunun hoşuna gidip gitmeyeceğinden dolayı cemiyetimiz bir guna mesuliyet kabul etmez.

    Mebus intihabatında milleti irşâd etmek için bilcümle siyasî fırkaları meydan-ı faaliyet küsadedır. Böyle bir faaliyeti mesruya mümanaata kalkışanlar olursa, o gibiler hakkındaki hükümet-i seniyyeyi icabat-ı kanuneyi tatbikten kimse men edemez.

    Cemiyetimizin n***** gayri kanunî efal ve mudahalatta bulunanlar mevcut ise, bu gibilerin nerede ve ne türlü efali gayri kanuniyede bulunduklarını madde tasrihi halinde cemiyetimizce tedabir ittihazında teehhür edilmeyeceğine emniyet buyrulmaktadır.

    Maahaza, telgrafhame-i âlileri ile maruz cevapnamemiz umumca ıttıla usul-ü tenvir-i efkâra medar olacağından her ikisinin Payitaht Matbuatına tevdi buyrulması rica ve buraca nesr ve tamim olunacağı arz olunur efendim.

    Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti
    Heyet-i Temsiliyesi n*****
    M. Kemal

    Bu arada, Erzurum Kongresinden sonra Sivas’ta da bir kongre yapılması için hazırlıklar hızlandırılmıştı. Bu kongre, Erzurum Kongresi gibi sınırlı olmayacak, bütün vilâyetleri kapsayan bir kongre olacaktı. Ancak, Erzurum Kongresi’nde olduğu gibi, hükümet tarafından bunun da yapılmaması ve bu konudaki haberlerin etrafa dağıtılmaması için tedbirlerin alınacağı da belliydi. Bunun için, Ali Fuat Paşa tarafından grev yapılması önerilmişti. 20. Fırka Komutanı Ali Fuat Paşa, 15. Kolordu Komutanına, 21/ 22 Ağustos 1919’da çektiği telde, “Evvelce bildirdiğim gibi, Erzurum Kongresine ait tekmil muhaberat ve beyanname, hükümet tarafından her mahalde alınmış ve hiçbir kimseye verilmemişti” demekteydi55. Fuat Paşa, yine, 15. Kolordu Komutanlığına çektiği, 25 Ağustos 1919 tarihli telde, Erzurum’dan sonra yapılacak olan Millî Kongre’nin (Sivas Kongresi’nin) Eylül başında yapılabileceğini, Sivas’ta yapılacak bu kongrenin beyannamesinin de Erzurum Kongresi gibi, İstanbul Hükümeti tarafından engellenmesini önlemek için harekete geçilmesi gerektiğini, kendi mıntıkalarında grevin yürütülebilineceğini, durumun civar mıntıkalara da bildirildiğini duyurmuştu 56.

    “Ankara’dan 25.8.35 Suret

    Onbeşinci Kolordu Kumandanlığına,

    Cevap-17.8.35 şifreye: I-Millî Kongre’nin Eylül iptidalarında akdedileceğini tahmin ediyorum. Bu kongre beyannamesinin Erzurum Kongresi misilli hükümetçe gizlenmesine mâni olabilmek için teklif buyrulan grevin icrası pek mühimdir. Böyle bir grevin mıntıkamın mühim merakizlerinde icrası mümkündür. Civar mıntıkamıza da bildirilmiştir. Alınacak cevap arz edilecektir. Vaziyet aynen kalır ise, grevin dünkü tarihinde icrasının münasip olacağından işarı rica olunur.

    20. Fırka Kumandanı Ali Fuat”.

    Sivas Kongresi (4-11 Eylül) yapılmış ve başarıyla sonuçlanmıştır. Bu arada İstanbul’daki Millî Kongre Başkanı ile Mustafa Kemal Paşa arasındaki anlaşmazlık sürmektedir. İçerisinde elli bir derneği barındıran, ilk olarak “Millî Talim ve Terbiye Cemiyeti” adıyla kurulan ve ilk toplantısını, 29 Kasım 1918’de yapmış bulunan Millî Kongre Fırkasının 57 Başkanı Esat Paşa ile Mustafa Kemal arasındaki anlaşmazlık, az önce bahsettiğimiz, İstanbul’da kurulacak olan Meclis-i Mebusan nedeni ile ortaya çıkmıştır. 2 Ekim 1919’da istifa eden Ferit Paşa Kabinesinin yerine kurulan Ali Rıza Paşa Kabinesi, 9 Ekim’de, seçimlerle ilgili beyannameyi yayınlamış, illerde seçimlerin başlamasını duyurmuştu. Göz Doktoru Esat Paşa, hem Mustafa Kemal Paşa’ya, hem de komutanlara seçimlere müdahale edildiği yolunda telgraflar çekmiştir. Oysa, Mustafa .Kemal Paşa, gördüğümüz yüzlerce belgeye göre, Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin üyesi olduklarını belirterek, mebus olmak için başvuranlara, cemiyetin seçimle ilgisi olmadığını yazmıştı. Esat Paşa, 3. Fırka Erkân-ı Harbiye Reisi Ahmet Zihni’ye de seçimlere müdahale olunduğu yolunda itirazda bulununca, Zihni Bey 7 Kasım 1919’da, Kâzım Paşa’ya bu konuda bir telgraf çekmek gereğini duymuştur 58.

    “7.11.35. Erzurum Mevki-i Müstahkem Kumandanı Miralay Kâzım Beyefendiye Göz Tabibi Esat Paşa Müdafaa-i Hukuk Cemiyetini intihabata müdahale ile itham eder suretinde telgraf çekti. Cevab-ı sedasını aldı. İrade-i Millîye ile bu neşr olunacak. Esat Pasa, kendi telgrafını İstanbul’da gazetelere vermiş. Bu haris ve budala herifin tamamen mahiyetini meydana koymak için Erzurum’a, Teceddüd Fırkası n***** gönderdiği evraktan, mektuplardan icap edenler alınacağı cihetle Kâzım Paşa’ya da istirham ile ve yeni vechle elan buraya gönderilmemiş olan bu evrakın, teşrif ederlerken beraber getirmeği unutmamalarını temin buyursanız-Hassaten unutulmamasına (bir kelime silik) Kapıdan Paşamız selâm ve ihtiram ediyor. Husrev.

    3.Fırka Erkân-ı Harbiye Reisi Ahmet Zihni”.

    Görülüyor ki, Esat Paşa, Meclis-i Mebusan’a girmek istemekte ve bu konuda Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’ni seçime müdahale ile suçlamaktadır. Hiç şüphesiz Millî Kongre’nin kuruluşunda Esat Paşa’nın rolü inkâr edilemez. Kendisinin siyasî hayata devam etmek istemesini olağan karşılamak gerekir. Ancak, daha sonra, İstanbul’daki meclise katılmak için giriştiği teşebbüsler sırasında Müdafaa-i Hukuku suçlaması yerinde değildir.

    İstanbul’un işgali üzerine mebusların tevkifi de başlamıştı. Bu arada yalnızca milletvekilleri değil, diğer vatanperverler de tutuklanmakta idi. Bunların bir kısmı da Anadolu’ya kaçmağı başarmışlardı. Kâzım Karabekir Paşa’nın, 29 Mart 1920’de Heyet-i Temsiliye’ye çektiği telden anladığımıza göre, 25 Mart 1920’de, İstanbul’dan hareket eden bir yolcudan alınan habere göre, süngülü İngiliz askerleri tarafından evine girilerek çıkarılan, Göz Doktoru Esat Paşa, yollarda kelepçeler ile götürülürken çok dövülmüş ve bundan sonra da üzüntüsünden ölmüştür. Ancak biz, Esat Paşa’nın ölmediğini, fakat, Kütahya’ya sürgüne gönderildiğini de bilmekteyiz. Yine bu telde, yirmisekiz milletvekilinin tutuklandığını, pek çoğunun da tutuklanmak üzere olduğunu öğrenmekteyiz 59.

    Kaynak : http://www.atam.gov.tr/index.php?Page=DergiIcerik&IcerikNo=12

  10. #10
    bursali68
    Misafir..
    ULUSAL BAĞIMSIZLIK SAVAŞI BOYUNCA YARARLI VE ZARARLI DERNEKLER-9

    l) İstanbul Müdafaa-i Milliye Demekleri:
    Bu arada İstanbul’da kurulan Müdafaa-i Milliye Teşkilâtından (M.M.G) da bahsetmekte yarar vardır. 1920’de kurulan bu toplulukları iki kısımda toplamak mümkündür. Müsellâh (Silâhlı) Müdafaa-i Millî Grubu’nun amacı, Anadolu’ya silâh kaçırmaktır. Müdafaa-i Millîye Grubu ise, Anadolu’ya silâh kaçırmak yanında, yabancı kuvvetler, muhalif parti ve kuruluşlar, vatan hainleri hakkında da Anadolu’ya bilgiler vermektedir. 1919’da kurulan İstanbul Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti ise, Erenköy’de bağımsız kuva-yı milliye heyetini de kurmuştur 60.

    m) Karakol Cemiyeti:
    Millî bağımsızlık savaşında, en çok sözü edilen derneklerden birisi de Karakol Cemiyeti’dir. Bu dernek, ulusal bağımsızlık savaşının başlarında Anadolu’ya epey yardım yapmıştır. Ancak, daha sonra, Rus temsilcileri ile konuşmaları, Anadolu’yu kendilerinin temsil ettiklerini söylemeleri, ulusal savaş için tehlike teşkil etmiştir. Karakol Cemiyeti’ni kuranların, az çok Rus İhtilâlinin etkisinde kaldıkları, beyannamelerinin 3. maddesinde de görülmektedir. Mustafa Kemal Paşa, bu yüzden Cemiyetin kapatılması için büyük bir çaba sarf etmiştir. Hatta, bu cemiyet için “Herkesi asmakla korkutarak, bilinmeyen bir takım komutanların buyruklarına uymaya zorlamak çok tehlikeli idi. Gerçekten de, orduda görevli herkes de hemen bir korku ve birbirlerine karşı güvensizlik başladı” diyerek bu konudaki düşüncelerini dile getirmiştir 61.

    15. Kolordu Kumandanı, 17.8.1919’da, 3. Fırka Komutanlı’ğına çektiği telde, Karakol Cemiyeti’nin talimatnamesinin kendilerine geldiği ve bunun kapsamı millî emellere uygun ise de, teşkilâta “Ordu’nun ihlâli haline” göredir demekteydi. Karakol Cemiyeti Talimatnamesi, çeşitli yerlere gönderilmiş idi62. Az önceki telde, nizamnamenin, İzmir ya da İstanbul’un bir tehlikeye düşmesi ihtimaline karşı ihtiyat için İstanbul tarafından yapılmış olmasının ihtimal dahilinde olduğu açıklanmış ve “Mıntıkamızda, ordu teşkilâtımız payidar olduğu gibi millî teşkilât ayrıca olduğundan bittabi bu talimatın yalnız berayı malûmat bilinmesi kâfidir” denilmekteydi 63. Görülüyor ki, Karakol Cemiyeti’ne ordu kademelerinde de hiç iltifat edilmemiş, talimatın bilgi niteliğinde kabul olunması ile yetinilmiştir. Bu cemiyetin kendini Anadolunun tek temsilcisi görmesi ve Ruslarla anlaşmaya kalkması da, Mustafa Kemalce hoş karşılanmamıştı.

    20. Kolordu Komutanı Mirliva Ali Fuat ise, 21-22.8.1919’da, 15. Fırka Komutanı’na çektiği telgraflarda “Karakol Cemiyeti Talimatnamesinden evvelce birçok nüsha gelmişti. Tevzi’i muvafık görülmeyerek hıfz edilmiştir” demekteydi64. Daha sonra ise, bu cemiyetin kapatılması için çalışmalar hızlandırılmış ve Cemiyet’in tehlikeli olmaya başladığı açık açık ifade olunmuştur 65. Görülüyor ki, başlarda yararlı olan Cemiyet, sonraları zararlı hale gelmiştir. Mustafa Kemal’i çok uğraştırdığı, herkesde korku ve dehşet yarattığı için, bu cemiyeti ilk başlangıç için yararlı kabul etsek ve Anadolu’ya millî kuvvetlere silâh kaçırdığını belirtsek bile, sonradan zararlı hale geldiğini de belirtmek gerekir.

    Kaynak : http://www.atam.gov.tr/index.php?Page=DergiIcerik&IcerikNo=12

1. Sayfa, Toplam 2 12 SonSon

Benzer Konular

  1. Türkiyedeki Dernekler
    dogangunes Tarafından Super Rehber Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 11-12-2011, 07:41 AM
  2. Atatürk'ün Bağımsızlık konulu özdeyişleri
    simqe Tarafından Mustafa Kemal Atatürk Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 04-03-2010, 02:36 PM
  3. İlginç Dernekler
    Affrodit Tarafından ilginç konular Foruma
    Yorum: 5
    Son mesaj: 07-09-2007, 01:19 PM
  4. Nutuk'tan Ya Bağımsızlık Ya Ölüm
    dogangunes Tarafından Mustafa Kemal Atatürk Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 19-05-2007, 03:33 PM
  5. Nane çayı Hem yararlı ,Hem zararlı:)
    YukseLL Tarafından Alternatif Tıp Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 24-02-2007, 02:45 PM
Yukarı Çık