2. Sayfa, Toplam 2 BirinciBirinci 12
Gösterilen sonuçlar: 11 ile 19 Toplam: 19

Ulusal Bağımsızlık Savaşı Boyunca Yararlı ve Zararlı Dernekler

Bilim ve Astronomi Kategorisinde ve Tarih Forum'u Forumunda Bulunan Ulusal Bağımsızlık Savaşı Boyunca Yararlı ve Zararlı Dernekler Konusunu Görüntülemektesiniz, Konu içerigi Kısaca ->> ULUSAL BAĞIMSIZLIK SAVAŞI BOYUNCA YARARLI VE ZARARLI DERNEKLER-9 n) Kadınların Kurdukları Dernekler: İstanbul ve Anadolu kadınları da, bağımsızlık savaşı boyunca

  1. #11
    bursali68
    Misafir..
    ULUSAL BAĞIMSIZLIK SAVAŞI BOYUNCA YARARLI VE ZARARLI DERNEKLER-9

    n) Kadınların Kurdukları Dernekler:
    İstanbul ve Anadolu kadınları da, bağımsızlık savaşı boyunca örgütlenmişler, yurdun savunması ve bağımsızlık amacıyla maddî ve manevî bakımdan Türk erkeğinin yanında yer aldıkları gibi, yurt dışındaki itilâf devletlerinin temsilcilerine millî davayı anlatan telgraflar çekmişlerdir. Bunun için Türk kadınları Müdafaa-i Hukuk Dernekleri kurarak örgütlenme yoluna gitmişler ve bunda da çok başarılı olmuşlardır. Biz ilk olarak bu konuda İstanbul’u ele almak istiyoruz.

    24 Kasım 1918’de, İstihlâs-ı Millî Kadınlar Cemiyeti, Türklerin Avrupa’da hukukunu korumak ve Türklerin lehinde propoganda yapmak için Newyork, Londra, Paris ve Roma’ya iki kadın ve bir erkekten oluşan bir heyet gönderileceğini açıklamıştı. Bu Cemiyet, bu konuda basın mensupları ile sohbetler de yapmıştı. Sonunda, Ermeniler, Rumlar propoganda yaparlarken, Türklerin hukukunun korunması için, bu heyetin kurulması yerinde görülmüştü. Erkek üye, yeni kurulan Vatan Cemiyeti’nden seçilecekti. Müdafaa-i hukuk dernekleri, Anadolu’daki Türk kuvvetlerine para göndermek, mesaj iletmek, mitingler yaparak işgali kınamak, bu konuda İstanbul Hükümetine ve Avrupa devletlerine protestolar çekmek gibi görevleri yerine getirmekteydiler66. 8 Mayıs 1921 tarihli Hâkimiyet-i Milliye’de Sevr gazetesi’nden naklen, İstanbul kadınlarının uzun bir mektubu yayınlanmıştır. Türk kadınları bu mektupta, Sevr Antlaşması ile Osmanlı saltanatına, Türk vatanına ve milletine hücum edildiğini açıklamakta ve yardım istemekteydi67.

    Anadolu kadın derneklerinin çalışmaları ise daha yaygındır. Anadolu Kadınları Müdafaa-i Vatan Derneği’nin Sivas’taki ve diğer yerlerdeki şubeleri, Anadolu ile ilgili haberleri, Anadolu Ajansı vasıtasıyla öğrenmekteydiler. Bununla ilgili olarak elimizde pek çok belge mevcuttur68.

    Anadolu’daki kadın derneklerinin en önemlisi ve faal rol oynayanı şüphesiz Sivas Kadınları Müdafaa-i Vatan Derneği’dir. Bu cemiyet henüz kurulmadan ve Atatürk Sivas’tan ayrılmadan önce, Sivas’ta kadınlar toplanmış, 28 Kasım 1919’da, İstanbul’a çektikleri protesto telgrafında “Erkeklerimizle bir safta, mağlup vatanımızı, istiklâlimizi, din ve namusumuzu korumak” için her türlü fedakârlığa hazırız demişlerdi 69. Sivas’taki Anadolu Kadınları Müdafaa-i Vatan Cemiyeti, 7 Aralık 1919’da kuruluşu için Sivas Valiliğine dilekçe vermiş, 9 Aralık 1919’da Sivas Valisi Mehmet Reşit, Cemiyetin yürürlükteki yasalara uygun olduğunu bildirmiş ve Cemiyet de 12 Aralık 1919’da, kurulduğunu Mustafa Kemal’e iletmişti. O da, 12 Aralık 1919’da, Sivas hanımlarına bu girişime ilk başlayan kişiler olmaları nedeni ile teşekkür etmişti. Sivas Kadınları Müdafaa-i Vatan Derneği Başkanı Melek Reşit ve kâtibe Şefika hanımlar, vilâyetlere ve kazalara, 15 Aralık 1919’da Cemiyet’in kurulduğunu, diğer yerlerde de kadın derneklerinin kurulması için gerekli girişimlerin yapılmasını duyurmuşlardı. Daha sonra, Sivas’ta çalışmaya başlayan Anadolu Kadınları Müdafaa-i Vatan Cemiyeti, yurdumuza ve milletimize karşı yapılan haksızlıkların düzeltilmesi amacıyla İstanbul Hükümetine, İstanbul’daki İtilâf Devletlerinin temsilcilerine, Avrupa’daki yabancı devlet başkanlarına protestolar yollamış ve yurdun bir an önce kurtarılması için çalışmalar yapmıştır. Mustafa Kemal ile bu Cemiyet arasında pekçok yazışma olmuştur 70.

    Sivas’taki bu dernek, başta Sivas’ın kazaları olmak üzere, yurdun her köşesine, kadın dernekleri kurulması için telgraflar çekmekteydi. Bunun etkisi hemen görüldü. 24 Aralık 1919’da, Konya Kadınları Müdafaa-i Vatan Cemiyeti kuruldu. Bu cemiyet, 4 Ocak 1920’de, Konya Şerafeddin Camisinde bir toplantı yaptı71. Ancak, elimizdeki bir başka belge, Konya kadınlarının, 8 Ocak tarihinde Şerafeddin Camisinde toplandığını ortaya koymaktadır. Belki bu ikinci bir toplantıdır. 8 Ocak 1920’de, Konya’daki bu derneğin üyeleri-sayıları beşbinden fazla olarak- Şerafeddin Camisinde toplanmışlar, ulusal bağımsızlığın kazanılması konusunda karar almışlar, şehitlerin ruhuna fatihalar armağan etmişlerdi. Aynı gün, 12. Kolordu Kumandanlığına çektikleri telde, aldıkları kararların sulh konferansına ulaştırılmasını istemişlerdi. Bu telde, Adana ve İzmir’de millete yapılan tecavüzler ve feci olaylardan duyulan üzüntüler, Türk ve Müslümanların uğradığı zulümler karşısında susulmaması, yüzyıllardır hür yaşamış bir millet olarak kendilerine haklarının verilmesini ve Wilson Prensipleri’nin kendilerine uygulanmasını dile getirmişlerdi72. 12. Kolordu Kumandanı Fahrettin ise, Konya’daki cemiyetin isteklerini hem mektupla, hem de tel ile Harbiye Nezaretine bildirmişti73.

    “Harbiye Nezareti Celilesine,
    Konya. 9.1.36

    9.1.36 tarih ve bilâ-numaralı telgrafla arz edilen Anadolu Kadınları Müdafaa-i Vatan Cemiyeti Konya Merkezi n***** hanımlardan mürekkep bir heyetin ita eylediği beyannamenin suretinin leffen tekdim edildiği maruzdur.

    12. Kolordu Kumandanı
    Fahrettin”.

    Sivas’ta da, Numune Mektebinde, 2 Şubat 1920 Cuma günü Müdafaa-i Vatan Cemiyeti tarafından bir konferans düzenlenmişti. Saat beşte verilecek olan bu konferansa, sivillerin yanı sıra subayların da katılmasına izin verilmişti74. 6 Şubat 1920’de, Sivas Kadınları Müdafaa-i Vatan Cemiyeti yaptığı genel toplantısında, vatanın kurtarılması için çeşitli yerlere protesto telgrafları çekti.

    Artık çeşitli yerlerde Müdafaa-i Vatan Dernekleri kurulmaya başlamıştır. 7 Şubat 1920’de Niğde’de Niğde Anadolu Kadınları Müdafaa-i Vatan Cemiyeti kurulduğu gibi, aynı tarihlerde Erzincan’da, Kayseri’de, Amasya’da, Pınarhisar’da, Yozgat’ta, Burdur’da, Kangal’da kadınlar Müdafaa-i Vatan Cemiyetlerini kurmuşlardı75. Sivas’taki dernek, para toplayarak Türk Ordusuna gönderdiği gibi, diğer kadın dernekleri de orduya para ve malzeme yardımı yapmaktaydılar.

    Vatanın kurtarılması için yalnızca siyasî dernek kurmak yeterli değildi. Ayrıca, buna bağlı olarak askerî teşkilât da kurmak gerekliydi. Bunun için de, bu siyasî dernekler, askerî teşkilât kurma hazırlıkları da yapmışlardır. Batı Anadolu’da ilk kez kurulmuş olan, Kuva-yı Milliyeyi destekleyen bu derneklerin, bir bütün haline gelmeleri, bütünleşmeleri sonucunda, Ulusal Bağımsızlık Savaşı bir bütünlük kazanacaktır. Bunu da, Mustafa Kemal Paşa gerçekleştirecektir. İstanbul Hükümeti, gerek yöresel derneklere, gerekse Mustafa Kemal Paşa’nın liderliği altında bir araya gelen ve Rumeli ve Şarkî Anadolu Müdafaa-i Hukuk-u Milliye Derneğine, Ulusal Kurtuluş Savaşı yolunda çalışma yapanlara karşıdır ve bu çalışmaları yok etmek için çalışmalar yapmaktadır.

    Daha önce de belirttiğimiz üzere, Mustafa Kemal Paşa, Samsun’a ayak bastığı anda bile, halkın teşkilâtlanmalara doğru gittiğini ve kurtuluş için teşkilâtlar kurulduğunu görmüş ve Türk halkına inanmıştır. Bu yüzden de, Amasya Genelgesinde (22 Haziran 1919), milletin bağımsızlığını, yine milletin azim ve kararının kurtaracağını belirtmiş ve kendisinin de milletin bağrında kalıp, çalışmalara devam edeceğini İstanbul’a duyurmuştur.

    Mustafa Kemal Paşa, bütün dernekleri bir araya toplama yollarını aramaya başlamış ve bunu Sivas Kongresi ile gerçekleştirmiştir. Türk halkı, Anafartaların unutulmaz kumandanı Mustafa Kemal Paşa’ya inanmakta ve onun liderliği altında süratle toplanmakta, Ulusal Bağımsızlık Savaşına malıyla, canıyla katılmak için, âdeta böyle bir önderi beklediğini hareketleriyle belli etmektedir. Nitekim, 23 Nisan 1923’te, Türkiye Büyük Millet Meclisi kurulduktan sonra, bütün hareket tek bir elden, tek bir dernek tarafından yürütülmeye başlamış, bütünlük sağlanmıştır. Ankara’da kurulan hükümet, İstanbul’daki millî mücadele grupları vasıtasıyla, zararlı dernekleri ve Ulusal Kurtuluş Savaşına aykırı hareket edenleri öğrenecek ve bunları yok etmek için çalışmalar yapacaktır. Nitekim, zararlı cemiyetlerden, 1917’de kurulmuş olan Osmanlı Sulh ve Selâmet Fırkası, Anadolu’da örgütlenmiş ama, Ankara Hükümeti durumu öğrenmiş, bu cemiyetin Ankara’ya gelmiş olan üyelerini tutuklamıştır 76. Şüphesiz, Ulusal Bağımsızlık Savaşı kolay kazanılmamıştır. Ankara Hükümeti bu başarıyı elde etmek için dış düşmanlarla uğraşırken, Anadolu’da da zararlı dernekler ve onların yıkıcı hareketlerine katılan, aldatılmış, halifeye bağlı, cahil ve çıkarcı dernek ve mensupları ile de uğraşmak zorunda kalmıştır.

    Kaynak : http://www.atam.gov.tr/index.php?Page=DergiIcerik&IcerikNo=12

  2. #12
    bursali68
    Misafir..
    ULUSAL BAĞIMSIZLIK SAVAŞI BOYUNCA YARARLI VE ZARARLI DERNEKLER-10

    B) GÜDÜMLE (MANDA) İLE İLGİLİ DERNEKLER:

    a) İngiliz Muhipleri Derneği:
    İngiliz desteğini sağlayarak vatanın bağımsızlığının elde edileceğini sananlar, İngiliz Muhipleri Derneğini kurmuştu. Bu derneğe Damat Ferit Paşa, Sait Molla gibi önemli kişiler de girmişti. Derneğin dış görünüşü İngiliz desteğini sağlamak, gizli görüşü ise, ayaklanmalar yaratarak, ulusal bilinci işlemez kılmak, yabancı devletlerin müdahalesini sağlamaktı. Yayın organları, Yeni İstanbul gazetesidir. Mesuliyet, Peyam-ı Sabah da Cemiyeti desteklemektedir. Cemiyet, İngilizlerden para da almaktadır 77.

    23 Mayıs 1919’da, Sait Molla imzasıyla, belediye reislerine telgraf çekilmiş, İstanbul’da İngiliz Muhipleri Cemiyeti’nin kurulduğu ve İstanbul’un bu tek kurtuluş yolu etrafında toplandığı, İngiliz taraftarlığı ve onların yardımlarının istenmesi ve hükümete, gazetelere bu konuda telgraflar çekilmesi istenmişti. Bu hususlar, 24 Mayıs 1919’da, Dokuzuncu Ordu Müfettişliğine derhal iletilmişti78:
    “Zata mahsusdur.
    Erzurum. 24.5.35Samsun ‘da Dokuzuncu Ordu Müfettişliğine,

    23.5. tarih ve Sait Molla imzasıyla belediye reislerine gelen telgrafda, İstanbul’da İngiliz Muhipleri Cemiyeti tesis ettiğini ve vilâyetin dahi bu yegâne selamet ve necabet yoluna sâlik olduklarını ve İngiliz Muhip ve taraftarlığı hususundaki hayat-ı fevkalâde-i umumiyelerini ve İngiliz müzaheretini talep etdiklerini bilaistisna tekmil mümessillere ve hükümet ve gazetelere derhal telgrafla işar edilmesi talep olunuyor. İstanbulca böyle birşey yapılmış mı ve her tarafa yaptırılacağı emir ve işari maruz mudur.

    XV. Kolordu Komutanı”.

    Mustafa Kemal Paşa, Sait Molla’nın çalışmalarını yakından izlemekte ve gerekli tedbirleri almaktaydı. Mustafa Kemal Paşa, 28 Mayıs 1919’da, Erkân-ı Umumiye Reisi Cevdet Paşaya çektiği telde, beş gün önce Sait Molla’nın belediye reislerine çektiği tele değinmiş, milletçe bütün devletlere karşı bağımsızlık için mücadele verildiği bir sırada, büyük devletlerden birine sarılmanın doğru olmadığını vurgulamıştı79:

    “Şifre no. H.6
    28.5.35
    Erkân-ı Harbiye-i Umûmiye Reisi Cevat Paşa Hazretlerine,

    Beş gün evvel, Sait Molla imzasıyla, umum belediye reislerine tamimen gelen bir telgrafnamede her tarafta İngiliz Muhipleri Cemiyeti teşkiliyle İngiliz müzaheretini talebe davet ediyordu. Bunun üzerine bazı vilâyattan acizlerine vuku bulan istizahda milletin yek-vücûd olarak bütün devletlere karşı muhafaza-i istiklâliyete çalışması lâzım geldiği bir sırada, düvel-i muazzamadan yalnız birine sarılmak, ne dereceye kadar temin-i maksad edebileceği kaydedilmekteydi.

    M. Kemal”.

    İngiliz Muhipleri Cemiyeti Anadolu’da bazı yerlerde kuvvetlenmekteydi. Örneğin, Ankara Valisi Muhittin Paşa, Ankara’da bu cemiyetin kuvvetlenmesi için büyük çaba harcamaktaydı. Bu cemiyete karşı, Ankaralı bazı vatanseverler “Azm-i Millî Cemiyeti”ni kurdularsa da, Ankara Valisi bu cemiyetin gelişmesine izin vermedi. 9 Ağustos 1919’da, Ankara Valisi Muhittin Paşa “Padişahın ve Hükümetin İngiliz mandasını kabul ettiğini” söyleyerek, memurları bu cemiyete sokmak istedi ise de, Ankara’da başarılı olmadı. Bu cemiyete girenler de hatalarını anlayarak çıkmakta idiler. İngiliz Muhipleri Cemiyetine giren vatanseverlerden Ziya Bey de, hatasını anlayarak bu cemiyetten çıkmıştır. Heyet-i Tahkikiye görevi ile Erzurum’a gelen Ziya Bey, İngiliz Muhipleri Cemiyetinde iken, İngilizlerin Osmanlı egemenliğini ortadan kaldırmak ve memleketi bir hidivlik gibi kendilerine bağlamak ve memleketi birkaç hükümet arasında taksim etmek fikrinde olduğunu anladı ve fikrini değiştirdi. 31 Ağustos 1919’da, Trabzon Mevki Komutanlığına yazılan cevapta, Trabzon Belediye Reisine, İngiliz Muhipleri Cemiyeti adına birkaç nüsha verildiği ve cemiyet lehinde konuşulduğu, bunu yapanların şimdi pişman oldukları, İngiliz Muhipleri Cemiyeti için yapılan propagandanın, iktidarda bulunan birkaç kişi tarafından olayı incelemeden ortaya atılan bir hareket olduğu, böyle bir cemiyetin “teşekkülü ve teesssüsü ancak tarafeynin aynı hukuk ve salâhiyete malikiyeti her hususun müsavat ve samimi bir muhabbetin mevcudiyeti ile kabil ve bu gibi şerait mevcut olmadığından, milleti kendi eliyle esarete almak için kurulmuş bir tuzak olduğu” ve bu gibi “Milletin kendi kendine intiharı demek olan şeylerin Trabzon muhitine” sokulmaması açıklanmaktaydı80. Görüldüğü üzere, hükümet İngiliz tarafını tutmakta ve İngiliz Muhipler Cemiyeti üyelerinden olan bazı kişileri vali olarak atamak yoluna gitmekte ise de, bunda başarılı olamamaktadır. Ankara Valisi gibi, Konya’daki Suphi Bey de İngiliz Muhipleri Cemiyetinin üyelerinden ise de, halk ve Kuva-yı Milliye Cemiyete karşı olduğu için bu Cemiyet genişleyip, kuvvetlenmemiştir.

    Sarayın fikirleri, Alemdar gazetesi ile etrafa yayılacaktı. Sait Molla, sarayın adamı olup, aynı zamanda İngiliz Muhipleri Cemiyetinin de üyesi olan gerici bir şahıstı. Saray, onun dinsel durumundan yararlanmak istiyordu. Nitekim, 20 Ocak 1921’de, Sait Molla’ya yazı yazdırmak ve sarayın fikirlerini halka yaymak amacıyla, günlük olarak çıkacak gazetelerden birinin elde edilmesi için girişimlerde bulunulmuş ve Alemdar çıkarılmak istenmişti. Ama, Fransız ve Osmanlı sansür heyetinin, Alemdar’ın çıkmasına henüz izin vermedikleri de rivayet olunmaktaydı81. Fransa’nın buna izin vermeyişini olağan karşılamak gerekir. Çünkü, İngiltere ve Amerika ile ilgili dernekler olduğu halde, Fransızlar ile ilgili dernek kurmak için hiçbir çalışma yoktu. Osmanlı Sarayı, İngiliz İmparatorluğu içinde pek çok Müslüman yaşadığı için, İngiltere’nin, Osmanlılar lehinde hareket edeceğini umuyordu.

    Kaynak : http://www.atam.gov.tr/index.php?Page=DergiIcerik&IcerikNo=12

  3. #13
    bursali68
    Misafir..
    ULUSAL BAĞIMSIZLIK SAVAŞI BOYUNCA YARARLI VE ZARARLI DERNEKLER-11

    b) Wilson Prensipleri Demeği:
    Amerikan güdümünü isteyenler ise, Amerika’nın Türkiye’ye uzak olduğunu, Amerika’nın Osmanlılara şimdiye kadar hiçbir zararının dokunmadığını, Amerika’nın himayesine aldığı yerleri refaha kavuşturduğunu düşünüyorlardı. Amerikan mandasını isteyen aydınlar, Wilson Prensipleri Cemiyetini kurmuşlar ve bu cemiyetin üyeleri Wilson’a bir de muhtıra yollamışlardı82. Bu cemiyete mensup aydınların bir kısmı sonradan Ulusal Bağımsızlık Savaşına katılmışlardır. Amerikan mandası konusu, daha sonra Erzurum ve Sivas Kongresinde de konuşulmuş, sonra reddolunmuştur. İstanbul’daki bazı partiler de, Wilson Prensiplerine inanmakta ve Amerikan yardımını arzu etmekteydiler. Örneğin, Selâmet-i Amme Heyeti, Sulh ve Selâmet-i Osmaniye Fırkası, Vahdet-i Milliye gibi.

    Bu dernekler vasıtasıyla tam bağımsızlığın sağlanması olanaksızdır. Ancak, bu derneklere girenlerden Wilson Prensipleri Cemiyetine mensup olanların bir kısmı, vatanın bu şekilde kurtulacağına samimi olarak inanmış ve daha sonra Ulusal Bağımsızlık Savaşına da katılmış kişilerdir. Milletin tam bağımsızlığa kavuşması, her yönden tam bağımsızlığın elde edilmesi ile, yani bir başka devletin himayesine girmeden sağlanabilinirdi. Bu yüzden Atatürk, bağımsızlığın tam olarak elde edilmesini, bunun ise millet tarafından sağlanabileceğini belirtmiş ve bir milletin gölgesi altında yaşamaktan ise yaşamamak daha iyidir tarzında bir ifade ile bunu ortaya koymuştur.

    Bu anlattıklarımızdan anlaşılan gerçek şudur. Vatanın toprakları işgal edilmektedir. Herkes ne yapacağını şaşırmış bir durumdadır. Herkes bir kurtuluş yolu aramaktadır. Başlangıçta millî bütünlüğü sağlayacak bir lider yoktur. Ama, amaç aynı, yani bağımsızlığı elde etmektir.

    Kaynak : http://www.atam.gov.tr/index.php?Page=DergiIcerik&IcerikNo=12

  4. #14
    bursali68
    Misafir..
    ULUSAL BAĞIMSIZLIK SAVAŞI BOYUNCA YARARLI VE ZARARLI DERNEKLER-12

    C - ZARARLI DERNEKLER:

    A) Azınlıkların Kurdukları paradi Demekler:
    Osmanlı İmparatorluğunun, Birinci Dünya Savaşına girişi ve arka arkaya yenilgiler alması sebebiyle, Rum, Ermeni, Yahudi gibi çeşitli cemaatlere mensup azınlıklar, yüz yıllardır içerisinde yaşadıkları devleti parçalamak, kendilerine bu yurttan toprak edinmek amacı ile örgütlenmeye ve ülkeyi içten yıkmak için çalışmalara başladılar.

    a) Ermenilerin Kurdukları Cemiyetler:
    Bunlardan, cemiyetlerini daha II. Abdülhamid zamanında kurmuş olan Ermenilerin Taşnaksütyun ve Hınçak adlı gizli ve yeraltı örgütleri, Türkleri arkadan vurmaya ve yabancı devletler ile birlikte hareket etmeye başladılar. Ermeni cemiyetlerinin en azılıları arasında Hınçak ve Taşnaksütyun görülmektedir. Bunlardan Taşnaksütyun daha sonra da faaliyetini sürdürmüştür. İtilâf Devletlerinin dikte ettirdiği 10 Ağustos 1920 tarihli Sevr Antlaşmasının 88-93. maddeleri, Ermenileri şımartacak ve kışkırtacak nitelikteydi. Ancak, 24 Temmuz 1923’de imzalanan Lozan Antlaşması, bütün bu pürüzlü noktaları kaldırmış, Ermenilerle ilgili hiçbir hususa yer vermemiştir. 83.

    b) Rumların Kurdukları Cemiyetler:
    Ulusal Bağımsızlık Savaşımız sırasında Rumlar, kendi çıkarları için, gizli cemiyetler kurarak, Osmanlı İmparatorluğundan toprak koparmak için çalışmalar yapmışlardır. Rumlar’ın kurdukları pek çok cemiyeti, Yunan Başbakanı Venezelos ve İstanbul’daki Rum Ortodoks Patrikhanesi örgütlemekteydi. Bu cemiyetler, Rum Pontus, Trakya Cemiyeti, İttihat-ı Millî, Mavri Mira, Kordos adları altında çalışmaktaydılar. İstanbul’daki İzci Derneği, Bizans Ordusu’nu kuracaktı. Küçük Asya Cemiyeti, Anadolu Rumlarını isyan ettirecekti. Pontus Cemiyeti, Batum’dan İnebolu’ya kadar Rum-Pontus Devleti’ni kuracaktı. Ayrıca, Matbuat Cemiyeti, Rum Müdafaa-i Milliye, Rum Edebî, Rum Tüccar Cemiyetlerine Yunan Kızıl-haçı yardım yapıyordu. Önceleri bunlar, doğuda bağımsız bir Ermenistan kurmak hayalini güden Ermeniler ile birlikte çalıştılar. Daha sonra, İstanbul konusunda anlaşmazlık çıkınca, birbirlerinden ayrıldılar ve bağımsız çalışmalar yaptılar. Trabzon Metropoliti ve Rum delegesi Hrisantos, Trabzon’un Rumlara verilmesi için çalışmalar yapmaktaydı. Anadolu Rum ve Samsun bölgesinde “Müdafaa-i Meşrua” ve “Mukaddes Anadolu Rum”, “Rum Muhacirin Cemiyeti”, Merzifon’daki Pontus Cemiyeti şubesi İstanbul Patrikhanesinden direktif almaktaydılar.

    Mustafa Kemal Paşa, Mavri Mira ve Rum cemiyetlerinin memleketi nasıl ve ne tarzda parçalamak istediklerini çok iyi anlamış ve bunun önüne geçmek için tedbirler almak zorunluluğunu duymuş, 21-22 Ağustos 1919’da, bütün heyet-i merkeziyelere telgraflar çekerek, bu konularda gerekli uyanlarda bulunmuş, elde edilen bilgilere göre, İstanbul Rum Patrikhanesinde Mavri Mira Cemiyeti’nin kurulduğunu, bunun başkanının patrik vekili Druetos, üyelerinin ise Enes Metropoliti, Girit’li Katehahuz gibi kişilerden oluştuğunu ve heyetin “Doğrudan doğruya Venezelos’tan talimat” aldığını, Rumların ve Yunan Hükümetinin nakliye yardımları ile cemiyetin büyük bir sermayeye sahip olduğunu, bu cemiyetin görevinin de “Osmanlı vilâyetleri dahilinde çeteler teşkil ve idare eylemek, mitingler ve propaganda yapmak”, Yunan Salib-i Ahmer Cemiyeti’nin de Mavri Mira’ya bağlı olduğunu, sözde görevinin göçmenlere bakmak gibi insanî bir amaca dayandığını, ancak asıl amacının perde altında “Çete teşkilâtı yapmak, tertibat-ı ihtilaliyeyi ihzar eylemek” olduğunu da açıklamıştı. Bu cemiyetler “Ecza-yı tıbbiye ve levazım-ı sıhhıye”de yığmaktaydılar. Resmî Muhacirin Komisyonu da Mavri Mira’ya bağlıydı.

    İstanbul Patikhanesi ve Yunan Konsoloshanesi silâh ve cephane deposu haline gelmekte, “hatta kiliseler ibadet yerinden ziyade askerî ambarlar gibi” kullanılmaktaydı. Ermeni Patriği Zaven Efendi de, Mavri Mira ile birlikte çalışmaktaydı. Rum mekteplerinin izci teşkilâtları tümden Mavri Mira Heyetince yönetilmekteydi. İstanbul, Bursa, Bandırma, Kırkkilise, Tekirdağ ve buna bağlı yerlerde izci teşkilâtları kurulmuş olup, buralara yalnız çocuklar değil, yirmi yaşını geçmiş kişiler de girmişti. Mustafa Kemal Paşa, Samsun’un, Trabzon’un bunların cephane dağıtım yerleri olduğunu, Ermeni hazırlığının da Rum hazırlığı gibi yürüdüğünü bizzat vurgulamaktaydı 84.

    Pontus Rum Kurulu çalışmalarını, 1920’de de sürdürmüştür. Pontus Rum Kurulu adına on kişilik bir heyetin Batum’dan Moskova’ya giderek, Lenin ile buluştukları yolunda söylentiler mevcuttur. 14 Mart 1921’de, Dışişleri Bakanı Ahmet Muhsin, bu durumun incelenmesi için, Genelkurmay Başkanlığına şifreli bir tel çekmişti. Bu sıralarda, Harbort Başkanlığında Amerikan heyetinin Ermenilerin yaşadığı ileri sürülen yerlerde inceleme yapmak amacı ile İstanbul’a gelmesi bekleniyordu. General Harbort Başkanlığındaki heyetin, gezi sırasında Pontus Bölgesine de giderek, olayları ve yöresel durumu inceleyip, getirteceği büyük devletlerin askerleri ile yöresel düzen ve güvenliği sağlayacağı ileri sürülüyordu. 1920’de, Metropolit Hrisantos, Amerikan kurul üyelerinden Coster Briton’la, yaptığı dört saatlik görüşme sırasında, Briton’un Ermeni Cumhuriyetinden bahsi üzerine, bu şekilde, Pontus, Ermenistan’a bağlanırsa, Pontuslular, İslamların direnme hareketlerinin olabileceğini belirtmişti. Briton da, daha sonraki toplantıda bu çözüm yolunu reddetmişti. Hrisantos, hükümet ve adliye örgütüyle ilgili gerekli açıklamayı yaptıktan sonra, her toplumun kendi kendini yöneteceğini, gerek köy ihtiyar heyetlerinin seçiminde, gerekse nizamiye ve sulh mahkemelerinde her milletin bir hak eşitliğinin olacağını da ileri sürmüştü. Hrisantos, resmî dilin Türkçe ve Yunanca olacağını, özellikle Samsun, Trabzon, Batum, Giresun, ve diğer yerlerde Pontus demeklerine bilgi verilmesini ve özellikle Amerikan Heyeti ile ilişki kurulmasını da önermişti. Hrisantos’un bu mektubu, Giresun Mutasarrıflığına da yollanmıştı. Giresun Mutasarrıflığının 16 Mart 1921 tarihli şifreli teli, 15 Mart 1921 tarihli şifreye ek olarak, Hrisantos’un 20 Ağustos 1920 tarihli Paris çıkışlı bu mektubunun aynen çevirisi, 22 Mart 1921 tarihli Vehbi Cevat’ın şifreli telinde aynen yer almıştı85.

    Görüldüğü üzere, Osmanlı döneminden beri, azınlıkların hareketlerini, isyanlarını, görevleri din ile uğraşmak olan dinî liderler yönlendirmektedir. Dinî liderlerin, bu tip hareketlere girişmeleri, şüphesiz, kendi halkı gözünde daha etkili görünmektedir. Ancak, bunlar Osmanlı Hükümetinin kendilerine bahşeylediği büyük hoşgörüyü böylece kötüye kullanmakta ve dini siyasete alet etmektedirler. Kiliselerin, hastanelerin silâh yuvası haline gelmesine neden olmaktadırlar. Bu da, insanî hislerin kötüye kullanılmasından başka birşey değildir.

    c) Alyans İsrailit:
    Yahudiler ise, İstanbul’da “Alyans İsrailit” adlı bir örgüt kurmuşlardı. Alliance İsraelit adlı bu cemiyetin merkezi Paris’te idi. Yöneticileri, yerel komitelerden sosyal, ekonomik ve diğer konularda bilgiler almaktaydılar.85a

    Yahudiler, diğer yaşadıkları yerlere göre, imparatorlukda rahat bir hayat yaşadıklarından önemli hiçbir olay çıkarmamışlardır.

    Görülüyor ki, İmparatorluğun can çekişme devresinde, yüzyıllardır bu devletin nimetlerinden yararlanan azınlıklar, Türkleri arkadan vurmaya, fırsattan yararlanma yoluna gitmekteydiler. Ne yazık ki, bunlara yardımcı olan Osmanlı toplumunun bazı vatansız kişileri de mevcuttu. İlâ-yı Vatan Cemiyeti’nin bazı üyeleri böyle bir yola başvurmuşlardır ki, buna sonra değineceğiz.

    Bu şartlar altında, Anadolu’da örgütlenmek gereğini duyan ve örgütlenen Türkler, vatanı kurtarmak için çalışmalara başladılar ve Atatürk’ün başkanlığında bir araya gelen örgütler, hem Osmanlı toplumundaki saraya bağlı Kuva-yı Milliye aleyhtan cemiyetler, hem de azınlıkların kurdukları bu cemiyetler ile uğraşmak zorunda kaldılar.

    Kaynak : http://www.atam.gov.tr/index.php?Page=DergiIcerik&IcerikNo=12

  5. #15
    bursali68
    Misafir..
    ULUSAL BAĞIMSIZLIK SAVAŞI BOYUNCA YARARLI VE ZARARLI DERNEKLER-13

    B) Padişah Yanlısı ve Dinsel Yönlere ve Şahsî Çıkarlara Hizmet Eden kararlı Cemiyetler:

    a) Kürdistan Teâlî Cemiyeti:
    Azınlıkların kurduğu bu cemiyetlerin dışında, Kuva-yı Milliye aleyhinde olan başka cemiyetler de vardı. Bu cemiyetlerden birisi de Kürdistan Teâlî Cemiyetidir. Kürdistan Teâlî Cemiyeti, 1918’de kurulmuş olup, Osmanlı Devletinin can çekişmesi sırasında, Wilson prensiplerinden yararlanarak bölücü bir amaç gütmüştür. Daha doğrusu, yabancılar doğuda karışıklık çıkarıp, ulusal bilinci işlemez kılmak için, müslüman olan bu kişileri devlete karşı kışkırtmışlar ve onları ayaklandırmak istemişler ama, başarılı olamamışlardır. Amerikan Heyeti ile ilişkiler kuran bu teşekkül, millî bağımsızlık savaşı aleyhinde girişimlerde de bulunmuş; ancak Anadolu hareketinin başarısı ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kuruluşuyla ortadan kalkmıştır 86. Biz, 1919’daki duruma göz atalım.

    Kürt sorunu diye bir sorun olmadığı halde, bu sorun, ulusal bağımsızlık savaşı sırasında sunî olarak yaratılmıştır.

    Devlet ve milletin bağımsızlığının ve ekseriyetin azınlıklara feda edilmesi düşüncesi, Elazığ eşraf ve ileri gelenlerini harekete geçirmiş ve bunlar 50 imzalı bir telgrafı İstanbul’a yollamışlardır. Elaziz Kürt Klübü, 10 kişilik bir idare heyeti seçmişti. Bu klübü kuran Ahmet Bey’in, Kürtlük ile ilişkisi yoksa da, babası Doktor Abdullah Cevdet Bey’e önemli bir makam elde etmeye çalıştığı bildirilmekte idi. 13. Kolordu Kumandanı Cevdet, Harbiye Nezaretine 13 Haziran 1919’da çektiği telde, bütün bu hususları anlatırken “Maalesef, buralarda teşkil edilen klüb azaları menafi-i umumiye-i vataniyeden ziyade menafi-i şahsiyeyi izliyorlar” demekteydi87. Bundan da anlaşıldığı üzere, şahsî çıkarlar ön plândadır.

    Silvan ve Siverek’teki Kürt Teâlî Klübü kapatıldı. Silvan eşrafından Sadık Bey ile Ali Ağa, Kolordu’ya ortaklaşa çektikleri telde, yüzyıllardır Osmanlı sayesinde rahat yaşayan ve Osmanlı Kürt Teâlî Klübü maskesi altında sadakate uymayan bu demeğin kapatılmasından duyulan sevinci belirtmişlerdi. Bu husus, 13. Kolordu Vekili Cevdet tarafından, 14 Haziran 1919’da, Harbiye Nezaretine duyurulmuştu 88.

    Bu konuda, yabancıların da girişimleri olmakta, ancak yöredekiler kendilerine pek fazla iltifat göstermemekte idiler. 13 Haziran 1919’ da, Siverek’e giden ve İngiliz himayesi altında bir Kürdistan teşkilini, Kürt Klübüne açıklayan İngiliz binbaşısı Nowil’e red cevabı verilmiş ve Nowil, Haleb’e gitmiştir 89.

    Vilâyet-i Sitte’nin, Ermenistan olacağı yolundaki haberlerin çıkması üzerine, Elaziz’de Kürt Klübleri kurulmuş, ancak, her klüb azası arasında bir birlik olmamıştır. Elaziz Kürt Klübü Başkanı, Dersim eşrafından Mustafa Ağa, Dersim’e gitmişti. Ancak, bunun da aşireti üzerinde bir nüfuzu yoktu. Dersim ve Malatya’da kurt klübü kurulması yolundaki propagandalar bir işe yaramamıştır. 21/22 Haziran 1919’da, 13. Kolordu Vekili Cevdet, Harbiye Nezaretine bu bilgileri verirken, Elaziz Kürt Klübü’ne kimsenin ehemmiyet vermediğini de belirtmiştir90. Ancak, 25 Haziran 1919’da, Dersim’de bir kurt klübü kurulmuş, resmî açılışta Türkçe okunan nutukta, klübün amacının İslâmiyeti ve vatanı kurtarmak ve “Başka bir maksat ve emel beslememek” olduğu da açıklanmıştır 91.

    Kürt klübleri arasında anlaşmazlık olduğu gibi,92 bu klübler kimse tarafından tutulmamaktaydı. 17 Ekim 1919 da ise, Milli Aşireti Başkanı Mahmud Müdafaa-i Hukuk Cemiyetine çektiği telde, Türk bağımsızlık savaşının yanında olduklarını savunmaktaydı93. Harbiye Nazırı Erkân-ı Umumiye Reisi Cevat da aynı hususları tekrarlamaktaydı94. 6-7 Ocak 1920 de, Kâzım Karabekir Paşa, Cevat Paşa’ya, konuyu etraflıca açıklamaktaydı95.

    Padişaha körü körüne bağlı, halifelik düşüncesi ve halkası etrafında toplanan kişilerin kendi şahsî çıkarları için cahil halkı kışkırttıkları ve dış düşmanların maddî yardımlarından da yararlanarak zararlı cemiyetler kurduklarını bilmekteyiz. Bu cemiyetler Kızıl Hançerliler, Cemiyet-i Ahmediyye, Askerî Nigehban, İlâ-yı Vatan, Tealî İslâm, Hürriyet ve îtilâf gibi adlar altında çalışmalarını sürdürmekteydiler.

    b) Hürriyet ve İtilâf Fırkası:
    İlk kez, 21 Kasım 1911’de kurulan ve bir sene sekiz ay çalıştıktan sonra kapatılan ve 10 Ocak 1919’da siyasî hayata yeniden başlayıp, 22 Ocak’ta bir beyanname yayınlayan ve müdafaa-i hukuk derneklerine karşı çıkan Hürriyet ve İtilâf Fırkası pek çok partiyi bünyesinde toplamakta olup, İngilizler’e taraftar bir dernek olarak bilinmektedir. Ancak, ulusçuluğu reddeden Hürriyet ve İtilâf Fırkası, İzmir’in işgaline karşı büyük tepki göstermiştir. Örneğin, 17 Mayıs 1919’da, kendi genel merkezinde yaptığı toplantıda, diğer fırkalarla-Sulh ve Selâmet, Millî Ahrar, Demokrat Sosyalist, Osmanlı Demokrat, Trabzon Müdafaa-i Milliye, İzmir Redd-i İlhak Cemiyetleri, Trakya ve Adana delegeleri-itilâf devletleri için ortak bir muhtıra hazırlamış ve bunu itilâf devletlerine göndermişlerdi. Hürriyet ve İtilâf Fırkasının, 8 Ocak 1919’da şube kurulması ile ilgili talimatnamesini yayınladığını ve daha önce kurulmuş olan Sulh ve Selâmet Cemiyeti ile birleşme haberinin gerçekleşmediğini duyurduğunu bilmekteyiz. 14 Ocak 1919’da, genel toplantısını yapan cemiyet, bu toplantıda, hükümetin hangi fırkaya dayandığının sorulmasına, kendilerine dayanmıyorsa da, hükümete yardım edilmesi kararını almıştı95.

    Hürriyet ve İtilâf Fırkası mensupları, İttihat ve Terakki Partisine düşman idiler. İttihat ve Terakki resmen ve hukuken dağılınca bunların üyelerini tamamen yok etmek için çalışmalara da giriştiler. Ancak bunlar, İttihat ve Terakki Fırkasının kötülüklerine katılmamış olanlara güvenmenin gerektiğini de söylemekteydiler. Hürriyet ve İtilâf Fırkası, Kuva-yı Milliye aleyhinde olduğu gibi,Osmanlılık prensiplerine bağlı ve batılılaşmaya karşı idi. Fırka, bünyesinde Damat Ferit, Gümilcineli İsmail, Miralay Sadık Bey, Konyalı Şeyh Zeynelabidin, Hoca Mustafa Sabri Efendi, Seyyid Abdülkadir, Sait Molla gibi ünlü kişileri bulundurmaktaydı. Bunlardan Zeynelabidin, Bozkır ve Konya isyanlarını yürüten şahıstı. Seyyid Abdülkadir, Kürdistan Teâlî Cemiyetinin başkanıydı. Sait Molla ise, İngiliz Muhipleri Cemiyetinin önemli üyelerindendi. Bu fırkanın Türkiye’nin her yerinde şubeleri vardı. Partinin programını bazı gazeteler de desteklemekteydi. İttihat ve Terakki ile Müdafaa-i Hukuka düşman olan ve İstanbul dışında da örgütlenen Hürriyet ve İtilâf Fırkası, İngilizler ile ortak çalışmış, Müdafaa-i Hukuk aleyhinde propagandalar yapmıştı96.

    Hürriyet ve İtilâf Fırkası, Anadolu tarafından da tasvip edilmiyordu. 57. Fırka Komutanı Albay Mehmet Şefik (Aker), çok önceleri, Hürriyet ve İtilâf Fırkası mensupları için “Millî Mücadele uğrunda, vatanî fedakârlıktan kaçınanlar, çoğu zengin ve ticaretle uğraşanlar, bazı Hürriyet ve İtilâf mensupları, icra kuvvetinin ve hükümet nüfuzunun millî ellere geçmesini hazmedemeyen hükümet ileri gelenleri” diye bir tanıtım yapmaktadır 97. 10 Ekim 1919’da, İlhami imzalı, Hürriyet ve İtilâf Fırkası ile ilgili olarak çekilen telde, bu fırka mensuplarının vatan namusu için çalışanları “hainane bir nazarla tahkir” ettikleri açıklanmakta ve her türlü “fırıldak çevirerek, İslâmın siyasî hayatını” ayaklar altında ezmek isteyen “bu gibi zevat emin olsunlar ki inayet-i hakka istinaden Anadolu’nun kalb-i pakından doğan bir tecelliyat-ı maneviyat-ı tesirât-ı kutsiyenin” kendilerini ezeceği ve bunlar için, kendilerini “protesto eder ve hakk-ı millimizin her türlü taarruz ve tahkirden masuniyeti esbabının” tamamlanacağı açıklanmaktaydı98. 1922’de zafer kesinleşince, itilâfçılar yurt dışına kaçmaya başlamışlardır.


    Kaynak : http://www.atam.gov.tr/index.php?Page=DergiIcerik&IcerikNo=12

  6. #16
    bursali68
    Misafir..
    ULUSAL BAĞIMSIZLIK SAVAŞI BOYUNCA YARARLI VE ZARARLI DERNEKLER-14

    c) Teâlî-i İslâm Cemiyeti:
    Teâlî-i İslâm Cemiyeti, medrese öğretmenleri tarafından kurulmuştu. İlk kuruluşunun adı Cemiyet-i Müderrisin (Medrese Öğretmenleri Derneği) olup, Hürriyet ve İtilâf Fırkasını destekleyen, padişahlık düzenine karşı olanları istemeyen bir cemiyet olarak göze çarpar. 26 Eylül 1919’da, bu cemiyet, İkdam gazetesinde, Anadolu hareketi aleyhinde bir beyanname yayınlamıştır. İlk yönetim kurulunda Mustafa Sabri (Başkan), İskilipli Mehmet Atıf (ikinci Başkan), Said-i Kürdî (İttihat-ı Muhammediye Cemiyeti önderlerinden) bulunuyorlardı”. Tasvir-i Efkâr’da “Teâlî-i İslâmiye Cemiyet-i Hayriyesi” adı altında, 21 Aralık 1919’da yayınlanan bir yazıdan cemiyetin, Tekfurdağı, İsparta, İskilip, Kastamonu, Çal, Manisa, Eskişehir, Bursa, Çorum, Ödemiş, Konya, Uşak, Merzifon, Çankırı, Yenişehir, Karahisar-ı Sahip, Kütahya ve Bolu’da şubeler açtığını, asıl maksadının gerçekleşmesi için Muğla, Sungurlu, Boyabat, Bandırma, Kirmasti, Düzce, Beyşehri, Sinop, Sivas, Kayseri, Amasya, Nevşehir, Bolvadin, Maraş ve diğer şubelerin açılacağı belirtilmekteydi. Bursa şubesinin başkanlığına da Abdülkadir Feyzi getirilmişti. Cemiyet, dinî yayınlar yapmakta ve çalışmalarını yayınlar üzerine toplamaktaydı. Dinî amaçlara yönelik ve halifeci olan Konya’daki Teâlî-i İslâm Cemiyetinin isteği ve amacı belli olmayıp, halkın kafasını karıştırmaktaydı. Mustafa Kemal Paşa, 12 Şubat 1920’de, Konya’daki 12. Kolordu Komutanlığına çektiği telde, vatanın bahtsız gününde millet fertlerinin birleştirilmesinin önemli olduğunu, bunun dışındaki hareketlerin millî birliği bozup, ayrılma ve parçalanmaya neden olacağını belirtmekte idi. Mustafa Kemal Paşa, bunun önlenmesi için “her ne ad ile olursa olsun milletin birlik ve düşüncesini bozan bu gibi din ve siyaset perdesi altında kurulan, ilerde kurulması umulan, bütün olumsuz hareketlerin derhal genişleme ve kurulmasına” engel olunmasını istemiş ve milletin birleşmeye muhtaç olduğunu, bunun dışındaki her hareketin “Hiyanet-i Vataniye” kabul edileceğini ve derhal yok edilmesi gerektiğini de duyurmuştu 100. Görüldüğü üzere, Mustafa Kemal Paşa, ne Teâlî-i İslâm Cemiyetinin, ne de ilerde bu amaçla kurulması düşünülen cemiyetleri benimsemediğini, hiç kimsenin de bunları benimsememesi gerektiğini açık seçik ifade etmektedir.

    Teâlî-i İslâm Cemiyetinin, 2 Ağustos 1920’de bir beyannamesi yayınlanmıştır. Bu beyanname Anadolu halkına hitap etmekte, İslâm şehirlerindeki bazı şahısların zararlı kişilerle anlaşıp, onların başlarına geçecek “te-ba-ı sadıka-i şahaneye hiyel ve tezvirat ile iğfal ve idlale ve bilâemri-i alî ahaliden asker cem’ine kıyam edip, zahirde askerî iaşe ve teçhiz bahanesiyle ve hakikatte cem-i mal sevdasıyla hilâf-ı şer-i şerif ve mugayir-i emr-i münif” vergi topladıklarını, halka eziyet ettiklerini ileri sürmekteydi101. Burada kastedilen millî kuvvetlerdi. Teâlî-i İslâm Cemiyeti, padişahtan başka kuvvet tanımıyor ve Kuva-yı Milliye taraftarlarını kesinlikle tasvip etmiyordu. Bu durumda Mustafa Kemal Paşa’nın ne kadar isabetli davrandığını ve bu tip cemiyetleri neden tasvip etmediği çok açık olarak ortaya çıkmaktadır.


    ç) İlâ-yı Vatan Cemiyeti:
    Zararlı cemiyetlerden bazıları kendi aralarında toplantılar da yapmakta idiler. Bunlardan İlâ-yı Vatan Cemiyeti, müfrit Hürriyet Fırkası ile ilişkiler kurup, birlikte çalışmalar yapmak için ortam hazırlamaktaydı 102. İlâyı Vatan Cemiyeti (Yurdu Yüceltme Cemiyeti), 19 Kasım 1919’da kurulmuştu. İstanbul Hükümetini destekleyen, dinî görüşlü siyasî bir cemiyetti. Cemiyetin esas özelliği gizli olarak örgütlediği Tarik-i Salâh ya da Tarikat-ı Salâhiye adlı cemiyet ile beraber çalışmış olmasıdır. İngiliz taraftarı olan cemiyet “Kemalist” Hükümete yaklaştıkları için Fransa ve İtalya’yı kınamıştır 103. Bu cemiyetten bir grup, Rum Patrikhanesine giderek, 17 Ekim 1921’de bir görüşme yapmışlardı. Bu vatan hainleri, Rum Patriği ile beraber, Anadolu harekâtına karşı durmak istediklerini Patriğe ifade etmişlerdi. Ertesi gün, bu ziyaretlerini yinelemişler ama, Patrik kendileriyle görüşmemiş, onların samimiyetine inanmadığı için heyetin Olağanüstü Yunan Komiseri ile konuşmaları gerektiğini belirtmişti104.

    d) Cemiyet-i Ahmediye:
    Kuva-yı Milliye’yi parçalamak amacıyla, Hürriyet ve İtilâf Fırkası, Askerî Nigehban Cemiyeti, Kızılhançerliler Cemiyeti, boğazlardaki İngiliz egemenliğine güvenerek “Cemiyet-i Ahmediye”yi kurmuşlar, halkın yobazlığından da yararlanarak “Kuva-yı Muhammediye” adı ile kuvvet toplamayı tasarlamışlardı105. Önemli kişilerce kurulan “Cemiyet-i Ahmediye”nin askerî kısmını yönetenler Kızıl Hançerliler Cemiyeti’ne mensup bazı subayları Kara Biga’ya gönderip, halkı aldatmak ve kışkırtıcılıkta bulunmak gibi girişimlerde de bulunmuşlardı 106. İngilizlerin bu cemiyete epey bir yardımda bulunduğunu bilmekteyiz.

    Aslında bu karışık ortamda, Kuva-yı Milliye aleyhinde çalışan vatan hainlerine İstanbul Hükümeti de tam güvenmemektedir. İşte, bu yüzden Sadrazam ve Harbiye Nazırı, Osmanlı Hürriyet ve İtilâf Fırkasına subayların girmesini engellemek için çalışmalar yapmışlardır. Esasen, subayların siyaset yapmaları yasaktı. Onların siyaset yapmalarının, belki de muhtemel bir darbenin ortaya çıkmasına neden olabileceği korkusu,sarayı tedirgin etmekteydi. Sekizinci Ordu Komutanlığına, 9 Ekim 1920’de yollanan şifrede, subayların siyaset yapmamalarının gerektiği açıklanmış ve kimlerin Hürriyet Fırkasına girmek için başvurduklarının ve kimlerin partiye girmiş olduklarının ortaya çıkarılması emr olunmuştu 107.

    Kaynak : http://www.atam.gov.tr/index.php?Page=DergiIcerik&IcerikNo=12

  7. #17
    bursali68
    Misafir..
    ULUSAL BAĞIMSIZLIK SAVAŞI BOYUNCA YARARLI VE ZARARLI DERNEKLER-15

    e) Askerî Nigehban Cemiyeti:
    Zararlı cemiyetlerden olan Askerî Nigehban (Askerlerin Bekçileri) Cemiyeti’nin kuruluş tarihi kesin olmamakla birlikte, 1-2 Ocak 1919’da, Alemdar gazetesinde, Harbiye Nezaretine sunulan bir beyanname yayınlanmıştır. Kurmay subaylara çatan bu beyanname, subaylar tarafından da beğenilmemiştir. Bu cemiyet, ordudan kovulan ve emekliye ayrılanların yeniden orduya alınmalarını istemekteydi. Devlet, onların bu görüşüne iltifat etmiş ve bu tip kişilerle ilgilenmeye başlamıştı 108. Bu cemiyet açık açık Kuva-yı Milliye’ye karşı olduğunu belirtmekteydi. Askerî Nigehban Cemiyeti, millî müdafaa adı altında, Anadolu’da harekete geçenlerin cinayet ve siyasete yöneldiklerini, bunların oyun oynadıklarını, cemiyet olarak bunları lanetlediklerini ve kendilerinin padişaha karşı olan bağlılıklarını üç bin subay adına, 25 Eylül 1919’da , Sadrazam’a sundukları dilekçelerinde belirtmekteydiler109. Bu cemiyetin kaldırılması için 12 Ekim 1919’da, Mustafa Kemal, Harbiye Nazırı Cemal Paşa’ya bir telgraf çekmiş, ancak, bu da bir işe yaramamıştır. Çünkü bu cemiyet, Padişaha bağlı olduğunu, beyannamesinde “Beyanat-ı şahane’yi okurken, gözlerimizin yaşıyla ıslatup, hak-pa-yı şahaneye tekrar ale’t-tekrar, kalben arz-ı sadakat ve ubudiyyet ettik” diye belirtmekteydi. Bu durumda, Padişah’ın, bu cemiyeti desteklemesi doğal karşılanmalıdır.

    Askerî Nigehban Cemiyetinin delegeleri, toplantıları, programları hakkında Dahiliye Nezaretine bilgi verilmediğini açıkça görmekteyiz. Ama, cemiyetin bir beyanname yayınladığı ve bir gazete çıkardığını da bilmekteyiz. 10 Ekim 1919’da, Dahiliye Nezaretine yazılan yazıda, bu zamana kadar, bu cemiyetin çalışmalarının ve programının verilmediği, yayınlanan beyannamesinin kimler tarafından basına verildiği hakkında Matbuat Müdürlüğünün bilgi vermesi istenmişti. Esasen, bu cemiyetin teşekkülünden sonraki çalışmalarından da kimse haberdar değildi 110. 1919 Ekiminde, Dahiliye Nazırı adına, Müsteşar Keşfi, yazdığı gizli ve acele olan bir yazıda, Askerî Nigehban Cemiyeti adıyla bir cemiyetin kurulduğuna dair bir başvurunun kendilerine yapılmadığını, dolayısıyla bu cemiyetin kanunen ve resmen kurulmuş bir cemiyet olamayacağının anlaşıldığını belirtmiştir. Ancak, Cevat Paşa’nın gözetiminde, Alemdar gazetesinde, Dahiliye Nezaretine hitaben bir yazı çıkmış ve cemiyetin nizamnamesinin bulunduğu açıklanmış ve Gazetenin 94. sayısında cemiyetin genel kâtibi tarafından millete hitaben bir beyanname yayınlanmıştı 111.

    Mustafa Kemal, bu zararlı cemiyetin çalışmalarını yakından izliyor ve gerekli tedbirleri alıyordu. Nitekim, Askerî Nigehban’dan elli kadar subayın Ferit Paşa Hükümeti tarafından İzmit’e gönderileceği ve bunların Kuva-yı Milliye aleyhinde oldukları, Kuva-yı Milliye’ye karşı halkı kışkırtmak için girişimlerde bulunacakları, Mustafa Kemal tarafından öğrenilmiş, 15 ve 17 Ekim 1920’de komutanlar bu konuda uyarılmışlardı112.

    Askerî Nigehban Cemiyeti, Padişaha yakın olduğu ve Kuva-yı Milliye’ye karşı olduğunu belirtmekteydi. Yine de, İstanbul Hükümeti, bu cemiyetten kuşkulanmakta ve bu cemiyeti resmen tasdik etmemekteydi. Esasen, son zamanlardaki Osmanlı padişahları, son derece kuşku ve korku içinde hayatlarını sürdürmekte idiler. Bu cemiyeti subayların kurması, saray ve çevresini tedirgin etmiş olsa gerektir. Cemiyetin, Tasvir-i Efkâr gazetesinde “Efkâr-ı Umumiyede (Kamu Oyunda) Bir Sual” başlığı altında yayınlanan beyannamesi, İstanbul Hükümeti tarafından araştırılmaya başlanmış, beyannamenin kimler tarafından gazeteye verildiği hususu, Matbuat Cemiyeti’ne sorulmuştu. Ama, Matbuat Reisliğinden, İstanbul Muhafızlığına verilen cevapta, eskidenberi gazetecilerin aldıkları bilgilerin kaynaklarını bildirmek zorunluluğu olmadığı ifade olunmuştu113. Ancak, İstanbul Hükümeti, Askerî Nigehban Cemiyeti hakkındaki soruşturmalarını genişletmekteydi. İstanbul Hükümeti, Hariciye Nezareti vasıtasıyla, Askerî Nigehban Cemiyeti’ne mensup subaylardan bazılarının tutuklanmasını ve bütün cemiyet mensupları hakkında kovuşturma yapılmasını da istemiştir114. Görüldüğü üzere, Askerî Nigehban üyelerinden İstanbul Hükümeti kuşku duymaktadır.

    Kaynak : http://www.atam.gov.tr/index.php?Page=DergiIcerik&IcerikNo=12

  8. #18
    bursali68
    Misafir..
    ULUSAL BAĞIMSIZLIK SAVAŞI BOYUNCA YARARLI VE ZARARLI DERNEKLER-16

    f) Teceddüd Fırkası:
    Osmanlı İmparatorluğundaki zararlı derneklerden birisi de, Osmanlıcılık ülküsünü benimseyen, 9 Kasım 1918’de kurulmuş olan, parlamenter ve meşrutiyetçi tutumlu, Ulusal Savaş sırasında bazı müspet hareketleri de görülen Teceddüd Fırkasıdır. Bu dernek, Osmanlı İmparatorluğunu, Birinci Dünya Savaşına sokan ve sonra haklarında soruşturmalar açılan ve Osmanlı Tarihinde önemli bir yere sahip bulunan İttihat ve Terakki Fırkasının mirasına konmak isteğindedir. Nitekim, İttihat ve Terakki Fırkasının, 1 Kasım 1918’de yapmış yapmış olduğu son kongresinde siyasi programını değiştiren bu partinin yerine, “Teceddüd Fırkası” adını alarak çalışmalarına devam etmesi de bunu doğrulamaktadır115. Ancak, bu cemiyet, İttihat ve Terakki’nin devamı olduğunu reddetmektedir. Anadolu’da şubeleri de mevcuttur. Üyeleri, 1919 seçimlerine katılmamış ama, içlerinden bir kısmı, daha sonra, Türkiye Büyük Millet Meclisine girmişlerdir 116.

    Teceddüd Fırkası’nın, fikirlerini yaymak için bir de Teceddüd adıyla haftalık bir gazete çıkardığını da bilmekteyiz. Bu gazetenin ilk sayısında, İttihat ve Terakki Fırkası’nın on seneden beri devam ettiği ve artık ömrünü tamamladığı ve yerine Teceddüd Fırkası’nın kurulduğu, bunun çalışmalarının siyasî hayatta şimdilik yalnızca Meclis-i Mebusan’da olacağı, ayrıca, partinin amacı ve programı açıklanmaktaydı 117. Şu halde, bu fırkanın, İttihat ve Terakki’nin devamı olmadığını belirtmesi doğru değildir. Bu olsa olsa ittihatçılara karşı olan hücumlardan kurtulmak için ortaya atılmış bir iddiadan ibaret olsa gerektir.

    Nitekim, İttihat ve Terakki Fırkası, 1 Kasım 1919’da yapmış olduğu son kongresinde siyasî programını tanımlarken, adını Teceddüd Fırkasına çevirdiğini, taşınır taşınmaz mallarını devre karar verdiğini açıklamış, Meclis-i Vükelânın karan ile bu mallara el konulmuş, Ayandan Hüsnü Paşa, kongre’de, Teceddüd adlı yeni bir fırkanın kurulduğunu Sadarete (Sadrazamlığa) sunmuştu 118.

    Mustafa Kemal Paşa, Teceddüd Fırkasının çalışmalarını da dikkatle izlemekte idi. Teceddüd Fırkasının resmî mührüyle on sayfalık programı, İttihat ve Terakki’nin lağvından önce, İstanbul’da ilmî bir heyet tarafından dört lisanda basılmış ve çoğaltılmış, bütün yabancı devletlere verilmesi düşünülmüş ve bunda manda fikri kabul edilmeyip, bağımsızlığı korumak ve savunmak amacı ile ilgili hususlar yer almıştı. Teceddüd Fırkası hakkındaki düşüncelerini Kâzım Karabekir Paşa, 17 Eylül 1919’da, Mustafa Kemal Paşa’ya, ve 3, 14, 24, 41. Ordu Komutanlıklarına yazmıştı. Kâzım Karabekir Paşa, fırkanın kendisine yolladığı mektubunda “zât-ı devletlerini kendi aralannda ve başlarında bulundurmakla muftehir addettiklerini” ve “İttihat ve Terakki’ye ruhen merbut” olduklarını anlatmıştır. Mektupta güvenilir kişilerin fırkaya alındığı, bazı livalarda adayların noksan olduğu da açıklanmaktaydı. Mektupta, Mustafa Kemal Paşa’nın her türlü fırka düşüncesinin üstünde olduğu, kendisini “Tezahürat-ı milliyenin mümessili bilmekle beraber bu ahir ve mühim hadisata canla başla iştirak eden fırka mensubunu zat-ı âlilerine fırkanın reis-i hakikîsi” olarak düşündükleri de anlatılmaktaydı. Fransa, İngiltere ve Amerikalıların fırkanın diyetini öğrenmek istedikleri, Cemiyetin “İstiklâl-ı vatan ve temin-i meşrutiyete ve bilhassa mülk-ü sarihinin Yunanistan ve Ermenistan”ca işgaline karşı olduğu açıklanan programında Türklerin, Ermeni ve Rumlardan üstün oldukları örneklerle gösterilmekteydi”9. Doğal olarak hem Padişaha bağlı kalarak, meşrutiyet kurarak ulusal bağımsızlığı sağlamak ve hem de İttihat ve Terakki’nin izinden giderek bunu başarmak ve böylece, millî davaya hizmet olanaksızdı.

    g) Amerikan-Yunan İttihatı Cemiyeti
    Londra’daki, “Cemiyet-i İslâmiye” Türk Ulusal Bağımsızlık Savaşının yanında yer alırken120,”Amerikan-Yunan İttihatı Cemiyeti” üyeleri Trakya’nın Yunanistan’a katılması için hareketlere girişmişlerdi. Bunlar, Trakya’ya bir takım ihtilâlci adamlar göndermek kararını da almışlardı. Bu konuda, Kırkkilise Mutasarrıfına, 22 Aralık 1919 da bir de mektup yazmışlardır. Kırkkilise Mutasarrıfı, Trakya’nın, Yunanistan’a katılması konusunda Amerika’dan Dimitriyos Mihas imzasını taşıyan, kendisine gönderilen mektubun suretini Dahiliye Nezaretine 18 Ocak 1920 de göndermiş, Dahiliye Nezareti de, durumu Hariciye Nezaretine duyurmuştu121.

    Bütün bu anlattıklarımızdan anlaşılıyor ki, Ulusal Kurtuluş Savaşı sırasında, herkes ne yapacağını şaşırmış durumdaydı. Birçok vatansever, yalnız yörelerini kurtarmak için cemiyetler kurarken, bir kısmı da yabancı devletlerin mandasını ister olmuştur. Bu arada, azınlıklar ve saraya bağlı olanlar Osmanlı İmparatorluğu içinde zararlı cemiyetler oluşturmuşlardı. Mustafa Kemal Paşa, bir taraftan bu zararlı derneklere karşı savaş verirken, diğer taraftan da yabancı devletlere karşı savaş vermiştir.

    Kurtuluş Savaşının kazanılmasında en büyük etken ise, Türk halkının, Mustafa Kemal Paşa gibi, birleştirici ve yönlendirici bir lider bulması, halkın ulusal bağımsızlık savaşına inanması ve Mustafa Kemal Paşanın Türk halkına inanması, onun sayesinde muhakkak surette başarıya ulaşacağını bilmesi ve halka bunu açıklayıp, onları bağımsızlık savaşı etrafında toplamasıdır.

    Kaynak : http://www.atam.gov.tr/index.php?Page=DergiIcerik&IcerikNo=12

  9. #19
    bursali68
    Misafir..
    ULUSAL BAĞIMSIZLIK SAVAŞI BOYUNCA YARARLI VE ZARARLI DERNEKLER

    YARARLANILAN KAYNAKLAR

    1 Selek, Sabahattin; Anadolu ihtilâli, İstanbul, 1976, sh. 238
    2 Genelkurmay, Harp Tarihi, Ask. Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı, İstiklâl Arşivi, Klasör, 399, Dosya. 27/7, Fihrist. 2, Tunaya, Tank Zafer; Türkiye’de Siyasî Partiler, İst.1952, sh. 493-494, Umar Bilge; İzmir’de Yunanlıların Son Günleri, İst. 1974, sh. 85-105, Redd-i İlhak ve Müdafaa-i Hukuk Dernekleri hakkında yakında yayınlanacak olan İzzet Öztoprak’ın geniş bir çalışması mevcuttur.
    3 Genelkurmay Harp Tarihi Dairesi, Askerî ve Stratejik Etüt Başkanlığı, Atatürk Arşivi, Klasör. 15, diğer mitingler için, bak. Baykal, Bekir Sıtkı; İzmir’in Yunanlılar Tarafından İşgali ve Bu Olayın Anadolu’da Tepkileri, Ankara, 1970, TTK Konferansları, sh. 119-121. Özkaya, Yücel; İstiklâl Savaşında Türk Halkının Kuvâ-yı Milliyeye ve Millî Orduya Katkıları, Ankara, 1985, II. Ask. Tarih Semineri, sh. 240-242, Atamer, Hamdi; Millî Direnme, Belgelerle Türk Tarihi Dergisi, İstanbul, 1968, sayı. 7, sh. 20-23, sayı. 8, sh. 3-7, sayı. 9.sh. 9-14, sayı. 10, sh. 22-25, sayı II, sh. 16-19, sayı. 12, sh. 13-16. Sertoğlu, Mithat; Millî Mücadalemizde Kahraman Denizli, Belgelerle Türk Tarihi D, İst. 1968, sayı. 6, sh. 3-7. Şarkî Karahisar halkının mitingi için bak: Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü Arşivi, No. 28/ 3453-3456. İstanbul mitingleri için: Adıvar, Halide Edip; Türk’ün Ateşle İmtihanı, İstanbul, 1962, sh. 27-28, Yücebaş, Hilmi; Bütün Cepheleriyle Halide Edip, İstanbul, 1964, sh. 26-43, Goloğlu, Mahmut; Erzurum Kongresi, Ankara, 1968, sh. 47-48. Anburnu, Kemal; Millî Mücadelede İstanbul Mitingleri, Ankara, 1951, sh. 9-24,. Tansel, Selahattin; Mondros’dan Mudanya’ya Kadar, Ankara, 1977, c. 1, sh. 245-251, İleri gazetesi, İstanbul, 23 Mayıs 1919,24 Mayıs 1919,26 Mayıs 1919. Ayrıca bak. diğer gazeteler. Redd-i İlhak, Müdafaa-i Hukuk ve diğer yararlı dernekler ile kronolojik bilgiler için bakınız: Kocatürk, Utkan; Atatürk ve Türkiye Cumhuriyeti Tarihi Kronolojisi (1918-1938), Ankara, 1983. Sanhan, Zeki; Kurtuluş Savaşı Günlüğü, Ankara, 1982, c. 1, Ankara 1984, c. 2.
    4 Genelkurmay Harp Tarihi Dairesi, Atatürk Arşivi, Klasör, 6, Dosya. 335/5-2 Fihrist. 1
    5 Genelkurmay Harp Tarihi Dairesi, Askerî Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı, Atatürk Arşivi, Klasör. 6, Dosya. 335/5-2, Fihrist. 1 ve 1/1
    6 Askerî Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı, İstiklâl Arşivi, Klasör. 323. Dosya. 60-4, Fihrist. 12 Bildiriler İzmir’de de dağıtılmıştır. Umar, Bilge: İzmir’de Yunanlıların Son Günleri, Ankara 1974. sh. 102-105.
    7 İstiklâl Arşivi, Klasör. 323, Dosya. 60-4, Fihrist. 13, Kâzım Karabekir, İstiklâl Harbimiz İstanbul, 1960 sh. 27
    8 İstiklâl Arşivi, Klasör. 323, Dosya. 60-4, Fihrist. 16
    9 I5.nci Kolordu Kumandanlığı ile 5. Kolordu Komutanlığına, 31 Mayıs 1915’de çekilen telgraflar İstiklâl Arşivi, Klasör. 323, Dosya. 60-4, Fihrist. 24. Özkaya, Yücel: İstiklâl Savaşında Türk Halkının Kuva-yı Milliye ve Millî Orduya Katkıları, Ankara, 1985, II. Askerî Tarih Semineri, sh. 239-241, Kâzım Karabekir, İstiklâl Harbimiz. İst. 1950, sh. 35-36
    10 İstiklâl Arşivi, Klasör. 239, Dosya. 20-12, Fihrist. 31
    11 İstiklâl Arşivi, Klasör. 402, Dosya. 6, Fihrist. 55
    12 İstiklâl Arşivi, Klasör. 323, Dosya. 60-4, Fihrist, 27.
    13 Atatürk ile İlgili Arşiv Belgeleri (1911-1921), Ank. 1982, T.C. Başbakanlık Arşiv Yay. sh. 38-39, Belge. 37,37-a, 38-39, Utkan Kocatürk; Atatürk’ün Toplanmamış Telgrafları, sh. 8-9 Mustafa Kemal’in bu konudaki diğer telgrafları için bak; Harp Tarihi Vesikaları Dergisi, Ankara, 1953, sayı: 5, Belge. 92 (30 Mayıs 1919), sayı: 6, Ankara 1953 Belge. İli, (26 Haziran 1919)
    14 İstiklâl Arşivi, Klasör, 323, Dosya. 60/4, Fihrist. 36
    15 İstiklâl Arşivi, Klasör, 402, Dosya. 6, Fihrist. 36
    16 İstiklâl Arşivi, Klasör, 88, Dosya. 323, Fihrist. 20
    17 İstiklâl Arşivi, Klasör, 88, Dosya. 323, Fihrist. 20/1. İzmir Müdafaa-i Hukuk-u Osmaniye Cemiyeti, 1920’de de çalışmalarını sürdürmüştür. 31 Ocak 1920’de, Mustafa Kemal’e çektikleri telgrafta, Yunanlıların İzmir’i ilhak için çalışmalar yaptıklarını, bunun önlenmesi gerektiğini duyurmuşlardı: Harp Tarihi Vesikaları Dergisi, Ankara, 1951, sayı. 16, Vesika. 407. Cemiyet konusunda geniş bilgi için bak. Taçalan, Nurdoğan; Ege’de Kurtuluş Savaşı Başlarken, İstanbul, 1981. s. 122-126, 153-165
    18 Özkaya, Yücel; Millî Mücadele’de Anadolu Ajansının Kuruluşu ve Faaliyetine Ait Bazı Belgeler, Ank. 1985, Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, sayı. 2, sh. 587-588
    19 Genelkurmay Askerî Tarih ve Stratejik Etüt Dairesi, İstiklâl Arşivi, Klasör. 1311, Dosya. 6, Fihrist. 24, Tunaya, Tank Zafer, Türkiye’de Siyasî Partiler, İst. 1986, sh. 529-530.
    20 Cemiyet, 1917’de kurulmuştur: Bak Hadisat gazetesi, 6 Teşrin-i sani 1334, oysa, Tansel, bu cemiyetin 4 Aralık 1918’de kurulduğunu belirtir. Tansel, Selahattin: Mondros’dan Mudanya’ya Kadar, Ankara, 1977, c. 1. sh. 141-142. 1918’de yapılan başka bir toplantıdır. Bu toplantıda cemiyetin hesapları kontrol edilmiştir.
    21 İstiklâl Arşivi, Klasör. 259, Fihrist. 1
    22 Genelkurmay Harp Tarihi Başkanlığı, Askerî Tarih ve Stratejik Etüt Dairesi, Atatürk Arşivi, Klasör. 26, Dosya. 1336/20.A. Fihrist. 42/1.
    23 İstiklâl Arşivi, Klasör, 325, Dosya. 7(-14), Fihrist. 49 Atatürk’ün Tamim Telgraf veBeyannameleri, Ank. 1964 (IV), sh. 59-60.
    24 İstiklâl Arşivi, Klasör, 323, Dosya. 60-A, Fihrist. 74
    25 Sertoğlu, Mithat; Millî Mücadele’de Kahraman Denizli, İstanbul, 1968, Belgelerle Türk Tarihi Dergisi, sayı. 6, sh. 5-7
    26 İstiklâl Arşivi, Klasör, 255, Dosya. 2, Fihrist. 13/1
    27 Atatürk Arşivi, Klasör, 29, Dosya. 336/23-90, Fihrist. 3
    28 Atatürk Arşivi, Klasör, 29, Dosya. 336/23-90, Fihrist. 3/1
    29 Geniş bilgi için Atatürk Arşivi, Klasör 29’daki 336/23-90 nolu dosyadaki 3/4 ve devamındaki belgelere bakınız.
    30 Atatürk Arşivi, Klasör, 29, Dosya. 336/23-90, Fihrist. 3/2
    31 Klasör, 29, Dosya. 336/23-90, Fihrist. 4,4/1
    32 Atatürk Arşivi, Klasör, 29, Dosya. 336/23-90, Fihrist. 7,7/1
    33 Atatürk Arşivi, Klasör, 29, Dosya. 336/23-90, Fihrist. 8
    34 Mustafa Kemal, Nutuk, c. III (Bugünkü dile çeviren : İsmet Gönülal sh. 221-237. Tunaya, Tarık Zafer; Türkiye’de Siyasî Partiler, İstanbul, 1952, sh. 478-480
    35 İstiklâl Arşivi, Klasör, 257, Dosya. 10, Fihrist. 1, Klasör. 296, Dosya. 4, Fihrist. 43/1.
    36 Atatürk Arşivi, Klasör, 25, Dosya. 336/17, Fihrist.7.
    37 Atatürk Arşivi, Klasör, 25, Dosya. 336/17., Fihrist. 7/1
    38 Atatürk Arşivi, Klasör, 25, Dosya. 336/17, Fihrist. 7/3-4,6/6, 7/7, 7/8
    39 İstiklâl Arşivi, Klasör, 256, Dosya. 8, Fihrist. 41
    40 İstiklâl Arşivi, Klasör, 557, Dosya. 10, Fihrist. 26
    41 Aksin, Sina; İstanbul Hükümetleri ve Millî Mücadele, İstanbul, 1983, sh. 582, Er-deha, Kâmil; Millî Mücadele’de Vilâyetler ve Valiler, İstanbul, 1975, sh. 177, Tunaya, Tarık Zafer; Türkiye’de Siyasî Partiler, c. II, sh. 359-363
    42 Aybars, Ergün; Trabzon Muhafaza-i Hukuk-u Milliye Cemiyeti ve Ali Sait Paşa Tahkik Heyeti, İzmir, 1984 Ege Üniversitesi, Tarih İncelemeleri Dergisi, sayı. 2, sh. 161-169, Goloğlu, Mahmut; Erzurum Kongresi, Ankara, 1968, sh. 108-169, aynı yazar, Sivas Kongresi, Ankara, 1969, sh. 127-144, Erdeha, Kâmil; Millî Mücadelede Vilâyetler ve Valiler, İstanbul, 1975, sh. 176
    43 Goloğlu, Mahmut; Sivas Kongresi, Ankara, 1969, sh. 107-112. Tunaya, Tarık Zafer, aynı kitap, sh. 509
    44 Tunaya, Tank Zafer; Türkiye’de Siyasî Partiler, İstanbul, 1952, sh. 487-488, Karslılar Cemiyeti’nin, Kars Millî İslâm Şurası’nın çalışmaları için bak: Arslanoğlu, Cem- Ender; Kars Millî İslâm Şurası ve Cenubî Garbî Kafkas Hükümeti Muvakkata-i Milliyesi, Ankara,1986, sh. 165-170-175-180, Millî Şura için bk. sh. 114-129-149-174.
    45 İleri gazetesi: 22 Mayıs 1335, Tunaya, aynı eser, c. II, sh. 461
    46 Tunaya, Tank Zafer; Türkiye’de Siyasî Partiler, İstanbul, 1986, sh. 462-463
    47 Tunaya, İlk basımda kuruluş tarihini 9 Kasım 1919 olarak vermektedir, bak. Türkiye’de Siyasî Partiler, İstanbul, 1952, sh. 441. Yeni basımda ise bak. İstanbul, 1982, c. H’deise 23 Kasım 1918 tarihini vermektedir, sh. 144
    48 Tunaya, Tank Zafer; Türkiye’de Siyasî Partiler, c. II, İstanbul, 1986, sh. 150-160.Millî Kongre bünyesinde elliden fazla kuruluş vardı. Bak: Sabahattin Selek: Anadolu İhtilâli, İstanbul, 1976, c. I, sh. 98-99, Tansel, Selahattin; Mondros’tan Mudanya’ya Kadar, İstanbul, 1976, c. 1, sh. 149-150
    49 Söz gazetesi. Sayı 10 (22 Teşrin-i Sânî 1918)
    50 Selek, Sabahattin; Anadolu İhtilâli, İstanbul, 1976, sh. 101-102
    51 Aksin, Sina; İstanbul Hükümetleri ve Millî Mücadele, İstanbul, 1983, sh. 439
    52 Aksin, Sina; aynı kitap, sh. 369-370
    53 Bak. 12.11.1919 tarihli telgraflar: Atatürk Arişivi, Klasör. 19, Dosya. 1366/3-1, Fihrist. 13, 13-12
    54 Atatürk Arşivi, Klasör. 19, Dosya. 1336 (3-1), Fihrist. 13/3.3 Kasım 1919’da Millî Kongre’nin Heyet-i Temsiliye’ye çektiği telgraf için bak: Tasvir-i Efkâr. No. 2890 (3 Teşrin-i sanî 1919). Ayrıca, Tunaya, Tank Zafer; Türkiye’de Siyasî Partiler, İstanbul, 1986, c.II, sh. 158-159. Ayrıca, Miralay Şevket Bey, 9 Haziran 1919’da Sivas’da, 3. Kolordu Kumandanlığına çektiği telde, Esat Paşa’ya gerekli cevabın kongrece verildiğini açıklar: Atatürk Arşivi, Klasör, 4, Dosya. 335/6-1, Fihrist. 15,15/1.
    55 Genelkurmay Harp Tarihi, Askerî ve Stratejik Etüt Başkanlığı, İstiklâl Arşivi, Klasör, 323, Dosya. 60/4, Fihrist. 86
    56 İstiklâl Arşivi, Klasör. 323, Dosya. 60/4, Fihrist. 105
    57 Selek, Sabahattin; Anadolu ihtilâli, İstanbul, 1976, sh. 98-99
    58 Genelkurmay Askerî Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı, İstiklâl Arşivi, Klasör. 323, Dosya. 7/44, Fihrist. 98. Heyet-i Temsiliye’nin seçimlere müdahale ettiği yolundaki bu telgrafın metni İstanbul gazetelerinde de yayınlanmıştı. Ancak, Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adına Heyet-i Temsiliye’nin seçimlere müdahale etmediği yolundaki Mustafa Kemal Paşa’nın cevabı da, 5 Kasım 1920’de gazetelerde yayınlanmıştı: Tunaya, Tank Zafer; Türkiye’de Siyasî Partiler, İstanbul, 1986, c.II, sh. 185-186
    59 Genelkurmay, Harp Tarihi Dairesi Askerî Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı, Atatürk Arşivi, Klasör. 26, Dosya. 1336/20-A, Fihrist. 61. Sina, Aksin; İstanbul Hükümetleri ve Millî Mücadele, İstanbul, 1983, sh. 312. Millî Kongre için ayrıca bak: Banoğlu, Niyazi Ahmet; Millî Kongre ve Faaliyetleri, Ankara, 1986, Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, sayı. 7
    60 Tunaya, Tank Zafer; Türkiye’de Siyasî Partiler, İstanbul, 1952, sh. 523-526.
    61 Mustafa Kemal; Nutuk. I, İstanbul, 1985, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayını, sh.496
    62 İstiklâl Arşivi, Klasör, 323, Dosya. 60/4, Fihrist. 68/1-2-3
    63 İstiklâl Arşivi, Klasör, 323, Dosya. 60/4, Fihrist. 68/4
    64 Genelkurmay, Harp Tarihi Dairesi, Askerî Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı, istiklâl Arşivi, Klasör, 323, Dosya. 60/4, Fihrist. 86
    65 Arsan, Nimet; Atatürk’ün Tamim, Telgraf ve Beyannameleri. IV., Ankara. 1964, sh.295-297
    66 Söz gazetesi. 24Teşrin-i sanî 1918
    67 Hâkimiyet-i Milliye. No. 179. 8 Mayıs 1921.
    68 A.Ü. Atatürk İlke ve İnkılâpları Enstitüsü Arşivi, No. 37/50986, 37/50987
    69 Hasırlıoğlu, Ercüment; Millî Mücadelede Sivas’ta Toplanan Kadınlar Kongresi, İstanbul, 1967. Belgelerle Türk Tarihi Dergisi, sayı. 2. sh. 18.
    70 Baykal, Bekir Sıtkı; Millî Mücadelede Anadolu Kadınları Müdafaa-i Vatan Cemiyeti, Ankara, 1984, Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, c. 1, sayı. 1, sh. 112-126
    71 Baykal, Bekir Sıtkı; aynı makale, sayı. 3, sh. 698
    72 Genelkurmay, Harp Tarihi Dairesi, Askerî Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı, İstiklâl Arşivi, Klasör. 45, Dosya. 112, Fihrist.14. Toplantı tarihi elimizdeki belgeye göre, 8 Ocak olmalıdır. Diğer belgelerimiz de bunun böyle olduğunu ortaya koymaktadır.
    73 İstiklâl Arşivi, Klasör. 45, Dosya. 112, Fihrist. 14/2
    74 İstiklâl Arşivi, Klasör. 45, Fihrist. 204
    75Baykal, Bekir Sıtkı; Millî Mücadelede Anadolu Kadınları Müdafaa-i Vatan Cemiyeti, Ankara, 1984, Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, c. 1, sayı. 1, sh. 112-116
    76 Millî Mücadele Grubu’nun zararlı kişileri, Ankara’ya bildirip, tutuklattığı konusunda pek çok belge vardır: İstiklâl Arşivi, Klasör. 1311, Dosya. 5-A, Fihrist. 3/2 vb., Tunaya, Tarık Zafer; Türkiye’de Siyasî Partiler, İstanbul, 1952, sh. 415
    11 Söylev. I, Ankara. 1966, sh. 5, Tunaya, Tank Zafer; Türkiye’de Siyasî Partiler, İstanbul, 1986, c. II, sh. 472-492
    78 İstiklâl Arşivi, Klasör. 323, Dosya. 60/4, Fihrist, 18. Aksin, Sina; İstanbul Hükümetleri ve Millî Mücadele, İstanbul, 1983,sh. 313. Tunaya, Tarık Zafer; aynı kitap, c. II, sh. 472.
    79 Atatürk Arşivi Klasör. 4, Dosya. 335/6-1, Fihrist. 1.
    80 İstiklâl Arşivi Klasör, 325, Dosya. 14, Fihrist. 8. Tansel, Selahattin; Mondros’tan Mudanya’ya Kadar, Ank. 1978, c. II, sh. 119-120-147
    81 İstiklâl Arşivi, Klasör. 13u, Dosya. 5-A, Fihrist. 5. Daha sonra da, Alemdar gazetesinin bu konularda kullanıldığını tespit ediyoruz. 1921’de Sait Molla’nın yönetiminden memnun olmayan Miralay Sadık ve Gümilcineli İsmail Grubu’nun çalışmalarını yok etmek için Alemdar gazetesinden yararlanılmıştır. Muhalifler, 27 Eylül 1921’de bir kongre toplayarak, yeni bir yönetim kurulu seçmişlerse de, Sait Molla Grubu harekete geçerek, 10 Ekim 1921’de başka bir kongre ile yeni bir idare heyeti kurmuştu. Cemiyet, millî kuvvetlerin başarısı sonunda tarih sahnesinden çekildi. Tunaya, Tarık Zafer; Türkiye’de Siyasî Partiler, İst. 1986, c. II, sh. 472-480
    82 Sümer, Mine; Wilson Prensipleri Cemiyeti’nin Amerikan Cumhurbaşkanı Wilson’a Gönderdiği Muhtıra, Ankara, 1965, Tarih Araştırmaları Dergisi, c. 3, sayı. 1-4. sayfa. 237-245. Cemiyetin 1918 sonlarında kurulduğu anlaşılıyor. Cemiyetin programı ve çalışmaları için bak: Tunaya, Tank Zafer; aynı kitap, c. II, sh. 245-263
    83 Geniş bilgi için bak: Belgelerle Ermeni Sorunu, Ankara, 1983, sh. 167-418, Ermeni Belgeleri Özel Sayı 3, Ankara, 1985, sh. 1-254 (Genelkurmay, Askerî Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı Yayınlan), Parmaksızoğlu, İsmet; Ermeni Komitelerinin İhtilâl Hareketleri ve Besledikleri Emeller, Ankara, 1981, sh. 34-198, Türközü, Halil Kemal; Osmanlı ve Sovyet Belgeleriyle Ermeni Mezâlimi, Ankara, 1982
    84 Kordos Cemiyeti için bak: Harp Tarihi Vesikaları Dergisi, Ankara. 1953 sayı. 5 (Genelkurmay Harp Tarihi Dairesi), Belge. 89, İzci Teşkilâtı için bak. sayı. 5, belge. 109, Tansel, Selahattin; Mondros’tan Mudanya’ya Kadar, c. 1, sh. 86-88
    85 Harp Tarihi Vesikaları Dergisi, Ankara, 1976, sayı.74, sh. 74-79. Pontus Cumhuriyeti kurmak amacıyla Trabzon Metropoliti’nin, Paris’te, Batum’da, Trabzon’da, 1919’un Kasım ve Aralığında çalışmalar yaptığını da bilmekteyiz: Bak. Harp Tarihi Vesikaları Dergisi, sayı. 11, Belge, 276, 277, 278. Sertoğlu, Mithat; Trabzon Bölgesinde Rum-Pontus Cumhuriyeti Kurulması Faaliyetleri, İstanbul, 1968, Belgelerle Türk Tarihi Dergisi, İstanbul, 1968, sayı. 11, sh. 4-7, Atatürk Arşivi, Klasör. 4, Dosya. 335/6-1. Fihrist. 41 Kâzım Karabekir, İstiklâl Harbimiz, İstanbul. 1950. sh. 29-31.
    85a Dumont, Paul; une Source Pour L’Etude des Gommunautes Juıve De Turquie: Les Archives Des Alliance Israelite Üniverselle, (Prılozı za Orijantnu Filologıju, vol. 30 Sarajevo, 1980, sh 75-106).
    86 Tunaya, Tank Zafer; Türkiye’de Siyasî Partiler, İst.. 1986, c. II, sh. 186-229
    87 İstiklâl Arşivi, Klasör. 35, Dosya, 137, Fihrist. 9
    88 İstiklâl Arşivi, Klasör. 35, Dosya, 137, Fihrist. 1
    89 İstiklâl Arşivi, Klasör. 35, Fihrist, 2 İngilizlerin bu konuda çalışması vardır. H.T.V.D, sayı. 9, belge 213.
    90 İstiklâl Arşivi, Klasör. 74, Dosya, 278, Fihrist. 38/3-4
    91 İstiklâl Arşivi, Klasör. 35, Dosya, 137, Fihrist. 21.
    92 İstiklâl Arşivi, Klasör. 35, Dosya, 137, Fihrist. 21
    93 İstiklâl Arşivi, Klasör. 5, Dosya, 23, Fihrist. 13/1-2
    94 İstiklâl Arşivi, Klasör. 5, Dosya, 23, Fihrist. 13/3
    95 İstiklâl Arşivi, Klasör. 40, Dosya, 158, Fihrist. 13/4-5-6 Harp Tarihi Vesikaları Dergisi, sayı 12, belge. 306
    96 Aksin Sina; İstanbul Hükümetleri ve Millî Mücadele, İstanbul, 1983, sh. 180-181.
    97 Selek, Sabahattin; Anadolu İhtilâli, İstanbul, 1976, sh. 97-98, Aksin, Sina; İstanbul Hükümetleri ve Millî Mücadele, İstanbul, 1983, sh. 182
    98 Özkaya, Yücel; İstiklâl Savaşında Türk Halkının Kuva-yı Milliye’ye ve Millî Orduya Katkıları, Ankara, 1984, II. Harp Tarihi Semineri, sh. 240
    99 İstiklâl Arşivi, Klasör, 86, Dosya. 144/318, Fihrist. 85
    100 Aksin, Sina; aynı eser, sh. 319, Tunaya, Tarık Zafer; aynı eser, c. II, sh. 382-384
    101 Askerî Tarih Belgeleri Dergisi (Genelkurmay Yayını), Ankara, 1982, sayı. 82, sh.97-100
    102 İstiklâl Arşivi, Klasör, 525, Dosya. 129, Fihrist. 1, Tunaya, Tarık Zafer; aynı eser, c. II. 386-396
    103 Tunaya, Tank Zafer; aynı kitap, c. II, sh. 480-481-518-528
    104 İstiklâl Arşivi, Klasör. 1311, Dosya. 5-A, Fihrist. 9
    105 İstiklâl Arşivi. Klasör 1311, Dosya. 5-A, Fihrist. 9
    106 Tansel, Selahattin; Mondros’tan Mudanya’ya Kadar, Ankara, 1978, c. 3, sh. 26-28.Cebesoy, Ali Fuat; Millî Mücadele Hatıraları, İstanbul, 1953, sh. 298. Arsan, Nimet; Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, Ankara, 1964, IV sh. 235-246
    107 İstiklâl Arşivi, Klasör. 511, Dosya. 198, Fihrist. 9
    108 Aksin, Sina; İstanbul Hükümetleri ve Millî Mücadele, sh. 213-219
    109 İstiklâl Arşivi, Klasör. 209, Dosya. 212, Fihrist. 1 Bak: H.T.V.D. Sayı : 18 Belge 452. Bunlar halkı aldatmak için kendilerini zaman zaman Kuva-yı Milliyeci gibi göstermişlerdir.
    1111 İstiklâl Arşivi, Klasör. 47, Dosya. 180, Fihrist. 5. Cemiyet, 20 Ekim 1919’da hükümetçe fesh edilmiştir. Cemiyete karşı hem Harbiye Nazırı, hem de Heyet-i Temsiliye sürekli suçlamalarda bulunmuşlardır. Bu arada, Nigehbancılann gizlice “Kızıl Hançer Cemiyetini kurduklarını bilmekteyiz. Anzavur, kurmuş olduğu Cemiyet-i Ahmediye vasıtasıyla bunlardan yararlanmak ve bunları Kara Biga’ya göndermek istemişse de, bunların belli başlı elebaşları Divan-ı Harp’te yargılanarak dörder ay hapse mahkûm edilmişlerdir. Ancak, bunların gizli hareketleri daha sonra da sürmüş, 1922’de hükümeti devirmek amacı ile “Necat ve İtilâ Cemiyeti”ni kurmaktan sanık olan bazı Nigehbancılar Divan-ı Harp tarafından çeşitli cezalara çarptırılmışlardır. Tunaya, Tarık Zafer; Türkiye’de Siyasî Partiler, İstanbul, 1986, c. II, sh. 344
    111 İstiklâl Arşivi, Klasör. 47, Dosya, 180, Fihrist. 6
    112 Atatürk Arşivi, Klasör. 24, Dosya, 1336/10-B, Fihrist. 112/5 Mustafa Kemal, 12 ve 14 Ekim tarihlerinde, Harbiye Nazırına çektiği tellerden tam bir sonuç alamadığı için bu şekilde hareket etmek zorunda kalmıştır. Nutuk; Türkçeleştiren İsmet Gönülal, c. 3, sh.119-120.
    113 İstiklâl Arşivi, Klasör. 209, Dosya, 212, Fihrist. 2
    114 İstiklâl Arşivi, Klasör. 209, Dosya, 212, Fihrist. 4-5. Nitekim, 15 Ekim 1919’da Çanakkale Mevki Komutanı Miralay Şevket Nuh Bey’e “Nigehbanctlar aleyhinde hükümet tarafından icraata” başlanmıştır denilmektedir. Atatürk Arşivi, Klasör. 4, Dosya. 335/6-2, Fihrist. 31
    115 İstiklâl Arşivi, Klasör. 209, Dosya, 4, Fihrist. 8
    116 Tunaya, Tarık Zafer; Türkiye’de Siyasî Partiler, c. II, sh. 92-137
    117 Teceddüd gazetesi, No. 1 “9 Kânun-u sanî 1334”.
    118 Genelkurmay Harp Tarihi, Askerî Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı, İstiklâl Arşivi, Klasör. 209, Dolap, 4, Fihrist. 19. Selek, Sabahattin: İttihat ve Terakkî Fırkasının son kongresinin de kendi kendisini (14-19 Kasım 1918) fesh ettiğini, Teceddüd Fırkası haline dönüştüğünü yazar. Bak. sh. 91. Aksin ise, İttihat ve Terakkinin, 5 Kasım 1918’de son toplantısında Teceddüd adı üzerinde durulduğunu, 11 Kasım 1918’de Teceddüd Fırkasının kurulduğunu belirtir. Bak. sh. 36. Tunaya ise, partinin 9 Kasım’da kurulduğunu açıklar,sh. 92. İstiklâl Harbi, c. 1, (Genelkurmay Yayını) ise, 5 Kasım tarihini verir. bak. sh. 125.Elimizdeki belge ise, Teceddüd Fırkası’nın 1 Kasım’da kurulduğunu ortaya koymaktadır.
    119 İstiklâl Arşivi, Klasör. 325. Dosya. 14, Fihrist, 93. Bundan bir süre önce, 29 Aralık 1918’de, İstanbul’da yayınlanan Söz gazetesi Mustafa Kemal Paşa’nın Teceddüd Fırkasına geçeceğini yayınlamış, ancak, Mustafa Kemal, bunu 30 Aralık tarihinde yalanlamıştı. Bayur, Yusuf Hikmet; Atatürk’ün Hayatı ve Eserleri, Ankara, 1963, sh. 169, 196 Tunaya, Tarık Zafer; Türkiye’de Siyasî Partiler, İstanbul, 1986, c. II, sh. 93-94.
    120 İstiklâl Arşivi, Klasör 344, Dosya 34. Fihrist. 39
    121 Harp Tarihi Vesikaları Dergisi, Ankara, 1957, sayı, 21 Belge. 548, 549, 550, 551


    Kaynak : http://www.atam.gov.tr/index.php?Page=DergiIcerik&IcerikNo=12

Benzer Konular

  1. Türkiyedeki Dernekler
    dogangunes Tarafından Super Rehber Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 11-12-2011, 06:41 AM
  2. Atatürk'ün Bağımsızlık konulu özdeyişleri
    simqe Tarafından Mustafa Kemal Atatürk Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 04-03-2010, 01:36 PM
  3. İlginç Dernekler
    Affrodit Tarafından ilginç konular Foruma
    Yorum: 5
    Son mesaj: 07-09-2007, 12:19 PM
  4. Nutuk'tan Ya Bağımsızlık Ya Ölüm
    dogangunes Tarafından Mustafa Kemal Atatürk Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 19-05-2007, 02:33 PM
  5. Nane çayı Hem yararlı ,Hem zararlı:)
    YukseLL Tarafından Alternatif Tıp Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 24-02-2007, 01:45 PM
Yukarı Çık