Stanislav Petrov ismini duydunuz mu?

Büyük ihtimalle duymadınız ama belki de şu an hayatınızı bu isme borçlusunuz.

Savaş filmleri ve FPS oyunlarından bilirsiniz; bir karargâhta nükleer saldırı alarmları ötmeye ve kırmızı ışıklar yanıp sönmeye başlamışsa; refleks olarak yapılacak ilk iş o "meşhur kırmızı" düğmeye basmaktır. İşte Stanislav Petrov'un, belki de dünyayı nükleer bir savaşa sürükleyecek yapmadığı şey, tam olarak buydu.




ABD ile Sovyet Rusya arasındaki soğuk savaşın en ateşli olduğu 80li yıllarda Sovyetler Birliği, 1 Eylül 1987'de rotasındaki bir sapma sonucu hava sahasına giren ve askeri uçak zannettiği Kore Hava Yollarına ait "Korean Air Lines Flight 007" kodlu sivil uçağı düşürdü. İçlerinde ABD kogre üyesi Lawrence McDonald'ın da bulunduğu 269 yolcu ve mürettebat hayatını kaybetti.




Açık bir savaş nedeni olan ve soğuk savaş tarihinin en önemli olayları arasında yer alan kazadan sonra ABD'nin karşılık vermesine kesin gözüyle bakan Sovyet Rusya; olası bir nükleer füze saldırısı durumunda en kısa zamanda karşılık vermek amacıyla tetikte bekliyordu.

Uçak felaketinden birkaç hafta sonra, 26 Eylül 1983 günü, Sovyet Hava Savunma Gücü’nde Yarbay olarak görev yapan Stanislav Petrov, Moskova yakınlarındaki kod adı Oko olan, Sovyet erken uyarı sistemi karargâhına ev sahipliği yapan, gizli Serpukhov-15 sığınağında nöbetçi subaydı. Petrov’un görevi uydu erken uyarı sistemini gözlemlemek ve Sovyetler Birliği'ne karşı herhangi bir füze saldırısı olması durumunda komutanlarını haberdar etmekti. Böyle bir uyarı durumunda, Sovyet Rusya’nın stratejisi “Karşılıklı Kesin Yıkım Doktrini’nde” (MAD) yer alan “Uyarı Anında Ateşleme” (Launch on Alert) sistemiyle anında karşılık vermek olacaktı.

Nöbet günü gece yarısından kısa bir süre sonra Petrov'un önündeki bilgisayar uyarı verdi ve nükleer saldırı alarmı başladı. Petrov, bir röportajında " Siren sesleri bir ölüyü bile mezarından kaldırabilecek düzeydeydi." diyordu.

Sisteme göre, ABD'den birbiri ardına havalanan 5 kıtalararası nükleer füze hızla Sovyet Rusya'ya doğru gelmekteydi. Petrov'un yapması gereken tek şey önündeki yanıp sönen kırmızı düğmeye basmak ve gerekli mercilere haber göndererek tam ölçekli bir nükleer savaş başlatmaktı. O an için "15 saniyeliğine şok içindeydik. Daha sonra ne olacağını anlamamız gerekiyordu." diyordu Petrov.




Bir bilim adamı olarak yetiştirilen Stanislav Petrov, sığınağın kaotik atmosferine rağmen elindeki bilgiyi doğru analiz etmeyi başardı. ABD, Sovyetlere saldırmak isteseydi sadece 5 tanecik füzeyle saldırmazdı herhalde. Elinde ne kadar nükleer füze varsa gönderirdi. O zamanki radar sistemi de ufkun ötesindeki bir saldırıyı tespit edebilecek kapasitede değildi ve Petrov'un bu kararı yanlış olsaydı Sovyet Rusya'nın karşılık vermek için pek fazla vakti olmayacaktı. Tabiki yeterince emin olmak imkânsızdı ve bu Petrov o an için: "İçimde tuhaf bir duygu vardı. Yanlış yapmak istemiyordum. Bir karar verdim hepsi bu." diyordu.




Daha sonra Petrov'un doğru karar verdiği ortaya çıktı ve güneş ışınlarının yüksek bulutlardaki yansımasının uydu erken uyarı sistemince füze olarak algılandığı anlaşıldı. Hepimiz için çok büyük bir şans olan Stanislav Petrov'un bu serinkanlı kararı, belki de milyonlarca insanın hayatını kurtardı.

Ne yazık ki Petrov'un bu kahramanlığı cezasız kalmadı. Eğer resmi olarak ödüllendirilseydi, komutanlarının ve projeden sorumlu bilim adamlarının eksikliklerini ve hatalarını ortaya çıkaracağı için onların cezalandırılmaları gerekecekti. Acımasız sorgulamalardan sonra sinirsel olarak çöken Petrov daha basit bir göreve getirildi ve erken yaşta emekli edildi.





Merak edenler için kaynaklar: 1,2,3,4,5,6