Dindarı, Kürdü, Alevisi, solcusu azınlıkları şimdiye kadar hep kendilerini "saklayarak" yaşama tutundular. Çünkü insanlar ya "yok" ediliyor ya da akıl almaz bir baskıya maruz kalıyordu.

O baskının bir aracı da İstiklal Mahkemeleri'ydi. Artık o mahkemeler de Türkiye'nin gündeminde. Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç şöyle diyor:

"Dersim'de hukuk yok. İstiklal Mahkemeleri'nde yaşanan olayları hepimiz biliyoruz. Üç Ali'nin önce 'idamın infazına bilahare şahitlerin celbine' diye karar verdiğini biliyorum.

Sorgusuz sualsiz çocuk yaşta olanların büyük acılar içinde idam edildiğini biliyorum. Ve istiklal Mahkemeleri'nin zabıtları meclis başkanlığı yaptığım için biliyorum henüz değişmemiştir, açıklanmamaktadır.

Bunun açıklanmasına meclis başkanlığı karar verecek. Bir de onlar açıklanırsa, kaç tane Dersim faciasının yaşandığını hep beraber göreceğiz."

İstiklal Mahkemeleri tam anlamıyla bir zulüm makinesiydi. 1920-29 arasında binlerce masum ve mazlum insan idam edildi.
Seyit Rıza'ya yaptıkları gibi baba ve oğlu idam almışsa, önce oğul idam edilerek babaya izlettiriliyordu.

Sadece İstiklâl Mahkemesi hâkimlerinden Kara Ali, 3 Mart1931'de Son Posta gazetesine verdiği röportajda, İstiklal Mahkemesi'nin kararıyla kendisinin astığı insan sayısının 5.216 olduğunu söylüyor.

Şapka kanununa karşı çıkanlardan ittihatçılara, komünist örgütlerden saltanatı geri getirmek isteyenlere kadar binlerce insan bu mahkemelerden geçti.

Hatta o kadar ileri gidildi ki İzmir Suikastı gerekçe gösterilerek Kazım Karabekir, Ali Fuat Cebesoy, Refet Bele gibi Kurtuluş Savaşı'nın önemli isimleri suikast sanıklarıyla birlikte yargılandı. İsmet Paşa yargılanmaktan zor kurtuldu.

İskilipli Atıf Hoca ise şapka inkılabından 1.5 yıl önce yazdığı bir kitap yüzünden idam edildi.

Solcu Zekeriya Sertel de ünlü yazarımız Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir Kabaağaç da İstiklal Mahkemeleri kurbanıydı.

Dersim Milletvekili Hasan Hayri'nin başına gelen ise inanılmazdı.

Lozan Anlaşması müzakereleri sırasında Kürt giysisiyle Meclis'e bizzat Atatürk'ün isteğiyle çağrılan ve Türkiye'nin tezini destekleyen Hasan Hayri, 1925'te Şeyh Said isyanına katıldığı ve "Kürt kıyafetiyle meclise geldiği" gerekçesiyle idam edildi.

İstiklal Mahkemeleri cumhuriyet tarihinin en karanlık ve vahşi yüzü... O karanlık yüzle yüzleşmemiz gerekiyor.

Mahmut Övür